AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 27054/17
Asil AYDIN/Türkiye
1 Şubat 2022 tarihinde,
Başkan
Branko Lubarda
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”), Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, Türk vatandaşı, 1978 doğumlu olan ve İstanbul’da tutuklu bulunan Asil Aydın’ın (“başvuran”) 17 Mart 2017 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuruyu (No. 27054/17), kararın, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetinin bilgisine sunulduğunu, tarafların görüşlerini dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Mevcut başvuru, tek hücrede değil bireysel yaşam ünitesine yerleştirilen başvuranın tutukluluk koşullarıyla ilgilidir. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
2. Başvuran, iddialarını yinelemekte ve Hükümetin argümanlarına itiraz etmektedir.
3. Hükümet, Mahkemeye aşağıdaki bilgileri sunmuştur. Başvuranın bulunduğu bireysel yaşam ünitesi (“bundan sonra “ünite” olarak anılacaktır), 12.5m2’lik bir alana, sıhhi teçhizatın yer aldığı ayrı bir odaya, küçük bir mutfağa, dolaplara, bir masaya, bir sandalyeye, bir radyoya ve bir televizyona sahiptir. Bu ünitede ayrıca, acil çağrı butonu bulunmaktadır. Bu ünitede sıcak ve soğuk su sürekli olarak bulunmaktadır. Bu ünitede ayrıca, sabah 8’den itibaren güneş batana kadar erişebilir olan 20 m2’lik bir yürüyüş alanı bulunmaktadır. Başvuran, masrafları kendisine ait olmak üzere - buzdolabı, su ısıtıcısı, vantilatör ve saç kurutma makinesine sahip olabilmektedir. Başvuran, sipariş ettiği gazete ve dergileri almaktadır. Başvuran ayrıca, cezaevinin kütüphanesinden kitap ödünç alabilmektedir.
4. Hükümet, başvuranın her on beş günde bir telefonda yakınlarıyla konuşabildiğini belirtmektedir. Başvuran, kapalı görüşte her hafta yakınlarından ve her iki ayda bir açık görüşte ziyaret alabilmektedir. Başvuranın tutukluluk halinin başından beri, yakınlarıyla telefonda 14 defa görüşmüş ve başvuran 40 defa ziyaret edilmiştir.
5. Yine Hükümet tarafından sunulan bilgileri göre, başvuran 27 defa doktorlar tarafından muayene edilmiştir. Anksiyete rahatsızlığından muzdarip olduğu teşhis edilen başvuran, doktorlar tarafından önerilen ilaçlar kullanmıştır. Silivri Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen 17 Nisan 2017 tarihli sağlık raporunda, başvuranın herhangi bir fiziksel anormalliği veya hastalığı bulunmadığı, anksiyete rahatsızlığının hafiflediği ve bireysel yaşam ünitesinde bulunmasının tedavisine bir engel olmadığı belirtilmiştir. Başvuran ayrıca, kurumun psikoloğu tarafından da izlenmektedir.
6. Hükümet, Mahkemeyi başvuranın tutukluluk hali boyunca farklı talepler veya itirazlar nedeniyle, 121 dilekçe sunduğu konusunda bilgilendirmektedir. Bütün bu talepler ve itirazlar, başvuran tarafından belirtilen yetkili makamlara iletilmiştir.
7. Mahkeme, bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve Sözleşme’nin 35. maddesi kapsamında başka herhangi bir gerekçeyle kabul edilemez olmadığını tespit ederek, kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir.
8. Sözleşme’nin 3. maddesi bakımından, somut olaydaki gibi tutukluluk koşulları hakkında genel ilkeler, Bora/Türkiye (No. 30647/17, §§ 15-21, 28 Kasım 2017 ve içinde yer alan atıflar) davasında özetlenmiştir.
9. Mahkeme, yukarıda belirtilen Bora davasında düzenlenen genel ilkeler ve kriterler ışığında, başvuranın tutukluluk halinin maddi koşullarının ve bireysel yaşam ünitesinde kendisine sağlanan kolaylıkların, 11 Ocak 2006 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen Avrupa Cezaevi Kurallarına açıkça uygun olduğunu tespit etmektedir. Ayrıca, dava dosyasına eklenen bilgilerden cezaevi yönetiminin başvuranın tek hücreye yerleştirilmesi için disiplin cezası vermediği anlaşılmaktadır (Güngör /Türkiye kararıyla karşılaştırma (k.k.), No. 14486/09, § 16, 4 Temmuz 2017, “hücrelerin” tarifi için ve bir disiplin cezasına konu edilen tutuklara verilen kısıtlamalar).
10. Mahkeme mevcut durumda, başvuranın bulunduğu bireysel yaşam ünitesinin 12.5 m2 olduğunu tespit etmektedir. Bireysel yaşam ünitesinde, bir duş, bir tuvalet ve küçük bir mutfak bulunmaktadır. Başvuran, yürüyüş alanına çıkma imkânı bulunmaktadır. Başvuran, sipariş ettiği gazete ve dergileri sürekli olarak almaktadır. Başvuranın kitap alma veya cezaevinin kütüphanesinden kitap ödünç alma imkânı bulunmaktadır. Başvuran, bir radyoya ve bir televizyona sahiptir.
11. Mahkeme ayrıca, başvuranın tutuklandığı tarih olan 21 Temmuz 2016 ile 24 Nisan 2017 tarihleri arasında, yakınlarıyla 14 defa telefonda görüştüğünü tespit etmektedir. İlgililer, başvuranı cezaevinde 40 defa ziyaret etmişlerdir. Başvuranın talebi üzerine, doktorlar tarafından 27 defa muayene edilmiştir. Bu muayeneler, ilgilinin büyük sağlık sorununun bulunmadığını gösteren muayenelerdir. Başvuran ayrıca farklı talepler veya itirazlar nedeniyle, 121 dilekçe sunmuştur. Bu talepler ve dilekçeler farklı yetkili makamlara iletilmiştir.
12. Dolayısıyla, bu tespitler ışığında, Sözleşme’nin 3. maddesi anlamında, başvuranın tutukluluk koşullarına ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
13. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin farklı maddeleri açısından, diğer şikâyetler ileri sürmektedir.
14. Mahkeme, sahip olduğu bütün unsurları dikkate alarak ve ihtilaf konusu olayların yetkisine bağlı olması nedeniyle, bu şikâyetlerin gerek Sözleşme’nin 34 ve 35. maddelerinde belirtilen kabul edilebilirlilik kriterlerini yerine getirmediğini ve gerekse Sözleşme veya Protokolleri tarafından sağlanan hak ve güvencelerin ihlal edildiğine dair hiçbir görünüm bulunmadığını tespit etmektedir.
15. Sonuç olarak, başvurunun bu kısmı, açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy Birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 3 Mart 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Branko Lubarda
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan