T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/900 Esas
KARAR NO : 2025/1403
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/12/2020
KARAR TARİHİ : 23/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yaşadığı kaza sebebiyle yüzünde ciddi deformasyonlar oluştuğunu bir çok kez ameliyata girmek zorunda kaldığını ve en zoru da uzun süre ailesi ve çocuğundan ayrı kaldığını, kaza sonrası yüzündeki izler sebebiyle uzunca bir süre henüz 4 yaşında olan müvekkilinin çocuğu babasından korkarak yanına yaklaşmak istememiş ve bu durumda müvekkili psikolojik açıdan adeta yıkıldığını, Müvekkilin işi gereği sürekli Almanya'ya seyahat edip oradan temin ettiği ürünleri Türkiye'ye getirerek pazarlamakta ve ekmeğini bu işten kazandığını, ancak kaza sebebiyle uzunca bir süre yurt dışı seyahatlerini yapamamış bu süreç nedeniyle iş bağlantılarını da kaybederek iş yerini kapatmak zorunda kaldığını ve çok zor duruma düştüğünü, işleri iyice bozulan müvekkilinin bu nedenle İstanbul'dan ayrılarak memleketi Tunceli'ye gitmek zorunda kaldığını, trafik kazasının ve yarattığı bedensel, ruhsal ve yaşamsal olumsuzlar nedeniyle, davalının kusur durumu, alkollü araç kullanması, müvekkilin kusursuz oluşu gözetilerek telafi edici ve caydırıcı unsurları etkin olmak üzere 300.000 TL manevi tazminat istendiğini, davalı araç sahibine ait .... plakalı aracın 11.10.2019 sigorta bitiş tarihli ..... sigorta poliçe numarası ile Zorunlu Taşıma Sigortası davalı ..... Sigorta A.Ş.'ne yaptırılmış olup, başvuruya ve Arabuluculuk başvurumuza karşın olumlu yanıt verilmediğinden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte maddi tazminat istendiğini, trafik kazasında müvekkilin bedensel zarara uğraması nedeniyle, toplanacak delillere göre (6100 sayılı yasanın 107 maddesi uyarıca) Maddi Tazminat tutarı belirlenerek (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile şimdilik 50.000 TL'nin yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılara ödetilmesine, ayrıca 300.000 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlı ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme işleten ve sürücüye ödetilmesine, işleten ve sürücünün taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine İhtiyati Tedbir konulmasına karar verilmesini ve tüm yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılara yüklenilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... dava dilekçesinde maddi tazminat talebinin neye ilişkin olduğu anlaşılmadığını, öncelikle talebin tam olarak neye ilişkin olduğunun açıklanması gerektiğini, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, şöyle ki; davacının ceza yargılaması sırasında şikayette bulunmaması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, mağdurun sigortalı araç sürücüsünden şikayeti bulunmadığından dolayı davanın reddi gerektiğini, davacı ... dava dilekçesinde maddi tazminat talebinin neye ilişkin olduğu anlaşılmadığını, öncelikle talebin tam olarak neye ilişkin olduğunun açıklanması gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacının sürekli sakatlığı Adli Tıp Kurumu ..... İhtisas Dairesi’nden erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik kapsamında alınacak rapor ile ispatlanması gerektiğini, geçici iş göremezlik bakımından davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere bakıcı ve bakım giderinin tamamından sigorta şirketilerinin sorumluluğu bulunmadığını bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; trafik kazasından kaynaklı olarak maddi tazminatın tüm davalılardan, manevi tazminatın ise ... ve ...'tan tazmini istemine ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a- Büyükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi,
b-İstanbul Trafik Tescil Şube Müdürlüğü,
c-..... Sigorta A.Ş.,
d-..... Hastanesi,
e-Avcılar Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü,
f-Büyükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü,
g-İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü,
h-Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü,
n-İzmit İlçe Emniyet Müdürlüğü,
i-Bakırköy Silivri Açık Ceza İnfaz Kurumuna müzekkereler yazılmıştır.
3- Mahkememizce doktor bilirkişiden alınan 09.07.2023 tarihli raporda özetle; ''ATK Trafik İhtisas Dairesinin .... tarihli raporunda olayın meydana gelmesinde; Davalı sürücü ...... 'ın 96 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davacı sürücü .....'ın kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur. Dosyada mübrez tıbbi belgelerin incelenmesinde davacıda sol radius distal fraktürü meydana geldiği, ayrıca Maxilla ve mandibula kırığı oluştuğu kazada henüz ATK raporu alınmadığından davacıda malüliyet oluşmadığı ve iyileşme (iş göremezlik) süresinin bilinmediği, Dava dosyasında davacının tedavilerini gerçekleştiren ..... Hastanesi tarafından ödeme belgeleri gönderilmemiş olup, Sosyal Güvenlik Kurumu ile de tüm branşlarda Sağlık Hizmeti Satınalma Sözleşmesi (SHS) mevcut bulunduğundan SGK'a fatura edilen ve davacı hastadan tahsil edilen tutarların sorulması Sayın Mahkeme'ye arz olunduğu, usul ekonomisi açısından Sayın Mahkemenin uygun görmesi halinde ..... Hastanesine müzekkere yazılarak davacıların 20.12.2018 tarihinde meydana gelen araç içi trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanmalarına dair tedavilerinin, hastanenin otomasyon sisteminden (HBYS) elde edilecek SUT kodlarının da yer aldığı “detaylı hizmet dökümünün” bir kolonda SUT fiyatları, yandaki kolonda cari fiyatlar olacak şekilde .... ortamında CD ya da flash bellek ortamında istenmesi,
Mahkememizce doktor bilirkişiden alınan 20.05.2024 tarihli ek raporda özetle; ''Dosyada mübrez tıbbi belgelerin incelenmesinde davacıda sol radius distal fraktürü meydana geldiği, ayrıca Maxilla ve mandibula kırığı oluştuğu kazada henüz ATK raporu alınmadığından davacıda malüliyet oluşmadığı ve iyileşme (iş göremezlik) süresinin bilinmediği, Dava dosyasına, davacı vekili tarafından 08.02.2024 tarihinde ibraz edilen davacının tedavilerini gerçekleştiren ..... Hastanesinin 23.01.2024 tarihli üst yazısı ekinde gönderilen CD içeriğinde yer alan tüm tedavi giderlerinin dava konusu kazayla İLLİYET'inin bulunduğunun, epikrizlerle karşılaştırılmak suretiyle tespit edildiği, Ödeme belgelerinin incelenmesinde, davacı .....'ın tedavilerinin SGK'lu kurum hastası statüsünde gerçekleştirildiği, SUT tutarı kadarının takip numaralarıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura edilerek tahsil edildiği, kalan 9.679,08-TL BELGELİ TEDAVİ GİDERİ kısmının ise davacıdan tahsil edildiği, Davacının, tedavilerini gerçekleştiren ..... Hastanesine kontrol ve tedavileri için giderken takdiren 2.000,00-TL yol giderine katlanmak zorunda kaldığı, geçirdiği operasyonlardan sonra evinde 3.000,00 -TL pansuman gideri harcaması yaptığı, SGK tarafından karşılanmayan 9.679,08 TL belgeli tedavi gideri ile birlikte nihai tedavi gideri zararının 14.679,08 TL olarak gerçekleştiği, Dosyada mübrez bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'ın 96 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu tespit edildiğinden kusur indiriminin uygulanmasına yer olmadığı,''
4-ATK'nun kusur durumu yönünden değerlendirme yaptığı 02.12.2022 tarihli raporunda özetle; '' A) Davalı sürücü ....'ın %100(yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davacı sürücü ....'ın kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur.''
5-ATK'nun maluliyet yönünden değerlendirme yaptığı 23/10/2025 tarihli raporunda özetle; ''Adli Tıp Kurumu .... Adli Tıp İhtisas Kurulunun Müzekkeresi ile istenildiği halde kişinin tarafımıza başvurmadığı; tarafımıza gönderilmesi halinde tekrar değerlendirilebileceği cihetle, Mevcut belgelere göre; 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre değerlendirme yapılamayacağı oy birliği ile mütalaa olunur.'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize iletmişlerdir.
6-Bilirkişi raporu ve ATK raporları taraf/vekillerine tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, ekonomik kayıplar yaşadığını bu sebeple 50.000,00-TL maddi, 300.000,00-TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce davacı tarafa maddi tazminat talebinin içeriğini açıklamak üzere 30.03.2021 tarihli celsede ara karar ile süre verilmiş olup, davacı vekili sunduğu 12.04.2021 tarihli beyan dilekçesinde maddi tazminat talebinin içeriğini; hastanede ameliyat, yatış, yoğun bakım ve ilaç masrafları, kaza sonrasında aracının hasar görmesi sebebiyle araç kiralama masrafları ve ileride yapılacak çenesine bir protez takılması ve çenedeki takılan platinlerin çıkarılması için gerekli masraflar olarak açıklamıştır.
Davalı .... yasal süresi içerisinde usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş olup, yasal cevap süresinden sonra sunduğu dilekçesinde davaya konu aracın maliki olduğunu ancak kazadan önce aracın dava dışı üçüncü bir kişiye kiralandığını, bu kişinin de bilgisi ve rızası dışında aracı diğer davalı ....'a kiraladığını işleten sıfatının kalktığını iddia etmiş ise de davalı .... tarafından sunulan sözleşme ve belgelerin adi yazılı olduğu, diğer davalının kira sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi davalı ...'a aracın bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişi tarafından verildiği iddia edilmesine rağmen bu konuda herhangi bir suç duyurusu veya resmi makamlara yönelik girişimde bulunmadığı, davalı ...ın resmi olarak araç kiralama faaliyetinde bulunduğuna dair herhangi bir dosya içerisinde delil olmadığı ve yasal süresinden sonra davaya cevap verilerek delil sunulduğu, davacının da süresinden sonra sunulan delile muvafakat etmediğini beyan ettiği anlaşılmakla davalı ....'ın da araç maliki olarak işleten sıfatının bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Haksız fiillere ilişkin olarak 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddeleri şu şekildedir:
"MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
II. Zararın ve kusurun ispatı
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle bir zararın meydana gelmesi halinde kusurlu fiili ile üçüncü kişiye bir zarar veren zararı gidermekle yükümlü olup, zararı, illiyet bağını ve kusuru ispat yükü ise davacı zarar görene aittir.
2918 sayılı Kanun'un 85. Maddesi ise şu şekildedir:
"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."
Mahkememizce meydana gelen kazada kusur ve trafik kurallarına aykırılıkların tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış olup, Trafik İhtisas Dairesi düzenlediği 19.12.2022 tarihli raporda şu tespitleri yapmıştır:
"Dosya tümüyle incelendi. Trafik kazası tespit tutanağı, bilirkişi raporu içeriği, tüm beyanlar, mevcut veriler ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak kazanın yukarıda "Olay" bölümünde anlatılan şekilde meydana geldiği anlaşılmış kusur dağılımı aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
A- Davalı sürücü ... idaresindeki otomobil ile far ışığı altındaki görüş alanını kontrol altında bulundurması, mahal şartlarına uygun şekilde seyretmesi, yolun sağında bulunan park halindeki araçla arasında belirli bir mesafe bırakarak seyrine kontrollü bir şekilde devam etmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip park halinde bulunan araca arkadan çarparak sebebiyet verdiği olayda asli kusurludur.
B- Davacı sürücü ... idaresindeki araçla yolun sağında park halinde bulunduğu sırada gerisinden gelerek yönetimindeki araca çarpan davalı sürücü nedeniyle karıştığı kazada atfı kabil kusuru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki hususlar çerçevesinde olayda;
A) Davalı sürücü ...'ın %100(yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,
B) Davacı sürücü ...'ın kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur."
Mahkememizce alınan rapor, dosya içerisindeki savcılık soruşturma dosyasında alınan raporlar, savcılık aşamasında alınan beyanlar ve tarafların beyanları, Büyükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E., ... K. Sayılı davalı sürücü hakkındaki mahkumiyet kararı arada değerlendirildiğinde; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporun olayın oluş biçimine uygun olduğu, raporda esas alınan Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinin olaya doğru uygulandığı, dosya kapsamındaki trafik kazasına ilişkin mevcut delillerin doğru değerlendirildiği ve kanun hükümlerine göre doğru uygulandığı anlaşılmakla Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporun hükme esas alınması gerektiği, meydana gelen kazada davalı sürücü ....ın tamamen kusurlu olduğu tespiti usul ve yasa ile olayın oluş biçimine uygun kabul edilerek hükme esas alınmıştır.
Davacı tarafından meydana gelen trafik kazasındaki davalının kusuru ve illiyet bağının ispat edildiği anlaşılmakla zarar tespiti aşamasına geçilmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde geçici ve kalıcı maluliyet bakımından da zarara uğradığı iddia edilmiştir. Bu hususun araştırılması için Mahkememizce davacının meydana gelen kaza sebebiyle maluliyet durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulu'ndan rapor alınmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce davacının tedavi evrakları celp edilerek dosya Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulu'na sevk edilmiş olup, Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulu 27.01.2025 tarihli raporunda; Kişi hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için davacının Adli Tıp Kurumu'nda fiziki olarak muayenesinin gerektiğini belirtmiş ve 07.03.2025 tarihinde davacının Adli Tıp Kurumu'nda muayene için hazır olmasını istemiştir.
Davacı ilgili tarihte Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulu'nda muayeneye gitmemiş olup, davacı vekili 15.04.2025 tarihli celsede davacının yurt dışında olduğunu Temmuz ayında Türkiye'ye geleceğini ve o tarihlerde Adli Tıp Kurumu'na başvurabileceğini belirtmiş, Mahkememizce davacı vekilinin talebi doğrultusunda duruşma 16.09.2025 tarihine ertelenerek davacıya eksik muayene işlemlerini yaptırmak ve evrakları sunmak üzere kesin süre verilmiştir.
16.09.2025 tarihli celsede davacı vekili müvekkilinin Almanya'dan Türkiye'ye gelmediğini bu sebeple Adli Tıp Kurumu'nda muayene olmadığını beyan etmiş olup tekrar süre talep etmiştir. Mahkememizce yargılamanın geldiği aşama aradan geçen süre, usul ekonomisi, daha önceki celse verilen yaklaşık 5-6 aylık Adli Tıp Kurumu'na başvuru süresi gözetilerek davacının yeniden süre verilmesi talebi yerinde görülmemiştir.
Mahkememizce dosya içerisinde ispat yükü üzerine düşen davacı tarafından sunulan belge ve tedavi evrakları üzerinden mevcut deliller kapsamında geçici ve kalıcı iş görememezlik yönünden tespit yapılmasının istenilmesine, tıbbi açıdan dosya içerisindeki mevcut tedavi evrakları ve deliller ile kalıcı maluliyet yönünden tespit yapılması imkansız ise bu hususun rapor olarak belirtilerek Mahkememize gönderilmesine, tespit yapılabilmesi halinde geçici ve/veya kalıcı iş göremezlik ve maluliyet yönünden tespit yapılarak Mahkememize rapor gönderilmesi talep edilmiş olup, Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulu 23.10.2025 tarihli raporunda; "Adli Tıp Kurumu ... Adli Tıp İhtisas Kurulunun Müzekkeresi ile istenildiği halde kişinin tarafımıza başvurmadığı, Mevcut belgelere göre; 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre değerlendirme yapılamayacağı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde tespit yapmıştır.
İlgili rapor davacı vekiline tebliğ edilmiş olup, davacı tarafından ilgili rapor tarihinden sonra da müvekkili hazır edilerek Adli Tıp Kurumu'na başvuru yapılmadığı anlaşılmakta olup, davacı vekili 23.12.2025 tarihli celsede tekrar süre istemiş ise de dosyanın geldiği aşama, ispat kuralları, ispat yükünün davacı üzerinde bulunması, davacıya bu hususta yeteri kadar ve makul süre verilmiş olup tekrar süre verilmemiştir.
Bu bağlamda Adli Tıp Kurumu tarafından davacı tarafından sunulan mevcut delil ve belgelere göre davacının meydana gelen trafik kazası sebebiyle geçici maluliyet süresinin ve kalıcı maluliyet oranının tespit edilemeyeceğinin bildirildiği anlaşılmakta olup, ispat yükü üzerine düşen davacının geçici ve kalıcı maluliyet yönünden iddialarını ve tazminat talebini ispatlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafından tedavi giderleri ve tedavi için araç kiralamadan kaynaklı olarak yol masrafları nedeniyle de tazminat talebinde bulunulmuştur. Mahkememizce davacının bildirdiği tedavilere ilişki belge, bilgi ve evraklar ilgili yerlerden celp edilmiş, davacının talep ettiği tedavi masraflarının hesaplanması için uzman doktor bilirkişi görevlendirilerek rapor alınmıştır. Uzman doktor bilirkişi tarafından düzenlenen kök ve ek raporun bütün halinde gerekçeli, denetime elverişli, yerleşik içtihatlar, kanun hükümleri ve esas alınan bedellerin kaza ve tedavi tarihleri itibariyle piyasa rayiçlerine uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır.
Buna göre; davacının tedavi masraflarının bir kısmının SGK tarafından karşılandığı anlaşılmakta olup, davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi masraflarını talep edebileceği anlaşılmakla davacının uzman doktor bilirkişi tarafından hesaplanan SGK tarafından karşılanmayan 9.679,08-TL tedavi gideri alacağı, tedavi için evde gerekli 3.000,00-TL belgesiz tedavi gideri kapsamındaki pansuman malzemelerine yönelik alacağı ve tedavi için hastaneye gidip gelme açısından 2.000,00-TL taksi ücreti yol gideri alacağını talep edebileceği anlaşılmıştır. Davacı tarafından tedavi giderlerinin daha fazla olduğu iddia edilmiş ise de bu yönde başkaca herhangi bir belge veya delilin sunulmadığı, yine tedavi için araç kiralandığı iddia edilmiş ise de araç kiralamaya ilişkin de herhangi bir ödeme belgesi, fatura, kira sözleşmesi gibi bir delil sunmadığı anlaşılmakla davacının fazlaya ilişkin iddiasını ispat edemediği değerlendirilmiştir. Davacı tarafından tedavi giderleri için ileride yapılacak masrafların tahsili de talep edilmiş olmakla birlikte dava sürecinde geçen 5 yıl içerisinde dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna esas alınan ve uzman doktor bilirkişi tarafından incelenerek hesaplamaya esas alınan delillerden başkaca bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davacının bu yöndeki fazlaya ilişkin talep ve iddialarını da ispatlayamadığı değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak davacının geçici ve kalıcı maluliyete yönelik tazminat iddia ve taleplerini ispatlayamadığı, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri yönünden ise yapılan hesaplamalar, bilirkişi raporları ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre 9.679,08-TL tedavi gideri alacağı, tedavi için evde gerekli 3.000,00-TL belgesiz tedavi gideri kapsamındaki pansuman malzemelerine yönelik alacağı ve tedavi için hastaneye gidip gelme açısından 2.000,00-TL taksi ücreti yol gideri alacağı olmak üzere 14.679,08-TL alacağını ispatladığı anlaşılmakla davacının tedavi giderlerine yönelik tazminat alacağı talebinin 14.679,08-TL yönünden kısmen kabulü ile bu meblağında davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, hükmedilen 14.679,08-TL tazminat alacağının davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 20.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı .... Sigorta yönünden hükmedilen tazminat alacağının ise davacı tarafından sigorta şirketine davadan sonra 30.03.2021 tarihli Mahkememiz ara kararı üzerine başvuru yapıldığı bu suretle davalı sigorta şirketinin dava tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş davacının ispatlanamayan fazlaya ilişkin talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından 300.000,00-TL manevi tazminat talebinde de bulunulmuştur. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir (Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).
Buna göre davaya konu trafik kazasının meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü, davalının ve davacının meydana gelen kazadaki kusur durumu, davacının kaza tarihindeki sosyo ekonomik durumu ve olay tarihindeki yaşı ve yaşadığı yaralanmanın niteliği ve oranı ile davacının sosyo ekonomik durumu ile davacının ve davalının kazadaki kusur durumu gözetilerek takdiren 30.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 20.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın maddi tazminat talebi yönünden KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; 14.679,08-TL tedavi gideri tazminatının davalılar ..., ... ve davalı ... Sigorta'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, hükmedilen tazminat alacağının davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 20.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... Sigorta yönünden hükmedilen tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE,
-Buna göre; takdiren 30.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 20.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.052,02-TL harçtan peşin alınan 5.977,13-TL harcın mahsubu ile artan 2.925,11-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 387,42-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalılar ... ve ...'ın 168,43-TL'sinden sorumlu tutulmak kaydı ile) alınarak, kalan kısmın (932,58-TL) ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 3.052,02-TL peşin harç ve 54,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.106,42-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 17.489,03-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 5.133,03-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (... ve ... yönünden 2.756,27-TL'sinden sınırlı ve sorumlu tutulmak kaydı ile) davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden: Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 14.679,08-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden: Davalılardan ... Sigorta ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 14.679,08-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,
9-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden: Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-Anayasa Mahkemesi'nin manevi tazminat davalarında reddedilen kısma ilişkin vekalet ücretine yönelik iptal kararı ve söz konusu düzenlemenin Mahkememiz karar tarihinde yürürlüğe girdiği gözetilerek reddedilen kısım yönünden davalılar lehine vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
12-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025
Katip ...
E¸
Hakim ...
E¸