T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1063 Esas
KARAR NO : 2024/323
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/09/2018
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 28/09/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle, davalı tarafın müvekkili hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibinde bulunulduğunu, takip dayanağı olarak 30/12/2011 vade tarihli 18.000 USD ve 30/01/2012 vade tarihli 500 USD bedelli ve 30/01/2012 vade tarihli 18.000 USD bedelli 3 adet bonoya dayanıldığını, 36.000 USD asıl alacak için 14.881,86 USD işlemiş faiz ve Amerikan doları için %11,75 avans faizinin talep edildiğini, Borçlar Kanunu ve tüm yasal mevzuat karşısında bu şekilde işlemiş faiz ve faiz oranı talebinin yasal olmadığını, takibe esas bononun metinlerinde de belirtildiği üzere mal karşılığı verildiğini, ancak davalı alacaklının edimini yerine getirmeyip malları teslim etmediğini ve kötü niyetli olarak bedelsiz kalan senetleri icra takibine konu ettiğini, davalı alacaklının tacir olup tüm ticari faaliyetlerini ticari defterlerine kaydetmek yükümlülüğü altında olduğunu, müvekkilinin iyi niyetinin kurbanı olduğunu ayrıca kayınvalidesi ....'den aldığı .... Şubesinden aldığı 40.000 TL bedelli çeki de davalıya verdiğini, davalının çalışanı .... aracılığı ile tahsil edildiğini, bu çeke ilişkin dava haklarını da şimdilik saklı tuttuklarını, müvekkilinin davalıya takibe konu bonolardan, işlemiş faizden ve faiz oranından dolayı borcunun bulunmadığının tespiti açısından dava açma zorunluluğunun doğduğunu bildirerek, icra takibin durdurulmasını, müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında talep edilen asıl alacak, işlemiş faiz, faiz oranı vesair ferilerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının açtığı davada eksik harç yatırdığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı/borçlunun müvekkiline borcundan dolayı takip konusu senedi keşide ederek verdiğini, iş bu borcundan dolayı davacı hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip yapılmış olup, dosya borcunun bugüne kadar ödenmediğini, davacının 25/11/2014 tarihinde İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesinin .... esas sayılı dosyasıyla borca itiraz ettiğini ve davasının reddedildiğini, davacı borçlunun davalı müvekkiline yapmış olduğunu iddia ettiği ödemenin de gerçeğe aykırı olup iş bu durumun yargılama neticesinde ortaya çıkacağını, borcun halen ödenmemiş olduğundan davanın haksız açıldığını bildirerek öncelikle dava değerinin eksik gösterilmiş olması nedeniyle eksik harcın tamamlanmasına, tamamlanıncaya kadar davanın esasa girilmemesine, harcın tamamlanması halinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile takibin devamına, davacı borçlunun %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; icra takibinden sonra İİK 72. maddesi gereğince açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP Bilişim Sistemi üzerinden celp edilmiş incelenmesinde; alacaklının davalı, borçlunun davacı olduğu, borçlu aleyhine 30/12/2011 vadeli 18.000 USD, 30/01/2012 vadeli 500 USD ve 30/01/2012 vadeli 18.000 USD bedelli senetlerden dolayı kambiyo senetlerine ilişkin icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.
Takibe konu senetler incelendiğinde; keşidecinin ..., lehdarının ... olduğu, malen kaydı ile düzenlendiği, icra dosyası ile sabittir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne davalının tacir olarak kaydının bulunup bulunmadığı hususunda yazılan müzekkereye verilen cevapta adı geçenin gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, ancak ... Tic. A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı olduğu, davalının çok sayıda "şirket ortağı" "yönetim kurulu üyesi" kaydı mevcutsa da, bu kayıtlar davalının tacir sayılması için yeterli değildir. Yine davalının (657 sayılı yasanın 28/1 maddesi uyarınca tacir işletme işleten memur; Bankacılık Kanununun 110/1 maddesi uyarınca banka yönetici ve denetçileri, İİK'nun 292 maddesi uyarınca konkordato talep eden ve komiser talimatlarına uymayan borçlu gibi) özel kanunlar gereği tacir sayıldığı bir durum da mevcut değildir. Emsal Yargıtay 19 HD'nin 28/06/2001 tarihli, 3712/5039 Karar sayılı ilamında "Anonim şirket ortağı olmak tek başına bu kişinin tacir olduğuna yeterli değildir" aynı dairenin 20/04/2000 tarihli, 1352/2988 Karar sayılı ilamında, "Kredi Sözleşmesini kefil olarak imzalamak tacir sayılmak için yeterli değildir", 25/03/1999 tarihli 1598/2054 karar saylı ilamında "Limited şirket ortağı olmak tacir sayılmayı gerektirmez", 25/04/1995 tarihli 2328/3746 Karar sayılı ilamında" Bir ticari işletme açmış gibi muamelelerde bulunan kimse tacir kabul edilir ve iflasa tabi olur", 11/11/1999 tarihli ...... karar sayılı ilamında" Ticaret siciline tacir olarak kayıtlı gerçek kişilerin iflasına karar verilmesi isabetlidir", 24/05/1995 tarihli,..... Karar sayılı ilamında, "Sermaye şirket ortağı kişisel faaliyeti nedeniyle tacir ise iflasa tabidir" Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ..... Esasa, ..... Karar ve 07/03/2017 tarihli ilamında".. Davalı gerçek kişinin şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı olması nedenine dayalı aksi yöndeki kabulününde yerinde görülmediği, şirket ortağı olma ya da kambiyo senedi tanzim etme hallerinin gerçek kişinin tek başına tacir sayılması için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği.." ifadelerine yer verilmiştir. Bu nedenlerle davacının ticari defter ve kayıtların incelenmesi talebi reddedilmiştir.
KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin ... Esas 21/10/2020 tarih ve ... Sayılı kararı ile;
"... Tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalıya verilmiş olan ve takibe dayanak 3 adet bononun malen karşılığında davalıya verildiğinin iddia edildiği, davalının ise bonoları davacıya vermiş olduğu, karşılığında aldığını savunduğu, söz konusu bonoların malen senedi niteliğinde olduğunu ispat yükünün davacı tarafça olduğu, bu hususun yazılı delil ile kanıtlanması gerektiği, ancak davacı tarafından bu hususta yazılı bir delil iddia ve ibraz edilmediği, bu suretle davanın kanıtlamadığı" gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen 21/10/2020 tarihli kararı, davacı vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas 12/10/2023 tarih ve ...Sayılı kararı ile:
"...Yabancı paraya ilişkin davalarda; harca esas dava değeri, dava tarihi itibariyle Türk parası karşılığı üzerinden belirlenir. Eldeki dava da nispi harca tabi bir dava olup, mahkemece harcın ödenip ödenmediğinin resen gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine belirtildiği üzere, yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunur. Takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Anılan Kanun'un 32. maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; davacı, İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine konulan 30/12/2011 vade tarihli 18.000-USD bedelli, 30/01/2012 vade tarihli 500-USD bedelli ve 30/01/2012 vade tarihli 18.000-USD bedelli 3 adet bonodan dolayı 36.500-USD asıl alacak 14.881,86-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 51.381,86-USD borçlu olmadığının tespitini talep etmekte olup dava değerini bonoların takip tarihindeki kur karşılığı olarak 115.609,18-TL olarak göstermiş, harcı da bu miktar üzerinden yatırmıştır. Ancak davanın açıldığı tarih itibariyle 51.381,86-USD'nin kur karşılığı 308.804,97-TL'ye tekabül etmekte olup bu miktar üzerinden harç tamamlatılmadan davaya devamla hüküm kurulması doğru görülmemiştir" gerekçesiyle mahkememiz kararının HMK'nin 353/1-a/4 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
09/11/2023 tarihli istinaf sonrası tensip tutanağı 1 numaralı ara kararı ile; " İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine konulan 30/12/2011 vade tarihli 18.000-USD bedelli, 30/01/2012 vade tarihli 500-USD bedelli ve 30/01/2012 vade tarihli 18.000-USD bedelli 3 adet bonodan dolayı 36.500-USD asıl alacak 14.881,86-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 51.381,86-USD borçlu olmadığının tespitini talep etmekte olup; davanın açıldığı tarih itibariyle 51.381,86-USD'nin kur karşılığının 308.804,97-TL olduğu, buna göre alınması gereken toplam harç miktarının 5.273,62-TL olduğu, davacı tarafça yatırılan harç çıkarıldığında 3.299,30-TL eksik harç yatırılmış olduğu anlaşılmakla, 3.299,30-TL eksik harcı ikmal etmesi için davacı vekiline 1 AYLIK KESİN SÜRE verilmesine, aksi takdirde eksik harç tamamlanıncaya kadar dava dosyasının Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılacağının ihtarına" karar verildiği, davacı vekili tarafından eksik harcın tamamlanmış olduğu görülmüştür.
Dava konusu uyuşmazlık temelde, icra ve dava konusu bonoların bedelsiz olup olmadığı, senedin ihdas sebebinin talil edilip edilmediği ve ispat külfetinin hangi tarafta olduğu noktasındadır.
Davacı, imzası inkar edilmeyen ve düzenleme sebebi olarak "malen" kaydı bulunan bonoların, malların teslim edilmemesi nedeniyle bedelsiz olduğu iddiasına dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunmuş, davalı ise davaya konu bonoların davacının borcuna karşılık olarak kendisine verildiğini savunmuştur.
Genel olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Ancak genel kuralın aksine senede dayalı borç ilişkilerinde ispat yükü senet borçlusundadır.
Türk Ticaret Kanunu 776/1-b maddesi uyarınca bono kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içerir. Bonoda yer alan taahhüdün herhangi bir kayda ve şarta bağlanamaması nedeniyle bono, temel olarak Türk Borçlar Kanunu madde 18 anlamında soyut borç tanıması (ikrarı) içeren bir kambiyo senedidir. Bono senedine karşı ileri sürülecek bedelsizlik iddiasında bulunan borçlu senedin bedelsiz kaldığını ispat etmek zorundadır. İspat yükü borçludadır. Ancak, senede “malen” veya “nakden” kaydı yazılmışsa bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. (YHGK'nın 17.12.2003 gün 2003/19-781 esas, 2003/768 karar sayılı ilamı)
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu bonolarda davacı ...'in keşideci, davalı ...'in lehtar olduğu, ihdas nedeni olarak “malen” kaydı bulunduğu, davacı tarafın bonolar altındaki imzaları kabul ettiği, söz konusu bonoların mal karşılığı olarak verildiğini, ancak malların teslim edilmediğinden bahisle borçlu olmadığını iddia ettiği, oysaki davacı vekili Av. ....'ın İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde " takip dayanağı 18.000 $ tutarlı 30.12.2011 vade tarihli, 500 $ tutarlı 30.01.2012 vade tarihli,18.000 $ tutarlı 30.01.2012 vade tarihli senetlerin müvekkili ile .... şirketleri arasındaki ticari ilişkiden doğan borç kapsamında verildiğini, bahse konu senetlerin bedellerinin müvekkili tarafından 14.05.2012 tarihli 40.000 TL. Tutarlı çek ve 17.500 $ nakit verilmek suretiyle ödendiğini " beyan ettiği, böylece davacının malen kaydıyla düzenlenen senedin ihdas nedenini değiştirdiği, zira davalının da 30/09/2020 tarihli celsede senetlerin alacağına karşılık kendisine verildiğini ve alacağının halen ödenmediğini beyan ettiği, bu durumda eldeki uyuşmazlıkta ispat külfetinin senedin bedelsiz olduğunu iddia eden davacıda olduğu, elinde alacağını ispatlar nitelikte kesin delil niteliğine haiz bono senedi bulunan davalıya karşı, davacı tarafın aynı nitelikte delil ile borçlu olmadığını ispatlamak zorunda olduğu, davacının iddiasını kesin delillerle ispatlaması gerektiği, ancak davacı yanca, bu nitelikte bir delil ibraz edilmediği, dava dayanağı bedelsizlik olup, bedelsiz senedi kullanmak TCK nun 156/1 maddesi uyarınca hapis cezasını gerektiren bir suç olduğundan yemin deliline başvurulamayacağı da açık olduğundan ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, her ne kadar ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de bu hususta icra müdürlüğüne herhangi bir yazı yazılmadığı, bu nedenle ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığı gözetildiğinde kötüniyet tazminatı şartları oluşmadığından bu talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davanın REDDİNE,
Şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 5.273,62 TL harçtan mahsubu ile artan 4.846,02 TL harcın dosya kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, bakiye kısmın hazineye irad kaydına,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 48.320,75 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa iadesine,
HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı asil ile vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2024
Katip ...
¸
Hakim ...