T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/58 Esas
KARAR NO : 2025/585
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/01/2017
KARAR TARİHİ : 20/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı “ ..... Mah. ..... Cad. No:4 Beylikdüzü İstanbul” adresinde kurulu .... BENZİN İSTASYONUNDA pompacı olarak çalışmaktadır. Kendisinin en son aldığı net ücret 1,550,0-TL yemek İşveren tarafından verilmektedir. 17.05.2016 tarihi saat 12:47 sularında, sigorta ettireni ..... Sigorta A.Ş. Olan sürücüsü ve işletenifruhsat maliki olan ..... plakalı siyah ..... marka aracına yakıt almak için pompaya yanaşmış, müvekkil davacı da pompa akaryakıt tabancasını araç deposuna yerleştirmiştir. Davalı sürücü önce 20 TL lik yakıt almış daha sonra 10 TL lik de yakıt almak istemesi Üzerine tekrar yakıt pompa tabancasını araç deposuna yerleştirmiş ancak davalı sürücü ekli CD görüntülerinden de çok net anlaşılacağı Üzere yakıt pompa tabancasının araç deposundan çıkarılmasını beklemeden aniden hareket etmiş ve pompa hortumunun davacının bacağına çarpması neticesinde yere düşen davacının ağır yaralandığını bu nedenlerle maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş ve dava etmişlerdir.
Davalı ...... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan tarafların kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini, davacının sigortaya başvuru yapmadan işbu davayı açmasının usulsüz olduğunu bu nedenlerle öncelikle usul yönünden davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olayın meydana gelmesinde davacının hiçbir kusuru olmadığını, olay tamamen davacının mesleki eğitimsizlik ve dikkatsizliğinden ileri geldiğini, davacı akaryakıt satış elemanı olduğunu; Akaryakıt ve Otogaz İkmal ve Dolum Elemanı, akaryakıt ve otogaz istasyonlarında iş sağlığı ve güvenliğiyle çevre korumaya ilişkin önlemleri alarak kalite sistemleri çerçevesinde, akaryakıt ve otogaz ikmali, araçların temizlik ve kontrolleri ile tankerden akaryakıt ve otogaz boşaltımı yapan; akaryakıt ve otogaz ile ilgili denetim ve kontrol faaliyetlerinde yer alan; istasyon teknik güvenlik faaliyetleri ile mesleki gelişimine ilişkin faaliyetleri yürüten nitelikli olduğunu; Bu mesleğin icrası esnasında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini gerektiren kaza, yaralanma ve meslek hastalığı riskleri bulunduuğunu ve bu mesleği icra edenlerin gerekli eğitimlerden geçmiş olması, belirli bir mesleki yeterlikte bulunması ve mesleğin icrası için gerekli raporlarının bulunması gerektiğini, meydana gelen olay davacının mesleki yeterliliğe ve eğitime sahip olmadığını gösterdiğini, davacıya gerekli ilgi ve alakayı göstermediğini, yardımda bulunmadığı iddiası haksız ve mesnetsiz olduğunu . yanında 6,5 aylık çocuğu ve sadece yengesi olan davalı can ve mal güvenliğinden endişe ettiği ve aynı zamanda oradaki sorumlu kişilerin ( istasyon müdürü de dahil) siz gidin biz ilgileniriz telkin ve ısrarlarıyla oradan ayrılmak zorunda kaldığını fakat daha sonra davacı ile irtibata geçmiş ancak davacı, diğer davalı, sigorta şirketinden, talepte bulunacağından bahisle iletişimi kestiğini bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; Davalı şahsın sürücü ve maliki diğer davalının da ZMMS sigortacısı olduğu ...... plakalı aracın benzin istasyonunda yakıt almak üzere iken yakıt pompa tabancısının araç deposundan çıkartılması beklenmeden hareket etmiş olması nedeniyle pompa hortumunun davacının bacağına çarpması neticesinde yaralandığı iddiasıyla hastane masrafı, bedeni zarar nedeniyle iş güç kaybı ve manevi tazminatın davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a- Gürpınar Polis Merkezi Amirliği,
b- ...... Sigorta A.Ş,
c- Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü,
d- Bağcılar Trafik Tescil Şube Müdürlüğü,
e- Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğü,
f- ......,
g- Büyükçekmece ...... Asliye Ceza Mahkemesi'ne müzekkereler yazılmıştır.
4- bilirkişi raporu şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
5-Maluliyet oranının tespiti için tedavi evrakları ile birlikte dosyanın bir suretinin Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas dairesine gönderilmesine karar verilmiş olmakla 11/06/2019 tarihli ATK raporunda özetle; ...... ve ..... oğlu, 27/10/1966 doğumlu ...... 'ın 17/05/2016 tarihinde geçirmiş olduğu kazaya bağlı gelişen yaralanmasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: Gr1 VII (12Ba..........7) A %11 x 0.8 (sol taraf) = 8.8 E cetveline göre: %10.2 (yüzdeonnoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir.
-06/11/2019 tarihli ATK raporunda özetle; ''...... ve ...... oğlu, 27/10/1966 doğumlu .....'ın 17/05/2016 tarihinde tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre; Kas-İskelet Sistemi Arızaları-Üst Ekstremiteye Ait Sorunlarda Özürlülük Oranları-Şekil 2.8: Dirsek fleksiyon ve ekstansiyon kısıtlılığına bağlı üst ekstremite özürlülük yüzdesi %6(altı) olduğu, Tablo 2.3’e göre; 1-Kişinin tüm vücut engellilik oranı: %4 (yüzdedört ) olduğu, 2-İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur. '' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir.
-19/10/2020 tarihli ATK raporunda özetle; '' ..... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; ...... ve ..... oğlu, 27/10/1966 doğumlu .....'ın 17/05/2016 tarihinde tarihinde geçirdiği iş kazasına bağlı yaralanması sebebiyle, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası Grup 23 olduğu anlaşılmakla: Gr23 VII (12Ba………….7)A%11X0.8=%8.8 E cetveline göre: %10.2 ( yüzdeonnoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir.
-26/03/2021tarihli ATK raporunda özetle; ''Davalı sürücü ..... 'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davacı ...... 'ın kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur.'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir.
-17.10.2024 tarihli ATK raporunda özetle ''...... oğlu, 1966 doğumlu ......’ın 17/05/2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının A- 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası Grup 23 olduğu anlaşılmakla: Gr23 VII (12Ba………….7) A 11x0.8=%8.8 E cetveline (yaşına) göre %10.2 (yüzdeonnoktaiki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, A.I. Maluliyet oranı sorulduğunda olay tarihli yönetmelik ve tüzüklerden yararlanılarak Mahkemelerce sorulan hususta rapor düzenlendiği, bu açıklama çerçevesinde kullanılan 03/08/2013 tarihli Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve 28/09/2021 tarihli Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin sadece çalışma gücünün kaybına (%60-emeklilik için kullanılan) yönelik Ek-1 bölümü dışında her hangi bir bölümü bulunmadığı, 85/9529 sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü ve 11 Ekim 2008 tarihli Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde ise Ek-1 bölümüne ilaveten meslek hastalıklarının bulunduğu Ek-2 bölümü ve meslekte kazanma gücünün belirlenmesine yönelik liste ve cetvellerin bulunduğu Ek-3 bölümünü içerdiği dikkate alındığında, Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı belirlenmesi için mutlaka bu Ek-3 bölümü bulunan yönetmelikten yararlanıldığı, B- 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre; Kas-İskelet Sistemi, Üst Ekstremiteye Ait Sorunlarda Özürlülük, Şekil 2.8 ve şekil 2.9’a göre üst ekstremite özürlülük oranı %4(dört), şekil 2.6 ve şekil 2.7’ye göre üst ekstremite özürlülük oranı %2(iki), balthazard formülüne göre toplam üst ekstremite özürlülük oranı %6(altı) olup tablo 2.3’e göre; Kişinin tüm vücut engellilik oranı %4 (yüzdedört) olduğu, C- Özürlülük/Engellilik kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, bu nedenle aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği, D- İyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, E- Başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir.
19/02/2025 tarihli Bilirkişi raporunda özetle; ''Bu raporun ve tüm dosya kapsamı Delilerin hukuki değerlendirmesi ve takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere; SGK geçişi iş göremezlik süresinin dışlanması neticesinde davacının geçici iş göremezlik zararının %100 malul ve sürücünün %100 kusuru kapsamında 1.132,68 TL olacağı, SGK tedavi giderlerinin karşılamış olduğu ve ilave ücret yönünden davacının belgeli tedavi giderinin Sgk ödemlerinin 5493,66 TL olduğu ve davacının ilave fark ücreti için ödemesinin dava dışı sgk sorumlu olmadığı miktardan davalıların müştereken müselselden sorumlu olacakları miktarın 3.585-TL faturalı ilave ücret ödemesi yapılmış olduğu, poliçe limitinin 310.000 TL limitler dahilinde olduğu, davacının maddi tazminatının davalı sürücünün 96100 kusuru kapsamında 2 seçenekli olarak ATK raporu kapsamında olmak üzere, Davacının maddi tazminatının 9610,2 iş göremezlik zararının 525.971,60 TL olduğu ve sigorta limitinin 310.000 TL olduğu ve limiti aşan miktarının 215.972,00 TL olduğu, Davacının maddi tazminatının 964 iş göremezlik zararının 206263,4 TL olduğu ve sigorta limitinin 310.000TL olduğu ve limit dahlinde olduğuna ve manevi tazminat takdirinin mahkemeye olduğuna görüş ve kanaatimi içerir iş bu raporu sayın mahkemenin takdirlerine arz ederim. 19.02.2025 '' taraflara tebliğ edilmiştir.
6-Tüm raporlar taraf/vekillerine tebliğ edilmiştir.
7-Davacı vekili bilirkişi raporu doğrultusunda davasını ıslah etmiş, ıslah harcını mahkememize yatırdığı gibi ıslah dilekçesi davalılara tebliğ olmuştur.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davalılardan ...... tarafından sürülen davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış araç ile davacının çalıştığı petrol istasyonunda petrol alırken petrol pompasının hortumunun çıkartılmadan hareket ettiğini bu sebeple hortumun davacının ayaklarına dolandığı ve davacının yaralanarak ameliyat olmak zorunda kaldığı bu sebeple maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Haksız fiillere ilişkin olarak 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddeleri şu şekildedir:
"MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
II. Zararın ve kusurun ispatı
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle bir zararın meydana gelmesi halinde kusurlu fiili ile üçüncü kişiye bir zarar veren zararı gidermekle yükümlü olup, zararı, illiyet bağını ve kusuru ispat yükü ise davacı zarar görene aittir.
2918 sayılı Kanun'un 85. Maddesi ise şu şekildedir:
"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."
2918 sayılı Kanun'un 90 ve 91. Maddelerine göre ise araçların zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırması zaruri olup, sigortacı da poliçe teminatı kapsamındaki zarar gören üçüncü kişilerin zararlarından sigorta teminatı kapsamında sorumlu olacaktır.
Mahkememizce meydana gelen kazada kusur ve trafik kurallarına aykırılıkların tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmış olup, Adli Tıp Kurulu Trafik İhtisas Dairesi vermiş olduğu raporda meydana gelen kazada davacının kusurunun olmadığını, davalı sürücü ......'nin %100 kusur ile kazaya sebebiyet verdiğini tespit etmiştir. Söz konusu tespitin tarafların olay anlatımı, soruşturma dosyası, dosya kapsamındaki deliller ile uyumlu olduğu ve 2918 sayılı Kanun'un kurallarının uygulanmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla ilgili rapor hükme esas alınmış, davalı sürücü ......'nin meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu kabul edilmiştir.
Mahkememizce davacının meydana gelen kaza sebebiyle maluliyet durumunun tespiti için ATK'dan rapor alınmış olup, itirazlar üzerine üst kuruldan rapor alınmış, ATK üst kurulu tarafından en son alınan raporda olay tarihinde yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre davacı hakkında şu tespitler yapılmıştır;
"Kas-İskelet Sistemi, Üst Ekstremiteye Ait Sorunlarda Özürlülük, Şekil 2.8 ve şekil 2.9’a göre üst ekstremite özürlülük oranı %4(dört), şekil 2.6 ve şekil 2.7’ye göre üst ekstremite özürlülük oranı %2(iki), balthazard formülüne göre toplam üst ekstremite özürlülük oranı %6(altı) olup tablo 2.3’e göre;
Kişinin tüm vücut engellilik oranı %4 (yüzdedört) olduğu,
C- Özürlülük/Engellilik kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, bu nedenle aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği,
D- İyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği,
E- Başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur."
Mahkememizce ATK üst kurulundan alınan rapor sonucunda yapılan tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu, meydana gelen kaza tarihi itibariyle davacının maluliyet oranının tespitinde uygulanması gereken yönetmeliğin ATK tarafından doğru olarak tespit edildiği anlaşılmakla olay tarihi itibariyle yürürlükte olan düzenlemeler çerçevesinde ATK Üst Kurulu'nun raporu hükme esas alınmış, davacının kalıcı maluliyet oranının %4, geçici iş göremezlik süresinin ise 4 ay olduğu tespiti hükme esas alınmıştır.
Davacı tarafından ATK üst kurulunun raporuna itiraz edilerek maluliyet oranının daha yüksek olduğu iddia edilmiş ise de ATK Üst Kurul raporunda da belirtildiği üzere olay tarihi itibariyle davacının maluliyet oranı tespiti yönünden uygulanması gereken yürürlükteki yönetmelik hükümlerinin 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik olduğu ve tespitin ilgili yönetmeliğe göre yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılmakla davacının aksi yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir.
Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ...... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü 11.10.2008 ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak düzenlenmesi gerekmektedir."
Bu bağlamda olay tarihi itibariyle uygulanması gereken yönetmelik hükümlerine göre ATK üst kurulu tarafından verilen raporda davacının maluliyet oranının %4, geçici iş göremezlik süresinin ise 4 ay olduğu tespiti doğrultusunda davacının talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanması için dosya aktüerya bilirkişisine tevdii edilmiştir.
Mahkememizce karar tarihine yakın tarih itibariyle mevcut asgari ücret miktarı gözetilmek suretiyle yeniden aktüerya raporu alınmış olup, son alınan aktüerya raporunda davacının 4 aylık geçici iş göremezlik zararının toplamının 5.018,20-TL olduğu, davacının uğradığı kazanın aynı zamanda iş kazası olması sebebiyle SGK tarafından yapılan ödeme miktarı olan 3.885,53-TL düşüldüğünde geçici iş göremezlik zararının 1.132,68-TL olduğu tespit edilmiş, bilirkişi raporundaki ilgili hesaplamanın usul ve yasaya uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmış, davacının çalışamadığı 4 aylık süre için SGK tarafından ödenen bedel düşülmek suretiyle davacının geçici maluliyet tazminatı 1.132,68-TL yönünden davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yine alınan bilirkişi raporunda SGK tarafından karşılanmayan ve davacı tarafından ispatlanabilen davacının hastane masrafları ve tedavi ücretleri toplamının 3.585,00-TL olduğu tespit edilmiş olup ilgili hesaplamanın davacının ispatlayabildiği miktar ile uyumlu olduğu ve SGK tarafından karşılanmadığı anlaşılmakla ilgili miktar hükme esas alınmış, davacının tedavi giderleri yönünden 3.585,00-TL üzerinden davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
ATK Üst Kurulu tarafından tespit edilen davacının kalıcı maluliyet oranı olan %4 maluliyet oranına göre karar tarihine yakın güncel asgari ücret üzerinden hesap yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda Anayasa Mahkemesinin 2021/82 E. 2022/167 K. 29.12.2022 T. sayılı KTK’nun 90. Maddesine eklenen
hükümlerin iptaline ilişkin kararı ile Yargıtay 4. HD 2021/27411 E. 2022/3461 K. 28/02/2022 T. ve
Yargıtay 17. HD 14.01.2021 T. 2020/2598 E. 2021/34 K. sayılı kararı dikkate alınarak; müteveffa ve
hak sahiplerinin muhtemel bakiye ömrü TRH-2010 yaşam tablosuna göre belirlenmiş bununla
birlikte; asgari ücretin her yıl %10 artacağı kabulü ile işleyecek dönemdeki kazançlar için her yıl %10
artış uygulanacak ve işleyecek dönemdeki zararın peşin ödenmesi nedeniyle her yıl için %10 ıskonto
yapılmış TRH-2010 yaşam tablosu ve progressive rant yöntemine göre hak
sahiplerinin maddi zararları tespiti açısından davacının kalıcı maluliyeti nedeniyle maddi zararının 206.263,40 TL olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu tespitin usul ve yasaya uygun, gerekçeli denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınması gerekmiştir.
Davacı tarafından Mahkememize sunulan ıslah dilekçesinde SGK tarafından davacıya ödenen meblağın peşin sermaye değeri olan 85.980,56-TL düşülmek suretiyle talepte bulunulduğu, 6100 sayılı Kanun gereğince taleple bağlılık ilkesinin gözetilmesi gerektiği, bu sebeple SGK tarafından davacıya iş kazası nedeniyle ödenen meblağın peşin sermaye değeri olan ve davacının talepte bulunmadığı 85.980,56-TL, aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan 206.263,40 TL tazminat miktarından düşüldüğünde davacının talep edebileceği kalıcı iş göremezlik tazminat miktarının 120.282,84-TL olduğu anlaşılmakla, davacının kalıcı iş göremezlik tazminatı talebinin 120.282,84-TL yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Sigorta yönünden yapılan incelemede; davalı sigortacının sigorta poliçesinin olay tarihi itibariyle limitinin 310.000,00-TL olduğu, davacının talepte bulunduğu geçici iş göremezlik, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ve kalıcı iş göremezlik tazminat miktarlarının teminat kapsamında ve teminat limitleri kapsamında olduğu bu sebeple davalı sigortacının da davalı sürücü ile birlikte sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sebeple sonuç olarak 1.132,68-TL geçici maluliyet tazminatı, 3.585,00-TL tedavi giderleri ve 120.282,84-TL kalıcı maluliyet tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. İlgili tazminatlara davalı sürücü ....... yönünden haksız fiilin meydana geldiği kaza tarihi ve temerrüt tarihi olan 17.05.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı sigorta şirketi yönünden ise davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 16.12.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından davalı ....... yönünden manevi tazminat talebinde de bulunulmuştur. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir (Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).
Buna göre davaya konu trafik kazasının meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü, davalının ve davacının meydana gelen kazadaki kusur durumu, davacının kaza tarihindeki sosyo ekonomik durumu ve olay tarihindeki yaşı ve yaşadığı yaralanmanın niteliği ile davacının sosyo ekonomik durumu gözetilerek takdiren 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı .......'den tahsili ile davacıya verilmesine, ayrıca ilgili alacağa kaza tarihi olan 17.05.2016 tarihinden itibaren yasal faizi işletilmesine davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; 1.132,68-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 3.585,00-TL tedavi ücret tazminatı, 120.282,84-TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ilgili alacaklara davalı ....... yönünden 17.05.2016 kaza tarihinden itibaren yasal faiz, davalı ...... Sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek tahsiline, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; 20.000,00-TL manevi tazminatın 17.05.2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı .......'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 9.904,99-TL harçtan 2.128,00-TL ıslah harcı ile peşin alınan 153,00-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 7.623,99-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ...... Sigorta Şirketi'nin 6.556,63-TL'si ile sınırlı ve sorumlu olması kaydı ile) HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
-Dava açılış tarihi itibari ile bu yana başvurma harcı yatırılmadığının tespiti dava açılış tarihi itibari ile yürürlükte olan tarife uyarınca 31,40-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yatırılan 2.128,00-TL ıslah harcı ile peşin alınan 153,00-TL olmak üzere toplam 2.281,00-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 21.921,5-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 5.069,57-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ...... Sigorta Şirketi'nin 4.0359,83-TL'si ile sınırlı ve sorumlu olması kaydı ile) davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden: Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden: Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 79.393,16-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden: Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalı .......'den alınarak davacıya verilmesine,
9-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden: Davalı ....... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/05/2025
Katip.....
¸e-imza
Hakim .....
¸e-imza