T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1212 Esas
KARAR NO : 2025/1035
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/12/2022
KARAR TARİHİ : 26/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin merkezi İstanbul, üretim yeri Düzce ilinde olan laminat üretimi gerçekleştiren ve dünyanın birçok ülkesine ihracat yapan kurumsal bir şirket olduğunu, müvekkil şirketin 2018 yılında Fransa'da ticari faaliyet yürüten davalı şirkete dava dilekçesine eklenen fatura ve sair kayıtlarında da görüleceği üzere toplamda 84.498,31 Euro tutarında cari hesap alacağı olduğunu, davacı şirketin ürün satışı yaptığını ve taahhüt ettiği sürede teslim ettiğini, davalı şirket cari hesabın bir kısmını ödediğini ancak 84.498,31 Euro tutarlık kısmını ödemediğini, davalı şirket yetkilileri ile yapılan son görüşmelerde , bir kısım mali sorunlar yaşadıklarını ve borcu uygun zamanda ödeyeceklerini beyan ettiklerini, davacı şirketin de bu beyana güvenerek uzunca bir süre bu borcun ödenmesini beklemek durumunda kaldığını, uzunca bir süre borcun ödenmesini bekleyen davacı şirketin artık bir sonuç alamayacağını anlayınca arabulucuya müracaat ettiğini ve bu davayı açtığını beyanla 84.498,31 Euro'nun dava tarihinden itibaren uygulanacak ticari faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; 84.498,31- Euro tutarındaki alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Davacı taraf davalı ..... S.A.S şirketinden olan 84.498,31-Euro tutarındaki alacağının tahsili amacıyla bu davayı açmıştır.
Bilirkişi .... tarafından mahkememize 31/07/2024 sunulan raporda özetle: "Dava konusunun, davacının ürün satışından kaynaklı alacak talebinin yerinde olup olmadığı, davacının bakiye alacağı olup olmadığı, var ise miktarının tespiti hususlarına ilişkin olduğu, Davacının 6102 sayılı TTK m. 64/3 ve VUK m. 182'ye göre bilanço esasına tabi olduğu, Davacının dava konusu cari hesap ilişkisini kapsayan ticari defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu, ilgili yıl açılış ve kapanış e-defter beratlarının kanuni süresi içinde gönderildiği, envanter defteri açılışının zamanında yapıldığı, ticari defterlerinin HMK m.222 gereğince Davacı lehine delil takdirinin Sayın Mahkemenizde olduğu, Davalı tarafından dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda Davacının Davalıdan 84.498,31 Euro alacaklı olduğu, Davacı taraf 2018 yılı ticari defterlerinde alacağının, 31.12.2018 tarihi itibariyle 84.498,31 Euro karşılığı 509.355,81 TL olarak yer aldığı, Dava tarihi itibariyle 84.498,31 Euro karşılığının 1.686.611,62 TL olarak hesaplandığı, Davacı tarafından, dava tarihi itibariyle faiz talep edildiği, 3905 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca yabancı para borcunda uygulanacak faiz oranına göre faiz talep edilebileceği," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davalı şirketin Dış İlişkiler Avrupa Birliği yazı cevabı ekine göre şirketin 18/01/2018 tarihinde şirketler sicilinden silindiğine dair Adalet Bakanlığına yazı cevabı gönderildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın m. 114(1)-d hükmünde açıkça düzenlendiği üzere, dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Dava şartları davanın başlangıcından sonuna kadar bulunması gereken şartlarıdır. Eş deyişle dava açan ve davalı konumunda bulunan her gerçek ya da tüzel kişi bu davanın devamı ve hüküm kesinleşinceye kadar bu ehliyetini korumuş olmalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 588. maddesine göre limited şirketlerin tüzel kişilik kazanmaları ticaret siciline tescil edilmiş olmaları şartına bağlıdır. Şirketlerin tasfiye kapanışı yapılarak sicildeki kaydı silinmiş olsa bile tüzel kişiliğinin sona erdiğinin hukuki açıdan kabul edilebilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanmış olması gerekmekte olup derdest dava mevcut iken şirketin terkin edilmesi halinde tasfiye işlemlerinin eksiksiz bir şekilde tamamlandığından söz edilemeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2015 tarih ve 2015/1277 E., 2015/1886 K. sayılı ilamı).
Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Davada taraf olabilmek için, gerçek ya da tüzel kişi olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine karşılık gelir.
Gelen yazı cevabı ile şirket ticaret sicilinden silinmiş ( terkin edilmiş ) ise tüzel kişilik sona ermiştir. Tüzel kişinin, tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde, o tüzel kişinin taraf ( husumet ) ehliyeti de sona erer. Ancak, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin yeniden ihyası ile sicile kaydedilmesi halinde o tüzel kişi hakkında dava görülebilir. Davalının yurt dışı sicilde kaydının silindiği dikkate alındığında ihya imkanının olup olmadığının ilgili ülke mevzuatı uyarınca belirlenmesi gerektiğinden bu aşamada ihya bakımından süre verme imkanı olmadığı dikkate alınarak iş bu dava bakımından davanın açıldığı tarihi itibariyle davalının taraf ehliyetinin olmadığı dikkate alınarak taraf ehliyeti yokluğu nedenyile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın HMK 114/1-d bendi uyarınca Usulden REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 28.718,76-TL peşin harcın mahsubu ile artan 28.103,36-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2025
Başkan .....
Üye ....
e-imza
Üye ....
e-imza
Katip .....
e-imza