T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/946 Esas
KARAR NO : 2024/653
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/12/2020
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların davacı bağlı şirket ... A.Ş.'nin zararının TTK.m.195 , 202, 553 ve 555 ile ilgili hükümleri uyarınca tazmin etmekle yükümlü olduklarını, davacı şirketlerin FETÖ/PDY ceza soruşturması/davası kapsamında CMK m.133 uyarınca kayyımlık yetkisini haiz Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atadığı yöneticiler tarafından yönetildiğini, 6758 sayılı Kanunun 19/6 maddesi gereği hartan muaf olduklarını, Bankacılık Kanunu 140.madde hükmü, 6758 sayılı Kanunun 20.maddesi uyarınca davacı şirketler hakkında uygulanması gerektiğini, davalıların şirketi zarara uğratan işlemleri davacı şirketin ulaşılabilen resmi kayıtları ile mali kayıtları üzerinde yapılabilmiş inceleme neticesinde ekli Mali İşlemler İnceleme Raporuna ortaya konduğunu, 31/08/2020 tarihli .... Rapor Numaralı Mali İşlemler İnceleme Raporuna konu tespitler çerçevesinde davacı ... Turizm A.Ş.'nin zararının tazmini talebiyle huzurdaki davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, şirketi TTK ve TBK hükümleri uyarınca tazmin yükümlülükleri bulunduğunu belirterek davacı ... Turizm Tanıtma ve Reklamcılık A.Ş'nin zararının tam ve kesin olarak hesaplanmasıyla birlikte bedel arttırımında bulunmak kaydıyla, davacının 220.000,00 TL kayıp ve zararının davalılardan TTK 557. maddesi uyarınca mahkemece tespit olunacak kusur oranlarına göre hesaplanacak tazminat tutarları üzerinden, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek gecikme faiziyle birlikte tahsiline ve davacı ... Turizm Tanıtma ve Reklamcılık A.Ş'ne ödenmesine ve HMK'nun mad. 406/2 , İİK'nun mad. 257, Mad. 264 ve devamı hükümleri uyarınca davalıların malvarlıklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; TTK 553.madde uyarınca davalıların ... TURİZM TANITMA VE REKLAMCILIK A.Ş.'yi zarara uğratması iddiası ile tazminat talebi istemlidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalıların davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçek olup olmadığı, zarar var ise miktarının tespiti ile davalıların bu zarardan sorumlu olup olmadıkları, neticeten davacı şirketin tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Mahkememizin 24/02/2022 tarihli duruşma ara kararı gereğince dekontlar ve ceza dosyası incelenerek davacının iddiası, davalının savunması, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin yöneticisi davalının şirketi kötü yönetip yönetmedikleri, şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları, zarara uğratmış iseler zarar miktarının tespiti davacıyı ve şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, sorumluluğunun söz konusu olup olmadığı, zarar var ise miktarının tespiti hususlarında tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde inceleme yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş olup bilirkişi heyeti 13/06/2022 tarihli raporunda özetle; ''Her iki davacının da davacı sıfatını haiz olduğu, - Davacı ... A.Ş.’nin satın aldığı hisse senetleri ile ilgili olarak mali açıdan bir uygunsuzluk ya da kanuna aykırı bir yön görülmediği, - Davacı ... A.Ş.’nin yaptığı bağış (gerek şirketin büyüklüğü gerekse mali durumu göz önüne alındığında) makul miktarlarda göründüğünden ve şirketin kâr elde etme ve bunu ortakları arasında paylaştırma amacının önüne geçmediğinden, söz konusu bağışlama işleminde kanuna aykırı bir yön görülmediği, ayrıca yapılan bağış gider olarak kurumlar vergisi matrahından düştüğünden davacı ... A.Ş.’ni zarara uğratan bir işlem olarak değerlendirilmediği, - Davacı ... A.Ş.’nin ödediği vergi cezası nedeniyle bağlı şirketin malvarlığının bu şekilde azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu, ....’un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ...’da meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ....ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ...’da meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket .... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ancak ...’ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında aynı zamanda (... A.Ş.) YK üyesi olduğu anlaşıldığından kendisi 01.01.2013- 17.11.2015 tarihleri arasında TTK m. 553 uyarınca da sorumlu tutulabileceği, ....’ın 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ...’da meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ....’ın 01.01.2013-05.08.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ...’da meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ancak ....’ın 19.09.2012-24.06.2013 tarihleri arasında aynı zamanda tüzel kişi YK üyesi .... Dış Ticaret A.Ş. temsilcisi olarak TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ...’un 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ...’da meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ....’nun 01.01.2013-16.09.2014 tarihleri arasında bağlı şirket ...’da meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ancak ....’nun 01.01.2013-03.12.2014 tarihleri arasında aynı zamanda YK üyesi olarak TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ....’nin 01.08.2015-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ...’da meydana gelen zararlar bakımından hakim şirket ... Holding YK üyesi sıfatıyla TTK m. 202 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ancak ....’nin ...05.2013-...11.2013 tarihleri arasında tüzel kişi YK Üyesi ... Dış Ticaret A.Ş temsilcisi olarak TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ....’ın 01.01.2013-[...]11.2013 tarihleri arasında bağlı şirket ...’da meydana gelen zararlar bakımından tüzel kişi YK Üyesi ... Holding A.Ş. temsilcisi olarak TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ....’ın [...]11.2013-17.11.2015 tarihleri arasında bağlı şirket ...’da meydana gelen zararlar bakımından tüzel kişi YK Üyesi ... Holding A.Ş. temsilcisi olarak TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, Davalılardan sadece .....’un cevap dilekçesi sunarak zamanaşımı defini ileri sürdüğü, zamanaşımı defini ileri sürmeyen davalılar hakkında zamanaşımı nedeniyle davanın reddedilmesinin mümkün olmadığı, Huzurdaki davada davacı bizatihi şirketin kendisi (... A.Ş.) olduğundan, sorumluluğa konu fiilin sonradan öğrenildiği iddiasının ileri sürülemeyeceği, bu sebeple iki yıllık zamanaşımı süresinin İstanbul Anadolu .... Sulh Ceza Hâkimliğinin 17.11.2015 tarihli kayyım atanması kararı dikkate alınarak hesap edilmesi gerektiği, bu durumda 29.12.2020 tarihinde ikame olunan huzurdaki davanın iki yıllık süre içerisinde açılmadığı dikkate alındığında, iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği sonucuna varmak gerektiği, ancak sorumluluğa konu fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa bu halde ayrıca değerlendirme yapmak gerektiği, ancak dava konusu fiillerin suç teşkil edip etmediği ve bu kapsamda ceza davası zamanaşımının uygulanıp uygulanmayacağının Heyetimizce tespitinin mümkün olmadığı, bu nedenle davalı yönetim kurulu üyeleri hakkında açılmış bulunan ceza davalarının bekletici mesele yapılmasının faydalı olacağı
'' şeklinde tespit ve değerlendirmelerini mahkememize bildirmiştir.
Mahkememize sunulan bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, taraf vekilleri rapora karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçelerini mahkememize sunmuşlardır.
Sonrasında mahkememizin 23/03/2023 tarihli celsesinde Tarafların itirazlarının tek tek değerlendirilmesi üzerine dosyanın bilirkişi heyetine ek rapor alınmak üzere yeniden tevdi ile; ''Tarafların kök rapora vaki itirazları tek tek cevaplanmış olup, kök raporda varılan kanaatimi değiştirecek yönde yeni bir bilgi ve belge sunulmadığından, kök rapordaki görüşlerimizin aynen korunduğu, Hukuki Yönden; 1) Davacılar vekilinin kök rapora itiraz ve beyanları karşısında, davacı şirkete kayyım atandığı tarihin zararın öğrenildiği tarih olarak kabul edilemeyeceği, zararın ancak inceleme raporları ile öğrenilebileceği, dolayısıyla zamanaşımının bu tarihten itibaren başlaması gerektiği kanaatine varılmış olup bu konuda kök raporumuzda vardığımız görüşümüzü değiştirmiş olduğumuzu, 2) Davalılar vekilinin kök rapora itiraz ve beyanları hakkında kök rapordaki görüşlerimizin aynen korunduğu '' şeklinde ek sonuç ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
Alınan bilirkişi raporları sonrası davacılar vekili 20.02.2024 tarihli dilekçesi ile dava değeri arttırım dilekçesini mahkememize sunmuş 24.04.2023 tarihli son (ek) bilirkişi raporuna binaen davamızın zarar tazmin talep sonucunu HMK 107 uyarınca arttırdığını, belirsiz alacak davası kapsamında 200.000-TL olarak açılan davada bedel arttırımıyla, zarar tazmin ve talep tutarını 2.264.414,20-TL'ye çıkartmıştır.
Alınan bilirkişi raporları, yazılan müzekkereler ve cevapları ile ceza dosyası tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556).
Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.
Somut olayda öncelikle, söz konusu talebin davacıların doğrudan mı yoksa dolaylı zararını mı oluşturduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı anonim şirketler hukukunda sorumluluk çerçevesinde, ortağın veya alacaklının doğrudan kendi malvarlığında mı, yoksa şirketin zararı dolayısıyla “yansıma” (.......) bir zarara mı maruz kaldığı sorusunu cevaplamaya yarar. Bu iki kavram yalnızca ortakların ve alacaklıların zararı halinde kullanılır, zira sorumluluk hükümleri çerçevesinde anonim şirket yalnızca doğrudan zarara uğrayabilir, ortaklar ve alacaklılar bakımından ise hem doğrudan hem de dolaylı zarar söz konusu olabilir.
Doğrudan doğruya zarar, şirket ortaklarının ve alacaklıların yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Şirketin ortakları ve alacaklıları, ortaklık zarar görmeden de bir zarara uğrayabilirler. İşte ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma meydana gelmeden ortağın ve alacaklının malvarlığında meydana gelen azalmaya anonim şirketler hukukunda doğrudan zarar denilmekte ve bu durumda pay sahibine hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açma imkanı tanınmaktadır.
Alacaklıların ve ortakların doğrudan zarar görmeleri nedeniyle uğradıkları zararın tazminini talep etmeleri, genel hukuk prensibi olan sorumluluğun bir sonucudur. Doğrudan doğruya uğranılan zararlardan dolayı açılacak davalarda ortaklar ve alacaklılar tazminatın kendilerine verilmesini talep edebilirler. Birden fazla pay sahibi veya alacaklı aynı fiille zarara uğramış olsalar dahi talep edilebilecek tutar bizzat uğradıkları zarar ile sınırlıdır. Aslında ortakların ve alacaklıların doğrudan zararı anonim şirketler hukukuna özgü tipik bir sorumluluk davası olmayıp şirketin haksız fiilini teşkil eder. O nedenle bu davalarda anonim şirketlere özgü aktif ve pasif dava ehliyeti, doğrudan ve dolaylı zarar, farklılaştırılmış teselsül gibi özel düzenlemeler dışında esas itibarıyla haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar, illiyet bağı, hukuka aykırılık ve kusura ilişkin kurallar uygulama bulur.
Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/......). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.
Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır.
Sorumluluğun doğması bakımından ilk şart , zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, TTK m. 553 hükmüne göre, kusurun varlığını aramak gerekecektir. Ancak bahsi geçen tüm koşulların sağlanması halinde, TTK m. 555 uyarınca, dolaylı zarar niteliğindeki tazminatın şirkete verilmesine hükmedilmesi söz konusu olacaktır. Gerek yöneticinin sorumluluğu gerekse haksız fiil sorumluluğunda zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmekte olup olup söz konusu davada Limited şirket müdürlerinin sorumluluğuna ilişkin davalarda zararın varlığı ve miktarı hususundaki ispat yükü, zarar gördüğünü iddia eden davacıların üzerindedir (Akdağ Güney, Sorumluluk, s. 56).
Hükme esas alınan son bilirkişi heyeti raporu tespitleri neticesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369/1.maddesinde; “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Madde gerekçesinde ise; “…Tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak “işadamı kararı” (business judgement rule) verilebileceğini kabul eder ve riskin bundan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır.
Bu kapsamda tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin “iş adamı kararı” (business judgement rule) verebileceğini kabul eder ve riskin bunlardan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır. Dolayısıyla emredici kanun hükümlerine aykırı olmayan, anonim şirketin işletme konusu dışında bulunmayan şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralına göre gözeten, kişisel ve yabancı menfaatleri ön plana almayan fakat yanlış olan kararlar sorumluluk doğurmaz (Prof.Dr.İur. Fatih BİLGİLİ – Doç. Dr. Ertan DEMİRKAPI, Şirketler Hukuku Dersleri, Adana 2020, s.281-282 ; Prof.Dr. Rıza AYHAN – Prof.Dr. Hayrettin ÇAĞLAR – Prof.Dr. Mehmet ÖZDAMAR, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, s.481 vd)
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu hakkında zamanaşımı itirazları bakımından; TTK m. 560
hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre “Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı,
davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran
fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Buna karşın
sorumluluk doğuran fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa, ceza kanunlarında fiile ilişkin
olarak öngörülen zamanaşımı süresinin tazminat davasına da uygulanacağı ifade edilmiştir.
Dava zamanaşımı süreleri TCK m. 66
hükmünde düzenlenmiş olup, kanun hükmünde bir suça ilişkin ilgili hükümde verilecek
cezanın süresine bağlı olarak dava zamanaşımı süreleri benimsenmiştir. Örneğin huzurdaki
davada davalı yönetim kurulu üyelerinin “bağış” adı altında bazı derneklere, vakıflara vs. para
aktarmış olmaları “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme”, ”anayasal düzeni ortadan
kaldırmaya teşebbüs etme suçu”nun unsurlarını taşıyorsa, bu suçlara ilişkin dava zamanaşımı
süresi sorumluluk davasında da uygulanacaktır. TCK m. 66/1-a,b,c,d ve e bentlerinde
öngörülen en düşük dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olup, dava konusu fiillerin suç teşkil
ettiği sonucuna varılması halinde, uygulanacak zamanaşımı süresi en az sekiz yıl olacak ve
böylece dava konusu alacak bakımından zamanaşımı süresinin geçmediği anlaşıldığından davalıların zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
Somut olay bakımından bağlı şirket konumundaki Davacı ... Turizm Tanıtma ve Reklamcılık Anonim Şirketi (“... A.Ş.” veya “Şirket”) 01.01.2013-17.11.2015 tarihleri arasında uğratıldığı kayıp ve zararlardan hâkim şirket konumundaki ... Holding A.Ş. (“... Holding”) yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulması taleplidir.
Davacı şirket ticari defterlerinde 25.11.2014 tarihinde ....’dan .... nolu yevmiye maddesi ile “5.000 Adet x 0,72 B tipi lot Hisse Senedi Alımı” yapıldığı ve 3.600,00 TL dendiği tespit edilmiştir. Söz konusu hisse alımı ile ilgili olarak mali açıdan bir uygunsuzluk görülmediği tespit edilmiştir.uygunsuzluk görülmediği değerlendirilmiştir. Ortada zarar yoksa sorumluluk da olmayacağından söz konusu işlem açısından sorumluluk şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı şirket tarafından 24.06.2013 tarihinde .... Üniversitesi’ne 220.000,00 TL bağış yapılmış, 28238 nolu yevmiye maddesi ile ticari defterlere işlenmiştir. Söz konusu bağış ticari defterlerde Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlere işlenmiş, ancak bağış yapıldığı tarihte ilgili kurum Kurumlar Vergisi Kanunu m. 10/1-3 gereğince Bakanlar Kurulunca bağış yapılmasına izin verilen kurumlardan olduğundan 220.000,00 TL’nin tamamı Kurumlar Vergisi Matrahından indirim konusu yapılmıştır. Dolayısıyla davacı şirket yaptığı bağışı gider olarak Kurumlar Vergisi Matrahından düştüğünden davacı şirketi zarara uğratan bir işlem olarak değerlendirilmemiştir. Bağışlama yetkisi TTK m. 408 çerçevesinde genel kurulun yetkileri arasında sayılmadığından, bağışlama yetkisi yönetim kuruluna aittir (Adıgüzel, s. 63). Ancak önemli miktarda şirket malvarlığının toptan bağışlanması halinde -TTK m. 408/2-b.f hükmünün kıyasen uygulanması suretiyle- bağışlama iş bu davada .... Üniversitesi’ne yapılan 220.000-TL tutarındaki bağış “önemli miktarda şirket malvarlığının toptan bağışlanması” olarak nitelendirilemeyeceğinden, bağışlama ile ilgili kararın genel kurul tarafından alınmasının gerekli olmadığı, yönetim kurulu kararının yeterli olduğu ve bağış yapıldığı tarihte söz konusu kurum (eğitim kurumu) KVK m. 10/1-3 gereğince Bakanlar Kurulunca bağış yapılmasına izin verilen kurumlardan olduğundan 220.000,00 TL’nin tamamının kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapıldığı tespit edilmiş, dolayısıyla davacı şirket tarafından yapılan bağış gider olarak kurumlar vergisi matrahından düştüğünden davacı şirketi zarara uğratan bir işlem olarak değerlendirilmemiştir. Ortada zarar yoksa sorumluluk da olmayacağından söz konusu işlem açısından sorumluluk şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Dosya içeriğindeki kayıtlardan, davalıların görev tarihleri tespit edilerek sorumlu olup olmadıkları tespit edilmiştir.
Mahkememizce İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinin dosyası beklenilmiş ise de İlgili ceza dosyasında, bazı gerçek kişiler (ifadesi alınmış ve hüküm kurmaya CMK kapsamında uygun olan) ile müsaderesi talep edilen şirketler tarafından karar verilmiştir. ..... E. dosyasında yakalama kararı olan, firari ve yurt dışında bulunan kişiler hakkında tefrik kararı alınmıştır. Gelinen aşamada toplanan deliller ve rapor içeriği dikkate alınarak makul yargılama süresi gözetilerek bekletici mesele yapılması yönündeki ara karardan rücu edilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Öte yandan TTK 202,203,204 ve 205 maddeleri kapsamında YK üyelerinin sorumluklarının anlatıldığını, bu başlık altında incelenen madde 203, 204 ve 205 hakkında,
davalılarca ne cevap dilekçesinde ne de herhangi bir beyanlarında TTK 203,TTK 204 ve TTK
205 maddeleri kapsamında belirttikleri bir husus olmadığını, bu nedenle tam hakimiyet
halinde uygulama bulacak TTK 203, talimatlara ilişkin TTK 204, pay sahiplerine karşı
sorumluğa ilişkin TTK 205 maddelerinin yani davalıların değinmediği bir hususun
tartışılmasının isabetsiz olduğunu, davalılar beyanda bulunacak olurlarsa muvafakatleri
olmadığını, kendilerinin dile getirmediği bir hususun bilirkişi raporunda tartışılmış olmasının,
kendilerine bir hak tanındığı manasına gelmediğini, diğer yandan TTK 202 kapsamında
yapılan değerlendirmede; huzurdaki davada ... Holding, bağlı şirket ... Turizm
A.Ş.'de pay sahibi olduğundan gerek TTK 202 ve TTK 553 maddeleri kapsamında dava
açabileceği ve davacı sıfatına sahip olduğu anlaşılmış olup bağlı şirket ... Turizm A.Ş.'nin ise TTK 553
kapsamında kendi bünyesindeki YK üyelerine karşı dava açabileceği ve davacı sıfatına sahip
olduğu yönündeki tespitlerin yerinde ve hukuka uygun olduğunu,
yukarıda anılan gerekçeler ile bilirkişi raporu, ceza dosyası, dava değeri arttırım dilekçesi ile tüm dosya kapsamı ele alındığında;Davacı şirketin 2013-2015 yılı hesaplarının Vergi Denetim Kurulu’nca incelenmesi neticesinde, “Muhasebe Standartlarına uyulmadığı” gerekçesi ile 213 sayılı VUK m. 353/6 gereğince özel usulsüzlük ve KDV beyannamelerinde eksik tutarda bildirim beyan edilmesi neticesinde vergi ziyaına sebebiyet verilmesi nedeni ile davacı şirkete toplam 2.521.738,37 TL vergi cezası tahakkuk ettirilmiştir. Davacı şirket uzlaşma kapsamında 02.01.2017 tarihinde 2.264.414,20 TL tutarında vergi cezası ödemiş, 24 nolu yevmiye maddesi ile ticari defterlerine işlemiştir. Vergi Denetim Kurulu’nca bu konuda çok detaylı incelemeler yapılarak her bir yıl için matrah farkı çıkartılmış, vergi cezaları hesaplanmıştır. Uzlaşma neticesinde ise davacı şirket 2.264.414,20 TL vergi cezası ödemiştir. Ödenen ceza davacı şirket ticari defterlerinde Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlere işlenmiştir. Neticede, davacı şirketin faturalarında KDV matrahının eksik bildirilmesi kanun koyucu tarafından ayrıntılı belge bazında inceleme yapılarak tespit edilmiştir. Davacı şirket tur satışlarını KDV dahil olarak yaptığından, kanun koyucunun tespit ettiği matrah farklarını satış fiyatlarına yansıtmadığı düşünülmektedir. Çünkü davacı şirket hizmet gelirlerinin büyük bir kısmının KDV’ye tabi olmadığını değerlendirerek buna göre satış fiyatlarını belirlemiştir. Dolayısıyla davacı şirketin 2.264.414,20 TL zarara uğradığı anlaşıldığından Kanaatimizce bağlı şirketin malvarlığının bu şekilde azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığından bu talep yönünden davanın kabulü ile 2.264.414,20 TL'nin ödeme tarihi olan 02/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Turizm Tanıtma Ve Reklamcılık A.Ş.'ye verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM; Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile;
2.264.414,20 TL'nin ödeme tarihi olan 02/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... TURİZM TANITMA VE REKLAMCILIK A.Ş.'ye verilmesine,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 154.982,13-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.440,00-TL arabulucuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan 39.532,62-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 251.220,71-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalı ....... vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/06/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır