AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru no: 31226/09
Ayhan AYKAÇ / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Stéphanie Mourou-Vikström,
Arnfinn Bårdsen,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 30 Nisan 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
16 Nisan 2009 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruları göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 6 Eylül 2018 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranın bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Ayhan Aykaç, 1964 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Mardin’de tutuklu bulunmaktadır. Başvuran Mahkeme önünde Diyarbakır Barosuna bağlı Avukat R. Yalçındağ Baydemir tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında, ceza yargılamasının ilk aşamalarında avukat yardımından faydalanamadığından ve mahkûmiyetinin avukatı olmadan polise vermiş olduğu ifadelere dayandığından şikâyetçi olmuştur. Aynı hükme dayanarak, başvuran, ayrıca, ceza yargılamaları sırasında tanıklara soru yöneltemediğini iddia etmiştir.
4. Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında şikâyetler Hükümete tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
5. Hükümet, dostane çözüm anlaşmasına varma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, 6 Eylül 2018 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermesini talep etmiştir.
6. Hükümetin sunduğu deklarasyon metni aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti, mevcut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşmenin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet, ayrıca, 15 Temmuz 2003 tarihinde 4928 sayılı Kanun’un, avukata erişim hakkına getirilen sistematik sınırlamaya ilişkin hükmü yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır.
Bununla beraber, Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı Kanun’la değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesi gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında başvuranların şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini düşünmektedir.
Dolayısıyla, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, Ayhan AYKAÇ’a yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, tüm maddi ve manevi zararları karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kararın tebliğ tarihini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.”
7. Başvuran, 9 Ekim 2018 tarihli yazıyla, tek taraflı deklarasyonla verilen taahhütlerden tatmin olmadığını belirtmiştir.
8. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde, belirtilen sonuçlardan birine yol açması hâlinde, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi, Mahkemenin özellikle aşağıdaki durumda başvuruyu kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse”.
9. Mahkeme ayrıca, bazı durumlarda, başvuran davanın incelenmeye devam edilmesini arzu etse dahi, başvuruyu, davalı Devletin tek taraflı deklarasyonuna istinaden, 37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
10. Bu amaçla Mahkeme, özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihadından doğan ilkeler ışığında deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI, WAZA Sp z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
11. Mahkeme, Türkiye’ye karşı açılan davalar dahil olmak üzere, bazı davalarında, avukat yardımın sistematik olarak engellenmesi ve başvuranları mahkum etmek için avukat yokluğunda alınan ifadelerin kullanılması hakkındaki şikâyetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk., diğerleri arasında, Mehmet Duman/Türkiye, no. 38740/09, 23 Ekim 2018; Ömer Güner/Türkiye, no. 28338/07, 4 Eylül 2018; Girişen/ Türkiye, no. 53567/07, 13 Mart 2018; Canşad ve Diğerleri/Türkiye, no. 7851/05, 13 Mart 2018; İzzet Çelik/Türkiye, no. 15185/05, 23 Ocak 2018; ve Bayram Koç/Türkiye, no. 38907/09, 5 Eylül 2017).
12. Mahkeme, yukarıda anılan davalarda, başvuranın avukata erişim hakkına getirilen kısıtlamanın sistemsel niteliğinin, kendi başına, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3(c) maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmak için yeterli olup olmadığını incelemeksizin, başvuranın polise verdiği ifadelerinin kabul edilebilirlikleri incelenmeden yargılamayı yürüten mahkeme tarafından kullanılmasının ve Yargıtay’ın daha sonra bu eksikliği düzeltmemesinin, söz konusu maddenin ihlalini teşkil ettiğine karar vermiştir. Ayrıca, yukarıdaki tüm davalarda, Mahkeme, Sözleşmenin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesinin, başvuranlar tarafından yaşanan manevi zarar için yeterli adil tazmin teşkil ettiği kanaatindedir.
13. Bununla beraber, Mahkeme, Türkiye aleyhine açılan davalar dahil olmak üzere bir kısım davada, başvuranın ceza yargılamalar sırasında tanıklara soru yöneltememe şikayetiyle ilgili yerleşik bir uygulamaya sahiptir (bk., diğerleri arasında, Schatschaschwili/Almanya [BD], no. 9154/10, AİHS 2015; Al-Khawaja ve Tahery/İngiltere [BD], no. 26766/05 ve 22228/06, AİHS 2011; 10 Temmuz 2018; ve Daştan/Türkiye, no. 37272/08, 10 Ekim 2017).
14. Mahkeme, Hükümetin, tek taraflı deklarasyonunda, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesinin açıkça ihlal edildiğini kabul ettiğini gözlemlemektedir.
15. Avukat hakkına yönelik sistematik kısıtlama konusunun kaynaklandığı yasal hükümlerin, 4928 sayılı 15 Temmuz 2003 tarihli karar ile kaldırıldığı (daha fazlası için bk. Salduz/Türkiye [BD], no. 36391/02, §§ 27‑31, AİHM 2008) ve avukata erişim hakkına yönelik hiçbir sistematik kısıtlamanın öngörülmediği, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Ceza Muhakemeleri Kanunu’nu (5271 sayılı Kanun) not etmek önemlidir.
16. Mahkeme, ayrıca, 31 Temmuz 2018 tarihine kadar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, başvuranlara, sadece Mahkemenin Sözleşme veya Protokollerinin ihlal edildiği tespitinde bulunan kararına dayanarak, ceza yargılamalarının yenilenmesi imkânını içeren bir hukuk yolu sağladığını kaydetmektedir. Ancak, 31 Temmuz 2018 tarihinde 7145 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra, başvuranlar, Mahkemenin artık dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde davayı kayıttan düşürmeye karar vermesinin ardından ceza yargılamalarının yenilenmesine yönelik bir başvuruda bulunmaya hak kazanmıştır. Bunun sebebi, bu iki durumun, artık, ceza yargılamalarının yeniden açılması gerekçeleri olarak, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinde ayrıntılı olarak listelenmesidir. Dolayısıyla, Mahkeme, iç hukukun, dostane çözüme veya tek taraflı deklarasyona dayanarak bir başvuruyu kayıttan düşüren bir kararın veya hükmün ardından, başvuranların yargılamaların yenilenmesini talep edebileceği bir hukuk yolu öngörmesinden dolayı memnundur (kıyaslayınız, Igranov ve Diğerleri/Rusya, no. 42399/13 ve diğer 8 başvuru, § 26, 20 Mart 2018, daha fazla atıf ile birlikte, ve karşılaştırınız Sroka/Polonya (k.k), no. 42801/07, 6 Mart 2012).
17. Bu bağlamda, Mahkeme ayrıca, içtihadına ve uygulamasına göre, başvuranın bu yönde bir talepte bulunması durumunda iç hukukta yargılamanın yenilenmesinin Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği iddiasına yönelik olarak etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yol olduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetlerine ilişkin olarak telafi kabiliyetine haiz olduğu düşünülmektedir. Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki tali rolü dikkate alındığında, Mahkeme, öncelikli olarak ulusal makamların Sözleşmenin herhangi bir ihlalini düzeltmesi gerektiğini kaydetmektedir.
18. Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37 § 1 (c) madde). Bu karar, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk. Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, §§ 116‑118, 5 Temmuz 2016).
19. Ayrıca, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve bilhassa konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında; Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1 maddesinin son cümlesi).
20. Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tekrar kayda alınacağının altını çizmektedir (bkz. Josipović/Sırbistan (k.k.), No. 18369/07, 4 Mart 2008).
21. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümet’in Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 kapsamındaki deklarasyon koşullarını ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin kuralları dikkate alarak;
Başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 23 Mayıs 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy