(Başvuru no:28480/04)
20 Ekim 2005
KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
OLAYLAR
A. BAŞVURULARIN KAYNAĞI OLAN DAVA KOŞULLARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Başvuranların hepsi Türk vatandaşı olup, çeşitli cezaevlerinde tutuklu bulunmaktadırlar. Bir kısmı tutuklu yargılanmakta, ağır hapis cezası ile hükümlü olan diğer kısmı ise cezalarını çekmektedirler.
Başvuranların hepsi uzun süreli açlık grevi yapmışlar, bu da sağlıklarını olumsuz yönde etkilemiştir. Bu nedenle Adli Tıp Kurumu'na gönderilmişlerdir. Adli Tıp Kurumu; yargılamaya ilişkin alanlarda uzman incelemesi yapmakla mükelleftir. Başvuranları inceleyen Adli Tıp Kurumu, bu kişilerde Wernicke-Korsakoff Sendromu (WK-S) teşhis etmiş ve cezalarının infazının ertelenmesini salık vermiştir.
Bu nedenle, vakaların çoğunluğunda, Cumhuriyet Savcısı ya da yetkili hakim, CMUK'un 399. maddesi uyarınca ve altı ay sonra yeniden muayene edilmeleri şartıyla ceza infazının ertelenmesine karar vermiş ve başvuranlar serbest bırakılmıştır.
Başvuranlar altı ayda bir, Adli Tıp Kurumu tarafından muayene edilmiştir, bu muayeneler neticesinde Adli Tıp Kurumu, ilgililerin sağlık durumlarının düzeldiği ve cezalarının infazının ertelenmesine gerek olmadığı yönünde rapor hazırlamıştır.
Bu raporlar bazılarına altı ay sonunda, bazılarına ise ilgili kişinin sağlık durumuna göre iki ya da üç yıl sonunda verilmiştir.
Bu raporlardan hareketle, yetkili mercii başvuranlar aleyhine "mahkumlara mahsus yakalama müzekkeresi" ya da "yakalama müzekkeresi" çıkarmıştır.
Bu nedenle bazıları yeniden cezaevine konulmuş, bazıları ise firar etmiştir. Başvuranlar hakkındaki kişisel detaylar aşağıda belirtilmiştir.
B. AİHM önündeki yargılama
Bu davalar 53 başvurudan oluşmaktadır ( Tekin Yıldız-Türkiye, no: 22913/04, 10 Kasım 2005). AİHM, 1 Temmuz 2004 tarihinde, içtüzüğüne 7 Temmuz 2003 tarihinde dahil edilen ekle kendisine tanınan görevlerin yerine getirilmesi çerçevesinde, başvurulardan bazıları için, 6 ve 13 Eylül 2004 tarihlerinde Türkiye'de soruşturma yapılmasına karar vermiştir.
Bu nedenle, ceza infaz kurumlarını ziyaret etmek üzere üç hakimden oluşan bir Kurul (AİHM Kurulu) ve elli üç başvuranın sağlık durumlarının cezaevi koşullarına uygun olup olmadığını tespit edecek bir Bilirkişi Kurulu tayin etmiştir.
AİHM Kurulu, hakim, I. Cabral Barreto, M. Tsatsa-Nikolovska ve K. Traja, zabıt katibi V. Berger, Sayıştay denetçisi C. Turmangil, S.Erel, O. Andreotti ve H. Mutaf, mahkeme katibi G.Güllü'den oluşmaktadır.
Bilirkişi Kurulu, Pitié- Salpetriere Tıp Fakültesi, Université Paris VI (Paris, Fransa) da görevli Nörolog ve Profesör Christian Derouesné, Pitié-Salpetriere Hastanesi'nde ( Paris, Fransa) görevli nöropsikolog Francis Bolgert, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde ( İstanbul,Türkiye) görevli psikiatr ve başkan yardımcısı olarak görev yapan Doğan Yeşilbursa'dan oluşmaktadır.
23 Ağustos 2004 tarihinde, bu soruşturma görevinin iyi neticelenmesi amacıyla, AİHM Hükümet'ten içtüzüğünün 39. maddesi uyarınca, yukarıda belirtilen incelemelerin yapılacağı 6-13 Eylül 2004 tarihleri arasında, firarda olan başvuranları tutuklamamasını istemiştir. Buna paralel olarak, AİHM serbest olan başvuranlara (firari olanlar ya da CMUK'un 399. maddesi uyarınca ceza infazının ertelenmesine karar verilenler) İstanbul Çapa Tıp Fakültesi'ne gelmeleri çağrısında bulunmuştur. Başvuranlar burada muayene edilecektir. Bu çağrı yapılırken, geçerli bir mazeret bildirmeyerek bu çağrıya uymayanların, AİHS'nin 37 § 1. maddesinin c) bendi uyarınca davalarının zabıtlardan düşürüleceğine dikkatleri çekilmiştir. Hükümet ise, sağlık muayenelerinin yapılması için başvuranların hazır bulunmasını sağlamaya davet edilmiştir.
1. Ceza infaz kurumlarına yapılan ziyaretler
AİHM heyeti Türkiye'de bulunan farklı tiplerdeki ceza infaz kurumlarında hüküm süren fiziksel koşullar hakkında fikir edinmek maksadı ile başvuranların avukatlarının ve Hükümet temsilcilerinin eşliğinde, F tipi iki cezaevini (Tekirdağ ve Kocaeli), H tipi iki cezaevini (Bayrampaşa-İstanbul) ziyaret etmiştir. Bu ziyaretler sırasında heyet ayrıca, cezaevi personeli ile savcı ve doktorlarla görüşmüştür.
Heyetin Bayrampaşa Cezaevi ve bu cezaevinin sağlık birimini ziyareti sırasında kendisine bilirkişi kurulu da eşlik etmiştir.
Heyet, bu görevi süresince sözkonusu olan otuz bir başvuranın, onu ile görüşmüştür.
2. Bilirkişi Kurulu tarafından yürütülen sağlık muayeneleri
AİHM, başvuranlarda nörolojik veya psikiyatrik sorunlar bulunup bulunmadığını, şayet bulunuyorsa bunların ne ölçüde cezaevi yaşamına uyum sağlayabileceklerini belirlemekle bilirkişi kurulunu görevlendirmiştir. Sözkonusu kurul ayrıca, gerektiğinde, Türk adli tıp organları tarafından oluşturulduğu haliyle başvuranın sağlık dosyasını incelemekle görevlendirilmiştir.
Bu bağlamda bilirkişi kurulu öncelikle, bu gruptaki tüm vakalarda, ilgililerin nöropsikiyatrik rahatsızlıklarını açlık grevleri ile açıkladıklarını ve Adli Tıp Enstitüsü'nün tanısına uygun olarak bunların Wernicke Korsakoff Sendromu'nda görülenlerle aynı olduğunu belirttiklerini ortaya koymaktadır.
Buradan hareketle bilirkişi kurulu, mahkumlarda olası aşırı yükleme öğelerini ve Wernicke Korsakoff Sendromu'nun gerçek özelliklerini ortaya çıkarmak amacı ile standart sağlık muayenelerine başvurmaya karar vermiştir.
8 Haziran 2005 tarihinde, AİHM inceleme sonunda Bilirkişi Kurulu tarafından hazırlanan sağlık raporlarını taraflara sunmuştur.
Başvuranların her birine ilişkin olarak hazırlanan sağlık raporlarının ilgili kısımları aşağıda belirtilmiştir.
D. Başvuranların her birine ait olaylar ve AİHM Bilirkişi Kurulu'nun her başvuran için düzenlediği sağlık raporu örnekleri
1. Tahir ÖZGÜR ( başvuru no: 28480/04)
Başvuran, 1 Nisan 1998 tarihinde, tutuklu yargılanmak üzere Kocaeli Cezaevine konulmuştur. Başvuran, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanmıştır.
30 Aralık 2002 tarihli bir raporla, Adli Tıp Kurumu, başvuranın sağlık durumunun cezaevi koşullarına uygun olmadığına karar vermiştir. Bununla birlikte, CMUK'un 399. maddesinin "tutukluların" değil de, "hükümlülerin" serbest bırakılmasını öngördüğü gerekçesiyle başvuran serbest bırakılmamıştır.
21 Ekim 2003 tarihli bir raporla Adli Tıp Kurumu, başvuranın özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekebileceği sonucuna varmıştır. Bu nedenle başvuran serbest bırakılmamıştır.
30 Haziran 2004 tarihli ve 5190 sayılı Kanunla, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıştır. 12 Kasım 2004 tarihinde, davaya bakan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın tutuklu yargılanma süresinin uzunluğunu ve Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen azami ceza süresini gözönünde bulundurarak, başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, ilk konulan WK-S tanısının geçerliliğinin kalmadığını, bununla birlikte mevcut sağlık durumu gözönüne alındığında, sözkonusu kişinin hapis cezasını çekmesi için bir engel bulunmadığı belirtilmektedir.
2. İhsan CİBELİK ( başvuru no:29223/04)
Başvuran, 16 Nisan 1998 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından on iki yıl altı ay ağır hapis cezasına mahkum edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu, 14 Ocak 2002 tarihli bir raporla başvuranın cezasının ertelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
25 Aralık 2003 tarihinde, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcısı cezanın ertelenmesine ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu, 25 Aralık 2003 tarihli bir raporla başvuranın özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekebileceği sonucuna varmıştır.
23 Ocak 2004 tarihinde, başvuran Sincan Cezaevine konulmuştur.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, mevcut durumda başvuranın hapis cezasını çekmesi için bir engel bulunmadığı belirtilmektedir.
3. Alişan YILMAZ ( başvuru no: 28967/04)
Başvuran, 3 Mart 1998 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından on iki yıl altı ay ağır hapis cezasına mahkum edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu, 21 Mart 2003 tarihli bir raporla başvuranın cezasının ertelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
27 Mart 2003 tarihinde, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcısı erteleme kararı vermiş ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu, 12 Nisan 2004 tarihli bir raporla başvuranın sağlık durumunun artık cezaevi koşulları ile uyumlu olduğu sonucuna varmıştır. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcısı yakalama emri çıkarmıştır.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, 3. İhtisas Kurulu'nun ikinci muayene sonrasında, hastanın temaruz ettiği kanısının doğrulandığı, sözkonusu kişinin hapis cezasını çekmesi için hiçbir engel bulunmadığı belirtilmektedir.
4. Hüseyin SIKTAŞ ( başvuru no:28925/04)
Başvuran, 31 Ekim 2001 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından on bir yıl üç ay ağır hapis cezasına mahkum edilmiştir.
29 Temmuz 2003 tarihli bir raporla, Tekirdağ Devlet Hastanesi başvuranın Adli Tıp Kurumu tarafından muayene edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu, 28 Nisan 2004 tarihli bir raporla, başvuranın sağlık durumunun cezasının ertelenmesini gerektirmediği sonucuna varmıştır.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, temaruz tanısının doğrulandığı, hapis cezasının infazını engelleyecek hiçbir durumun bulunmadığı belirtilmektedir.
5. Kasım AKSAKA ( başvuru no: 28895/04)
Başvuran 3 Mart 1993 tarihinde yakalanmış ve hakkında tutuklu yargılanmasına karar verilmiştir.
Başvuran, 23 Mayıs 1996 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından on beş yıl ağır hapis cezasına mahkum edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu, 8 Mayıs 2003 tarihli bir raporla başvuranın cezasının ertelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
21 Mayıs 2003 tarihinde, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcısı erteleme kararı vermiş ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu, 29 Ocak 2004 tarihli bir raporla, başvuranın özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekebileceği sonucuna varmıştır,
26 Şubat 2004 tarihinde başvuran yeniden cezaevine konulmuştur.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, mevcut titremenin WK-S teşhisiyle ilgili olmadığı, sözkonusu kişinin hapis cezasını çekmesi için bir engel bulunmadığı belirtilmektedir.
6. Menderes SADIKOĞULLARI (başvuru no: 28904/04)
30 Ocak 2001 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu, 22 Ocak 2003 tarihli bir raporla, başvuranın on ay süresince serbest bırakılması gerektiğine karar vermiştir.
Bununla birlikte, CMUK'un 399. maddesinin "tutukluların" değil de, "hükümlülerin" serbest bırakılmasını öngördüğü gerekçesiyle başvuran serbest bırakılmamıştır.
Adli Tıp Kurumu 7 Ocak 2004 tarihli bir raporla, başvuranın sağlık durumunun cezaevi koşulları ile uyumlu olduğu sonucuna varmıştır. Bu nedenle başvuran serbest bırakılmamıştır.
17 Eylül 2004 tarihinde, davaya bakan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasının ardından, 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanun'u uyarınca başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, ilk WK-S teşhisinin tespit edilmediği, halihazırda tespit edilen unsurun temaruzla karışık anksiyete olduğunu ve ilgili kişinin cezasının infazını engelleyecek hiçbir unsurun bulunmadığı belirtilmektedir.
7. Dursun BÜTÜNER ( başvuru no: 28854/04)
Başvuran 26 Ekim 1993 tarihinden beri tutuklu bulunmaktadır.
Adli Tıp Kurumu 11 Aralık 2003 tarihli bir raporla başvuranın cezasının ertelenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bununla birlikte, CMUK'un 399. maddesinin "tutuklulara" değil de, "hükümlülere" uygulanması ve 17 Aralık 2003 tarihinde verilen kararın kesinleşmemesi, bu nedenle hükümlü sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle başvuran serbest bırakılmamıştır.
Adli Tıp Kurumu 28 Nisan 2004 tarihli bir raporla, başvuranın sağlık durumunun bundan böyle cezaevi koşulları ile uyumlu olduğu sonucuna varmıştır.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilk kısımlarında başta konan WK-S tanısının abartılı olduğunu ve şu anda gözlemlenen semptomların başvuranın cezasının infazına engel teşkil etmediğini belirtmiştir.
8. Murat Bahçeli (başvuru no: 28915/04)
Başvuran 3 Eylül 1996 tarihinden beri tutuklu yargılanmaktadır. 28 Aralık 2001 ve 4 Nisan 2002 tarihlerinde Adli Tıp Kurumu başvuranın geçici olarak serbest bırakılması yönünde görüş bildirmiştir.
Bununla birlikte başvuranla birlikte suçlanan ve geçici olarak serbest bırakılan diğer kişilerin firar edip ülkeyi terk ettikleri veya başka suçlara karıştıkları gerekçesiyle başvuran serbest bırakılmamıştır.
20 Mayıs 2002 tarihinde başvuran, İstanbul DGM tarafından ömür boyu ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 8 Ekim 2003 tarihli bir raporla başvuranın sağlık durumunun artık cezaevi koşulları ile uyumlu olduğu sonucuna varmıştır.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, başvuranın hiçbir anomali göstermediği, ilk konulan WK-S tanısının abartılı olduğu ve sözkonusu kişinin hapis cezasını çekmesi için bir engel bulunmadığı belirtilmektedir.
9. Ali Rıza Seçik (başvuru no: 28979/04)
İstanbul DGM başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu 28 Aralık 2001 tarihinde başvuranın geçici olarak serbest bırakılması yönünde görüş bildirmiştir.
Bununla birlikte başvuranla birlikte suçlanan ve geçici olarak serbest bırakılan diğer kişilerin firar edip ülkeyi terk ettikleri veya başka suçlara karıştıkları gerekçesiyle başvuran serbest bırakılmamıştır.
Adli Tıp Kurumu 8 Ekim 2003 tarihli bir raporla başvuranın özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekebileceği sonucuna varmıştır.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, 3. İhtisas Kurulu tarafından saptanan bozuklukların WK-S olmadığı ve sözkonusu kişinin hapis cezasını çekmesi için hiçbir engel bulunmadığı belirtilmektedir.
10. Hasan Gülbahar (başvuru no: 27375/04)
Başvuran 25 Nisan 1996 tarihinde Kayseri DGM tarafından on sekiz yıl dokuz ay ağır hapis cezasına mahkum edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 21 Ekim 2002 tarihli bir raporla, başvuranın cezasının infazının altı ay süreyle ertelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
8 Kasım 2002 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı'nın, erteleme talebini reddetmesi üzerine başvuran itiraz da bulunmuştur. Sözkonusu itiraz, farklı mahkemeler arasında bir yıl boyunca görev uyuşmazlığı konusu olmuştur.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, başta konan WK-S tanısının organik olmadığı dolayısıyla, hapis cezasının uygulanmasına engel teşkil etmediği sonucuna varılmıştır.
11. Yavuz Ateş (başvuru no: 27370/04)
20 Haziran 1998 tarihinde İstanbul DGM tarafından başvuran hakkında tutuklu yargılama kararı verilmiştir.
3 Aralık 2003 tarihinde başvuran İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ömür boyu ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.
Başvuran Kocaeli Devlet Hastanesi'nde birçok kez muayene edilmiş, fakat Adli Tıp Kurumu'na çıkarılmamıştır.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, başlangıçta konan WK-S tanısının teşhis edilmediği, şu anda organik rahatsızlık bulgusu saptanmadığı ve organik olmayan unsurların cezanın infaz edilmesini engellemediği belirtilmiştir.
12. Baki Yaş (başvuru no: 25514/04)
3 Ekim 1995 tarihinde başvuran Ankara DGM tarafından ömür boyu ağır hapis cezasına mahkum edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 22 Nisan 2003 tarihli bir raporla başvuranın cezasının ertelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
22 Nisan 2003 tarihinde Tekirdağ Cumhuriyet Savcısı CMUK'un 399. maddesi uyarınca başvuranın cezasının infazını ertelemiş ve altı ay süreyle serbest bırakılmasına karar vermiştir.
13 Ocak 2004 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı, muayeneye gelmeyen başvuran hakkında yakalama müzekkeresi çıkartmıştır.
Başvuran 17 Şubat 2004 tarihinde yeniden hapsedilmiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, başvuranın cezasının infazını engelleyecek hiçbir bulgu tespit edilmediğini belirtilmiştir.
13. Savaş Erbektaş (başvuru no: 24135/04)
8 Nisan 1996 tarihinde başvuran Ankara DGM tarafından oniki yıl altı ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 10 Nisan 2003 tarihli raporunda başvuranın cezasının infazının ertelenmesine karar vermiştir.
23 Nisan 2003 tarihinde Kırşehir Cumhuriyet Savcısı CMUK'un 399. maddesi uyarınca başvuranın cezasının infazını ertelenmesine karar veriştir.
Adli Tıp Kurumu 19 Eylül 2003 tarihli raporunda, başvuranın sağlık durumunun artık cezasının infazının ertelenmesini gerektirmediğine karar vermiştir.
3 Mayıs 2004 tarihinde başvuran yeniden hapsedilmiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, başvuranın sergilediği tablonun WK-S tanısı ile bağdaşmadığı ve daha çok bir temaruz gibi göründüğü, dolayısıyla cezanın infazının ertelenmesini gerektirecek unsurların bulunmadığı belirtilmiştir.
14. Hakkı Alpan (başvuru no: 22731/04)
1999 yılında Malatya DGM tarafından yargılanan başvuranın tutuklu yargılanmasına karar verilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 3 Ağustos 2001 tarihli bir raporla başvuranın geçici olarak serbest bırakılması yönünde görüş bildirmiştir.
28 Ağustos 2001 tarihinde, başvuranın bu rapora dayanarak yaptığı tutuksuz yargılanma talebi Malatya DGM tarafından reddedilmiş ve ilgili kişi 30 Nisan 2001 tarihinde ömür boyu ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 5 Eylül 2003 tarihli raporuyla başvuranın artık özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekebileceğine karar vermiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, başta konan WK-S tanısının objektif bulgulara dayanıyor görünmekle birlikte son raporun amnezik rahatsızlıkların gerçekliğine şüphe düşürdüğünü, fakat raporda bunların tamamen ortadan kalktığının belirtilmediği kaydedilmiştir. Yapılan muayenede sadece aşil refleksinin kaybolduğunun saptandığı fakat bunun WK-S ile bir ilgisini olmadığı ve organik olmayan bulgulara rastlandığı belirtilmiştir. Sonuç olarak Bilirkişi Kurulu, başvuranın sağlık durumunun cezanın infazının ertelenmesini gerektirmediği sonucuna varmıştır.
15. Hasan Basri Ünlü ( başvuru no: 22938/04)
Başvuran 11 Ekim 1993 tarihinde Malatya DGM tarafından on iki yıl altı ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 9 Ekim 2002 tarihli raporla başvuranın cezasının infazının ertelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
14 Ekim 2002 tarihinde Tekirdağ Cumhuriyet Savcısı başvuranın cezasının infazını ertelemiş ve ilgili kişinin serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu 25 Aralık 2003 tarihli bir raporla başvuranın sağlık durumunun artık cezaevi koşullarına uygun olduğuna karar vermiştir.
27 Ocak 2004 tarihinde başvuran Tekirdağ Cezaevi'nde yeniden hapsedilmiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, WK-S'ye ait rahatsızlıkların varlığını dışlamamakla birlikte, aşırı yükleme bulgularının bu rahatsızlıkların değerlendirilmesini zorlaştırdığı belirtilmiştir. Sonuç olarak Bilirkişi Kurulu, hastanın yaşadığı zorlukların, cezasının infazı için hayati bir tehlike arz etmediğine karar vermiştir.
16. Fatime Akalın (başvuru no: 21844/04)
Başvuran 23 Haziran 1998 tarihinde Ankara DGM tarafından onbeş yıl ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 25 Temmuz 2001 tarihli bir raporla, başvuranın cezasının infazının ertelenmesine karar vermiş ve aynı gün Gebze Cumhuriyet Savcısı cezanın infazını erteleyerek başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu 29 Temmuz 2002 tarihinde başvuranın Cumhurbaşkanı affından yararlanması gerektiği sonucuna varmıştır. Bu esnada Cumhuriyet Savcısı başvuranın yeniden muayene edilmesini talep etmiş, Adli Tıp Kurumu ise 17 Mart 2004 tarihli bir yazıyla, Cumhuriyet Savcılığı'na başvuranın muayene olmayı reddettiğini ve başvuranla yapılan görüşmede ilgili kişide daha önceden tespit edilen bulgularda bir iyileşme gözlendiğini ve şayet muayene olmayı kabul ederse yeni bir rapor düzenlenebileceğini bildirmiştir.
Bu yazının ardından Cumhuriyet Savcısı 22 Mart 2004 tarihinde başvuran hakkında yakalama müzekkeresi çıkartmıştır.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, başvuranın daimi olarak WK-S'ye ait gerçek rahatsızlıklar gösterdiğini, bu rahatsızlıkların, başvuranın cezasının infazının ertelenmesi yönündeki raporda saptananlarla paralel olduğunu ve bu tedbirin kaldırılmasını salık veren son raporun anlaşılmasının güç olduğu belirtilmiştir. Kurul şu anda sözkonusu rahatsızlıkların cezaevi ortamında hayatı zorlaştıracak nitelikte olmakla birlikte, kesin bir engel teşkil ettiğinin söylenemeyeceğini belirtmiştir.
17. Cengiz Kumanlı (başvuru no: 24187/04)
Başvuran 4 Temmuz 1995 tarihinde Ankara DGM tarafından ömür boyu hapse mahkum edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 23 Eylül 2002 tarihli bir raporla başvuranın cezasının ertelenmesi yönünde görüş bildirmiştir.
22 Ekim 2002 tarihinde Edirne Cumhuriyet Savcısı, CMUK'un 399. maddesi uyarınca başvuranın cezasının infazının ertelenmesine karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu 15 Ekim 2003 tarihli raporunda başvuranın sağlık durumunun artık cezanın infazının ertelenmesini gerektirmediği sonucuna varmıştır.
5 Şubat 2004 tarihinde başvuran yeniden hapsedilmiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, başta konan WK-S tanısının hafıza ve bilişsel sorunlara dayandığı ve sadece bunlardan yola çıkarak kesin bir şekilde WK-S tanısının koyulamayacağı belirtilmiştir. Sonuç olarak Kurul, şu anda başvuranın hapis cezasının infazını engelleyen herhangi bir bulgunun mevcut olmadığı sonucuna varmıştır.
18. Cemalettin Gürzoğlu (başvuru no: 21862/04)
Başvuran 18 Eylül 1998 tarihinde İstanbul DGM tarafından oniki yıl altı ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 8 Ocak 2003 tarihli bir raporla başvuranın cezasının infazının ertelenmesi yönünde görüş bildirmiştir.
13 Ocak 2003 tarihinde Kırklareli Cumhuriyet Savcısı başvuranın cezasının ertelenmesine karar vermiş ve başvuran serbest bırakılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 21 Kasım 2003 tarihli raporunda başvuranın sağlık durumunun artık cezanın infazının ertelenmesini gerektirmediği sonucuna varmıştır.
15 Ocak 2004 tarihinde başvuran yeniden hapsedilmiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, başvuranın hapis cezasının infazını engelleyecek hiçbir durumun bulunmadığı yer almaktadır.
19. Hüseyin AKIŞ (başvuru no: 21294/04)
Başvuran 7 Ağustos 2000 tarihinde, Diyarbakır DGM tarafından ömür boyu ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 8 Mayıs 2003 tarihli raporla, başvuranın cezasının infazının ertelenmesi sonucuna varmıştır.
Kırklareli Cumhuriyet Savcısı, 22 Mayıs 2003 tarihinde, cezanın ertelenmesine ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu, 17 Kasım 2003 tarihli raporla, başvuranın sağlık durumunun cezasının ertelenmesini gerektirmediği sonucuna varmıştır.
Başvuran 10 Aralık 2003 tarihinde yeniden cezaevine konulmuştur.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, başvuranda baş gösteren anomalilerin organik nitelikli olmadığından, cezasının infazını engelleyen bir durum arz etmedikleri yer almaktadır. Daha önce konulan WK-S teşhisinin abartılı olduğu görülmektedir.
20. Muhammet ŞAHİN (başvuru no: 20767/04)
İstanbul DGM, 15 Ağustos 1996 tarihinde başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu 15 Ocak 2003 tarihli raporla, başvuranın geçici olarak serbest bırakılmasını tavsiye etmiştir.
Kırklareli Cumhuriyet Savcısı, 24 Ocak 2003 tarihinde, başvuranın CMUK'un 399. maddesinin, hükümlülerin cezasının infazının ertelenmesini öngördüğü ve tutukluların durumunu kapsamadığı gerekçesiyle dile getirilen serbest bırakılma talebini reddetmiştir.
Adli Tıp Kurumu 5 Aralık 2003 tarihinde, başvuranın sağlık durumunun cezasının infazının ertelenmesini haklı göstermediği sonucuna varmıştır.
Kırklareli Savcısı, Adli Tıp Kurumu'nun Genel Kurulu'ndan başvuranın durumunun yeniden değerlendirilmesini istemiştir. Genel Kurul 18 Mart 2004 tarihinde, 5 Aralık 2003 tarihli rapor sonuçlarını kabul etmiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, aşırı yüklenme belirtilerinin görüldüğü ve hapis cezasının infazını engelleyecek hiçbir durumun bulunmadığı yer almaktadır.
21. Eylem ÇEVİK (başvuru no: 17175/04)
1995 yılında başvuran İstanbul DGM tarafından on sekiz yıl ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 10 Nisan 2003 tarihli raporla, cezasının infazının ertelenmesi sonucuna varmıştır.
Aynı gün Kırşehir Cumhuriyet Savcısı, cezanın ertelenmesine ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu, 29 Eylül 2003 tarihli raporla başvuranın sağlık durumunun bundan böyle cezaevi koşullarına uygun olduğu sonucuna varmıştır.
Savcı 14 Ekim 2003 tarihinde yakalama müzekkeresi çıkarmıştır. 23 Ekim 2003 tarihinde başvuran yeniden cezaevine konulmuştur.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, yapılan muayenede hapis cezasının çekilmesinde engel oluşturacak hiçbir belirtinin bulunmadığı yer almaktadır.
22. Kemal BOLAT (başvuru no: 13570/04)
Ankara DGM 23 Şubat 1998 tarihinde, başvuranı yirmi dört yıl ağır hapis cezasına çarptırmıştır.
Adli Tıp Kurumu, 1 Kasım 2002 tarihli raporla cezanın infazının ertelenmesinin gerekli olduğu sonucuna varmıştır.
Kırşehir Cumhuriyet Savcısı, 7 Kasım 2002 tarihinde cezanın ertelenmesine ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu, 27 Ekim 2003 tarihli raporla, başvuranın sağlık durumu nedeniyle, cezanın ertelenmesi süresinin uzatılmasının gerekli olmadığı sonucuna varmıştır.
Başvuran 2 Aralık 2003 tarihinde yeniden cezaevine konulmuştur.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, 3 no'lu Daire'nin vardığı sonuçlar arasındaki farklılıkları anlamak zor olsa da, İstanbul Üniversite Hastanesi'nin vardığı sonuçların aynı yönde olduğu yer almaktadır. Sonuç olarak, bozukluklardaki şüpheli gerileme, tam olarak organik nitelikli olmayan mevcut düzensizlikleri açıklamamaktadır. Hiç kuşku yok ki, bu bozukluklar anksiyete ve aşağı yukarı istemli olan aşırı yüklenme sonucuna bağlıdır. Her ne olursa olsun mevcut unsurlar hapis cezasının uygulanmasına engel teşkil edecek nitelikte değildirler.
23. Necati ÖNDER (başvuru no: 13449/04)
15 Ekim 1997 tarihinden bu yana tutuklu olan başvuran, Adana DGM tarafından on iki yıl dokuz ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu, 14 Ocak 2002 tarihli raporla, cezanın infazının ertelenmesinin gerekli olduğu sonucuna varmıştır.
Aynı gün Osmaniye Cumhuriyet Savcısı, cezanın ertelenmesine ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Cumhuriyet Savcılığı'nın talebi üzerine başvuran 25 Aralık 2003 tarihinde, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırılmıştır. Başvuran sekiz uzman doktor tarafından muayene edilmiş ve doktorlar da 14 Ocak 2004 tarihinde, başvuranda nörolojik ya da psikolojik hastalığının bulunup bulunmadığını değerlendirmeyi sağlayacak tıbbi verilerin bulunmadığı sonucuna vardıklarını rapor etmişlerdir. Ayrıca sözkonusu rapor travma sonrası stres nedeniyle başvuranın, 26 Temmuz 2002'den 2 Ağustos 2002'ye kadar, 10 Eylül 2002'den 22 Ekim 2002'ye kadar ve en son 23 Ekim 2002'den 20 Ocak 2003'e kadar üç kez hastaneye kaldırılması sırasında, cezasının infazının ertelenmesini haklı kılacak hiçbir tıbbi unsur ortaya çıkmamıştır.
30 Mart 2004 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı yakalama müzekkeresi çıkartmış ve başvuran tekrar cezaevine konulmuştur.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, ilk WK-S teşhisinin inandırıcı temellere dayanmadığı yer almaktadır. Halihazırda yapılan muayenede, hapis cezasının uygulanmasına engel oluşturmayacak organik olmayan belirtiler ortaya çıkmaktadır.
24. Kemal AKYÜZ (başvuru no: 11244/04)
14 Haziran 2001 tarihinde başvuran Ankara DGM tarafından mahkum edilmiştir.
17 Ekim 2002 tarihli raporla Adli Tıp Kurumu cezanın infazının ertelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
27 Ekim 2002 tarihinde Edirne Cumhuriyet Savcısı, cezanın ertelenmesine ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu 29 Ocak 2004 tarihli raporla, başvuranın sağlık durumunun cezanın ertelenmesini gerekli kılmadığı sonucuna varmıştır. Bunun üzerine Cumhuriyet Savcısı yakalama müzekkeresi çıkarmıştır.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, ilk WK-S teşhisinin, daire tarafından yapılan muayene açıklayıcı olmadığından dolayı şüpheli göründüğü yer almaktadır. Her halükarda Kurul'un yaptığı muayenede başvuranın cezasının infazını engelleyecek hiçbir unsur ortaya çıkmamıştır.
25. İsmet ÖZDEMİR (başvuru no: 10911/04)
Ankara DGM 3 Kasım 1999 tarihinde, başvuranı terör örgütüne mensup olduğu ve birçok silahlı saldırıya katıldığı gerekçesiyle ömür boyu ağır hapis cezasına çarptırmıştır.
Adli Tıp Kurumu 6 Kasım 2002 tarihli raporla, başvuranın cezasının infazının ertelenmesi kararının altı ay uzatılmasını salık vermiştir.
Kırşehir Cumhuriyet Savcısı 12 Kasım 2002 tarihinde, cezanın ertelenmesine ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu 12 Mayıs 2003 tarihli raporla, sözkonusu hastalık uzun sürebileceğinden dolayı, süre belirtmeden cezanın infazının ertelenmesini tavsiye etmiştir.
Kırşehir Cumhuriyet Savcısı, 20 Mayıs 2003 tarihinde, süre belirtmeden ertelemeyi uzatmıştır. Ardından Adli Tıp Kurumu'ndan, Anayasa'nın 104. maddesine göre Cumhurbaşkanlığı affından yararlanabilmesi amacıyla başvuranın yeniden muayene edilmesini istemiştir. Ancak Adli Tıp Kurumu, 15 Ekim 2003 tarihli raporuyla, altı ay cezanın ertelenmesini salık vermiş ve bu süre sona erdiğinde, Anayasa'nın 104. maddesi gereğince sağlık durumunun tespit edilmesi için başvuranın gönderilmesini istemiştir.
Adli Tıp Kurumu 26 Aralık 2003 tarihinde, başvuranı yeniden muayene ettikten sonra, nihai raporunun düzenlenmesi için başvuranın üç hafta süresince psikiyatrik gözetimde tutulmasını istemiştir.
Başvuran 27 Mayıs 2004 tarihinde, Adli Tıp Kurumu tarafından psikiyatrik gözetime alınmıştır. Bunun sonucunda 17 Haziran 2004 tarihinde düzenlenen sağlık raporunda, başvuranda depresif bozukluk bulunduğu belirtilmiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, daha önce konulan WK-S teşhisinin kesin görünmediği ve buna benzer bozukluklara ilişkin hiçbir unsur bulunmadığı yer almaktadır. Nöropsikolojik muayenede gözlemlenen zorluklar dikkat eksikliğiyle ilintilidir ve büyük olasılıkla aşırı yüklenme belirtileridir. Her halükarda zorluklar hafif olup, başvuranın cezasının uygulanmasına engel oluşturmamaktadır.
26. İsmail ve Serkan AYDOĞAN (başvuru no: 7018/04)
İstanbul'da ikamet eden İsmail Aydoğan kendi adına ve tutuklu bulunan oğlu Serkan Aydoğan adına başvurusunu yapmıştır.
İsmail Aydoğan, hastalığına rağmen oğlunun cezaevinde bulunmasından duyduğu üzüntüyü ileri sürmektedir.
23 Eylül 1998 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Serkan Aydoğan, 16 Şubat 2000 tarihinde İstanbul DGM tarafından on altı yıl yedi ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu, 22 Haziran 2001 tarihli raporla cezanın infazının ertelenmesinin gerekli olduğu sonucuna varmıştır.
Kocaeli Cumhuriyet Savcısı, 10 Aralık 2001 tarihinde, CMUK'un 399. maddesi uygulanarak cezanın ertelenmesine ve başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Adli Tıp Kurumu, 29 Eylül 2003 tarihli raporla başvuranın sağlık durumunun cezanın ertelenmesini gerektirmediği sonucuna varmıştır.
12 Ocak 2004 tarihinde başvuran tekrar cezaevine konulmuştur.
Başvuran 2 Mart 2004 tarihinde, Kocaeli Devlet Hastanesi'nin cezaevi bölümüne kaldırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu, 31 Mart 2004 tarihinde, başvuranı yeniden muayene etmiş ve özgürlükten yoksun bırakılma cezasını çekmeye elverişli olduğu sonucuna varmıştır.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, daha önce konulan WK-S teşhisinin nörolojik ve nöropsikolojik bozukluklarla doğrulandığı yer almaktadır. Ancak halihazırda sözkonusu bozukluklar, başvuranın tutuklu bulundurmasını engellemesi için yeterince ciddi değildir.
27. Turan TALAY (başvuru no: 4824/03)
Başvuran 12 Kasım 1999 tarihinde, Erzurum DGM tarafından on iki yıl altı ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır. Başvuran hakkında daha önce başka bir mahkumiyet kararı olduğundan cezalar toplanmış ve sonuç olarak cezası on sekiz yıl altı ay ağır hapis olarak belirlenmiştir.
Adli Tıp Kurumu 24 Ekim 2002 tarihli raporla, başvuranın cezasının ertelenmesini salık vermiştir.
Kocaeli Cumhuriyet Savcısı, 11 Kasım 2002 tarihinde, bir devlet hastanesinin cezaevi bölümünde tedavi görebileceği gerekçesiyle başvuranın erteleme talebini reddetmiştir.
26 Kasım 2002 tarihinde sözkonusu karara başvuranın yaptığı itiraz Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
Başvuran hakkında AİHM Bilirkişi Kurulu sağlık raporunun ilgili kısımlarında, mevcut durumda hapis cezasının infazı için engel bulunmadığı yer almaktadır.
28. Tamer TUNCER (başvuru no: 14445/02)
Başvuran 28 Mayıs 1998 tarihinde gözaltına alınmış ve ardından terör örgütüne mensup olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştır.
Adli Tıp Kurumu 23 Ocak 2002 tarihli raporla, başvuranın altı ay serbest bırakılması gerektiği sonucuna varmıştır.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı, sağlık nedeniyle cezaların infazının ertelenmesini içeren CMUK'un 399. maddesinin tutukluların değil hükümlülerin durumunu öngördüğü gerekçesiyle başvuranın serbest bırakılması talebini reddetmiştir. Başvuran bu karara itiraz etmiştir. Yapılan itiraz 28 Ocak 2002 tarihinde İstanbul DGM tarafından reddedilmiştir.
Başvuran 26 Nisan 2002 tarihinde İstanbul DGM tarafından idam cezasına çarptırılmıştır. 20 Eylül 2002 tarihinde sözkonusu ceza, idam cezasını kaldıran yasal ve anayasal değişikliklerin ardından ömür boyu ağır hapis cezasına çevrilmiştir.
Bu karar, usul hatası nedeniyle 27 Ocak 2003 tarihinde Yargıtay tarafından bozulmuş, başvuran tarafından yapılan başvuru aynı tarihte reddedilmiştir.
Başvuran halen Kandıra Cezaevinde hükümlü bulunmaktadır ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önündeki yargı süreci devam etmektedir.
AİHM Bilirkişi Kurulu'nun hazırladığı sağlık raporundan ilgili bölümlere yer verilmiştir.
29. Mesut DENİZ (başvuru no: 27186/04)
Başvuran 12 Ekim 1999 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış, daha sonra şartlı salıverilmiş ve 19 Şubat 2002 tarihinde Ankara DGM tarafından müebbet ağır hapis cezasına mahkum edilmiştir.
Başvuran 2001 ve 2004 yılları arasında birçok defa Ankara Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınmış, fakat Adli Tıp Kurumu tarafından hiç muayene edilmemiştir.
AİHM Bilirkişi Kurulu, 8 Eylül 2004 tarihinde başvuranı muayene etmesinin ardından, adı geçenin psikiyatrik ortamda tetkik edilmesini talep etmiş, bu amaçla bir rapor hazırlanıncaya dek görüş bildirmemiştir. AİHM Bilirkişi Kurulu'nun hazırladığı sağlık raporundan ilgili bölümlere yer verilmiştir.
AİHM 14 Eylül 2004 tarihli kararla, İçtüzüğün 39. maddesinin uygulanmasına istinaden Hükümetten başvuranın psikolojik alanda uzman bir klinikte tedavi edilmesini ve sonucunda bir rapor hazırlanmasını istemiştir.
AİHM Bilirkişi Kurulu 10 Ocak 2005 tarihinde sözkonusu raporun ve başvuranın tıbbi dosyasının incelenmesinin ardından tamamlayıcı bir rapor hazırlamıştır.
30. Savaş KÖR (başvuru no: 27151/04)
Ankara DGM, 14 Şubat 2002 tarihinde başvuranı on beş yıl hapis cezasına çarptırmıştır.
Başvuran 2004 yılının sonuna doğru Bayrampaşa ve Sağmalcılar Devlet hastanelerinde, Bakırköy Psikiyatri kliniğinde ve İstanbul Devlet hastanesinde tedavi edilmiş, fakat adli tıp tarafından muayene edilmemiştir.
AİHM Bilirkişi Kurulu, 10 Eylül 2004 tarihinde başvuranı muayene etmesinin ardından, başvuranın psikiyatrik ortamda tetkik edilmesini talep etmiş, bu amaçla bir rapor hazırlanıncaya dek görüş bildirmemiştir. AİHM Bilirkişi Kurulu'nun hazırladığı sağlık raporundan ilgili bölümlere yer verilmiştir.
AİHM 14 Eylül 2004 tarihli kararla, İçtüzüğün 39. maddesinin uygulanmasına istinaden Hükümetten başvuranın psikolojik alanda uzman bir klinikte tedavi edilmesini ve sonucunda bir rapor hazırlanmasını istemiştir.
AİHM Bilirkişi Kurulu 10 Ocak 2005 tarihinde sözkonusu raporun ve başvuranın tıbbi dosyasının incelenmesinin ardından tamamlayıcı bir rapor hazırlamıştır.
31. Halit GÜNER (başvuru no: 21827/04)
İstanbul DGM, 27 Eylül 2002 tarihinde başvuranı yasadışı bir örgüte bağlı olma ve bu örgüt adına adam öldürme suçundan müebbet ağır hapis cezasına mahkum etmiştir.
Adli Tıp Kurumu 15 Ocak 2003 tarihli bir raporla başvuranın cezasının infazının tecili görüşünde bulunmuştur.
Cumhuriyet Savcısı 17 Haziran 2003 tarihinde bu cezayı erteleyerek başvuranın tahliye edilmesini kararlaştırmıştır.
Adli Tıp Kurumu 30 Ekim 2003 tarihinde başvuranın sağlık durumunun cezanın tecilini gerektirmediğini belirtir bir rapor hazırlamış ve bunun üzerine başvuran yeniden hapsedilmiştir.
AİHM Bilirkişi Kurulu 9 Eylül 2004 tarihinde başvuranı incelemesinin ardından hiçbir öngörüş bildirmemiş, bununla birlikte 2004 Kasım ayında başvuranın psikiyatrik bir ortamda tetkik edilmesini talep etmiş, bu amaçla bir rapor hazırlanıncaya dek görüş bildirmemiştir. AİHM Bilirkişi Kurulu'nun hazırladığı sağlık raporundan ilgili bölümlere yer verilmiştir.
Bu esnada, Hükümetin başvuranı resmi olarak bir psikiyatri kliniğinde tedavi ettiği ortaya çıkmıştır.
24 Mart 2005 tarihinde bu tedaviye ilişkin raporun incelenmesinin ardından AİHM Bilirkişi Kurulu tamamlayıcı bir rapor düzenlemiştir.
ŞİKAYETLER
AİHS'nin 2.,3., ve 5., maddelerine atıfta bulunan başvuranlar, halen Wernicke-Korsakoff sendromunun etkisinde olduklarını ileri sürerek mahkumiyetlerinin bu hükümleri ihlal ettiğini, edeceğini ve hükümlü olmalarının özellikle 3. madde doğrultusunda insanlık dışı ve aşağılayıcı bir uygulamayı ve cezayı oluşturduğunu iddia etmektedirler.
AİHS'nin 6. maddesini ileri süren kimi başvuranlar kendilerine verilen çelişkili raporlar ışığında Adli Tıp Kurumu'nun tarafsız olmadığını öne sürmektedirler.
"Tutuklu bulunan" başvuranlar, sadece "hükümlü" statüsünde olmadıkları gerekçesiyle şartlı salıverilme olanağından yararlanamamalarının AİHS'nin 14. maddesinin ihlaline yol açtığını ileri sürmektedirler.
HUKUK AÇISINDAN
Başvuranlar yakalandıkları Wernicke-Korsakoff Sendromu (WK-S) nedeniyle mahkumiyeti sürdüremeyeceklerini veya yeniden hapsedilemeyeceklerini iddia etmekte, bu durumun AİHS'nin 3. maddesine aykırı olarak insanlık dışı bir cezayı ve muameleyi oluşturduğunu öne sürmektedirler.
Hükümet ilk olarak koşulların mahkumiyet için uygun olduğunu ve idare tarafından hükümlülere gerekli tıbbi bakımın sağlandığını savunmaktadır. Hükümet, ihtiyaç duyulduğunda ilgililerin hastaneye nakledileceğini veya CMUK'un 399. maddesinin uygulanmasına istinaden şartlı tahliye edileceklerini ifade etmekte, AİHM'den başvuruları kabuledilemez bulmasını talep etmektedir.
AİHS, özgürlüklerinden yoksun a fortiori hasta kişilerin durumuna dair özel hiçbir hükmü içermemektedir. Bununla birlikte, Devletlere idare tarafından hükümlü bulunan kişilerin fiziksel bütünlüğünün korunması için gerekli tıbbi önlemlerin alınması yükümlülüğünden bağımsız olarak, ister fiziksel ister ruhsal olsun doğal yolla meydana gelen bir hastalıktan çekilen sıkıntı 3. maddenin uygulanmasını gerektirebilir ve rahatsızlık tutukevi koşullarında daha da artıyor ve risk oluşturuyor ise bu durumdan yetkililer sorumlu tutulabilir (Bkz. Mouisel-Fransa kararı, no: 67263/01, §§ 37, 38 ve 40, AİHM 2002-IX, ve Pretty-İngiltere kararı, no: 2346/02, § 52, AİHM 2002-III ve bu kararlarda yer alan referanslar).
Mahkumun sağlık durumunun dışında, uygulamadaki hapishane yükümlülükleri doğrultusunda hükümlünün rahatlığı da güvence altına alınmalı, alınan önlemlerin ifası her mahkumun insanlık onuruna yaraşır düzeyde, sıkıntıya maruz bırakmamalı, mahkumiyetten ileri gelen acının düzeyini artırır mahiyette olmamalıdır (Bkz. Kudla-Polonya kararı, no: 30210/96, § 94, AİHM 2000-XI).
AİHS, sağlık gerekçeleriyle bir tutuklunun serbest bırakılmasının hiçbir "genel bir yükümlülüğü" bulunmadığını içerse de, bir hükümlünün klinik tedavi gerektiren hali yine de Avrupa Konseyi'ne üye Devletler bünyesinde AİHS'nin 3. maddesi uyarınca hükümlülük kapasitesini oluşturan hallerden birini teşkil etmektedir (Bkz. sözü edilen Mouisel ve Price-İngiltere kararları, no: 33394/96, § 30, AİHM 2001-VII). Bu nokta bundan böyle hürriyetten yoksun bırakacak bir cezanın ifa işlemlerinde dikkate alınacak bir hususu oluşturmaktadır.
Özetle, ortaya konulan davada, bir kimsenin mahkumiyeti hayati öneme haiz bir hastalık düzeyine ulaşmakta ve bu durumun sürmesi hapis hayatı ile bağdaşmamakta ve AİHS'nin 3. maddesinin uygulanmasını gerektirecek sorunları ortaya çıkarabilmektedir.
Başvurunun incelenmesinden evvel AİHM, mahkumlara ağır hastalık hallerinde uygulanacak cezaların Türk Kanunlarında yürürlükte olduğunu not etmektedir. Bu uygulama, ulusal yetkililere hükümlülerin ciddi rahatsızlıklara yakalanmaları halinde yapılacak müdahale yollarını sunar. Sağlık, şartlı salıverme veya cezayı askıya almayı gerekçelendirecek unsurlardan biridir. Cumhurbaşkanı'nın takdiriyle, cezanın sağlık gerekçesiyle affı başvurusu bu önlemleri tamamlar niteliktedir.
AİHM, bu usullerin ilk etapta hükümlülerin fiziksel bütünlüklerinin korunması, gönençlerinin sağlanması ve Devletlerin hürriyetten yoksun bırakacak cezaları yasal yükümlükler ile bağdaştırması bakımından yeterli güvenceler olduklarına itibar etmektedir.
Mevcut başvuruların özel bağlamında, geçmişte Türkiye'de 1996-2000 tarihleri arasında koğuş sisteminden tek ve üçer kişilik hücre yapısındaki F tipi cezaevlerine geçişi protesto etmek amacıyla başlatılan açlık grevi eylemlerini müteakip, kötü beslenme ve açlık sonucu fiziksel ve zihinsel bozuklukların meydana geldiğini ve bazı hükümlülerde kaydedilen WK-S tanısı nedeniyle bu kişilerin hükümlülük halinin devamında kimi güçlüklerle karşılaşıldığını belirtmek yerinde olacaktır. Yetkili merciler hiç kuşkusuz böylesi bir durumun toplum düzeninin korunması ile örtüşmeyeceğine itibar etmiş ve hasta birçok mahkumun sağlık gerekçeleriyle şartlı salıverilme hakkından yararlanmalarını sağlamışlardır.
Bu başvuruda, sözü edilen eylemlere katılan başvuranlar olayların büyük bölümünde, yeniden hapsedilinceye dek Türk hukuku tarafından sunulan olanaklardan yararlanma fırsatını elde etmişlerdir.
AİHM, olayların meydana geldiği dönemde bu hastalık hakkındaki bilgilerin kısıtlı olması ışığında, ne başvuranların şartlı tahliye edilmelerine dayalı olarak hazırlanan Adli Tıp raporlarına ne hukuki mercilerin bu yöndeki uygulamalarına yüklenebilecek herhangi bir kasıt olduğunu belirtmektedir. (Bkz. Klaas-Almanya kararı, 22 Eylül 1993, seri: A no: 269, s. 17, §§ 29-30). Belirtilen gerekçeler nedeniyle, AİHM sözkonusu Adli Tıp raporlarındaki tespitlere yüklenebilecek hiçbir özel gelişme olmadığı kanısındadır, başka bir deyişle başvuranlar bu raporlar doğrultusunda yeniden cezaevine gönderilmişler veya bu uygulama daha ileri bir tarihe ertelenmiştir.
AİHM, kanıtların idaresi alanında, ne AİHS'nin ne de uluslararası hukukun uygulanabilir genel prensiplerinin kesin kurallar koyduğunu hatırlatmaktadır. Mahkeme, bu kanıyı oluşturmak için ilgili hukuka olduğu kadar diğer verilere dayalı olarak, tüm serbestliğiyle yalnızca kabuledilebilirliğe ve uygunluğa göre değil aynı zamanda dava dosyasında yer alan her unsurun ispat derecesine göre değerlendirmede bulunmaktadır (Bkz. İrlanda-İngiltere kararı, 18 Ocak 1978, seri:A no:25, s. 79-80, §§ 209 ve 210).
AİHM, Savunmacı Devletin AİHS'den ileri gelen yükümlülüklerini ihmal ettiğini ortaya çıkaracak ciddi gerekçelerin olup olmadığını tespit etmek için, mahkemeye taşınan sorunları sanıklar tarafından sunulan deliller ışığında ve ihtiyaç halinde resmi yollardan incelemek durumundadır (Bkz. Yaşa-Türkiye kararı, 2 Eylül 1998, 1998-VI, s. 2437, § 94).
AİHM'ye soruşturma görevini düzenlemesi için ortaya konulan gerekçe bunun incelenmesi için gerekli hususların resmi olarak sağlanması ihtiyacından başka bir şey değildir. Bununla birlikte bazı başvuranlar doktor raporlarını edinerek ve sözü edilen bu raporların bilimsel inanılabilirliğini ortaya koyarak danışma amaçlı kanıtlar sunmuşlardır (Bkz. örneğin, Balyemez-Türkiye, no: 32495/03, 1 Nisan 2004 tarihli kabuledilebilirlik kararı ve Eren-Türkiye, no: 8062/04, 2 Eylül 2004 tarihli kabuledilebilirlik kararı).
Unsurların değerlendirilmesindeki noksanlığın ne başvuranların eksik yazışmalarına ne Hükümetin görüşlerine yüklenebileceğini ifade eden AİHM, bu davaların esasları hakkında görüş bildirmeden önce gerçek olayları belirleme ölçüsünde olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme'ye yüklenen ve İçtüzüğün 7 Temmuz 2003 tarihli ekinde yer alan görevlerin yerine getirilmesi ve bu yöndeki yerleşik içtihada uygun olarak AİHM, bir soruşturma yürütülmesini ve kanıtların değerlendirilmesinin resmi olarak sağlanmasına karar vermiştir.
Başvuranların hepsi 8 ve 13 Eylül 2004 tarihleri arasında AİHM Bilirkişi Kurulu tarafından incelenmişlerdir. Bilirkişi Kurulu, oybirliğiyle başvuranların nörolojik ve nöropsikolojik rahatsızlıklarının bulunmadığını ve bu sorunların mahkumiyeti elverişsiz kılan hastalıklar olmadığı sonucuna varmıştır.
Sonuç olarak bu raporun bazı bölümlerine yer verilmiştir.
Bu davanın özel koşulları ve yapılan değerlendirme ışığında, AİHM'ye Bilirkişi Kurulunun başvuranların mahkumiyet cezasını sürdürmeye elverişli olduğu yönündeki görüşlerine katılmak düşmektedir. Sonuç olarak, mahkemeye sunulan delillerin bütünü ışığında başvuranların mahkumiyetinin AİHS'nin 3. maddesine aykırı olduğu iddiası kabul edilmemektedir.
AİHM ayrıca, AİHS'nin farklı maddeleri altında yapılan şikayetlerin 3. madde doğrultusunda yapılan şikayete benzer veya bu şikayetle aynı olduğunu gözlemlemektedir. Sonucu itibariyle, bu şikayetleri ayrı olarak değerlendirmeyi gerekli görmemektedir.
Yapılan başvuruların dayanaktan yoksun bulunmaları nedeniyle AİHS'nin 35 § 3. maddesi uyarınca reddedilmesi gerekir.
Bu doğrultuda AİHM, AİHS'nin 29 § 3. maddesinin uygulanmasına son verilmesi gerektiğini kaydetmektedir.
Bu gerekçelere dayalı olarak, AİHM, oybirliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine ve kabuledilemez olduğuna karar vermiştir.
BAŞVURULARIN LİSTESİ
No Dava Başvuru no Başvuru tarihi
1 Tahir ÖZGÜR 28480/04 05/08/2004
2 İhsan CİBELİK 29223/04 12/08/2004
3 Alişan YILMAZ 28967/04 09/08/2004
4 Hüseyin ŞIKTAŞ 28925/04 06/08/2004
5 Kasım AKSAKA 28895/04 06/08/2004
6 Menderes SADIKOĞULLARI 28904/04 06/08/2004
7 Dursun BÜTÜNER 28854/04 06/08/2004
8 Murat BAHÇELİ 28915/04 31/07/2004
9 Ali Rıza SEÇİK 28979/04 31/07/2004
10 Hasan GÜKBAHAR 27375/04 29/07/2004
11 Yavuz ATEŞ 27370/04 28/07/2004
12 Baki YAŞ 25514/04 16/07/2004
13 Savaş ERBEKTAŞ 24135/04 25/06/2004
14 Hakkı ALPAN 22731/04 14/06/2004
15 Hasan Basri ÜNLÜ 22938/04 09/06/2004
16 Fatime AKALIN 21844/04 08/06/2004
17 Cengiz KUMANLI 24187/04 07/06/2004
18 Cemalettin GÜRZOĞLU 21862/04 03/05/2004
19 Hüseyin AKIŞ 21294/04 29/04/2004
20 Muhammet ŞAHİN 20767/04 22/04/2004
21 Eylem ÇEVİK 17175/04 20/04/2004
22 Kemal BOLAT 13570/04 06/04/2004
23 Necati ÖNDER 13449/04 05/04/2004
24 Kemal AKYÜZ 11244/04 29/03/2004
25 İsmet ÖZDEMİR 10911/04 25/03/2004
26 İsmail ve Serkan AYDOĞAN 7018/04 25/02/2004
27 Turan TALAY 4824/03 16/01/2004
28 Tamer TUNCER 14445/02 04/04/2004
29 Mesut DENİZ 27186/04 26/07/2004
30 Savaş KÖR 27151/04 26/07/2004
31 Halit GÜNER 21827/04 09/06/2004
Full & Egal Universal Law Academy