T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/656 Esas
KARAR NO : 2025/1401
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/05/2016
KARAR TARİHİ : 23/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç seyir halinde iken, davalılardan ..... yönetiminde bulunan davalı ..... Yapıya ait, .... A.Ş nin zorunlu mali sigortasında bulunan ... plakalı araç hatalı şerit değiştirme neticesinde müvekkilerinin içinde bulunuduğu araca çarptığını, müvekkillerinde .... in ticari taksi soförlüğü yaptığını ve bu kazadan dolayı 2-3 ay çalışamadığını ve uzun süre psikolojik bir tramva yaşadığını, müvekkillerinden ...'in kuyumculuk yaptığını, kaza neticesinde amaliyat geçirdiğini, tedavisinin halen devam ettiğini, bu nedenle müvekkili ... için 6.000 TL maddi, 2.000 TL manevi, ... için 6.000 TL maddi, 4.000 TL manevi, ... için 5.000 TL maddi, 2.000 TL manevi tazminatın davalılardan alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılar tarafından dava konusu edilen maddi tazminat talepleri ele alınacak olursa sadece yoksun kalınan kazanç (kazanç kaybının) dava konusu edildiği anlaşılmadığını, yoksun kalınan kazanç kaybına dayalı tazminat taleplerinde hesaplama yapılırken davacıların aylık gelirlerini sigorta kayıtları, aylık resmi kazanç bordroları veya vergi kayıtları gibi resmi belgelerle ispat etmesi zorunlu olduğunu, ayrıca davacıların sigorta kayıtlarının ve varsa işletmeleri buna dair vergi kayıtlarının celbi sağlanarak davacıların mahrum kaldıklarını iddia ettikleri kazancın doğru tespit edilmesi gerektiğini, aksi takdirde sadece davacıların beyan ve iddiaları baz alınarak hesaplama yapılmış olur ki söz konusu durum emsal kararlar da da görüleceği üzere bozma sebebi olduğunu, davacılar tarafından ileri sürülen manevi tazminat taleplerinin zenginleşmeye mahal vermeyecek şekilde değerlendirilmesi zorunluluk olduğundan manevi zarar taleplerin de reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a- ... Hastanesi ,
b-Küçükçekmece Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü,
c-... Hastanesi,
d-... Sigorta A.Ş.,
e-Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi,
f-Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü,
g-Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi
h- İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılmıştır.
3- Mahkememizce aktüerya bilirkişiden alınan 19.06.2023 tarihli raporda özetle; ''Davacı ...'in talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 623,72 TL olduğu, Davacı ....'in talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 567,49 TL olduğu, Davacı ...'in talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 8.321,07 TL olduğu, Davacıların talep edilen tedavi giderlerinin alanında uman tıp doktoru bilirkişi tarafından hesabı gerekeceğinden tarafımdan bu hususta bir değerlendirme yapılamadığı''
-Tarafların itirazları doğrultusunda aktüerya bilirkişiden alınan 24.12.2024 tarihli ek raporunda özetle; ''kök raporda değişiklik gerektiren bir hususun bulunmadığı ve buna Göre; Davacı ...'in talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 623,72 TL olduğu, Müteveffa davacı ... in talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 567,49 TL olduğu, Sayın Mahkemece; 08/10/2024 tarihli celsede “Davacı vekiline ... e ait veraset ilamı ve mirasçılara ait vekaletname sunmak üzere gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine" ara kararı verilmiş olmakla birlikte işbu ek rapor tarihi itibarı ile davacı vekilince veraset ilamı ve mirasçılara ait vekaletname sunulmadığının görüldüğü, hal böyle olunca müteveffa davacının maddi zararının miras payları oranında olası davacılara dağıtılamadığı, Davacı ...'in talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 8.321,07 TL olduğu, Davacıların talep edilen tedavi giderlerinin alanında uman tıp doktoru bilirkişi tarafından hesabı gerekeceğinden tarafımdan bu hususta bir değerlendirme yapılamadığı,
-Mahkememizce doktor bilirkişiden alınan 23.08.2025 tarihli raporda özetle; ''...'in talep edebileceği tedavi gideri maddi zararının 400,00 -TL olduğu, ...'in talep edebileceği tedavi gideri maddi zararının 600,00 -TL olduğu, ...'in talep edebileceği tedavi gideri maddi zararının 50,00 -TL olduğu,
''
-ATK'nun ...'in maluliyet durumu yönünden değerlendirme yaptığı raporunda özetle; ''07.04.2021 ve 30.07.2021 tarihli müzekkerelerimizde kişinin kaza tarihli grafilerinin temin edilmesi istenildiği ancak gönderilmediğinin görüldüğü cihetiyle mevcut belgelere göre ... ve ... oğlu 1970 doğumlu ...'in 06.09.2014 tarihli trafik kazası sebebiyle;11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının % 0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği,
-ATK'nun ...'in maluliyet durumu yönünden değerlendirme yaptığı raporunda özetle;
"1- Mevcut belgelere göre ... ve ... oğlu 1972 doğumlu ...'in 06.09.2014 tarihli trafik kazası sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından malüliyet tayinine mahal olmadığı,
2-İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur."
-ATK'nun kusur durumu yönünden değerlendirme yaptığı raporunda özetle; ''A) Sürücü ..... sevk ve idaresinde bulunan otomobil ile meskun mahalde gündüz vakti seyri sırasında gerekli dikkat ve özeni yola vermesi, bahse konu kaza mahalli kavşak noktasına yaklaştığı sırada görüş alanını kontrol altında bulundurması, seyrine istikamet yön bölümünü takiben müteyakkız şekilde devam etmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüzce seyri sırasında karşı yön bölümüne geçerek, karşı yönden seyirle gelmekte olan aracın, kısa mesafeden istikamet yönünü kapattığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada kusurludur. B) Sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan otomobil ile seyri sırasında bahse konu kavşak mahallinde karşı yön istikametinden şerit ihlali yaparak gelen araç ile çarpıştığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize iletmişlerdir.
6-Bilirkişi raporu ve ATK raporları taraf/vekillerine tebliğ edilmiştir.
7-Davacı ... dava sırasında vefat etmiş olup, tüm mirasçıları tarafından davanın takip edilmediği, bir kısım mirasçılar yönünden davanın devamının talep edildiği, bir kısım mirasçıların ise beyanda bulunmadığı anlaşılmakla tereke temsilcisi atanması ve müteakip işlemler için davacı Mehmet Şahin yönünden dosya tefrik edilerek yeni esasa kaydedilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacılar meydana gelen trafik kazası nedeniyle tazminat talebinde bulunmuştur.
Haksız fiillere ilişkin olarak 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddeleri şu şekildedir:
"MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
II. Zararın ve kusurun ispatı
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle bir zararın meydana gelmesi halinde kusurlu fiili ile üçüncü kişiye bir zarar veren zararı gidermekle yükümlü olup, zararı, illiyet bağını ve kusuru ispat yükü ise davacı zarar görene aittir.
2918 sayılı Kanun'un 85. Maddesi ise şu şekildedir:
"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."
Mahkememizce meydana gelen kazada kusur ve trafik kurallarına aykırılıkların tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış olup, Trafik İhtisas Dairesi düzenlediği 07.03.2023 tarihli raporda şu tespitleri yapmıştır:
"Dosya kapsamında yer alan kaza tespit tutanağından kaza mahallinin yerleşim yeri içi olduğu, azami hız limitinin 30 km/s olarak işaretlendiği, yol genişliğinin 8 m olduğu, yolun asfalt kaplama iki yönlü cadde olduğu, olay anında vaktin gündüz havanın açık yol yüzeyinin kuru olduğu, çarpışma noktasının sürücü ... idaresindeki aracın seyir şeridi üzerinde, yolun sağına 1m mesafede işaretlendiği anlaşılmıştır.
30/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Sürücü .....'ın asli kusurlu olduğu, Sürücü ...'in kusurunun bulunmadığı belirtimiştir.
Tüm dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, olay yeri basit krokisi, bilirkişi raporu, Bakırköy ...Asliye Ceza Mahkemesi ... Karar Nolu Gerekçeli Kararı, olayın oluş şekli, konumu ve tüm beyanlar incelendiğinde kazanın yukarıda ''OLAY'' kısmında anlatıldığı şekli ile gerçekleştiği anlaşılmış olup kusur durumu aşağıda belirtilmiştir.
Mevcut bulgulara göre;
A) Sürücü ..... sevk ve idaresinde bulunan otomobil ile meskun mahalde gündüz vakti seyri sırasında gerekli dikkat ve özeni yola vermesi, bahse konu kaza mahalli kavşak noktasına yaklaştığı sırada görüş alanını kontrol altında bulundurması, seyrine istikamet yön bölümünü takiben müteyakkız şekilde devam etmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüzce seyri sırasında karşı yön bölümüne geçerek, karşı yönden seyirle gelmekte olan aracın, kısa mesafeden istikamet yönünü kapattığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada kusurludur.
B) Sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan otomobil ile seyri sırasında bahse konu kavşak mahallinde karşı yön istikametinden şerit ihlali yaparak gelen araç ile çarpıştığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.
SONUÇ:
Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
A) Sürücü .....'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,
B) Sürücü ...'in kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur."
Mahkememizce alınan rapor, dosya içerisindeki savcılık soruşturma dosyasında alınan raporlar, savcılık aşamasında alınan beyanlar ve tarafların beyanları, Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E., ... K. Sayılı dava dosyasında Yargıtay .... Ceza Dairesi'nin ... E., ... K. Sayılı onama kararı ile kesinleşen davalı sürücü hakkındaki mahkumiyet kararı bir arada değerlendirildiğinde; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporun olayın oluş biçimine uygun olduğu, raporda esas alınan Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinin olaya doğru uygulandığı, dosya kapsamındaki trafik kazasına ilişkin mevcut delillerin doğru değerlendirildiği ve kanun hükümlerine göre doğru uygulandığı anlaşılmakla Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporun hükme esas alınması gerektiği, meydana gelen kazada davalı sürücünün tamamen kusurlu olduğu tespiti usul ve yasa ile olayın oluş biçimine uygun kabul edilerek hükme esas alınmıştır.
Davacılar tarafından meydana gelen kazada davalının kusurunun ispatlandığı anlaşılmakla zararın tespiti aşamasına geçilmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında zararı ispat yükü davacı üzerinde olup, davacının meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğradığı zararları açıklamak, kaza ile zarar arasındaki illiyet bağını ve zarar miktarını ispatlamak ile yükümlüdür.
Davacı ... Yönünden Yapılan Değerlendirme:
Davacılar vekili davacı ... yönünden dava dilekçesinde davacı ...'in yaşanan trafik kazası nedeniyle psikolojik çöküntü ve maddi kazanç kaybı yaşadığını iddia etmiş başkaca bir açıklamada bulunmamıştır. Mahkememizce verilen süre üzerine davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat taleplerini açıklamak üzere beyan dilekçesi sunulmuş olup, 09.03.2020 tarihli beyan dilekçesinde 4.000,00 TL tedavi giderleri, 2.000,00 TL iş gücü kaybı, 3.000,00 TL kazanç kaybına karşılık olmak üzere toplamda 9.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiştir.
Mahkememizce SGK'ya müzekkere yazılmış olup, gelen müzekkere cevabında davacı ...'in kaza tarihinde 4a kapsamında sigortalı olmadığı, kaza sonucunda ayakta tedavi yapıldığı ve 08.09.2014 - 17.09.2014 tarihleri arasında iş göremezlik raporu aldığının bildirildiği, kaza tarihinde sigortalı çalışan olmaması sebebiyle SGK tarafından herhangi bir iş göremezlik ödemesi yapılmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ... yönünden Mahkememizce Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Dairesinden maluliyet raporu alınmış olup, Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulu düzenlediği raporda şu tespitleri yapmıştır:
"1- 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının % 0 (yüzdesıfır) olduğu,
2- İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği,
3- Kişinin kaza tarihli grafilerinin temini halinde dosyanın yeniden değerlendirilebileceği oy birliği ile mütalaa olunur."
Mahkememizce ATK .... İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor sonucunda yapılan tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla olay tarihi itibariyle yürürlükte olan düzenlemeler çerçevesinde rapor sonucu hükme esas alınmıştır.
Bu bağlamda davacı ... yönünden meydana gelen trafik kazası sebebiyle kalıcı bir maluliyet olmadığı, dolayısıyla efor kaybına yönelik kalıcı maluliyetten kaynaklı iş gücü kaybı tazminatı talep edilemeyeceği bu talebin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı ...'in meydana gelen trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik süresinin üç hafta olacağı ATK tarafından tespit edilmiş olup, kazanç kaybına yönelik değerlendirmelerin bu süre esas alınarak yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı ...'in kaza tarihinde herhangi bir iş yerinde sigortalı çalışan olmadığı gelen SGK müzekkere cevapları ve UYAP sisteminden dosya arasına alınan SGK çalışma raporlarından anlaşılmaktadır. Davacı ...'in diğer davacı ... yanında çalıştığı iddia edilmiştir. Davacı tanığı ... 29.12.2020 tarihli celsede ...'in ... yanında sigortalı olarak çalıştığını beyan etmiş ise de herhangi bir sigorta kaydının bulunmadığı görülmekte olup, ilgili tanık sonraki beyanların ...'i tanımadığını, kazaya vakıf olmadığını, ... ile kazadan sonra tanıştığını da beyan etmiş olup, ilgili tanığın davacı ...'e yönelik beyanlarının çelişkiler içerdiği, ... Yönünden herhangi bir gelir bilgisine vakıf olmadığı anlaşılmıştır. 23.03.2021 tarihli celsede dinlenen ... isimli tanık da ... yönünden herhangi bir gelir bilgisi beyan etmemiştir.
Davacı ...'in kaza öncesi ve sonrası SGK kayıtlarının bu sebeple kazanç kaybına esas gelir hesabı için esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Davacı ...'in kaza öncesi 2013 ve 2014 yılının 4. Ayına kadar bildirilen prime esas kazançlarının ilgili yılların asgari ücretleri seviyesinde olduğu, 2014 yılının 4. Ayından sonra kaza tarihine kadar sigortalı çalışmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce alınan 19.06.2023 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda davacı ...'in ATK raporu ile belirlenen 3 haftalık geçici iş göremezlik sürecindeki kazanç kaybına ilişkin olarak geliri aktüerya bilirkişisi tarafından asgari ücret olarak esas alınmış olup, 623,72-TL olarak tespit edilmiştir. Davacılar vekili tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile ... yönünden tanık beyanlarıyla da sabit olduğu şekilde, davacı abisi ...'in yanında kuyumculuk sektöründe çalışmakta olduğu belli olduğundan bu davacı yönünden de kuyumculuk sektöründe kalifiye bir şahıs olarak çalışan birinin kazancının asgari ücretin üzerinde olacağından dolayı aylık kazanç oranının 100 gr. Altın üzerinden hesaplanarak yapılması gerektiği gerekçesiyle rapora itiraz edilmiştir.
Mahkememizce 05.09.2023 tarihli celsede 3 nolu ara karar ile Davacı tarafça itiraz dilekçesi içeriğindeki davacılar yönünden itiraza esas olmak üzere hesap yaptırılabilmesi için itirazlarda belirtilen hususlarda davacıların kazancını gösterir belgeleri dosya içerisine sunması ya da bu belgelerin nereden temin edileceğine ilişkin mahkememize bilgi verilmesi halinde ilgili yerlere müzekkereler yazılarak tespitine karar verilmiş ise de davacı ... tarafından herhangi bir delil bildirilmemiş, dosya içerisinde gelir tespitine ilişkin herhangi bir delil sunulmamıştır.
Davacı ... tarafından gelir tespitine esas herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, yalnızca tanık beyanı ile kazanç kaybına esas gelirin tespit edilerek zarar hesaplamasına esas alınamayacağı, Mahkememiz nezdinde 2019 yılından itibaren devam eden davada davacı ... tarafından gelir tespitine esas herhangi bir delil sunulmaması gözetildiğinde ve dinlenen tanıkların da davacı ...'in gelirine yönelik herhangi bir net beyanda bulunmamış oldukları, davacı ...'in kuyumculuk sektöründe ustalık/kalfalık vs. Gibi bir eğitimine yönelik kalifiye çalışan olması bakımından herhangi bir bilgi ve belgenin dosya arasına sunulmadığı, davacı ...'in kaza tarihinde sigortalı çalışan olarak görünmediği, her ne kadar diğer davacı abisi ... yanında çalıştığı iddia edilmiş ise de sigorta kaydının olmadığı gibi davacının önceki sigorta kayıtlarının da 4a kapsamında işçi olarak kayıtlı olduğu, kuyumculuk sektöründe usta/kalfa gibi bir titrinin bulunmaması, yanında çalıştığı iddia edilen ... tarafından diğer davacı ...'e yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir belge ve delil sunulmadığı gözetildiğinde alınan aktüerya raporuna göre davacı ...'in kazanç kaybına esas gelirinin aksi yönde herhangi bir delil veya belge sunulmadığı gözetildiğinde asgari ücret esas alınarak tespitinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacının somut delil ve belgeye dayanmayan soyut beyandan ibaret gelirin daha yüksek olduğuna yönelik itirazına itibar edilmemiş, ispat yükü üzerine düşen davacı tarafından daha yüksek gelir elde ettiğinin ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Buna göre 19.06.2023 tarihli aktüerya raporundaki kazanç kaybı hesaplaması Mahkememizce hükme esas alınmış olup, davacı ...'in kaza nedeniyle 3 haftalık iş göremezliği sebebiyle talep edebileceği kazanç kaybının 623,72-TL olarak esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından tedavi masrafları da talep edilmiş olup, Mahkememizce meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacı ...'in yaralanması sonucunda SGK tarafından karşılanmayan tedavi masraflarının hesabı için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce alınan uzman doktor tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda davacı ...'in yaralanması nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucunda SGK tarafından karşılanmayan tedavi masraflarının yaralanmasının boyut ve niteliğine göre 250,00-TL medikal malzeme ve 150,00-TL yol gideri olmak üzere üzere 400,00-TL olacağı tespit edilmiştir. Rapor tebliğ edilmiş olup, rapora itiraz edilmemiş, SGK tarafından karşılanmayan herhangi bir başkaca tedavi giderine yönelik olarak delil sunulmamıştır. Bu sebeple rapordaki tespitin esas alınması gerektiği anlaşılmış, davacı ...'in tedavi giderlerine yönelik olarak talep edebileceği zarar ve tazminat miktarının kaza tarihi itibariyle 400,00-TL olarak hükme esas alınması gerektiği, söz konusu bedelin kaza tarihindeki piyasa rayiçleri ve gelen raporlara göre davacı ...'in yaralanmasının niteliği ve boyutuna uygun olduğu anlaşılmıştır.
Davacılar vekili 09.11.2025 tarihli dilekçesi ile davacı ... yönünden davası değerini artırarak 300.000 TL talepte bulunmuştur. 18.11.2025 tarihli dilekçesinde ise talebini davacı ... için 300.000 TL'nin 4.000 TL tedavi gideri, 96.000 TL iş gücü kaybı ve 200.000 TL kazanç kaybı olarak açıklamıştır.
Sonuç olarak davacının ıslah dilekçesi ve dosya kapsamı ile Mahkememizce alınan bilirkişi raporları gözetilerek; davacı ...'in kalıcı maluliyetinin ve dolayısıyla iş gücü efor kaybının olmadığı anlaşılmakla bu miktara yönelik tazminat talebinin reddine, tedavi giderlerine yönelik talebinin kısmen kabulü ile 400,00-TL tedavi gideri tazminatı talebinin kabulüne fazlaya ilişkin talebin ise reddine, kazanç kaybı tazminat alacağı yönünden ise davacı tarafından ispatlanabilen 623,72-TL kazanç kaybı tazminat alacağı talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce davacı ... lehine hükmedilen alacaklar bakımından davalılar araç sürücüsü ..... ve araç maliki ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş. İle ZMMS sigortacısı davalı ... Sigorta'nın (tüm tazminatın poliçe teminat limiti dahilinde kaldığı anlaşılmakla) müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla hükmedilen tazminat alacaklarının davalılar ....., ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş. Ve ... Sigorta'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine Mahkememizce davacı ... lehine hükmedilen söz konusu alacaklara davalılar ..... ve ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş. Ve davalı ... Sigorta yönünden davacının talebi gözetilerek dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek tahsili ile davacı ...'e verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacılar tarafından davalı ... sigortaya dava açıldıktan sonra Mahkememiz ara kararı üzerine başvuru yapılmış ve dava şartı eksikliği bu suretle giderilmiş olup, davalı ... Sigorta'nın da dava tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiştir.
Davacı ... Yönünden Yapılan Değerlendirme:
Davacılar vekili davacı ... yönünden dava dilekçesinde davacı ...'in kuyumculuk işi ile iştigal ettiğini yaşanan trafik kazası nedeniyle psikolojik çöküntü ve çalışamaması nedeniyle işlerinin aksadığını maddi kazanç kaybı yaşadığını iddia etmiştir.
Mahkememizce verilen süre üzerine davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat taleplerini açıklamak üzere beyan dilekçesi sunulmuş olup, 09.03.2020 tarihli beyan dilekçesinde; 8.000,00 TL tedavi giderleri, 3.000,00 TL iş gücü kaybı, 3.000,00 TL kazanç kaybına karşılık olmak üzere toplamda 14.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiştir.
Mahkememizce SGK'ya müzekkere yazılmış olup, gelen müzekkere cevabında davacı ...'in kaza tarihinde 4a kapsamında sigortalı olmadığı, kaza sonucunda ayakta ve yatarak tedavi yapıldığı ve 06.09.2014 - 09.10.2014 tarihleri arasında iş göremezlik raporu aldığının bildirildiği, kaza tarihinde sigortalı çalışan olmaması sebebiyle SGK tarafından herhangi bir iş göremezlik ödemesi yapılmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ... yönünden Mahkememizce Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesinden maluliyet raporu alınmış olup, Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu düzenlediği raporda şu tespitleri yapmıştır:
"1- Mevcut belgelere göre ... ve .... oğlu 1972 doğumlu ...'in 06.09.2014 tarihli trafik kazası sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından malüliyet tayinine mahal olmadığı,
2-İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur."
Mahkememizce ATK .... İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor sonucunda yapılan tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla olay tarihi itibariyle yürürlükte olan düzenlemeler çerçevesinde rapor sonucu hükme esas alınmıştır.
Bu bağlamda davacı ... yönünden meydana gelen trafik kazası sebebiyle kalıcı bir maluliyet olmadığı, dolayısıyla efor kaybına yönelik kalıcı maluliyetten kaynaklı iş gücü kaybı tazminatı talep edilemeyeceği bu talebin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı ...'in meydana gelen trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olacağı ATK tarafından tespit edilmiş olup, kazanç kaybına yönelik değerlendirmelerin bu süre esas alınarak yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı ...'in kaza tarihinde herhangi bir iş yerinde sigortalı çalışan olmadığı 4B kapsamında sigortalı olduğu gelen SGK müzekkere cevapları ve UYAP sisteminden dosya arasına alınan SGK çalışma raporlarından anlaşılmaktadır. Davacı tanığı Mustafa Karaosmanoğlu 29.12.2020 tarihli celsede ...'in kuyumcu dükkanı olduğunu aylık gelirinin 100 - 150 gram altın olduğunu beyan ettiği, ...'in dükkanının 6 ay kapalı kaldığını, sonrasında sağlık sorunları sebebiyle çalışamadığını ve iflas ettiğini, 23.03.2021 tarihli celsede dinlenen ... isimli tanık ise ...'in kuyumculuk sektöründe çalıştığını, üretim atölyesinin olduğunu yanında 3-4 kişinin çalıştığını, kazadan sonra 7 ay dükkana gidemediğini, kendisinin de bu üretim işinin içinde olduğunu, dükkandaki personelin işleri yürütemediğini, müşterileri bırakmak zorunda kaldığını, personelin maaşlarını ödeyemediğini, kaza öncesi aylık gelirinin 100 - 150 gram altın olduğunu beyan etmiştir.
Davacı ...'in kaza öncesi ve sonrası SGK kayıtları UYAP sisteminden dosya arasına alınarak incelenmiş olup; davacının 4a sigorta kolunda sürekli yıl boyu çalışmasının başladığı 2008 yılında davacı ...'in prime esas aylık kazancının 610,00-TL olduğu 2008 yılında brüt asgari ücretin ilk 6 ay 608,40-TL, ikinci altı ay için 638,70-TL olduğu, davacı ...'in 2009 yılında prime esas aylık kazancının 691,74-TL ve 2009 yılının 8. ayında en fazla 700,00-TL olarak bildirildiği, 2009 yılında brüt asgari ücretin ilk 6 ay 666,00-TL, ikinci altı ay için 693,00-TL olduğu, davacı ...'in 2010 yılında prime esas aylık kazancının ilk 6 ay için 730,00-TL, ikinci altı ay için 765,00-TL olarak bildirildiği, 2009 yılında brüt asgari ücretin ilk 6 ay 729,00-TL, ikinci altı ay için 760,50-TL olduğu sonrasında davacının 2010 ve 2014 yılları arasında sigorta kaydının olmadığı, 2014 yılının 4 ayında 4b kaydının yapıldığı 2014 yılında kaza tarihine kadar davacı ...'in prime esas kazancının ilk 6 ay 1.071,00-TL, ikinci ay için ise 1.134,00-TL üzerinden bildirilerek ödendiği söz konusu miktarlarının 2014 yılının asgari ücret tutarlarına denk geldiği, davacı tarafından 2015 ve 2016 yıllarında bildirilen kazancın da aylık 1.273,50-TL ve 1.647,00-TL olduğu bu miktarların da ilgili yılların asgari ücret tutarlarına denk geldiği 2016 yılının 9. Ayında davacı ...'in 4b sigorta kaydının terk olarak sonlandığı, sonrasında kesintisiz çalışmasının 2023 yılında 4a kodu ile başladığı bildirilen ücretinin 13.414,50-TL olduğu ilgili miktarın 2023 yılı asgari ücretine eşit olduğu, 2024 ve 2025 yılında çalışmasının devam ettiği, bildirilen ücretlerin ise brüt 20.002,50-TL ve 26.005,50-TL olduğu bu miktarların da asgari ücrete denk geldiği anlaşılmaktadır.
Davacı ...'e ait söz konusu verilen bütün halde değerlendirildiğinde; davacı ...'in kaza öncesinde ve sonrasında 4a kolunda çalıştığı dönemlerde esas kazancının hep asgari ücret seviyesinde olduğu, 4b sigorta kolunda çalıştığı dönemde de kendi bildirdiği esas kazancının yine hep asgari ücret seviyesinde olduğu davacının kaza öncesinde ve sonrasında asgari ücretten fazla gelir elde ettiğine dair herhangi bir resmi veri bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacı ...'e ait aktif ve pasif tapu kayıtları sorgulanmış olup, davacı ... adına kayıtlı herhangi bir taşınmaz veya otomobil taşıt gibi pasif bir mal varlığı kaydına ulaşılamamıştır. Dolayısıyla davacının elde ettiğini iddia ettiği kazançla kaza öncesinde veya sonrasında satın almış olduğu bir mal varlığı tespit edilememiş olup davacı ...'in iddia ettiği gelirin bu şekilde de kontrol edilerek doğrulanamadığı ve ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Nitekim davacı ... tarafından iddia edilen aylık 100 - 150 gram altın geliri ciddi bir miktara tekabül etmekte olup, davacının söz konusu gelir ile taşınır ve taşınmaz mal varlığı satın almış olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu ancak davacı tarafından kaza öncesinde veya sonrasında alınmış herhangi bir mal varlığının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından aksi yönde bir delil de 5 yıllık yargılama sürecinde sunulmamıştır.
Davacı tarafından kuyumculuk işiyle iştigal edildiği iddia edilmekte olup, davacının kuyumculuk sektöründe ustalık/kalfalık gibi gibi bir uzmanlığı, eğitimi veya titri bulunduğuna yönelik bir delil Mahkememize sunulmamış olup, davacının kuyumculuk sektöründe bu uzmanlıklara sahip kalifiye bir personel olduğuna dair bir delil davacı tarafından dosya arasına sunulmamış, Mahkememizce de aksi yönde bir delile ulaşılmamıştır. Bu bağlamda davacının kaza tarihi itibariyle işletmesinin kendisine ait olduğu iş yerinde asgari ücreti aşar düzeyde ücret geliri elde ettiğine dair herhangi bir somut veri ve delile ulaşılamamıştır. Nitekim davacı ...'in kaza öncesi ve sonrası SGK kayıtlarında da asgari ücreti aşan bir düzeyde gelir ile aynı sektörde çalıştığına dair bir delil de dosya arasına davacı tarafından sunulmamıştır.
Mahkememizce alınan 19.06.2023 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda davacı ...'in ATK raporu ile belirlenen 9 aylık geçici iş göremezlik sürecindeki kazanç kaybına ilişkin olarak geliri aktüerya bilirkişisi tarafından asgari ücret olarak esas alınarak hesaplanmış olup, 8.321,07-TL olarak tespit edilmiştir. Davacılar vekili tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile ... yönünden tanık beyanları doğrultusunda kuyumculuk sektöründe çalışan birinin kazancının asgari ücretin üzerinde olacağından dolayı aylık kazanç oranının 100 - 150 gr. Altın üzerinden hesaplanarak yapılması gerektiği gerekçesiyle rapora itiraz edilmiştir.
Mahkememizce 05.09.2023 tarihli celsede 3 nolu ara karar ile Davacı tarafça itiraz dilekçesi içeriğindeki davacılar yönünden itiraza esas olmak üzere hesap yaptırılabilmesi için itirazlarda belirtilen hususlarda davacıların kazancını gösterir belgeleri dosya içerisine sunması ya da bu belgelerin nereden temin edileceğine ilişkin mahkememize bilgi verilmesi halinde ilgili yerlere müzekkereler yazılarak tespitine karar verilmiş ise de davacı ... tarafından herhangi bir delil bildirilmemiş, dosya içerisinde gelir tespitine ilişkin herhangi bir delil sunulmamıştır.
Davacı ... tarafından gelir tespitine esas herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, yalnızca tanık beyanı ile kazanç kaybına esas gelirin tespit edilerek zarar hesaplamasına esas alınamayacağı, Mahkememiz nezdinde 2019 yılından itibaren devam eden davada davacı ... tarafından gelir tespitine esas herhangi bir delil sunulmaması gözetildiğinde ve dinlenen tanıkların da davacı ...'in gelirine yönelik herhangi bir net beyanda bulunmamış oldukları (100 gram altın ile 150 gram altın geliri arasında bile %50 oranında çok büyük fark bulunduğu), davacı ...'in kuyumculuk sektöründe ustalık/kalfalık vs. Gibi bir eğitimine yönelik kalifiye çalışan olması bakımından herhangi bir bilgi ve belgenin dosya arasına sunulmadığı, davacı ...'in kaza tarihinde sigortalı çalışan olarak görünmediği, davacı ...'in kendi işletmesinden kendisine asgari ücret dışında bir gelir ödendiğine yönelik herhangi bir delili dosya arasına sunmadığı, yanında 4 çalışan olduğu iddia edilmiş ise de çalışanlara ödenen maaşlara yönelik de herhangi bir delil veya belge sunulmadığı, davacının kaza öncesi ve sonrasındaki 4a sigortalı çalışmalarında da gelirinin hep asgari ücret üzerinden beyan edildiği, davacının kendi işletmesinde de gelirinin asgari ücret üzerinden beyan edildiği, davacının kuyumculuk sektöründe usta/kalfa gibi bir diploması veya eğitiminin bulunmaması, davacı tarafından 100 - 150 gram altın geliri olduğu iddia edilmesine rağmen kaza öncesinde edinmiş olduğu (taşınır taşınmaz kaydı) herhangi bir mal varlığı değerinin olmadığı, dava sürecinde Mahkememize herhangi bir vergi beyannamesi, gelir vergisi, çalışanlara ödenen maaş, kaybedilen müşterilere yönelik bilgiler veya müşterileri ile ne şekilde bir anlaşma yaptığı ve nasıl bir kazanç/kar kaybına uğradığına dair herhangi bir belge veya delil sunulmadığı, Mahkememizce verilen süreye rağmen ticari defter kayıtları vs. Gibi veya alış satış faturalara yönelik hiçbir delilin davacı tarafından sunulmadığı, davacının ustalık/kalfalık vs gibi bir diplomasının olmaması sebebiyle kuyumculuk sektöründe çalışan bu gibi kişilerin ortalama gelirinin davacının kazanç kaybı tespitinde esas alınamayacağı anlaşılmıştır. Sonuç olarak Mahkememiz nezdinde süren 6 senelik yargılama sürecinde davacı ... tarafından hiçbir aşamada gelir tespitine yönelik bir belge veya delil sunulmadığı, Mahkememizce son olarak verilen süreye rağmen herhangi bir delil sunulmadığı, davacının tanık beyanları dışında aylık 100 - 150 gram gelir elde ettiğine yönelik dosya arasına yansıyan başka bir delil olmadığı, kaza öncesinde davacının iddia ettiği geliri ile satın almış olduğu herhangi bir mal varlığı değerinin olmadığı anlaşılmakla yalnızca tanık beyanlarına göre davacının gelir tespitinin yapılarak hüküm kurulamayacağı anlaşılmıştır.
Nitekim davacının kuyumculuk sektöründe ustalık/kalfalık eğitimine dair bir diplomasının veya eğitiminin olmadığı, kaza öncesinde ve sonrasında 4a sigortalı çalışmalarında asgari ücret karşılığı gelir elde ettiği, davacı ... tarafından kaza öncesi ve sonrasında asgari ücret düzeyinden yüksek düzeyde gelir elde edildiğine dair herhangi bir delilin dosya arasına hiçbir aşamada sunulmadığı, kaza öncesinde ve sonrasında davacının aylık 100 - 150 gram altın karşılığı gelir kazandığına yönelik iddiası karşısında herhangi bir taşınır veya taşınmaz mal varlığının satın alınmadığı bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının yukarıda da belirtildiği gibi kendi işletmesinin olmasının tek başına kuyumculuk sektöründe çalışan bir usta/kalfa seviyesinde değerlendirilerek ortalama gelir tespitine gidilemeyeceği, örneğin bir ayakkabıcı dükkanı olan ve sermaye koyarak dükkanı açan kişinin kazaya uğraması sonucunda kazanç kaybına yönelik gelir tespitinin söz konusu ayakkabı dükkanında çalışan 10 yıllık ustanın geliri ile bir değerlendirilemeyeceği ve buna göre hesaplama yapılamayacağı, zira sermaye koyarak işletme açan kişinin gelir tespiti ve hesaplanmasının daha farklı olacağı izahtan varestedir. Ancak davacı tarafından dosya kapsamına bu yönde de hiçbir delil sunulmamış olup, davacının gelirinin aylık 100 - 150 gram altın karşılığı olduğuna yönelik iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ...E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"her ne kadar davacının gelirinin doğru tespit edilmemiş olması nedeniyle davacı yararına eksik tazminat hesaplandığı iddia ve beyan edilmiş ise de, davacının bordrolu çalışan olmaması, yaptığı işe ilişkin herhangi bir belgesinin (ustalık, çıraklık...vb) bulunmaması, bu hususta yazılı bir belge sunulmaması, böyle bir durumda yalnızca tanık beyanına dayanılamayacak olması,"
Bu sebeple Mahkememizce alınan aktüerya raporuna göre davacı ...'in kazanç kaybına esas gelirinin aksi yönde herhangi bir delil veya belge sunulmadığı gözetildiğinde asgari ücret esas alınarak tespitinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacının somut delil ve belgeye dayanmayan soyut beyandan ibaret gelirin daha yüksek olduğuna yönelik itirazına itibar edilmemiş, ispat yükü üzerine düşen davacı tarafından daha yüksek gelir elde ettiğinin ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Buna göre 19.06.2023 tarihli aktüerya raporundaki kazanç kaybı hesaplaması Mahkememizce hükme esas alınmış olup, davacı ...'in kaza nedeniyle 9 aylık iş göremezliği sebebiyle talep edebileceği kazanç kaybının 8.321,07-TL olarak esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından tedavi masrafları da talep edilmiş olup, Mahkememizce meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacı ...'in yaralanması sonucunda SGK tarafından karşılanmayan tedavi masraflarının hesabı için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce alınan uzman doktor tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda davacı ...'in yaralanması nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucunda SGK tarafından karşılanmayan tedavi masraflarının yaralanmasının boyut ve niteliğine göre 350,00-TL medikal malzeme ve 250,00-TL tedavi için yol gideri olmak üzere 600,00-TL olacağı tespit edilmiştir. Rapor tebliğ edilmiş olup, rapora itiraz edilmemiş, SGK tarafından karşılanmayan herhangi bir başkaca tedavi giderine yönelik olarak davacı tarafından başkaca bir delil dosya arasına sunulmamıştır. Bu sebeple rapordaki tespitin esas alınması gerektiği anlaşılmış, davacı ...'in tedavi giderlerine yönelik olarak talep edebileceği zarar ve tazminat miktarının kaza tarihi itibariyle 600,00-TL olarak hükme esas alınması gerektiği, söz konusu bedelin kaza tarihindeki piyasa rayiçleri ve gelen raporlara göre davacı ...'in yaralanmasının niteliği ve boyutuna uygun olduğu anlaşılmıştır.
Davacılar vekili 09.11.2025 tarihli dilekçesi ile davacı ... yönünden dava değerini artırarak 1.500.000 TL talepte bulunmuştur. 18.11.2025 tarihli dilekçesinde ise talebini davacı ... için 1.500.000 TL'nin 8.000 TL tedavi gideri, 600.000 TL iş gücü kaybı ve 892.000 TL kazanç kaybı olarak açıklamıştır.
Sonuç olarak davacının ıslah dilekçesi ve dosya kapsamı ile Mahkememizce alınan bilirkişi raporları gözetilerek; davacı ...'in kalıcı maluliyetinin ve dolayısıyla iş gücü efor kaybının olmadığı anlaşılmakla bu miktara yönelik tazminat talebinin reddine, tedavi giderlerine yönelik talebinin kısmen kabulü ile 600,00-TL tedavi gideri tazminatı talebinin kabulüne fazlaya ilişkin talebin ise reddine, kazanç kaybı tazminat alacağı yönünden ise davacı tarafından ispatlanabilen 8.321,07-TL kazanç kaybı tazminat alacağı talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce davacı ... lehine hükmedilen alacaklar bakımından davalılar araç sürücüsü ..... ve araç maliki ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş. İle ZMMS sigortacısı davalı ... Sigorta'nın (tüm tazminatın poliçe teminat limiti dahilinde kaldığı anlaşılmakla) müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla hükmedilen tazminat alacaklarının davalılar Muhammet ....., ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş. Ve ... Sigorta'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine Mahkememizce davacı ... lehine hükmedilen söz konusu alacaklara davalılar .....,..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş. Ve davalı ... Sigorta Yönünden davacının talebi gözetilerek dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek tahsili ile davacıya ...'e verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacılar tarafından davalı ... sigortaya dava açıldıktan sonra Mahkememiz ara kararı üzerine başvuru yapılmış ve dava şartı eksikliği bu suretle giderilmiş olup, davalı ... Sigorta'nın da dava tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiştir.
Davacı tarafından manevi tazminat talebinde de bulunulmuştur. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir (Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).
Buna göre davaya konu trafik kazasının meydana geldiği tarihteki ve mevcut tarihteki paranın alım gücü, davalının ve davacının meydana gelen kazadaki kusur durumu, davacıların kaza tarihindeki sosyo ekonomik durumu ve olay tarihindeki yaşı ve yaşadığı yaralanmanın niteliği ve oranı ile davacının sosyo ekonomik durumu ile davacının ve davalının kazadaki kusur durumu gözetilerek davacıların manevi tazminat talebinin kabulü ile takdiren davacı ... lehine 2.000,00-TL manevi tazminatın, davacı ... lehine 4.000,00-TL manevi tazminatın davacıların talebi gözetilerek dava tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar Muhammet ....., ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile ayrı ayrı davacılara verilmesine karar vermek gerekmiş,
aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
-Davacı ... yönünden; 623,72-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 400,00-TL tedavi gideri tazminatının davalılar ....., ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş. Ve ... Sigorta'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
-Davacı ... için takdir edilen 2.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar Muhammet ....., ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Davacı ... yönünden; 8.321,07-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 600,00-TL tedavi gideri tazminatının davalılar Muhammet ....., ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş. Ve ... Sigorta'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
-Davacı ... için takdir edilen 4.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar Muhammet ....., ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.089,18-TL harçtan peşin alınan 683,10-TL harcın ve 34.633,17-TL ıslah harcının mahsubu ile artan 34.227,08-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yatırılan 1.089,18-TL peşin harç ve 29,20-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.059,98-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 17.187,40-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 151,00-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (Davalı ... Sigorta A.Ş'nin (94,00-TL'den sınırlı ve sorumlu olmak kaydı ile) davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ..... Yapı Taşları San. Ve Tic. A.Ş. Tarafından yapılan 178,80-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 177,23-TL'sinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden: Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 9.944,79-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden AAÜT'nin 13/3. Maddesi gözetilerek: Davalı ..... Yapı Taşları San. Ve Tic.A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 9.944,79-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ..... Yapı Taşları San. Ve Tic.A.Ş.'ye verilmesine,
9-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden: Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 6.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ...., ..... Yapı Taşları San ve Tic. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025
Katip ...
E¸
Hakim ...
E¸