T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/115 Esas
KARAR NO : 2026/1
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 02/02/2022
KARAR TARİHİ : 31/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Merkezi ... Mah. ... Cad. No:12 B2 Kat:7 N:255 Bakırköy/İstanbul adresinde bulunan davalı şirket 22.12.1981 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’nda tescil edilerek kurulmuş bir anonim şirket olduğunu, müvekkili tarafından Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında davalı şirket pay defterinde hukuka aykırı ve batıl şekilde davalı ... adına kayıt edilmiş bulunan %16,50 oranındaki hissenin müvekkillerine ait olduğunun tespiti ile pay defterindeki ... adına olan %16,50 oranındaki payın kaydı terkin edilerek bu payın müvekkilimiz adına kayıt ve tescili talebi ile dava açtığını, İşbu dava neticesinde verilen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.09.2020 tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararı ile "davalı ... San. ve Tic.A.Ş'nin pay defterinde ... adına kayıtlı görünen %16,50 oranındaki payın müvekkiline ait olduğunun tespiti ile müvekkili adına kaydına" karar verildiğini, bu durum genel kurulda da dile getirilerek Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.09.2020 tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararı doğrultusunda ...'nın pay temsili ve oy hakkı bulunmadığı yönünde muhalefet şerhimiz toplantı başkanlığına sunulduğunu ve zapta geçirildiğini, davalı şirket yönetim kurulunun çağrısı ile, davalı şirketin 2020 yılı genel kurul toplantısı, 09.07.2021 tarihinde şirket merkezinde yapıldığını, TTK m.420 hükmü kapsamında müvekkili tarafından finansal tabloların okunması ve bu gündem ile ilgili diğer gündemlerin görüşülmesinin ertelenmesi talep edildiğini, bunun üzerine bazı gündem maddeleri yönünden toplantının ertelenmesine karar verildiğini, ertelenen genel kurul ise davalı şirket tarafından süresi içerisinde yapılmamış olup işbu husus tarafımızca hem yazılı hem de görsel olarak kayıt altına alındığını, süresi içerisinde yapılmayan genel kurul şirket tarafından kanuna aykırı bir şekilde yaklaşık dört ay sonra 02.11.2021 tarihinde yapıldığını, davalı şirketin usule aykırı olarak yapılan ertelenen 2020 yılı genel kurul toplantısı 02.11.2021 tarihinde gerçekleştirildiğini, müvekkilinin vekili aracılığıyla toplantıya iştirak ettiğini ve gündem maddeleri ile ilgili alınan kararlar ve toplantı hakkında muhalefet şerhlerini yazılı olarak divana sunduğunu, ayrıca sözlü beyan ve itirazlarını tutanağa yazdırdığını, müvekkilinin davalı şirketin dava dışı ... ile kurucu ortağı olup halihazırda da ortaklığı devam ettiğini, 02.11.2021 tarihli genel kurulda toplantısında alınan tüm kararlar yoklukla malul olduğunu, zira 02.11.2021 tarihli genel kurulda Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.09.2020 tarih, ... e. ve ... k. sayılı hükmü davalı şirket tarafından aleni bir şekilde yok sayıldığını, 02.11.2021 tarihli toplantıda alınan kararlar bütünüyle yoklukla malul olup bu durum tarafımızca tutanağa da geçirilmiş ve muhalefet şerhlerinin de sunulduğunu, Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.09.2020 tarih, ... E., ... K. sayılı kararında "Davalı ... San. ve Tic.A.Ş'nin pay defterinde ... adına kayıtlı görünen %16,50 oranındaki payın müvekkilimize ait olduğunun tespiti ile müvekkilimiz adına kaydına" karar verildiğini, bu karar doğrultusunda müvekkili tarafından yolsuz kaydın düzeltilmesi için icra takibi de yapıldığını, icra takibinin gereği yerine getirilmediğini, söz konusu mahkeme kararı pay defterine ve diğer kayıtlara işlenmediğini, Yani aleni bir şekilde Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.09.2020 tarih, ... E., ...K. sayılı hükmü davalı şirket tarafından yok sayıldığını, ancak bu durumun hak sahipliği açısından durumu değiştirmediği, pay defterine kaydın açıklayıcı (kurucu değil) özelliği ve verilen kararın icrası için kesinleşmesine gerek bulunmaması karşısında mahkeme kararı ile birlikte toplantı tarihi itibariyle müvekkilimizin şirkette %50 pay sahibi olduğunun açık olduğunu belirterek, davalı şirketin 02.11.2021 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan tüm kararlar ile ilgili ihtiyati tedbir kararı verilerek talebimiz doğrultusunda icralarının geri bırakılmasına ve pay sahipliği bakımından müvekkilinin hak sahibi olduğu hisse oranının ve mahkeme kararlarının yok sayıldığı şirket yönetimine usul ve yasaya uygun bir şekilde yönetilebilmesi için kayyım atanmasına, dava dilekçeleri ve muhalefetleri doğrultusunda davalı şirketin 02.11.2021 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, aksi kanaat hâsıl olduğu takdirde, genel kurulda alınan (4) nolu karar dışındaki tüm kararların iptaline, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;huzurdaki dosyada atıf yapılan Bakırköy ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... e. ve ... k. sayılı ilamı hali hazırda istinaf incelemesinde olduğunu, işbu karar birçok farklı açıdan hukuken mesnetsiz olduğunu, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı ve 10.09.2020 tarihli işbu ilamı ile verilen karar usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasının usul ve yasaya uygun yeni bir hükmün kurulması gerekliliği ilgili dosyasına sunulan istinaf dilekçeleri kapsamında da detaylarıyla izah edildiğini, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E.sayılı dosyasında istinaf dilekçeleri kapsamında ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın hukuki geçerliliğine ve doğruluğuna halel getiren en önemli yönü yerel mahkeme kararında yer alan ve birbiriyle açıkça çelişen mahkeme beyanları olduğunu, İlk derece mahkemesince yapılmış olan inceleme uyuşmazlığı aydınlatmak konusunda oldukça yetersizdir ve bu sebeple ilk derece mahkemesince kurulan hüküm hukuki anlamda sağlıklı olmadığını, dolayısıyla bu şekilde kurulan ilk derece mahkemesi hükmünün huzurdaki dosyada davacı tarafından iddialarına dayanak olarak ileri sürülmesinin de sayın Mahkemeniz nezdinde bir anlam ve önemi olmamasının gerektiğini, bu kapsamda Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında uyuşmazlığın esası hakkında müvekkil şirket aleyhine karar vermiş olması huzurdaki dosyada hiçbir şekilde dikkate alınmamasını, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı ve 10.09.2020 tarihli ilamı ile, "...devrin geçerliliği için aranan yazılı olma koşulunu yerine getirildiği bir başka anlatımla taraflar arasında geçerli bir alacağın temliki sözleşmesi yapıldığının anlaşıldığını, anılan sözleşme ile davacı paylarını devretmeyi, alıcı ise kararlaştırılan tutarı davacıya ödemeyi kabul ettiğini, o halde anılan sözleşme davacının çıplak paylarının dava dışı alıcıya geçirilmesi bakımından geçerli ve yeterli olduğunu, davalı şirketin esas sözleşmesinde payların devri şirketin onayına tabi kılınmadığından TTK md. 494'ün burada uygulama imkanı olmadığını, bir başka ifade ile payların devri için şirket onayı gerekmediğinden payın mülkiyetin ve paydan doğan hakların davacıda kaldığı ileri sürülemeyeceğini, Bu noktada pay bedelinin ödenmemiş olmasının pay devrine etkisi sorgulanabilir olduğunu, yukarıda yapılan incelemelerde payı devralan dava dışı ... tarafından taahhüt edilen ivazın davacıya ödenmediği tespit edilmiş olmakla birlikte bu durum payın geçerli bir biçimde devredildiği olgusunu etkilemeyeceğini, dava konusu payların bedelinin ödenmemiş olması sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğini ancak payın devrini geçersiz kılmayacağını, bugün için gerek İsviçre doktrininde gerekse Türk doktrininde pay defterine kaydın bildirici etkiye sahip olduğu tartışmasız bir biçimde kabul edilmekte olduğunu, şirkete karşı nama yazılı payların sahibi pay defteri kayıtlarına göre tayin edildiğinden, usulüne uymasa da bir pay devrinin pay defterine kaydedilmiş olması, bu devrin yapıldığına ve şekil şartlarının yerine getirildiğine dair bir karine teşkil edeceğini, Pay defterine kayıt hakkın devri sonucunu doğurmayacağını, bilakis devrin yapılmış olmasını zorunlu kılacağını, diğer bir anlatımla, ortaklık vasfı pay defterine kayıt ile değil, geçerli bir devir sözleşmesi ile kazanılacağını, her ne kadar dava dışı ... davacıdan 11/07/2014 tarihli sözleşme ile çıplak payların mülkiyetini kazanılmış ise de şirket pay defterlerindeki mevcut kayıt geçersiz olduğundan şirkete karşı pay sahibi sıfatı hali hazırda davacıda olduğunu, bu açıklamalar ışığında TTK 499 uyarınca davalı ...'nın devir sözleşmesinden kaynaklı bedeli ödememiş olması ve devrin usulsüz olması nedeni ile pay sahipliği sıfatını kazanamadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, davalı ...'nin pay defterinde davalı ... adına kayıtlı görünen %16,50 oranındaki payın davacıya ait olduğunun tespiti ile pay defterinin davacı adına kaydına..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki ..., devir sözleşmesinden kaynaklı bedeli ödemiş olup pay sahipliği sıfatına hak kazandığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, kayyım atanması ile ihtiyati tedbir konulması ve alınan genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılması taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; 02.11.2021 tarihinde yapılan, ertelenen 2020 yılı kooperatif olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin, UYAP Bilişim Sistemi üzerinden gönderdiği 30.12.2025
tarihli dilekçesi ile davadan feragate, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığına dair bu kapsamda gerekli işlemlerin yapılması talebinde bulunduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin feragat nedeni ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Davalı vekilinin 30.12.2025
havale tarihli dilekçesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretini talep etmediği görüldü.
Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı olup feragatın geçerliliği için bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine veya davalının muvafakat etmesine gerek yoktur. Somut olayda, davacı vekilinin feragat ve tarafların yargılama gideri ile vekalet ücreti talepleri olmadığına dair beyanları nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 307-312. maddeleri gereğince, davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVACININ DAVASININ FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE,
2-Mahkememizce verilen 09/09/2022 tarihli arar karar ile davaya konu genel kurul karalarının yürütmesinin geriye bırakılması yönündeki tedbir ara kararının kaldırılmasına bu hususta şirkete ve İTSM'ye müzekkere yazılmasına,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 651,3-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmesine YER OLMADIĞINA,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde taraf yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 31/12/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır