T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/170 Esas
KARAR NO : 2024/474 Karar
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan),
DAVA TARİHİ : 22/02/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
BİRLEŞEN BAKIRKÖY .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS - .... KARAR
SAYILI DAVA DOSYASI :
DAVA : itirazın iptali
DAVA TARİHİ : 28/03/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13.06.2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkememizin ... Esas sayılı asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı müvekkili.... GIDA PAZARLAMA isimli şahıs şirketi ile davalı şirket arasında 07/12/2020 tarihinde ekte sunulan bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre ... tarafından üretim ve/veya ticareti yapılan ... markalı pet su ve damacana olarak bilinen her tip ve türünün ekteki sözleşme şartlarına uygun olarak bayi tarafından satıcılara ve tüketicilere sağlıklı olarak ulaştırılması hakkında olduğunu, sözleşmeye göre müvekkili .... adına fabrikadan temin ettiği ürünleri İstanbul Anadolu yakasında Üsküdar, Ümraniye, Sancaktepe, Çekmeköy, Sultanbeyli ilçelerinin tamamında ve bunların yanında Kadıköy ve Ataşehir ilçelerinde firmaca belirlenen noktalarda tek yetkili satıcı olarak dağıtım yaptığını, ancak sözleşmenin feshinden önce Kadıköy ve Ataşehir ilçelerindeki müvekkilinin dağıtım bölgesinde olan bazı mahalleler ek protokol imzalanmasına, alt bayiler bağlanmış olmasına rağmen keyfi olarak müvekkilinin elinden alınarak zarara uğratıldığını, arka arkaya gelen mücbir sebepler müvekkilinin satışlarında olumsuz etki yarattığını, 01/09/2022 tarihi itibari ile davalı ana firma müvekkiline ürün vermeyi kestiğini, 01/09/2022 tarihi itibari ile davalı ana firmanın hiçbir gerekçe göstermeksizin müvekkiline ürün vermeyi kestiğini, müvekkilinin alt bayileri olan su dağıtıcılarını İstanbul Anadolu yakasında faaliyet gösteren diğer distribütör ....'e haksız şekilde aktardığını, sözleşmeyi zımni şekilde feshedildiğini, sözleşmeyi feshettiğine dair müvekkiline ne yazılı ne de sözlü şekilde hiçbir bildirim yapılmadığını, ana firma müvekkilinin alt bayilerine SMS yolu ile müvekkili ....'nun distribütörlüğünün feshedildiğini bundan sonra alt bayilere dağıtımın ... tarafından yapılacağını bildirdiğini, müvekkili sözleşmenin feshedildiğini dahi alt bayilerinden öğrendiğini, davalı şirketçe hazırlanmış olan ana bayilik sözleşmesi hakkaniyetten uzak ve maddi hatalar ile dolu olduğunu, şirket ile müvekkili arasında yapılan distribütörlük sözleşmesinin Aktin Feshi başlıklı 11. Maddesi b bendi uyarınca davalı şirket hiçbir fesih bildiriminde bulunmaksızın ve herhangi bir gerekçe bildirmeksizin bu sözleşmeyi herzaman tek taraflı olarak sona erdirebileceğini, bu durumda da bayi kar kaybı dahil hiçbir ad altında hak veya alacak veya zarar ziyan talebinde bulunmayacağını, ancak aynı sözleşmenin aynı maddesinin a bendinde sözleşmenin feshi için 3 ay önceden yazılı bildirim şartı arandığını, iş bu talepleri için Bakırköy Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapıldığını, talepleri için öncelikle Bakırköy Arabuluculuk Bürosuna ... Sayılı dosya ile 09/01/2023 tarihinde başvuruda yapıldığıını, olup yapılan arabuluculuk görüşmeleri olumsuz sonuçlandığını, açıklanan tüm bu açıklamalar, Yargıtay'ın ve İstinaf Mahkemelerinin acentelik sözleşmelerinin haksız feshi ile alakalı emsal kararları ve sözleşmelerdeki maddi hatalar ile hakkaniyetten uzak maddeler göz önüne alındığında öncelikle haksız devam rehin işleminin kaldırılmasını, tanık ve alanında uzman bilirkişi incelemesi yapılarak maddi zararımızın tespiti ile yasal faizi ile beraber tarafımız lehine (500,00 TL) maddi tazminat ve yine tarafları lehine 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, bu doğrultuda davanın kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin .... Esas sayılı asıl dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere taraflar arasında 07.12.2020 tarihinde imzalandığını, bir bayilik sözleşmesi ve bu sözleşmeye esas olmak üzere sonraki dönemlerde imzalandığını, protokoller ve başkaca anlaşmalar mevcut olduğunu, taraflar arasındaki bu anlaşmalar gereği özet olarak davacı yanın davalının ürünlerini belirtilen bölgelere en az tarafların anlaştığı sayıda satacağını, davalı yanın da yapılan bu satışlar neticesinde davacıya indirimli ürün, bedelsiz dolum gibi bir takım haklar sağlayacağını, müvekkili şirketin, davacının taahhüt ettiği satış rakamlarını geçeceği inancı ile davacıya özel damacana dolum fiyatı, bedelsiz dolum hakkı ve diğer haklar sağlandığını, taraflar arasındaki anlaşmalar gereği davacı yan taahhüt etmiş olduğu satışı gerçekleştiremez ise adet başına 1,5TL + KDV ödemeyi kabul ettiğini, taraflar arasındaki anlaşmaya koyulan işbu madde davacının belli sayının üstünde satış yapacağını taahhüt etmesinden dolayı kendisine müvekkilinin tanıdığı ekstra haklardan dolayı olduğunu, müvekkili şirket sözleşmeden kaynaklı olarak davacı yana 05.10.2022 tarihinde 125.000,00.-TL'lik fatura kestiğini, işbu fatura göz önünde alındığında müvekkili şirketin herhangi bir borcu olmadığı aksine alacaklı olduğu görüleceğini, araç rehni tarafların iradelerine uygun olarak alındığını her ne kadar taraflar arasındaki yazılı sözleşmede teminat senedi veyahut gayrimenkul ipoteği verileceği kararlaştırılsa da daha sonra taraflar sözlü olarak araç rehni konusunda anlaştıklarını ve bunun sonucunda davalıya ait araca rehin koyulduğunu, müvekkilinin burada da iyiniyetli davrandığını davacının konut ipoteği veyahut banka teminat mektubu getirememesi üzerine işlerinin aksamaması için işbu rehni kabul edildiğini davacının işbu davada iddia ettiği gibi bir alacağı bulunmayıp aksine yerine getirmediği sözlerinden dolayı borçlu konumunda olduğunu, bu sebeple araç rehni kaldırılmadığını ve davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, dava dilekçesindeki diğer tüm hususlar da gerçeğe aykırı olup huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından ileri sürülebilecek yeni iddialara karşı cevap verme haklarının saklı kalmak kaydı ile yukarıda izah edilen hususlar ile mahkemece resen nazara alınacak sebepler çerçevesinde; davacının haksız davasının reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline dair karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyası ile birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı firmanın, su üreticisi bir firma olduğunu, sipariş üzerine bayi ve müşterilerine su satışı yaptığını, taraflar arasında 07.12.2020 tarihinde imzalanmış bir bayilik sözleşmesi ve bu sözleşmeye esas olmak üzere sonraki dönemlerde imzalanmış protokoller ve başkaca anlaşmalar mevcut olduğunu, taraflar arasındaki bu anlaşmalar gereği özet olarak davalı tarafın davacının ürünlerini belirtilen bölgelere en az tarafların anlaştığı sayıda satacağını, davacı tarafın da yapılan bu satışlar neticesinde davacıya indirimli ürün, bedelsiz dolum gibi bir takım haklar sağlayacağını, çalışılan dönemlerde davalı tarafından aylık satış hedeflerinin hiç birinin karşılanmadığını, Davalı tarafın en iyi satış yaptığı ayda yaklaşık 15.000 adet satış yapabildiğini ve taahhüt ettiği sayıdan her geçen gün uzaklaştığını, davacı şirketin davalının taahhüt etmiş olduğu satış rakamlarını geçeceği inancı ile davalıya özel damacana dolum fiyatı, bedelsiz dolum hakkı ve diğer haklar sağladığını, taraflar arasındaki anlaşmalar gereği davalı taraf taahhüt etmiş olduğu satışı gerçekleştiremez ise adet başına 1,5TL + KDV ödemeyi kabul ettiğini, davacı şirketin sözleşmeden kaynaklı olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacı tarafa 05.10.2022 tarihinde 125.000,00.-TL'lik fatura kestiğini, davalı tarafça borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından Bakırköy .... İM.nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, davalının takibe itiraz etmesi üzerine arabuluculuk kanun yoluna başvurulduğunu, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ... Arabuluculuk dosya numarası üzerinden yürütülen işlemler neticesinde tarafların anlaşamaması üzerine 10.02.2023 tarihinde sürecin sonlandığını belirterek davanın kabulüne, davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile itirazla duran tüm alacaklarlar yönünden takibin devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere icra inkar tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri, arabuluculuk vekalet ücreti ve dava vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememiz dosyası ile birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, .... Karar sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının .... GIDA PAZARLAMA isimli şahıs şirketi ile davacı şirket arasında 07/12/2020 tarihinde dosyada mübrez bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre .... tarafından üretim ve/veya ticareti yapılan ... markalı pet su ve damacana olarak bilinen her tip ve türünün ekteki sözleşme şartlarına uygun olarak bayi tarafından satıcılara ve tüketicilere sağlıklı olarak ulaştırılması hakkında olduğunu, sözleşmeye göre müvekkil ... adına fabrikadan temin ettiği ürünleri İstanbul Anadolu yakasında Üsküdar, Ümraniye, Sancaktepe, Çekmeköy, Sultanbeyli ilçelerinin tamamında ve bunların yanında Kadıköy ve Ataşehir ilçelerinde firmaca belirlenmiş noktalarda tek yetkili satıcı olarak dağıtım yaptığını, davalı ile davacı firma arasında bir yıl boyunca herhangi bir ihtilaf yaşanmadan düzenli olarak ticaret yapıldığını, 2021 yılı sonrasında pandeminin pik döneminde olması sebebi ile tam kapanma döneminin başlaması, özellikle davalının alt bayiler aracılığı ile cafe, restorant, iş yeri vs. Günlük su tüketiminin fazla olduğu yerlere ürün gönderememesi ve bununla birlikte 2022 yılıyla beraber ülkede yaşanılan enflasyon ve döviz krizi ile beraber mücbir sebeplerin arka arkaya geldiğini ve davalının bu mücbir sebepler neticesinde istenilen kotaya ulaşamaması sebebi ile ana firmayla sıkıntılar yaşamaya başladığını, davacı şirket ile davalı arasında yapılan dava konusu ana bayilik-distrübitörlük sözleşmesinin 10. Maddesinde bayinin şirkete teminat sunması gerektiği şartı koyulduğunu, ancak şirketçe davalıdan böyle bir ipotek ya da teminat mektubu alınmadığını bunun yerine sözleşmeye aykırı şekilde araç rehni alındığını, sözleşmeye aykırı şekilde tesis edilmiş olan rehin işleminin dava konusu olmasının abeste işgal olduğunu, belirterek davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 26/04/2024 havale tarihli raporda; 1) Asıl dava konusu uyuşmazlığın; davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin davalı/bayilik veren tarafından süresinden önce haklı olarak mı haksız olarak mı sonlandırıldığı; davacı/bayinin davalı/bayilik verenden iddia ve talep ettiği gibi tazminat alacaklarına hak kazanıp kazanamadığı; davacı/bayinin davalı/bayi lehine tesis etmiş olduğu rehnin kaldırılmasını talep hak kazanıp kazanamadığı; noktalarında olduğu kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Her bir uyuşmazlık noktası aşağıda sırasıyla değerlendirilecektir. 2) Bayilik Sözleşmesinin davalı/bayilik veren tarafından süresinden önce haklı olarak mı haksız olarak mı sonlandırıldığı, hususunun değerlendirilmesi: 2/a- Dava dosyası içeriğine göre; Davacı/bayi ile davalı/bayilik veren arasında 07.12.2020 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve 2 adet Ek Protokol akdedilmiş olup, bunlara dayalı “Bayilik Akdi İlişkisi” kurulmuştur. Bayilik Sözleşmesini ek olarak, taraflar arasında önce 07.12.2020 tarihli Ek Protokol akdedilmiş olup, sonrasında ise işbu Ek Protokolün bazı hükümlerinde değişiklik yapan 26.04.2021 tarihli Ek Protokol akdedilmiştir. İşbu 26.04.2021 tarihli Ek Protokol ile özellikle, davacı/bayinin aylık satış hedeflerinin miktarının azaltılmış olduğu görülmektedir. 26.04.2021 tarihli Ek Protokolün 5 nolu maddesi hükmüne göre; davalı/bayinin 2021 yılı Nisan ayından geçerli olmak üzere aylık satışı 20.000 adet damacana olacaktır. Davalı bayinin 2022 yılı aylık hedefi 30.000 olup, 2023 yılı aylık hedefi olarak 40.000 taahhüt etmektedir. Yukarıda açıklanan hüküm ile davacı/bayi, 2021 yılı Nisan ayından geçerli olmak üzere aylık 20.000 adet damacana satmayı taahhüt etmiştir. Ayrıca, 2022 yılında aylık 30.000 adet damacana satmayı hedeflediğini ve 2023 yılında da aylık 40.000 adet damacana satmayı hedeflediğini taahhüt etmiştir. 2/b- Ne var ki, Mali Tespitlere göre; davacı/bayi 2021 yılında, 2021 yılındaki satış taahhüdünü yerine getirememiş olup, bu taahhüdünün çok altında damacana satışı gerçekleştirmiştir. 2022 yılında ise, 2021 yılına ilişkin taahhüdünün dahi çok altında damacana satışı gerçekleştirmiş olduğu gibi, 2022 yılına ilişkin satış hedefinin ise çok uzağında kalmıştır. Davacı/bayi her ne kadar; 2021 yılında gerçekleşen “mücbir sebepten” dolayı satış taahhüdünü yerine getiremediğini iddia etmişse de; 2021 yılı Nisan ayı itibariyle “mücbir” sebep teşkil eden olayın veya olayların gerçekleştiğini ve bundan dolayı “su satan işletmelerin” aylık satış miktarının oldukça azaldığını gösterin somut bir delil sunmamıştır. Takdiri Mahkemeye aittir. 2/d- Bilindiği üzere, Bayilik Sözleşmesi gibi “kanunda düzenlenmemiş (isimsiz) sürekli edimli sözleşmelerde”, taraflardan biri taahhütlerini yerine getiremediği (borçlarını ihlal ettiği) ve de bu durum diğer taraf için akdi ilişkiyi çekilmez (katlanılmaz) hale getirdiği takdirde, diğer taraf sözleşmeyi haklı olarak feshetme hakkına sahih olur. İşbu fesih hakkı, “TMK.md.2’deki dürüstlük kuralından” ve “kanunda düzenlenmiş olan sürekli edimli sözleşmelerin haklı sebeple feshini düzenleyen kanun hükümlerinin ruhundan” çıkmaktadır. Bu fesih hakkına doktrinde, “olağanüstü fesih hakkı” veya “haklı sebeple fesih hakkı” denilmektedir. Taraflar arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin 10/f nolu maddesinde yer verilmiş olan hüküm de bu şekilde anlaşılmalıdır (yorumlanmalıdır). Davalı/bayilik verenin taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi ve Eklerini 2022 yılı Ağustos sonu itibariyle fiilen (davacı/bayiye ürün vermeyi durdurmak suretiyle) feshettiği (sonlandırdığı) anlaşılmaktadır. Davacı/bayi, satış taahhütlerini yerine getiremediği (borçlarını ihlal ettiği) ve de bu durum “hayatın olan akışında” davalı/bayilik veren için Bayilik Akdi İlişkisine(Sözleşmesine) devam etmeyi çekilmez hale getirdiği için davalı/bayilik verenin Akdi İlişkiyi (Sözleşmeyi) haklı olarak feshettiği (sonlandırdığı) kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. 3) Davacı/bayinin davalı/bayilik verenden iddia ve talep ettiği gibi tazminat alacaklarına hak kazanıp kazanamadığı, hususunun değerlendirilmesi: Davacı, davalının sözleşmeyi feshetmesi sebebiyle uğradığı Kar Mahrumiyeti Zararının tazmini (TBK.md.112) ve Denkleştirme Tazminatının ödenmesini (TTK.md.122) talep etmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, kanaatimizce taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi ve Ekleri (Bayilik Akdi İlişkisi) davacı/bayinin borca aykırı davranışı/borç ihlali (kusuru) sebebiyle davalı/bayilik veren tarafından, normal süresi sona ermeden önce, haklı sebeple feshedilmiştir. Bilindiği üzere, bir tarafın kusuru (borca aykırı davranışı/borç ihlali) sebebiyle bayilik sözleşmesinin diğer tarafça haklı olarak feshedildiği durumlarda, feshe maruz kalan taraf “kar mahrumiyetizararının tazminini” talebe hak kazanamaz. Bu sebeple, davacı/bayinin davalı/bayilik verenden kar mahrumiyeti zararının tazminini talebe hak kazanamadığı kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davacının davalıdan, Denkleştirme Tazminatı talep etmeye hak kazanması için, her şeyden önce, Bayilik Sözleşmesinde davacı/bayiye Tekel Hakkı verilmiş olması gerekmektedir (TTK.md.122/5). Ancak taraflar arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin 4/e nolu maddesi hükmünden, davacı/bayiye Tekel Hakkı (belirli bir bölgede tek elden/tek başına ürün satma hakkı) verilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacının davalıdan Denkleştirme Tazminatı talep etme hakkının bulunmadığı kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Kaldı ki davacı/bayiye sözleşmede Tekel Hakkı verilmiş olsaydı dahi; Bayilik Sözleşmesi davacı/bayinin kurusu sebebiyle davalı/bayilik veren tarafından haklı sebeple feshedilmiş olduğu için, davacının davalıdan Denkleştirme Tazminatı talep etmeye hak kazanamayacak olduğu (TTK.md.122/3) kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. 4) Davacı/bayinin davalı/bayilik veren lehine tesis etmiş olduğu Rehnin kaldırılmasını (sicilden fekkini) talebu hak kazanıp kazanamadığı, hususun değerlendirilmesi: Dava dosyası içeriğine ve taraf beyanlarına göre; davacı/bayi tarafından, Bayilik Sözleşmesinden dolayı doğacak borçlarına teminat olarak, kendisine ait olan ve özellikleri Rehin Sözleşmesinde belirtilmiş olan Motorlu Aracı (Otomobil) üzerinde davalı/bayilik veren lehine, 07.01.2021 tarihli Rehin Sözleşmesi ile, 80.000 TL teminat yüklü Rehin (Teminat) tesis etmiştir. Taraflar arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin 10/b nolu maddesi hükmünün yorumundan çıkan anlama göre; davacı/bayi Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan borçlarını gereği gibi ifa etmediği (borçlarını ihlal ettiği) takdirde, davalı/bayilik veren sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olacağı gibi, ayrıca teminat tutarının tahsilini davacı/bayiden Cezai Şart olarak talep etme hakkına sahip olacaktır. Raporumuzun yukarıda kısmında açıklandığı üzere, kanaatimizce davalı/bayilik veren, davacı/bayinin sözleşmeden kaynaklanan borcunu gereği gibi ifa etmemesi (ihlal etmesi) sebebiyle, yani davacı/bayinin kusuru sebebiyle haklı olarak feshetmiştir. Bu sebeple, sözleşmenin 10/b nolu maddesi hükmü uyarınca davalı/bayilik verenin 80.000 TL teminat yüklü rehnin paraya çevrilmesini ve 80.000 TL’lik teminatın Cezai Şart olarak ödenmesini talebe hak kazandığı; dolayısıyla da, davacının söz konusu Rehnin kaldırılmasını (sicilden fekkini) talebe hak kazanamadığı kanaatin varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. B- BİRLEŞEN DAVA İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELER: 1) Dava konusu uyuşmazlığın, davacı/bayilik verenin, davacı/bayi tarafından Bayilik Sözleşmesine teminat olarak tesis edilmiş olan 80.000 TL teminat yüklü Rehnin paraya çevrilmesini talebe hak kazanıp kazanamadığı, noktasında olduğu kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. 2) Yukarıda da açıklandığı üzere; Dava dosyası içeriğine ve taraf beyanlarına göre; davalı/bayi tarafından, Bayilik Sözleşmesinden dolayı doğacak borçlarına teminat olarak, kendisine ait olan ve özellikleri Rehin Sözleşmesinde belirtilmiş olan Motorlu Aracı (Otomobil) üzerinde davacı/bayilik veren lehine, 07.01.2021 tarihli Rehin Sözleşmesi ile, 80.000 TL teminat yüklü Rehin (Teminat) tesis etmiştir. Taraflar arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin 10/b nolu maddesi hükmünün yorumundan çıkan anlama göre; davalı/bayi Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan borçlarını gereği gibi ifa etmediği (borçlarını ihlal ettiği) takdirde, davacı/bayilik veren sözleşmeyi feshedebileceği gibi, ayrıca teminat tutarının tahsilini davalı/bayiden Cezai Şart olarak talep etme hakkına sahip olacaktır. Raporumuzun yukarıda kısmında açıklandığı üzere, kanaatimizce davacı/bayilik veren, davalı/bayinin sözleşmeden kaynaklanan borcunu gereği gibi ifa etmemesi (ihlal etmesi) sebebiyle, yani davalı/bayinin kusuru sebebiyle haklı olarak feshetmiştir. Bu sebeple, sözleşmenin 10/b nolu maddesi hükmü uyarınca davacı/bayilik verenin 80.000 TL teminat yüklü rehnin paraya çevrilmesini ve 80.000 TL’lik rehinden (teminattan) Cezai Şart olarak ödenmesini (tahsilini) talebe hak kazandığı kanaatin varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava dilekçeleri, cevap dilekçeleri, taraf beyanları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
*Asıl dava; Distribütörlük/Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ve taşınır rehin işleminin kaldırılması istemine ilişkindir.
*Asıl dava konusu uyuşmazlığın; davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan Bayilik
Sözleşmesinin davalı/bayilik veren tarafından süresinden önce haklı olarak mı haksız olarak
mı sonlandırıldığı; davacı/bayinin davalı/bayilik verenden iddia ve talep ettiği gibi tazminat
alacaklarına hak kazanıp kazanamadığı; davacı/bayinin davalı/bayi lehine tesis etmiş olduğu
rehinin kaldırılmasını talep hak kazanıp kazanamadığı noktalarında toplanmaktadır.
-Asıl dava konusu miktar 30.500,00 TL' dir.
*Birleşen dava; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' na dayalı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibe davalı borçlu tarafça yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.
*Birleşen dava konusu uyuşmazlığın; Davacı/bayilik verenin, davalı/bayi tarafından Bayilik
Sözleşmesine teminat olarak tesis edilmiş olan 80.000 TL teminat yüklü Rehnin paraya
çevrilmesini talebe hak kazanıp kazanamadığınoktalarında toplanmaktadır.
-Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Birleşen dosya davacı tarafından davalı aleyhine 80.000,00-TL alacağının yıllık % 9,75 faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür.
-Birleşen dava konusu miktar 80.000,00-TL 'dir.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN:
Davacı/bayi ile davalı/bayilik veren arasında 07.12.2020 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve 2 adet Ek
Protokol akdedilmiş olup, bunlara dayalı “Bayilik Akdi İlişkisi” kurulmuştur.
Bayilik Sözleşmesine ek olarak, taraflar arasında önce 07.12.2020 tarihli Ek Protokol akdedilmiş
olup, sonrasında ise işbu Ek Protokolün bazı hükümlerinde değişiklik yapan 26.04.2021 tarihli
Ek Protokol akdedilmiştir. İşbu 26.04.2021 tarihli Ek Protokol ile özellikle, davacı/bayinin aylık satış hedeflerinin miktarının azaltılmış olduğu görülmektedir.
26.04.2021 tarihli Ek Protokolün 5 nolu maddesi hükmüne göre; davalı/bayinin 2021 yılı Nisan
ayından geçerli olmak üzere aylık satışı 20.000 adet damacana olacaktır. Davalı bayinin 2022 yılı
aylık hedefi 30.000 olup, 2023 yılı aylık hedefi olarak 40.000 taahhüt etmektedir.
Belirtilen hüküm ile davacı/bayi, 2021 yılı Nisan ayından geçerli olmak üzere aylık
20.000 adet damacana satmayı taahhüt etmiştir. Ayrıca, 2022 yılında aylık 30.000 adet
damacana satmayı hedeflediğini ve 2023 yılında da aylık 40.000 adet damacana satmayı
hedeflediğini taahhüt etmiştir.
Mali Tespitlere göre; davacı/bayi 2021 yılında, 2021 yılındaki satış taahhüdünü
yerine getirememiş olup, bu taahhüdünün altında damacana satışı gerçekleştirmiştir. 2022
yılında ise, 2021 yılına ilişkin taahhüdünün altında damacana satışı gerçekleştirmiş
olduğu gibi, 2022 yılına ilişkin satış hedefini de gerçekleştirememiştir.
Davacı/bayi 2021 yılında gerçekleşen “mücbir sebepten” dolayı satış taahhüdünü
yerine getiremediğini iddia etmişse de; 2021 yılı Nisan ayı itibariyle “mücbir” sebep teşkil eden
olayın veya olayların gerçekleştiğini ve bundan dolayı “su satan işletmelerin” aylık satış
miktarının oldukça azaldığına dair dosya kapsamına herhangi bir delil sunmamıştır.
Bayilik Sözleşmesi gibi “kanunda düzenlenmemiş (isimsiz) sürekli edimli
sözleşmelerde”, taraflardan biri taahhütlerini yerine getiremediği (borçlarını ihlal ettiği) ve de
bu durum diğer taraf için akdi ilişkiyi çekilmez (katlanılmaz) hale getirdiği takdirde, diğer taraf
sözleşmeyi haklı olarak feshetme hakkına sahip olur. İşbu fesih hakkı, “TMK.md.2’deki dürüstlük
kuralından” ve “kanunda düzenlenmiş olan sürekli edimli sözleşmelerin haklı sebeple feshini
düzenleyen kanun hükümlerinin ruhundan” çıkmaktadır. Bu fesih hakkına doktrinde,
“olağanüstü fesih hakkı” veya “haklı sebeple fesih hakkı” denilmektedir. Taraflar arasında
akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin 10/b nolu maddesi, bu şekliyle yorumlanmıştır.
Davalı/bayilik verenin taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi ve Eklerini 2022 yılı Ağustos sonu
itibariyle davacı/bayiye ürün vermeyi durdurmak suretiyle fiilen feshettiği
anlaşılmaktadır. Davacı/bayi, satış taahhütlerini yerine getiremediği, borçlarını ödemediği ve bu durumların da davalı/bayilik veren için Bayilik Akdi İlişkisine
(Sözleşmesine) devam etmeyi çekilmez hale getirdiği için, davalı/bayilik verenin Akdi İlişkiyi
(Sözleşmeyi) feshetmekte haklı olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Bu sebeple, davacı/bayinin kar
mahrumiyeti zararınına hak kazanmayacağı da mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacının davalıdan, denkleştirme tazminatı talep etmeye hak kazanması için, Bayilik Sözleşmesinde davacı/bayiye Tekel Hakkı verilmiş olması gerekmektedir (TTK.md.122/5). Ancak taraflar arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin 4/e nolu maddesi hükmünden,
davacı/bayiye Tekel Hakkı (belirli bir bölgede tek elden/tek başına ürün satma hakkı) verilmemiş
olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacının Denkleştirme Tazminatına hak kazanmayacağı mahkememizce kabul edilmiştir.
Dava dosyası içeriğine ve taraf beyanlarına göre; davacı/bayi tarafından, Bayilik Sözleşmesinden
dolayı doğacak borçlarına teminat olarak, kendisine ait olan ve özellikleri Rehin Sözleşmesinde
belirtilmiş olan Motorlu Aracı (Otomobil) üzerinde davalı/bayilik veren lehine, 07.01.2021
tarihli Rehin Sözleşmesi ile, 80.000 TL teminat yüklü Rehin (Teminat) tesis etmiştir.
Taraflar arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin 10/b nolu maddesine göre; davacı/bayi Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan borçlarını
gereği gibi ifa etmediği (borçlarını ihlal ettiği) takdirde, davalı/bayilik veren sözleşmeyi feshetme
hakkına sahip olacağı gibi, ayrıca teminat tutarının tahsilini davacı/bayiden
talep etme hakkına sahip olacaktır.
Davalı/bayilik verenin, sözleşmeyi haklı olarak feshetmesinden dolayı, sözleşmenin 10/b nolu maddesi hükmü uyarınca davalı/bayilik verenin 80.000 TL teminat
yüklü rehnin paraya çevrilmesini talebe hak kazandığı; dolayısıyla da, davacının söz konusu Rehnin kaldırılmasını (sicilden
fekkini) talebe hak kazanamadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle asıl davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN:
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacı - birleşen dosya davalısı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır.
Davalı - birleşen dosya davacısının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davalı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında distribütörlük sözleşmesine dayalı alım - satım ilişkisi olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi Heyetinin hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde;
Taraflar arasında 26.04.2021 tarihinde imzalanan ek protokole göre, davacı - birleşen dosya davalısı tarafın 2021 yılı
Nisan ayından itibaren aylık satış hedefinin 20.000 adet damacana, 2022 yılı aylık satış hedefinin
30.000 adet, 2023 yılı aylık satış hedefinin 40.000 adet olacağının belirlendiği,
-2021 yılı için, nisan ayından aralık ayı dahil yapılan satışın 110.289 adet, aylık hedefin 20.000
adet, yıllık hedefin 9 ay için 180.000 adet olduğu, ek protokolle belirlenen aylık hedefin her ay
altında kalındığı, yıllık eksik alım adedinin 69.711 adet olduğu,
-2022 yılı için, ocak ayından ağustos ayı dahil yapılan satışın 68.512 adet, aylık hedefin 30.000
adet, yıllık hedefin 8 ay için 240.000 adet olduğu, ek protokolle belirlenen aylık hedefin her ay
altında kalındığı, yıllık eksik alım adedinin 171.488 adet olduğu,
-Cari hesap kayıtlarına göre; takip tarihi itibariyle davalı - birleşen dosya davacısı taraf .... A.Ş.’nin, davacı - birleşen dosya davalısı ....’dan 125.000,00 TL alacaklı olduğu anlaşımıştır.
Kural olarak, faturaların tebliğ edildiğinin ve malın teslim edildiğinin ispat yükü davalı - birleşen dosya davacısı taraf ... A.Ş. üzerindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 Sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davalı - birleşen dosya davacısı taraf ....A.Ş' nin ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davalı - birleşen dosya davacısı tarafça bu aşamada fatura ve mal teslim olgusunu ispatının artık gerekmeyeceği, (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 25.12.2020 Tarih ve 2020/1170 E. - 2020/1325 K. Sayılı ilamı.), bu haliyle davacı - birleşen dosya davalısının ticari defter ve kayıtları sunmayarak ispat yükünü kendi üzerine aldığı kabul edilmiş ve yine aksini gösterir başka yazılı kesin kayıtta sunmadığı, bu sebeple 125.000,00 TL borçlu olduğu kabul edilmiş ve açılan davanın taleple bağlı kalınarak(80.000,00 TL) itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının asıl dava yönünden davasının sübut bulmadığından REDDİNE,
2-Mahkememiz dosyası ile birleştirilen Bakırköy ... ATM'nin ... Esas - .... Karar sayılı dosyasındaki davanın KABULÜ İLE,
-Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynen DEVAMINA,
-Alacağın %20 si olan 12.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-Takipteki asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere ve davacının talebini aşmamak kaydıyla 3095 Sayılı Kanunun 2/2 Md. uyarınca değişen oranlarda avans faizi UYGULANMASINA,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN:
a-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 520,87-TL peşin harçtan mahsubu ile 93,27-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde asıl dava davacıya İADESİNE,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin; asıl dava davacısından tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
b-Asıl davada davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
c-Davalı tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 78,25-TL yargılama giderinin asıl dava davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın davalıya İADESİNE,
d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin asıl dava davacısından alınarak kendisini vekille temsil eden davalı tarafa VERİLMESİNE,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN:
a-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 5.464,80-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.366,20-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 4.098,60-TL harcın birleşen dava davalısından tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Davacı tarafından harç olarak yapılan 1.571,70 TL yargılama giderinin birleşen dava davalısından alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin; birleşen dava davalısından tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
b-Yargılama giderlerine (harç dışındaki) asıl davada hükmedildiğinden birleşen davada hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,
d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin birleşen dava davalısından alınarak kendisini vekille temsil eden davacı tarafa VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır