T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1256 Esas
KARAR NO : 2024/350
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/10/2018
KARAR TARİHİ : 03/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin oto alım satım işiyle uğraşan davalı şirketten ... plaka sayılı ve .... marka aracı 189.507,73-TL bedel karşılığında "0 km" olarak satın aldığını, aracın 30/10/2015 tarihinde resmi satışı yapılıp tescil işlemlerinin tamamlandığını, müvekkili şirket yetkilisinin hasarsız/ayıpsız zannettiği aracını 07/09/2018 tarihinde 3. bir kişiye satmak istediğini ancak satış öncesi alınan eksper raporunda aracın motor kaput mikronunun yüksek olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple de satışın gerçekleşmediğini, bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisinin aracı satın aldığı davalıyla görüşmek istemesine rağmen davalı şirket tarafından sorunu çözüme kavuşturan yapıcı bir adım atılmadığını, bunun üzerine Büyükçekmece ..... Noterliğinin 01/10/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunulduğunu ancak davalı tarafça müvekkili şirkete herhangi bir cevap verilmediğini, gecikmesinde sakınca bulunması nedeni ile bilirkişiye başvurulduğunu ve araç üzerinde inceleme yapılarak rapor hazırlanmasının istendiğini, bilirkişinin hazırladığı rapora göre araç motor kaputunun müvekkiline satışından önce işlem gördüğü ve bu ayıbın müvekkili şirket yetkilisinden gizlendiği sonuç ve kanaatine varıldığını, ayıplı olarak müvekkiline satışı yapılan davaya konu aracın satışında oluşacak zararlar nedeniyle maddi tazminat talep ettiklerini ileri sürerek, şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın davalıya ihbar edilen 02/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere uygulanan en yüksek reeskont faiziyle birlikte tahsiline, dava öncesi alınan bilirkişi ücreti ve işbu mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talepler yönünden uygulanacak olan 2 yıllık zamanaşımının dolmuş olduğunu, davanın esasa girilmeden reddine karar verilmesi gerektiğini, konuya ilişkin yasal düzenlemelere göre davanın ayıptan sorumluluğa ilişkin 2 yıllık yasal süre içerisinde ikame edilmediğini, nitekim aracın 30.10.2015 tarihinde satın alındığını, huzurda görülmekte olan davanın ise bu tarihten itibaren 3 yıl geçtikten sonra ikame edildiğini, ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla; zamanaşımı ve yasal garanti süresinin sona ermesi nedeniyle müvekkili şirketin ayıba karşı sorumluluğu bulunmadığını, ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını ve bu nedenle de dava hakkının ortadan kalktığını, davacı tarafın dava konusu araçta olduğunu iddia ettiği ayıbı 07.09.2018 tarihinde öğrendiğini dava dilekçesinde beyan etmiş olmasına rağmen, yine dava dilekçesinde aynı paragrafta bu hususa ilişkin ihtarnamenin 01.10.2018 tarihinde keşide edildiğinin bildirildiğini, bu durumda davacı tarafın, gerek TTK.m.23 gerekse TTK.m.223 ncü maddelerinde öngörülen gözden geçirme ve ayıp bildirimi yükümlülüklerine hem süre hem de içerik yönünden uygun davranmadığını ve böylece dava hakkını kaybettiğinin son derece açık olduğunu, dava konusu aracın sonradan boyanmış ve/veya imalat hatalı olarak davacıya satılmış olmadığı gibi dava konusu araçta boyama işlemi var ise aracın davacı tarafın uhdesinde iken boyanmış olmasının ihtimal dahilinde olduğunu, dava konusu aracın davacı tarafça satın alındığı tarihin 30.10.2015 olduğunu, bu tarihte aracın kaputunun boyandığına dair herhangi bir delilin mevcut olmadığını, dava konusu aracın, davacı tarafa satış anındaki teslim sırasında üretici standartlarına uygun olarak ve orijinal parçalar ile teslim edildiğini, nitekim müvekkili şirketten celp edilecek servis kayıtları ile kayıtlarda bu şekilde bir işlem bulunmadığı hususunun ispatlanabileceğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan veya ayıp olarak nitelendirilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, aracın davacıya orijinalinden farklı bir işlem görmüş olarak satılmış olmasının kesinlikle mümkün olmadığını, aksine, davacının aracı sorunsuz bir şekilde aldığını, bir an için aksi kabul edilecek olsa dahi, iddia konusu yapılan hususun araçtan yararlanmayı azaltan veya ortadan kaldıran; aracın performansını etkileyen bir özellik de taşımadığını, dava konusu aracın satın alındığı tarihten itibaren davacı tarafça bilfiil kullanıldığını ve araçtan kesintisiz yarar sağlandığını, dava konusu araç yönünden ne müvekkilinin ayrıca söz ve vaat ettiği bir hususun eksikliği ne de araçtan yararlanma olanağını ortadan kaldıran veya yasanın anlatımıyla ehemmiyetli surette kısıtlayan bir nitelik veya vasıf eksikliğinin söz konusu olmadığını, dava konusu aracın davacı tarafından yaklaşık 2 yıla yakın bir süredir kullanılagelmesinin bu durumun en büyük kanıtı olduğunu, müvekkili şirketin, standardı, teknik kriteri bulunmayan ve üstelik ne zaman ve hangi olaydan dolayı kaynaklandığı belli olmayan iddia konusu boya farklılığından dolayı sorumlu tutulmasının mümkün ve hukuka uygun olmadığını, davacı tarafın dilekçesine dayanak gösterdiği bilirkişi raporunun gıyaplarında hazırlandığını, yalnızca davacı tarafın beyanlarını esas alan bir raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın, bilirkişi raporuna ilişkin yapılan masrafları talep etmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu savunarak; davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinde açılmamış olması sebebiyle reddine, makul sürede yapılması gereken ihbar yükümlülüğüne uyulmamış olması nedeniyle davanın reddine, esas yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davacı ... yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ayıplı olarak satıldığı iddia olunan araç nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.
Uyuşmazlığın; dava konusu araçta motor kaputunun ayıplı olup olmadığı, gizli mi açık ayıp mı olduğu, ihbarın süresinde olup olmadığı, süresinde ise tazminat miktarının ne olduğu hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
... A.Ş.'den; dava konusu aracın servis işlemlerine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin bir sureti celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Mahkememiz dosyası; tarafların iddia ve savunmaları, servis işlemleri ve tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle; davaya konu araçta motor kaputunun ayıplı olup olmadığı, gizli mi açık ayıp mı olduğu, ihbarın süresinde olup olmadığı, süresinde ise tazminat miktarının ne olduğu hususlarında rapor düzenlenmek üzere Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyelerinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 29/08/2019 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
29/08/2019 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Davaya konu .... plaka sayılı ve .... model araç üzerinde yapılan ölçüm ve incelemelerle birlikte dosyada yer alan belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, aracın motor kaputu boya kalınlığının normalin üzerinde ve aracın diğer kaporta aksamına göre fazla olduğu, sıfır kilometre olarak satın alınan bir araçta olmaması gereken bu durum nedeniyle davaya konu aracın ayıplı mal niteliğinde olduğu, mevcut boya kusuru nedeniyle davaya konu araçta 15.000,00-TL mertebesinde değer kaybı oluşacağı" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir dilekçe sunulmuştur.
06/11/2019 tarihli celse ara kararı gereğince davalının itirazları ve ayıbın niteliğinin belirlenmesi bakımından ek rapor hazırlanmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
10/12/2019 tarihli ek bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Davaya konu araç ile ilgili yapılan boya kalınlığı ölçümleri, davaya konu aracın motor kaputu boya kalınlığının aracın diğer karoseri aksamlarının boya kalınlığının üzerinde olduğu, diğer taraftan ön kaputun renk uyumunun araç geneline uymasına rağmen, ön kaputtaki ortalama boya kalınlığı ve de standart sapmanın yüksek olması beraber değerlendirildiğinde, davaya konu aracın ayıplı mal olarak değerlendirilmesi gerektiği, ancak ortalama bir alıcının satın alma esnasında ön kaputtaki kusuru fark etmesinin mümkün olmadığı, gözle anlaşılmasının mümkün olmadığı, sıfır kilometre bir araçta böyle bir kusurun olmaması gerektiği, araçtaki boya kusurunun aracın satışı sırasında piyasa rayiç değerini olumsuz yönde etkileyeceği ve de ekonomik eksikliğe neden olacağı, tüm bu durumlar beraber değerlendirildiğinde araçtaki kusurun gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği, mevcut boya kusuru nedeniyle davaya konu araçta 15.000,00-TL mertebesinde değer kaybı oluşacağı" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından bilirkişi ek raporuna karşı itirazlarını içerir dilekçe sunulmuştur.
Davacı vekili UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 26/12/2019 tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunarak dava değerini arttırmış, aynı tarihte ıslah harcını yatırmıştır.
KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin ... Esas 15/01/2020 tarih ve ... Sayılı kararı ile;
"... Davamızda uygulanacak 6102 sayılı Kanunun 23.maddesi uyarınca "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223.maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmü dikkate alındığında somut olayda davacı araçtaki ayıbı 07/09/2018 tarihinde satış esnasında eksper incelemesi neticesinde öğrendiğini açıkça beyan ettiği, davacı tarafın ayıbı 8 gün içinde davalı tarafa bildirmesinin gerektiği, ihtarname tarihi 01/10/2018 tarihinde bildirdiği, davacının tacir olduğu, satın aldığı araçla ilgili ihbar konusunda TTK 23'e göre hareket etmediği anlaşılmakla davanın 31/10/2018 tarihinde açıldığı, bu haliyle davacı tarafın davasının hak düşürücü süreye uğradığı" gerekçesiyle davanın 6102 sayılı Kanunun 23.md uyarınca hak düşürücü süre içinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin .... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen 15/01/2020 tarihli kararı, davacı vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin ... Esas 22/11/2023 tarih ve ... Sayılı kararı ile:
"...Davalı satıcı, .... marka araçların Türkiye'de yetkili satıcısı olup, davaya konu araç da sıfır km olarak satışı gerçekleştirilmiştir. Davayı konu aracın iddia edilen motor kaput mikronunun yüksek olması durumu sıfır km araçlarda beklenemeyecek bir durum olup, satıcılığı meslek edinen davalının, aracı bu şekilde satması ağır kusur teşkil edecek niteliktedir. Bu durumda davalı ayıbın kendisine süresinde ihbar edilmediğini ileri süremeyeceği gibi iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacaktır. Sonuç olarak, eldeki davada ayıp ihbarı gerekli olmayıp, zamanaşımı süresi içeresinde de açıldığından, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, davanın ayıp ihbar süresine uyulmadığından bahisle hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle mahkememiz kararının HMK'nin 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden; davaya konu araca ait tramer kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde, "Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik ve niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Aynı Kanunun 227. maddesi gereğince alıcı ayıbı ihbar etmek suretiyle satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere, satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarına sahiptir. Aynı madde gereğince, alıcının genel hükümlere göre, uğramış olduğu zararlar nedeniyle ayrıca tazminat talep etme hakkı da mevcuttur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 225/1. Maddesine göre, ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Maddenin ikinci fıkrasına göre, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.
TBK'nın 231/1. maddesine göre ise, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise, satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin .... Esas 22/11/2023 tarih ve ... Sayılı ilamı, bilirkişi kök ve ek raporları ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında; tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Davanın, ayıplı araç satışı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, dava konusu ... plaka sayılı 2015 model .... marka aracın 30/10/2015 tarihli fatura ile davacıya satıldığı, aracın dava dışı 3.bir kişiye satışı esnasında alınan eksper raporunda aracın motor kaput mikronunun yüksek olduğunun anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı ile dava konusu araç hakkında uzman bilirkişi heyetinden alınan, ayıp iddiasının niteliği itibarı ile maddi olgulara dayanan, bilimsel ve objektif nitelikte, mahkeme, taraf denetimine uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; dava konusu aracın motor kaputu boya kalınlığının normalin üzerinde ve aracın diğer kaporta aksamına göre fazla olduğu, sıfır kilometre olarak satın alınan bir araçta olmaması gereken bu durum nedeniyle davaya konu aracın ayıplı mal niteliğinde olduğu, ortalama bir alıcının satın alma esnasında ön kaputtaki kusuru fark etmesinin mümkün olmadığı, araçtaki boya kusurunun aracın satışı sırasında piyasa rayiç değerini olumsuz yönde etkileyeceği ve de ekonomik eksikliğe neden olacağı, tüm bu durumlar beraber değerlendirildiğinde araçtaki kusurun gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği, mevcut boya kusuru nedeniyle davaya konu araçta 15.000,00-TL mertebesinde değer kaybı oluşacağı hususlarının tespit edildiği dikkate alınarak; denetime ve hüküm kurmaya elverişli uzman bilirkişi kurulu raporu ile de saptandığı gibi; dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu, ayıbın davacının kullanım hatasından kaynaklanmadığı ve aracın davacıya satışı sırasında mevcut ve gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacı tarafından bilinmesinin ise mümkün olmadığı, davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu nedeniyle davacı alıcıya karşı ayıpların varlığını bilmese dahi sorumlu olduğu anlaşılmakla; aracın uğradığı değer kaybı zararı olan 15.000,00-TL alacağın 1.000,00-TL'sinin ihtar tarihi olan 08/10/2018 tarihinden itibaren; 14.000,00-TL'sinin ise ıslah tarihi olan 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın ıslah edilmiş miktar üzerinden KABULÜ ile;
15.000,00-TL alacağın 1.000,00-TL'sinin ihtar tarihi olan 08/10/2018 tarihinden itibaren; 14.000,00-TL'sinin ise ıslah tarihi olan 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.024,65 TL harçtan peşin alınan 275,90 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 748,75 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 275,90 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 311,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta kayıtlı bulunan 2.594,25 TL yargılama gideri ile 350,00 TL bilirkişi ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
8-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; miktar itibariyle KESİN olmak üzere taraf vekillerinin e duruşma sistemi ile yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/04/2024
Katip ..
¸
Hakim ....