T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1141 Esas
KARAR NO : 2025/691
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/11/2023
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında Bursa Yenişehir Atık Depolama Alanı Yapılması İşi kapsamında 01.11.2021 tarihli Yüklenici Sözleşmesi ve 02.11.2021 tarihli "Sözleşme Devir ve Ek İş Protokolü" Sözleşmeleri imzalandığını, müvekkil firmanın sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm edimleri gereği gibi ifa ettiğini, çalışmaların tamamlandığının nihai denetim raporu ve bu rapor uyarınca Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca tanzim olunan "Kabul Tutanağı" ile de sabit olduğunu, imza edilen hak ediş raporlarına istinaden düzenlenen ilk 8 faturanın ödendiğini, 11.11.2022 tarihli 2.156.622,29 TL bedelli fatura ile 20.12.2022 tarihli 1.180.061,63 TL bedelli faturalar kapsamında vekil edenlere 15 gün içerisinde ödeme yapılması gerekli iken karşı taraflarca bugüne değin herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödeme yapılacağı vaadi ile vekil eden sürekli oyalandığını, sözleşme bedelinin ödenmesi gereği hususunda Balıkesir ... Noterliği'nin 01.08.2023 tarih ve ... yev nolu ihtarnamesi de keşide edilmesine rağmen karşı tarafça müvekkile yine herhangi bir ödeme yapılmadığını, işbu alacağa ilişkin Bakırköy ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı İcra Takip Dosyası ile başlatılan icra takibine davalı yanca 15.09.2023 tarihli itiraz dilekçesi ile itiraz edilmiş olup İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla itirazın iptaline ve takibin devamına, ayrıca alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ile davacı taraf arasındaki sözleşmeler uyarınca davacı tarafın yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin olması gerektiği gibi yerine getirilmediğini, sözleşme konusu işin sözleşme imzalanma tarihi itibariyle 35 gün içinde tamamlanması gerektiği, ... - ... ve ... olarak müvekkil şirketin hem atık depolama alanı, su havuzu yapan daha sonra inşaat işlerini yapan fakat inşaattaki yaşattığı zorluklar sonrasında (su havuzunun çatlaması inşaat işleri cok gecikti vs.) iş bu gecikmeler yapılan hatalar sonrasında .... ile anlaşılan meblağ ile nihai yaptığı hak ediş miktarı neredeyse 3 katından fazlaya mal olduğunu, iş takviminden de anlaşılacağı üzere müvekkil şirketin gerek şifahen gerek yazılı olarak uyarılarına rağmen müvekkili zarara uğratılacak şekilde gecikmelere yol açıldığını, ayrıca gecikmelerden dolayı beton, demir gibi inşaat malzemelerine 2-3 kat farklar meydana geldiğinden iş bu sebeple de malzeme alımlarındaki artışlardan da ... San. ve Tic. Ltd. Şti. müvekkil şirketi fazlasıyla mağdur ettiğini, davacı tarafından kötü niyetli olarak açılan bu davada müvekkilimin davacıya herhangi bir borcu mevcut olmadığını, kesin hesap işlemleri yapılmamış ve dolayısıyla taraflar için henüz bir borç-alacak doğumu gerçekleşmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı olarak davacı yüklenicinin alacak talebine yönelik başlattığı icra takibine davalının İtirazının İptali talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasında eser sözleşmesinin bulunduğunu, yüklenici olan davacı tarafından eser sözleşmesi kapsamındaki işlerin eksiksiz olarak yapılarak teslim edildiğini, ancak davalının eser sözleşmesinden kaynaklı olarak taraflarca mutabık kalınan hak ediş ücretlerini ödemediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacının edimlerini gereği gibi ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, ayrıca davacının sözleşme kapsamında belirlenen süre içerisinde de edimini tamamlamadığını bu sebeple zarara uğrandığını ve bu nedenle cezai şartın söz konusu olduğunu, ayrıca gecikme sebebiyle malzeme fiyatlarında artışlar yaşandığını ve zarara uğradığını davacıya herhangi bir borcunun olmadığını öne sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında dosya içerisinde mübrez yazılı eser sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı yüklenici tarafından ilgili eserin sözleşmeye uygun olarak eksiksiz ve ayıpsız olarak ifa edilip davalıya süresinde teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamına taraflarca sunulan belge ve deliller değerlendirildiğinde; davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre kesilen faturaya konu işlerin sözleşme kapsamında davalıya teslim edildiği ve davalı tarafından kabul işleminin yapıldığı, ilgili tutanaklarda davalının eksik veya ayıp yönünden herhangi bir çekince veya ihtirazi kayıt olmaksızın ilgili tutanakları imzaladığı, ilgili işlere yönelik taraflarca imza altına alınan hak edişler kapsamında sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından davalıya fatura düzenlendiği tespit edilmiştir. Nitekim yine dosya arasına delil olarak sunulan belgelere göre davacı yüklenici tarafından yapılarak teslim edilen işin asıl işveren Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından da bizzat incelenerek ve uygun görülerek kabul edildiği ve projelere uygun olarak işin yapıldığının ilgili tutanaklarda Bakanlık tarafından belirtildiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından ilgili hak edişlere ve tutanaklara herhangi bir çekince veya ihtirazi kayıt koyulmadığı gibi davacı tarafından düzenlenen faturalara da 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre itiraz edildiğine dair davalı tarafından dosya arasına herhangi bir delil sunulmamıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Mahkememizce davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davacı tarafından davalıya kesilen takibe ve talebe konu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, söz konusu faturaların işlenmesinden sonra davalı tarafından davacıya kısmi ödemeler yapıldığı 26.04.2023 tarihli davalının defter kayıtlarına göre davacıya 3.191.816,11-TL borçlu olduğunun tespit edildiği davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Buna göre; davacı tarafından kesilen davaya konu alacak talebine ilişkin faturaların sözleşme ve taraflarca ihtirazi kayıtsız ve ihtilafsız olarak tutulan tutanaklara göre davacı tarafından düzenlendiği, davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına alındığı, yasal süresi içerisinde 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre davalı tarafından fatura içeriklerine itiraz edilmediği bu suretle davacının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında faturaya konu işleri yapıp teslim ettiğini ispat ettiği ve fatura içeriklerinin itiraza uğramayarak kesinleştiği bu suretle davacı yüklenicinin alacağını ispatladığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği, aksini ispat yükünün ise davalı üzerine geçtiği anlaşılmaktadır.
26.04.2023 tarihinden sonra ise davalı tarafından işbu dava açıldıktan sonra 02.07.2024 tarihinde 1.870.000,00-TL ve 31.12.2024 tarihinde 2.175.535,34-TL davalı aleyhine fatura kesilerek davacının davalının ticari defter ve kayıtlarındaki borcunun kapatıldığı, faturaların içeriğini ispat yükünün yukarıda belirtildiği üzere davalı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Zira davalı tarafın kesilen söz konusu faturaların işbu davadan sonra ve davacı tarafından kesilen faturaların itiraz süresinden sonra ve fatura tarihinden 1,5 yıl sonra kesildiği ispat yükünün davalı üzerine geçtiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından kesilen 02.07.2024 tarihinde 1.870.000,00-TL bedelli fatura incelendiğinde ceza bedeli açıklamasının bulunduğu, 31.12.2024 tarihinde kesilen 2.175.535,34-TL bedelli faturada ise toptan satış iade açıklamasının bulunduğu görülmektedir.
Davalı cezai şart bedeli olarak kestiğini iddia ettiği 02.07.2024 tarihli 1.870.000,00-TL bedelli faturayı davacı tarafından işlerin geç teslim edildiği iddiasına dayandırmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin işin süresi başlıklı 13. Maddesi incelendiğinde davacının taraflar arasındaki sözleşmeye konu işleri sözleşmenin imzalanmasından itibaren 35 iş günü içerisinde bitireceğinin hüküm altına alındığı, ancak gelişmelere göre yeni bir iş programı yapılabileceğinin belirtildiği, ayrıca sözleşmenin 14. Maddesinde davalı iş sahibi tarafından belirlenen iş programına davacı yüklenicinin uyacağının hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmelerine ilişkin hükümlerinde temerrüde ilişkin özel düzenleme bulunmamakta olup, 6098 sayılı Kanun'un borçlu temerrüdüne ilişkin genel hükümlerinin dava konusu olaya uygulanması gerekmektedir.
Davaya konu somut olayda; taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan sözleşmede 35 iş günlük teslim süresi belirlenmiş olup, söz konusu vade belirli vade niteliğindedir. Ancak kesin vade niteliği taşımamaktadır. Zira ilgili sürenin bitimi halinde eserin tesliminin kesin vade sebebiyle iş sahibi tarafından kabul edilmeyeceğine dair taraflar arasındaki sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Buna karşılık davalı tarafından cevap dilekçesinde davacı ile aralarında sözleşme kapsamı dışında ek işler için de anlaşıldığının ikrar edildiği, davalı tarafından davacının davalının belirlendiği iş planı ve programına uymadığı ve temerrüde düştüğü, ilgili faturalar kapsamındaki işleri geciktirdiği, ilgili işler yönünden temerrütte olduğuna dair herhangi bir tutanak tutulmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim dosya arasında delil olarak bulunan davacı ve davalının imzalarını taşıyan uyuşmazlık konusu olmayan inceleme ve teslim tutanakları ile davacı tarafından kesilen faturalar ve hak ediş raporlarında da davalının işlerin geciktiğine, davalı tarafından belirlenen programa uyulmadığına, geç teslim edildiğine, cezai şart talep edileceğine dair davalının herhangi bir ihtirazi kaydı veya beyanının olmadığı anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un temerrüt halinde cezai şartı düzenleyen 179. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir."
İlgili hükümden görülebileceği üzere temerrüt halinde ifa ile birlikte ceza koşulunun talep edilebilmesi için ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi koşulu bulunmakta olup, dava dosyasına sunulan kabul ve teslime ilişkin deliller incelendiğinde davalı iş sahibi ile davacı yüklenici arasındaki tutanakların davalı tarafından çekincesiz ve ihtirazi kayıtsız olarak imzalandığı, geç teslime ilişkin cezai şart uygulanacağına dair davalı tarafından herhangi bir kayıt koyulmadığı, davalı tarafından işin geciktirildiği ve işin geç teslim edildiğine dair herhangi bir ihtar veya tutanak tutulmadığı gibi davacıya bu yönde herhangi bir bildirim de yapılmadığı, davalının çekincesiz olarak teslim tutanaklarını imzaladığı gibi, davacı tarafından kesilen faturaların da davalı tarafından çekincesiz olarak deftere işlendiği, davalı tarafından kesilen 02.07.2024 tarihinde 1.870.000,00-TL bedelli cezai şart faturasının davacının kestiği faturadan 1,5 yıllık süre sonra olduğu, yine takip ve dava tarihinden çok sonra kesildiği, 6098 sayılı Kanun'un 179/2. Maddesi gereğince davalı iş sahibinin çekincesiz olarak ifayı kabul etmiş olması sebebiyle teslimden ve fatura tarihinden 1,5-2 yıllık süre sonra c temerrüt nedeniyle cezai şart talebinde bulunamayacağı ve bu durumun kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla davalının aksi yöndeki savunma ve iddialarına itibar edilmemiştir.
Davalı tarafından davacı aleyhine 2.175.535,34-TL bedelli faturada ise toptan satış iade açıklaması ile bir fatura daha kesilmiş ise de söz konusu faturanın içeriğine yönelik olarak davalı tarafından herhangi bir delil ibraz edilmediği, davalı tarafından ayıp ve eksik iş iddiasında bulunulmuş ise de davaya konu icra takip dosyasında alacak talep edilen işlerin eksik ve ayıplı olduğuna dair davalı tarafından herhangi bir ihtar çekilerek davacıya bildirimde bulunulmadığı gibi yukarıda detaylıca açıklandığı üzere kabul tutanaklarının davalı tarafından çekincesiz ve ihtirazi kayıtsız olarak imzalandığı anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmelerine ilişkin kabulü düzenleyen 477. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 477- Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.
İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.
Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere iş sahibi eser teslimi akabinde eseri incelemek ve ayıp yada eksiklikleri yükleniciye bildirmek ile yükümlüdür. Eserin kabulü sonrasında ise yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulacaktır. Davaya konu somut olayda delil olarak sunulan tutanaklar incelendiğinde davacı yüklenici tarafından yapılan işlerin davalıya teslim edildiği ve tarafların sözleşme hükümlerine göre birlikte tutanak tuttukları, davalı iş sahibinin eseri inceleyerek ve tutanakla teslim aldığı, ilgili tutanaklarda davalı iş sahibinin herhangi bir ihtirazi kaydının bulunmadığı dolayısıyla işin davalı iş sahibine teslim edildiği ve davacının sorumluluktan kurtulduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 477. Maddesinin 3. Fıkrasında ise sonradan ortaya çıkan ayıpların iş sahibi tarafından gecikmeksizin yükleniciye bildirileceği belirtilmiş olup, davalı iş sahibi tarafından davacıya sonradan ortaya çıkan ayıpların bildirildiğine dair herhangi bir delil veya tutanak sunulmamış olup, davalının bu yönden de iddialarını ispatlayamadığı dolayısıyla ayıp ve eksik işe dair savunmaların da ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının 2.175.535,34-TL bedelli fatura içeriğini de ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Davalının ticari defteri incelendiğinde; idare tarafından davalıya uygulanan 5.236,26-TL ceza bedeli bulunduğu, davacı ve davalı arasındaki sözleşmeye göre davacı yüklenicinin personeline yönelik idare tarafından uygulanan cezalardan davacının sorumlu olduğunun hüküm altına alındığı anlaşılmakla davalının yalnızca idare tarafından uygulanan 5.236,26-TL ceza bedeli yönünden borçlu olmadığını ispat edebildiği anlaşılmakla davalının ticari defter ve kayıtları bu açıdan gözetilmiştir.
Sonuç olarak davacı ile davalı arasında eser sözleşmesinin bulunduğu, davacı yüklenicinin taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında yaptığı işleri tutanak ile davalıya teslim ettiği, davalının çekincesiz olarak yapılan eseri teslim aldığı, davacının hak edişlerinin davalı ile birlikte tutanak ile tespit edildiği ve miktarın bu şekilde kesinleştiği ve davalının kabulünde olduğu, davacı tarafından hak edişe uygun olarak kesilen faturaların davalı tarafından ticari defterine kaydedildiği ve davacının bu suretle alacağını ispatladığı, aksini ispat yükünün ise davalı üzerine geçtiği, davalının çekincesiz ve ihtirazi kayıtsız olarak kabulü ve sonrasında herhangi bir ayıp bildirimde bulunduğunu ispatlayamamış olduğu gözetildiğinde ayıp ve eksik iş iddiasını ispatlayamadığı, yine davalının çekincesiz ve ihtirazi kayıtsız olarak eserin teslimini kabulü karşısında 6098 sayılı Kanun'un 179/2. Maddesine göre cezai şart alacağı talep edebilmesinin mümkün olmaması karşısında bu savunmasını da ispat edemediği anlaşılmakla davalının ticari defter ve kayıtlarındaki bu faturaların gözetilmemesi sonucunda 02.07.2024 tarihinde davacı aleyhine kesilen 1.870.000,00-TL bedelli cezai şart faturası ve 31.12.2024 tarihinde kesilen 2.175.535,34-TL bedelli faturanın hesap dışında bırakılması sonucunda davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının 3.191.816,11-TL alacaklı olduğunu ispatladığı anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulü ile 3.191.816,11-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 1530. Maddesine göre işleyecek faiz talep edilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmede temerrüt halinde 6102 sayılı Kanun'un 1530. Maddesine göre faiz işleyeceğine dair hüküm olmadığı anlaşılmakla davacının ancak 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre faiz talep edebileceği anlaşılmakla işleyecek faiz yönünden davanın kısmen kabulü ile takipte talep edilen faiz oranını aşmamak üzere 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre ticari temerrüt faizi yönünden işleyecek faiz oranına itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından takipten önce işlemiş faiz talep edilmiş ise de takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının takipten önce işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın likit ve faturaya dayalı olduğu anlaşılmakla tazminat koşullarının oluştuğu görülmüş itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 638.363,22-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de reddedilen miktar yönünden davacının kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, reddedilen miktarı içeren davalının ticari defterinde bulunan davacının personeli için idare tarafından uygulanan 5.236,26-TL ceza bedelinin davacıya bildirildiği ve davacıya tebliğ edildiğine dair davalı tarafından delil sunulmadığı anlaşılmakla davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile;
Davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE takibin 3.191.816,11-TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere takipteki faiz oranını aşmamak üzere ticari temerrüt faizi uygulanmasına,
-Hükmedilen alacağa %20 oranında icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine, hesaplanan 638.363,22-TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Reddedilen kısım bakımından şartların oluşmaması sebebiyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 218.032,95-TL harcın peşin alınan 39.735,05-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 178.297,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan 39.735,05-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 40.004,90-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.114,88-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 5,12-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafça yapılan 18.163,75-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 18.134,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 399.345,29-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 5.236,26-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (bilirkişi olarak görevlendirilen ... 'ın ücreti olan 8.000,00-TL ödendikten sonra ) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
12-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/06/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza