T.C.
BAKIRKÖY
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS İLİŞKİN NİHAİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2019/127 Esas
KARAR NO: 2019/681
DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
DAVA TARİHİ: 27/02/2019
KARAR TARİHİ: 12/06/2019
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2019
Dosyanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/09/2018 tarih, ....Esas , .... Karar sayılı birleştirme kararıyla mahkememizin .... Esas sayılı dosyasına birleştirilerek gönderildiği, yapılan 26/02/2019 tarihli duruşma sonrasında dosyanın iflas dava olması nedeniyle heyete tevdiine karar verildiği, mahkememize gönderilen dava dilekçesi mahkememiz esasına kaydedildiği anlaşılmakla İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekilinin Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 13/09/2018 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; İş bu dava dosyası kapsamında bulunan bilirkişi raporunda 30.03.2009 tarihinde ....'a emanetçi sıfatı ile hisse devrinin yapıldığı diğer kalan %50 hissenin 09.12.2009 sözleşme ile ...'ya hisse verilmesi konusunda anlaşıldığı ancak neticesinde ödeme yapılmaması ve hak kayıpları ile alacağın tahsilini hileli işlemler nedeniyle İİK 177/1 gereğince doğrudan iflasına karar verilmesi talepli olarak davamızın kabülüne karar verilmesini,davaya konu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin .... Esas, .... Karar sayılı ilamıyla ¨4.655.238,00 bedelin hileli işlemlerle alacak miktarının kapak hesabının yaptırılarak, 30.01.2011 tarihinden itibaren en yüksek banka ticari avans faiziyle birlikte hesabıplarına yatırılması konusunda davalılara muhtıra gönderilmesini davalıların, gerek mahkeme ilamı gerekse bilirkişi raporları ile kesinleşen alacaklarını hileli şekilde ödememesi nedeniyle, haklarımızın ihlali ile mahrumiyeti neticesinin vuku bulması sebepleri ile İİK madde 37 ile İİK madde 177 ve devamı maddeleri uyarınca davalıların iflaslarına karar verilmesini, 2004 Sayılı İİK'nın 177/son maddesi yollaması ile aynı yasanın 2004 Sayılı İİK'nun 177/son maddesi yollaması ile aynı yasanın 178/2 maddesi uyarınca iflas talebinin ilanını, TTK 12 ve diğer re'sen maddeleri gereği tacir kişilerin /şirketlerin iflasını, İİK'nun 181. maddesinde, '159, 160, 164,165 ve 166. maddeler, bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olunur.' düzenlemesinin bulunduğunu, 159. maddedeki muhafaza tedbirlerinin bu fasılda düzenlenen İİK 177. maddeye göre iş bu davaya uyarlanmasını İİK madde 166/2 uyarınca davalılar hakkındaki iflas talebinin ilanını, muhafaza tedbirleri alınmasını TTK 12 ve diğer ilgili maddeleri gereği tacir kişi ve şirketlerin iflasına ilişkin İİK'nın 181. maddesinde, " 159, 160, 164,165 ve 166, maddeler, bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olunur." düzenlemesi bulunduğunu, 159. maddedeki muhafaza tedbirlerinin İİK 177. maddeye göre huzurda derdest edilen davalarına uyarlanmasını, İİK madde 257 ve 259 madeleri gereği davalılar aleyhine ihtiyati hacize (ilamlı alacağa bağlı olarak ), İİK'nın 181. maddesi gereğince haciz tedbirin teminatsız alınmasını iş bu davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas sayılı dosyası ile huzurdaki görülmekte olan davanın taraflarının ve yapılacak yargılama neticesinde verilecek olan kararların görülmekte olan davaların esaslarını etkileyecek mahiyette olması ve aralarında bağlantı bulunması nedenleri ile hukuk güvenliğinin, usul ekonomisinin sağlanabilmesi için HMK madde 166 gereğince anılan dava dosyaları ile birleştirilmesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin harç ve masraflar ile birlikte davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAPLAR:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; birleşen iflas davasının gerek davacının müvekkili....'den bir alacağı olmaması gerekse müvekkilin iflasa tabi kişilerden olmaması nedenleriyle ayrı ayrı reddine, asıl davada gerek aynı davada taraflarca ikinci kez ıslah yoluna başvurulamayacağından gerekse ıslahın tahkikat bitimine kadar yapılabileceğinden dolayı davacının 11.08.2018 tarihli dilekçesi ile davanın tamamen ıslahına ilişkin talebinin HMK'nun 176/2 ve HMK'nun 177/1 maddeleri gereğince reddine ve asıl davanın tamamen ıslahtan önceki hali ile yani hisse devir sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olarak görülmesine, asıl davada HMK'nun 181. maddesi gereğince davacı yana ilk ıslah dilekçesi kapsamında ıslah harcını yatırması için bir haftalık süre verilmesine ve verilecek süre içinde davacı tarafından ilk ıslahın harcının yatırılmaması halinde ilk ıslahında hiç yapılmamış sayılarak davanın dava dilekçesinde belirtilen toplam 10.000-TL bedel üzerinden sürdürülerek müvekkil ... hakkında açılan davanın yukarıda açıkladığımız nedenlerle esastan reddine, asıl davada mahkemece verilecek süre içinde davacı tarafından ilk ıslahın harcının yatırılması halinde asıl davanın ilk ıslah dilekçesinde belirtilen bedeller üzerinden sürdürülerek müvekkil ... hakkında açılan davanın yukarıda açıkladığımız nedenlerle yine esastan reddine, davacının asıl davasının (alacak davası) tamamen ıslahına ilişkin talebinin kabulü halinde asıl davaya iflas davası olarak bakılacağından birleşen davanın da iflas davası olduğu gözetilerek birleştirilen iflas davasının derdestlik itirazımız gereğince reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'nın müvekkili ...'dan gerek icra takibine konu edilmiş gerek bir mahkeme ilamı ile hüküm altına alınmış gerek kambiyo evrakına bağlanmış gerekse hangi ad altında olursa olsun başkaca bir alacağı bulunmadığından müvekkili ...'ın doğrudan iflasına karar verilmesi hukuken mümkün olmadığı, davacının iflas davasına dayanak yaptığı mahkemenizin .... Esas sayılı davasında, davacı tarafından sözde alacağının kanıtı olarak dosyaya sunulan gerek 09.12.2009 tarihli gerekse 30.01.2011 tarihli tutanaklara dayanılarak, müvekkil ... hakkında inançlı işlem iddiasına dayalı alacak iddiasında bulunmanın hukuken mümkün olmadığı, bu hususun İstanbul BAM ... Hukuk Dairesinin .... Esas sayılı kararında da belirtildiğini, iflas davsına bakan mahkemenin, borçlunun iflasa tabi kişilerden olup olmadığını re'sen aaraştırmak ZORUNDA olduğunu, İstanbul BAM ... Hukuk Dairesinin .... Esas sayılı kararında davacının alacaklı olduğu yönünde bir hüküm kurulmadığı gibi, Bakırköy....Asliye Ticaret Mahkemesinin ....E sayılı (yeni esas ....) davasında dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına dayanılarak müvekkili ...'ın iflasına karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının mahkemenin .... Esas sayılı derdest alacak iddiasına dayanarak işbu iflas davasında müvekkili ...'ın .... Esas sayılı davasındaki alacak talebi ve işbu iflas davasındaki davacı taleplerinin tamamının zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının ihtiyati haciz isteminin yasal koşulları oluşmadığından, ihtiyati haciz isteminin reddine ve davanın reddin karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili ...'dan gerek icra takibine konu edilmiş gerek bir mahkeme ilamı ile hüküm altına alınmış gerek kambiyo evrakına bağlanmış gerekse hangi ad altında olursa olsun başkaca bir alacağı bulunmadığından, müvekkil ...'nun doğrudan iflasına karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını,iflas davasına bakan mahkemenin, borçlunun iflasa tabi kişilerden olup olmadığını re'sen araştırmak zorunda olduğunu, davacının birleşen dava dilekçesinde dile getirdiği ve 11.10.2018 tarihli dilekçesinde tekrarladığı, müvekkili ...'dan alacaklı olduğu yönündeki tüm beyanları, gerçek dışı ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, davacının müvekkili ...'dan alacaklı olduğu yönündeki gerçek dışı iddialarına dayanak yapmak istediği dosyada mübrez gerek 30.01.2011 gerekse 09.12.2009 tarihli yazılı belgelerde, noterden yapılan hisse devir sözleşmesinde yazılı devir bedelinin farklı olduğuna ya da muvazaalı olduğuna ya da hisse devir bedellerini bir kısmını veya tamamını almadığına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğini, davacının gerek genel ispat yükü gerekse BK 182/2 maddesinde yazılı kanuni karine gereğince doğan ispat yükü kapsamında, iflas davasına dayanak yaptığı Başkanlığınızın ....E sayılı (yeni esas ....) sözde alacak davasını ispata elverişli bir yazılı delil ile kanıtlayamadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek üzere belirtelim ki, hiç kimsenin, imzası bulunan bulunan bir sözleşme içeriğinde veya bedelinde, muvazaa iddiasında bulunamayacağını, davacının asıl davadaki alacak iddiasına dayanarak birleşen iflas davasında müvekkili....'in iflasını talep etmiş ise de gerek asıl gerekse birleşen davadaki davacı taleplerinin tamamı zamanaşımına uğradığını, bu nedenle gerek asıl gerekse iflas davasının zamanaşımından reddini talep ettiklerini, İstanbul BAM ... Hukuk Dairesinin .... Esas sayılı kararında davacının alacaklı olduğu yönünde bir hüküm kurulmadığı gibi, Bakırköy ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ....Esas sayılı (yeni esas ....) asıl davasında dosyaya sunulanbilirkişi raporlarına dayanılarak müvekkilin iflaslarına karar verilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacının ihtiyati haciz isteminin yasal koşulları oluşmadığından, ihtiyati haciz isteminin reddine ve davanın reddin karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, İİK madde 37 ile İİK madde 177 ve devamı maddeleri uyarınca davalıların iflaslarına karar verilmesini istemine ilişkindir.
Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/09/2018 tarihli ....Esas.... Karar sayılı Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dava dosyasının HMK'nun 166. md gereğince birleştirilmesine karar verilmiş, mahkememizin .... Esas sayılı dosyasının 26/02/2019 tarihli duruşmasında iflas istemine ilişkin olarak açılan ve mahkememiz dosyası ile birleştirilen Bakırköy ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ....Esas sayılı dosyasının bu dosyadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydının yapılmasına, davanın niteliği gereği mahkememiz heyetine tevdine, davanın akıbeti hakkında heyet tarafından değerlendirme yapılmasına karar verilmiş, mahkememiz heyetine gönderilen dava dilekçesi mahkememizin....Esas numarasına kaydedilmiş, mahkememizin....Esas sayılı dosyasında davalıların bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkere yazılarak; yıllık beyan edilen gelirleri, son yıllık beyan edilen gelirlerinin ne olduğu, son gelir beyanlarının , VUK 176-177 maddesi çerçevesinde 1.sınıf tacir olup olmadıkları, esnaf olup olmadıkları, hangi ticari defteri tuttukları, vergi mükellefi olup olmadıkları, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttukları hususlarının bildirilmesi istenilmiş, .... Vergi Dairesi Müdürlüğü cevabi yazısında ... vergi kimlik numaralı mükellef ...'ın en son 2009 dönemine ait gelir vergisi beyanında bulunduğu, mükellefin faal olduğu dönemde 1.sınıf tüccar olduğu, bilanço usulüne göre defter tuttuğu, mükellefin 31/08/2009 yılında terk ettiği bildirilmiş, .... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabında ise; ... vergi kimlik numaralı mükellef.... Koyuncu hakkında Vergi Müfettişi ...tarafından düzenlenen 02/05/2017 tarih ... sayılı rapora istinaden 2015 takvim yılı gayrimenkul satışlarından dolayı mükellefiyet açıldığı, mükellefin ayrıca ilgili döneme ait ticari faaliyete başladığına dair işe başlama bildirimi bulunmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.
Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/04/2019 tarih .... Esas ... Karar sayılı kararı ile davanın taraflarının ve konusunun mahkememizin.... Esas sayılı dosyasının tarafları ve dava konusu ile aynı olduğu, davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle TTK'nun 448/2 maddesi uyarınca davaların birleştirildiği, mahkememizin....Esas sayılı dosyasında 24/05/2019 tarihli tefrik kararı ile birleşen dosyanın tefrikine, mahkememizde ayrı esasa kaydına karar verildiği anlaşılmakla ....Esasa kaydı yapılan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) dava dosyasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonucunda davanın iflas davası olduğu gözetilerek mevcut yasal düzenlemeler ve yerleşik Yargıtay kararları uyarınca iflas davaları hakkında birleştirme kararı verilemeyeceğinden davanın birleştirme kararı verilen Bakırköy .... . Asliye Ticaret Mahkemesine iadesine karar verildiği ve dosyanın Bakırköy ....Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.
Dava, 6102 sayılı TTK. nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra açılmıştır.
Türk Ticaret Kanununda ve özel kanunlarda tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi tutulan gerçek ve tüzel kişiler hakkında iflâs takibi yapılabilir. İflâs takibi yapılabilmesi için gerekli olan bu şart resen gözetilir ve araştırılır.
İflâsa tâbi bir borçluya karşı İİK m. 155 vd. maddelerine göre iflâs yollarından herhangi biri ile (genel iflâs yolu, kambiyo senetlerine ait iflâs yolu veya doğrudan doğruya iflâs yolu) takip yapılması mümkündür.
Somut olayda taraf gerçek kişilerin iflası talep edilmiş ise de zira davalıların dava tarihi itibariyle davalıların bilanço usulüne göre defter tutan birinci sınıf tacir konumunda bulunmadığı gelen belge kayıtlardan anlaşılmıştır.
Kural olarak Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Eğer birden fazla gerçek kişi bir ticari işletmeyi adi ortaklık şeklinde işletiyorsa söz konusu gerçek kişilerden her biri tacir sıfatını kazanır. Ticari işlemeyi fiilen işleten gerçek kişilerin tacir sayılabilmesi için ticaret siciline kayıt ön şart değildir. Bir anonim ortaklığa ortak olmak gerçek kişiye tacirlik sıfatı vermez. İflas hükümlerinin uygulanabilmesi için, borç doğuran işlemlerin ticari iş olması yeterli olmayıp, borçlananın tacir sayılan veya özel kanunlarla iflas hükümlerine tabi tutulan kişilerden olması şarttır. Mücerret kambiyo taahhüdünde bulunmuş veya tacir izafesini mümkün kılmayacak şekilde ticari bir işe karışmış olan kişi, tacir sıfatını iktisap etmiş olmadıkça hakkında iflas hükümleri uygulanmaz.
Türk Ticaret Kanununda ve özel kanunlarda tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi tutulan gerçek ve tüzel kişiler hakkında iflâs takibi yapılabilir. İflâs takibi yapılabilmesi için gerekli olan bu şart resen gözetilir ve araştırılır.
İİK’nın 43. maddesine göre, iflâs yolu ile takip ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlara göre tacir olmadıkları halde iflâsa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında yapılır. Gerçek bir şahsın iflâsı talep edildiğinde, mahkemece, özellikle anılan yasa hükmü göz ününde tutularak, iflâsa tabi şahıslardan olup olmadığının araştırılması gerekir.Somut olayda taraf gerçek kişilerin iflası talep edilmiş ise de zira davalıların dava tarihi itibariyle davalıların bilanço usulüne göre defter tutan birinci sınıf tacir konumunda bulunmadığı davalı ...'in 2009 yılında ticareti terk ettiğine dair vergi dairesi yazı cevabı ve gelen belge kayıtlardan anlaşılmıştır.
İflas hukukunda kural olarak bütün gerçek ve tüzel kişi tacirler iflasa tabidir.Ancak davacı taraf davalıların iflasını talep etmiş ise de gelen vergi dairesi Ticaret sicil müdürlüğü dosyası ve diğer belgelerden davalıların gerçek kişi tacir olmadıkları ve 6102 sayılı Ticaret Kanununa göre Tacir Sayılan hallere nazara alınarak gerçek kişi tacir de olmadıkları dikkate alınarak davalıların doğrundan iflasları talep edilemeyeceğinden davacının davalılar hakkındaki doğrudan doğruya iflas talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davacının doğrudan doğruya iflas talebinin REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 44,40-TL maktu karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 35,90-TL harçtan mahsubuna, bakiye 8,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar yararına tayin ve takdir olunan 2.725,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2019
Başkan ...
¸
Üye ...
¸
Üye ...
¸
Katip ...
¸