T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/406 Esas
KARAR NO : 2024/495
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/07/2020
KARAR TARİHİ : 20/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13.06.2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin, 25 yıl gibi uzun bir süredir krom ev ürünleri alanında faaliyet gösteren, banyo ve mutfak alanında ürettiği ürünler ile gerek yurt içi gerek yurt dışı pazarında aktif olan bir firma müvekkili şirketin başlıca ürün grubu, baharatlık,sebzelik banyo köşelikleri,duş rafı,sabunluk, saç kurutma aparatı, havluluk, tuvalet kağıtlığı, tabaklık vb olduğunu, gerek yurt içi gerek yurt dışı alanında piyasanın en iyileriyle çalışan müvekkili şirketin iş hacminin oldukça geniş olduğunu, ihracat alanındaki başarıları ile sayılı firmalar arasına da giren müvekkili şirkete başarılarından dolayı birçok plaket ve belge de verildiğini, faaliyette bulunduğu alanın en iyilerinden biri olan müvekkili şirketin cirosunun gün geçtikçe artan bir grafik çizmekte olduğunu, davalının 02.10.2018 tarihinde iş bu müvekkili şirkete ait iş yerinde " ihracat sorumlusu" olarak göreve başladığını,davalının yapacağı iş ve bulunduğu konum itibariyle müvekkili şirketin ürün listesine, ürün fiyat tekliflerine ve tüm müşteri portföyüne erişim imkanının mevcut olduğunu, bu durumun suistimale çok açık olabileceğinden dolayı davalının iş sözleşmesine gizlilik ve rekabet yasağına ilişkin maddeler konulduğunu, taraflar arasında imzalanan ve sunulan 02.10.2018 tarihli iş sözleşmesinin Rekabet Etme Yasağı başlıklı 10.maddesinin b bendinde ; ''Çalışan, iş sözleşmesinin devamı boyunca ve iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle feshi halinde fesih tarihinden itibaren 1 yıl süre ile İstanbul ili sınırları içerisinde İşveren ile rekabet etmemeyi, işveren ile aynı sektörde olan firmalarda ortak, yönetici sıfatıyla çalışmamayı kabul ve taahhüt eder. Bu kapsamda çalışan bu süre boyunca işverenin yazılı muvafakati olmadan İşveren'in iş yerinde kazandığı bilgi ve tecrübeleri kullanmak suretiyle işveren ile aynı faaliyet sektöründe işveren ile rekabet edecek bir iş yapamaz, kendi adına işletme açamaz, devralamaz, ortak ya da yöneticisi olamaz, dışarıdan ücret karşılığı ya da ücret almaksızın hizmet veremez, her ne ad altında olursa olsun tam veya yarı zamanlı çalışamaz, çağrı üzerine uzaktan ,online çalışma yapamaz.'' denilmektedir. Yine aynı sözleşmenin aynı maddesinin c bendinde de ; ''Çalışan rekabeti engelleyici bu nitelikte bir çalışma yaptığının tespiti halinde İşveren'in Borçlar Kanunu'nun 446.maddesinde düzenlenen zarar, mahrum kalınan kar, üçüncü kişilerin alacak ve taleplerinin karşılanmasına ilişkin talep hakkı saklıdır.'' denilmekte olduğunu, görüldüğü üzere iş sözleşmesine konulan madde ile davalının iş akdinin sona ermesinden itibaren 1 yıl süre ile aynı sektörde faaliyette bulunan rakip firmalar nezdinde çalışmasının yasaklandığını, bu kısıtlamaların, şirketin tüm ürünlerinin maliyet bilgilerinin çalışan tarafından bilinerek rekabet gücünü kırma ihtimali, ve tasarımların çalınması, müşteri portföyünün çalınarak bu müşterilerin başkaca rakip firmaya kaydırılması gibi şirkete zarar verebilecek haksız bir rekabet durumunun oluşmaması için konulduğunu, davalı 2019 yılının Ekim ayında çocuğun bakımını gerekçe göstererek müvekkili şirketten ayrılmak istediğini belirttiğini, müvekkili şirketin iş akdinin devamına ilişkin çözüm önerilerine sıcak bakmadığını, müvekkili şirket tarafından kendisine iş saatleri noktasında tolerans gösterileceği dahi söylenmiş olduğunu ve evden çalışma noktasının bile desteklendiğini, ancak müvekkili şirketin iyi niyetli tekliflerini reddeden davalı 14.10.2019 tarihinde müvekkili şirketten istifa ettiğini, çocuğunun bakımını gerekçe göstererek işten ayrılan davalı, müvekkil şirket nezdindeki çalışmasından istifa ettikten hemen sonra müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren daha önce de çalıştığı .... Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi nezdinde çalışmaya başladığını, davalının bu firmanın yetkilisi ile müvekkili şirket nezdinde çalıştığı sırada dahi öğle yemekleri yediği , iş çıkışlarında bu yetkili tarafından işten alındığı ve mesai saatleri içinde de firma yetkilisi ile telefonda konuştuğunun sonradan çalışanların beyanları ile öğrenildiğini, bu durum neticesinde müvekkilinin davalının gerçekten çocuğu nedeniyle ayrılmayıp kötü niyetle ayrıldığını anladığını, davalının görevi gereği müvekkili şirketin müşterilerini tanımakta ve iş sırlarını (fiyatlar, hangi müşteriye hangi ürün ne kadar karla verilir ne kadar indirim yapılır ürün tasarımları vs) bilmekte olduğunu,yani müvekkili şirketin ticari sırlarına vakıf olduğunu, böyle önemli bilgilere sahip olan davalının da bu bilgileri rakip firma olan ... Eşyaları ile paylaştığını, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı’nın krom ev aletleri konusunda faaliyet gösterdiğinin bir gerçek olduğunu, davalı Müvekkiline daha önce çalışmakta olduğu krom ve plastik ev aletleri konusunda faaliyet gösteren ve 5 yıl çalıştığı .... Limited Şirketi’nde bölüm müdürü ile olan uyuşmazlık sebebiyle Eylül 2018 ayında işten ayrılmış olduğunu ve 2 Ekim 2018 'de Davacı Şirkette çalışmaya başlamış olduğunu, davacı Şirketin müşteri portföyünün bir anlamının söz konusu olmadığını, davacı Şirketin, tek nüsha olarak tanzim ettiği sözleşmeyi okutmadan Müvekkiline imzalatmış olduğunu, anayasaya ve yasalara aykırı birtakım hükümler koyduğunu, sözleşmelere konulan rekabet yasağına dair hükümler bakımından kanun koyucu, işverenin haksız menfaatler sağlayarak çalışanını ezmesini önlemek amacı ile rekabet yasağı hakkında belirli geçerlilik koşulları ihdas ederek sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden biri olan sözleşme serbestisine sınırlamalar getirdiğini, Rekabet yasağı konulabilecek olan konunun işverenin faaliyet alanı değil, çalışanın işletmede yapmakta olduğu işle, doğrudan somut göreviyle ilgili işler olması gerektiğini, özellikle şirketlerin ticaret sicilindeki faaliyet alanı kayıtlarının fazlasıyla geniş tutulduğu ülkemizde, rekabet yasağının yalnızca çalışılan işle sınırlandırılmasının daha makul bir çözüm olacağını, Yargıtay’a göre, “Rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileriyle sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. denildiğini, özellikle çalışanın işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmesi gerektiği, rekabet yasağı sözleşmesinde yasak konusu olan işin türünün muğlak bırakılmaması ve net bir şekilde sınırlarının çizilmesi gerektiği kanun ve içtihatlar gereği emredici olduğunu, bu geçerlilik kaidelerine aykırı şekilde hazırlanan sözleşme ve hükmünün geçersiz kılınabileceğini, müvekkiline çalıştığı dönemde verimli bir çalışma sergilemiş olduğunu ve Davacı Şirkete zarar verecek hiçbir davranışta bulunmadığını, şirket geleceğini tehlikeye sokacak bir hareketi olmadığını, tüm çalışma süresinde dürüstlük kuralına bağlı kalarak işini yerine getirdiğini, bu bakımdan müvekkili aleyhindeki ithamların hiçbirinin gerçeğe uygun olmadığını, usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin de Davacı’ya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve DAVACI ve DAVA DIŞI .... TİC. LTD. ŞTİ'ye ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davalı ile davacı arasında 02/10/2018 tarihinde akdedilen iş sözleşmesi neticesinde davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra iş sözleşmesinde belirtilen rekabet etme yasağı başlıklı 10.maddesini ihlal edip etmediği, davacının aleyhine ticari sır mahiyetindeki bilgileri kullanıp kullanmadığı, bunun tespiti halinde davacının zararı bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar olduğu, rekabet yasağına ilişkin tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı, aynı zamanda dava dışı .... firmasının yıllara göre iş alanlarının tespiti konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, Endüstri tasarımcısı ...., Mali Müşavir ... ve Hukukçu Dr. ....'in 05/10/2022 tarihli raporunda özetle;
uyuşmazlık konusunun, davalı ile davacı arasında 02.10.2018 tarihinde
akdedilen iş sözleşmesi neticesinde davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra
iş sözleşmesinde belirtilen rekabet etme yasağı başlıklı 10. Maddesimi ihlal edip
etmediği, davacının aleyhine ticari sır mahiyetindeki bilgileri kullanıp
kullanmadığı bunun tespiti halinde davacının zararı bulunup bulunmadığı, var ise
ne kadar olduğu, rekabet yasağına ilişkin tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı
noktasında toplandığı,
davacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’ nin 2018, 2019 ve 2020
yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu,
davacı 2018 yılında 1.095.701,76 TL, 2019 yılında 737.665,60 TL ve 2020 yılında
1.276.682,18 TL faaliyet karı gerçekleştirmiş olduğu,
dava dışı .... Tic. Ltd. Şti.’nin 2018, 2019 ve
2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu,
dava dışı şirketin 2018 yılında 977.234,12 TL, 2019 yılında 1.456.022,08 TL ve
2020 yılında 7.403.185,53 TL faaliyet karı gerçekleştirmiş olduğu,
davacı tarafından hangi ürünlerin üretildiği belirtilmediğinden ve kendilerine ait
üretimlerle ilgili bir belge sunulmadığından tasarım incelemesinin
gerçekleştirilemediği,
neticeten, teknik incelemeye konu davacı tarafından hangi ürünlerin üretildiği
belirtilmediğinden ve kendilerine ait üretimlerle ilgili bir belge sunulmadığından
bu yönde teknik bir inceleme yapılamadığından bu yönde oluşan bir zarar tutarı
tespitinin yapılamadığı, bunun yanı sıra davacı ile davalının eşleşen ürünlerinin
bulunup bulunmadığı, tarafların eşleşen ürünleri var ise bunların davalının işten
çıkış tarihinden sonra dava dışı firmanın bu ürünleri davacının daha önceden beri
çalıştığı firmalara satışa konu edilip edilmediğinin eşleştirilmesi, bu hususlarında
ilişkin bilgi ve belgelerin heyetimizde bulunan teknik bilirkişi tarafından
değerlendirilmesi neticesinde (davacının varsa kar/zarar hesabının
yapılabileceği) nihai raporumuzun sunulabileceği,
taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün, TBK. m. 445/1
hükmünde yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar
içeren geçerli bir sözleşme olduğu,
taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya
üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir
zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı, dolayısıyla davacının
uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiği,
davacının uğramış olduğu zarar mali kayıtlardan tam olarak tespit
edilemediğinden zararın TBK. m. 50 hükmü dikkate alınarak da tespit
edilebileceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce Davacı vekiline bilirkişi raporunun F ve G bendinde belirtilen ürünlere ilişkin belgeleri sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, konuya ilişkin ilgili belgeler süresinde sunulduğu takdirde ayrıca davalı itirazlarının tek tek değerlendirilmesi adına dava dosyamızın dosyamıza rapor sunan bilirkişi heyetine tevdi edilerek ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olmakla, bilirkişi heyetinin ek raporunda özetle;Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan
tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler
sonucu;
a) Teknik değerlendirmede;
a. Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile delil olarak sunulan ...
kataloğunda yer alan benzer olarak algılandığı,
b. Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile delil olarak sunulan ...
kataloğunda yer alan ürünün benzer olarak algılandığı,
c. Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile delil olarak sunulan ...
kataloğunda yer alan ürünün farklı olarak algılandığı,
d. Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile delil olarak sunulan ...
kataloğunda yer alan ürünün farklı olarak algılandığı,
e. Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile delil olarak sunulan ...
kataloğunda yer alan ürünün farklı olarak algılandığı,
f. Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile delil olarak sunulan ...
kataloğunda yer alan ürünün farklı olarak algılandığı,
g. Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile delil olarak sunulan ...
kataloğunda yer alan ürünün benzer olarak algılandığı,
h. Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile delil olarak sunulan ...
kataloğunda yer alan ürünün farklı olarak algılandığı,
i. Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile delil olarak sunulan
... kataloğunda yer alan ürünün benzer olarak algılandığı,
j. Davacı tarafa ait .... kodlu ürün ile delil olarak sunulan ...
kataloğunda yer alan ürünün benzer olarak algılandığı,
k. Davacı tarafa ait ... VE ... kodlu ürünler ile delil olarak
sunulan ... kataloğunda yer alan ürünün farklı olarak
algılandığı, Davacı tarafa ait ... kodlu ürün ile delil olarak sunulan ...
kataloğunda yer alan ürünün benzer olarak algılandığı,
davalı ... davadışı ... şirketine düzenlemiş olduğu
satış faturalarında yapılan incelemede yalnız 16.01.2020 tarihli
.... no.lu faturada mezkur ürünlerden ... kodlu ve
... kodlu ürünlerin satışlarının yapıldığı,
16.01.2020 tarihli ... no.lu faturadaki ... kodlu ve
... kodlu ürünlerin satış tutarının toplam 62.924,40 USD tutarında
olduğu,
davalının davadışı ...’ya satışını yapmış olduğu teknik
değerlendirme ile tespit edilen ürün satışının davacı ... tarafından
yapılması halinde elde edebileceği olası kâr 4.895,52 USD olarak hesap
edildiği, neticeten, davacının davalı ... talep edebileceği kâr mahrumiyeti
tutarının dava tarihi itibariyle 4.895,52 USD X 6,8750(TCMB efektif satış kuru) =
33.656,70 TL olduğu,
davacının uğramış olduğu bu zararın rekabet yasağı hükümleri
çerçevesinde tazmin edilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce Taraf itirazlarının değerlendirilmesi, aynı zamanda davacının zarar iddiasına bağlı olarak talebi gereği ciro üzerinden herhangi bir azalma olup olmadığı, azalma var ise davalıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, yine azalma var ise ne kadar olduğu konusunda ek raporda ihtimalli olarak bu hususun da değerlendirilmesinin istenmesine karar verilmiş olmakla, bilirkişi heyetinin 18/10/2023 tarihli 2. Ek raporunda özetle; değerlendirmeler neticesinde;
Davacı ... mali tabloları üzerinde yapılan incelemede dava konusu
ürünlerin davadışı şirket tarafından satışının gerçekleştiği 2020 yılında
davacı cirosunda herhangi bir düşüşe rastlanmadığı aksine cirosunun
2019 yılına nazaran 15.228.322,94 TL yükselerek 36.780.077,44 TL’ye
yükseldiği bu itibarla kök raporda teknik değerlendirmeler ışığında
rekabet yasağına aykırı şekilde üretilen benzer ürünlere ilişkin satış
tutarları tespit edilip, eğer benzer ürünleri davacı ... satmış olsaydı
ne kadar kâr elde ederdi? sorusuna cevap arandığı,
ek raporda hesaplanan kâr mahrumiyeti ve davacı ... zararına ilişkin
kanaati değiştirecek bir hususa rastlanmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Davacı vekili 02/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerinin ıslah yolu ile 33,656,70 TL olarak ve dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ettiği ve ıslah harcının yatırıldığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava, rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddiasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusunun;davalı ile davacı arasında 02/10/2018 tarihinde akdedilen iş sözleşmesi neticesinde davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra iş sözleşmesinde belirtilen rekabet etme yasağı başlıklı 10.maddesini ihlal edip etmediği, davacının aleyhine ticari sır mahiyetindeki bilgileri kullanıp kullanmadığı, bunun tespiti halinde davacının zararı bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar olduğu, rekabet yasağına ilişkin tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti olduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü rekabet yasağına aykırı hareket edildiği ve buna bağlı olarak maddi zararın oluştuğunu iddia eden davacı üzerinde olup taraf iddia ve savunmaları bu muvaceheye göre değerlendirilmiştir. Mahkememizce yapılan inceleme neticesinde davacı zararının, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle 33,656,70 TL olduğu anlaşılmıştır.
Davacı, iş sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydına dayanarak tazminat talebinde bulunmaktadır. Rekabet yasağı kaydının geçerli olup olmadığını tespit etmek için TBK madde 444'e göre davacı işverenin önemli ölçüde zararının bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Zira TBK madde 444'e göre;
"Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir."
Yapılan inceleme neticesinde davacı şirketin zararının 33.656,70 TL olduğu, yapılan faaliyete oranla davacı zararının önemli sayılacak nitelikte olmadığı, dolayısıyla TBK madde 444/2 hükmü dikkate alındığında işverenin önemli bir zararı söz konusu olmadığından rekabet yasağı kaydının geçerli olmadığı kanaatine varılmıştır. Geçerli olmayan rekabet kaydına ilişkin maddi tazminat talepleri yerinde görülmediğinden dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 614,40-TL peşin harcın mahsubu ile artan 186,80-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
6-Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın davalı tarafa İADESİNE,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalı tarafa VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/05/2024
Katip ....
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza