AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 48348/10
Adem AYDIN/Türkiye
Başkan,
Paul Lemmens,
Hâkimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Ivana Jelić
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 22 Ocak 2019 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda anılan 25 Haziran 2010 tarihli başvuruyu göz önüne alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Adem Aydın, 1974 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Denizli’de ikamet etmektedir. Mahkeme önünde Ankara Barosuna bağlı Avukat B. İntepe tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, 1994’te zorunlu askerlik hizmetine başlamıştır. Başvuran 1996 tarihinde, ordudan çıkarılmıştır. 2008 tarihinde, başvuran idareye başvurmuş ve maluliyet maaşından faydalanmayı talep etmiştir. Başvuran, askerlik görevi sırasında duyma yetisini kaybettiğini iddia etmiştir. Başvuranın talebi reddedildikten sonra red kararının iptali için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde yargılamaları başlatmıştır. Yargılamalar esnasında, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı, davanın esasına yönelik yazılı mütalaasını sunmuştur. Söz konusu mütalaa başvurana tebliğ edilmemiştir.
5. 1 Ekim 2009 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, başvuranın işitme kaybının zorunlu askerlik hizmetinden kaynaklı olup olmadığının tespit edilemeyeceğini belirterek, başvuranın davasını reddetmiştir. Bununla beraber 10 Aralık 2009 tarihinde, başvuranın karar düzeltme talebi reddedilmiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
6. Söz konusu zamana ait iç hukuka ilişkin açıklamalar Tanışma/Türkiye (no. 32219/05, §§ 29-47, 17 Kasım 2015) ve Yavuz/Türkiye ((k.k.), no. 29870/96, 25 Mayıs 2000) davalarında bulunmaktadır.
7. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumun ardından 6771 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Bu yeni kanuna göre, Anayasa’nın 145 ve 157. maddeleri ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır. Ek olarak Anayasa’nın 142. maddesine aşağıdaki paragraf eklenmiştir.
“... Disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkemeler kurulamaz. Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askerî mahkemeler kurulabilir.”
8. 7103 sayılı Kanun 21 Mart 2018 tarihinde çıkarılmış ve 27 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. 7103 Sayılı Kanun’un 23. maddesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (no. 2577) değişiklik yapmıştır. Bu değişikliğe göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin iddialara yönelik başvuruları an itibariyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan bütün başvuranlar, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Mahkemenin kabul edilemezlik kararının bildirilmesinin ardından üç ay içerisinde Ankara İdare Mahkemesi önünde tekrar yargılanmayı talep edebilirler.
ŞİKÂYETLER
9. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde adil bir yargılanmaya tabi tutulmadığını ve bu mahkemenin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Başvuran ayrıca, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde sürdürülen yargılamalar sırasında Savcı mütalaasının kendisine tebliğ edilmediğini kaydetmiştir. Başvuran ayrıca, yerel mahkeme kararının sonucuna itiraz etmiştir. Yerel mahkemenin delillerin değerlendirilmesinde hata yaptığını, karar düzeltme talebinin, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde, davanın esasına ilişkin kararı veren aynı bölüm tarafından incelendiğini ve bu bölümün maluliyet maaşı talebini reddetmiş olduğunu ve bundan dolayı yerel yetkililerin mal ve mülk dokunulmazlığı hakkını ihlal ettiği hususunda şikâyette bulunmuştur. Başvuran bu bağlamda, Sözleşme’nin 13. maddesi ile Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Savcısının sunduğu mütalaanın başvurana bildirilmemesine ilişkin şikâyetler
10. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önündeki yargılamaların adilliği konusunda şikâyette bulunmuştur.
11. Mahkeme, 7103 sayılı Kanun’un 21 Mart 2018 tarihinde çıkarıldığını ve 27 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlandığını kaydetmektedir. 7103 Sayılı Kanun’un 23. maddesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (no. 2577) değişiklik yapmıştır. Bu değişikliğe göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin iddialara yönelik başvuruları an itibariyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan bütün başvuranların, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle, Mahkemenin kabul edilemezlik kararının bildirilmesinin ardından üç ay içerisinde Ankara İdare Mahkemesi önünde tekrar yargılanmayı talep edebilirler.
12. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi kapsamındaki iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının, Sözleşmeci Devletlere, gerçekleştirdikleri ileri sürülen ihlallerle ilgili, Mahkemeye başvuruda bulunulmadan önce, önleme veya düzeltme fırsatı vermek olduğunu yenilemektedir. Dolayısıyla, bu kural, başvuranların ilk olarak ulusal hukuk sisteminin sağladığı hukuk yollarından faydalanmalarını gerektirmekte, böylece Devletleri gerçekleştirmiş oldukları eylemlerle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde hesap vermekten muaf kılmaktadır. Ancak, söz konusu kural, ileri sürülen ihlal ile ilgili olarak başvurulabilecek etkin bir iç hukuk yolunun mevcut olduğu varsayımına dayanmaktadır (bk. Radomilja ve Diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10, § 117, 20 Mart 2018; Latak/ Polonya (k.k.), no. 52070/08, § 75, 12 Ekim 2010 ve İçyer/Türkiye (k.k.), no. 18888/02, 12 Ocak 2006).
13. İç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirme, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Ancak, Mahkemenin birçok kararında belirttiği üzere bu kural, her davanın kendine özgü koşullarıyla haklı kılınabilecek istisnalara tabidir (bk., Baumann/Fransa, no. 33592/96, § 47, 22 Mayıs 2001 ve yukarıda anılan, İçyer).
14. Mahkeme, Tanışma/Türkiye kararında, (no. 32219/05, 17 Kasım 2015) söz konusu yasal problemi incelediğini belirtmiştir ve Sözleşme’nin 6 § 1. maddesi kapsamında Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olarak değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir. Sonuç olarak, yerel düzeyde benzer şikâyetlere ilişkin telafi sağlamak ve Mahkeme önünde bekleyen başvuru sayısını azaltmak amacıyla, 16 Nisan 2017 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır. Bunun ardından, 21 Mart 2018 tarihinde, 7103 Sayılı Kanun ile Mahkeme önünde derdest olan bütün başvurular için sivil bir idare mahkemesi önünde tekrar yargılanma hakkı sunulmuştur.
15. Mahkeme Baysal/Türkiye ((k.k.), no. 29698/11, 22 Mayıs 2018) davasındaki kararında, başvuranın iç hukuk yollu olan yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle yeni yapılan bir başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Bu kararı verirken Mahkeme özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın adilliğine ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
16. Somut davada, Mahkeme Baysal davasında (yukarıda anılan) verdiği kararı yinelemektedir ve başvuranın Mahkeme önünde derdest olan başvurusunun iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararının bildirilmesinin ardından üç ay içerisinde Ankara İdare Mahkemesi önünde tekrar yargılanmayı talep edebilme imkânı olduğunu gözlemlemektedir. Sonuç olarak, Ankara İdare Mahkemesi davalara ilişkin yeni bir değerlendirme yapacaktır ve başvuran, Ankara İdare Mahkemesinin kararına karşı Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunabilecektir. Başvuran, sonrasında Danıştay’ın kararına karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilecektir. Eğer başvuran, hala kendisini iddia edilen ihlalin mağduru olarak görürse, Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca, Mahkemeye yeni bir başvuru yapabilme imkânına sahiptir.
17. Bununla beraber, Mahkeme, yeniden yapılacak bu değerlendirmelerin, başvuranın yargılamalar sırasında savcı mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesi hakkındaki şikâyetine ilişkin de bir telafi sağlayacağını belirtmektedir (bk., yukarıda anılan, Baysal, § 17).
18. Dolayısıyla başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmelidir.
B. Diğer Şikâyetler
19. Mahkeme, Sözleşme’nin 6 ve 13. maddeleri ile Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesiyle ilgili olarak ileri sürülen diğer şikâyetler kapsamında, iddiaları inceleme yetkisi ve kendisine sunulan delil unsurları dâhilinde, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklere ilişkin bir ihlal tespit etmemiştir.
20. Başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olup Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4. maddesine uygun olarak reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup 14 Şubat 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy