(Başvuru no: 21807/04)
20 Ekim 2005
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
OLAYLAR
1960 doğumlu başvuran Hüsne Davran Türk vatandaşıdır. Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi (AIHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından S. Akat tarafından temsil edilmektedir.
A. Davanın Koşulları
Davanın nedenleri, tarafların belirttiği gibi şu şekilde özetlenebilir.
Silahlı soygun yapmak suçundan adli sicili bulunan başvuran 6 Aralık 1997 tarihinde, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından bir terörist örgüte üye olmaktan on sekiz yıl dokuz ay ağır hapis cezasına mahkum edilmiştir.
Başvuran Uşak Cezaevi'nde yatmaktayken açlık grevine başlamıştır.
8 Temmuz 2002 tarihinde, Uşak Cumhuriyet Başsavcısı, cezasının infazının devam etmesi durumunda hayati tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla, sağlık durumu kötüleşen başvuranı Uşak Devlet Hastanesi'ne sevk etmiştir. Sekiz doktor başvuranı muayene etmiş ve başvuranın sağlık durumunun özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekmeye elverişli olduğunu belirten bir rapor hazırlamışlardır.
11 Temmuz 2002 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcısı, başvuranın CMUK'un 399. maddesi uyarınca cezasının infazının ertelenmesi yönündeki talebini reddetmiştir.
Başvuran bu karara itiraz etmiş ve Adli Tıp Kurumu tarafından muayene edilmeyi talep etmiştir. Bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcısı 26 Mart 2003 tarihinde başvuranı Adli Tıp Kurumu'na sevk etmiştir.
21 Mayıs 2003 tarihinde Adli Tıp Kurumu başvuranda Wernicke-Korsakoff Sendromu (WK-S) olduğunu tespit etmiş ve hastanın cezasının infazının altı ay süreyle ertelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Adli Tıp Kurumu hazırladığı raporunda, başvuranın cezaevinde kalmasının hiçbir hayati tehlike oluşturmadığını fakat organik aklı hastalığı teşhis edilmesi nedeniyle hayati tehlike bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerekli olmadığını belirtmektedir.
28 Mayıs 2003 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcısı başvuranın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar vermiştir. Başvuran İstanbul'a yerleşmiştir.
Başvuran daha sonra 13, 14, 17, 20 ve 21 Ekim 2003 tarihlerinde İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, 9 Ocak 2004 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Servisi'nde, 5 Aralık 2003 ve 19 Ocak 2004 tarihlerinde ise Adli Tıp Kurumu psikiyatrı tarafından muayene edilmiştir. Bu doktorlar Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nu oluşturmaktadır.
Muayene sonucunda 28 Ocak 2004 tarihinde düzenlenen raporda 3. İhtisas Kurulu başvuranın sağlık durumun ne ceza infazının ertelenmesini ne de af kapsamına girmesini gerektirdiğini belirtmiştir.
26 Şubat 2004 tarihinde Cumhuriyet Savcısı başvuran aleyhine yakalama müzekkeresi çıkarmıştır. Başvuran firar etmiştir.
ŞİKÂYETLER
AİHS'nin 3. maddesine atıfta bulunan başvuran, Wernicke-Korsakoff hastası olduğunu ve olası bir hapsedilmesi durumunun bu madde uyarınca insanlık dışı muamele olarak nitelendirileceğini iddia etmektedir.
AİHM'DEKİ USUL İŞLEMLERİ
Elli üç adet başvurunun bir tanesini oluşturan mevcut davada (Bkz. Tekin Yıldız-Türkiye, no: 22913/04, 10 Kasım 2005), AİHM, İç Tüzüğü'nün Ek Al maddesi uyarınca, esas hakkında incelemesi için ilgili olayların tespit edilmesi amacıyla soruşturma heyeti oluşturmuştur.
AİHM üyeleri arasından üç delegeyi, Türkiye'deki ceza infaz kurumları ile hastanelerde ziyarette bulunmakla görevlendirmiş ve üç uzman doktordan oluşan bir bilirkişi heyetini, öncelikle aralarında başvuranın da bulunduğu ilgili kişilerin sağlık öykülerini değerlendirmek, ardından da bu kişilerin özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekip çekemeyeceklerini belirlemek amacıyla nöropsikiyatrik muayeneler yürütmekle görevlendirmiştir.
23 Ağustos 2004 tarihinde bu görevin en iyi şekilde yürütülmesi amacıyla, AİHM Hükümet'ten, İç Tüzüğü'nün 39. maddesi uyarınca, amaçlanan muayenelerin Bilirkişi Kurulu tarafından yürütülebilmesi için, firari durumda olan başvuranın 6 Eylül 13 Eylül 2004 tarihleri arasında yakalanmamasını talep etmiştir.
AİHM bu görevi çerçevesinde, başvurandan, 11 Eylül 2004 tarihinde muayene edileceği İstanbul Üniversitesi Çapa Hastanesi'ne gitmesini istemiştir. AİHM başvurana, geçerli bir mazereti olmadan bu çağrıya uymaması halinde, AİHS'nin 37§1 c) maddesi uyarınca başvurusunun kayıttan düşeceğini de bildirmiştir.
AİHM'nin bu şekilde gerçekleştirdiği soruşturma görevine ilişkin bilgi Tekin Yıldız-Türkiye kararında yer almaktadır.
HUKUK AÇISINDAN
AİHM, başvuranın 11 Eylül 2004 tarihinde yapılması düşünülen muayeneye gelmediğini gözlemlemektedir.
Başvuranın avukatı, müvekkilinin muayeneye gelmeme sebebini 13 Eylül 2004 tarihinden sonra müvekkilinin yakalanabileceği gerekçesiyle açıklamaya çalışmaktadır.
Hükümet başvurunun kayıttan düşürülmesini talep etmektedir.
AİHM, yeterince desteklenmeyen başvuranın argümanının anlaşılabilir hiçbir çekinceye dayanmadığını, Hükümet'in geçici olarak alınan tüm önlemlere eksiksiz olarak uyduğunu ve soruşturmanın düzenlenmesi ve yürütülmesi aşamasında örnek teşkil edecek şekilde katkıda bulunduğunu gözlemlemektedir.
Başvuran tarafından da gayet iyi bilinen bu koşullar altında, söz konusu kişi Hükümet'in herhangi bir olumsuz tutumundan dolayı endişeli olduğunu iddia edemez. Çünkü ortaya bu türden bir üzücü durumun çıktığı varsayılsa bile, buradan sonuç çıkartacak olan yalnızca AİHM'dir.
Başvuranın, bu konuda yapılan kesin uyarılara rağmen, ortada hiçbir neden yokken kendisi için ayarlanan muayeneye gelmeyerek, bu şekilde kendi başvurusuna ait olguların tespit edilmesini engellememiş olması gerektiğini gözlemlemek AİHM için yeterlidir.
Sonuç olarak AİHM mevcut davada, AİHS'nin 29§3 maddesinin uygulanmasına son verilmesine ve 37§1 c) maddesi uyarınca başvurunun incelenmesine devam edilmesine artık lüzum kalmadığına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
Başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy