T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/488 Esas
KARAR NO : 2024/449
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/11/2013
KARAR TARİHİ : 08/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili (Kapatılan) Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesine (... Esas Sayılı)sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, gazete başbayii olduğunu, yaklaşık 45 yıldır davalının .... bölgesi Başbayiliğini yapmakta olduğunu, müvekkilinin davalı ile son olarak 01/10/2010 tarihinde yapmış olduğu Başbayilik Sözleşmesinin, 14/01/2013 tarihinde davalı tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, davalının göndermiş olduğu fesih ihtarnamesinde, kendilerine 331.012,20-TL borcu olduğundan bahisle müvekkilinin sözleşmesini feshettiklerinden bahsetmiş olduklarını, davalının fesih gerekçesi olarak öne sürdüğü borcun varlığı iddiasının tamamen gerçekdışı ve haksız bir iddia olduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki çalışma sisteminin şu şekilde olduğunu; davalının her hafta Salı günü 1 haftalık dönem için bayilere fatura kestiğini, o hafta içinde ne kadarlık bir sirkülasyon olmuşsa, onun fatura edildiğini ve son olarak o hafta için " net ödenmesi gereken tutar" adı ile o hafta ne kadar ödeme yapılacaksa başbayiye bildirdiğini, başbayinin dağıtım yaptığı bayilerden ödemeleri topladığını ve en geç o hafta Cuma gününe kadar davalıya bu ödemeyi aktardığını, davalının sözleşmeyi feshettiği son hafta olan 11/01/2013-17/01/2013 haftasının hesap ekstresi olduğunu, bu ekstreye bakıldığında müvekkilinin 17/01/2013 tarihine kadar davalıya ödemesi gereken net tutarın 86.536,82-TL olduğunu, davalının, dağıtımla ilgili olarak kendi programı olduğunu ve bütün işlemlerin bu program üzerinden gerçekleştirildiğini, Başbayilik Sözleşmesi feshedilince, bu programın müvekkilinin kullanımına kapatılmış olduğunu, bu nedenle daha fazla bilginin bu programdan alınamadığını, sözleşmenin feshedildiği tarih itibariyle müvekkilinin davalıya ödemesi gereken net rakamın 86.536,82-TL olup, bu tutarın 17/01/2013 tarihine kadar davalıya ödenmesi gereken rakam olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 14/01/2013 tarihinde feshedildiğini, fesih tarihinde bu tutarın ödenme tarihinin bile gelmediğini, müvekkilinin sözleşmesinin feshedilmesinden önce kendisine karşı yıldırma politikasına girişilmiş olduğunu, yaklaşık 45 yıllık çalışmasının son 8 ayı hariç kendisine 3 kez idari anlamda uyarılar yapılmış olduğunu, fesihten önceki son 8 ayda ise 8 kez aslı astarı olmayan çeşitti bahanelerle ihtarnameler gönderilmiş olduğunu, davalının bir başka yıldırma politikasının da müvekkilinden sorumlu müfettişin değiştirilmiş olması olduğunu, davalının müvekkili ve ailesi ile şahsi sorunları olan bu kişiyi müvekkilinin başına atayarak aslında müvekkilini yıldırmaya çalıştığını, müvekkili ısrarla çalışmasını sürdürünce de bu sefer asılsız bir gerekçe ile borcu olduğu iddiası ile sözleşmesini feshetmiş olduğunu, müvekkilinin Başbayilik sözleşmesi feshedildikten sonra, davalının uhdesinde tuttuğu müvekkiline ait 123.000,00-TL'lik teminat mektubunu iade ettiğini, 100.000,00-TL'lik gayrimenkul ipoteğini kaldırdığını, elinde teminat olarak tuttuğu açık banka çekini iade etmiş olduğunu, keza alt bayilerden alınıp, davalıya verilen 111.605,93-TL'lik nakit teminatların 107.114,30-TL'lik kısmını ise ekte görülen belgeden de anlaşılacağı üzere, o bölgeye atadıkları yeni başbayi olan .... Yayın Dağıtım ve Oto. San, Tic. Ltd. Şti. 'ne devrettirmiş olduklarını, davalının, müvekkiline ait Başbayilik sözleşmesini haksız ve hukuka aykırı bir biçimde feshetmiş olması nedeniyle, müvekkili yanında çalışan tüm işçileri çıkartmak zorunda kaldığını, bu nedenle de kendilerine tazminatlar ödemek zorunda kalmış olduğunu, müvekkilinden alıp bayiliği verdikleri şirkete, müvekkilinden ayrılan işçilerin nerdeyse tamamını almış olduklarını iddia ederek; davalı ile müvekkili arasında akdedilen 01/10/2010 tarihli Başbayilik Sözleşmesinin davalı tarafından tamamen haksız ve hukuka aykırı gerekçelerle tek taraflı olarak feshedilmiş olması nedeniyle, müvekkilinin uğradığı zararlara karşılık olarak, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili (Kapatılan) Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesine (.... Esas Sayılı) sunulan cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin 9.8 maddesi uyarınca taraflarca yetkili mahkeme olarak "İstanbul mahkeme ve icra daireleri"nin yetkili olacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle Bakırköy Mahkemeleri'nin yetkisiz olup yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin gazete, dergi, kitap gibi süreli ve süresiz yayınlar ile, bazı yayın dışı ürünlerin (medya dışı ürünler) dağıtımı ve dijital kontör satışı işleri ile iştigal eden bir şirket olduğunu, dağıtım işini, tüm Türkiye sathında 206 başbayisi ile yerine getirmekte olduğunu, dağıtımı yapılan yayınların büyük çoğunluğunun günlük gazetelerden oluştuğunu ve yayınevleri tarafından müvekkili şirkete günlük olarak teslim edildiğini ve aynı gün sabah saatlerinde nihai tüketiciye ulaştırılması zorunluluğunun olduğunu, müvekkili şirkete tüm aktif ve pasifi ile devrolan .... Yayın Satış Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.'nin 1992 tarihinde, müvekkili .... Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme ve Tahsilat Sistemleri A.Ş.'nin ise 2001 tarihinde kurulmuş olduğunu, davacı ile en eski tarih olan 1992 tarihinden beri çalıştığının varsayılabileceğini, bu nedenle 45 yıldır müvekkili şirketin başbayisi olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacının en son müvekkili şirket ile imzalamış olduğu 01/10/2013 tarihli Bayilik Sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin ... başbayisi olarak çalıştığını, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirkete hiç bir borcu bulunmadığını, ancak yıldırma politikası ile 8 ayda 8 kez aslı olmayan çeşitli bahanelerle kendisine ihtarda bulunulduğunu belirttiğini, davacının kendi beyanı ile kabul etmiş olduğu gibi imzalamış olduğu Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği için, son bir yıl içinde pek çok kez yazılı olarak ihtar edildiği gibi, pek çok kez de elektronik posta yoluyla da uyarıldığını, yapılan bu ihtar ve uyarıların asılsız olduğu iddiasına katılmanın mümkün olmadığını, davacıya çalıştığı 1992 - 2012 yılları arasında toplam 5-6 adet uyarıda bulunulmuşken, 2012 yılında bu uyarıların art arda yapılmak zorunda kalınmış olduğunu, davacının 1992 yılından 2011 yılı sonlarına kadar, zaman zaman sorunlar yaşansa da, genel olarak karşılıklı memnuniyetle başbayi olarak çalışmış olduğunu ancak davacının işlerini sevk ve idare eden, işin hakimi ve işçilerin de işvereni pozisyonunda çalışan kızı ....'ın, 2011 yılı Temmuz ayında evlenerek işi bırakması sonrasında, işlerin aksamaya başlamış olduğunu, davacının çalışanlarının başı boş kaldığını ve davacının tüm uyarılara rağmen aksaklıkları gidermek için gerekli çabayı göstermediğini, davacının kendisinden sorumlu müfettişin değiştirildiğini, yeni gelen müfettişin daha önce, bazı akrabalarının bayiliğini iptal ettirdiğini, kendisi ve ailesi ile şahsi sorunları olduğunu ve bu nedenle asılsız gerekçelerle ihtar gönderilmesine sebep olduğunu iddia etmiş olduğunu, müvekkili şirketin bayileri ile olan ilişkilerini sadece sahadaki müfettişin yönlendirmeleri ile yönetmediğini, ilgili müfettişin görüş ve yorumlarını, müfettişin bağlı bulunduğu Bölge Müdürü ve Bölge müdürünün bağlı olduğu satış direktörü ve hatta şirketin genel müdürü, ilgili başbayi ile görüşerek netleştirdiğini ve Bölge Müdürünün talebi/talimatı ile ihtar ve e-postalar gönderilmekte olduğunu, dava dilekçesinde, davacı tarafça suçlanan müfettiş tarafından mağdur edildiği iddia edilen ...'ın müvekkili şirketin ... bayisi iken, ...'ın isteği üzerine kendisine .... bayiliği verildiğini ve bu görevde iken geçirdiği kalp krizi sonucu bir süre işlerinden uzak kaldığını ve bu süre içinde, suçlanan müfettişin de içinde olduğu bir ekip tarafından işlerin yönetildiğini ve daha sonra sağlık problemleri devam ettiği için kendi isteği ile bayiliği bırakmış olduğunu, yine davacının akrabalarından ...'ın, müvekkili şirketin .... başbayiliğini yaptığını ve kendi isteği ile 1995 yılında işi bıraktığını, suçlanan müfettişin ise 1997 yılında şirkette işe başladığını ve dolayısıyla ... ile hiç çalışmamış olduğunu, ....le ilgili olarak ise, suçlanan müfettişin bu bayilik bölgesinde hiç çalışmadığını, bayiliğin iptalinden sonraki dönemde, bu bayilik bölgesinde son satıcı yayın dağıtım çalışmalarına yardımcı olmuş olduğunu, davacının müvekkili şirkete borçlu olmadığını ve sözleşmenin borçlu olmadığı halde, ilgili müfettişin hasmane tutumu nedeniyle asılsız gerekçelerle sözleşmesini fesih ettirdiğini iddia ettiğini ve bu gerekçelerin niçin icat edilmiş olduğunu asılsız iddiaları ile kanıtlamaya çalıştığını, davacının sözleşmenin fesih edildiği tarih olan 14/01/2013 tarihi itibariyle müvekkili şirkete vadesi geçmiş ve ödenmemiş borcu bulunduğunu ve sözleşmesinin de bu nedenle fesh edildiğini, müvekkili şirketin özellikle gazetelerin okuyuculara zamanında ulaştırılması sorumluluğu açısından kesintisiz verilmesi gereken bir kamu hizmetini yerine getirdiğini, bu nedenle her hangi bir bayinin sözleşmesi feshedildiğinde, işin kesintisiz devam edebilmesi için mümkün olan en kısa zamanda yeni bir başbayi ile sözleşme imzalanarak işin yeni başbayi tarafından sürdürülmesini sağlamak zorunda olduğunu, bu nedenle davacının sözleşmesinin de, vadesi geçtiği halde ödenmeyen borçlar nedeniyle bayilik sözleşmesinin 7.3.maddesinin 2.paragrafı uyarınca, 14/01/2013 tarihinde .... aracılığı ile gönderilen telgrafla fesh edildiğini, davacının müvekkili şirket nezdinde 3 ayrı cari hesabı mevcut olduğunu, bunların; ... no.lu yayınlarla ilgili cari hesap, .... no.lu digital kontörle ilgili cari hesap, .... no.lu medya dışı ürünlerle ilgili cari hesap olduğunu, bu cari hesaplara kaydedilen faturaların çok çeşitli ve fazla sayıda olması ve ödeme vadelerinin de çok farklılık arz etmesi nedeniyle, B2B de izlenen cari hesapta anlık olarak görülen bakiyelerin net tutarları ifade etmediğini, örneğin, 14 Ocak 2013 tarihinde saat 16.25'de davacıya telgrafla gönderilen fesih ihtarında belirtilen borç tutarının (her üç cari hesabındaki borç toplamı) 331.012,20-TL olduğunu ve bu tutarın içinde vadesi geçmiş alacaklar olduğu gibi vadesi henüz gelmemiş olanlar da mevcut olduğunu, 14 Ocak 2013'de, ihtarnamenin tebliğinden sonra aynı gün, saat 18:20'de 29,886,69-TL ve saat 18.55'de 77.396,31-TL'lik faturaların cari hesaba kaydedildiği için aynı gün, bir kaç saat içinde cari hesap bakiyesinin değişmiş olduğunu, devam eden günlerde de iadeler, ödemeler ve sair sebeplerle cari hesaba çok sayıda kayıt atıldığını, ancak fesih tarihinden sonra, tüm faturalar sisteme girdikten ve ödemeler alındıktan sonra, davacının 14/01/2013 tarihi itibariyle vadesinde ödenmemiş (vadesi geçmiş) borcunun 95.291,05-TL olduğunu, davacının sözleşmenin feshinden sonraki tarihlerde yapmış olduğu ödemeler ile 2013 yılının Temmuz ayında borcunu kapatmış olduğunu, davacının müvekkili şirket nezdinde 3 ayrı cari hesabıyla ilgili olarak son mutabakatının 25/12/2012 tarihi olduğunu, kendi imzasını taşıyan bu mutabakatlara göre 30/11/2012 tarihi itibariyle ... no.lu hesabında 163.975,98-TL, .... no.lu hesabında 928,73-TL ve .... no.lu hesabında 0,87-TL borç bakiyesi bulunduğunu, davacı tarafından bizzat imzalanmış bu mutabakatlardan, davacının müvekkili şirkete, fesih ihtarının gönderildiği tarihten öncesinde borçlu olduğunun açıkça görüldüğünü ve bu nedenle davacının imzalamış olduğu Bayilik Sözleşmesinin 7.3.maddesi uyarınca fesih edilmiş olduğundan, davacının tazminat taleplerinin haksız ve mesnetsiz olup davanın reddi gerektiğini, fesih ihtarının gönderildiği tarihten sonra yapılan ödemelerle borç kapandığı için çek iadesinin 07/08/2013 tarihinde, 100.000,00-TL'lik teminat mektubunun iadesinin 30/07/2013 tarihinde, 23.000,00-TL'lik teminat mektubunun iadesinin ise 26/07/2013 tarihinde gerçekleşmiş olduğunu, ipotek fekki konusunda ise davacıya istediği vekaletnamenin verildiğini ancak ipoteğin fek edildiğine dair bilgi verilmediği için 09/10/2013 tarihli yazı ile ipotek fek işlemleri ile ilgili bilgi istenmiş olduğunu savunarak; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.
Uyuşmazlığın; taraflar arasındaki baş bayilik sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak feshedilip edilmediği, bu sözleşme haksız olarak feshedilmiş ise davacının mahrum kaldığı kar ile uğradığı zarar miktarının ne olduğu hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
... Bankası A.Ş.'den; 01/10/2010 tarihli davacıya ait hesap özeti, 26/09/2008 tarihli ... numaralı teminat mektubu ve ... numaralı hesaba verilmiş .... numaralı çeklere ilişkin kayıtlar celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Beşiktaş Sosyal Güvenlik Merkezinden; davacıya ait işyeri açılış belgesi ile dönem bordrosu bilgileri celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Beşiktaş Tapu Müdürlüğünden; Beşiktaş İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada .. parselde kayıtlı bulunan taşınmazın akit ve ipotek tablosu ile tapu kayıt örneği celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
...Bankası A.Ş.'den; 01/10/2010 tarihli davacıya ait .... numaralı hesabın hesap özeti celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Taraf vekilleri tarafından bildirilen tanıklar mahkememizce bizzat dinlenilmiştir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında," Ben davalı şirketin ilk önce ... baş bayii olarak çalışıyordum. Bu bayiliğim benzer gerekçelerle ve sudan sebeplerle davalı firma tarafından sonlandırıldı. Daha sonra davalı firmanın teklifi üzerine ... baş bayii olarak çalışmaya başladım ancak burada kalp krizi geçirmem sebebi ile bayiliği bırakmak zorunda kaldım. Davalı firma ile muhasebesel anlamda çalışma sistemimiz bize gelen dergi ve gazeteleri sattıktan 1 hafta sonra pazartesi veya salı günü ödememiz gereken miktar bize bildirildi. Biz de bu miktarı dahalıya öderdik. Ödeme yapılmaması halinde bu bayiliği sonlandırma sebebi idi. Böyle bir kusur işlememize fırsat verilmezdi. Eğer şirket bizi gözden çıkartmışsa bizim yerimize verilecek bayii 2-3 ay önceden belirleniyor, hazırlanıyor, gerekirse elemanlarımız çalınıp yer kiralanıyor aynı ekiple diğer bayiide iş başı yapılmaktadır." demiştir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında," Ben tıp doktoru olarak çalışırım. Zaman içerisinde davacı ile arkadaşlığımız gelişti Bu arkadaşlığımız sırasında sıklıkla davacının bayiine gidip gelirdim. Bu gidip gelmelerin sırasında davacının işine bağlı tertipli bir insan olduğunu ve işini layığı ile yaptığını gördüm. Elinde iş olması halinde benimle bile işini bitirmeden sohbet etmezdi. Çok erken saatlerde iş yerine uğradığımda dahi davacının işinin başında olduğunu bir çok kez gördüm, ben .... beyi tanıdığımda kızı henüz bayiide çalışmıyordu. Kızı son 4-5 yıl bayiide çalışıp ayrıldı. Kızının çalıştığı dönem ile ayrıldıktan sonraki dönem arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır, aynı işleyiş devam etmektedir, davacı çok tertipli işine bağlı bir insandır kendisini işinin başında bir gün bile kot pantolonla görmemişimdir. Sebebini sorduğumda yaptıkları için temsil işi olduğunu ve bu sebeple dikkat ettiğini bana defaatle söylemiştir." demiştir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında," ben davalı şirketin eski bayilerindenim şu an için bayilik yapmıyorum ancak uzun yıllar bayii olarak çalışmam sebebi ile bayiler ile şirket arasındaki ilişkiyi çok iyi bilmekteyim. Bize satılmak üzere günlük, haftalık, aylık, 3 aylık hatta yıllık gazete ve dergiler gelmektedir. Biz bu dergileri satacak olan yerlere dağıtımını yaparız. Şirket de bizden sattığımız ürünlerin parasını alır. Günlük olarak satılan ürünlerle ilgili olarak normal işleyişimde ödemeler yapılmakta iken aylık ve daha uzun süreli çıkan yayınlarla ilgili olarak ise şirket bize satmadığımız halde bunları fatura etmektedir. Ancak bunların ücretini ürünlerin geri iadesi sırasında talep etmektedir. Yani aylık olarak gönderilen dergilerden satılmayanların iade aldıktan sonra satılanların parasını tahsil etmektedir. Ancak yukarıda da söylediğim gibi maliye ile ilgili bir problemden dolayı aylık , 3 aylık ve yıllık olarak gönderilen ürünlere de şirket fatura kesmektedir. Ancak bu ürünler halen vitrinde olduğu için bizden ücret talep etmemektedir. Şirket bizden herhangi bir sebeple bayiliğimizi iptal ettiği zaman üzerimizde kalan ve henüz satılmayan malların bedeli olarak teminat almaktadır. Ben ... bayii olarak 10-12 yıl kadar önce çalıştım. " demiştir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında," Ben rakip firma olan ... grubunun bayii olarak çalışmaktayım. Ben davalı firmanın işleyişini bilmemekte birlikte genel işleyiş şu şekilde olmaktadır. Firma tarafından gönderilen günlük haftalık ve aylık bazen de medya dışı ürünler bizim tarafımızdan bakkallara dağıtılır. Söz konusu ürünlerin satılmayanı iade alınıp satılanların parası toplandıktan sonra dağıtıcı firmaya verilmektedir. Genel olarak işleyiş bu şekildedir. Ben 20 yıl kadar davalı firmanın da bayiiliğini yaptım, ben yaysattan 2002 yılında ayrıldım. Burda da işleyiş aynı idi." demiştir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında," Ben davacının amcasının oğluyum. Aynı zamanda davacının yanında 3.5 yıl kadar çalıştım. Buraya emekli olabilmek için girmiştim ve burada işim promosyondan sorumlu olmaktı. Ben daha önce davalı firmanın ... ve .... bayiliğini yaptım. Bu bayiliğim sırasında davalı firmanın müfettişliğini yapan ... isimli kişi ile münaşamız olmuştu. Ben bayiilikten ayrıldıktan sonra ve söz konusu müfettiş davacının bayiisini denetlemeye başlayınca bu müfettiş beni görünce davacıya "bunun ne işi var burada, bunu çıkartıcaksın" şeklinde söyler söyleyerek davacı üzerinde baskı yaptığını davacı bana söyledi. Ben de bunun üzerine işten ayrıldım. Aynı müfettiş benim ile birlikte davacının akrabaları olan ... ve ... 'in de ayrılması yönünde baskı yaptığını davacı bana söyledi. Benim bilgim bundan ibarettir, Ayrıca ben .... bayiisi iken bayiliğime son verilmeden 2-3 ay önce yerime bayii bulunduğunu ve yerinin tutulduğunu öğrendim. Ben bayiliğim iptal edildikten sonra yeri ne zaman tuttuklarını sordum. O da bana 3,5 ay önce tuttuklarını bana söyledi. Ben bayii olarak çalışan kişilerin sözleşmeleri sona erdirilerek yerine davalı şirket sahiplerinin yakınlarının bayii yapıldığını biliyorum. Eskiden İstanbulda 150 bayii varken şimdi 23 bayii vardır " demiştir.
Mahkememizce dinlenen davalı tanığı ... beyanında," Ben davalı firmada .... bölgesi bölge müdürü olarak çalışmaktayım. Görevim .... yakasındaki bayilerin denetimini yapmak, gördüğüm eksiklikler doğrultusunda bayileri uyarmak ve bu konuda şirkete rapor vermektir. Davacı bizim .... bayimiz olarak çalışıyordu. Bu bayi ile ilgili olarak promosyon, iade ve dağıtım işleyişi ile ilgili olarak aksaklıklar yaşanıyordu. Bu konuda çözüm önerisi sunması için davalı ile konuştuk. Satış müfettişimiz de girişimlerde bulundu ancak herhangi bir sonuç alamadık. Bunun üzerine de verilen raporlar doğrultusunda ve 90.000,00-TL'lik borç bakiyesinin oluşması sebebi ile bayilik sözleşmesi iptal edildi. Bizim için gösterilen teminatlar bayi seçimi için önemlidir. Bu doğrultuda davacının bayiliği iptal edildikten sonra .... dağıtım satış pazarlama firması .... bayisi olmuştur. Bu bayi daha önce ... yakasında bayilik yapıyordu. Bu kişinin yerine kime bayilik verildiğini bilmiyorum. Bayilik verilirken akrabalık veya başka unsurlar etkili değildir. Verilen teminatlar doğrultusunda bayilik verilmektedir. Bayilere haftalık faturalar kesilmekte olup bayiler de bu faturaları ödemektedirler, biz kişisel nedenlerle davacının bayiliğini iptal etmedik. Eğer kişisel nedenlerle iptal etmiş olsaydık. İptalden bir süre sonra davacının yeğenine .... bayiliğini vermezdik, davacı bizim yaklaşık 20 yıldır bayiliğimizi yapmıştır. Son 1-1,5 yıla kadar herhangi bir aksaklık yaşamadan bayilik ilişkimiz sürmüştür. Ancak bayilikte çalışan davacının kızı evlendikten sonra aksaklıklar başlamıştır " demiştir.
Mahkememizce dinlenen davalı tanığı ... beyanında," Ben davalı firmanın .... bayisiyim. Bölge müdürü .... Beyin istemi doğrultusunda davacıya işleyiş konusunda kendi elemanlarımı göndererek yardımcı oldum. yardımcı olma konumuz işleyişte yaşanan aksaklıklardır. Özel bayilikler vardı. Bu konuda davacı yetersiz kalıyordu. Bu konuda ve işleyiş konusunda yardımcı olmak üzere eleman görevlendirdim. Bize haftalık ne kadar para ödeyeceğiz söyleniyordu ve fatura karşılığında günlük yaptığımız gazete ve dergi satışları ile ilgili olarak para ödüyorduk. Aylık dergilerle ilgili olarak da 1 ay sonra ödeme yapıyorduk. .... ve ... ı tanıyorum. ... .... bayisi idi. Bu kişi kalp krizi geçirmesi sebebi ile kendi isteği ile bayilikten ayrılmıştır. ... ise bayiliği bırakalı 15-20 yıl olmuştur. Neden bayiliği bırakmıştır bilmiyorum. Davacının kızının evlenmesi ile birlikte davacının işlerinde aksama yaşanmaya başlandı. ... bey bize bu bayide işlerin yürümediği söylüyordu " demiştir.
Mahkememizce dinlenen davalı tanığı ... beyanında," Ben ....'ın ... bayisinde çalışıyorum. Patronum olan ... 'ın talimatı doğrultusunda yan bayimiz olan davacıya ait .... bayisinde 1 hafta süre ile eğitim amaçlı olarak bulundum. Gittiğimde iadeler ile özel bayilik iadeleri ve son satış iadelerinde eksiklikler vardı. Bu eksiklikleri tespit ettim ve işleyişte yaşanan aksaklıkların giderilmesine yönelik olarak çalışanlara eğitim verdim. Özellikle gazete ve dergi iadeleri ile özel bayilik iadelerinde sorunlar yaşanıyordu. Aynı şekilde son satış iadelerinde de aksaklıklar tespit ettim. .... 'ın iade verileri ile bayinin iade verileri birbirini tutmuyordu. Ben bana verilen talimat doğrultusunda davacının çalışanlarına eğitim verdim, söz konusu çalışama sisteminde ödemeler çıkarılan faturalara göre haftalık yapılmakta idi. Benim çalıştığım süre içerisinde gözlemlediğim kadarı ile işe hakim kimse yoktu" demiştir.
Mahkememizce dinlenen davalı tanığı ... beyanında," Ben şirketin saha dışında çalışanı olduğum için verilen duruşma gününden haberdar olmadım. O gün de zaten yurt dışına gittiğim için duruşmaya gelemedim dedi. Devamla ; Ben davalı şirkette bölge müfettişi olarak çalışmaktayım. Denetlediğim bölgelerden bir tanesi de davacıya ait bölgedir. Denetlemeleri sırasında işleyiş ile ilgili aksaklıklar gördüm. Bu aksaklıklar davacının kızının evlenip işten ayrılması ile başlamıştır. Daha önceleri bu işi çok iyi bilen davacının kızı çalışırken herhangi bir sıkıntı çıkmıyordu ancak söz konusu davacının kızı işten ayrıldıktan sonra sıkıntılar çıkmaya başladı ve işleyiş ile ilgili sıkıntılar baş gösterdi. Bunun üzerine biz kendisini uyardık ve hiçbir bayimize yapmadığımız bir şey yaparak kendi akrabası olan bir bayinin elemanını bir hafta süre ile .... beyin bayiinde görevlendirdik ve işleyiş ile ilgili ve meydana gelen aksaklıklar ile ilgili eğitim vermesine olanak sağladık ancak bu eğitimden sonra bile değişen bir şey olmadı. Tahsilatlar ve ödemelerle ilgili problemler devam etti. Daha sonra da davacının bayiliğini iptal ettik, Davacı ile bayilik sözleşmesini iptal ettirdiğimizde davacının bakiye borcu bulunmakta idi. .... bey çok eski bayimiz olduğu için hiçbir bayiye yapmadığımız olanakları kendisine sunduk. Ben haftada bir bayi denetlerken haftada 5 gün denetim yapmaya başladım. Yapılması gereken işlemleri personele yaptıramadığımız için bazen kendim bilgisayarın başına geçerek işlem yapmaya başladım. Aksaklıkların giderilmemesi ve aksaklıkların bu bayiide çalışan eski personelden kaynaklandığını tespit etmem üzerine davacıdan promosyondan sorumlu olan ... Bey ile gece amiri ile bilgisayarcının değiştirilmesini, yerine işi bilen birilerinin getirilmesini istedim, defalarca personel göndermemize rağmen bu eski personeller işlerinden bu kişileri attılar. ... beyin işine son verilmesinde benim bir katkım olmamıştır. Ben çok defa çıkartılmasını istememe rağmen çıkartmamışlardır Sanırım kendi aralarında yaşanan bir olaydan dolayı .... beyin işine son verilmiştir kaldı ki benim çıkartılmasını istediğim gece amiri ve bilgisayarcı da işten çıkartılmamıştır. Benim ... bey ile .... Bey ve .... ile aramda herhangi bir husumet bulunmamaktadır. .... beyin yerine ben uzun bir süre onun bölgesinde çalıştım. Kalp krizi geçirmesi sebebi ile yerine ben görevlendirilmiştir. Bu kişinin bayilikten ayrılma gerekçesi sağlık sorunlarıdır " demiştir.
Bilirkişiler ..., Prof. Dr. ... ve .... tarafından düzenlenen 05/12/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda; Davalı Tarafça ibraz edilen yasal defterlerin (ETTK md. 85 ve HMK 222) uyarınca davacı lehine delil niteliğinin bulunduğunu, diğer taraftan davacı tarafın defterlerinin ise (HMK 222) uyarınca sahibi lehine delil niteliğinin bulunmadığını, tarafların yasal defterlerinde dava tarihi itibari ile herhangi bir alacağın bulunmadığını, davalının davacıya gönderdiği 14/01/2013 tarihli ihtarname içeriğinin doğruluğunun ticari temerrüde düşürülmesi gerektiği halde düşürülmeden doğrudan olarak sözleşmenin feshinin yapılmasının taraflar arasında ki sözleşmeye aykın olduğunu, bu nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça feshinin haklı nedenlere dayanmadığı ve feshin haksız fesih niteliğinde olduğunu, davacı tarafın sözleşmenin feshi dolayısıyla 2013 yılında zarar ettiği ayrıca 2012 yılında elde etmiş olduğu kârdan da mahrum kaldığı belirlendiğini, rapor içeriğinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacı tarafın haksız fesih nedeni ile (Dönem zararı ve 2013 yılı kâr mahrumiyeti) 186.696,13-TL'lik davalı taraftan tazminat talep edebileceği hesaplandığını, davacının dava tarihindeki tazminat talebinin 20,000,00-TL'si olduğunun da mahkeme tarafından dikkate alınması gerektiğini, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama miktarı kadar tazminata hükmedilmesi durumunda davacının 186.696,13-TL'si tazminat asıl 3095 Sy.K.nun 4489Sy.K.nun ile değişik 2. Maddesi gereğince T.C. Merkez Bankası tarafından dönemde Kısa Vadeli Avans Kredilerine uygulanan faiz oranları (01/01/2013-31/12/2013 arası %13,75, 01/01/2014 sonrası %11,75) üzerinden basit usulde(3095 Sy.K.m3)temerrüt faizi tahakkukunun uygun olacağını bildirdikleri görülmüştür.
Bilirkişiler tarafından düzenlenen 13/03/2015 havale tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; Taraflar arasındaki sözleşmenin 7.3 maddesi bildirimsiz fesih hakkı öngörmesine rağmen, tarafların fiili uygulaması, fesihten önce davacı tarafça yapılan ödeme ve dürüstlük kuralı dikkate alındığında, somut olayda bildirimsiz feshin haklı sebeplere dayanmadığı ve feshin haksız nitelikte olduğunu bildirdikleri görülmüştür.
Davacı vekili mahkememize sunduğu 10/06/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda talebini 186.696,13-TL'ye yükseltmiştir.
BOZMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin ... Esas 11/11/2015 tarih ... Karar sayılı kararı ile; "....Somut olayda dosya kapsamında sunulan B2B ve cari hesap ekstrelerinde sürekli olarak satış faturaları, iade faturaları ve davacı tarafça yapılan ödemelerin bulunduğu, davalının sözleşme feshinden 3 gün önce 11.01.2013 tarihinde 55.000,00 TL'lik ödemesinin olduğu anlaşılmaktadır Bu ödemeyle ilgili olarak davalı tarafın herhangi bir ihtirazı kaydının bulunduğuna ilişkin dosya içeriğinde vesaik de bulunmamaktadır. Bu iş işleyişi, tarafların fiili uygulamada çerçeve sözleşmenin 7.3 maddesini fiilen değiştirdiği şekilde de yorumlanabilecektir. Diğer taraftan somut olayda davacı tarafın 3 gün önce yaptığı ödemeye rağmen, 3 gün sonra vadesi dolmuş borçlardan bahisle herhangi bildirim yapılmadan fesih yapılması dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacaktır.
Dolayısıyla somut olayda davacı tarafın vadesi dolmuş borçtan ile ilgili fesih için fiili olarak davalı tarafça fesihten önce bir bildirimin yapılması gerekmesine karşın somut olayda bildirim yapıldığına dair dosya içeriğinde vesaik bulunmamaktadır.
Sonuç olarak taraflar arasındaki sözleşmenin 7.3 maddesi bildirimsiz fesih hakkı öngörmesine rağmen, tarafların fiili uygulaması, fesihten önce davacı tarafça yapılan ödeme ve dürüstlük kuralı dikkate alındığında, somut olayda bildirimsiz feshin haklı sebeplere dayanmadığı ve feshin haksız nitelikte olduğu, davacının zararının bilirkişi kurulu raporuna göre186.696,13-TL olduğu" gerekçesiyle davacının davasının kabulüne 186.696,13-TL alacağın 20.000,00-TL'sinin dava tarihi olan 21/11/2013 tarihinden, geri kalan 166.696,13-TL'nin ise ıslah tarihi olan 10/06/2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin ... Esas .... Karar sayılı dosyasından verilen 11/11/2015 tarihli kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay ... .Hukuk Dairesi'nin ... Esas 16/06/2016 tarih ... Karar sayılı ilamı ile: "...Taraflar arasındaki 01.10.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin 7.3. maddesinde “Bayi, cari hesap kayıtlarına göre oluşan borcunu şirketin aksine bildirimi bulunmadıkça faturanın üzerindeki ödeme gününde (vadesinde) şirket tarafından bildirilen banka hesabına nakden ve defaten ödeyecektir. Belirlenen ödeme gününde ödeme yapılmadığı veya eksik yapıldığı takdirde başkaca bir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın temerrüdün gerçekleştiği kabul edilir. Takip eden ödeme gününde bir önceki ödeme günü temerrüde düşürülen miktar ödenmediği takdirde, şirket son satıcılarından bayi adına tahsilat yapabilir ve dilerse herhangi bir ihtara ve önel verilmesine gerek olmaksızın sözleşmeyi derhal ve tek taraflı olarak feshedebilir” hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda davalının sözleşmeyi feshinde anılan sözleşme hükmünde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti sonucunda feshin haklı olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Her ne kadar mahkemece bilirkişi raporu alınmış ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözleşmenin 7.3. maddesinde öngörülen koşulların yerine getirilip getirilmediği hususunda açık ve net bir görüşe yer verilmemiştir. Zira, ödenmeyen borcun önceki fatura kapsamında kalan borçlardan olup olmadığı ve 2. fatura vadesinde de devam edip etmediği hususunun açıkça saptanması, uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözüme kavuşturulması açısından gerekli bulunmaktadır. Mahkemece bu yönlerden ek rapor ya da gerektiğinde yeni bir bilirkişiden rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir." denilmek suretiyle mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce bozma sonrası yapılan yargılama sırasında usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce bozma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş; 25/07/2019 tarihli bilirkişi 2. Ek raporunda bilirkişi heyetinin ek rapordaki görüş ve kanaatlerini aynen koruduğu, bu itibarla yeni bir değerlendirmeye ihtiyaç olmadığı yönünde değerlendirme ve tespitlerde bulunulduğu görülmüştür.
02/10/2019 tarihli celse ara kararı ile; rapor düzenlenmek üzere dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
16/03/2021 havale tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Dosyaya sunulu bilgi, belge, taraf şirketlerin ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; dava konusunun, taraflar arasında akdedilen 01.10.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesine istinaden davacı şirketin uğradığı zararların tahsili talebinden ibaret olduğu, davacının 2013 yılı ticari defterinin lehine delil niteliğinin bulunduğu ancak Yevmiye defteri kapanış tasdiki yaptırılmadığından lehine delil niteliğinin bulunmadığı, davalının 2013 yılı ticari defterinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, Yargıtay ilamı gereğince davalının ilgili dönem faturalarının üzerindeki vadeleri ile bu faturaların vadelerinde ödenip ödenmediğini görmek açısından incelenmesi gerektiği, dosya kapsamı itibariyle nihai raporun sunutabilmesi için; « Davacı şirket vekilinden; (sözleşmenin haksız sebeple feshi olduğunun kabulü halinde) fesih nedeniyle katlanılan her türlü masrafın (kira, işçi vb) ödeme belgeleri, « Davalı şirket vekilinden; 01.01.2013-15.01.2013 tarihleri arası cari hesap ekstresinde yer alan (ödeme vadelerini gösteren liste ile birlikte) faturaların görüntüleri, talep edilmiş olmakla birlikte rapor tarihine kadar ilgili evrakların temin edilemediği, ilgili evraklarının ibrazı neticesinde raporun düzenlenebileceği" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
31/05/2021 havale tarihli bilirkişi ek raporunun incelenmesinde özetle;"... Dosya kapsamına sunulan ödeme vadelerini gösteren fatura listeleri çerçevesinde yapılan değerlendirmede sözleşmenin feshini haklı gösteren iki faturanın vadesinde ödenmediğinin anlaşıldığı, bununla birlikte bu listelerin teyit edilebilir mahiyette fatura örneklerinin de davalı tarafça sunulamadığı, buna göre Mahkemece söz konusu iki faturanın vadesinde ödenmediğinden bahisle sözleşmenin feshini haklı bulursa tazminata yer olmadığı, Mahkemece aksinin kabulü ile sözleşmenin haklı feshini gerekli kılacak söz konusu sözleşmeyi çekilmez hale getirecek olguların gerçekleşmediği, feshin haksız olduğunu kabul edilmesi halinde; kıdem ve ihbar tazminatları bakımından çalışanların feshedilen sözleşme kapsamında çalışıp çalışmadığının bilirkişi heyetince tespitinin mümkün olmadığı gibi, bu sözleşme kapsamında çalıştıklarının kabulü halinde dahi kıdem ve ihbar tazminatlarının çalışanların yıllardan beri çalışmalarının karşılığı olarak ortaya çıkan ve işverene Kanun tarafından yüklenen bir yükümlülük olduğu dikkate alındığında fesih öncesi tarihlerden beri biriken bu yükümlülüğün fesih nedeniyle feshedene yansıtılmasının mümkün gözükmediği, kira ödemeleri bakımından ise kira sözleşmesi salt feshedilen sözleşmeye bağlı olsaydı, davacının fesihten hemen sonra bu kira ilişkisini sonlandırmasının bekleneceği, halbuki davacının kira ilişkisini sürdürdüğünün anlaşıldığı, bu nedenle kira bedelinin istenemeyeceği, mahrum kalınan kazanç bakımından ise fesihten sonra davacının ticari faaliyetine devam ettiğinin anlaşıldığı, davacının fesih sonrası cirosunun %97.5 oranında azalmış olduğu, fesih öncesi referans alınabilecek 2012 yılında davacının karının 80.651,19-TL olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle bu rakamın tazminat olarak davacıya ödenebileceği" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler dosyaya sunulmuştur.
29/09/2021 tarihli celse ara kararı gereğince; taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda ayrıca davalı vekilinin itiraz dilekçesi ekinde sunduğu faturada incelenmek sureti ile dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile itirazları karşılayacak şekilde gerekçeli, denetime elverişli ek rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen 2.ek rapor mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
08/02/2022 tarihli bilirkişi 2.ek raporunun incelenmesinde özetle;"... Davacının 2012 yılı elde edilen kazancının sözleşmenin fesih tarihinden dava tarihine kadar güncellenmiş tutarının toplam 85.484,57-TL olduğu, davalı şirket tarafından itiraz dilekçesi ekinde 07/01/2013 tarihli .... numaralı 60,99-TL tutarlı faturanın sunulduğu, mezkur fatura incelendiğinde faturanın vadesinde ödenmeyen faturalar kapsamında olduğundan sözleşmenin feshini haklı gösterdiği" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi 2.ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi 2.ek raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler dosyaya sunulmuştur.
Mahkememiz dosyası, 06/07/2022 tarihli celse ara kararı ile; Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 16/06/2016 tarih ... Esas ve ... Karar Sayılı bozma ilamı doğrultusunda; davacının iddiası, davalı tarafın savunması, dosya kapsamındaki tüm belgeler ve kayıtlar, TARAFLARA AİT TİCARİ DEFTERLER incelenmek suretiyle; Taraflar arasındaki 01/10/2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin 7.3. maddesinde öngörülen koşulların yerine getirilip getirilmediği, ödenmeyen borcun önceki fatura kapsamında kalan borçlardan olup olmadığı ve ve 2. fatura vadesinde de borcun devam edip etmediği, neticeten taraflar arasındaki baş bayilik sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak feshedilip edilmediği, bu sözleşme haksız olarak feshedilmiş ise davacının mahrum kaldığı kar ile uğradığı zarar bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı, bu zarardan davalının sorumlu olup olmadığı hususlarında dosya içerisindeki bilirkişi kök ve ek raporları değerlendirilerek raporlar arasındaki çelişkiyi giderir; uyuşmazlığı çözmeye, itirazları gidermeye, hükme ve yargısal denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlenmek üzere SMMM ..., finans uzmanı ... ve şirketler konusunda uzman Prof Dr. ....'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapor mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
06/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle; "...Dosyada bulunan delillerin takdir ve hukuksal değerlendirilmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacı ...’ın 6102 sayılı TTK.m.64/3, V.U.K. m.182 göre Bilanço Esasına tabi olduğu, davacının dava konusu alacağı kapsayan 2013 yılına ait ticari defterlerinin kağıt ortamda tutulduğu, defterlerin açılış tasdikinin yaptırıldığı ancak yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yaptırılmadığı tespit edilmiş olup Ticari defterlerin davacı lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığı hususunun takdirinin Mahkemeye ait olduğu, davalı tarafın defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m. 64, 65, 66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğini taşıdığı kanaatine varıldığı,14.01.2013 tarihinde saat 16.25’te davacıya telgrafla gönderilen fesih ihtarında belirtilen borç tutarının 331.012,20 TL olduğu ve bu tutarın içinde vadesi geçmiş alacaklar olduğu gibi vadesi henüz gelmemiş olanlar da mevcut olduğu, davalı şirketin vadesi geçmiş ve henüz vadesi gelmemiş olan alacaklarının tutarını ve hangi faturalara istinaden olduğunu belirtmediği, ayrıca fesih ihtarnamesinin ekinde de vadesi geçmiş faturalara ilişkin bir bilgi ya da belge bulunmadığı, davacının fesih tarihinden sonra yapmış olduğu kıdem ve ihbar tazminatlarının toplam 43.277,00 TL olduğunun tespit edildiği, Mahkemece feshin haksız olduğuna kanaat getirilirse, haksız fesih dolayısıyla davacının davalı taraftan 200.599,12 TL mahrum kalınan kar kaybı talep edebileceği ancak taleple bağlı kalınarak davacı tarafın 20.000,00 TL tutarında tazminat talebinde bulunabileceği, davalı nezdinde takip edilen davacıya ait 2013 yılı cari hesap bakiye özeti incelendiğinde sözleşmenin feshedildiği 14.01.2013 tarihi itibariyle davacının davalıya 243.936,26 TL borcu olduğunun tespit edildiği, işbu bakiyenin taraflar arasında ticari ilişkinin başladığı 2006 yılından bu yana dönem dönem borç, dönem dönem alacak bakiyesi verdiğinin davacı tarafından sunulan 2006-2013 yılları özet tablodan anlaşıldığı, yapılan incelemede her ne kadar düzenlenen faturaların net vade tarihi, kayıt tarihi cari hesap ekstresinde yer alsa da ödemelerin tek tek fatura tutarına göre yapılmadığının tespit edildiği, davalının 2006 yılından bu yana hiçbir tarihte davacının hesap bakiyesini sıfırlamadığı gibi genellikle hesap bakiyesinde davacının davalıya borçlu olduğunun görüldüğü, 2013 yılı Ocak ayında 14.01.2013 sözleşme fesih tarihinden önce; 03.01.2013 tarihinde 50.000,00 TL, 05.01.2013 tarihinde 10.000,00 TL, 07.01.2013 tarihinde 10.000,00 TL, 10.01.2013 yani sözleşmenin feshedilmesinden 3 gün önce 55.000,00 TL davalı tarafça bayi tahsilatı yapıldığının davalı nezdindeki cari hesap ekstresinden tespit edildiği, somut olayda davacının sözleşme feshinden 3 gün önce 55.000,00 TL bir ödeme yapmış olduğu değerlendirildiğinde taraflar arasında sürekli aktif bir cari hesap ilişkisi bulunduğu, 08.02.2022 tarihli Bilirkişi Heyet 2. Ek Raporunda 07.01.2013 tarihli ... numaralı 60,99 TL tutarlı faturanın sunulduğu ve fatura incelendiğinde vadesinde ödenmeyen faturalar kapsamında olduğu tespit edilmiş olsa da heyetçe yapılan incelemede söz konusu faturanın davalı nezdindeki cari hesap ekstresinde vade tarihinin 10.01.2013 olduğu ancak faturanın ödenmeyen faturalar kapsamında olup olmadığının tespit edilemediği, davalı şirket nezdinde yapılan yerinde incelemede vadesinde ödenmeyen faturaların davalı taraftan talep edilmiş olup ibraz edilen faturaların raporun ilgili bölümlerinde açıklanmış olup işbu faturaların içinde 07.01.2013 tarihli .... numaralı faturanın görülmediği, Sözleşmenin 7.3 maddesi nazara alındığında, taraflar arasındaki başbayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği, Sözleşme’nin 7.a maddesi nazara alındığında, feshe konu tutar ile ilgili bir cari hesap bildirimine rastlanılmadığı" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler dosyaya sunulmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama, Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas 16/06/2016 tarih .... Karar sayılı ilamı, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporları, bayilik sözleşmesi, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/10/2010 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafça bayilik sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak haksız feshedildiği iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin iş bu davanın açıldığı, davalı tarafça sözleşmenin vadesi gelmiş borçların süresinde ödenmemesi sebebine dayalı olarak feshedildiğinin savunulduğu, taraflar arasında imzalanan 01/10/2010 tarihli Bayilik sözleşmesinin ödeme günü ve şekli başlıklı 7.3 maddesinde "Bayi, cari hesap kayıtlarına göre oluşan borcunu şirketin aksine bildirimi bulunmadıkça faturanın üzerindeki ödeme gününde (vadesinde) şirket tarafından bildirilen banka hesabına nakden ve defaten ödeyecektir... Belirlenen ödeme gününde ödeme yapılmadığı veya eksik yapıldığı takdirde başkaca bir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın temerrüdün gerçekleştiği kabul edilir... Takip eden ödeme gününde bir önceki ödeme günü temerrüde düşürülen miktar ödenmediği takdirde, şirket son satıcılarından bayi adına tahsilat yapabilir ve dilerse herhangi bir ihtara ve önel verilmesine gerek olmaksızın sözleşmeyi derhal ve tek taraflı olarak feshedebilir" hükmünün yer aldığı, sözleşmede yer alan bu hüküm kapsamında taraf ticari defterleri ve dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, Mahkememizce hükme ve denetime elverişli bulunan dosya içerisindeki bilirkişi raporlarını tamamlayıcı ve çelişkileri giderici 06/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda 2013 yılı Ocak ayında 14.01.2013 sözleşme fesih tarihinden önce; 03.01.2013 tarihinde 50.000,00 TL, 05.01.2013 tarihinde 10.000,00 TL, 07.01.2013 tarihinde 10.000,00 TL, 10.01.2013 yani sözleşmenin feshedilmesinden 3 gün önce davalı tarafça bayi tahsilatı yapıldığının davalı nezdindeki cari hesap ekstresinden tespit edildiği, somut olayda davacının sözleşme feshinden 3 gün önce 55.000,00 TL bir ödeme yapmış olduğu değerlendirildiğinde taraflar arasında sürekli aktif bir cari hesap ilişkisi bulunduğu, 08.02.2022 tarihli Bilirkişi Heyet 2. Ek Raporunda 07.01.2013 tarihli ... numaralı 60,99 TL tutarlı faturanın sunulduğu ve fatura incelendiğinde vadesinde ödenmeyen faturalar kapsamında olduğu tespit edilmiş olsa da heyetçe yapılan incelemede söz konusu faturanın davalı nezdindeki cari hesap ekstresinde vade tarihinin 10.01.2013 olduğu ancak faturanın ödenmeyen faturalar kapsamında olup olmadığının tespit edilemediği değerlendirmelerinin yapıldığı anlaşılmakla; taraflar arasında sürekli aktif bir cari hesap ilişkisi bulunduğu, davalı şirket tarafından vadesi geçmiş alacakların hangi faturalara istinaden olduğunun belirtilmediği, bilirkişi raporlarında da bu hususun tespit edilemediği dikkate alındığında kaldı ki davalı şirket tarafından sözleşmenin derhal ve tek taraflı feshi için vadede ödeme yapılmamış olması yeterli olmayıp takip eden ödeme gününün beklenmesinin gerektiği, davalının davacı tarafça gösterilen teminatlara başvurma imkanı varken bu imkanlarını da kullanmadığı, sözleşmenin 7.3. Maddesi uyarınca taraflar arasındaki başbayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak 06/02/2024 tarihli bilirkişi raporundaki zarar hesabı Mahkememizce de kabul edilerek ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın ıslah edilmiş miktar üzerinden KABULÜ ile;
186.696,13-TL alacağın 20.000,00-TL'sinin dava açılış tarihi olan 21/11/2013 tarihinden itibaren, 166.696,13-TL'sinin ise ıslah tarihi olan 10/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 12.753,21 TL harçtan peşin alınan 3.191,55 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 9.561,66 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafça yatırılan 3.191,55 TL peşin harç ve 24,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.215,85 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta kayıtlı bulunan 9.928,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 29.871,38 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafça yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
7-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; taraf vekillerinin ve davacı asilin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde YARGITAY nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/05/2024
Katip ...
Hakim ...