T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/1018 Esas
KARAR NO : 2024/393
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/12/2021
KARAR TARİHİ : 22/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tekstil ve konfeksiyon işleri, çanta ve ayakkabı dikim işleri ve bu işlere ait aracılık, satış hizmeti verdiğini, bu kapsamda uzun zamandır davalı şirkete dikim hizmetleri vermiş/satışlar yaptığını, müvekkilinin 2021 yılında, davalı şirkete vermiş olduğu bu dikim hizmeti ve satışlara karşılık; .... numaralı 28.01.2021 tarihli 58.685,12-TL. tutarlı, ... numaralı 02.02.2021 tarihli 47.590,40-TL. tutarlı, ... numaralı 25.02.2021 tarihli 39.033,28-TL. tutarlı, ... numaralı 26.02.2021 tarihli 27.364,48-TL tutarlı, .... numaralı 30.03.2021 tarihli 38.571,52-TL tutarlı, ... numaralı 13.04.2021 tarihli 19.456,00-TL tutarlı e-arşiv faturaları düzenlemiş olduğunu ve davalı şirkete teslim ettiğini, davalı şirketin, bu faturalara istinaden bir kısım ödemeler yapmış ise de, kalan bedele ilişkin hiçbir ödeme yapmadığını, davalı şirketin, faturalardan kalan borcunu ödememesi üzerine, müvekkili tarafından, davalı şirket aleyhinde Küçükçekmece ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe, davalı şirket tarafından haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, davalı şirketin borca itirazının tamamen hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davalı şirketin, müvekkiline olan borcunu ödememek veya ödemeyi geciktirmek amacıyla borca itiraz ettiğini, fazlaya ilişkin alacaklarının, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile Küçükçekmece ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, 30.700,80-TL tutarındaki alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek adi kanuni faiziyle birlikte takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ...ye tedarik etmeyi üstlendiği ürünlerin davaya konu olanlarının dikim işlerini davacıya yaptırma kararı almış olduğunu, bu sebeple de davacı şirket ile dört adet fason sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin müşterisi ...Mağazacılık Hizmetleri Ticaret A.ş. ile yaptığı Ticari Mal Satın Alma Sözleşmesi, müvekkilinin davacı fason firma ile yaptığı Fason İş Sözleşmeleri şartları, davacının dikilmek üzere kendisine teslim edilmiş kesilmiş hazır kumaşları, ayıplı ve gecikmeli olarak, sözleşme şartlarına uygun olmayan şekilde teslim etmesi ve müşterisi ...tarafından para cezası uygulaması ve bu para cezasını aynen davacıya yansıtmasından ibaret gelişmelerde, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmamakta olup tersine alacaklı olduğunu ve aleyhe yapılan takibe bu nedenle itiraz edildiğini, müvekkilinin davacıya dava konusu 30.700,80-TL borcu olmadığı gibi, an itibarı ile 30.584,60.-TL alacağı bulunduğunu, davacının haksız talep ve davasının reddine, haksız takibi sebebiyle davacının % 20 den aşağı olmamak müvekkiline tazminat ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; Alacaklı davacı şahsın, davalı şirket hakkında 30.700,80-TL asıl alacak,1.000,00-TL faiz olmak üzere Toplam 31.700,80-TL alacağın tahsili ile asıl alacağına işleyecek yasal faizi ile borçludan tahsilini talep ettiği, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu tarafından dilekçeyle itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının davalıdan ticari ilişki kapsamında alacaklı olup olmadığı, işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı, ticari ilişki kapsamında faturaya konu mallarda davalının ayıp iddiasının yerinde olup olmadığı, ayıbın tespiti halinde gizli ya da açık ayıp olup olmadığı, açık ayıp ise ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, yine ayıbın tespiti halinde mallardan ayıplı kısma denk gelen değerinin ne kadar olduğu, ayıbın satıma konu mallardan beklenen faydayı ortadan kaldırıp kaldırmadığı, nihayetinde davalının da ayıptan kaynaklı iddialarının yerinde olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, bilirkişi ....'ın 29/07/2022 tarihli raporunda özetle; Davacı tarafın cari hesap ekstrelerine göre davacı taraf 30.700,80 TL alacaklı
durumda iken davacı tarafın cari hesap ekstrelerine göre 30.584,60 borçlu olduğu, taraflar arasındaki cari hesap farkı 31.12.2021 tarihi itibari ile 61.285,40 TL
olup bu tutar taraflar arasında anlaşmazlık yaratan 7 adet yansıtma faturalarından
kaynaklanmadığını, davalı tarafından 13.04.2021 tarihinden sonra düzenlenen 7 adet fatura
toplamı olan 61.285,40 TL lik fatura davacı tarafça süresi içerinde itiraz edilmiş ve kayıtlarına
almadığını, kayıtlara alınmayan 7 adet yansıtma faturasının taraflar arasındaki cari hesaba
ile edilip edilmeyeceği sayın mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve taraf itirazları ile ayıba konu iddia edilen ürünler incelenmek sureti ile davacının davalıdan ticari ilişki kapsamında alacaklı olup olmadığı, işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı, ticari ilişki kapsamında faturaya konu mallarda davalının ayıp iddiasının yerinde olup olmadığı, yine taraflar arasında ticari ilişkiye konu malların davalıya ne zaman teslim edileceğine ilişkin bir anlaşma veya ticari teamülün bulunup bulunmadığını, davacının davalının iddia ettiği gibi ticari ilişkiye konu malları geç teslim edip etmediği, davalının geç teslimden kaynaklı zarar iddiasının yerinde olup olmadığı, yine ayıp iddiasının yerinde olup olmadığı, ayıbın tespiti halinde gizli ayıp olup olmadığı ve ayıbın tespiti halinde gizli ya da açık ayıp olup olmadığı, açık ayıp ise ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, yine ayıbın tespiti halinde mallardan ayıplı kısma denk gelen değerinin ne kadar olduğu, ayıbın satıma konu mallardan beklenen faydayı ortadan kaldırıp kaldırmadığı, nihayetinde davalının da ayıptan kaynaklı iddialarının yerinde olup olmadığı konusunda dava dosyamızın daha önce tespit edilen tekstil mühendisi ....'e tevdine , itirazlar açısından da SMM bilirkişisi .... a tevdine, bilirkişilerin müşterek rapor sunmaları hususunun bilirkişilere ihtarına karar verilmiş olmakla, bilirkişi heyetinin kök raporunda özetle; Bilirkişi incelemesine ayıplı ürün sunulmadığından ve davacının ayıplı dikim yaptığınıgösteren tarafsız kişi veya kurumlarca düzenlenmiş herhangi bir tespit raporu dasunulmadığından davalının ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu, davalı tarafından teslim alınan kesili kumaşların dikilerek veya dikilmeden eksiksiz olarak davacıya teslim edildiği, davacıda davalıya ait dikili veya dikilmemiş kumaş kalmadığı, davacıya verilen ve davacının da kabul ettiği termin sürelerini gösteren tarafların imzalamış olduğu yazılı sözleşmenin dosyaya sunulmadığı, davacının teslim sürelerinin piyasa şartlarıyla uyumlu olduğu, davalı tarafından 13.04.2021 tarihinden sonra davacıya düzenlenen 61.285,40 TL tutarındaki 7 adet reklamasyon faturasının “davacının performans ve geç yükleme reklamasyonu”" açıklamalarıyla düzenlendiği, davalının gerekçelerinin ispata muhtaç olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce davalı itirazlarının dosyamıza sunulan sözleşme ve ekleri dikkate alınarak değerlendirilmesi için dava dosyamızın bilirkişi heyetine tevdi edilmesine, bu konuda EK RAPOR düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olmakla, bilirkişi heyetinin ek raporunda özetle; Davacının imzalamış olduğu fason iş sözleşmelerine göre davacının davalıya 14.327 adet 20-067 Tusi Erkek Atlet ürününden 3.750 adetini süresinde teslim ettiği, ancak 10.577 adet ürünü gün geç teslim ettiği, 20-183 model ürünleri süresinde teslim ettiği, 20-182 ve 20-189 model ürünlerin tamamını geç teslim ettiği, davalının müşterisi ....'nin kendisine kestiği reklamasyon faturaları nedeniyle davacıya yansıtmış olduğu, ihtilaf konusu 7 adet reklamasyon faturasından 55.474,09 TL tutarı davacıdan talep edebileceği, 55.474,09 TL'nın davacı alacağından mahsubu sonrasında davacı alacağının kalmayacağı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava ticari ilişki olduğu iddiası ile alım satımdan kaynaklı alacağa dair yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda alacaklı olduğu konusunda ispat yükü davacı üzerinde, sözleşmeye uygun hareket edilmediği ve bu nedenle zararın meydana geldiği konusunda davalı üzerinde olup taraf iddia ve savunmaları bu muvaceheye göre değerlendirilmiştir.
Konunun teknik incelemeyi gerektirmesi nedeniyle mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde davacının kestiği faturalardan kaynaklı alacaklı olduğu fakat taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı hareket ederek geç teslimden ötürü davalının zararının oluştuğu, davalı zararının 55.474,09 TL olduğu rapor edilmiştir.
Davacı tarafça davalının sunmuş olduğu fason sözleşmelere itiraz edilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde davalı tarafça sunulan fason sözleşmelerin ön yüzlerinde davacı imzasının bulunmadığı fakat ikinci yüzlerinde davacıya ait imzaların bulunduğu, sözleşmelerin imzalı kısımlarında davaya konu malların davalıya ne zaman teslim edilmesi gerektiğinin düzenlendiği anlaşılmış, söz konusu sözleşmelerin imzalı kısımları mahkememizce değerlendirmeye alınmıştır. Davalının esas itirazı geç teslimden ötürü zarar olduğu yönünde olup, bilirkişi heyetinden alınan ek rapora göre sözleşmelerin imzalı kısımlarında belirtilen tarihlerden sonra davacının malları teslim ettiği ve geç teslim olduğu anlaşılmıştır.
Sırf geç teslim nedeniyle davalının davacıdan alacaklı olmayacağı, bu konuda davalının zararını ispat etmesi gerektiği açıktır. Dosya kapsamına sunulan fason sözleşmelerin imzalı kısımlarında belirtilen tarihlere işin yetiştirilmemesi halinde bundan doğan zararın davacıya yansıtılacağı düzenlenmiştir. Davalı tarafça sözleşme konusu malların dava dışı firmaya teslim edilememesi nedeniyle kendisine gecikme cezasının yansıtıldığı, yapılan inceleme neticesinde davalının bundan kaynaklı zararının 55.474,09 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle davalı zararının, davacının tespit edilen alacağından daha yüksek olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafça davalı talebinin mahiyetinin cezai şart niteliğinde olduğu ve tahsili şartlarının oluşmadığı iddia edilmişse de fason sözleşmelerin incelenmesinde sözleşmeye aykırı hareket edilmesi halinde oluşacak zararın davacıya yansıtılacağının hüküm altına alındığı görülmüştür. Cezai şart bakımından bir ifade geçmediğinden söz konusu hükümlerin cezai şart niteliğinde olup olmadığı konusunda sözleşme hükümlerinin TBK madde 19 uyarınca yorumlanması gerekmektedir. Cezai şartın talep edilebilmesi için zararın meydana gelmesi şart olmayıp, teslimin belirlenen tarihe yetiştirilmemesi ifaya ekli cezai şartı talep etmek için yeterlidir. Oysa davaya konu sözleşmeler incelendiğinde, davacının sözleşmenin yerine getirilmemesi halinde oluşacak zararın kendisine yansıtılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu durum genel anlamda tazminat hükmü olduğu gibi, cezai şart miktarının belirli olması gerektiği de dikkate alındığında hükümdeki miktarların belli olmaması nedeniyle mahkememizce cezai şart hükmü olarak değerlendirmeye alınmamıştır. Dolayısıyla davacının cezai şarta ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Davalının bu konudaki savunmasının "mahsup" niteliğinde olduğu, zira mahsuba konu iddianın kaynağının aynı ilişkiye dayandığı, itiraz olmazsa bile mahsup edilmesi gereken bir alacak kalemi var ise hâkimin bunu re'sen gözetmesi gerektiği, yapılan hesaplama ile mahsup neticesinde davacının alacağının kalmadığı anlaşılmış fakat davacının takip yapmada kötü niyetinin ispatlanamadığı dikkate alınarak tüm talepler hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu ilam ve karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 365,80-TL harçtan mahsubu ile bakiye 61,80-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine BIRAKILMASINA,
7-Gider avansından artan avans var ise karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/04/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza