T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1011 Esas
KARAR NO : 2025/841
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/11/2022
KARAR TARİHİ : 17/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle davacının ticari itibarı ve marka değeri sarsıldığını, mevcut müşterileri gözünde güven kaybı söz konusu olduğunu ayrıca potansiyel müşteriler bakımından da kayıp yaşandığını, davalının eylemi özellikle ... Fuarı'nda müşteriler arasında duyulduğunu, davacı şirket fuardan da umduğu getiriyi elde edemediğini, bahsi geçen ihtarnamenin fuar dönemine denk getirilmesi davalının kast derecesindeki kusurlu davranışı ile zararı arttırma iradesinden kaynaklandığını, bu nedenle davacı, parayla ölçülemeyecek ölçüde maddi ve manevi zarara uğradığını, bu zararların tam miktarı halihazırda tespit edilememekle birlikte, yargılama esnasında alınacak bilirkişi raporuyla tam zarar tutarılar tespit edilebileceğini, bu nedenle huzurdaki dava HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını ve davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirket ticari sır niteliğindeki bilgilerini çalarak kendi şirketleri üzerinden hizmet verdiği hususu şüpheye mahal vermeyecek seviyede açıkça ortada olduğunu, davalı şirketin sektöründe uzun yıllardır faaliyet göstererek yıllar içerisinde ortaya koyduğu ve müşteri portföyü oluşturduğu bilgilerini ve yıllardır süre gelen emeğini haksız şekilde kullanarak fikir ve emek hırsızlığı yapıldığını, davalı şirkete ait ticarı sırlarını davalı şirketin gerçekleştirmeye başladığı projeleri tabiri caiz ise çalmak suretiyle davalı şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini davacı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemleri bugün hız kesmeden devam etmekte olduğunu ve soyut ve mesnetsiz iddiaları ile işbu davayı açmasının hukuka aykırı olduğunu davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; haksız rekabet nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemlidir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a- Bakırköy .... Noterliği,
b-Beyoğlu .... Noterliği,
c-Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası,
d-İstanbul Bakırköy .... Noterliği,
e-İstanbul Ticaret Odası Başkanlığına müzekkereler yazılmıştır.
3-Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davalının eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, buna bağlı olarak haksız rekabetin önlenmesi, ilanı koşulları ile rekabet yasağı ihlali nedeniyle maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, koşulları mevcut ise davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarının tespiti konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Dava konusu uyuşmazlık; davacının, davalıya karşı, TTK.md.55/(1)/a)/1'hükmünde, “başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme” şeklinde düzenlenmiş olan Haksız rekabet eyleminde bulunup bulunmadığı ve davalının bu eylemi neticesinde davacının maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı, noktalarındadır. Tarafıma tevdi edilmiş olan Dava Dosyası içeriğinde, davalının davacıya karşı, davacının iddia ettiği türde Haksız Rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, özelikle de davacının sözünü 5 adet firmaya (davacı müşterisine) ya da başka firmalara (davacının başka Müşterilerine) davacıyı kötülediğini ispata ilişkin herhangi bir delile rastlanmamıştır. Dolayısıyla da davacı, davalının davacıyı müşterilerine kötülemek suretiyle Haksız Rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğu ispat edememiştir. Oysa ki bu hususu ispat etme yükümlülüğü davacıya aittir (HMK.md.190, TMK.md.6) Yine raporumuzun Mali Kısmındaki tespitlere göre; davacı, davalının Haksız Rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu iddia ettiği tarihte (dönemde) herhangi bir zarara da (TTK.md.56/(1)/d) uğramamıştır. Dolayısıyla davacı, davalının Haksız Rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğu iddia ettiği tarihte (dönemde) maddi zarara uğradığını (TBK.md.50) da ispat edememiştir. Yine davacı, davalının Haksız Rekabet teşkil eden eylemleri ile davacının müşterilerini kendisi (davalı) ile çalışmaya yönelttiğini (davalının müşterisi olmaya yönelttiğini) ve bu suretle davalının kazanç elde ettiğini, yani davacının müşterilerinden (davacının sırtından) kazanç elde ettiğini (TTK,md.56/(1)/e/son cümle) de ispat edememiştir. Bu durumlar sebebiyle, davacının bu davadaki iddia ve taleplerinin yerinde olmadığı (ispat il iği/ispata muhtaç olduğu) kanaatine varılmış olup''
-Finans uzmanı bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı şirketin 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin HMK m.222 gereğince davacı lehine delil teşkil ettiği, davacının 2021 ve 2022 yılları Gelir Tablosu verilerinden 2021 yılı Net Satışlar tutarının 30.817.026,79 TL, 2022 yılı Net Satışlar tutarının 39.546.456,04 TL olduğu ve 8.729.429,25 TL'lik artış gerçekleştiği, Davacının 2021 ve 2022 yılları Gelir Tablosu verilerinden 2021 yılı Brüt Satış Kârının 2.642.475,58 TL, 2022 yılı Brüt Satış Kârının 6.904.477,11 TL olduğu ve 4.262.001,53 TL artış gerçekleştiği, Davacı şirketin 2021 ve 2022 yılları Gelir Tablosu karşılaştırmasında 2022 yılında oluşan bir satış hasılatı veya kâr azalışı olmadığı, Dava konusu olan ve davalı tarafından ihtarname gönderilmiş olan 5 şirketin 2021 yılı toplam satışının 7.951.920,05 TL, 2022 yılı toplam satış tutarının ise 7.975.145,93 TL olduğu ve satış tutarlarının karşılaştırılmasında toplam 23.225,88 TL satış artışı olduğu ve davacı yönünden bir zarar tespiti yapılamadığı, İhtarname gönderilen 5 şirket ile davacının ticari faaliyetinin ihtarnamenin gönderildiği 04.10.2022 tarihinden sonra da devam ettiğinin ticari defter kayıtlarından tespit edilmiş olduğu, haksız rekabet nedeniyle oluşan bir zararın tespit edilemediği, Manevi Tazminat Bakımından değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,''şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
5-Davacı vekili bilirkişi raporu doğrultusunda davasını HMK 107/2 uyarınca belirlemiş , tamamlama harcını mahkememize yatırdığı gibi davalıya tebliğ olmuştur.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada özetle; davalının davacı ile çalışılmaması hususunda davacının müşterilerine ihtarname göndermek suretiyle haksız rekabette bulunduğu ve kazanç kaybı ile itibar kaybına uğradığına dair maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında davacı ve dava dışı ... isimli kişiye karşı haksız rekabetten kaynaklı olarak dava açıldığını, ardından davacının işbu davayı açtığını, ... isimli kişinin kendilerine ait iş sırlarını ve know how bilgilerini haksız surette alarak davacı ile paylaştığını bu durumun asıl kendileri yönünden haksız rekabet teşkil ettiğini ve eylemlerine devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Öncelikle davalı tarafından davacının müşterilerine dosya arasında mübrez ihtarnamelerin noter kanalıyla gönderildiği sabit olup, uyuşmazlık söz konusu ihtarnamelerin ve içerikleri ile davalının davacının müşterilerine yönelik bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
6102 sayılı Kanun'un haksız rekabete ilişkin 54. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Bilindiği üzere ülkemizde serbest piyasa ekonomisi uygulanmakta olup, çalışma ve sözleşme hürriyeti 1982 Anayasası ile güvence altına alınmış, devletin serbest piyasa ve piyasaya katılanlar arasında rekabeti bozucu iş veya işlemlere müdahale edebileceği düzenlenmiştir.
Bu bağlamda serbest piyasada rekabet eden tacirlerin faaliyetlerinde yasal düzenlemeleri ve kanuni sınırlamaları gözetmesi, ticari rekabetlerini kanuni sınırlamalar içerisinde serbestçe gerçekleştirmeleri birbirlerine karşı haksız ve hukuki olmayan, gayri ahlaki ve dürüstlük kuralına aykırı uygulamalara gitmeden rekabetlerini sürdürmeleri asıl olarak kabul edilmiştir.
Haksız rekabet hükümleri, öncelikle, piyasada rekabet özgürlüğünün sınırlarının çizilmesi amacına hizmet etmektedir. Haksız rekabet hükümlerinin bir diğer amacı ise rakiplerin ekonomik varlıklarını korumaktır. TTK haksız rekabet hükümleri, “iktisadi rekabet” ve “suistimal” esasları üzerine değil; rekabetin dürüstlük ilkesi bağlamında düzenlenmesi, yanıltıcı ve gerçeğe uymayan reklamlara karşı kurallar konulması esasları üzerine düzenlenmiştir .
6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesinde de bu prensiplerin belirtildiği anlaşılmakta olup, haksız rekabet esas itibariyle ticari nitelikteki haksız fiil ve uygulamaların özel bir görünümü niteliğindedir. Nitekim 6102 sayılı Kanun'un 55. Maddesinde çeşitli fiil ve uygulamalar haksız rekabet kapsamında örnekleme yolu ile sayılmış olup, ilgili hükümde belirtilen fiil ve uygulamalar sınırlı sayıda değildir. Dürüstlük kuralına aykırı, haksız nitelikteki ticari eylem ve işlemler olayın ve durumun koşullarına göre haksız rekabet niteliğinde olacaktır. Kanun hükmünden görülebileceği üzere haksız rekabetin ana unsuru dürüstlük kuralına aykırılık olarak kanun koyucu tarafından belirlenmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesi genel yapısı gereğince haksız rekabetin temel ilke ve unsurlarını vermiş olup, bu ilke ve unsurlar; dürüst ve bozulmamış rekabetin temini için bütün katılanlar menfaatine rakipler veya tedarikçiler ile müşteriler arasındaki ilişkilere yönelik aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranışların haksız ve hukuka aykırı olarak kabul edileceğini belirtmiştir.
Görüldüğü üzere haksız rekabet hükümlerinin amacı; bütün katılanların, yani ekonomi, tüketiciler, rakipler ve kamu menfaatine yönelik dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
TTK uyarınca bir eylemin haksız rekabet teşkil etmesi, dürüst davranma kuralının ihlal edilmesi halinde söz konusu olmaktadır. Dürüstlük kuralına aykırılık; iş etiğine, doğruluğa, dürüstlüğe ters olan aldatıcı, yanıltıcı veya kandırıcı davranışlarla ya da ticari uygulamalarla ortaya çıkmaktadır. Anılan davranış ya da ticari uygulamalar, rekabetin işlevsel kurallarını zedelemekte ve rekabetten beklenen sonuçların alınmasını engellemektedir.
6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesinin 1. Fıkrasında açık bir şekilde bütün katılanlar menfaatine olmak üzere ibaresi kanun koyucu tarafından belirtilmiş olup, 6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesinin 2. Fıkrasında da rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkilemesi ifadesinden anlaşıldığı üzere, haksız rekabete neden olan davranış veya uygulamanın rakipten ya da rekabet ilişkisi olmayan üçüncü bir kişiden kaynaklanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan davranış veya uygulamaların rakipler, tedarik edenler ve müşteriler gibi rekabet oyununa katılan arasındaki ilişkileri etkileyebilecek, işleyişi bozabilecek nitelikte bir fiil olmasıdır. 6102 sayılı Kanun kapsamında bir eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için doğrudan aynı işte faaliyet gösterilmesine, doğrudan rakip olmaya ve aynı ürünün üretim veya satışını gerçekleştirmesine de gerek bulunmamaktadır.
6102 sayılı Kanun'da bulunan haksız rekabete ilişkin hükümler değerlendirildiğinde; haksız rekabet eylemini gerçekleştirenin doğrudan menfaat sağlamasının ve yapılan eylemde kusurlu bulunmasının zorunlu olmadığı anlaşılmaktadır. Bir diğer farklılık ise eyleme maruz kalan bakımından zararın mutlaka meydana gelmesinin gerekmediği, zarar tehlikesinin varlığı ve zarar tehlikesine maruz kalmanın yeterli olduğu hususudur.
6102 sayılı Kanun'un haksız rekabet hükümleri bu yönlerden 6098 sayılı Kanun'un haksız fiil hükümlerinden ayrılmaktadır.
Yukarıda yer verilen teorik açıklamalar ışığında somut olay ve dosya kapsamındaki deliller aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir.
Davalı tarafından davacının müşterilerine gönderilen dosya içerisindeki mübrez ihtarname incelendiğinde; davalının davacının ticari sır niteliğindeki bilgilerini yasa dışı yollar ile ele geçirdiğinin iddia edildiği, davacıdan yapılacak alışlarda alınacak ürünlerin yasa dışı olarak ele geçirilmiş davalıya tescilli ürünlerin alınmış olacağı, ihtarnamenin tebliği sonrasında yapılan iş ve işlemlerin kast olarak kabul edileceği, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulacağı ve tazminat davası açılacağı hususlarında özetle bildirimde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda ihtarnamenin davalı tarafından davacının müşterilerine gönderildiği tarihte henüz davalının davacıya karşı haksız rekabete dair almış olduğu bir hükmün veya delil tespitinin bulunmadığı, davacı ile ihtarname gönderilen davacının müşterileri arasındaki ticaretin ve ticarete konu ürünlerin nitelik ve niceliğinin bilinmediği, davacının ihtarname gönderilen müşterilerinin davacıdan hangi ürünleri aldığının bilinmediği, ihtarname gönderilen müşterilerin davalıya tescilli ürünleri davacıdan alıp almadığına dair bir tespit ve bilginin bulunmamasına ve davalı adına tescilli bir ürünün davacı tarafından kendi markası altında davacının ihtarname gönderilen müşterilerine satıldığına dair bir tespit veya delil olmamasına rağmen davalı tarafından bu ihtarnamelerin davacının doğrudan müşterilerine gönderilmesinin haksız ve usulsüz nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim 6102 sayılı Kanun'un 55. Maddesinde haksız rekabet teşkil edecek davranışlar sınırlı olmayacak şekilde örnekleme yolu ile sayılmış olup, ilgili düzenleme şu şekildedir:
"(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;
1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,
5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek,
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;"
Bu bağlamda davalının elinde henüz davacının davalıya karşı haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğuna dair herhangi bir Mahkeme kararı olmamasına, herhangi bir delil tespiti olmamasına, davacının ihtarname gönderilen müşteriler ile ticaret içeriğinin bilinmemesine, davacının ilgili müşterilerine davalı adına tescilli ürünleri kendi markası ile sattığına dair herhangi bir tespit veya delilin olmadığı bir aşamadayken davacının mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici ve gereksiz yere kötüleyici şekilde davacının müşterilerini davacı ile iş yapmamaya, davacı ile ticaret hacmini sona erdirecek veya azaltacak şekilde davacının müşterilerine davalı tarafından gönderilen ihtarnamenin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, davalı lehine rekabet avantajı yaratma potansiyelinin olduğu, dolayısıyla davacı ve davalı ile piyasadaki müşteriler arasındaki rekabeti davalı lehine davacı aleyhine bozacak nitelikte ibareler içerdiği anlaşılmakla davalının davacının müşterilerine gönderdiği ihtarnamenin haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine ulaşılmıştır.
Mahkememizce davacının zararının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; her ne kadar ilk alınan bilirkişi raporunda ihtarnameler sonrasında davacının TL bazında cirosunun düşmediği ve ihtarname gönderilen müşteriler ile ticari ilişkisinin devam ettiği tespiti yapılmış ise de; yaşanan enflasyon oranları, döviz kurları gözetilerek davacının bilançoları ve ilgili ihtarname gönderilen müşterileri ile ticari ilişkileri değerlendirildiğinde davacının cirosunun ve karlılığının ihtarnameler sonrasında enflasyon oranlarına göre ve döviz bazlı olarak düştüğü ve davacının zarara uğradığı, zaten haksız rekabette fiili bir zarara uğranılmasının da sübut için gerekmediği, eylemin zarar tehlikesi oluşturmasının haksız rekabetin sübutu açısından yeterli olacağı ve bu durumun kanun hükmünde açık bir şekilde belirtildiği görülmektedir.
Mahkememizce alınan bilirkişi son ek raporunda davalı tarafından ihtarname gönderilen davacının müşterileri bazlı ciro ve kar marjları gözetilerek 2 ayrı müşterisinde ihtarname gönderilen yıl sonrası olan 2022 yılında ciro azalışı yaşandığının da tespit edildiği, ihtarname öncesindeki senenin kar marjı ve 2022 yılı kar marjı gözetilerek hesaplama yapıldığı ve davacının 766.254,16-TL zarara uğradığının tespit edildiği anlaşılmakta olup, bilirkişi raporundaki bu hesaplamanın gerekçeli, denetime elverişli, ekonomik durum ve koşulları uygun olduğu anlaşılmış, davacının ıslah dilekçesi doğrultusunda 766.254,16-TL maddi tazminatın 04.10.2022 ihtarname (davalının eylem tarihi) tarihinden itibaren işleyecek tarafların tacir olduğu gözetilerek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından manevi tazminat da talep edilmiş olup, davalı tarafından davacıya karşı işlenen haksız rekabetin haksız ve hukuka aykırı bir fiil niteliğinde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 56. Maddesi gereğince şartları varsa manevi tazminat talep edilmesinin mümkün olduğu bir arada değerlendirildiğinde; yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler, davalı tarafından herhangi bir tespit olmaksızın doğrudan davacının müşterilerine yönelik davacının müşterileri ile ticaretinin ve satışı yapılan malların içeriği bilinmeksizin davacı hakkında ihtarname gönderdiği, bu eylemin tarihi itibariyle ağırlığı, davacının uğradığı itibar ve güven kaybı, davacının tespit edilen uğradığı maddi zararının miktarı ve boyutu ile paranın ilgili tarihteki alım gücü, tarafların tacir olduğu ve bu noktada basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü bir arada değerlendirildiğinde davalının eylemleri nedeniyle davacının uğradığı manevi zarara istinaden 50.000,00-TL manevi tazminatın 04.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
-Buna göre; davalının davaya konu eylemlerinin davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE,
-Davalının eylemleri nedeniyle davacının uğradığı zarara istinaden 766.254,16-TL maddi tazminatın 04.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-Davalının eylemleri nedeniyle davacının uğradığı manevi zarara istinaden 50.000,00-TL tazminatın 04.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 55.758,32-TL harçtan peşin alınan 1.024,65-TL harcın ve 12.915,00-TL tamamlama harcının mahsubu ile noksan kalan 41.828,67-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yatırılan 1.024,65-TL harcın ve 12.915,00-TL tamamlama harcı ile 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 14.020,35-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 23.500,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı maddi tazminat talebi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 126.275,58-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı manevi tazminat talebi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/07/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza