T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1045 Esas
KARAR NO : 2024/354
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/06/2022
KARAR TARİHİ : 03/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı ... ile müvekkili firma arasında Fuar’ın .... tarihleri arasında gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığını, buna rağmen, Fuar’ın açılmasına yaklaşık 10 gün kala, .... tarihinde Fuar’ın Mayıs 2022’ye ertelendiğinin bildirildiğini ancak; davalı .... .... tarihlerinde gıda fuarı ile .... tarihleri arasında ..... fuarı ve yine zamanında .... gibi sektörel fuarların düzenlenmiş olduğunu, davalı ... pandemi nedeni ile erteleme gerekçesinin dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca fuarların pandemi nedeniyle ertelenmesinde karar mercii olan T.O.B.B’nin de bu yönde bir kararı veya tavsiyesi olmadığını, fuarın kararlaştırılan tarihte gerçekleştirilmemesi sebebiyle müvekkili firma nezdinde yüksek boyutlarda maddi zarar ve kâr kaybı meydana geldiğini, anılan sebeplerle .... tarihleri arasında yapılması kararlaştırılan Fuar'ın davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle gerçekleştirilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin sözleşmeden döndüğünü bildirir ve davalı tarafa fuarın gerçekleştirilmesi için ödenen stant bedeli olan 22.853,63 TL bedelin iadesi talepli Bursa .... Noterliği'nin 12.10.2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, söz konusu bedelin müvekkili firmaya iadesi için davalı tarafın telefonla arandığını, ihtarname gönderildiğini ve neticede davalı tarafın ödeme yapılacağını, tutarın iade edileceğini bildirildiğini ancak tutarın hiçbir zaman müvekkili firmaya iade edilmediğini, bedelin iadesi için Bursa .... İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyası ile takibe girişildiğini ancak davalı tarafın takibe haksız olarak ve herhangi bir gerekçe göstermeksizin itiraz ederek durmasına sebebiyet verdiğini, 29.03.2022 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, yapılan müzakereler sonucunda 28.04.2022 tarihinde anlaşmaya varılamadığını, müvekkilinin para alacağının kesin olduğunu, oluşan duruma göre ödemenin yapılacağı yerin alacaklının ikametinin bulunduğu yer olduğunun kabul edilmesinin gerektiğini ve müvekkili firmanın yerleşim yeri Bursa olduğundan davalı ... icra takibine yaptığı yetki itirazının reddi gerektiğini, davalının icra takibine yaptığı itirazda sözleşmedeki imzaya itiraz etmemesi ve ödenen bedelin iadesi talep edildiğinde yazılı olarak bedelin ödeneceğinin söylenmesi hususları düşünüldüğünde ispat tamamlanmış olduğundan ihtiyati haciz talep ettiklerini belirterek; bahsedilen nedenler ve mahkemece resen göz önüne alınacak nedenlerden; davalı ... adına kayıtlı olan taşınır ve taşınmaz mallarla 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına dava değeri kadar ihtiyati haciz konulmasına, davalı ... Bursa .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibine karşı yapmış olduğu yetki itirazının reddi ile Bursa İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğuna, davalı ... Bursa .... İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı icra takibine karşı yapmış olduğu borca itirazın iptaline ve ilgili takibin fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla 22.853,63 TL asıl alacak miktarı üzerinden devamına, davalı ..., takip tutarının (davaya konu tutarla sınırlı olarak ve davaya konu alacak hakkının likit olduğu hususu göz önünde bulundurularak) %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında .... tarihleri arasında düzenlenecek .... Fuarı (....) için "Fuar Katılım Sözleşmesi" akdedildiğini, COVİD-19 salgını nedeniyle fuarın ileri bir tarihe ertelendiğini, sözleşmede yer alan hükümler gereğince müvekkili şirketin, fuarı haklı gerekçelerle erteleme hakkına sahip olduğunu, yapılan erteleme ile, katılımcıların haklarının aynen korunacak olması, aynı şartlarda fuarın gerçekleştirilecek olması nedeniyle fuar katılım bedelinin iade edilemeyeceği hususunun da kararlaştırıldığını, davacı tarafından ödemelerin yapıldığına ilişkin iddialarına itiraz ettiklerini, bu kapsamda ilgili banka kayıtlarının celbi gerektiğini, davalı şirket ile yapılan Fuar Katılım Sözleşmesinin 32. Maddesinde; "Her türlü uyuşmazlık durumunda Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir" hükmünün yer aldığını, bu nedenle dosyanın yetkisizlik kararı verilerek Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin pandemi nedeniyle devlet tarafından alınan kararlar ve yayınlanan genelgeler nedeni ile fuarı ertelemek zorunda kaldığını, belirlenen tarihte yurt dışından misafirlerin pandemi nedeniyle katılamayacak olmaları nedeniyle fuar katılımcıları tarafından ertlenmesinin talep edildiğini, Fuarın sanki keyfe keder nedenlerle yapılmadığını ve bu durumdan müvekkili şirketin bir menfaati varmış gibi lanse edip müvekkili şirkete kusur ve kötüniyet hamledilmesinin mümkün olmadığını, bu hususta mahkemenin taraflar arasındaki menfaatler dengesini göz önünde bulundurması gerektiğini, müvekkili şirketin, fuarın tarihini değiştirme hakkı bulunduğunu, fuar tarihinin değiştirilmesinin katılımcılara sözleşmeyi fesih ve ödenen bedelin iadesi hakkı vermediğini, müvekkili şirketin katılımcılardan aldığı ücretler ile fuar organizasyonu harcamaları yaptığını, personelini çalıştırdığını, maaşlarını verdiğini, istihdam sağladığını, devlete vergilerini ödediğini, bütün bu gerçeklik dikkate alındığında verilen hukuka aykırı karar ile müvekkili şirket müvekkilin iradesi dışında doğan, bir mücbir sebep olan pandemi süreci nedeni fuarın ertelendiğini, taraflar arasında menfaatler dengesinin dikkate alınması ve ahde vefa ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, müvekkili şirketin yerleşim yerinin belli olup ticari faaliyetlerine devam ettiğini, mal kaçırma durumu söz konusu olmadığını, davacı ... söz konusu iddialarını ispat eder nitelikte hiçbir delil ortaya koyamadığını işbu talebin reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak; anılan tüm bu nedenlerle; dosyanın yetkili mahkeme olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, haksız ve mesnetsiz olan ihtiyati haciz talebinin reddine, haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun huzurdaki davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafından davanın Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasında açılmış olduğu; Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/08/2022 tarih ... E. ... K. Sayılı ilamı ile davalının yetki itirazının kabul edilerek taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 32. Maddesi gereğince yetkili ve görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verildiği; davacı vekilinin talebi üzerine dosyanın Mahkememize gönderildiği, davanın Mahkememizin ... Esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; taraflar arasında imzalanan fuar katılım sözleşmesi gereğince ödenen fuar katılım bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsiline ilişkin olarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Uyuşmazlığın; sözleşme kapsamında belirtilen tarihte fuarın ertelenmesi nedeniyle davacı tarafça yapılan ödemenin iadesi gerekip gerekmediği, sözleşmeden dönme şartlarının oluşup oluşmadığı, icra takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Bursa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiş olmakla incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine sözleşmedeki yükümlülüğün yerine getirilmediğinden bahisle sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği ödenen paranın iadesi borç sebebi gösterilerek 22.853,63-TL asıl alacak, 285,67-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.139,30-TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalı vekilinin itiraz dilekçesi ile müvekkilinin adresinin Sarıyer/İstanbul olması sebebiyle İstanbul İcra Müdürlüğünün yetkili olduğundan bahisle yetkiye ve borca itiraz ettiği görülmüştür.
KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin ... Esas 10/02/2023 tarih ve .... Sayılı kararı ile;
"...Somut olayda; davacının dava konusu takibe konu ettiği alacağın, sözleşmeden dönme nedeniyle verilen bedelin iadesine ilişkin olduğu, dönme ile sözleşme ilişkisi baştan itibaren ortadan kalktığı, bu nedenle davacının varlığını iddia ettiği takip ve dava konusu alacağın sözleşmeden doğduğunun kabul edilemeyeceği, HMK'nun 10 maddesinde düzenlenen özel yetki kuralının, dolayısıyla TBK'nun 89. maddesinin somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığı, TBK'nun 125/2 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığının, davacının borçlu temerrüdü nedeniyle dönme hakkını kullanıp kullanamayacağı yapılacak yargılama sonucunda tespit edileceğinden, davacının iddia ettiği alacağın sözleşmeye dayalı bulunmadığı, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan takipte yetkili icra dairesinin genel yetki kuralına göre belirlenmesi gerektiği, İİK'nun 50 maddesi atfı ile HMK'nun 6 maddesi uyarınca yetkili icra dairesinin davalı/takip borçlusunun ikametgahı olan İstanbul icra daireleri olduğu, takibin ise davacının ikametgahı olan Bursa İcra Dairesi'nde başlatıldığı, itirazın iptali davalarında, usulüne uygun bir takibin mevcudiyeti, dolayısıyla takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması özel dava şartı olup, davalı/takip borçlusu tarafından yasal süre içerisinde sunulan borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de itiraz edildiği" gerekçesiyle davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/2 fıkrası gereğince icra dairesinin yetkisizliği nedeni ile özel dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 fıkrası gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen 10/02/2023 tarihli kararı, davacı vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesi'nin ... Esas 21/09/2023 tarih ve... Sayılı kararı ile:
"...Mahkemece, davacının dava konusu takibe konu ettiği alacağın, sözleşmeden dönme nedeniyle verilen bedelin iadesine ilişkin olduğu, dönme ile sözleşme ilişkisi baştan itibaren ortadan kalktığı, bu nedenle davacının varlığını iddia ettiği takip ve dava konusu alacağın sözleşmeden doğduğunun kabul edilemeyeceği, HMK'nun 10 maddesinde düzenlenen özel yetki kuralının, dolayısıyla TBK'nun 89. maddesinin somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığına karar verilmiş olup davacı sözleşmeden dönme talebi TBK 138. Maddesine dayandığı anlaşılmıştır. TBK 138. TBK’nın 138. maddesi ile getirilen "Aşırı ifa güçlüğü" başlıklı yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen bir düzenlemedir. "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan maddede belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar (1) sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, (2) bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması yine (3)bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve (4) borçlunun, borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkı bulunmaktadır. ( Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 27/06/2019 tarih 2019/2379 E. 2019/7997 K. Sayılı ilamı). Görüldüğü üzere TBK 138. Maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü, bir yokluk hali olmadığı, taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi kurulduğu, sonradan öngörülmeyen durumların gerçekleşmesi ile TBK 138. Maddesindeki şartların gerçekleşmesi sadece sözleşmesinin sonucuna yani tarafların hak ve borçlarına ilişkin olduğu, dolayısıyla sözleşme ilişkisinden kaynaklanan işbu davada HMK'nun 10 maddesi ile TBK 89. Maddesinde düzenlenen özel yetki kuralların tatbiki gerekmektedir.
Ancak, sözlemede hüküm bulunması durumunda HMK 17. Maddesinin uygulama imkanı olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Dosyaya ibraz edilen 33 maddelik sözleşme şartlarının bulunduğu sözleşmenin ikinci nüshasında her türlü uyuşmazlık durumunda Bakırköy Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ise de fuar katılım ve taraf bilgileri ile ödemeye ilişkin kısımların düzenlendiği sözleşmenin ilk sayfasında davacı tarafın imzasının bulunduğu, ancak yetki anlaşmasının da bulunduğu 33 maddelik sözleşme şartlarının düzenlendiği fuar katılım sözleşmesinin üzerinde sadece davalı şirketin kaşesinin ve imzasının bulunduğu görülmekle yetki anlaşmasında bulunduğu sözleşme şartlarının düzenlendiği ikinci nüshanın taraflarca imzalanmış aslı yada onaylı suretinin ikmali için dairemizce geri çevirme kararı verilmiş ise de davacı vekilinin mahkemeye sunmuş olduğu beyan dilekçesinde, yetki şartlarını havi sözleşmenin müvekkili tarafından imzalanmış bir nüshası bulunmadığından talep edilen sözleşmenin aslı yahut suretini sunma imkanlarının olmadığını beyan etmiş olmakla taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi olmadığı anlaşılmıştır.
O halde, sözleşmeye dayalı ödenen bedelin iadesi amacıyla başlatılan itirazın iptali davasında alacağın tahsili için yetkili icra dairesi İİK'nın 50. maddesinin yollamasıyla HMK'nun 6. Maddesi uyarınca davalının, 10 maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yerin TBK'nın 89. Maddesi uyarınca davacının adresinin bulunduğu icra daireleri yetkilidir. Bu itibarla davalının ticari yerleşim yerinin bulunduğu Bursa ili içerisindeki Bursa İcra Müdürlüklerin'de yetkili olduğu, takibin davacının yerleşim yerinin bulunduğu yetkili Bursa İcra Daireleri'nde takibin başlatıldığı gözetildiğinde mahkemenin kararı hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, mahkemenin işin esasına girerek bir karar vermesi gerekirken yetkili icra dairesinde takip yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararı verilmesi hatalı olduğu " gerekçesiyle mahkememiz kararının HMK'nin 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
TETSİAD'dan; davacı şirketin ... üyesi olup olmadığına ilişkin kayıtlar ile .... ile .... A.Ş. arasında 25.04.2019 tarihinde imzalanan ''06.12.2005 Tarihli Protokol'e Ek Protokol No:8''[''Protokol No:8''] adlı sözleşmenin örneği ile 06/12/2005 tarihli protokolün bir örneği celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
... Bankası A.Ş.'den; 17/05/2019 tarihli ve 2.300,00-TL tutarlı dekontun onaylı bir sureti celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
... Bankası A.Ş.'den; 06/02/2020 tarihli ve 553,63-TL tutarlı dekontun onaylı bir sureti ile ... seri nolu çekin ibraz ve ödeme bilgileri celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Dava kapsamında delil olarak sunulan sözleşmenin 2. Maddesinde: "Fuar Katılım Sözleşmesini imzalayarak, iş bu Formda belirtilen DÜZENLEYİCİ'nin ... merkezinde ( kısaca ...) organize ettiği sergi veya fuara katılmayı kabul eden KATILIMCI, bu imzadan sonra, fuara katılmayı reddetse dahi KATILIMCI'nın maddi ve manevi yükümlülükleri devam eder. KATILIMCI, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, KATILIMCI'nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb hususlarda, DÜZENLEYİCİ'nin sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri ( Fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder. Bu durum sözleşmenin fesih sebebi değildir, KATILIMCl'nın ücret ödeme yükümlülüğü devam eder, KATILIMCI, ancak DÜZENLEYİCİ'nin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahiptir. DÜZENLEYİCİ, fuardan 3 gün öncesine kadar hiçbir sebep göstermeksizin yazılı bildirimde bulunarak Sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir ve KATILIMCI’yı fuardan çıkarabilir. DÜZENLEYİCİ, Fuar katılım bedelini fesih/çıkarma/fuar iptali bildirimlerinden itibaren 30 (otuz) gün içinde KATILIMCI'ya iade eder. Sözleşmenin bu şekilde feshi, Fuardan çıkarma ve Fuarın kısmen veya tamamen iptali durumunda KATILIMCI, fuar katılım bedelinden başka masraf, gecikme faizi ya da zarar ziyan adıyla bir talepte bulunma hakkına sahip olmadığını önceden beyan, kabul ve taahhüt eder." düzenlemesi yer almaktadır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 136. Maddesinin 2. Fıkrasında; " Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır." düzenlemesi yer almaktadır.
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ...... esas ve ...... karar sayılı kararında; "...tarafların iradelerini etkileyip sözleşmeyi yapmalarına neden olan şartlar daha sonra çok önemli surette, çarpıcı ve öngörülmez bir biçimde adaletsizliğe yol açan olayların gerçekleşmesi ile değişmişse taraflar artık o akitle bağlı tutulamazlar. Değişen bu koşullar karşısında TMK 2. Maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesi zorunluluğu doğar."
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 138. Maddesinde; "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir." düzenlemesi yer almaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 ve ..... Esas, ...... Karar sayılı ilamı; "Kurulmuş bir sözleşmede sonradan ortaya çıkan bazı olgular nedeniyle değişiklik yapılabilmesi, bugün çağdaş tüm hukuk sistemlerinde kabul edilen, beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramının koşullarının gerçekleşmiş olması hâlinde mümkün görülmektedir. Bu kuramın, borçlunun şartları ne olursa olsun mutlaka akde sadık kalmasını zorunlu gören, bir bakıma artık eskimiş olarak nitelendirilebilecek ahde vefa veya pacta sunt servanda kuramını sınırlamak için konulduğu benimsenmektedir.
Beklenmeyen hâl kuramı, şöyle açıklanmaktadır: “Akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse taraflar akitle bağlı olmamalıdır. Buna “clausula rebus sic stantibus” (beklenmeyen hâl şartı) denmektedir. Bu görüş öğretide “emprevizyon teorisi” adıyla anılmaktadır. Öğretide, sözleşmenin, yapıldığı andaki durumun değişmeyeceği şeklindeki bir zımni kabul ile yapıldığı, aynen uygulanmasının taraflarca bu zımni şarta bağlı tutulduğu varsayılmaktadır (Tekinay, S.S./Akman, S./Burcuoğlu, H./Altop, A.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 7.Bası,İstanbul 1993, s.1005).
Akitlerin ifasını şartların değişmemesine bağlayan fikir (clasula rebus sic stantibus) gerçeğe tam olarak uygun değilse de, ahde vefa prensibine kesin ve sıkı sıkıya bağlılığında her zaman adil olmadığı görülmektedir. Bugün İsviçre-Türk hukukunda çoğunlukla dayanılan esas, uyuşmazlıklara dürüstlük kuralı uyarınca çözüm bulunmasıdır (Oğuzman, K.: Borçlar Hukuku Dersleri,Cilt 1, 4.Bası, İstanbul 1987, s.123; Serozan, R.: Borçlar Hukuku, Genel Bölüm, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme 3.Cilt, İstanbul 1994, s.164; Kaplan, İ.: Hakimin Sözleşmeye Müdahalesi, Ankara 1987, s.112; Burcuoğlu, H.: Hukukta Beklenmeyen Hal ve Uyarlama, İstanbul 1995, s.4; İsviçre Hukuku için Bkz. Eugen Bucher, Schweizer Isch’es Obligationenrecbt Allgemeiner Teil, 2.Bası, Zürich 1988, s.385 vd. Henri Deschenaux, Le Titre Preliminaire Du Code Civil,Fribourg 1969, s.183)." şeklindedir.
Yapılan yargılama, iddia, savunma, taraflar arasında akdedilen Fuar Katılım Sözleşmesi, sunulan ve toplanan deliller, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin .. Esas 21/09/2023 tarih ve ... Sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında ... tarihlerinde düzenlenecek olan .... (....) Fuarına ilişkin fuar katılım sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşme kapsamında KDV ve damga vergisi dahil 22.853,63-TL sözleşme bedeli belirlendiği, davacının 30/11/2019 keşide tarihli ve bedeli tahsil edilen 20.000,00-TL bedelli çek ve 17/05/2019 tarihinde 2.300,00-TL, 06/02/2020 tarihinde 553,63-TL EFT ile toplam davalı şirkete 22.853,63-TL ödeme yaptığı, ancak koronavirüs(covid-19) salgını nedeniyle tüm ülke genelinde yetkili makamlarca tedbirler alındığı, bu kapsamda fuarcılık faaliyetlerinin durdurulması üzerine ... tarihinde yapılması planlanan dava konusu ... Fuarının ertelendiği, davalı tarafın süresinde cevap dilekçesi ibraz etmekle, fuarın iptal edilmediğini sektör temsilcileri ile mutabık kalınarak fuarın .... tarihine ertelendiğini ve de sözleşmenin 2.maddesi uyarınca fuar tarihini değiştirme hakkı olduğunu savunduğu, davalı tarafça sunulan Fuar Sonuç raporuna göre fuarın ertelendiği ... tarihinde de yapılmadığı, İstanbul ilinde yapılacağı belirtilen fuarın .... tarihinde .... Fuar ve Kongre Merkezinde gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında sözleşme serbestisi ilkesi gereğince akdedilen sözleşmeden kaynaklı edimini davacının yerine getirdiği ancak davalının covid-19 pandemi sebebi ile edimini yerine getirmediği, her ne kadar davalı tarafça sözleşmenin 2.maddesi uyarınca fuar katılım tarihinde değişiklik yapma hakkına sahip olduğu savunulmuş ise de bu maddenin sözleşmenin ifası-ifa imkansızlığı-mücbir sebep konuları ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan dengenin sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabileceği, bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmanın adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratacağı açık olduğundan, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede davalı ... fuar tarihini değiştirme/yeniden düzenlenme imkanı sağlanmış ise de, mevcut durum şartları değerlendirildiğinde küresel salgın sebebi ile öngörülemeyen dış bir olayın meydana gelmesi olgusunun gerçekleştiği, ayrıca sözleşmenin aynı koşullarla ifası mümkün bulunmadığına göre ve fuar tarihine ve yerine ilişkin ertelemelerin de davacı tarafça kabul edilmediği dikkate alınarak, kaldı ki davacıyı sözleşmeyle bağlı tutmanın mümkün ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmakla; davacının haklı nedenlere binaen sözleşmenin feshiyle birlikte ödediği bedeli davacıdan sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca talep etme hakkı bulunduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davanın KABULÜ ile,
1-Davalının Bursa ..... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 22.853,63-TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullar ile DEVAMINA,
2-İcra takibine konu alacağın davalı tarafından bilinebilir, hesaplanabilir ve likit olması sebebiyle itirazın iptaline konu asıl alacak miktarının %20'si oranında (4.570,72-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 1.561,13 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 274,59 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 115,70 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 1.170,84 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 274,59 TL peşin harç, 115,70 TL icra dosyasına yatırılan peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 470,99 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta kayıtlı bulunan 1.087,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; miktar itibariyle KESİN olmak üzere davacı vekilinin huzurda, davalı vekilinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/04/2024
Katip ...
Hakim ...