T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/825 Esas
KARAR NO : 2024/807
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/11/2019
KARAR TARİHİ : 12/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 26, 27 ve 28 nolu ..... Holding Yönetim Kurulu kararlarının ve 09.11.2015 tarihli 2014 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının hukuka aykırı bir surette sahte imzayla tanzim edildiklerini, 26, 27 ve 28 nolu yönetim kurulu kararlarının ve 09.11.2015 tarihli olağan Genel Kurul Toplantısının batıl olduklarının tespiti ile TTK madde 512 gereği haksız yere ve kötü niyetle kâr payı aldıkları iddiasıyla da pay sahiplerinin bunları geri verme yükümlülüğü olduğunu, davacı şirketin yönetiminin kayyım sıfatıyla TMSF'ye devredilmiş olması, davalıların dava konusu hukuka aykırı işlemlerinin TCK ve sair ceza kanunları tahtında suç teşkil etmesiyle FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında gerçek kişi davalılar aleyhinde İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası başta olmak üzere çeşitli dava dosyaları üzerinden terör örgütüne üye olma ve terörün finansmanı suçunu işledikleri hususunda ceza yargılamalarının devam ettiği dikkate alınmak suretiyle, davacı şirketin alacağının tahsilinin tedbiren teminat altına alınmasını temini amacıyla, davalı ... 'nin yurt içindeki ve yurt dışındaki banka hesaplarının boşaltılmaması, taşınır ve taşınmaz malvarlığının elden çıkartılmaması, zincir işlemlerle 3.kişilere devir ve temlik edilmemesi, banka hesaplarının bloke edilerek kullanılmaması ve taşınır, taşınmaz her türlü malvarlığnın azaltılmasına matuf tasarrufun men'i yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı .... nin .... Holding A.Ş deki muvazaalı hissedarlığının geçersizliğinin 686 sayılı KHK kapsamında ticaret sicilinde tescil edildiğini, davalı ....'nin diğer davalılarca kanuna karşı hileyle kurulduğunu, kâr payı ödemesinin karara bağlandığı genel kurul kararının sahte imza ve geçersiz nisapla tanzim edilmiş yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunu belirterek BK md 122 uyarınca hesaplanacak 10/11/2015 tarihinden itibaren uğramış olduğu munzam/aşkın zararının fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kısmı 5.000 Euro olmak üzere hüküm tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek olan devlet bankalarının yabancı para ilhe açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği tarihindeki TCMB Euro efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde; daacının Bu Davayı Açmakta Hukuki Yararı Bulunmadığını, dava konusu alacağın zamaşımına uğradığını, Davacı tarafın ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin hukuka aykırı olduğunu, genel kurul kararlarına karşı iptal davası, karar tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığından davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirketin muhtemel zararlarına ilişkin TTK 448/1 maddesi gereğince teminat yatırmalı ayrıca butlan davası açıldığının davacı şirket tarafından ilan edilmesi gerektiğini, davacının iddiasını genişletmesine muvafakati olmadığını, 7086 Sayılı Yasanın müvekkili şirket yönünden uygulanmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın BK 122. Maddesi gereğince munzam zarar talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ikame edilen ve ispat edilemeyen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; TTK 553.madde uyarınca davalıların .... HOLDİNG A.Ş.'yi zarara uğratması iddiası ile tazminat talebi istemlidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı yöneticilerinin davacı şirketi kötü yönetip yönetmedikleri, şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları, zarara uğratmış iseler zarar miktarının tespiti davacıyı ve şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, sorumluluğunun söz konusu olup olmadığı, zarar var ise miktarının tespiti hususlarından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir.
Mahkememizin 24/06/2021 tarihli ön inceleme ve tahkikat duruşmasında Davacının iddiası, davalının savunması, icra dosyası ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin defter kayıtları ve para tranferi ile ilgili dekontlar ceza dosyası incelenerek: Davacının iddiası, davalının savunması, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin yöneticisi davalının şirketi kötü yönetip yönetmedikleri, şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları, zarara uğratmış iseler zarar miktarının tespiti davacıyı ve şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, sorumluluğunun söz konusu olup olmadığı, zarar var ise miktarının tespiti hususlarında tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 3'lü bilirkişi heyetine 02/08/2021 günü, saat 14:30 'de mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olmakla; bilirkişi heyeti ayrıntılı raporunu sunmadan önce ön rapor ibraz etmiştir.
Mahkememize sunulan bilirkişi ön raporu taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, taraf vekilleri rapora karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçelerini mahkememize sunmuşlardır.
Mahkememizin 17/03/2022 tarihli celsesi ile davacı vekilinin İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinden sunduğu rapor ile ilgili belgelerin bilirkişiye tevdi edilerek tarafların itirazlarının tek tek değerlendirilerek usulüne uygun denetime elverişli ek rapor düzenlemelerinin istenilmiş, bilirkişi heyeti 20/11/2022 tarihli raporunda özetle; ''Davacı şirketin 2015 yılına ait ticari defterlerinin TTK. 64/3 hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, mali Bilirkişiler olarak dava dosyasını bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, gerek hisse devir işlemleri, gerekse kâr payı dağıtım işlemlerinde izlenen yöntemlerin ticari hayatın rutinine ve normal yatırımcı profiline uymadığı, Gerek Davacı Şirket’te yönetim kurulu üyesi olmayan gerçek kişi Davalılar’ın gerekse 21.01.2015 tarihinden itibaren Davacı Şirket’te tek pay sahibi konumundaki Davalı ....’nin fiili organ olarak nitelendirilmelerinin düşünülebileceği, ancak Kök Rapor’da ifade ettiğimiz üzere -ister şeklen yönetim kurulu üyesi ister fiili organ niteliğinde olsunlar- Davalılar’ın TTK m. 553 vd. uyarınca sorumlu tutulabilmeleri için bunların fiillerinin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu anlamında suç teşkil etmesi ve dolayısıyla ceza zamanaşımına (TTK m. 560) tabi olması gerektiği, söz konusu ceza davaları henüz kesinleşmediğinden Davalılar’ın fiillerinin ceza zamanaşımına tabi tutulup tutulamayacağının bu aşamada değerlendirilemediği, 09.11.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısına tek pay sahibi ....’yi temsilen ....’un katıldığı ve hazirun cetvelini imzaladığı, ancak yine dosya içeriğinden ....’a verilen vekaletin tek imza ile düzenlendiği, oysa ....’nin sicil kayıtlarına göre ....’nin temsilinin ancak çift imza ile mümkün olduğu, bu sebeple 09.11.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu, 09.11.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu kanaatine varmış olduğumuzdan, bu karara istinaden alınan yönetim kurulu kararının da geçersiz olduğu, Davalı .... ve (dava dışı) .... tarafından imzalı transfer talimatı eksik imza ile yapıldığından hukuka aykırı olduğu, Öte yandan Sayın Mahkeme tarafından .... Bankası’na yazılan müzekkereye .... Bankası tarafından cevap verilmediğinden, Davalı ....'ye gönderilmiş dava konusu tutarın asıl büyük kısmına ilişkin transfer talimatının kimler tarafından imzalanmış olduğunun bu aşamada bilinmediği, Kocaeli .... adresinde bulunan .... Pafta, .... Ada, 10 Parselde kayıtlı, 17.539,34 m2 Betornarme Fabrika ve Servis Binası ve Arsası niteliğindeki gayrimenkulün “önemli miktarda şirket varlığı” niteliğinde olduğu kanaatine varılmış olup dosya içeriğinde söz konusu gayrimenkulün 5.156.731,00-Euro bedelle satışına yönelik bir genel kurul kararına rastlanmamıştır. Şayet bu konuda alınmış bir genel kurul kararı yoksa, söz konusu satış işleminin kesin hükümsüz sayılması gerektiği, 3.567.536,59- Euro tutarında borcun Davacı Şirket’in iştiraki olan ... A.Ş.’den alınıp “kar payı” adı altında dağıtılması ile ilgili olarak; Davacı Şirket, .... A.Ş.’nin paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak %99,996’sına sahip olduğundan, Davacı Şirket’in, bağlı şirket ... A.Ş.’nin kaybını denkleştirmek zorunda olduğu, ancak Davacı Şirket’in .... A.Ş.’nin kaybını o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirip denkleştirmediği veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, ... A.Ş.’ne denk değerde bir istem hakkı tanıyıp tanımadığının dosya içeriğinden anlaşılamadığı, ancak Davacı Şirket, bağlı şirket ... A.Ş.’nin kaybını denkleştirmemiş olsa dahi TTK m. 202 uyarınca sorumluluk davasını açma yetkisinin bağlı şirket ... A.Ş.’nin pay sahiplerine ait olduğu, Kök Rapor’da belirttiğimiz üzere Davalı ...’ye yapılan pay devrinin OHALK md.4 hükmü gereği geçersiz olmasından dolayı Davacı Şirket’in 09.11.2015 tarihli genel kurulunda alınan kar dağıtımı kararı yok hükmünde olduğundan, ayrıca .... ve .... tarafından imzalı transfer talimatı eksik imza ile yapıldığından hukuka aykırı olduğundan, Davalı ....’ye ödenmiş tutarın Davacı Şirket’e iadesi gerektiği, söz konusu iadenin hukuki dayanağının TTK m. 512/1 hükmü olduğu, söz konusu hükmün ön şartının gerçekleştiği, öte yandan kar payı alınmasının haksız/kanuna aykırı olduğu, alıcının kötü niyetli olup olmadığı konusunda ise takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, ancak uygulamada çoğunlukla yönetim kurulu üyesi veya hakim ortak gibi kimseler mevcut koşullara göre kâr dağıtımına ilişkin karar alınması süreçlerinde aktif rol oynadığından, iyi niyetli kabul edilemeyecekleri ve iyi niyete dayanamayacakları durumlar söz konusu olduğu'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir.
Mahkememizce İstanbul .... ACM ... Esas sayılı dosyası bekletici mesele yapılmış ancak gelinen aşamada toplanan deliller ve rapor içeriği dikkate alınarak bekletici mesele yapılması yönündeki ara karardan rücu edilmiştir.
Alınan bilirkişi raporları, yazılan müzekkereler ve cevapları ile ceza dosyası tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556).
Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.
Somut olayda öncelikle, söz konusu talebin davacıların doğrudan mı yoksa dolaylı zararını mı oluşturduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı anonim şirketler hukukunda sorumluluk çerçevesinde, ortağın veya alacaklının doğrudan kendi malvarlığında mı, yoksa şirketin zararı dolayısıyla “yansıma” (Reflexschaden) bir zarara mı maruz kaldığı sorusunu cevaplamaya yarar. Bu iki kavram yalnızca ortakların ve alacaklıların zararı halinde kullanılır, zira sorumluluk hükümleri çerçevesinde anonim şirket yalnızca doğrudan zarara uğrayabilir, ortaklar ve alacaklılar bakımından ise hem doğrudan hem de dolaylı zarar söz konusu olabilir.
Doğrudan doğruya zarar, şirket ortaklarının ve alacaklıların yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Şirketin ortakları ve alacaklıları, ortaklık zarar görmeden de bir zarara uğrayabilirler. İşte ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma meydana gelmeden ortağın ve alacaklının malvarlığında meydana gelen azalmaya anonim şirketler hukukunda doğrudan zarar denilmekte ve bu durumda pay sahibine hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açma imkanı tanınmaktadır.
Alacaklıların ve ortakların doğrudan zarar görmeleri nedeniyle uğradıkları zararın tazminini talep etmeleri, genel hukuk prensibi olan sorumluluğun bir sonucudur. Doğrudan doğruya uğranılan zararlardan dolayı açılacak davalarda ortaklar ve alacaklılar tazminatın kendilerine verilmesini talep edebilirler. Birden fazla pay sahibi veya alacaklı aynı fiille zarara uğramış olsalar dahi talep edilebilecek tutar bizzat uğradıkları zarar ile sınırlıdır. Aslında ortakların ve alacaklıların doğrudan zararı anonim şirketler hukukuna özgü tipik bir sorumluluk davası olmayıp şirketin haksız fiilini teşkil eder. O nedenle bu davalarda anonim şirketlere özgü aktif ve pasif dava ehliyeti, doğrudan ve dolaylı zarar, farklılaştırılmış teselsül gibi özel düzenlemeler dışında esas itibarıyla haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar, illiyet bağı, hukuka aykırılık ve kusura ilişkin kurallar uygulama bulur.
Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.
Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır.
Sorumluluğun doğması bakımından ilk şart , zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, TTK m. 553 hükmüne göre, kusurun varlığını aramak gerekecektir. Ancak bahsi geçen tüm koşulların sağlanması halinde, TTK m. 555 uyarınca, dolaylı zarar niteliğindeki tazminatın şirkete verilmesine hükmedilmesi söz konusu olacaktır. Gerek yöneticinin sorumluluğu gerekse haksız fiil sorumluluğunda zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmekte olup olup söz konusu davada Limited şirket müdürlerinin sorumluluğuna ilişkin davalarda zararın varlığı ve miktarı hususundaki ispat yükü, zarar gördüğünü iddia eden davacıların üzerindedir (Akdağ Güney, Sorumluluk, s. 56).
Hükme esas alınan son bilirkişi heyeti raporu tespitleri neticesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369/1.maddesinde; “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Madde gerekçesinde ise; “…Tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak “işadamı kararı” (business judgement rule) verilebileceğini kabul eder ve riskin bundan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır.
Bu kapsamda tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin “iş adamı kararı” (business judgement rule) verebileceğini kabul eder ve riskin bunlardan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır. Dolayısıyla emredici kanun hükümlerine aykırı olmayan, anonim şirketin işletme konusu dışında bulunmayan şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralına göre gözeten, kişisel ve yabancı menfaatleri ön plana almayan fakat yanlış olan kararlar sorumluluk doğurmaz (Prof.Dr.İur. Fatih BİLGİLİ – Doç. Dr. Ertan DEMİRKAPI, Şirketler Hukuku Dersleri, Adana 2020, s.281-282 ; Prof.Dr. Rıza AYHAN – Prof.Dr. Hayrettin ÇAĞLAR – Prof.Dr. Mehmet ÖZDAMAR, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, s.481 vd)
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu hakkında zamanaşımı itirazları bakımından; TTK m. 560
hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre “Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı,
davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran
fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Buna karşın
sorumluluk doğuran fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa, ceza kanunlarında fiile ilişkin
olarak öngörülen zamanaşımı süresinin tazminat davasına da uygulanacağı ifade edilmiştir.
Dava zamanaşımı süreleri TCK m. 66
hükmünde düzenlenmiş olup, kanun hükmünde bir suça ilişkin ilgili hükümde verilecek
cezanın süresine bağlı olarak dava zamanaşımı süreleri benimsenmiştir. Örneğin huzurdaki
davada davalı yönetim kurulu üyelerinin “bağış” adı altında bazı derneklere, vakıflara vs. para
aktarmış olmaları “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme”, ”anayasal düzeni ortadan
kaldırmaya teşebbüs etme suçu”nun unsurlarını taşıyorsa, bu suçlara ilişkin dava zamanaşımı
süresi sorumluluk davasında da uygulanacaktır. TCK m. 66/1-a,b,c,d ve e bentlerinde
öngörülen en düşük dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olup, dava konusu fiillerin suç teşkil
ettiği sonucuna varılması halinde, uygulanacak zamanaşımı süresi en az sekiz yıl olacak ve
böylece dava konusu alacak bakımından zamanaşımı süresinin geçmediği anlaşıldığından davalıların zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
Dosya içeriğindeki kayıtlardan, davalıların görev tarihleri tespit edilerek sorumlu olup olmadıkları tespit edilmiştir.
Mahkememizce İstanbul ....Ağır Ceza Mahkemesinin dosyası beklenilmiş ise de İlgili ceza dosyasında, bazı gerçek kişiler (ifadesi alınmış ve hüküm kurmaya CMK kapsamında uygun olan) ile müsaderesi talep edilen şirketler tarafından karar verilmiştir. ...Esas sayılı dosyasında yakalama kararı olan, firari ve yurt dışında bulunan kişiler hakkında tefrik kararı alınmıştır. Gelinen aşamada toplanan deliller ve rapor içeriği dikkate alınarak makul yargılama süresi gözetilerek bekletici mesele yapılması yönündeki ara karardan rücu edilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Yukarıda anılan gerekçeler ile bilirkişi raporu, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamı ele alındığında;
Uyuşmazlık davalılardan....'nin hukuka aykırı, muvazaalı, geçersiz işlemler sonucu "kar payı" adı
altında suça konu şekilde, haksız ve sebepsiz kazanımla tahsil ettiği tutarı davacı şirkete
geri ödeme yükümlülüğü ile diğer davalılar gerçek kişilerin davacı ... Holding
A.Ş.'nin HİSSEDARLARI VE/VEYA YÖNETİM KURULU ÜYELERİ OLARAK, davalı ....'ye yapılmış, yine suça konu ve hukuka aykırı ödeme iddiasıyla sorumluluklarıyla
davacının uğradığı zararı tazmin yükümlülükleri nedeniyle huzurdaki dava, davalıların
dava konusu hukuka aykırı işlemlerinin İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas
sayılı davasında suç konusu diğer işlemlerle birlikte yargılama konusu olması nedeniyle
davalıların tümüne karşı müşterek ve müteselsil sorumlulukla 9.404.001,60- Euro' nun ve munzam zararın yöneticilerden talep edilip edilemeyeceği noktasındadır.
Yukarıda belirtilen Kanun Hükmünde Kararname doğrultusunda tek hissedarlığı
iptal edilen ...’ye kâr payı adı altında;
.... Bankasından 09.11.2015 tarihinde transfer edildiği belirtilen 3.567.536,59
Euro’luk tutarın 09.11.2015 tarihli .... yevmiye numarasıyla muhasebe
kayıtlarında (3.567.536,59 Euro x 3,1227 TL =) 11.140.395,69 TL olarak yer
aldığı,
.... Bankasından 10.11.2015 tarihinde transfer edildiği belirtilen 5.156.731,58
Euro’luk tutarın 11.11.2015 tarihli .... yevmiye numarasıyla muhasebe
kayıtlarında (5.156.731,58 Euro x 3,1244 TL =) 16.111.741,36 TL olarak yer
aldığı,
.... Bankasından 10.11.2015 tarihinde transfer edildiği belirtilen 679.733,43
Euro’luk tutarın 10.11.2015 tarihli .... yevmiye numarasıyla muhasebe
kayıtlarında (679.733,43 Euro x 3,1445 TL =) 2.137.421,77 TL olarak yer aldığı,
bilirkişiler ve dosya kapsamaında sunulan delillerden tespit edilmiştir.
Mahkememizce de transfer tutarlarına ilişkin bilgi ve belgelere ilişkin olarak yazılan
müzekkerelere, daha önce .... Bankasınca cevap verilmiş olup, transfer tutarının
gerçekliği teyit edilmiştir. Daha sonradan ... Bankasınca da dosyaya sunulan
transfer tutarının gerçekliğine ilişkin belge ve bilgilerden, transfer tutarlarının
gerçekliği teyit edilmiştir.
Öte yandan Kurumlar Vergisi Beyannamelerinin incelenmesinde 2011, 2012, 2013 ve 2014
yıllarında herhangi bir kâr dağıtımın söz konusu olmadığı görülmüştür.
Davalıların sorumluluğu bakımından
dosya içeriğinden, 11.10.2011 tarihli 2010 yılı olağan genel kurul toplantısında,
Davalılar’dan ..., ..., .... ve ... ile (dava dışı)
....’nun 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi seçildiği görülmektedir
(TTSG ...12.2011, S. ...). 04.10.2013 tarihli 2012 yılı olağan genel kurul
toplantısında ise, Davalılar’dan ..., ..., ...., ..., (dava dışı) .... ile (dava dışı) ....’ın 3
yıllığına yönetim kurulu üyesi seçildiği görülmüştür. (TTSG 21.10...., S. ....).
Öncelikle Kocaeli .... adresinde bulunan, ... Pafta, .... Ada, 10
Parselde kayıtlı, 17.539,34 m2 Betornarme Fabrika ve Servis Binası ve Arsası niteliğindeki
gayrimenkulün 5.156.731,00- Euro bedelle satışı meselesiyle ilgili olarak; bilindiği üzere önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı genel kurulun
devredilemez yetkilerindendir (TTK m. 408). Somut olayda söz konusu gayrimenkulün
“önemli miktarda şirket varlığı” niteliğinde olduğu kanaatine varılmış olup dosya
içeriğinde söz konusu gayrimenkulün satışına yönelik bir genel kurul kararına
rastlanmamıştır. Bu konuda alınmış bir genel kurul kararı yoksa, söz konusu satış
işleminin kesin hükümsüz sayılması gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta Davacı Şirket’in, ... A.Ş.’nin paylarının ve oy
haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde yüzüne değil, %99,996’sına sahip olduğu
görülmektedir. Bu sebeple somut uyuşmazlıkta TTK m. 203-205 hükümlerinin uygulama
alanı bulmayacağı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan Davacı Şirket, dava dışı ... A.Ş.’nin paylarının ve oy haklarının doğrudan
veya dolaylı olarak %99,996’sına sahip olduğundan, Davacı Şirket, bağlı şirket ... A.Ş.’nin kaybını denkleştirmek zorundadır. Zira Sayın Mahkemece bilindiği üzere
“Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle
bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya;
kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla
sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye;
ödemelerde bulunmaya; [...] yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen
denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç
o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın.” (TTK m.
202/1-a). Ancak somut uyuşmazlıkta Davacı Şirket’in ... A.Ş.’nin kaybını o
faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirip denkleştirmediği veya kaybın nasıl ve ne zaman
denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, ...
A.Ş.’ne denk değerde bir istem hakkı tanımadığı dosya içeriğinden
anlaşılmaktadır. .
Ayrıca dosyaya sunulan İstanbul .. Ağır Ceza
Mahkemesine (Dosya No:.... E.) sunulan 23.12.2020 görevlendirme tarihli
bilirkişi heyeti raporu ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Hazine Kontrolörleri Kurulu
tarafından düzenlenen ... Holding A.Ş.’nin hisse devri ve kâr payı dağıtımının
Kambiyo Mevzuatına göre incelenmesine ilişkin 17.07.2019 Tarih ve 94/2-65/8
Sayılı inceleme raporu’nun da tarafımızca incelenmesi sonucunda, özellikle Hazine
Kontrolörlerinin İnceleme Raporlarındaki detaylar dikkate alındığında, kök
raporumuzda belirttiğimiz “… gerek hisse devir işlemleri, gerekse kâr payı
dağıtım işlemlerinde izlenen yöntemlerin hukuka aykırı ve normal şirket işleyişine uygun bulunmamıştır. Mali Bilirkişiler olarak dava dosyasını bir bütün olarak değerlendirildiğinde,
gerek hisse devir işlemleri, gerekse kâr payı dağıtım işlemlerinde izlenen yöntemlerin
ticari hayatın rutinine ve normal yatırımcı profiline uymadığı, tespiti yerinde görülmüş ve
09.11.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısına tek pay sahibi ...yi temsilen ...’un katıldığı ve hazirun cetvelini imzaladığı, ancak yine
dosya içeriğinden ...’a verilen vekaletin tek imza ile düzenlendiği, oysa
...’nin sicil kayıtlarına göre ...’nin temsilinin ancak çift
imza ile mümkün olduğu, bu sebeple 09.11.2015 tarihli olağan genel kurul
toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu anlaşılmış
09.11.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde
olduğu kanaatine varmış olduğumuzdan, bu karara istinaden alınan yönetim kurulu
kararının da geçersiz olduğu dikkate alınarak ön şartın gerçekleştiği görülmektedir. Yine somut uyuşmazlıkta kar payı alınmasının
kanuna aykırı olduğu, daha doğru bir bir ifadeyle kar payı dağıtımının şekli
şartlarına aykırı olduğu kanaatine varılmış olup Davalı ... ve (dava dışı) .... tarafından imzalı transfer
talimatı eksik imza ile yapıldığından hukuka aykırı olduğu,
... adlı şirkete kâr payı adı altında (3.567.536,59 +
5.156.731,58 + 679.733,43 =) 9.404.001,60 Euro’nun transfer edildiğinden davalıların
devam ettiğini, anılan davalı gerçek kişilerin, Davacı ... Holding A.Ş.'nin 22.01.2015
tarihindeki hissedarları olarak,
muvazaalı eylemleriyle, davacı şirketteki hisseleriyle aynı
oranda hissedar oldukları ...'yi Hollanda'da 16.01.2015 tarihinde kurmak,
Davacı Şirket’teki hisselerini ayni sermaye olarak ...'ye devretmek, bu
şekilde yurt dışında mukim ...'yi Davacı Şirket’e tek hissedar yapmak ve
kayyım atanmasından 8 gün öncesinde Davacı
Şirket’in huzurdaki davanın konusu olan nakit varlığının, hukuka aykırı şekilde "kar payı
ödemesi" adı altında yurt dışına çıkartılmasını sağlamak ve ...'ye transfer edilmesini
gerçekleştirmek suretiyle, kısaca haksız fiilleriyle Davalı ...'ye
hukuka aykırı olarak ödenmiş dava konusu tutarla Davacı Şirket’in uğradığı zararın
tazmininden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını dikkate alınarak davacı şirketin 9.404.001,06-EURO zarara uğradığı anlaşıldığından Kanaatimizce bağlı şirketin malvarlığının bu şekilde azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığından bu talep yönünden davanın kısmen kabulü ile 9.404.001,06-EURO'nun ödeme tarihi olan 10.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek fiili ödeme tarihinde Devlet Bankaları nezdinde Euro cinsi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Holding A.Ş.'ye verilmesine, davacının munzam zarar talebi bakımından ise,
Aşkın(munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Somut talep bakımından davacı şirket bu anlamda ispata yarar delil bulunmadığından bu talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü KÜ M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; 9.404.001,06-EURO'nun ödeme tarihi olan 10.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek fiili ödeme tarihinde Devlet Bankaları nezdinde Euro cinsi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Holding A.Ş.'ye verilmesine,
2-Davacının munzam zarar talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 4.089.951,54-TL harçtan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 1.315,97-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yapılan 16.529,70-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 16.479,23-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 902.733,94-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar ..,..,..,..,.... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 29.341,04-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/09/2024
Başkan ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Katip ...
¸e-imza