T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1161 Esas
KARAR NO : 2024/536
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/12/2022
KARAR TARİHİ : 23/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket aralarındaki ticari iş ilişkisinden doğan 20.03.2020 tarihli bir protokol akdedildiğini, işbu protokol ''Hakem Kararı''' başlığı ile tanzim edilmiş, davalı şirket yetkilisi .... ile müvekkil şirket yetkilileri tarafından imzalandığını, yanı sıra protokol taraflar arasında ortak güven sahibi olan .... ile .... tarafından da imza altına alındığını, bu protokole göre Romanya'da Bükreş ve Braşov kentlerinde yapılan işlerden kaynaklanan ihtilaftan doğan 215.000,00 Euro(İki Yüz On Beş Bin Euro)'nun davalı tarafından müvekkil şirkete ödenmesi kararlaştırılmıştır. Ne var ki ilerleyen süreçlerde bu ödemenin bir kısmı farklı zamanlarda, farklı tutarlarda ödenmiş ise de 26.000,00 Euro (Yirmi Altı Bin Euro) ödenmediğini, ödenmeyen bu miktar için davalı aleyhine Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü .... E.sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını; davalı taraf haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmek sureti ile takibi durduğunu bu nedenle davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü .... E.sayılı dosyasındaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının takip miktarının 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yapılan protokoller gerereği 354.685,00.-TL ve 90.315,00.-TL toplamı net 445.000,00-TL olarak belirlenmiş ve davalı firma tarafından ödendiğini, işbu davaların dışında da yine davacı ve davalı firma aleyhine açılan ve derdest olan İstanbul Anadolu .... İş Mahkemesi ... E. ve Bakırköy .... İş Mahkemesi ... E. sayılı dosyalarında yargılama halen devam ettiğini işbu dosyalarında yapılacak olan değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini, firma aleyhine açılmış olan İstanbul Anadolu .... İş Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı dosyasında verilen karara karşı taraflarınca her ne kadar tehir-i icra talepli istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinafta ise de davacı tarafından İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, söz konusu dosya borcu nedeniyle müvekkil tarafından davacı ... ' e 47.553,18-TL ödeme yapıldığını, ayrıca başvurucu ... tarafından davacı ve müvekkil firma karşı taraf olarak gösterilerek arabuluculuğa müracaat edilmiş olup taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, dolayısıyla yapılacak olan incelemede işbu işçi tarafından da davacı ve müvekkili firma aleyhine dava açılabileceği hususunun dikkate alınması gerektiğini, protokoller ve müvekkili firma tarafından dosyalara yapılan ödemeler dikkate alınarak müvekkilin davacıya olan borcundan düşüldüğünde müvekkili firmanın davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı aksine dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile davacıdan alacağı bulunduğu açık bir şekilde anlaşılacağını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; İİK 67.madde kapsamında Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına konu protokolden kaynaklı alacağa dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının davalıdan takibe konu protokol sebebi ile davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, davalının savunmalarına göre ödeme yapıp yapmadığı, davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı ve davalının dava dışı dosyalarda yaptığı ödemelerin protokol kapsamında olup olmadığı bu ödemeler sebebi ile davalının davacıya olan borcundan düşürülüp düşürülmeyeceği savunmasının yerinde olup olmadığı davalının takibe itirazında haklı olup olmadığından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir.
Dosyaya delil olarak a) Dava dilekçesi ve ekleri, b) Hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı
arabuluculuk son tutanağı, c) T.C. Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra Dosyası, d) Tarafların Ticari Defterleri. Celb ve ibraz edilmiştir.
Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takip dosya UYAP sistemi üzerinden gönderilmiş olup, incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 27.788,66 EURO Toplam Alacak ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 13/04/2023 tarihli ön inceleme celsesinin (2) no'lu ara kararı uyarınca: davacının iddiası, icra dosyası ve tüm dosya kapsamına göre taraf şirketlerin defterleri incelenerek : küçükçekmece .... icra müdürlüğü .... esas sayılı icra takip dosyasından kaynaklanan davacının davalıdan takibe konu sebepten kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, alacaklı ise ne miktarda alacaklı olduğunun tespiti, işlemiş faizin faiz miktarının da tespiti için tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup bilirkişi raporunda özetle; ''.... arasındaki ticari ilişki neticesinde 20.03.2020 tarihli Hakem kararı ile davacının davalıdan 215.000,00 EURO alacaklı olduğuna karar verildiği, Davacı ve davalı ticari defterlerinde gerek 215.000,00 EURO, gerekse bu borca istinaden yapılan tahsilat/ödemelere ilişkin herhangi bir kayıt olmadığı, Davalı vekilinin cevap dilekçesinde en son 27.04.2022 tarihli protokol ile davacıya 20.000,00 EURO borçlu olduklarında mutabakat yapıldığını beyan ettiği, ancak davacının taraf olduğu işçilik alacaklarındaki müteselsil sorumluluğu nedeniyle ödemeler yaptığı ve bu nedenle davacıya borcu kalmadığını iddia ettiği, Davalı vekilinin sunduğu arabuluculuk sözleşmelerinde, bir kısmında davacının taraf olmadığı, davacının taraf olduğu arabuluculuk sözleşmelerinin tarihinin ise 27.04.2022 tarihli Protokolden önceki tarihler olduğu, bu nedenle 27.04.2022 tarihli protokolde belirlenen borçfalacak rakamında bu işçilik alacaklarının dikkate alındığının değerlendirildiği, diğer bir yönden ise davalı davacıya 20.000,00 EURO borcu kaldığını kabul etmekte, ancak takas mahsup talep etmektedir, davalının mahsubunu talep ettiği işçilik alacaklarından davacının sorumlu olup olmadığı ve varsa sorumluluğunun tespitinin çok detaylı tamamen başka bir dava konusu olduğu, çünkü söz konusu işçilerin davacı ... çalıştığı dönemlerden, mahkeme kararlarına kadar ayrıntılı bir inceleme yapılması gerektiği, kaldı ki yanlar arasında hakem kararından sonra çeşitli protokoller yapılarak bir kısım işçilik alacaklarının davacının alacaklı olduğu bedelden de mahsup edildiği, belirtilen nedenlerden dolayı davalının mahsup taleplerinin işbu davada tespitinin mümkün olmadığı, hal böyle olmakla birlikte davalının takas mahsup talebinin bu davaya konu edilip edilemeyeceğinin de Sayın Mahkemenizin takdirlerinde olduğu, Sayın mahkemenizce davacının alacaklı olduğuna kanaat edilmesi halinde, davacı tarafından takip öncesi işlemiş faiz talep edilmekle birlikte, dosya münderecatında takip öncesi davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir delil vasıtası görülmediği, yine ödeme vadesi konusunda bir delil vasıtası görülmediği bu nedenle takip öncesi işlemiş faiz hesabı yapılamadığı, takip sonrası talep edilen 963 faiz oranının ise, takip tarihindeki, 3095 Say. Kan. Gereği Kamu Banklarının 1 yıla kadar EURO mevduata fiilen uyguladığı faiz oranı olup, uygun olduğu, değişen oranlarda uygulanması gerekeceği,'' şeklindeki tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nin 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nin 187, 190 ve 200'üncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir.
İspatın konusu HMK.nin 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nin 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.
Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, icra dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
HMK. 219. maddesine (HUMK. 326) göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar HMK. 219. ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.
HMK 266.made kapsamında bilirkişi eliyle HMK 222.madde uyarınca resen tarafların defter ve kayıtlarının incelenmesi yoluyla uyuşmazlığın çözümü için bilirkişiye başvurulmuştur.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Dava konusu somut olayda; yanlar arasındaki ticari ilişki neticesinde 20.03.2020
tarihli “Hakem Kararı” başlıklı belge ile davacının davalıdan 215.000,00 EURO alacaklı
olduğuna karar verildiği, davacı tarafından işbu karardan sonra yapılan kısmi ödemeler
neticesinde davalıdan 26.000,00 EURO alacaklı olduğu iddia edildiği, alacağın tahsili için icra
takibi başlatıldığı, davalının takip konusu borca ve ferilerine itirazı neticesinde takibin
durduğu, davacı tarafından huzurdaki itirazın iptali davası açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlık konusu; huzurdaki davada uyuşmazlık konusunun davacının davalıdan alacaklı
olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususunda toplandığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, yanlar arasındaki ticari ilişki neticesinde düzenlenen 20.03.2020
tarihli Hakem Kararında verilen “.... firması ... firmasına 215.000,00 EURO nakden
ödeme yapacaktır” kararı neticesinde, davalının yaptığı kısmı ödemelerden sonra 26.000,00
EURO alacağı kaldığı iddiası ile huzurdaki dava konusu icra takibi başlatılmıştır. Hakem
kararında taraf şirket yetkililerinin isim ve imzası bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, yanlar arasında en son 27.04.2022 tarihli protokol
imzalandığını, protokolde ".... Firması ve .... Firmasının Bükreş ve Braşov' daki
ihtilaflı işleri ile alakalı düzenlenmiş olan 20.03.2020 tarihli hakem kararı gereği, ....
Firması tarafından ... Firmasına ödenmesi kararlaştırılan toplam 215.000,00 €’nun....
170.000,00 €’su tahsil edilmiştir .... Firması, kalan alacak tutarının 25.000,00 €'luk kısmı
bakımından .... Firması' nı ibra ettiğini, .... Firması'nın 25.000,00 €'luk borcunun
ortadan kalktığını gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt eder, Bu sebeple, yukarıda anılan
10.000,00 € tutarındaki ödeme yapıldıktan sonra ... Firmasının kalan alacak tutarı
20.000,00 € olacaktır, .... Firması kabul, beyan ve taahhüt eder ...." denildiğini, protokoller
gereği müvekkili firmanın davacı tarafa 20.000,00 Euro borcu kaldığını beyan etmiştir.
Ancak davalı vekili beyanlarının devamında; davacı ve davalının taraf olduğu işçilik alacak
davaları neticesinde davalının ödemeler yaptığını ve bu ödemelerin davacı alacağından mahsup
edilmesi neticesinde davacıya herhangi bir borçları kalmadığını iddia etmektedir.Ancak takas mahsup talep etmektedir, davalının mahsubunu talep ettiği
işçilik alacaklarından davacının sorumlu olup olmadığı ve varsa sorumluluğunun
tespitinin çok detaylı tamamen başka bir dava konusu olduğu, çünkü söz konusu
işçilerin davacı yanından çalıştığı dönemlerden, mahkeme kararlarına kadar ayrıntılı bir
inceleme yapılması gerektiği, kaldı ki yanlar arasında hakem kararından sonra çeşitli
protokoller yapılarak bir kısım işçilik alacaklarının davacının alacaklı olduğu bedelden
de mahsup edildiği, belirtilen nedenlerden dolayı davalının mahsup taleplerinin işbu
davada tespitinin mümkün olmadığı, hal böyle olmakla birlikte davalının takas mahsup
talebinin bu davaya konu edilemeyeceğinden davalının itirazları yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak davacının takipte alacaklı olduğu hususu davalının en son 27.04.2022
tarihli Protokol ile davacıya 20.000,00 EURO borçlu kaldıklarını ikrar ettiği, bu borca ilişkin
bir ödeme belgesi sunmaması nedeniyle, davacının davalıdan 20.000,00 EURO alacaklı
olduğu anlaşılmış olup davacının bakiye 6000 Euro alacak talebi bakımından ise davacı ispata yarar defter kanıt delil sunmamış olup dava dilekçesinde yemin delilime dayandığı anlaşılması üzerine yemin hakkı hatırlatılmış olup davacı vekilinin yemin deliline başvurmayacağına dair beyan dilekçesi sunduğu görümüştür.
Takipteki bakiye miktarı davacı ispat edemediğinden davanın kısmen kabulü ile; davalının Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 20.000,00 euro asıl alacak yönünden devamına, Davacının işlemiş faiz talebi yönünden ise 6098 sayılı TBK 117.maddeye göre temerrüt faizi talebi için taraflar arasında yazılı bir sözleşme, teamül haline gelmiş faiz uygulaması ve alacaklının borçluyu temerrüde düşürücü her hangi bir ihtarının bulunmadığı gözetildiğinden işlemiş faiz talep edemeyeciği anlaşılmış olup davacının işlemiş faiz ve davacının fazlaya ilişkin alacak ve işlemiş faiz talebinin reddine, hüküm altına alınan asıl alacağa takipteki faiz oranı talebi aşılmamak kaydıyla (20.000,00 euro) takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca devlet bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle takibin devamına, İcra İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi gereğince itirazın iptali davalarında borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için itirazında haksız ve alacağın likit olması zorunludur. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin öngörülebilir olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez. İtirazın iptali halinde alacaklının icra inkar tazminatı isteyebilmesi için gerek uygulamada, gerekse öğretide öngörülen alacaktaki “likit” yani muayyenlik ve belirlenebilirlik koşulu somut olayda protokolün davalı borçlu tarafından bilinebilir olduğu dikkate alınarak koşulların gerçekleştiği dikkate alınarak davalı icra inkar tazminatına mahkum edilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABULÜ ile;
-Davalının Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin 20.000,00 Euro asıl alacak yönünden DEVAMINA,
-Davacının fazlaya ilişkin alacak ve işlemiş faiz talebinin REDDİNE,
-Hüküm altına alınan asıl alacağa takipteki faiz oranı talebi aşılmamak kaydıyla (20.000,00 Euro) takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,
-Hükmedilen alacak kalemlerinden EURO'nun takip tarihindeki kur karşılığı dikkate alınarak hükmedilen alacağa %20 oranında icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine, hesaplanan 70.245,59 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 27.138,06-TL harçtan peşin alınan 6.982,59-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 20.155,47-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 1.122,76-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yatırılan 6.982,59-TL peşin harç ve 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 7.063,29-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 5.420,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.900,87-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 61.591,70-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 25.234,11-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/05/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır