T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/233 Esas
KARAR NO : 2025/1134
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 13/03/2023
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .....'ın sevk ve idaresindeki ...... plaka sayılı aracın Beylikdüzü ilçesi D-400 karayolu yan yolda Avcılar istikametinde seyrederken direksiyon hakimiyetini kaybederek karayolunun sol şeridine geçtiğini, kısa bir süre sonra ..... idaresindeki ..... plakalı ticari aracın kaza yapan ve parçaları yola savrulan aracın önünde yolun ortasında durduğunu, kısa bir süre sonra ...... 'ın sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın D-100 karayolundan gelerek kaza nedeni ile duran ticari taksiye arkadan çarptığını, sonrasında müvekkilinin içinde bulunduğu ..... plaka sayılı araca hızla çarptığı çarpmanın etkisi ile aracın takla attığını, kaza tespit tutanağında tespit edildiğini, müvekkilinin yaşına, aktif ve pasif yaşam süresine, beden gücü kayıp oranına, kusur oranlarına ve yargılama aşamasında toplanacak delilere göre, fazlaya ilişkin tüm haklar saklı tutularak, vücut bütünlüğünün bozulması ile meydana gelen bedensel zarar neticesinde kalıcı iş göremezlik ve bakıcı gideri sebebiyle 6100 sayılı yasanın 107. Maddesine göre tamamı yargılama sırasında belirlenecek belirsiz alacak niteliğinde olan maddi tazminatın hüküm altına alınmasını, davacının TBK m.54’e dayanarak tedavi ve bakcı giderlerini isteme hakkı bulunup, bunların tamamına yakınının belgelenmesi mümkün değildir. Yargıtay’ın, tedavi ve iyileşme giderlerinin çok kapsamlı olması sebebiyle, bunların istenmesi için belge koşulu olmadığına ve Borçlar Kanunu m.42/2 gereğince zararın ve kapsamının belirlenmesi gerekeceğine ilişkin kararları doğrultusunda, davalılardan istenebilecek tedavi ve tüm iyileşme giderlerinin uzman bilirkişi aracılığıyla hesaplatılmasını, HMK 389, 391/3. Maddeleri gereği davalı sürücü ve işleten kusuru ile kazaya neden olan ....... plakalı aracı ile tüm taşınır ve taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine veya Sayın Mahkemenin belirleyeceği miktarının üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, Geçici ödeme, 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 76. maddesi aşağıdaki hükümleri içerdiğini, İş bu dava, 6100 sayılı kanunun 16. Maddesi gereği; haksız fiilin meydana geldiği, yer yetkili mahkemesinde açıldığını ileri sürerek, davalılardan her birinin geçici ödeme olarak 300.000 TL, müvekkiline ödeme yapmalarına karar verilmesini, dava sonuçlansa bile arada geçen süre içide müvekkillerin haklarının sürüncemede kalmaması adına, dava sonuna kadar alacağımızın güvence altına alınabilmesi için, ....... plakalı kazaya neden olan aracın üzerine ihtiyati tedbir konulmasını ve davalı sürücü ve işletenin tüm taşınır ve taşınmaz malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacakları ile üzerine dava değeri kadar takdiren teminatsız ihtiyati haciz konulmasını, trafik kazasında yaralanarak beden gücü kaybına uğrayan davacı .....'ın, 6100 Sayılı Yasa'nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre, (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) şimdilik 4.000-TL beden gücü kaybından dolayı maddi tazminat ve şimdilik 1000-TL bakıcı gideri olmak üzere; şimdilik TOPLAM 5.000-TL tazminatın belirlenen bilirkişi veya bilirkişilerce hesaplatılarak, sigortacılar yönünden teminat limitini aşmamak üzere, ilk başvuru tarihinden KTK 97.maddesine göre 15 gün sonrasından başlayacak temerrüt tarihinden; davalı işleten ve sürücü ..... yönünden ise kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yanlar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... Sigorta A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Karayolları trafik kanunu m.109/4 "motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." hükmü gereğince müvekkil şirketin sorumluluğu sona erdiğinin, müvekkil şirketinin sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunun, kusuru yoksa, işletene ve dolayısıyla sigortacıya düşen bir sorumluluğununda olmadığının, dosyaya sunulan 16/01/2023 tarihli maluliyet raporu yönetmelik’te belirtilen usule uygun hazırlanmadığının, dosyada mübrez evraklardan başvuranın istanbul'da ikamet ettiği açıkça görüldüğünün, konu kaza İstanbul'da gerçekleştiğinin ve başvuranın tedavileri İstanbul'da gerçekleştirildiğinin, Kırklareli Üniversitesi Hastanesi tarafından hazırlanan rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, başvuranın ikamet yerindeki; ilgili yönetmelik uyarınca hazırlanmış sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hasteneye başvurup güncel bir rapor alınması gerektiğinin, davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddine, usule aykırı başvuru nedeniyle müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden, müvekkil şirket aleyhine faize hükmedilmemesini talep etmiştir.
Davalı ..... Sigorta Vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından; davalıların her birinden geçici ödeme olarak 300.000,00-TL, beden gücü kaybından dolayı şimdilik 4.000,00-TL ve bakıcı gideri olarak şimdilik 1.000,00-TL olmak üzere toplam 5.000,00-TL tazminat talep edildiğinin, Ancak olayın oluş şekli incelendiğinde davayı kabul etmenin mümkün olmayıp itirazları sunmanın gerektiğinin, dava dilekçesinde bahsi geçen 08.07.2021 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ....... plakalı araç, müvekkil şirkete 01.06.2021-2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ..... numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunun, poliçede maddi teminat limiti araç başına 43.000,00-TL olduğunun, poliçeyi belirtmenin davayı kabul anlamına gelmediğinin, Trafik devam ederken yolun ortasında duran araç sürücüsü kusursuz atfedildiğinin, sigortalı aracın sürücüsü ise ..... plakalı araca çarpmış, o çarpmanın etkisiyle ..... plakalı araca çarpıldığının, bu durumda sigortalı araç sürücüsüne %100 kusur atfedilmesi kabul edilemeyeceğinin, dava konusu kaza ve öncesinde meydana gelen 1. Kazanın bir bütün olarak değerlendirilip kusur dağılımı yapılması gerektiğinin, sigortalı araç sürücüsü ....., 08.07.2021 tarihli kazada 1.20 Pr. Alkollü olduğunun, bu bağlamda kaza tarihi gözetilerek kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri çerçevesinde meslekte kazanma gücünde azalma oranının tespit edilmesi gerektiğinin, geçici taleplerden müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunmaması sebebiyle, davanın reddi gerekmediğinin, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı kendisine arkadan çarpıldığını ve aracının takla attığını iddia ettiğinin, işbu kaza basılı ve görsel basında yer almış olup, olay anında kaza mahallinde bulunan tanıklar; kazada arkadan gelen müvekkile ait aracın taksiye çarptığını, taksininde davacı aracına çarptığını iddia ettiğinin, tanıklar takladan bahsetmediğini anlatıcının anlattıkları gerek olayın bizzat içinde bulunan ticari taksi şoförünün anlatısına, gerek delillere ve polis tutanaklarına ve müvekkilin yaşadıklarına tamamen aykırı bulunduğunun, ticari taksinin önü ve arkasına ve davacıya çarpması ihtimalinde hasar alması gereken sol tarafının resmine dikkatle bakıldığında aracın arkasının aldığı hasar aşikar olup önden ve soldan ise hiçbir hasarın bulunmadığı, hiçbir çarpmanın yaşanmadığı, anlatıcının iddia ettiği şekilde müvekkilin aracının taksiye taksinin ise davacı aracına çarpması halinde taksinin açısal olarak davacı aracına ya arkadan yada soldan vurması gerektiği ancak davacının aracının soldan hasar almadığı hiçbir şekilde aracın çarpmasının görülmediği, taksinin karşı şeride kadar sürüklendiği ve müvekkil aracının da orta refüje kadar sürüklendiğini düşünürsek davacı aracınında bu çarpmanın şiddeti ile ya diğer araçlar gibi sürüklenmesi gerektiği yada en azından devrilmesi gerektiğinin izahtan vareste olduğunun, müvekkil arkadan gelip taksiye çarparak taksiyi sürüklemiş ve ters çevirerek sağ taraftan orta refüje çarpmış ve karşı yola savrulmasına neden olduğunun, kendisi ise orta refüje çıkarak durduğunun, davacının zararı ile illiyet bağı kurulabilecek, davacıya yönelmiş kusurlu bir haksız eylemi bulunmadığının, davacının uğradığı zarar bizzat davacının kendi kusuru ile meydana gelmiş olup müvekkilin davacının durumunu da ağırlaştıracak bir eylemi de bulunmadığının, davacının zararı ile müvekkilin yaptığı kaza arasında bir illiyet bağı bulunmadığının, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
TÜM DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; Trafik kazasında yaralanarak beden gücü kaybına uğrayan davacı için, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi hükmünce belirlenecek maddi tazminat tutarlarının işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden ve sigortacılar yönünden maddi tazminata karar verilmesi hakkındadır.
Uyuşmazlığın; Davacının 08/07/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasından kaynaklı olarak davalıların sorumlu olduğu iddiasına dayalı olarak açılan maddi tazminat davası olduğu görüldü.
Haksız fiillere ilişkin olarak 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddeleri şu şekildedir:
"MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
II. Zararın ve kusurun ispatı
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle bir zararın meydana gelmesi halinde kusurlu fiili ile üçüncü kişiye bir zarar veren zararı gidermekle yükümlü olup, zararı, illiyet bağını ve kusuru ispat yükü ise davacı zarar görene aittir.
2918 sayılı Kanun'un 85. Maddesi ise şu şekildedir:
"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."
Mahkememizce meydana gelen kazada kusur ve trafik kurallarına aykırılıkların tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış olup, Trafik İhtisas Dairesi düzenlediği 20.05.2025 tarihli raporda şu tespitleri yapmıştır:
"Dosya tümüyle incelendi. Trafik kazası tespit tutanağı, bilirkişi raporları içeriği, tüm beyanlar, kaza anı kamera görüntülerinin bulunduğu CD içeriği, CD izleme tutanağı, mevcut veriler ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davacı .....'ın yaralanmasına konu meydana gelen iki kaza hususunda kusur durumu aşağıda ayrı ayrı belirtilmiştir.
Mevcut verilere göre;
1. Birinci kazada;
A) Davacı sürücü ...... olay yerinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, taşıt yolu üzerindeki seyrini emniyetli şekilde sürdürmesi gerekirken sevk ve idare hatasıyla yönetimindeki kamyonetin kontrolünü kaybederek meydana gelen kazada kusurludur.
B) Başka herhangi bir kişinin kazanın oluşu üzerine etken kusurlu davranışına rastlanılmamıştır.
2. İkinci kazada;
A) Davalı sürücü ....... olay yerinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, mahal şartlarına uygun süratte seyretmesi, ilk kazanın ardından mahalde bulunan araçların ve yayaların varlığını da dikkate alarak mahalden geçişini kontrollü şekilde gerçekleştirmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip sevk ve idaresindeki otomobilin yolun sol tarafında kaza yapmış halde bulunan kamyonete çarptığı olayda kusurludur.
B) Davacı sürücü ..... ilk kazanın ardından araç içerisinde bulunduğu sırada yönetimindeki kamyonete bir süre sonra geriden gelen davalı sürücü sevk ve idaresindeki otomobilin çarptığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.
C) Başka herhangi bir kişinin kazanın oluşu üzerine etken kusurlu davranışına rastlanılmamıştır.
SONUÇ:
Yukarıdaki hususlar muvacehesinde;
1. Birinci kazada;
- Davacı sürücü ......'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu,
2. İkinci kazada;
- Davalı sürücü .......'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur."
Davalı tarafından söz konusu Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz edilmiş ise de; Mahkememizce alınan rapor, dosya içerisindeki savcılık soruşturma dosyasında alınan raporlar, tanık beyanları ve tarafların beyanları ile olaya ilişkin görüntü CD'si bir arada değerlendirildiğinde; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporun olayın oluş biçimine uygun olduğu, raporda esas alınan Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinin olaya doğru uygulandığı, dosya kapsamındaki trafik kazasına ilişkin mevcut delillerin doğru değerlendirildiği ve kanun hükümlerine göre doğru uygulandığı anlaşılmakla, davalının soyut beyana dayalı somut delille desteklenmeyen itirazlarına itibar edilmemiş, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporun hükme esas alınması gerektiği, meydana gelen ilk kazada davacının kusurlu olduğu, sonrasındaki ikinci kazada ise hız kurallarına ve olay yerinin özelliklerine uygun davranmayan, ayrıca yasal sınır üzerinde alkollü olduğu tespit edilen davalının ikinci kazada tamamen kusurlu olduğu tespiti usul ve yasa ile olayın oluş biçimine uygun kabul edilerek hükme esas alınmıştır.
Davacı tarafından meydana gelen trafik kazasındaki davalının kusuru ve illiyet bağının ispat edildiği anlaşılmakla zarar tespiti aşamasına geçilmiştir.
Mahkememizce davacının meydana gelen kaza sebebiyle maluliyet durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu ..... İhtisas Kurulu'ndan rapor alınmıştır:
Adli Tıp Kurumu ..... İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda davacının maluliyet durumu hakkında şu tespitler yapılmıştır:
"Mevcut belgelere göre;
..... oğlu, 23.12.1993 doğumlu, .....’ın 08.07.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında;
-Kas-İskelet Sistemi, Santral ve Periferik Sinir Sistemi Hastalıklarına Bağlı Bozukluklar, Tablo 4.1, 4-Ağır, kişinin özür oranı %80, Tablo 4.3; -Anorektal sistem nörolojik bozuklukları, özür oranı %50, -Üriner sistem/mesane fonksiyon bozukluğu, özür oranı %60, Balthazard formülü ile kişinin engel oranı %96,
1. Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %96 (yüzdedoksanaltı) olduğu,
2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği,
3. Başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olduğu oy birliği ile mütalaa olunur."
Meydana gelen davaya konu trafik kazasının tarihi gözetildiğinde geçici ve kalıcı maluliyet yönünden esas alınması gereken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik olup, Adli Tıp İkinci İhtisas Kurulu tarafından da söz konusu yönetmeliğe göre yapılan tespitler Mahkememizce hükme esas alınmıştır.
Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü 11.10.2008 ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak düzenlenmesi gerekmektedir."
Mahkememizce ATK ...... İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor sonucunda yapılan tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu, meydana gelen kaza tarihi itibariyle davacının maluliyet oranının tespitinde uygulanması gereken yönetmeliğin ATK tarafından doğru olarak tespit edildiği anlaşılmakla olay tarihi itibariyle yürürlükte olan düzenlemeler çerçevesinde rapor sonucu hükme esas alınmıştır.
ATK ..... İhtisas Kurulu tarafından tespit edilen geçici maluliyet süresi ve kalıcı maluliyet oranı ile bakıcı giderleri yönünden aktüerya hesaplamalarının yapılması için aktüerya bilirkişisinden rapor alınmıştır. Söz konusu raporda Adli Tıp Kurumu'nun maluliyet tespitlerine göre sonuç olarak; ATK tarafından tespit edilen süresi, maluliyet oranları ve bakıcı tespitine göre; "Davacının müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 77.319,28 TL olduğu, ancak; bu tutarın tedavi gideri teminat limitinin garame edilmesiyle belirlenen 2.406,25 TL için davalı ..... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğuna gidilebileceği, davacının müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 11.136.511,95 TL olduğu, ancak; bu tutarın 430.000,00 TL için davalı ..... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğuna gidilebileceği, davacının müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre talep edebileceği bakıcı gideri maddi zararının 13.739.740,57 TL olduğu, ancak; bu tutarın tedavi gideri teminat limitinin garame edilmesiyle belirlenen 427.593,75 TL için davalı ..... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğuna gidilebileceği, temerrüt başlangıcının davalı ..... Sigorta A.Ş. yönünden 05.12.2022 tarihi; davalı sürücü yönünden 08.07.2021 kaza tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu" şeklinde tespit yapılmıştır.
Mahkememizce alınan aktüerya bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli, gerekçeli, denetime elverişli olduğu ve yapılan hesaplamaların usul ve yasaya uygun, alınan ATK raporlarındaki kusur ve maluliyet oranlarına uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınması gerekmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan 08.08.2025 tarihli dilekçe ile tazminat talepleri ıslah yolu arttırılmış olup, Davacının dilekçesi taraflara tebliğ edilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından sunulan talep arttırım dilekçesi ile; geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 10.702.512,00-TL
Ve bakıcı gideri olarak 13.308.740,00 -TL talep edilmiş ise de;
Davaya konu trafik kazasına ilişkin soruşturma dosyası, soruşturma dosyasında davacı ve davalı beyanları ile tanık beyanları, bilirkişi raporları ile Mahkememizce alınan bilirkişi raporları ve davaya konu kazaya ilişkin görüntüler Mahkememizce bir arada değerlendirildiğinde; davacının kazaya sebebiyet veren ilk hareketin sahibi olduğu ve ilk kazada davacının tamamen kusurlu olduğu ve yasal düzeyin üzerinde alkollü olduğu, soruşturma dosyasındaki tanık ve taraf beyanları ile kamera kayıtlarına göre davacının ilk kazada tamamen kusurlu olduğunun Mahkememizce sabit görülmesi karşısında davacının zararın doğmasında ve artmasında doğrudan hareketi ile etkili olduğu ve davacının ilk kusuru ile olayın meydana geldiği, davacının bu sebeple yaptığı ve kazaya sebebiyet veren ilk hareketinin makul olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından bilirkişi raporlarına itiraz edilerek davacının ilk kazada mı ikinci kazada mı yaralandığının tespit edilemediğini bu sebeple yeniden rapor alınması talep edilmiş ise de; olay yeri görüntüleri ve tanık beyanlarına göre davacının ilk kaza sonrasında hasara uğrayan araçta sıkıştığı ve araçtan çıkamadığı anlaşılmakta olup, bu sebeple davacının meydana gelen maluliyetinin ilk kazada mı ikinci kazada mı olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, davalının soruşturma aşamasında kendi verdiği beyanına göre alkollü olarak E-5 kara yolunda 140-150 km civarında hızla giderken olay yerinde kaza nedeniyle durmuş araçlara çarparak kontrolsüz harekette bulunduğu, hız sınırının çok üzerinde seyrettiği, 140-150 km hızla çarpan bir aracın kazada etkisinin olamayacağı iddiasının olayın oluşuna ve hayatın gerçeklerine uygun olmadığı, davalının E-5 karayolunda 140-150 km hızla olay yerine çarpması sonucunda maluliyetin gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğu, davalının meydana gelen zararda kusurunun sabit olduğu ancak yukarıda belirtildiği üzere ilk kazada ve ikinci kazada meydana gelen maluliyet oranlarının ayrı ayrı tespitinin mümkün olmaması sebebiyle bu durumun Mahkememizce davalı lehine kabul edilerek yorumlanması gerektiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı Kanun'un 52. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir."
Bu bağlamda davaya konu meydana gelen olay kapsamında davacının eylem ve hareketleri ile olayın oluş biçimi bir arada değerlendirildiğinde davacının meydana gelen ilk kazada tamamen kusurlu olması ve yasal sınırın üzerinde alkollü olması nedeniyle meydana gelen olayda ve zararın artmasında etkili olduğu kanaatine ulaşılmış, Mahkememizce davacı yönünden 6098 sayılı Kanun'un 52. Maddesi gereğince müterafik kusur indirimi yapılması gerekmiştir.
Yukarıda detaylıca açıklandığı ve değerlendirildiği üzere davacının meydana gelen ilk kazadaki kusurun tamamen davacıya ait olması, davacının yasal sınır üzerinde alkollü olması ile birlikte meydana gelen ikinci kazadan davalının sorumlu olması ancak davacının araç içinde sıkışmış olması nedeniyle ikinci kaza sonucunda davacının maluliyetinin ne kadarının ilk kazadan ne kadarının ikinci kazadan kaynaklandığının tespit edilemeyişinin imkansızlığı karşısında bu durumun davalı lehine yorumlanması karşısında müterafik kusur durumu ve davacının zararın artmasına sebebiyet verdiği hususu da gözetilerek takdiren hesaplanan tazminat üzerinden %40 oranında indirim yapılmasına karar vermek gerekmiştir.
Buna göre; davacı tarafından geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 24.012.252,00-TL tazminat talep edilmiş ise de davacı tarafından talep edilen tazminat üzerinden takdiren %40 oranında müterafık kusur indirimi yapılarak geçici iş göremezlik tazminatı olarak 46.391,56 TL'nin haksız fiil (kaza) tarihi olan 08/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalı .......'dan tahsili ile davacı .......'a verilmesine, Davacı ....... için sürekli iş göremezlik tazminatından hakkaniyet indirimi yapılarak takdiren 6.681.907,17 TL'nin haksız fiil (kaza) tarihi olan 08/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalı .......'dan tahsili ile davacı .......'a verilmesine, Davacı ....... için bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılarak takdiren 8.243.844,34 TL'nin haksız fiil (kaza) tarihi olan 08/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalı .......'dan tahsili ile davacı .......'a verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından; ........ plakalı aracın kaza tarihinde geçerli ZMSS poliçesi ile davalı ........ Sigorta A.Ş tarafından sigortalandığı gerekçesiyle davalı ........ sigortaya da dava açılmış ise de ........ plakalı aracın meydana gelen her iki kazada da kusursuz olduğu Adli Tıp Kurumu raporlarından anlaşılmış olup, davalı ........ Sigorta'nın sigortalısı olan aracın kazalarda kusursuz olması sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla davalı ........ Sigorta yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile;
-Davacı ....... için geçici iş göremezlik tazminatından hakkaniyet indirimi yapılarak takdiren 46.391,56 TL'nin haksız fiil (kaza) tarihi olan 08/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalı .......'dan tahsili ile davacı .......'a verilmesine,
-Davacı ....... için sürekli iş göremezlik tazminatından hakkaniyet indirimi yapılarak takdiren 6.681.907,17 TL'nin haksız fiil (kaza) tarihi olan 08/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalı .......'dan tahsili ile davacı .......'a verilmesine,
-Davacı ....... için bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılarak takdiren 8.243.844,34 TL'nin haksız fiil (kaza) tarihi olan 08/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalı .......'dan tahsili ile davacı .......'a verilmesine,
2-Davalı ........ Sigorta A.Ş. yönünden açılan davanın REDDİNE,
3-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.022.747,09-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 1.022.567,19-TL harcın davalı .......'dan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 179,90TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 359,80-TL harcın davalı .......'dan alınarak davacıya verilmesine,
6-Suç üstü ödeneğinden karşılanan arabuluculuk sonuç tutanağı, tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 1.945,38-TL'sinin davalı .......'dan tahsili ile hazineye irat kaydına, kalan 1.174,62-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafça yapılan 10.239,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 6.384,54-TL'sinin davalı .......'dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA ,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 757.721,43-TL vekalet ücretinin davalı .......'dan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı ....... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 672.802,18-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Davalı ........ Sigorta Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
13-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2025
Başkan .....
¸e-imzalıdır
Üye .....
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip .....
¸e-imzalıdır