AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 27603/20 İsmail AYDIN / Türkiye
ve diğer 2 başvuru
(ekteki listeye bakınız)
Başkan,
Anja Seibert-Fohr,
Hâkimler,
Davor Derenčinović
Gediminas Sagatys,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 4 Şubat 2025 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
İsimleri ekteki tabloda yer alan başvuranlar (“başvuranlar”) tarafından tabloda belirtildiği üzere farklı tarihlerde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvuruları,
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 10. maddesine ilişkin şikâyetin tebliğ edilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna dair kararı,
tarafların beyanlarını dikkate alarak;
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU
1. Başvurular, ceza infaz kurumu yetkililerinin başvuranların cezalarını infaz ederken günlük “Yeni Asya” gazetesini almalarına izin vermemesine ilişkindir.
2. Söz konusu tarihte başvuranlar, Türk makamları tarafından FETÖ/PDY (“Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması”) olarak tanımlanan silahlı terör örgütüne üye olmaktan hüküm giymiş olup çeşitli ceza infaz kurumlarında hapis cezalarını çekmektedirler (bk. ekli tablo).
3. Her bir başvuran 2018 ve 2019 yıllarında çeşitli tarihlerde masrafları kendilerine ait olmak üzere Yeni Asya Gazetesi’ni almak için ilgili kurumlara talepte bulunmuştur. Ceza infaz kurumu idareleri yetersiz talep, gazetenin “mağdur köşesi ”nin örgüt içi iletişim aracı olarak kötüye kullanılması ve gazetenin yarattığı kurumsal güvenlik risklerine ilişkin endişeleri gerekçe göstererek talepleri reddetmiştir.
4. Bu kararları takiben, başvuranların her biri çeşitli tarihlerde ilgili infaz hâkimliklerine dava açmış ve ceza infaz kurumu idarelerinden Yeni Asya’ya erişimlerine izin verilmesini talep etmişlerdir. İnfaz hâkimleri, ceza infaz kurumu idarelerinin kararlarını hukuka uygun ve kurumların güvenlik ihtiyaçları ile gerekçelendirilmiş bularak tüm talepleri reddetmiştir. İlgili ağır ceza mahkemeleri, infaz hâkimlerinin bulgularını kabul ederek bu kararları onamıştır.
5. Başvuranlar çeşitli tarihlerde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak Yeni Asya’ya erişimlerinin engellenmesine ilişkin şikâyetlerini yinelemişlerdir. Bu aşama taraflar arasında ihtilaflıdır. Hükümet, Anayasa Mahkemesinin başvuranların ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdiğini belirtirken, başvuranlar Anayasa Mahkemesinin kabul edilemezlik kararı verdiğini iddia etmişlerdir (bk. aşağıda 9 ve 10. paragraflar).
6. Başvuranlar Mahkeme nezdinde, aynı şikâyeti 8. madde kapsamında dile getiren birinci başvuran hariç, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki bilgi ve fikir edinme haklarının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuşlardır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
7. Mahkeme, başvuruları, konu bakımından benzer olmaları sebebiyle, tek bir karar kapsamında birleştirerek incelemeyi uygun görmektedir.
8. Birinci başvuranın başvuru formunda şikâyetini ifade etme biçimini göz önünde bulunduran ve davanın olaylarına hukuki açıdan nitelendirilmesi hususunda yetkili olan Mahkeme, şikâyetin tek başına Sözleşme’nin 10. maddesi açısından incelenmesi gerektiği kanaatindedir (bk. Radomilja ve Diğerleri / Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018).
9. Hükümet, Anayasa Mahkemesinin başvuranların haklarının ihlal edildiğini kabul ettiğini ve uygun bir tazminata hükmettiğini belirterek, başvuranların mağdur statüsünü kaybettiğini ileri sürerek ilk itirazını belirtmiştir. Hükümet, 15 Ocak 2024 tarihinde sunduğu görüşlerinde, Mahkemeye Anayasa Mahkemesinin Yavuz Şen ve Diğerleri (no. 2017/20009, 12 Ocak 2022) davasına ilişkin kararının ekinin bir kopyasını sunmuştur. Bu kararda başvuranların adları da yer almaktaydı. Söz konusu kararda Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda bulunan yüzlerce kişiye bazı gazete ve süreli yayınların ulaştırılmaması nedeniyle ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve her birine 500 Türk lirası (TL) manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir (ilgili tarihte yaklaşık 32 avro).
10. Mahkeme, başvuranların başvurularını Mahkemeye sundukları sırada, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve kendi isimlerinin yer aldığı kabul edilemezlik kararlarını ekte sunduklarını not etmektedir. Ancak, ilgili belgelerin kopyalarını sunan Hükümet bu kararların konuyla ilgisi olmayan olay ve şikâyetlerle ilişkin Anayasa Mahkemesine yapılan farklı başvurularla ilgili olduğunu ve somut davayla ilgili olmadığını açıklamıştır. Çeşitli tarihlerde gönderilen yazılarla, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan Yavuz Şen ve Diğerleri kararında başvuranların isimlerinin yer aldığı ek de dahil olmak üzere, Hükümetin görüşleri başvuranlara iletilmiş ve başvuranlar cevap olarak görüşlerini sunmaya davet edilmiştir. İkinci ve üçüncü başvuran, Hükümetin görüşlerine belirtilen süre içerisinde cevap vermemiştir. Birinci başvuran, 5 Mart 2024 tarihli görüşlerinde, lehine bir karar ve tazminat almasına rağmen neden Sözleşme kapsamındaki haklarının ihlalinin mağduru olmaya devam ettiğini açıklayan herhangi bir argüman veya bilgi sunmamıştır.
11. Mahkeme, ulusal makamların Sözleşme’nin ihlal edildiğini açıkça veya özü itibariyle kabul etmeleri ve ardından uygun ve yeterli telafiyi sağlamaları halinde, bir başvuranın Sözleşme’nin 34. maddesinin amaçları bakımından mağdur statüsünün ortadan kalktığını yinelemektedir (bk. Scordino / İtalya (no. 1) [BD], no. 36813/97, §§ 178 - 93, AİHM 2006-V).
12. Mahkeme somut davada, Anayasa Mahkemesinin başvuranların şikâyetleriyle ilgili olarak Sözleşme’nin 10. maddesi tarafından korunan ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini kabul ettiğini gözlemlemektedir. Ayrıca Mahkeme bu tespitin yanı sıra, Anayasa Mahkemesinin başvuranların her birine 500 TL (ilgili dönemde yaklaşık 32 avro) manevi tazminat ödenmesine hükmettiğini kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, başvuranların mağdur statülerinin devam ettiğine dair herhangi bir delil sunmadıklarını gözlemlemektedir. Mahkeme ayrıca, Mehmet Çiftci / Türkiye (no. 53208/19, 16 Kasım 2021) ve takip eden davalarda (karşılaştırınız İncedere ve Altay / Türkiye [BD], no. 58778/19 ve diğer 2 başvuru, § 16, 12 Aralık 2023; Aktaş / Türkiye [BD], no. 64870/19, § 23, 9 Temmuz 2024; ve Necdet Vural / Türkiye [BD], no. 35555/19, § 29, 17 Aralık 2024) hükmettiği tazminatları da göz önünde bulundurmaktadır. Davanın tüm koşullarını göz önünde bulunduran Mahkeme, başvuranların mağdur statülerinin ortadan kalkması için gereken koşulların yerine getirildiği kanaatindedir.
13. Yukarıda belirtilenlere dayanarak Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını kabul etmekte ve başvuranların, Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki haklarının ihlalinden mağdur olarak kabul edilemeyecekleri sonucuna varmaktadır.
14. Dolayısıyla, başvurunun Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; 6 Mart 2025 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Anja Seibert-Fohr
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Ek
Başvuruların listesi:
Başvuru no.
Dava Adı
Dava Tarihi
Başvuran
Doğum Tarihi
Ceza İnfaz Kurumu
Uyruk
Temsilci
27603/20
Aydın / Türkiye
17 Haziran 2020
İsmail AYDIN
1980
Balıkesir L Tipi Ceza İnfaz Kurumu
T.C.
Kadir Öztürk
51816/20
Tali / Türkiye
6 Kasım 2020
Ramazan TALİ
1978
Eskişehir H Tipi Ceza İnfaz Kurumu
T.C.
1944/21
Özdemir / Türkiye
22 Aralık 2020
Eren ÖZDEMİR
1989
Gümüşhane E Tipi Ceza İnfaz Kurumu
T.C.