T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1169 Esas
KARAR NO : 2024/951
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikte Alım Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/12/2017
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikte Alım Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası ile ilamsız takipte ödeme emri gönderildiğini, davalıların takibe itiraz ettiklerini, bu nedenle davanın kabulüne itirazın iptaline, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıların cevap dilekçesi sunmayarak tüm vakıaları inkar ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava, faturadan kaynaklı başlatılan takibe davalıların yapmış olduğu itirazının iptali ile icra inkar tazminatı ödenmesi taleplidir.
Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 29/12/2020 Tarih ve .... Esas ... Karar sayılı kararı İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi'nin 08/11/2023 Tarih ve .... Esas, .... Karar sayılı ilamıyla görevsizlik kararı verilerek kaldırılmış dosya mahkememize tevzi edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nin 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
2004 sayılı İİK'nın 67/1 ve 67/2 maddelerinde; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir'' hükmü mevcuttur.
İİK uyarınca icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için de borçlu aleyhine geçerli bir icra takibi açılmalı, borçlu süresinde ödeme emrine itiraz etmeli, bu itiraz üzerine süresinde ve usulüne uygun bir itirazın iptali davası açılmalı, bu davanın sonucunda borçlu haksız çıkmalı, alacak likit olmalı, alacaklı dava dilekçesinde icra-inkar tazminatı talebinde bulunmalıdır.
Tarafların tacir olup olmadığının tespiti için bağlı bulundukları vergi dairelerine yazılar yazılmış ve cevapları dosyamız arasına alınmıştır.
Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının davalılar aleyhine 45.488,81 TL asıl alacak 32.544,00 TL diğer, 8.991,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 87.024,67 TL yönünden ilamsız icra takibi başlattığı ve ilamsız takibe davalı borçluların takip konusu alacağın olmamasından dolayı borca, faize ve tüm ferilere itiraz etmesi sonucu takibin durduğu ve süresinde itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının ticari defleri dosya arasına alınmış, davalılar defterlerini sunmamış, dosya bilirkişiye tevdi edilerek 07/05/2019 havale tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; 5 adet faturadan kaynaklı olarak takibin başlatıldığı, faturaların .... Plastik-... adına olduğu, faturaların 2015 yılında tanzim edildiği ancak vergi dairesinden gelen yazı cevabında ..... Plastik Ambalaj Ür. San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. nin 31/07/2004 tarihinde ticareti terk ettiği, şirketin davalı ... adına kayıtlı olduğu, faturalarda diğer davalı gerçek kişilerin adının yazmadığı, her ne kadar faturalarda teslim alan yazmıyorsa da davalı defterlerini sunmadığından bu hususun davacı lehine değerlendirileceğini, davacının 5 adet faturadan toplam 45.488,81 TL asıl alacak ve fatura tarihlerinden itibaren 5.705,43 TL faiz talep edebileceğini, davacının talep ettiği 32.544,00 TL için tespiti için banka hesap ekstelerinin celbinin gerektiği şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
Finansbanka yazı yazılarak hesap dökümleri dosya arasına alınmış, dosya ek rapor için bilirkişiye tevdi edilmiş, 30/06/2020 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve davacı her ne kadar 32.544,00 TL nin defterinde kayıtlı olduğunu beyanla kabulünü talep etmiş ise de kayda ilişkin belgenin olmadığı ve taraflar arasında yapılan bir para transferi olmadığı belirtmiştir.
Mahkememizce davalı ...'ın 01/01/2015-31/12/2015 tarihleri arasındaki BA formunun mahkememize gönderilerek celp edilmiştir.
Mahkememizin 25/06/2024 tarihli duruşma tutanağının (1) no'lu ara kararı uyarınca dosya kapsamı belgeler ve davacı ve davalı ... taraflarına ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle;''Davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle takibe konu ettiği 45.488,81 TL tutarlı fatura alacağını talep edebileceği, Davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle takibe konu ettiği “DİĞER-ELDEN VERİLEN PARA” açıklamalı, 32.544,00 TL tutarlı alacak için dosya muhteviyatında herhangi bir tevsik edici belge bulunmadığı, iş bu alacağın tevsik edici belge/belgelerle ispat edilmesi gerektiği, Davacı tarafın takip tarihinden önce fatura tarihlerini esas alarak işlemiş faiz talebinin olduğu, bu husustaki takdir sayın mahkemeye bırakılarak 45.488,81 TL fatura tutarı üzerinden fatura tarihleri ile takip tarihi arası esas alınarak ve ticari temerrüt faiz oranlarıyla işlemiş faizin 5.412,82 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talep edebileceği, Tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin, Sayın Mahkemenizin takdirlerine ait olduğu'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
Bilirkişi ek raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, bilirkişi raporları kapsamında:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nin 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nin 187, 190 ve 200'üncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir.
HMK. 219. maddesine (HUMK. 326) göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar HMK. 219. ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir.
İspatın konusu HMK.nin 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nin 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.
İİK''nun 67. maddesinde "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davacı; fatura ve elden borç olarak verilen para iddiası ile davalılar aleyhine icra takibi başlatmış olup, davalıların itirazı üzerine takip durdurulmuş, davacı ise itirazın iptalini talep etmiş, davalılar ise yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir.
Mahkememizce ticari defter incelemesi yaptırılmış olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, ticari defterlerin davacı lehine delil vasfının bulunduğu anlaşılmış, davalılar ise yasal süresi içerisinde ticari defterlerini inceleme için ibraz etmemiştir.
Takibe dayanak faturaların davacının usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş olan ticari defterlerine işlendiği bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Vergi Dairesi'nden davalı ...'a ait BA BS form kayıtları celp edilmiş olup, davacı tarafından davalı ...'a kesilen faturaların davalı ... tarafından vergi dairesine eksiksiz olarak beyan edildiği ve itiraza uğramadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklı satıcının faturaya konu malları teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malların teslim edildiği dolayısıyla alacağın varlığı alacaklı satıcı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .... 'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ... Hukuk Dairesi de .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı ... aleyhine kesilen takibe dayanak faturaların davalı ... tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı ... tarafından kesin süre içerisinde ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı bir arada değerlendirildiğinde; davacının alacağını ve faturaya konu malların teslimi kendi ticari defterleri ve davalıya ait BA formu ile ispatladığı, ispat yükünün davalı ...'a geçtiği ancak davalı ... tarafından aksini ispatlayan herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu sebeple davaya konu icra takibine konu edilen faturalardan kaynaklı 45.488,81-TL asıl alacak yönünden davalı ...'ın itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, tarafların tacir olduğu anlaşılmakla icra takip dosyasında talep edilen faiz oranını aşmamak üzere taleple bağlı kalınarak 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince işleyecek faiz oranı yönünden de davalı ...'ın itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Alacağın faturaya dayalı ve dolayısıyla likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 9.097,76-TL tazminatın da davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından icra takibine konu edilen elden verildiği iddia edilen 32.544,00-TL miktarlı para yönünden davacı ticari defterleri ve banka kayıtları ile davalılardan alacaklı olduğunu ispat edemediği, 22.10.2024 tarihli celsede davacı yemin deliline başvurmayacağını da beyan etmiş olup bu alacak yönünden davacının tüm davalılar yönünden alacak iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından işlemiş faiz alacağı yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de; kabul edilen fatura alacağına konu 45.488,81-TL yönünden davacının 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesi gereğince davalı ...'ın temerrüte düşürüldüğünü ispatlayamadığı, 32.544,00-TL yönünden ise alacağını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının takipten önce işlemiş faiz alacağına ilişkin itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından takibe konu edilen 45.488,81-TL alacağa konu faturaların yalnızca davalı ...'a kesildiği, diğer davalılar ile davacının ticari ilişkisinin bulunduğunu ve mal alım satım ilişkisini ispatlayamadığı anlaşılmakla davalılar ..., ... ve ... yönünden de itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalılardan ... yönünden davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 45.488,81-TL asıl alacak yönünden ve icra takip dosyasında talep edilen faiz oranını aşmamak üzere taleple bağlı kalınarak 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince işleyecek faiz oranı yönünden davalı ...'ın itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen 45.488,81-TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 9.097,76-TL tazminatın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
3-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 9.097,76-TL tazminatın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
4-Diğer davalılar ..., ... ve ... yönünden davanın REDDİNE,
5-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.107,35-TL harçtan peşin alınan peşin alınan 1.051,05-TL harcın mahsubuna, bakiye 2.092,30-TL harcın davalı ...'dan alınarak, HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Davacı tarafından yatırılan 1.051,05 TL peşin harç ve 31,40-TL başvurma harcı olmak üzere 1.082,45-TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 7.154,85-TL yargılama giderinin kabul ve red durumuna göre 3.739,92- TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ... tarafından yapılan 297,35-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 142,06-TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı .... 'dan alınarak davacıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza