T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1114 Esas
KARAR NO : 2025/37
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/01/2023
KARAR TARİHİ : 14/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı arasında kumaşa baskı işinin yapılması nedeniyle cari işlem söz konusu olduğunu, bu iş davalının da polisteki ifadesi içindeki ikrarı ve cari işlem hulasaları olan bilgisayar çıktıları ile aslında 25.000 dolar olmasına rağmen ifadelerindeki ikrarını esas alarak tartışmaya meydan vermemek açısından bizde 20.000 dolar olarak kabulümüzle işbu alacak davasının açıldığını, yetkili mahkeme olarak davalının Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esasına verdiği esasa cevapta ve 1.sayfada yetkisizliği belirterek yetkili mahkemenin tek 89/1 geregince Bakırköy mahkemelerinin yetkili olduğu kabul edildiğini, ayrıca 89/2 gereğincede sözleşmenin kurulduğu sırada Borç konusunun bulunduğu yer yani yukarıda belirtilen müvekkilinin iş adresinin bulunduğu Merter olduğunu, neticede doların dava tarihindeki kur üzerinden 20.000,00USD'nin kaç TL olacağı hususundaki bilirkişi raporu esas alınarak taraflarına verilecek ıslah süresi sonunda harçlandırılacak miktar üzerinden davanın kabulüne, davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; huzurdaki davaya konu sözleşme iki firma arasında yapıldığı halde davanın müvekkili şahsa yöneltildiğini, bu nedenle davanın husumet yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, husumet itirazları baki kalmak kaydıyla; davacı taraf ticari ilişkinin kendisine yüklediği ifa edimini hukuka ve hakkaniyete uygun şekilde yerine getirmediğinden TTK.23 , TBK 223 ve TBK m.97 uyarınca ücret ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığını, davacı tarafın taraflar arasında yapılan ve sözlü beyana dayanan sözleşmenin kendisine yüklenen edimi hakkaniyete ve hukuka uygun olarak yerine getirmediğini, işbu nedenden dolayı davacı tarafın kendi edimini yerine getirmeksizin karşı tarafın edimini yerine getirmesini beklemesinin açıkça kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin ödemezlik defi hakkını kullanması üzerine davacı müvekkilini darp ettiğini ve zorla senet imzalatmaya çalıştığını, alacağın varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının alacağı zamanşaımına uğradığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, huzurdaki kötüniyetli davanın reddi gerektiğini, neticede davanın tümden reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce daha önce verilen görevsizlik kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... E., ...K. Sayılı kararı ile "Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın gerçek kişi tacir olduğu dosya kapsamı ile belli ise de davalı tarafın tacir olup, olmadığı tam olarak belirlenememiştir. Davalı, koşulları bulunduğu halde kendisini ticaret siciline kayıt ettirmemiş olsa bile yukarıdaki hükümlerin sonucu olarak tacir sıfatını taşıyabilecektir. (Bkz.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2018 tarih ve 2016/5851 esas 2018/552 karar sayılı kararı)
Tüm bu açıklamalar kapsamında, yerel mahkemece, davalı tarafça müvekkilinin İTO'ya kayıtlı tacir olduğu ileri sürüldüğünden, buna ilişkin deliller toplanarak, yukarıda belirtilen açıklamalar ve Yargıtay ilamı da göz önüne alınarak, davalının esnaf kapsamında mı yoksa tacir kapsamında mı sayılması gerektiği değerlendirilmeli, tacir-esnaf ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararnamesi hükümleri karşısında davalının tacir olup olmadığı araştırılarak, alınacak bilirkişi raporuyla belirlenmesi ve sonuca göre mahkemenin görevi hususu değerlendirilmelidir.
Bu hususlar üzerinde durulmaksızın, yalnızca davalının ticari işletme kaydı bulunmadığı,bilanço hesabına göre değil işletme hesabına göre defter tuttuğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi yerinde olmamıştır." şeklinde gerekçe ile kaldırılmıştır.
Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin .... E., .... K. Sayılı kararı doğrultusunda davalı hakkında yeniden araştırma ve inceleme yaptırılmıştır. Mahkememizce yazılan müzekkerelere İTO tarafından verilen cevaplarda davalının tacir olarak ticari işletme kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce vergi dairesine müzekkere yazılarak davalının vergi kaydının bulunup bulunmadığı, tacir olup olmadığı araştırılmış; davalının 2011 yılında terkin ile vergi kaydının kapatıldığı, sonrasında vergi açılışı olan herhangi bir işletmesinin ve vergi kaydının bulunmadığı vergi dairesince müzekkere cevabında bildirilmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinden davalının tacir olup, olmadığı, davalının kaydı ve vergi mükellefiyeti bulunmamasına rağmen ticari bir faaliyet yürütüp yürütmediğinin tespiti ve iş hacminin Vergi Usul Kanunu'nun 176-177. Maddesindeki sınırlar kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, ne davacı ne de davalı tarafından kesin süre içerisinde inceleme gününde ticari defter ve kayıtlar bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Dolayısıyla tarafların ticari defter ve kayıtları incelenememiş olup, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinden de davalının tacir olup olmadığına dair bir inceleme yapılamamış, davalının Vergi Usul Kanunu'nun 176-177. Maddesindeki sınırlar kapsamında kalıp kalmadığına yönelik bir tespit yapılamamıştır.
Nitekim davacı tarafından Mahkememiz dosyasında bozma öncesinde ve daha önce taraflar arasındaki Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi .... E.. Sayılı dosyasında davalının tacir olduğuna yönelik bir iddia da öne sürülmemiştir. Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E.. Sayılı dosyası celp edilerek incelenmiş olup; söz konusu dosyada da davalının tacir olduğuna ve ticari işletmesinin bulunduğuna dair herhangi bir vergi dairesi cevabı ya da İTO kaydına dair bir müzekkere cevabının bulunmadığı görülmektedir.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacı ve davalı arasındaki davaya konu alacak iddiasına yönelik işlem değerlendirilerek davalının bu işlem sebebiyle tacir olabileceği belirtilmiş ise de davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap kayıtlarında .... ibaresinin bulunduğu davalının adının bulunmadığı, davalının işletmesi adına cari hesabın kaydının takip edilmediği anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi raporunda değerlendirilen taraflar arasındaki davaya konu 20.000-USD tutarlı tek bir işlemin değerlendirilmesinin davalının ticari işletme işlettiği ve tacir olarak kabulüne olanak sağlamayacağı, ticari işletme işletmenin ve tacir olmanın süreklilik arz etmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Taraflarca ticari defter ve kayıtlar sunulmadığından taraflar arasında süreklilik arz eden bir iş veya ilişkinin bulunup bulunmadığı, davalının süreklilik arz edecek nitelikte ticari işlem yaptığı ve ticari işletme işlettiği bu şekilde de tespit edilememiştir. Taraflar arasındaki davaya konu 20.000-USD tutarlı işlem değerlendirildiğinde ise 20.000-USD'nin muacceliyet tarihindeki TL karşılığının Vergi Usul Kanunu'nun 177. Maddesinde düzenlenen yıllık alış tutarının 300.000,00-TL, yıllık satış tutarının 420.000,00-TL sınırını geçmediği, kaldı ki davalı tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmaması sebebiyle davalının satış tutarını tespitin mümkün olmadığı bu yönden de davalının tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Davalının taraflar arasındaki ilişkiye konu 2021 dönemi SGK kayıtları UYAP sistemi üzerinden dosya arasına alınmış olup, davalının 2021 yılı döneminde dava dışı .... isimli şahıs yanında SGK kayıtlı çalışan olduğu yapılan inceleme ile anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki tüm delil kayıt ve belgeler ile gelen müzekkere cevapları bir arada değerlendirildiğinde; Davalının tacir olduğuna ve kendi adına ticari işletme işlettiğine dair herhangi bir tespitin yapılamadığı, Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de ne davacının ne davalının ticari defter ve kayıtlarını kesin süre içerisinde inceleme gününde incelemeye sunmadığı, davalının süreklilik arz eder şekilde kendi adına bir ticari işletme işlettiği ve tacir olduğunun bu şekilde de tespit edilemediği, davalı tarafından istinaf dilekçesinde tacir olduğu iddia edilmiş ise de bu iddianın ispatlanamadığı, gelen vergi dairesi kayıtlarında davalının 2011 yılında vergi kaydının terkin edildiği sonrasında vergi kaydının bulunmadığı, İTO kayıtlarında da davalının tacir olarak ticari işletme kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı tacir olmakla birlikte davalının tacir olduğunun ispatlanamadığı ve tespit edilemediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda eldeki davanın alacak davası niteliğinde ve TTK'da düzenlenmiş bir dava olmadığı anlaşılmakla görevli Mahkemenin genel Mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.
HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi. 14/01/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza