T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/960 Esas
KARAR NO : 2024/423
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/10/2022
KARAR TARİHİ : 29/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yetkilisinin uzun yıllar davalı şirket bünyesinde çalışmış olduğunu, sonrasında ise ayrılarak kendi madeni yağ satış firmasını kurduğunu, bunun üzerine taraflar arasında müvekkili şirketin davalının bayisi ve marmara distrübütörü olması yönünde şifahi anlaşma yapılmış olduğunu ve davalının sahibi olduğu .... markası İstanbul .... Noterliğinin 15/11/2018 tarihli .... yevmiye nolu marka devir sözleşmesi ile müvekkili şirket tarafından devralındığını, böylece davalı söz konusu marka adı altında anahtar teslim fason üretim yaptığını, müvekkilinin ise bu ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, ticari ilişki nedeniyle müvekkili şirket tarafından davalıya ait banka hesabına farklı tarihlerde parça parça olmakla birlikte toplam 230.000-USD tutarında nakit teminat yatırdığını, zaman içinde davalı üretim daralması yaşadığını ve müvekkiline vaad ettiği fason malların üretimini sağlayamadığını, bunun üzerine davalı tarafından üretime devam edilemeceği elektronik posta ile bildirilerek fason üretim ve distrübütörlük yönünde taraflar arasında mevcut şifahi sözleşme ilişkisi davalı tarafça sona erdirildiğini, o süretçe müvekkili şirketçe sipariş verilmediği halde davalı tarafından fazladan üretilmiş olan ürünlerin dahi ücretlerin müvekkilinden talep edilmiş olduğunu, tutarların müvekkili tarafından davalıya ödendiğini, müvekkilinin davalıya borçlu olduğu bir tutar var ise bu tutarın ödeme günkü kur üzerinden USD'ye çevrilerek teminattan düşülmesi ve bakiyenin iadesinin talep edildiğini, ancak davalı müvekkilinin teminatın iadesi yönündeki talebini karşılamadığını, müvekkili şirketin hesaplarına göre davalıya 715.569,98-TL borçlu olduğu tutarın ödeme günkü kur üzerinden USD 'ye çevrilerek teminat tutarı olan 230.000-USD 'den düşülmesi, bakiyenin ise iadesinin talep edildiğini, davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasına yapılan itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ücreti vekaletin ve yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin yetkili icra müdürlüğünde başlatılmadığını, Davacı vekili sayın mahkemeye sunmamış olsa da; taraflar arasında imzalı "MADENİ YAĞ BAYİLİK SÖZLEŞMESİ" bulunduğunu, söz konusu sözleşmenin XVI nolu maddesinde sözleşmeden kaynaklı ihtilafın çözümünde İstanbul Mahkeme ve İcra Daireleri yetkili kılındığını, mahkemece icra dairesinin yetkisine itirazın resen değerlendirilmeli ve yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmadığı için dava reddedilmesi gerektiğini, bilindiği üzere; tacirler arasında yapılan yetki anlaşmaları kesin yetki sonucunu doğuracağını, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, davacının aksi durumda dahi alacağını yabancı para cinsinden talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, alacağın yargılamayı gerektirdiği için likid olmadığını, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu, davacıya alacağı olmadığı yasal olarak bildirildiği için davacı aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki yetki sözleşmesi uyarınca; icra takibinin yetkili icra dairesinde açılmamış olması ve icra dairesinin yetkisine itirazda bulunulmuş olması nedeni ile geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili İstanbul Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini,^davanın esastan reddine, davacının icra inkar tazminatı taleplerinin reddine, davacı aleyhine %20'de az olmamak üzere kötüniyet tazminatı hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesini talep etmiştir.
Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin, davalı şirket aleyhine 20.000-USD alacağının tahsili, asıl alacağa işleyecek yıllık %15,75 oranında ve değişen oranlarda reeskont avans faizi - fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden , vekalet ücreti ve icra masraflarının birlikte tahsili için icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde itiraz ettiğini belirterek takibin durmasına sebebiyet verdiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına, karar verilmiş olmakla, bilirkişi Mali Müşavir ...'in 17/01/2024 tarihli raporunda özetle; Her ne kadar taraf yasal defterlerinin mutabakatsız olduğu tespit edilmekle beraber,
davalının hatalı kayıtları değerlendirme dışı tutulduğunda, her iki taraf yasal
defterlerinin, birbiriyle 3,39.TL farkla uyumlu olduğu, davacının, davalıya olan
borcunun (715.569,98.TL), talebiyle bağlı kalınarak ve icra takip tarihinde USD
karşılığının 48.723,97.USD olduğu dikkate alınarak, 230.000,00.USD tutarındaki
teminat alacağından düşüldüğünde, davalıdan 181.276,03.USD tutarında alacaklı
duruma geldiği ve dolayısıyla davacının, haklı olduğuna ve Bakırköy .... İcra Dairesi
... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali halinde, Takip talebi sonrası, faiz
talebine ilişkin; takip talebinden (05.04.2022) dava tarihine (26.10.2022) kadar geçen
(204) gün için %15,75 oranında, reeskont avans faizi, 15.957,26.USD tutarının ödeme
günündeki Türk Lirası karşılığı olabileceği, davacının, talep ettiği icra inkar
tazminatının kabulü halinde, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu Kanunu 67.maddesine göre;
36.255,21.USD (181.276,03.TL X %20) tutarının ödeme günündeki Türk Lirası
karşılığı olabileceği,
diğer yandan, davalının cevap dilekçesinde, davacının, cari hesaptan kaynaklı
164.917,20.USD, stok finansmanı için 23.632,99.USD, depolama bedeli için
8.333,05.USD, 2017-2020 dönemleri arasındaki vade farkı için 154.799,82.USD olmak
üzere davalıya toplam 351.683,06.USD tutarında borçlu olduğuna ve bu tutardan
davacının 230.000,00.USD tutarındaki teminat alacağı düşüldüğünde, davalının
davacıdan 121.683,06.USD tutarında alacaklı duruma geçtiğine yönelik itirazına ilişkin,
alacağının somut bilge ve belgelerle mahkemenize sunulması sonrasında bir
değerlendirme yapılabileceği sonuç ve kanaatlerine varıldığı bildirilmiştir.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının davalıya teminat olarak verdiğini iddia ettiği bedelin davalıdan tahsili şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319).
Dava dosyamızda ispat yükü, taraflar arasında sözlü anlaşma neticesinde alım satımların yapıldığını, bu ticari ilişkinin teminatı için davacı tarafça davalıya bir miktar bedel ödendiği ve teminatın davalıdan tahsili şartlarının oluştuğunu iddia eden davacı üzerinde olup taraf iddia ve savunmaları bu muvaceheye göre değerlendirilmiştir.
Davacının davalıya 230.000,00 USD'yi teminat olarak gönderdiği hususu ihtilafsızdır. Zira davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu ve kendisince keşide edilen 22.10.2020 tarihli, İstanbul .... Noterliği aracılığıyla keşide edilen ihtarnamede davacıdan bu bedelin teminat olarak alındığı hususunun kabul edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça alınan bu teminatın davacıya iade etmeme gerekçelerinin yerinde olup olmadığı hususu tespit edilmelidir. Davalı tarafça her ne kadar taraflar arasında akdedildiği iddia edilen bayilik sözleşmesi hükümlerinin olaya uygulanması gerektiği savunulmuşsa da, cevap dilekçesi ekindeki bayilik sözleşmesinin incelenmesi neticesinde, söz konusu bayilik sözleşmesinin konusunun davalının "..." ve "..." markası altında piyasaya arz edilen markalara ait yağlar olduğu, davacının dayanağının ise marka devir sözleşmesi ile davalıdan devralınan "...." markasına ait madeni yağlar olduğu, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi dışında ayrıca başkaca ticari alım satım ilişkisinin bulunduğu, olayımıza davalının bahsettiği sözleşmenin uygulanabilirliğinin bulunmadığı anlaşıldığından bu savunma ve bu savunma nedeniyle sunulan usuli itirazlar yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında alım satıma ilişkin sözlü bir anlaşma olduğu, bu anlaşmaya binaen davacı tarafça 230.000,00 USD teminat verildiği anlaşılmaktadır. Bu aşamadan sonra taraf defterlerinin incelenerek, yapılan münferit anlaşmalar nedeniyle davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı var ise bunun yatırılan teminattan mahsubu gerektiği açıktır. Bu nedenle mahkememizce taraf defterleri inceletilerek rapor alınmış, alınan rapora göre, davacının takip tarihi itibariyle davalıya 715.566,57 TL borçlu olduğu, davalının ise takip tarihi itibariyle davacından 960.487,44 TL alacaklı olduğu fakat davalının ticari defterlerinde 244.917,48 TL'nin dayanağının bulunmaması nedeniyle davalının 715.569,96 TL davacıdan alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Yine ayrıca davalının stok finansman bedeli, depolama bedeli ve vade farkı alacağı nedeniyle toplamda 351.683,06 USD davacıdan alacaklı olduğuna dair kayıtların da dayanağının bulunmadığı, bu alacakları ispata yarar yeterli delil sunamadığı dikkate alındığında taraf defterlerinin uyuştuğu asgari miktar olan 715.566,57 TL miktar üzerinden davacının davalıya borçlu olduğu anlaşılmıştır. Tespit edilen 715.566,57 TL'nin, davacının teminat olarak yatırdığı 230.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki ulaşacağı değerden mahsubu neticesinde davacının davalıdan hala alacaklı olduğu, bakiye alacağın icra takibine konu alacaktan daha fazla olduğu, alacağın likit olduğu dikkate alınarak dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜ İLE;
-Davalının aleyhine yapılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE,
-Takibin aynen DEVAMINA,
-Asıl alacağa davacının takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihinde kamu bankaları nezdinde USD cinsinden açılmış kısa vadeli hesaplara uygunlanan en yüksek faizin İŞLETİLMESİNE,
-Asıl alacağın %20'sine tekabül eden 4.000,00-USD icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 25.387,41-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 4.873,38-TL harcın mahsubu ile bakiye 20.514,03-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.322,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 57.747,50-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından ödenen 80,70-TL başvurma harcı, 4.873,38-TL peşin harç, 4.228,25-TL tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.182,33-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Gider avansından artan olur ise karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza