(AİHS m. 9, 41, 44, 46) (6446 S. K. Geç. m. 3) (CUMHURİYETÇİ EĞİTİM VE KÜLTÜR MERKEZİ VAKFI - TÜRKİYE DAVASI)
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
(Adil tazmin)
(Başvuru no. 32093/10)
STRAZBURG
20 Haziran 2017
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı / Türkiye davasında,
Başkan,
Robert Spano,
Hâkimler,
Julia Laffranque,
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Paul Lemmens,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 23 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleştirdiği müzakereler neticesinde, anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (32093/10 No.lu) davanın temelinde, Türk hukukuna göre bir vakıf olan, Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı’nın (“başvuran”), 7 Mayıs 2010 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuru bulunmaktadır.
2. Mahkeme, Türk hukukunda ibadethaneleri elektrik faturası ödemekten muaf tutan düzenlemenin dine dayalı ayrımcılık oluşturduğu gerekçesiyle 2 Aralık 2014 tarihli kararı ile (“esas karar”) Sözleşme’nin 9. maddesi ile birlikte 14. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, Sözleşme’nin 9. maddesi bağlamındaki şikâyeti ayrıca incelemeye gerek olmadığına kanaat getirmiştir (Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı/Türkiye, No. 32093/10, 2 Aralık 2014).
3. Başvuran vakıf, Sözleşme’nin 41. maddesine dayanarak, maddi tazminat olarak, idaresindeki tüm cemevleri için daha önce ödenmiş olan bütün elektrik faturalarının ve Yenibosna Pir Koca Ahmet Yesevi Cem Kültür Merkezinin (“Yenibosna Kültür Merkezi”) ödenmeyen faturalarının ödenmesini talep etmekteydi. Vakıf, manevi tazminat için de belli bir miktar talep etmekteydi. Başvuran vakıf, en son, Mahkeme’den, esas karardaki sonuçlara uygun olarak davalı Hükümeti, muafiyete ilişkin düzenlemenin şart ve koşullarını müzakere etmeye davet etmesini istemiştir.
4.Mahkeme esas kararında, başvurunun sadece Yenibosna Kültür Merkezi’nin elektrik faturalarıyla ilgili olduğuna kanaat getirmiştir. Mahkeme bu nedenle, talebin diğer faturalarla ilgili olan kısmını reddetmiştir. Mahkeme, Yenibosna Kültür Merkezi ile ilgili talebe ilişkin olarak, davanın koşullarında, Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanmasının, mevcut durumda söz konusu olmadığından, söz konusu maddenin saklı tutulmasına ve Hükümet ile başvuranı, altı ay içinde konuya ilişkin görüşlerini Mahkeme’ye yazılı olarak sunmaya ve özellikle aralarında varabilecekleri her türlü uzlaşma hakkında Mahkeme’yi haberdar etmeye davet etmiştir (idem, § 58 ve hükmün 4. maddesi).
5.Hem başvuran hem de hükümet görüş sunmuşlardır.
OLAYLAR
I. HÜKÜMET TARAFINDAN SUNULAN EK OLAYLAR
6. Hükümet, 19 Aralık 2013 tarihinde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, 5 Ocak 2007 tarihinden 19 Aralık 2007 tarihine kadarki dönemle ilgili elektrik faturalarının başvuran tarafından ödenmesini teminen Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü (“BEDAŞ”) tarafından yapılan talebi kabul ettiğini belirtmektedir (gecikme faizi dâhil 40.396,87 Türk lirası (TL), o dönemdeki döviz kuruna göre yaklaşık 23.490 avro). Ancak 28 Mayıs 2015 tarihinde Yargıtay, söz konusu kararı, Mahkeme’nin bahse konu Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı kararına atıfta bulunarak reddetmiştir. Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi ise Yargıtay’ın kararına uymuş ve bir bilirkişi görevlendirmiştir. Bu dava, Asliye Hukuk Mahkemesi önünde halen derdesttir.
7.Hükümet ayrıca, başvuru sahibi idaresindeki, İstanbul Cennet Mahallesi’nde bulunan cemevinin elektrik masraflarının karşılanmasına ilişkin başka bir dava kapsamında, 18 Nisan 2016 tarihinde düzenlenmiş bir bilirkişi raporu sunmuştur. Bilirkişi, raporunda, cem ibadetinin yapıldığı alanın aydınlatma masraflarının, söz konusu cemevinin elektrik masraflarının %20’sine tekabül ettiği sonucuna varmıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
8. 30 Mart 2013 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun (“6446 sayılı Kanun”) geçici 3. maddesine göre toplumun ibadetine açılmış ve ücretsiz girilen ibadethanelerin aydınlatma giderleri Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden karşılanmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİ
1. Sözleşme’nin 41. maddesi aşağıdaki gibidir.
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”
A. Tazminat
1. Tarafların iddiaları
10. Başvuran hem maddi hem de manevi zarara uğradığını iddia etmektedir. İddia edilen maddi zarar için başvuran, Yenibosna Kültür Merkezinin ödemesi gereken elektrik faturalarının ödenmesini talep etmektedir. Başvuran, elektrik faturalarına dayanarak, Yenibosna Kültür Merkezinin ödenmemiş toplam fatura tutarlarının gecikme faizleriyle birlikte 668.012,13 TL (o dönemde geçerli olan döviz kuruna göre yaklaşık 289.182 avro) olduğu konusunda Mahkeme’yi bilgilendirmektedir. Öte yandan başvuran, talebinin sadece Yenibosna Cemevi’nin aydınlatma giderleriyle ilgili olmadığını belirtmektedir. Başvuran aslında, cemevleri tarafından sağlanan cenaze ve aşevi hizmetlerinin ibadete ilişkin uygulamaların ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu için cemevlerinin aydınlatma giderlerinin sadece ibadetin yapıldığı bölümün aydınlatma giderleriyle sınırlı olmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla başvurana göre, elektrik giderlerinin tamamının ödenmesi gerekmektedir. Öte yandan başvuran, Mahkeme’den esas karardaki sonuçlara uygun olarak, davalı Hükümeti muafiyete ilişkin düzenlemenin şart ve koşullarını müzakere etmeye davet etmesini istemiştir.
Başvuran ayrıca, manevi tazminat için 10.000 avro istemektedir.
11. Hükümet, başvuranın iddialarına itiraz etmektedir. Hükümet öncelikle, vakıf tarafından 29 Haziran 2007 tarihinde iç hukukta yapılan başvurunun, Ocak 2007 ile Haziran 2007 tarihleri arasındaki dönem için, 21.793 TL’ye tekabül eden (5415074 numaralı elektrik sayacı) elektrik giderleriyle ilgili olduğunu belirtmektedir. Öte yandan Hükümet, 5 Ocak 2007 ile 19 Aralık 2007 tarihleri arasındaki döneme ait başvuran tarafından ödenmesi gereken 40.396,87 TL’nin ödemesinin sağlanması amacıyla BEDAŞ tarafından yapılan başvuruyu, 19 Aralık 2013 tarihinde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinin kabul ettiğini belirtmektedir. Yargıtay, Mahkeme’nin yukarıda anılan Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı davasındaki esas kararına atıfta bulunarak söz konusu kararı bozmuştur. Hükümet, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinin ise, Yargıtay’ın bozma kararına uyduğunu ve bir bilirkişi incelemesi yapılmasını emrettiğini eklemektedir. Hükümet söz konusu davanın, Asliye Hukuk Mahkemesi önünde derdest olduğunu belirtmektedir (yukarıdaki 6-7. paragraflar).
12.Hükümet, ileri sürülen maddi tazminatla ilgili olarak, davanın, iç hukukta 29 Haziran 2007 tarihli başvuru konusunu oluşturan elektrik faturalarıyla yani 21.793 TL’lik tutarla (o dönemde geçerli olan döviz kuruna göre yaklaşık 12.300 avro) ilgili olduğunu belirtmektedir. Hükümet, Mahkeme’yi maddi tazminatın hesaplanmasında yalnızca söz konusu tutarı dikkate almaya davet etmektedir.
13.Hükümet, 6446 sayılı Kanuna göre ibadethanelerin yalnızca aydınlatma giderlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından karşılanacağını belirtmektedir (yukarıdaki 8. paragraf). Hükümete göre bu, ibadethanelerin yalnızca ibadet edilen bölümlerindeki aydınlatmaya bağlı bedellerin kamu fonundan karşılandığı anlamına gelmektedir. Hükümet, Mahkeme’nin Yenibosna Kültür Merkezinin elektrik faturalarının tamamının ödenmesine karar vermesi halinde, bunun aynı avantajlardan yararlanmayan diğer ibadethaneler aleyhine ayrımcı bir muamele teşkil edeceğini ileri sürmektedir. Hükümet, elektrik giderlerinin tamamının değil yalnızca ibadet yerlerinin aydınlatma giderlerinin kamu fonundan karşılandığını tekrar etmektedir.
14.Dolayısıyla Hükümete göre, Mahkeme maddi tazminata hükmederse, hükmedeceği tutar, bilirkişi raporunda sunulan kriterlere göre 21.793 TL’nin %20’sine tekabül eden 4.358 TL’yi (yaklaşık 1.300 avro) geçmemesi gerekmektedir (yukarıdaki 7. paragraf)
2. Mahkeme’nin değerlendirmesi
15. Mahkeme, ihlal saptadığı bir kararın, davalı Devlet’e ihlali sona erdirme ve ihlalin sonuçlarını mümkün olduğunca ihlalden önceki mevcut duruma getirecek şekilde ortadan kaldırma yasal yükümlülüğü yüklediğini hatırlatmaktadır.
16. Mahkeme ayrıca, bir davanın tarafı olan Sözleşmeci Devletlerin, ilke olarak Mahkeme’nin ihlal saptadığı bir kararı yerine getirecekleri araçları seçmekte serbest olduklarını hatırlatmaktadır. Kararın yerine getirilme yöntemine ilişkin bu takdir yetkisi, Sözleşmeci Devletlerin güvence altına alınan hak ve özgürlükleri sağlamak için (madde 1), Sözleşme çerçevesindeki birincil yükümlülüklerine eklenen seçme özgürlüğünü yansıtır. Şayet ihlalin niteliği, başvuranın durumunu ihlalden önceki haline getirmeye (restitutio in integrum) müsaitse, Mahkeme’nin bunu yerine getirme imkânı ya da yetkisi bulunmaması sebebiyle, bu yükümlülük davalı devlete ait olmaktadır. Diğer yandan, ulusal hukuk, giderim yapılmasına izin vermezse – ya da kısmen izin veriyorsa –, 41. madde, uygun görünen bu tür tazmini zarar gören tarafa sağlamakla Mahkeme’yi yetkilendirmiştir (bk. birçok karar arsında, Kurić ve diğerleri/Slovenya (adil tazmin) [BD], No. 26828/06, § 80, AİHM 2014).
17. Başvuranın iddia edilen maddi zarara ilişkin talebiyle ilgili olarak, Mahkeme, içtihadına göre, başvuran tarafından iddia edilen zarar ile Sözleşme’nin ihlali arasında nedensellik bağının bulunması gerektiğini hatırlatmaktadır. Somut olayda, Mahkeme, Yenibosna Cemevini idare eden başvuranın, ibadethanelere tanınan elektrik faturası ödeme muafiyetinden hiçbir zaman faydalanamaması nedeniyle tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında bir nedensellik bağının bulunduğu kanısına varmaktadır. Bununla birlikte, mevcut davanın koşullarında, özellikle, doğrudan ibadet yapmaya ayrılmamış bir merkezin birçok bölümlerinden birini oluşturan söz konusu cemevleri için ödenen gerçek elektrik giderlerinin belirlenmesinin mümkün olmayışı dikkate alındığında, başvuranın zararının tazmini için gerekli miktarın kesin olarak belirlenmesine elverişli değildir. Diğer yandan taraflar, farklı dönemlere ilişkin pek çok fatura ibraz etmişlerdir. Dolayısıyla Mahkeme, adil tazmin bağlamında hükmedilecek tazminat miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemek için şu unsurları göz önünde bulundurması gerektiği kanaatindedir.
18. Mahkeme ilk olarak, Hükümetin yalnızca iç hukuktaki davaya konu edilen 21.793 TL (o dönemdeki döviz kuruna göre 12.300 avro) tutarındaki meblağı dikkate alması gerektiğine dair iddiasına katılmadığını kaydetmektedir. Nitekim Mahkeme, başvuran vakfın, 29 Haziran 2007 tarihinde dava açtığında, elektrik faturalarını ödemekten muaf tutulması için menfi tespit kararının verilmesini amaçladığını saptamaktadır. Bu bağlamda, başvuran vakıf, Alevilerin ibadet yeri olan Yenibosna Kültür Merkezi’nin, BEDAŞ’tan gelen elektrik faturalarını ödemek zorunda olmadığını ve bu faturaların Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür (esas karar § 8). Bu hususta Mahkeme, esas hakkında verdiği kararda, özellikle ibadethanelere tanınan ayrıcalıktan yararlanamayan başvuranın ayrımcı bir muameleye tabi tutulduğu ve Türk hukukunda ibadethanelere getirilen elektrik faturalarını ödeme muafiyetinin dine dayalı bir ayrımcılık teşkil ettiği kanısına varmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında, Yenibosna Cemevi’nin elektrik masraflarının Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesinden karşılanması amacıyla başvurandan her elektrik faturası için iç hukukta dava açmasını istemek abartılı olacaktır. Bu durum hâlihazırda, esas hakkında verilen kararda ortaya konulan eksiklikleri gidermeye yönelik herhangi bir tedbir alınmadığı için halen böyledir.
19. Dolayısıyla Mahkeme, maddi zararın hesaplanmasında, tarafların 5415074 numaralı elektrik sayacına ilişkin ibraz ettikleri, Yenibosna Kültür Merkezi’ne dair elektrik faturalarını esas alacaktır (yukarıdaki 10 ve 11. paragraflar).
20. Mahkeme ikinci olarak da, dosyadan başvuran tarafından talep edilen meblağın içerisinde diğerlerinin yanı sıra vakfın genel merkezi, aşevi, kütüphane, konferans salonu, derslik ve cenazeler için bir odanın yer aldığı Yenibosna Kültür Merkezi’nin elektrik masraflarının tamamına ilişkin olduğunun anlaşıldığını gözlemlemektedir. Hükümet gibi Mahkeme de, başvuran tarafından idare edilen bir diğer cemevinin elektrik giderlerinin karşılanmasıyla ilgili bir başka dava kapsamında düzenlenen (yukarıdaki 7. paragraf) 18 Nisan 2016 tarihli bilirkişi raporuna göre, cem (ibadeti) yapılan yerin aydınlatma giderlerinin, elektrik masraflarının tamamının %20’sine tekabül ettiği hususuna önem atfetmektedir. Şüphesiz başvuran, talebinin yalnızca ibadet yerinin aydınlatma giderlerini değil, aynı zamanda bir aşevi ve cenaze işleri için ayrılan bir odanın yer aldığı Yenibosna Kültür Merkezi’nin tüm elektrik giderlerini de içerdiğini belirtmektedir. Bu bağlamda başvuran özellikle, Alevilerin dini faaliyetlerinin yalnızca cem törenlerinin düzenlenmesiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda restoranlara ait yerlerin kullanılmasını gerektiren lokma tatlısının dağıtılmasını ve cenaze törenlerini de kapsadığını ileri sürmektedir. Bu nedenle Mahkeme, Yenibosna Kültür Merkezi’nin doğrudan ibadet uygulamasına ayrılmamış pek çok yeri içerdiğini göz ardı edemez.
21. Bu unsurların tamamını göz önünde bulundurarak Mahkeme, başvurana maddi tazminat olarak 44.400 avro ödenmesinin makul olacağı kanısına varmaktadır. Bu meblağ, başvuran vakfın iç hukukta dava açtığı 29 Haziran 2007 tarihi (yukarıdaki 18. paragraf) ile mevcut kararın kesinleşeceği tarih arasındaki sürece ilişkin Yenibosna Cemevi’nin aydınlatma masraflarına karşılık gelmektedir.
22. Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin 9. maddesiyle birlikte 14. maddesinde güvence altına alınan haklarının ihlalinin, ilgilinin manevi zarara uğramasına neden olduğu kanaatindedir. Mahkeme, bu manevi zararın uygun bir şekilde tazmin edilmesini gerekli görmektedir (bu bağlamda bk. Selamet Ordusu Moskova Şubesi/Rusya, No. 72881/01, § 105, AİHM 2006‑XI ve Religionsgemeinschaft der Zeugen Jehovas ve diğerleri/Avusturya, No. 40825/98, § 129, 31 Temmuz 2008). Sözleşme’nin 41. maddesinin gerektirdiği gibi Mahkeme hakkaniyete uygun olarak, başvuran vakfa manevi tazminat olarak 10.000 avro ödenmesine karar vermektedir.
B. Masraf ve giderler
23. Başvuran, Sözleşme organları ve/veya ulusal mahkemeler önünde yapılmış olan masraf ve harcamaların ödenmesini talep etmemektedir. Bu koşullarda Mahkeme, başvurana bu bağlamda herhangi bir meblağ ödenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.
C. Gecikme faizi
24. Mahkeme gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
II. SÖZLEŞME’NİN 46. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
25. Başvuran, Mahkeme’den, esas karardaki sonuçlara uygun olarak davalı Hükümeti, muafiyete ilişkin düzenlemenin şart ve koşullarını müzakere etmeye davet etmesini istemiştir. Hükümet bu talep hakkında bir açıklamada bulunmamıştır.
26. Mahkeme, bir ihlal tespit ettiğinde, davalı Devletin Sözleşme’nin 46. maddesi bakımından, ilgili şahıslara sadece Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca adil tazmin kapsamında tahsis edilen tutarları ödemekle yükümlü olmadığını aynı zamanda Mahkeme’nin tespit ettiği ihlale son vermek ve ihlal sonuçlarını ortadan kaldırmak amacıyla iç hukukta bireysel ve/veya gerektiğinde genel önlemler alma sorumluluğunu da yüklediğini hatırlatmaktadır. Bunu yaparken, başvuranın bulunduğu durumu, Sözleşme’nin gerekleri ihlal edilmemiş olsaydı içinde bulunacağı duruma mümkün olduğunca denk bir duruma getirmek amaçlanmalıdır (bk. diğer birçok karar arasında, Ghigo/Malta (adil tazmin), No. 31122/05, § 23, 17 Temmuz 2008, Bulgar Ortodoks Kilisesi Saint-Synode (metropolitan innokenti ) ve diğerleri/Bulgaristan (adil tazmin), No. 412/03 ve 35677/04, § 47, 16 Eylül 2010).
27.İlke olarak davalı Devlet, Bakanlar Komitesinin denetimi altında Sözleşme’nin 46. maddesinin 1. fıkrası kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme araçlarını seçmekte özgür olsa da kimi özel durumlarda Mahkeme, söz konusu araçların Mahkeme kararında yer alan sonuçlar ile uygun olması koşuluyla davalı Devlet’e, yükümlülüklerini yerine getirmesi hususunda yardımcı olmak amacıyla, ihlal tespitine yol açan duruma son verilmesi için alınabilecek tedbirin türünü açıklayabilir (Del Río Pradac/İspanya [BD], No. 42750/09, § 139, AİHM 2013 ve burada değinilen içtihat).
28. Mahkeme, somut olayda böyle bir durum söz konusu olduğu kanaatindedir. Mahkeme esas hakkında verdiği kararda, başvuranın maruz kaldığı ayrımcı muamelenin objektif ve makul bir gerekçesinin bulunmaması nedeniyle, Sözleşme’nin 9. maddesiyle birlikte 14. maddesinin ihlal edildiği (esas karar, § 50) sonucuna vardığını hatırlatmaktadır. Bu sonuca varmak için Mahkeme özellikle, Alevilik inancının bir din olmadığı yönünde yerel mahkemelerce yapılan değerlendirmenin, cemevlerinin, bilinen diğer ibadet yerleri gibi, dini bir inanca ilişkin ibadet yapılmasına yönelik yerler olduğu dikkate alındığında, cemevlerinin ibadethanelere tanınan imtiyazdan yararlanmamalarını haklı göstermek için kullanılamayacağı kanısına varmıştır.
29. Mahkeme, Hükümetin esas hakkında verilen kararın ardından sunduğu görüşlerinde, söz konusu muafiyetin 30 Mart 2013 tarihinde mevzuatta yapılan düzenlemeyle birlikte, diğer elektrik giderleri hariç olmak üzere, yalnızca ibadethanelerin aydınlatma masraflarıyla ilgili olduğu yönündeki argümanı dikkate almaktadır (yukarıdaki 8. paragraf). Bununla birlikte, ibadethanelere tanınan imtiyazın kapsamı ne olursa olsun - elektrik masrafları ya da aydınlatma giderleri - cemevlerinin, halen ve tam olarak bu muafiyetten yararlandığı söylenemez. Dolayısıyla, söz konusu muafiyetten kaynaklanan ayrımcılığı ortadan kaldırmak amacıyla ulusal düzeyde genel tedbirlerin alınması gerekmektedir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. a) Sözleşme’nin 44. maddesinin 2. fıkrasına uygun olarak davalı Devletin, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, başvurana her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere;
i) Başvuranlar vakıf tarafından ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, maddi tazminat için 44.400 avro (kırk dört bin dört yüz) ödenmesine;
ii) Ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat için 10.000 avro (on bin) ödenmesine;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, bu miktara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
2. Adil tazmine ilişkin kalan taleplerin reddine;
karar vermektedir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. fıkraları uyarınca 20 Haziran 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)