T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/1063 Esas
KARAR NO : 2024/473 Karar
DAVA : İtirazın İptali - Alacak
DAVA TARİHİ : 17/12/2021
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali - Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılar/borçlular aleyhine 22.10.2021 tarihinde Bakırköy .... İcra Dairesi .... E. Sayılı icra dosyası ile 180.000,oo-TL bedelle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, davalı borçlular .... ve .... tarafından Bakırköy ..... İcra Dairesi .... E. Sayılı icra takibine 08/11/2021 tarihinde itiraz edilmiş ve işbu itiraz üzerine takibin durduğunu, müvekkili şirket ile itiraz eden borçluların 1 1.05.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ipotek sözleşmesinin 18. Maddesi ile aralarında doğacak uyuşmazlıklar için Bakırköy mahkeme, icra daireleri ve mercilerini yetkili kıldıklarını, müvekkili şirket ile .... (Elbistan V.D:.....) arasında da bayilik sözleşmesine dayalı olarak bayilik ilişkisi mevcut olduğunu, işbu bayilik sözleşmesinin "Çalışma Koşulları Başlıklı” 4.4. Maddesi gereği, müvekkil fıma tarafindan Borçlu/DavaIı firmanın bağlantı miktarı oranında teminat göstermesinin istendiğini, bu doğrultuda ...'ın müvekkili şirkete doğduğunu ve doğacak borçlarının teminat olarak ...'ın maliki bulunduğu; Kahramanmaraş İli, .... ilçesi, ... Mah. ... Ada, ... Parsel, 421,98 m2 alana sahip arsa niteliğinde taşınmazın tamamı üzerine, müvekkili şirket lehine 11.05.2017 tarih ... yevmiye numarası ile 180.000 TL bedelli 1. Dereceden % 13.75 faiz ve F.B.K Süre ile ipotek tesis edildiğini, müvekkili firma ile Borçlu/Davalı ... (E1bistan V.D. ...) arasında akdedilen 'bayilik sözleşmesi gereği Borçlu/Davalı tacire yapılan emtia alışverişi kaynaklı faturaların kesildiğini, müvekkili şirketin cari hesap kayıtlarından da görüleceği üzere Borçlu/Davalı ...'ın işbu davanın ikame edildiği tarih itibariyle toplam ana borç miktarının, işlemiş ve işleyecek faiz miktarları saklı kalmak kaydı ile 202.123,81 TL olduğunu, Borçlu/Davalı firma tarafından ödeme yapılmaması üzerine, ipotekli taşınmazın maliki Davalı ...'a ve kredi lehtarı olan Borçlu/Davalı ...'a Büyükçekmece .... Noterliğinden 24.04.2019 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek, borç bakiyesi bildiriminde bulunulduğunu ve ödeme için kesin süre verilerek borç muaccel hale getirildiğini ve borçluların temerrüte düşürüldüğünü, 1/1/2017 31/12/2017 dönemi için ticari işlerde temerrüt faiz oranı % 9,75 olarak belirlendiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereği tarafların bu oranı %50 oranında artırabileceğini, bu sebeple tarafların faiz oranını % 14,6 olarak belirleyebilecekken, faiz oranının serbestçe belirlenebildiği somut olayda %13,75 olarak belirlendiğini, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. Numaralı icra takibinden feragat edildiğini ve feragat harcı ödenerek dosyanın kapatıldığını, davalı/borçlular tarafından yapılan "aynı borçlular aleyhine, aynı ipotek belgesi dayanak gösterilerek halihazırda başlatılmış bir icra takibinin mevcut olduğunu, ipotek senedi ile açık hali hazırda sadece Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. sayılı icra takibinin kaldığını, neticede borçluların dava konu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinin açık olduğunu, işbu itirazın iptaline karar verilerek haksız ve kötü niyetli olan itiraz nedeniyle borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına ve takıp konusu alacağın % 10’u oranında para cezasına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Yukarıda esas numarası belirtilmiş olan dosyaya ilişkin davacı tarafından müvekkillerine karşı Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile haksız olarak icra takibi başlatıldığını, haksız olarak açılan işbu takibe itirazları sonucunda takibin durdurulduğunu, söz konusu takibin durdurulması üzerine davacı tarafından 20.12.2021 tarihinde işbu itirazın iptali davası açıldığını, davalı/borçlu müvekkillerinin yerleşim yerinin ise Elbistan olduğunu, bu nedenle davaya konu icra takibi için Elbistan İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, takibe konu ipotekli taşınmazın bulunduğu yerin de Elbistan olduğunu, Bakırköy icra dairelerinin yetkili olmadığı ve davaya konu icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmadığının açık olduğunu, davaya konu icra takibine ilişkin ödeme emrinin müvekkili ...'a tebliğ edilmediğini, davacı tarafından başlatılan Bakırköy ... icra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından düzenlenen ödeme emrinin müvekkili ...'a tebliğ edilmişse de müvekkili ...'a tebliğ edilmediğini, ödeme emrinin müvekkili ...'a tebliğ edilmediği ve iade döndüğüne ilişkin tebliğ mazbatalarını da dilekçeleri ekinde sunduklarını, ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmediğinden henüz müvekkili ... yönünden takibe itiraz süresi başlamadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre de borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmediği durumda icra dairesine yapılan itirazın sonuç doğurmadığını, bu nedenle, davacı tarafından müvekkili ... taraf gösterilerek itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenlerle, kendisine ödeme emri tebliğ edilmediğinden müvekkili ... yönünden açılan İtirazın iptaline ilişkin davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddinin gerektiğini, müvekkili ...'ın davacı tarafa borcu bulunmadığını, müvekkili ...'ın davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirketin bayiliğini yaptığını, bu dönemde de tüm ödemelerini ara sıra gecikmeler olsa dahi eksiksiz olarak yaptığını, bu durumun ilgili banka ve müvekkilinin şirket defter/muhasebe kayıtları ile sabit olduğunu, bununla birlikte, ihtarname başlığı altında icra takibine dayanak yapılan ve Sayın Mahkemenizde mevcut belgede müvekkillerinin yapılan incelemede 201.175-TL borçları olduğunun belirtildiğini, borcun miktarının kaynağı hakkında bir bilgi ve belge sunulmadığını, kaldı ki bu belgede belirtilen borca aylık %5 faiz işletileceği hususu da fahiş olduğunu, yasal dayanaktan yoksun olduğunu, yine, davacı tarafından talep edilen %13,75 oranındaki faizin fahiş olduğunu, hukuken kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ...'ın iradesi sakata uğratıldığından ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafından, müvekkilinin iradesi sakata uğratılarak taşınmazı üzerine ipotek rehni tesis edildiğini, söz konusu ipotekin geçerli bir iradeye dayanmadığını, davacının ne kadar bu yönde muvafakat belgesi alındığı belirtilmiş ise de; dosyaya bu yönde bir belge sunulmamış ya da taraflarına tebliğ edilmediğini, şayet daha sonradan dosyaya sunulmuş bir belge mevcutsa dilekçede belirtilen Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda bu belgenin işbu davada kullanılmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, yerleşik içtihatlarda da yer edindiği üzere icra takibine dayanak olarak sunulmayan evraklar bu takip ile ilişkili olarak açılacak itirazın iptali ve itirazın kaldırılması davalarında da kullanılamayacağını, davaya konu olayda, aynı alacağa ilişkin olarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile açılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli şekilde açıldığı ortada olduğunu, haksız açılan dava ve icra takibi nedeniyle % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili 14/06/2022 havale tarihli ıslah dilekçesinde; Davanın ıslahı ıle itirazın iptali olarak açılan işbu davanın alacak davası olarak ıslah ettiklerini, rehinle temin edilmiş 180.000,00-TL alacaklarının borçlu davalı ve ipotek veren davalının müteselsil sorumlu olduğu ipotekten tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karsı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili 22/05/2023 tarihli ıslah dilekçesinde; Davacının alacağının zamanaşımına uğradığından davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının alacağını kabul anlamına gelmemek kaydıyla; dava konusu uyuşmazlık bayilik sözleşmesinden ileri geldiğini, bayilik sözleşmesinden doğan alacaklar bakımından beş yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, bu noktada önemle belirtmek gerekir ki, zamanaşımı definin ıslah dilekçesi ile ileri sürülmesinin mümkün olduğunu, Zira 6100 sayılı HMK'da düzenlenen ıslah, iddia ve savunmanın genişletilmesinin istinası olup, usuli işlemler için tanınan bir imkan olduğunu, davacının itirazının da sonuca bir etkisi bulunmadığını, tüm bu nedenlerle ıslah taleplerinin kabulüyle, davanın öncelikle zamanaşımından reddine mahkeme aksi kanaatte ise yine dava usulüne uygun açılmadığından davanın usulden reddine, her halükarda haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 28/03/2023 tarihli raporda; "Davacı tarafın defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m. 64, 65, 66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı; Takdiri Sayın Mahkemenizdedir. b) Davalı taraf vekili “dosyaya sunacağımız başka bir delil bulunmamaktadır” şekilden tarafımıza e mail yolu ile bildirim yapmış olup, davalı .... ait ticari defter, cari hesap ekstresi dava konusuna ilişkin herhangi bir belge sunmamıştır. Takdiri Sayın Mahkemenizdedir. c) Davacı taraf alacağını tahsil etmek için davalı tarafa takip tarihine kadar Büyükçekmece .... Noterliği 24.04.2019 Tarih ve ... Yevmiye No’ lu İhtarnamesiyle 201.175,00 TL borcun iş bu ihtarnamenin tebellüğünden itibaren 5 (beş) iş günü içerisinde ödenmesini ihtar etmiştir. Diğer .... davacı/alacaklı tarafından Bakırköy... İcra Dairesince ... Esas Dosyası ile 27.10.2021 günü icra takibi başlatıldığı, icra takibinde 180.000,00 TL asıl alacak talebinde bulunulduğu, işlenmiş faiz talebinde bulunulmadığı, asıl alacağa işleyecek yıllık yasal %9 avans faizi talep etmişse de icra takibinde faiz talebinde bulunulmadığından taleple bağlı kalınarak, temerrüt ve işlemiş faiz yönünden hesaplama yapılmamıştır. d) Bayilik sözleşmesinin cari hesap ilişkisini içeren 13. Maddesi Ödeme Koşullarını düzenlemiştir. Bayilik Sözleşmesinin Madde 13. Ödeme Koşulları “Bayi tarafından sipariş verilen mal ve hizmetlerin bedeli, Bayinin üretici nezdindeki cari hesabına işlenir…. Mutabakat sağlanamayan hususlar görüşmeler yolu ile çözülür. Bir sonuca varılamaması durumunda, Mahkemelere yansıyan anlaşmazlıklarda, ....’nın kayıtları kesin delil niteliğindedir. ...’ya 10 gün içerisinde ulaşmayan mutabakat belgeleri için, ilgili bayi ile mutabakat sağlanmış sayılır.” Şeklinde mutabakata varılmış ve ilgili sözleşme imza altına alınmıştır. Davacı .... nezdinde olan davalı cari hesabı incelemede icra takip tarihi itibariyle davacı davalıdan 205.193,64 TL alacaklı olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 12/02/2024 tarihli ek raporda; "Kök raporda ifade ettiğimiz gibi davacının cari hesap alacağının 205.193,64 TL olduğu, b. Ancak dava konusu alacak ipoteğin paraya çevrilmesi takibine dayandığından bu takipte faiz talep edilmediğinden, itirazın iptali davalarında icra takibindeki taleple dava sınırlı olarak ele alındığından, talebe bağlılık ilkesi gereği faiz hesabı ayrıca yapılmadığı, c. Davacının ıslah dilekçesi dikkate alınarak faiz hesabı yapıldığında, 180.000,00 TL ipotekli alacağa talep edilecek faiz tutarının 21.750,00 TL olarak hesaplanabileceği," sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, alacak isteminden ibarettir.
Dava konusu, davacı ile davalı ... arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilen 180.000,00 TL alacağın davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
Dava konusu miktar 180.000,00-TL 'dir.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır.
Davalı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır. Beyanlarında geçen banka kayıtları celp edilmiştir.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında Bayilik Sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi Heyetinin hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde;
-Bayilik sözleşmesinin cari hesap ilişkisini içeren 13. Maddesi Ödeme Koşullarını
düzenlemiştir. Bayilik Sözleşmesinin Madde 13. Ödeme Koşulları aynen: “ Bayi tarafından
sipariş verilen mal ve hizmetlerin bedeli, Bayinin üretici nezdindeki cari hesabına işlenir.
Muhasebe tarafından hesaplanacak cari hesaba işlenen sipariş tutarları ödeme koşulları
çerçevesinde, nakit, kredi kartı, çek veya senet ile ödenir. Vade aşımları için hesaplanan ve
günün koşullarına göre oranları belirlenen vade farkları peşin olarak tahsil edilir. Ödemlerde
kullanılan ……….. Dönem sonlarında üretici tarafından bayiye gönderilen hesap ekstreleri,
mutabakat sağlanan miktar belirtilerek imzalı ve kaşeli olarak geri gönderilecektir. Mutabakat
sağlanamayan hususlar görüşmeler yolu ile çözülür. Bir sonuca varılamaması durumunda,
Mahkemelere yansıyan anlaşmazlıklarda, ....’nın kayıtları kesin delil niteliğindedir.
...’ya 10 gün içerisinde ulaşmayan mutabakat belgeleri için, ilgili bayi ile mutabakat
sağlanmış sayılır.” şeklinde mutabakata varılmış ve ilgili sözleşme taraflarca imza altına alınmıştır.
-Davacının davalı ... yönünden cari hesabında, icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya 205.193,64 TL borcu olduğu görülmüştür.
Kural olarak, faturaların tebliğ edildiğinin ve malın teslim edildiğinin ispat yükü davacı üzerindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davacı tarafça bu aşamada fatura ve mal teslim olgusunu ispatının artık gerekmeyeceği, (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 25.12.2020 Tarih ve 2020/1170 E. - 2020/1325 K. Sayılı ilamı.), yine yukarıda belirtilen bayilik sözleşmesi içeriğindeki hüküm de dikkate alınarak, davalının ticari defter ve kayıtlarını da sunmayarak da ispat yükünü kendi üzerine aldığı kabul edilmiş ve yine davalının aksini gösterir başka yazılı kesin kayıtta sunmadığı ve kesin delile dayandığını ileri sürmediği, bu sebeple davalı ...'ın 27.10.2021 icra takip tarihi itibariyle davacıya 205.193,64 TL borçlu bulunduğu, ancak talebi ile bağlı kalınarak davalı ...' tan 180.000,00 TL' nin alınarak davacıya verilmesine, açılan davanın bu davalı yönünden kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı ile davalı ... arasında doğrudan ticari ilişkinin bulunmadığı görülerek, dava konusu alacak yönünden davalı ...'ın sorumluluğu bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiş ve açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davalı ... yönünden davasının KABULÜ İLE,
-180.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Davacının davalı ... yönünden davasının sübut bulmadığından REDDİNE,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 12.295,80TL harçtan davacı tarafça başlangıçta peşin olarak yatırılan 2.173,95-TL peşin harç ile yargılama devam ederken yatırılan 900,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.073,95-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.221,85-TL harcın davalı ...'tan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalı ...'tan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Davacı tarafça sarf edilen toplam 3.201,85-TL harcın davalı ...'tan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 8.368,62-TL yargılama giderinin davalı ...'tan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
5-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILASINA,
-Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın yatıran tarafa İADESİNE,
6-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 28.800,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davanın red miktarı (Davalı ... yönünden) dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 28.800,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır