T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1269 Esas
KARAR NO : 2024/441
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 06/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06.06.2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kozmetik alanında faaliyet gösteren müvekkili şirketin, erkek kozmetik ürünleri üretimi ve satışı işini yapmakta olduğunu, müvekkili şirket nezdinde üretilen her bir ürünün kimyasal formülü bulunmakta olduğunu ve kimyagerlerin de bu formüllerde yer alan ham maddeleri belirlenen oranlarda ve uygun bir ortamda birleştirerek söz konusu ürünleri ortaya çıkardığını, Davalı ...'nun, müvekkili şirkette 16.09.2020 tarihinde akdedilen yazılı iş sözleşmesi ile "kimyager" olarak işe başladığını, taraflar arasında yapılan sözleşme gereği davalının, müvekkili şirket nezdinde iş akdi sonlanmadan önce ürünlerin üretiminde görev almakta olduğunu, dolayısıyla görevi gereği davalının, müvekkili şirkete ait ve ticari sır niteliğindeli ürünlerin tümünün formülasyonuna sahip bir konumda olduğunu, 16.09.2020 tarihinde akdedilen yazılı iş sözleşmesinin 6.5. maddesi ile davalının gerek iş sözleşmesinin devamı sırasında ve gerekse iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra iki yıl süre ile Tekirdağ, İstanbul, Bursa ve Kocaeli illeri ile sınırlı olarak, müvekkili ile aynı iş kolunda (Erkek Kuaför/Kozmetik Ürünleri) faaliyet gösteren iş yerlerinde, müvekkilinin dağıtımını ve üretimini yapmakta olduğu ürünleri dağıtan ve üreten tüzel veya gerçek kişiler yanında işçi olarak çalışmamayı, bu şirketlere ortak veya danışman olmayacağını ve her ne şekilde olursa olsun söz konusu şirketlerle hiçbir şekilde menfaat ilişkisine girmeyeceğini beyan ve taahhüt ettiğini, ayrıca sözleşmenin 6.7. maddesi ile davalı rekabet yasağına aykırı hareket etmesi durumunda ve belirtilen hususlara aykırı davranması halinde taahhüdün gereği olarak yükümlülüğe uymaması nedeniyle müvekkili işverenin uğrayabileceği bütün zararları karşılamayı, ek olarak Türk Borçlar Kanununun 444. maddesi ve devamı hükümlerince düzenlenmiş cezai şart olarak son brüt maaşının 24 (yirmi dört) katı ücreti işverene ödemeyi gayrikabili rücu olarak kabul ederek söz konusu miktarın fahiş olmadığı beyan ve taahhüt ettiğini, Türk Borçlar Kanunu 444. ve devamı maddelerine göre yapılan rekabet yasağı sözleşmesine ve müvekkiline ait ticari sır niteliğindeki ürün formülasyonlarını bilmesine rağmen davalı işçinin, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra (iki yıl şartı dolmadan) sözleşme ile sınırlanan bölgede, aynı alanda iştigal eden rakip işyerinde işe başlayarak, rekabet yasağına aykırı davrandığını, bu nedenlerle, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükmüne göre rekabet yasağının ihlalinden doğan cezai şart alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etme gereği doğduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile; taraflar arasında karşılıklı olarak imza altına alınan iş sözleşmesi rekabet yasağının ihlalinden doğan cezai şart alacağının fazlası sakla kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin davalıdan fesih tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsil edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Görevli mahkemelerin İş Mahkemeleri olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımına uğradığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 194’üncü maddesi hükmünün yerine getirilmediğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119’uncu maddesi gereğince dava dilekçesinde eksikliklerin mevcut olduğunu, müvekkili davacının ticari sır niteliğinde olan bilgilerine haiz olmadığını, .müvekkilinin çalışma hürriyetinin ihlali sonucu doğuracak nitelikte, müvekkilinin davacı şirketle pazarlık şansı olmaksızın düzenlenmiş olan rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklı cezai şart tazminatı istemine ilişkindir.
Gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağına ilişkin hükümlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir.
İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir.
Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir.
İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir.
Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. (Benzer yönde; Yargıtay 9. HD. 2023/2156 Esas, 2023/3838 Karar, 14/03/2023 tarihli ilâmı, Yargıtay 9. HD. 2021/11745 Esas, 2021/16748 Karar, 21.12.2021 tarihli ilâmı, İstanbul Bam 31. HD. 2023/2271 Esas, 2024/283 Karar, 22.02.2024 tarihli ilâmı, İstanbul Bam 30. HD. 2023/2452 Esas, 2024/171 Karar, 11.03.2024 tarihli ilâmı)
Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Görev hususu yargılamanın her aşamasında re'sen değerlendirilebileceğinden mahkememizin görevli olmaması nedeniyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy İş Mahkemeleri'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.06/05/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza