(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (AKKUŞ - TÜRKİYE DAVASI) (HORNSBY - YUNANİSTAN DAVASI)
(Başvuru no: 33106/04)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
24 Kasım 2009
İşbu karar Sözleşmenin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (33106/04) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı, 1939 doğumlu ve İzmirde ikamet eden Asiye Gülümser Kaygısızın (başvuran) 29 Temmuz 2004 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir Barosu avukatlarından M. Serezli ve F. Serezli tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 2 Eylül 1996 tarihinde kamulaştırma bedelinin artırılması talebinde bulunmuştur. Birçok temyiz başvurusunun ardından, İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi 23 Eylül 2003 tarihli hükmü ile kamulaştırma tarihi olan 20 Ağustos 1996 tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme faiziyle birlikte başvurana 100.554.157.004 TL ek kamulaştırma bedeli ödenmesine karar vermiştir. 22 Aralık 2003 tarihinde bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır. Başvuranın avukatı 2 Ocak 2004 tarihinde bu kararın bir örneğini edinmiştir. Başvuran 9 Şubat 2004 tarihinde İzmir İcra Müdürlüğüne giderek resen icra takibi başlatmıştır. Ek kamulaştırma bedeli başvurana 2 Mayıs 2005 tarihinde ödenmiştir.
HUKUK
Başvuran Türkiyedeki yüksek enflasyon oranı karşısında gecikme faizinin yetersiz olması nedeniyle taşınmazlarının gerçek değerini elde edemediğinden şikayetçi olmaktadır.
Hükümet görüş bildirmemiştir.
AİHM bu konudaki yerleşik içtihadına göre, maddi bir zararın olup olmadığını değerlendirmek açısından gecikme döneminde paranın uğradığı değer kaybı dikkate alındığında başvurana ödemesi gerçekleştirilen meblağ ile alacaklı olduğu miktar arasında bir fark olup olmadığının bilinmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. Akkuş-Türkiye kararı, 9 Temmuz 1997).
Bu hesaplama yöntemi ışığında, AİHM ek kamulaştırma bedelinin herhangi bir değer kaybına uğramadığını, ödenen bu meblağın uğranıldığı öne sürülen zararı karşılayacak hatta onun da üzerinde tam bir telafi sağladığını kaydetmektedir. İç hukukta verilen nihai karar ile ek kamulaştırma bedelinin ödenmesi arasında geçen süre Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesi anlamında enflasyonun etkisiyle tazminatın değer kaybetmesi olarak nitelendirilmemektedir.
Dayanaktan yoksun bulunan bu şikayetin AİHSnin 35/3 ve 4. maddelerine uygun olarak reddedilmesi gerekmektedir.
Başvuran icra takibini müteakip başlatılan tazminat sürecinin uzunluğunun aşırı olduğundan yakınmaktadır.
Hükümet başvuranın AİHSnin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralına riayet etmediğini savunmaktadır. Hükümete göre bu süre başvuranın avukatının iç hukuktaki nihai kararın bir örneğini edindiği 2 Ocak 2004 tarihinden itibaren başlamalıdır.
AİHM ne türden bir yargılama olursa olsun bir kararın icrasının AİHSnin 6. maddesi uyarınca «davanın» bütünleyen bir parçası olarak sayılması gerektiğini hatırlatır (Bkz. Hornsby-Yunanistan kararı, 19 Mart 1997). Başvuranın yargılamanın uzunluğunun aşırı olduğu yönündeki şikayeti ile ilgili olarak altı ay kuralının İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinin başvurana tazminat ödenmesine hükmettiği 2 Mayıs 2005 tarihinde başlaması gerekir. Başvuru 29 Temmuz 2004 tarihinde yapılmıştır, dolayısıyla AİHM Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa gelince, göz önünde bulundurulması gereken dönem 2 Eylül 1996 tarihinde başlayıp 2 Mayıs 2005 tarihinde sona ermektedir. Bu süre sekiz yıl sekiz aydır. AİHM daha önce de mevcut başvurudakine benzer sorunları ortaya koyan birçok kararı incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını kaydetmektedir (Bkz. birçokları arasında, Frydlender-Fransa kararı, no: 30979/96).
Geriye AİHSnin 41. maddesinin uygulanması kalmaktadır. Başvuran 1.970.022 Euro maddi tazminat, iç hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderleri için ise 4.018 Euro talep etmekte, kanıtlayıcı belge niteliğinde İzmir Barosunun avukatlık ücret tarifesini sunmaktadır. Başvuran manevi tazminat konusunda takdiri AİHMye bırakmaktadır. Hükümet ispat edici bir yönü bulunmadığı gerekçesiyle bu miktarlara karşı çıkmaktadır.
AİHM ihlal tespiti ile öne sürülen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşın, başvurana 4.560 Euro manevi tazminatın ödenmesini uygun görmektedir.
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, ilgili kanıtlayıcı belgelerin yokluğunda ve mahkemenin bu konudaki yerleşik içtihadı ışığında, AİHM bu talebi reddetmektedir.
AİHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artışın ekleneceğini kaydetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Yargılamanın uzunluğunun aşırı olduğu yönündeki şikayetin kabuledilebilir, bunun dışında kalan şikayetlerin kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 4.560 (dört bin beş yüz altmış) Euro manevi tazminat ödenmesine:
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 24 Kasım 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy