T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/985 Esas
KARAR NO : 2025/134
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 02/11/2022
KARAR TARİHİ : 04/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı sigortan şirket tarafından .... nolu ... Paket Sigorta Poliçesi ile sigorta edilen ve sigortalı .... Gıda Sanayi ve ticaret A.Ş ye ait işyeri 04.05.2021 tarihinde su basması sonucu hasar gördüğü tespit edildiği belirtilmiştir. Sigortalı işyerinde meydana gelen hasardan ve zarardan gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve gereken bakımları yaptırmayan davalı yöneticiliğin sorumlu olduğu ve işyerindeki hasarı sızan sulardan kaynaklandığı tutanaklar, fotoğraflar, ekspertiz raporu ve diğer delil ile sabit olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu olay nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu; sigortalıya ait işyerinde 207.945,60.-TL hasar tespit edilmiştir. Tespit edilen hasar bedeli olan 207.945,60.-TL hasar tazminatı davalı sigorta şirketi tarafından 07.09.2021 tarihinde sigortalısına ödenmiştir. Kasko tazminatını ödeyen davacı sigorta şirketi, sigortalısının hukukuna halef olduğundan bu kanuni halefiyete dayanarak dava açılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.207.945,60.-TL tazminatın ödeme tarihi olan 07.09.2021 tarihinden işleyecek yasal faizi, yargılama gideri avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın öncelikle husumet yönünden reddini, esas yönünden ise davacı tarafından dilekçe ekinde sunmuş olduğu davalı toplu yapı yöneticiliği operasyon müdürü ve su basması sebebiyle çağrılan vidanjör operatörünün tutmuş olduğu tutanaklar incelendiğinde ; su basması şikayeti alındıktan sonra iş yerine giden ekipler zemin kat tavanlarının buharlaştığını, yüksek sıcaklıkta su ve yağ karışımı olduğunu gördüklerini daha büyük bir zarar meydana gelmemesi için iş yeri suyun kesildiğini ardından vidanjör çağrılarak suyun tahliyesine başlandığını ancak vidanjör ile suyun boşaltılamaması sebebiyle gider hattının tıkalı olduğu fark edilmiş ve gider kuka yardımı ile açılmış ve bu şekilde tahliye edilmesi sağlandığını, davacı yanın sunduğu raporun incelenmesinde olaydan 6 gün sonra 10.05.2021 tarihinde inceleme yapmış ve suyun sıcak olmadığına ve de lağım kokusu olduğunu iddia etmiştir. Yaklaşık bir hafta gibi bir sürede suyun soğuyacağı ve de yağ ve içeride ki diğer malzemelerle karışmış olan suyun kokacağı gerçeğini kaçırmıştır. Sıcak su sebebiyle oluşan terlemeleri de iş yerinin uzun süredir kapanmasına bağlamıştır. Ayıca pandemi sebebiyle kapanma olmasına rağmen olay anında içeriye giren başka şahıslardan bahsetmektedir. Davacı taraf hazırlanmış olan bu ekspertiz raporuna dayanarak hasar bedelini hukuka aykırı şekilde davalıdan tazmin etmek istemektedir. Kaldı ki; davacı tarafın sigortalısına ait iş yeri gideri doğrudan en yakın rögara bağlanmıştır. Bu bağlantı toplu yapı alanı ortak alanı dışında kalmaktadır. Mahkemeniz tarafından yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu iddiaların mesnetsiz olduğu ortaya çıkacaktır. Haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına ilişkin karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun görevli mahkemeye ilişkin düzenlemesi şu şekildedir:
"Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir.
"
Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı sigorta şirketi, sigorta poliçesi ile sigortalıya ait taşınmazda meydana gelen hasarın kendisi tarafından karşılanması sonucunda, bu hasar bedelinin davalıdan tazminini talep ettiği; bu haliyle davacı tarafın davalıya rücu hakkının doğduğunun ve zarar görenin haklarına halef olunduğunun iddia edildiği, halefiyet ilkesi gereği halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı, velhasıl dava dışı şahsın ne hakkı varsa bunların davacı şirkete geçmesiyle davacı şirketin de hukuken dava dışı kişi yerine geçtiği, halefiyete bağlı açılan davalarda görev hususunun davacının haklarına halef olduğu kişi ile davalı arasındaki ilişki baz alınarak değerlendirileceği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından davalıya yönelik öne sürülen iddialar incelendiğinde; davacının iddialarının toplu yapı yönetiminin bakım ve onarım yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı sigortalısının iş yerini su bastığını ve zararın doğduğunu iddia ettiği anlaşılmakta olup uyuşmazlığın kat mülkiyetin kanunundan ve ilgili yapının yönetimi ile yönetimin görev ve yükümlülüklerin yerine getirilip getirmediğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince kat mülkiyeti kanununun uygulanmasından kaynaklı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevli olup, tarafların tacir olması mahkemenin görevini bertaraf edemeyecektir. Yine davacı ile davalı arasındaki sigorta ilişkisinin de, bu dava yönünden önemi bulunmamaktadır. Zira bu konudaki görev hususu kanunun açık hükmüne dayanmakta olup, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da dikkate alınarak uyuşmazlığın çözümünde Kat Mülkiyeti Kanunu uygulanacağından, görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BÜYÜKÇEKMECE NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okundu usulen anlatıldı. 04/02/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza