T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/92 Esas
KARAR NO : 2025/114
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/01/2022
KARAR TARİHİ : 28/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararları alınarak icra takipleri başlatıldığını ve 26.01.2021 tarihinde müvekkili şirketin ... Mah. .... Cad.No.36/A Esenler/ İSTANBUL adresine gelindiğini ve her iki müvekkili yönünden de haciz işlemlerine başlatıldığını, müvekkilden haciz baskısı ve tehdidi ile korku anında borca ilişkin beyanlar alındığını ve müvekkillerine ait taşınır tüm mallara ve müvekkiline ait araca haciz konulduğunu ve araç yakalanarak yediemin deposuna götürüldüğünü, bunun üzerine müvekkilinin yılların esnafı olarak haciz ve eşraf halka rezil olma korkusu ile alacaklı ile anlaşmayı kabul ettiğini ve esasında borcu olmayan bir tutar üzerinden alacaklıyla anlaşma yoluna gittiğini ve bir protokol imzalandığını, haciz tehdidi ve baskısı altında ödenen paranın istirdadına ilişkin olarak işbu davayı açma zorunluluğu tarafımızca hasıl olduğunu, Müvekkil ... inşaat işiyle uğraşan ve uzun yıllardır ticaret yapan bir kişi olduğunu, Kurmuş olduğu .... İnşaat firması ile bulunduğu semtte uzun yıllarca tanınmış ve birçok işe imza attığını, bununla da yetinmemiş ve .... Belediyesi'nde encümen olarak görev yaptığını, yılların birikimi ile kurmuş olduğu firmasına bir de nalbur dükkanı ekleyerek davalının hacze gelmiş olduğu .... Mah. .... Cad.No.36/A Esenler/ İSTANBUL adresinde ticari hayatına devam ettiğini, ticari itibarına ve kariyerine uzun yıllarca dikkat eden ve piyasaya en ufak bir borç dahi bırakmayan müvekkilinin bu tavrı ile büyük bir üne sahip olduğunu, hacze gelinen gün müvekkilinin iş yerinde çocukları ile birlikte iken bir anda haciz arabaları, polis araçları ve çekiciyi karşısında gördüğünü, daha olayın ne olduğunu anlamadan kapıda bulunan .... plakalı araç polis ve çekici eşliğinde müvekkilinin dükkanının önünden alınarak yediemin deposuna götürüldüğünü, bunun üzerinde davalı vekilinin talebi üzerine müvekkilinin dükkanı içerisinde haciz işlemine başlandığını ve Bakırköy .... İcra Dairesi .... E., Bakırköy .... İcra ... E., Bakırköy .... İcra ... E., Bakırköy .... İcra Dairesi .... E. Sayılı dosyalar kapsamında toplam 2.100.000 TL (İki Milyon Yüz Bin Türk Lirası) civarında müvekkilinin davalıya borçlu olduğunu bunun dayanağı olarak da davalının elinde senetler ve dekontlar olduğundan bahsedilerek haciz işlemi yapılacağını ve borcun ödenmemesi halinde tüm taşınır malların muhafaza altına alınacağı söylenerek müvekkilinin baskı altına alındığını ve tehdit edildiğini, Tüm bu olaylar esnasında polis ve haciz araçları kapıda olduğundan çevre eşraf tarafından müvekkilinin dükkanı dolmuş ve etrafta insanlar toplanmaya başlandığını, ayrıca müvekkilinin tüm banka hesaplarına da haciz konulduğunu ve alacaklı olduğu kurumlara da haciz müzekkeresi yazılarak müvekkilinin ticari hayatı azami derecede sekteye uğratıldığını, tüm hayatını ticarete ve dükkanına harcayan müvekkilinin bu durum karşısında ticari itibarını korumak ve insanlarda kötü bir intiba uyandırmamak adına davalı ile anlaşacağını söylemiş ve haciz tutanağına bu husus geçirildiğini, kesinlikle bu beyan haciz baskısı ve tehdidi altında verilmiş bir beyan olup müvekkilinin şahsi iradesini yansıtmadığını, müvekkilinin o anki korku ve baskıdan kurtulmak amacıyla bu yönde bir beyanda bulunduğunu, esasında müvekkilinin davalıya bu tutarda bir borcu bulunmadığını ileri sürerek, İşbu davamızın kabulüne, Davalının mal kaçırma ihtimali göz önüne alındığında davalının tüm malları üzerine dava değerince teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, dava boyunca davalının mal kaçırma ihtimalinin çok yüksek olduğu düşünelerek müvekkilinin alacağının teminat altına alınabilmesi adına davalıya ait taşınır mallar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkilinin davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, müvekkili tarafından haciz baskısı ve tehdidi altında ödenen (Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik) 500.000TL'nin (Beş Yüz Bin TL) ödeme tarihi olan 15.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan istirdadına, tüm icra süreci boyunca kötü niyetle hareket eden davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar aleyhine ihtiyati haciz alınarak ani bir baskın ile haciz tehdidine maruz bırakıldığı algısı oluşturulduğunu, bu baskı altında davacıların ödeme yaptığı iddia edildiğini, Oysa ki gerçekte durumun çok farklı olduğunu, davalı davacılardan olan alacağının ödenmesi için davacılar ile müteaddit defalar görüştüğünü ancak sürekli olarak davacılar tarafından oyalandığını, davalı alacağının tahsili için avukat aracılığıyla hukuki işlem başlatmak için taraflarına başvurduklarını davalının alacağının tahsili için direkt olarak ihtiyati haciz işlemi başlatılmamış öncelikle davacıların ödeme niyeti olması halinde yasal işlem masraflarına da maruz kalmamaları uyuşmazlığın yargılama ve yasal işlem olmaksızın çözülebilmesi için davacılara gönderilen Bakırköy .... Noterliği'nin 31.12.2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalıya olan borçlarının ödenmesi aksi halde yasal işlem başlatılacağı ihtar edildiğini davacılar yasal işlem başlatılmadan önce ödeme yapmaları hususunda uyarıldığını, davacılara icra takibine maruz kalmadan ödeme yapmak için fırsat verildiğini, buna rağmen davacılar tarafından herhangi bir ihtar olmaksızın ani bir şekilde ihtiyati haciz alınmış ve davacılar haciz baskısına maruz bırakılmış gibi durumun lanse edilmesinin doğru olmadığını, gönderilen ihtarname sonrasında davacıların ödeme yapması beklenirken davacılar tarafından keşide edilen Beyoğlu .... Noterliği 11.01.2021 tarih ve .... yevmiye sayılı ihtarname ile borç inkar edildiği gibi davalı hakkında yasal işlem başlatılacağına dair de uyarıda bulunulduğunu, davacı tarafça borç inkarına ve hukuki tehditlere devam edildiğini bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; istirdat talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafından alındığı iddia edilen haksız ihtiyati haciz kararlarından kaynaklı davacının haciz baskısı ve tehdidi altında ödemiş olduğu şimdilik 500.000,00-TL'nin davalıdan istirdadı istemine ilişkin olduğu mahkememizce tespit edilmiştir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-Bakırköy .... İcra Dairesine,
b-Bakırköy .... İcra Dairesine,
c-İstanbul Ticaret Odasına müzekkereler yazılmıştır.
4- Mahkememiz ön inceleme duruşması ile tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının istirdada konu herhangi bir alacağı olup olmadığı, alacağın varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş bilirkişi raporunda özetle; ''Davacılar tarafından, dava konusu senetlerden kaynaklanan borçları ödediklerini ya da senetlerin teminat amacıyla verildiği, projenin gerçekleşip gerçekleşmemesine bağlı olmaksızın her halükarda iade edileceğinin yazılı belgeyle ispatlanmamıştır. Tam aksine, taraflar arasında yapılan sözleşme ile davacıların senetlerden kaynaklanan borçları kabul ettikleri ve taksitler halinde ödedikleri anlaşılmaktadır. Bu bakımdan davacıların alacak iddiasının yerinde olmadığı kanaatindeyiz. Her ne kadar davacılar tarafından imzalanan ödeme protokolünün haciz baskısı alında imzalandığı bu nedenle geçersiz sayılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu protokolden önce davacılara ihtarnameler gönderilerek borcun ödenmesinin talep edilmiş olması, ihtarname tarihleri ile haciz işlemleri arasında önemli bir sürenin geçmiş olması, bu sürede borçlu olmadığını düşünen basiretli bir tacirin mahkemeye başvurmak suretiyle gerekli teminatları yatırma ve haciz işlemlerini tedbiren durdurma imkanının bulunması, protokolde ödemelerin taksitlere bağlanmış olması, somut olayda bu yönteme başvurulmasına gerek duyulmaması, davacıların uzun bir süreçte taksitleri ödemek suretiyle borcu sonlandırmaları, davacıların taahhüt etmiş oldukları taşınmazı devretme ve projeyi gerçekleştirerek kar payını ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemeleri, davalı tarafından davacılara bir takım ödemeler yapılması gibi hususlar birlikte; davacıların anılan iddialarının da yersiz olduğu kanaatindeyiz. bilirkişi kurulumuzca, davacının iddialarının ispata muhtaç olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır ''şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda yeni bilirkişi heyeti tarafından daha önceki bilirkişi raporu ve tarafların itirazları irdelenerek rapor düzenlenmesinin istenilmiş olup bilirkişi ek raporunda özetle; ''Davalıların protokol imzalamak ve protokole uygun olarak ödemeler yapmak suretiyle dava konusu borçları kabul ettikleri, bu nedenle bilirkişi kurulumuzun kök rapordaki görüşünün değişmediği, Bununla birlikte, yine de İmzalanan protokolün haciz baskısıyla imzalandığı dolayısıyla geçersiz olduğu yönündeki iddianın nihai takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu'' şeklinde ek tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişler, taraf vekillerinin itirazları üzerine yeniden ek rapor aldırılmasına karar verilmesi ile kanaatlerinin değişmediğine ilişkin raporlarını mahkememize ibraz etmişlerdir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Dava taraflar arasındaki ilişki sebebiyle istirdat istemine yöneliktir. Davacı dava dilekçesinde ilk olarak taraflar arasında taşınmaz alım satımına yönelik bir ilişkinin kurulduğunu, bu ilişkinin teminatı olarak davacı tarafından davalıya 255.000,00-TL bedelli Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen senedin verildiğini, sonrasında taraflar arasındaki ilişkinin başka bir taşınmaza yönelik inşaat sözleşmesinde ortaklığa dönüştüğünü, ilgili ortaklık kapsamında taraflar arasındaki ilk taşınmaz alım satımına yönelik ilişkideki davacı tarafından davalıya satılan taşınmazın davalı tarafından ortaklığa sermaye olarak ortaya konulduğunu bu sebeple devrinin davalıya yapılmadığını ve ortaklık sermayesi olarak kabul edildiğini tarafların bu hususta anlaştığını, ilgili dairenin ortaklıkta davalı sermayesi adına 310.000,00-TL olarak sayıldığını ve davacı tarafından bu şekilde geri alınmış olduğunu, sermaye için gerekli 350.000,00-TL'nin davalı tarafından ayrıca davacıya nakit olarak gönderilmesi hususunda anlaşıldığını, ilk taşınmaz alım satımına yönelik senedin bu suretle bedelsiz kaldığını, davalının ortaklık sermayesi adına ortaya koyduğu 660.000,00-TL için teminat olmak üzere davacı tarafından davalıya yeni bir senet verildiğini bu senedin davalı tarafından takip başlatılan Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında takibe konu edilen senet olduğunu, davalı tarafından ortaklık kapsamında kalan sermaye olarak gönderilen nakit paraların ise davalı tarafından Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden ve Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası üzerinden takibe konulduğunu ve toplam 460.000,00-TL asıl alacak talep edildiğini, dosyaların hepsinin haciz baskısı altında tahsil edildiğini, ortaklığa konu inşaat sözleşmesinin toprak sahipleri nedeniyle gerçekleştirilemediğini, senetler içerisindeki alacakların ve nakit olarak ortaklık sermayesi için gönderilen paraların zaten 660.000,00-TL'lik senet borcu içerisinde bulunduğunu, davalı tarafından yapılan haciz işlemleri nedeniyle gerçek borçtan fazla ödeme yapıldığını, fazla ödenen bedelin istirdatına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki taşınmaz alım satım sözleşmesine yönelik taşınmazın davalıya devredilmediğini, ortaklık sözleşmesi kapsamında davalı payına düşen taşınmazların veya taşınmaz bedellerinin parasının da ödenmediği, ayrıca davacılara borç olarak gönderilen nakit paraların da ödenmediğini bu sebeple senetler ve borç olarak gönderilen paralar için icra takibi yapıldığını, aradan geçen süreler gözetildiğinde davacının haciz baskısı altında bir borç ödemesinin söz konusu olmadığını, tarafların konuşup anlaşarak protokol yaptıklarını ve protokol kapsamında borcun tahsil edilerek icra dosyalarının kapatıldığını, protokolde belirlenen borçtan fazla bir ödemenin olmadığını, protokolde belirlenen borç ödenip icra dosyaları kapandıktan sonra açılan davanın kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından sunulan 02.02.2021 tarihli protokol davacılar tarafından inkar edilmemiş olup, ilgili protokol incelendiğinde; protokolün taraflar arasındaki 255.000,00-Tutarlı kambiyo senedinin takibe konu edildiği Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... Esas, taraflar arasındaki 660.000,00-TL tutarlı senedin takibe konu edildiği Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası, Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ve Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra takip dosyasının tasfiyesi için düzenlendiğinin taraflarca kabul edildiği, davacıların toplam taksitler ile 1.550.000,00-TL ödemeyi kabul ettiği ve icra dosyalarının kapatılması hususunda tarafların anlaştıkları, davacılar tarafından toplam ödemenin yapıldığı, davalı tarafından da icra dosyalarının kapatıldığı, yine delil olarak sunulan ibraname incelendiğinde tarafların protokol kapsamında birbirlerini ibra ettikleri anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un borç ilişkilerinin sona ermesini düzenleyen bölümünde yenileme başlıklı 133. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 133- Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur."
İlgili hüküm incelendiğinde; tarafların mevcut borç ilişkilerini yeni bir borç ile yenilemeleri eski borçları sona erdirecek olup, taraflar arasındaki ilişki yenilenen borca göre incelenecektir. Bu kapsamda taraflar arasındaki 02.02.2021 tarihli protokol bir yenileme sözleşmesi niteliğinde olup davacı tarafından davaya konu edilen icra takip dosyaları yönünden taraflar protokol düzenleyerek borcu yenilemiş ve yeni bir tasfiye ilişkisi doğmuştur. Bu sebeple davacı tarafından öne sürülen taraflar arasındaki icra dosyalarındaki temel borç ilişkileri 6098 sayılı Kanun'un 133. Maddesi kapsamında incelenemeyecek temel ilişki kapsamında borcun fazla ya da eksik belirlendiği, fazla ödeme yapıldığı ya da eksik ödeme yapıldığı gözetilemeyecektir. Taraflar arasındaki ilişkinin yenileme sözleşmesinde düzenlenen hükümler kapsamında değerlendirilmesi zaruridir.
Taraflar arasındaki 02.02.2021 tarihli protokol hükümlerinin yerine getirildiği davacılar tarafından protokol kapsamında beyan ve ikrar edilen borcun ödendiği anlaşılmakta olup, tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettikleri yine taraflar arasındaki ibra sözleşmesinden anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un ibraya ilişkin 132. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 132- Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir."
İlgili hükümden görülebileceği üzere ibra sonucunda karşılıklık borç ve yükümlülükler ortadan kaldırılmakta olup, sonrasında taraflar arasındaki temel ilişkiye ve yenileme öncesindeki borç ilişkisine dönülerek talepte bulunulamayacaktır. Zira ibra ile taraflar arasındaki alacak borç ilişkisi tamamen tasfiye edilmekte olup, karşılıklı ibra ile tarafların borç ve yükümlülükleri sona ermektedir.
Bu bağlamda tarafların kabulünde olan 02.02.2021 tarihli protokol ve tarafların karşılıklı birbirlerini ibra ettikleri ibra sözleşmesi gözetildiğinde taraflar arasındaki ilk ilişkilerden kaynaklı borçların yenileme sözleşmesi ile yeni bir borç ilişkisine evrildiği, yenileme sözleşmesi kapsamında taraflar arasındaki yeni borç alacak ilişkisinde davacıların kabul ve ikrar ettiği borçları ödedikleri, sonrasında tarafların birbirlerini ibra ettikleri anlaşılmakta olup, yenileme sözleşmesi öncesindeki ilişkilere yönelik olarak sonradan dava açılarak fazla ödeme talebinde bulunulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Davacının 02.10.2009 tarihli bankaya başvurusu üzerine borç ikrarı sözleşmesi imzalayıp, 36 taksitle ödeme protokolü yaptığı anlaşıldığından, bu şekilde borcu kabulünün davacıyı bağlayacağı ve daha sonra menfi tespit/istirdat davası açma hakkı olmayacağı gözetilerek davanın reddi gerekirken, eksik inceleme ile düzenlenen yetersiz bilirkişi rapuoruna göre yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takip kesinleştikten sonra ki aşamada borcu kabul ile tasfiyesi amacıyla protokol düzenlendiği, takip kesinleştikten sonra ki aşamada cebri icra tehdidinin varlığı kabul edilemeyeceği,davacının borç tasfiye protokolünde kabul ettiği borcu ödediği anlaşılmakla, fazla ödeme yaptığı iddiası ile açtığı menfi tespit (istirdat) davası dinlenemez.(Yargıtay kapatılan 19 HD nin 2012/9835-17762 esas/karar sayılı 26.11.2012 tarihli ,2006/9718 esas, 2007/2987 karar sayılı 27.3.2007 tarihli ,2015/2398-13766 2.11.2015 tarihli ,2015/12359-14960 esas/karar sayılı 17.11.2015 tarihli ilamları )Davacı vekili; ipotekli takibin varlığı nedeniyle cebri icra tehdidi altında olduğunu ileri sürmekte ise de; ihtiyati haciz aşaması geçildiğinden ipotekli takibin varlığı ve kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidinin varlığı kabul edilemeyeceğinden aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle; davacının takip kesinleştikten sonra ki evre de borcu protokol ile kabul ederek protokole göre borcu ödediği belirlenmekle, fazla ödeme yaptığını ileri süremeyeceğinden istirdat davasının reddine ilişkin hükümde isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine (Yargıtay HGK'nin 2024/11-254 esas, 2024/ 374 karar 10.7.2024 tarihli ilamı gereği) karar verilmiştir."
Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 8.538,75-TL harcın mahsubu ile artan 7.923,35-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 79.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza