T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1162 Esas
KARAR NO : 2025/694
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/12/2023
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı-borçlu şirket arasında yemek hizmeti verilmesi adına sözleşme imzalandığını, davalı şirketin sözleşme yükümlülüklerini ihlal etmesi, sözleşmeye bağlılık ilkesine aykırı davranışı sebebiyle yine müvekkil adına ilgili sözleşme ile hüküm altına alınan hak ve alacağın tahsili adına ilgili icra dosyası açıldığını, müvekkil şirket tarafından öğle / akşam ve her öğün için 4 çeşit yemekten oluşan 2 öğün toplu yemek hizmeti verilmesi ve buna karşılık 1 öğün yemek için kişi başına 25 TL + KDV ücret ödenmesi ve bu fiyatların 31.12.2022 tarihine kadar geçerli olacağı konusunda tarafların anlaştığını, sonraki dönemler için yeni fiyatların belirlenmesinde esas alınacak bütün formül ve hesaplamalar da fiyat teklifinde kayıt altına alınarak taraflar arasında açıkça kabul edilip belirlendiğini, Temmuz ayı itibariyle de yemek hizmetine devam etmeye çalışan müvekkil şirkete, yemek alımının artık olmayacağı önce sözlü olarak, bir kaç gün sonra da davalı şirket tarafından gönderilen gerekçesiz, sebepsiz ve art niyetli mail ile bildirildiğini beyanla Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ... San. Ve Tic. Ltd. Şti ile davacı şirket arasında 01/01/2022 tarihli toplu yemek hizmeti sözleşmesi imzalandığını, sözleşme çerçevesinde müvekkil şirket tarafından sözleşme gereği üzerine düşen tüm yükümlülükler eksiksiz olarak yerine getirilmiş ve davacı tarafından kesilen faturalar da zamanında düzenli ve eksiksiz olarak ödendiğini, buna rağmen, davacı taraf, Haziran ayı sonrası müvekkil şirkete yemek getirmemeye başladığını ve müvekkil şirket mağdur edilerek, işçilerine mahçup olmasına sebebiyet verildiğini, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinden bahisle 31/12/2026 tarihine kadar yemek ücretleri adı altında 3.780.000,00 TL kadar müvekkil şirketten haksız ve hukuksuz talepte bulunulduğunu, ....'ın müvekkil şirket yetkilisi olmadığını, sözleşme tanzim etme ve sözleşme feshetme yetkisine de haiz olmadığını, müvekkil şirket tarafından, herhangi bir yemek adedi ve kişi sayısı taahhüdünde bulunulmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından usulsüz ve haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı olarak sözleşme hükümlerinden kaynaklı olarak cezai şart tazminatı talebinde bulunmaktadır.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacının 2023 yılı Haziran ayı sonrasında yemek getirmeyi kestiğini, mağduriyete sebep olduğunu, güya sözleşmenin feshedildiğine dair davacının ihtar çektiğini, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamenin gerçeği yansıtmadığını, davacının talebine dayanak yaptığı maili atan ... isimli şahsın davalı şirketi temsil yetkisinin ve sözleşmeyi feshetme yetkisinin olmadığını, davalı tarafından sözleşmenin feshedilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davaya konu somut olayda davacı ve davalı arasında dosya arasında mübrez sözleşme hususunda uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmenin feshedilip feshedilmediği bu suretle cezai şart alacağının tahsilinin gerekip gerekmediği hususunda olduğu anlaşılmaktadır.
Bu noktada incelenmesi gereken husus davalı şirket tarafından sözleşmenin feshedilip feshedilmediği, ... isimli şahsında davalı şirket adına temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı hususudur.
Davalı şirketler limited şirket niteliğinde olup, 4721 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Kanun gereğince tüzel kişilik olarak hak ve fiil ehliyetine sahip olmakla birlikte, 6102 sayılı Kanun'un 623., ve 629. Maddeleri gereğince temsile yetkili müdür tarafından temsil edilmek suretiyle fiil ehliyetini kullanmakta ve üçüncü kişiler nezdinde şirketi bağlayabilecek işlemler temsile yetkili müdür tarafından limited şirket ad ve hesabına yapabilmektedir.
Anonim şirketlerin temsiline ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 623 ve 629. Maddesinin 1. Fıkrası şu şekildedir:
"MADDE 623- (1) Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir.
Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.
(2) Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler.
(3) Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler.
(4) - Temsil yetkisinin kapsamı, sınırlandırılması
MADDE 629- (1) Müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır"
Anonim şirketlerin temsiline ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 370 ve 371. Maddesinin 1. Fıkrası şu şekildedir:
"MADDE 370- (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.
(2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.
MADDE 371- (1) Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır.
"
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere limited şirketin dış dünyada üçüncü kişiler ile fiil ehliyetinin kullanılması suretiyle hak ve borçlara sahip olabilmesi için üçüncü kişiler ile yapılan işlemlerin limited şirketi temsile yetkili kişiler tarafından yapılması gerekmektedir. Temsil yetkisi olmayan kişiler tarafından limited şirket adına yapılan iş ve işlemler bakımından ise yetkisiz temsil hükümlerinin uygulanması söz konusu olacaktır.
6098 sayılı Kanun'un temsile ilişkin hükümleri şu şekildedir:
"
MADDE 40- Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar.
Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur.
Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır.
Temsil yetkisinin içeriği ve derecesi
MADDE 41- Başkası adına ve hesabına temsil kamu hukukundan doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi bu konudaki yasal hükümlere; temsil hukuksal bir işlemden doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuksal işleme göre belirlenir.
Temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse temsil yetkisinin içeriği ve derecesi, bu bildirime göre belirlenir."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere yetki verilen temsilci tarafından temsil olunan lehine yapılan hukuki işlemlerin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunanı bağlamaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 41. Maddesine göre ise temsil yetkisinin içeriği temsil ilişkisi eğer hukuksal bir işlemden doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuksal işleme göre belirlenecek olup, temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse temsil yetkisinin içeriği ve derecesi, bu bildirime göre belirlenecektir.
Yetkisiz temsilin hüküm ve sonuçları ise 6098 sayılı Kanun'un 46 ve 47. Maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:
"MADDE 46- Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.
Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.
Onamama hâlinde
MADDE 47- Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez.
Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır."
İlgili hükümden görülebileceği üzere yetkisiz temsil halinde temsilcinin temsil olunan lehine yaptığı işlem askıda hükümsüz nitelikte olup, temsil olunanın onay vermesi halinde işlem geçerli hale gelecek olmakla birlikte, temsil olunanın onay vermemesi halinde yetkisiz temsil kapsamındaki işlemin temsil olunanı bağlamayacağı anlaşılmaktadır.
İlgili yasal düzenlemeler çerçevesinde davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından sözleşmeyi feshettiği belirtilen ve mail attığı öne sürülen ... isimli şahsın davalı şirketin yetkili temsilcisi olmadığı İTO'dan gelen müzekkere cevabındaki davalı şirketin yetkili temsilcilerinin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından ...'ın davalı şirket adına davacı şirket ile davalı arasındaki sözleşmeyi feshe yetkili kılındığına dair bir evrak ve delilin dosya arasına sunulmadığı, dolayısıyla davacının ... isimli şahsın davalı şirket adına davacı şirket ile aralarındaki sözleşmede davalı şirketi temsile yetkili olduğuna dair de herhangi bir belge sunamadığı gözetildiğinde ... isimli şahsın davalı şirketi temsil yetkisini ispatlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim davacı tarafından davalıya çekilen ihtarnameye karşılık olarak davalı şirket tarafından verilen cevabi ihtarname incelendiğinde; Davalı şirketin ihtarnamesinde sözleşmenin feshedildiğine dair herhangi bir beyan ve iddiasının olmadığı, aksine davacı tarafından yemek getirilmediğini beyan ve iddia ettiği görülmektedir.
Bir diğer değerlendirilmesi gereken husus ise 6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesinin 3. fıkrasıdır:
"(3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır."
İlgili hükümden görülebileceği üzere tacirler arasında sözleşmeyi feshe yönelik ihbar ve ihtarın noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı düzenlenmiş olup, davacının delil olarak sunduğu davalı şirketi temsil yetkisi olmayan şahsın mailinin de güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmadığı sabittir.
Bu bağlamda davacının basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerekmekte olup, usul ve yasaya aykırı olarak güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi veya noter ihtarı ile yapılmayan ve davalı şirketi temsil yetkisi olmayan bir şahsın temsil yetkisinin kapsamı sorgulanmadan davacı şirketin davalı şirkete taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yemek tedarik etme hizmetini durdurarak doğrudan cezai şart isteminin usul ve yasaya uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
Nitekim davacı tarafından davalının yetkili temsilcisinin fesih iradesinin olup olmadığı sorgulanmadan ve fesih hususunda davalının yetkili temsilcisi olan müdürü ile teyitleşilmeden sözleşme kapsamındaki davacının yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve yemek tedariğini kesmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Bu durumda bir diğer değerlendirilmesi gereken husus ise eylemli fesihtir. Eğer davacı taraflar arasındaki sözleşme kapsamında 2023 yılı Haziran ayı sonrasında davalıya taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yemek tedariğine devam etseydi ve davacının bu hizmeti davalı tarafından kabul edilmeseydi sözleşmenin hizmetin sebepsiz yere kabul edilmemesi nedeniyle davalı tarafından eylemli olarak feshedildiği ve sözleşme kapsamındaki yemek tedarik hizmeti bakımından davalı açısından alacaklı temerrüdü söz konusu olsaydı bile davacı tarafından 2023 yılı Haziran ayı sonrasında davalıya yönelik yemek tedarik hizmetine devam edildiğine ve hizmetin davalı tarafından sebepsiz yere kabul edilmeyerek alacaklı temerrrüdü ve davalı tarafından sözleşmenin eylemli feshi değerlendirilebilirdi. Ancak davacı tarafından bu yönde de bir delil sunulmadığı, davacının basiretli bir tacir olarak taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yemek tedariği hizmetine devam etmediği gibi davalı tarafından hizmetin kabul edilmediğine dair de bir tespit yapılmadığı, davalıya bu konuda herhangi bir ihtar çekilmediği dolayısıyla davacının bu yönden de basiretli bir tacir olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde; Davacının sözleşmenin davalının yetkili temsilcisi tarafından feshedildiğini ispatlayamadığı, yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlemin davalı şirketi bağlamayacağı, davalı şirket tarafından yetkisiz temsilcinin fesih beyanına sonradan onay verildiğine dair bir delilin de davacı tarafından sunulmadığı, davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının edimlerine devam ettiği ancak davalının kabul etmediği ve bu suretle sözleşmenin davalı tarafından eylemli olarak feshedildiği ya da alacaklı temerrüdünün söz konusu olduğuna dair herhangi bir delil, tespit veya ihtarın delil olarak sunulmadığı anlaşılmakta olup davacının davalı tarafından sözleşmenin haksız ve usulsüz olarak feshedildiğine yönelik iddiasını ispatlayamadığı bu sebeple sözleşme kapsamındaki feshe dayalı cezai şarta hak kazanamayacağı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu sabit görülmediğinden, İİK'nın 67/2.maddesinde öngörülen yasal koşullar oluşmadığından, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE
2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 42.499,77-TL peşin harcın mahsubu ile artan 41.884,37-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 436.377,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza