T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1265 Esas
KARAR NO : 2024/440
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/12/2023
KARAR TARİHİ : 06/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06.06.2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ....nın, müvekkili m şirket bünyesinde 23.01.2019 tarihinden 06.01.2023 tarihine kadar "Yurtdışı Operasyon Uzmanı" görevinde çalıştığını, davalının 06.01.2023 tarihinde istifa etmek suretiyle müvekkili şirkette artık çalışmayacağını bildirmiş olduğunu ve iş yerinden ayrıldığını, davalının hak edilmiş ücretleri ile yıllık izin ücreti kendisine ödendiğini ve davalının müvekkili şirketi ibra ettiğini, davalının müvekkili şirketteki son brüt ücreti 24.503,23 TL olduğunu, davalının, müvekkili şirkette en son "Yurtdışı Operasyon Uzmanı" olarak çalışmış olduğundan, yapmış olduğu görev nedeniyle müvekkili şirketin gizli bilgilerine, müşteri bilgilerine, fiyat bilgilerine ve ticari sır niteliğindeki diğer bilgilerine sahip olduğunu, davalının, imzaladığı belgenin hüküm ve sonuçlarını bilebilecek bir çalışan olduğunu, müvekkilinin şirketin harici olarak yapmış olduğu araştırmalarda, davalının müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra müvekkili firma ile benzer işleri yapmakta olan " .... İç ve Dış Ticaret A.Ş., Pace Lojistik Hizmetleri İç ve Dış Tic. A.Ş. Ve Grup Şirketleri " firmasında iş görüşmeleri yaptığı ve müvekkili şirkette ayrılır ayrılmaz aynı sektörde çalışan sektörde çalışmaya başladığının öğrenildiğini, ayrıca müvekkili şirketten ayrılması sonrasında müvekkilinin müşterilerinden edinilen bilgiye göre davalının, müvekkili şirkette çalışmakta iken "Yurtdışı Operasyon Uzmanı" sıfatı ile müvekkili adına görüştüğü ve iş yaptığı müşterilerilerle, işten ayrılması sonrasında irtibat kurmaya devam ettiğini, hatta iş yaptığı bilgisi edinildiğini, davalının müvekkili şirkete çalışırken edinmiş olduğu müşteri bilgilerini, müvekkili şirketin fiyatlandırma bilgilerini ve görevi gereği öğrendiği diğer bilgi ve belgeleri, hali hazırda çalışmakta olduğu şirket yararına ve kendi yararına, yasal düzenlemelere ve müvekkili şirketle akit etmiş olduğu 23.01.2019 tarihli, Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdüne aykırı bir şekilde hareket etmiş olduğu hususunun müvekkili şirketin müşterilerinin müvekkiline haber vermesi ile öğrenildiğini, ayrıca davalının, müvekkili şirketin müşterilerinden öğrenildiği kadarı ile, müvekkilinin fiyatlandırma, hedef fiyat bilgilerini de, çalışmaya başladığı rakip şirket lehine kullandığını, bir kısım müşterilerin davalının rakip firmada çalışmaya başlamasını müteakip müvekkili şirket ile ilgili çalışmalarını bırakarak rakip şirket ile çalışmaya başlamış olduğunu, tüm müşteri ve kazanç kaybının müsebbibi ise davalının dürüstlük kuralına aykırı bu davranışları dolayısı ile oluştuğunu, bu hususta mail yazışmalarının da bilahere sunulacağını, davalı müvekkilinin müşterilerini ve hedef fiyatlandırma çalışmalarını , halen çalışmakta olduğu ve müvekkili şirketin rakibi pozisyonundaki .... İç ve Dış Tic. A.Ş. Ve grup şirketlerine kazandırmaya çalışmakta olduğunu, açıkça taahhüdüne ve iş sözleşmesi içeriğine aykırı davranışta bulunduğunu, aynı zamanda davalı tarafından, müvekkili şirketten ayrılıp rakip şirkette çalışmaya başladığı tarihten önce ve sonrasında, müvekkili şirkette diğer çalışma arkadaşlarını rakip şirkete geçmesi için iş sözleşmelerinin sonlandırılması konusunda yönlendirici olduğu bilgisinin edinildiğini, bu kapsamda da davalı müvekkili şirkete karşı yükümlendiği taahhütlerini açıkça aykırı davranmış olduğunun açık ve net olduğunu, bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; BK 444. ve devam eden maddeleri gereğince, 23.01.2019 tarihli Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Taahütnamesine aykırı davranış sebebiyle,Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdünde son brüt ücretin 24 katı olan (Son brüt ücret 24.503,23 x 24 = 588.077,52 TL) olmakla birlikte, falaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak şimdilik 150.000,00-TL cezai şart alacağının, işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemelerin İş Mahkemeleri olduğunu, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, dava dilekçesi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119/e, f maddesinde belirtilen, dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurları taşımadığını, davacı tarafın, taraflarca getirilme ilkesine uygun olarak dava dilekçesi ekinde iddiasını ispata yarar nitelikte herhanbi bir belge, sunmadığını, iddia olunan 23/01/2019 tarihli rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhütnamesinin aslının ve diğer iddia olunan belgelerin dosya ibraz edilmemesi nedeni ile bu bağlamda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı çalışanlarca davacı şirket arasında imzalanmış rekabet yasağı sözleşmesi ve/veya taahhütnamesi bulunmadığını, rekabet yasağının varlığını asla kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davacı tarafından mahkemeye ibraz edilen taahhütname kanunda sayılan geçerlilik şartlarını içermediğini, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati bulunmadığını, taahhütnamede yer, konu ve zaman bakımından dahi bir sınırılandırma bulunmadığını, iş akdi geçerli bir nedenden ötürü müvekkili işçi tarafından feshedildiğini, yazılı bir sözleşme olmadığına dair itirazlara halel gelmemesi kaydı ile; taraflar arasında yazılı bir rekabet yasağına ilişkin sözleşme geçerli olsa dahi, iş akdinin müvekkili tarafından geçerli sebeplerle sona erdirilmiş olduğundan rekabet yasağının sona erdiğini, davanın görevsiz mahkemede ikame edilmiş olması sebebi ile usulden reddine, haksız ve usule aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesinde düzenlenen rekabet yasağı hükmünden kaynaklı cezai şart tazminatı istemine ilişkindir.
Gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağına ilişkin hükümlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir.
İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir.
Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir.
İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir.
Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. (Benzer yönde; Yargıtay 9. HD. 2023/2156 Esas, 2023/3838 Karar, 14/03/2023 tarihli ilâmı, Yargıtay 9. HD. 2021/11745 Esas, 2021/16748 Karar, 21.12.2021 tarihli ilâmı, İstanbul Bam 31. HD. 2023/2271 Esas, 2024/283 Karar, 22.02.2024 tarihli ilâmı, İstanbul Bam 30. HD. 2023/2452 Esas, 2024/171 Karar, 11.03.2024 tarihli ilâmı)
Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Görev hususu yargılamanın her aşamasında re'sen değerlendirilebileceğinden mahkememizin görevli olmaması nedeniyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına k vam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.06/05/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza