T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/400 Esas
KARAR NO : 2024/820 Karar
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/04/2022
KARAR TARİHİ : 17/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20.09.2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil firma ile davalı şirket arasında bir takım temizlik ve plastik ürünlerinin satımı konusunda anlaşma yapıldığını, davalı tarafın fatura düzenlediğini, davacı tarafın ödemeler yaptığını, en son 16.08.2021 tarihinde 20.600,0 EURO ödeme yapıldığını ancak davalı tarafından ürünlerin araca sığmaması gerekçesi ile 18.130,34 EURO proforma faturası düzenlendiğini ve aradaki 2.469,66 EURO farkın iade edileceğinin bildirildiğini, iade işlemi gerçekleşmediği gibi teslim edilen ürünlerinde kırık ve hatalı olduğunu, Ayıplı ürünlerin teslimi için 08.04.2021 tarihinde 5.831,66 EURO ve 01.09.2021 tarihinde 4.297,13 EURO kurumlar vergisi ödemek zorunda kaldıklarını, toplam zararlarının 44.850,00 EURO + 10.128,79 EURO olduğunu beyan ettiğini, açıklanan nedenlerle, ürün bedeli ve diğer belirtilen zararlarının tahsili amacıyla şimdilik 500,00 TL tutarın davalıdan tahsiline, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil ile davacı firma yapmış olduğu anlaşma gereği aslında sipariş edilen ürünlerin ihracatta teslim şekillerinden birisi olan fabrika teslimi (Ex Works) noktasında anlaştıklarını, ancak davacıların Türkiye'de lojistik işi yapan tanıdığının bulunmaması ve müvekkil firmadan yardım istemesi neticesinde taşıma firmasıyla görüşmek suretiyle CFR şeklinde ihracat gerçekleştiğini, Netice itibariyle müvekkilden söz konusu malların .... Hizmetleri A.Ş firması tarafından eksiksiz ve sağlam olarak teslim alındığını, Halkalı Gümrük Gar Müdürlüğünde beyannameler verildiğini ve Navlun bedelinin ödenerek siparişe konu mallar taşındığını, bu sırada da ürünler ve beyannameler arasında bir nispetsizlik/ayıp bulunmadığını, Davada verilecek karardan etkilenme ihtimali olan ve aynı zamanda lojistik sürecini yöneten .... Hizmetleri A.Ş'ne iş bu davanın ihbar edilmesi gerektiğini, kanunen yerine getirilmesi gerekli olan muayene ve ihbar yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmeyen alıcı ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamayacağını beyan ettiğini, arz ve izah edilen nedenlerle; .... Hizmetleri A.Ş'ye davanın ihbarını, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından 07/08/2023 tarihinde mahkememize sunulan raporda: "Ticari defter kayıtları bakımından, davacının yabacı şirket olması sebebi ile ticari defter sunmadığı, davalının ticari defterlerine göre 30.06.2022 tarihinde davacı tarafa 37.054,54 TL borçlu olduğu, bu borcunu ödeme veya sair şekilde değil sadece kayden kapattığı gözetildiğinde, davalının bir takım eksik teslimat veya sair şekilde davacı ... borçlu olduğu söylenebileceği, 2- Davacının satış ve taşımaya konu emtia bakımından zarar iddiasının sabit olmadığı, sunulan delillerin zararı ispat için yeterli olmadığı, 3- Lojistik ve taşıma süreci bakımından, taşıma sürecinde görevli dava dışı taşıyıcıya karşı tazminat sorumluluğunun gereği gibi işletilmediği, davalının eksik teslim veya hasar sebebi bir kusurlu eylem veya işleminin sabit olmadığı, davacının dayanak proforma faturalar arasında farka dayanarak zarar iddiasını ileri sürmesine karşın bunun zararı ispata yeterli olmayacağının değerlendirildiği," sonuç ve kanaatine varıldığını belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından 08/12/2023 tarihinde mahkememize sunulan ek raporda: "Ek görevlendirme kapsamı gözetilerek yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, davacı yanın taşıma sürecinde yükleme ve istifleme ile sabitlemelerden kaynaklı olması muhtemel zararın davalının sorumluluğunda olduğunu gereği gibi ortaya koyamadığı, CMR m.30 ve TTK m.23 hükümlerine uygun hasar bildirimi, ayıp ihbarı veya sair şekilde zarar tespiti yapılmadığı, bu nedenle KÖK rapor sonuç ve kanaatlerini değiştirecek yeni bir değerlendirme sonucu hasıl olmadığını, " sonuç ve kanaatine varıldığını belirtmişlerdir.
Davalı tanığı ... beyanında: "Ben davalı firmada 2 seneden beri çalışmaktayım. Ben depo sorumlusuyum, sevkiyat ile ilgilenmekteyim. Davacı firma davalıdan bir takım temizlik ürünleri ve plastik ürünler satın almıştır. Bu davacı şirketin sahibi .... ile bu malları birlikte yükledik, kendisi bu malların yüklenilmesi sırasında bizim depodaydı. Ben kendisine nasıl yüklenmesini istiyorlarsa o şekilde yapılacağını söyledim. Kendisi bana nasıl yüklenmesi gerektiğini tarif etti. O şekliyle eksiksiz olarak yükledik. Biz ürünleri yüklerken ürünlerde herhangi bir ayıp ve hata bulunmamaktaydı. Olsa zaten kendisi kabul etmezdi. Ürünleri biz ihracat konteynırına yüklemiştik. Ürünlerin yüklenimi bittikten sonra fotoğraflarını çektim. Her iki tarafa gönderdim. Sevk irsaliyesini düzenledim. Bizim şirketten çıktı. Bu iddia edilen hasara ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. Biz yüklediğimizde herhangi bir hasar yoktu. Nakliyeyi yapan başka bir firma vardı ancak ismini hatırlamıyorum. Lojistik bize ait değildir. Lojistik firmasını davalının bulup bulmadığını bilmiyorum. Genelde müşteriler bulup getirmektedir. Şehir içerisinde iç piyasada temin ettiğimiz malı satarız. Yurt dışına satılan mallarda lojistik firmasını müşteri ayarlar. Biz lojistik firmasını malı teslim ederiz. yükleme sırasında .... ürünleri kendisi kontrol etmiştir. Benim olaya dair bilgim ve görgüm bu kadardır," dedi.
Davalı Tanığı ... beyanında: "Ben 2019 yılı ile 2022 yılı Ekim ayı arasında davalı şirket bünyesinde pazarlamacı olarak çalıştım. Benim görevim almış olduğum siparişi depoya bildirmekten ibaretti. Davacı firma davalıdan bir takım temizlik ürünleri ve plastik ürünler satın almıştır. Bu davacı şirketin sahipleri olarak ... ve ... Bey'i bilmekteyim. Ben bu ikisi ile görüştüm, ben siparişi alıp satış birimine bildirmiş, proforma fatura düzenlendikten sonra depoya bildirimi yaptım. Ben depodan yüklenirken oradaydım, ürünler yüklenirken davacı şirket yetkilisi ... Bey oradaydı. Yükleme parsel olarak yapılmadı, yine paletli olarak yapılmadı. Yükleme kolilerin dökme yöntemi şekli ile konteynır'a yüklenmesi şeklinde yapıldı. Davacının yüklemenin şekline ilişkin bir talebi olup olmadığını bilmiyorum. Yükleme sırasında davacı şirket yetkilisine nasıl yüklenmesini istiyorlarsa bu husus soruldu. Yükleme sırasında herhangi bir ayıp, hata oluşmadı. Özellikle yükleme yapılırken şirketin diğer temsilcisi ...'a fotoğraflama ve video çekimi yapılarak gönderildi. Davacı şirket yetkililerinin herhangi bir itirazı olmadı hatta teşekkür ettiler. Nakliyeyi yapan başka bir firmaydı, ancak ismini hatırlamıyorum. Lojistik bizim firmaya ait değildi. Davacı taraf Lojistik firması bulmamızı bizden talep ettiler, bunun sebebi de kendilerinin yabancı olmaları, burayı bilmemeleri idi. Kendilerine lojistik firması ile ilgili alternatifli teklifler götürüldü. Kendileri bunun içerisinden seçim yaptılar. Lojistik firması ile davalı şirket arasında herhangi bir bağ yoktur, davalı şirket lojistik işi yapmıyor. Eğer müşterilerin kendi lojistik firması var ise anlaştığı lojistik firması bulunuyor ise bu firma taşımayı yapmaktadır. Yurt içine yapılan satışlarda genellikle alıcı firma lojistiği ayarlar. Yurt dışına yapılan mallarda lojistik firmaları ile çalışılır. Biz malları lojistik firmasına teslim ederiz. Yükleme sırasında davacı şirket yetkilisi ... Bey ürünleri kendisi kontrol etmiştir. Hatta kendisi yükleme alanında bulunmamakta idi ben kendisini yükleme alınana yönlendirdim. evkiyat süreci ile bilgiye sahibim. Malın Hollanda Gümrüğünde bekletildiğini bilmekteyim. Yanlış hatırlamıyorsam 3-4 gün bekletildi. Ardiye masrafı oluştu. Benim olaya dair bilgim ve görgüm bu kadardır," dedi.
Davacı vekili 27/02/2024 tarihli dilekçesiyle dava değerini ıslah etmiştir.
Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava; taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebinden ibarettir.
Davacı Mahkememize sunduğu dava dilekçesinde; ilk sipariş sonucunda davalıdan çeşitli ürünler aldığını, ürünlerin kırık ve hatalı olarak gönderildiğini, ikinci sipariş sonucunda ise yüklenen ürünlerin nakliye aracına sığmaması sonucunda bir kısmının gönderilmediğini ve taraflarınca fazla yapılan ödemenin davalı tarafından iade edileceğinin bildirildiğini, söz konusu farkın iade edilmediğini ve ayrıca ikinci siparişte de gönderilen ürünlerin kırık ve hatalı olarak gönderildiğini, satılan ürünlerin ayıplı olduğunu, ayıp ihbarının yapıldığını ancak davalı tarafından söz konusu sorunların giderilmediğini ve ayrıca kurumlar vergisi ödediğini bu yönden de zararının olduğunu beyan ve iddia etmiştir.
Davalı sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasında fabrika teslim olarak anlaşıldığını, davacı şirket yetkililerinin nakliye aracına ürünlerin yüklenmesi sırasında hazır bulunduğunu, yine nakliye firması ile CFR taşıma olarak anlaşıldığını, davalının taşımadan kaynaklı sorumluluğunun bulunmadığını, davalı tarafından ürünlerin teslim edildiğinde ayıpsız olduğunu, davalı tarafından ihbar ve muayene külfetinin süresinde yerine getirilmediğini ve ayrıca ayıp ihbarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafından ticari defterler kesin süresi içerisinde bilirkişi incelemesine sunulmamış olup, davalının ticari defterlerinin tasdik ve onaylarının yapıldığı, usulüne uygun olarak tutuldukları bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil niteliğinin olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından sunulan taraflar arasındaki cari hesap kayıtları incelendiğinde; en son 30.06.2022 tarihinde davalının davacıya 37.054,54-TL borcunun bulunduğu, söz konusu kaydın tek taraflı işlemle davalı tarafından kapatıldığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafından davalının teslim ettiği malların ayıplı olduğu iddia edilmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 23. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) bendi şu şekildedir:
"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."
6098 sayılı TBK'nın 223. Maddesinin 2. Fıkrası ise şu şekildedir:
"Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."
Bu bağlamda 6102 sayılı TTK'nın 23. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) bendi ve 6098 sayılı TBK'nın 223. Maddesinin 2. Fıkrası bir arada değerlendirildiğinde; davacı ve davalı şirketler arasındaki ticari iş yönünden davalıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olması halinde davalının ayıp yönünden inceleme ve gözden geçirme, ayıp bulunması halinde bildirimde bulunma yükümlülüğünün bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda davacının iddiaları değerlendirildiğinde; davacı tarafından dava dilekçesinde ilk olarak taraflar arasındaki 2021 yılı Mart ayındaki siparişlerin de davacıya ayıplı olarak teslim edildiği iddia edilmiş ise de söz konusu teslime ilişkin olarak davacının 6102 sayılı Kanun'un 3. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) bendi gereğince yasal süresi içerisinde inceleme ve ihbar külfetini yerine getirdiğine dair dosya kapsamına herhangi bir delil sunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından ürünlerin kırık olduğu iddia edilmiş olup, kırık ürünlerin ilk incelemede görülmesi gerektiği de izahtan varestedir. Bu bağlamda ilk sipariş yönünden uygulanması gereken hüküm 6098 sayılı TBK'nın 223. Maddesinin 2. Fıkrası olup, buna göre davacının ilgili ilk siparişteki ürünler yönünden inceleme ve ihbar külfetini usulüne uygun olarak yerine getirmediği anlaşılmakla kanun gereği satılanı kabul ettiği değerlendirilmiştir.
Bu bağlamda davacının iddialarına konu olan taraflar arasındaki ilk siparişe ilişkin davacının tazminat iddialarının yerinde ve usulüne uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamındaki iddialara göre lojistik ve taşıma süreci ile ilgili olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davacının taşıma süreci sonunda uluslararası lojistik süreçlerine ilişkin olarak malları teslim alırken zararını ispata yönelik gerekli inceleme ve hasar tespitlerini yaptırmadığı ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği yukarıda da belirtildiği üzere davacının 6098 sayılı TBK ve 6102 sayılı TTK'dan kaynaklı hasar ve ayıp yönünden inceleme ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmediği dolayısıyla gerekli mükellefiyetleri usul ve yasaya uygun şekilde yerine getirmeyen davacının kanundan kaynaklanan seçimlik haklarını kullanamayacağı sabit görülmüştür.
Bu bağlamda davacının davalıya karşı taraflar arasındaki alım - satım ilişkisinden kaynaklandığı iddia edilen zararlarının tazminine yönelik iddialarını ve davacının sorumluluğu ile davacı ile zararlar arasındaki illiyet bağını ispat edemediği değerlendirilmiştir.
Davalının ticari defterine göre taraflar arasındaki alım - satım ilişkisinden kaynaklı olarak davalının davacıya 37.054,54-TL borçlu olduğu usulüne uygun olarak tutulmuş davalının ticari defterleri ile ispat edilmiş olup, davalının ticari defterlerinin davalı aleyhine de delil oluşturacağı değerlendirilmiş, davalı tarafından 37.054,54-TL'nin tek taraflı kayıt işlemiyle herhangi bir dayanağı olmadan kapatıldığı, bu suretle davacının davalıdan 37.054,54-TL alacaklı olduğu davalının ticari defterleri neticesinde anlaşılmıştır.
Bu bağlamda davacı tarafından yapılan ıslah neticesine göre davanın 37.054,54-TL yönünden kısmen kabulüne, 37.054,54-TL'nin 500,00-TL'sine dava tarihinden, kalan miktarına ıslah tarihi olan 08.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre hesaplanacak faiz oranı ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
Buna göre; 37.054,54-TL'nin 500,00-TL'si yönünden dava tarihinden, kalan kısım için ıslah tarihi olan 08.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre hesaplanacak faiz oranı ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 2,531,19 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 80,70-TL peşin harc ile 6.355,08-TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 3.904,59-TL harcın DAVACIYA İADESİNE
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında %9,83'ü olan 153,38-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 1.406,62-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-Davacı tarafça sarf edilen toplam 2.611,89-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan olmak üzere toplam 12.440,00-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren %9,83'ü olan 1.223,16-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafından yapılan olmak üzere toplam 770,00-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren %90,17'si olan 694,28-TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davalı üzerinde BIRAKILMASINA,-
6-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17,900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 52.970,37-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
9-Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davalı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza