(AİHS. m. 6, 34, 35, 41, Protokol No:1)
(Başvuru no. 2267/08)
KARAR
STRAZBURG
28 Mayıs 2013
İşbu karar kesinleşmiştir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Akman ve diğerleri v. Türkiye Davasında,
Başkan
Peer Lorenzen,
Yargıçlar
András Sajó,
Neboja Vucinic
ve İkinci Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), komite olarak, 7 Mayıs 2013 tarihinde yapılan müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (2267/08 başvuru no.lu) dava, ekteki listede isimleri belirtilen ve Türk vatandaşları olan seksen dokuz kişinin (Başvuranlar) 26 Aralık 2007 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudan ibarettir.
2. Başvuranlar, Ankarada görev yapan Avukat Ş. Birleştirici tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, Hükümete 1 Eylül 2009 tarihinde tebliğ edilmiştir ve başvuru 14 no.lu Ek Protokol uygulamasıyla bir komiteye verilmiştir.
OLAY ve OLGULAR
SOMUT OLAYIN KOŞULLARI
4. Başvuranların murisleri, Bağlıca Köyünde yer alan ve tapu kayıtları üçüncü şahıslar adına olan 420, 421, 422, 423, 424, 425 ve 426 nolu parsellerin malikleri olduklarını iddia ederek 22 Mayıs 1972 tarihinde Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi önünde yukarıda belirtilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescili için dava açmışlardır.
5. Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi 5 Kasım 1973 tarihli kararıyla bu talebi reddetmiştir.
6. Yargıtay, 9 Nisan 1974 tarihinde temyiz edilen kararı bozmuştur.
7. Bozma kararından sonra, Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi, davaya ilişkin (ratione materiae) görevsizlik kararı vererek dava dosyasını Bozova Kadastro Mahkemesine göndermiştir.
8. 1977 - 2004 yılları arasında başvuranların murisleri vefat etmişlerdir ve başvuranlar mirasçı sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi önünde dava açmışlardır.
9. Bu arada Bozova Kadastro Mahkemesi, 24 Nisan 1991 tarihinde başvuranların talebini kısmen kabul etmiştir.
10. Yargıtay, sunulan kanıtların incelemesinin eksik yapıldığı gerekçesiyle temyiz edilen kararı 24 Mart 1992 tarihinde bozmuştur.
11. Bozova Kadastro Mahkemesi, 22 Haziran 2007 kararıyla başvuranların açtığı davayı kısmen kabul etmiştir.
12. Başvuranlar kararı temyiz etmiştir.
13. Yargıtay bu kararı 17 Şubat 2009 tarihinde bozmuştur.
14. Dava halen ilk derece mahkemesi önünde derdesttir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN 1. FIKRASININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuranlar, yargılamanın süresi nedeniyle Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan makul süre ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler. Bu hüküm şu şekildedir:
« Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, (
) bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, (
) görülmesini istemek hakkına sahiptir. »
16. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
17. Sürecin, Türkiyenin vatandaşlarına AIHM e bireysel başvuru yolunu tanıdığı ve bu sürecin 28 Ocak 1987 tarihinde başladığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, bu tarihten itibaren geçen sürenin makul nitelik taşıyıp taşımadığını araştırmak için, davanın ilgili dönemdeki durumu dikkate alınması gereklidir. (Kaplan v. Türkiye, no 24240/07, § 42, 20 Mart 2012).
Söz konusu süreç, 4 Mayıs 2011 yılında halen sonlanmamıştır. Bu tarihe kadar dava, iki mahkemede zaten yirmi dört yıl, üç aydır sürmektedir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
18. Mahkeme, şikayetin, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında açıkça gerekçeden yoksun olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca Mahkeme, başvurunun başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle bağdaşmadığı sonucuna varmaktadır. Dolayısıyla başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermek uygundur.
B. Esas Hakkında
19. Mahkeme, bir yargılama süresinin makul niteliğinin davanın kendine özgü koşullarına; özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili makamların tutumu ile ilgililer için ihtilaf konusu göre, AIHM içtihatları tarafından belirlenen kıstaslar bağlamında, değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (diğerleri arasında bkz. Frydlender v. Fransa (BD), no 30979/96, 43. paragraf, AIHM 2000-VII ve Kaplan v. Türkiye, no 24240/07, 48. paragraf, 20 Mart 2012).
20. Mahkeme, kendisine sunulan tüm unsurları değerlendirdikten sonra Hükümetin mahkemeyi mevcut durumdan farklı bir sonuca götürebilecek herhangi bir gerekçe veya olgu sun(a)madığını değerlendirmektedir. Mahkeme, bu konudaki içtihadını dikkate alarak, somut olaydaki ihtilaflı yargılama süresinin aşırı olduğu ve «makul süre» gerekliliğine cevap vermediği kanaatindedir.
Dolayısıyla Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 1. NO.LU EK PROTOKOLÜNÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
21. Başvuranlar ayrıca itilaflı yargılama sürecinin uzunluğunun, Sözleşmenin 1 No.lu Ek Protokolü tarafından güvence altına alınan, mülkiyet haklarına saygı ilkesini ihlal etmiş olduğundan şikayetçidirler.
22. Hükümet bu sava karşı çıkmaktadır.
23. Mahkeme, bu şikayetin yukarıda incelenen şikayete bağlı olduğunu ve bu nedenle kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini tespit etmektedir.
24. Mahkeme, somut olayda Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasına ilişkin tespit bağlamında (yukarıdaki 20. paragraf) ihlal mevcut ise bu hükmü incelemeye yer olmadığı kanaatindedir (bkz. Zanghi v. İtalya, 19 Şubat 1991, § 23, Seri A no 194-C).
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
25. Sözleşmenin 41. maddesi aşağıdaki şekilde öngörmektedir:
Eğer Mahkeme, bu Sözleşme veya Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
A. Maddi ve Manevi Zarar
26. Başvuranların her biri maruz kaldıkları maddi zararlar için 50 000 Avro (EUR), manevi zararlar için 150 000 Avro (EUR) talep etmektedirler.
27. Hükümet, bu taleplere itiraz etmektedir.
28. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında nedensellik bağı bulamamış ve bu talebi reddetmiştir. Sonuç olarak, Mahkeme, başvuranların manevi zarara uğradığı kanaatindedir. Mahkeme, başvuranlara hakkaniyete uygun olarak müştereken 18 000 Avro (EUR) verilmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve Harcamalar
29. Başvuranlar ayrıca, yerel mahkemeler önünde yaptıkları masraf ve harcamalara ilişkin olarak herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmadan uygun bir miktar talep etmektedirler.
30. Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
31. Mahkeme, başvuranlar tarafından sunulan kanıtlayıcı belge bulunmaması nedeniyle yerel mahkemeler önünde yapılan masraf ve harcamalara ilişkin talebi reddetmiştir.
C. Gecikme Faizi
32. AIHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine;
3. Sözleşmenin 1 No.lu Ek Protokolünün 1. maddesi ile ilgili şikayetin incelenmesine yer olmadığına;
4. a) Mahkeme, ayrıca davalı devletin kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuranlara her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere manevi tazminat olarak müştereken 18 000 Avro (on sekiz bin avro) ödemesi gerektiğine;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Başvurunun geri kalan kısmı için adil tazmin talebinin reddedilmesine; karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AIHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları gereğince 28 Mayıs 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy