T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/251 Esas
KARAR NO : 2024/550 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/03/2023
KARAR TARİHİ : 28/05/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki sebebiyle, müvekkili şirketin davalı şirketten cari hesap ekstresinden kaynaklanan 9.749,92 USD (Takip tarihi 02.11.2022 itibariyle 1 USD=18,6571 TL, 9.749,92 USD=181.905,23 TL) alacağı bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından işbu alacağın tahsil edilememesi sebebiyle, Büyükçekmece ..... İcra Dairesi .... E. Sayılı dosya üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirket alenen borçlu olduğu halde herhangi bir ödeme yapmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, davalının icra takibine itiraz etmesinde hiçbir hukuka uygun ve haklı bir nedeni bulunmadığını davalı şirketin icra takibine yaptığı itiraz kötü niyetli olduğunu, davalı şirket aleyhine başlatılmış olan icra takibinde; takibe, yetkiye, borca, işlemiş faize ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, ancak davalı şirketin tüm itirazları hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı taraflarınca başlatılan icra takibine yönelik yetki itirazında bulunulduğunu, bu itirazın yerinde olmadığını, sözleşmeden doğan para borçlarına ilişkin olarak başlatılan icra takibinde, alacaklının yerleşim yeri icra müdürlüğü de yetkili olduğunu, davalı şirketin haksız itirazından sonra taraflarınca arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, .... numaralı arabuluculuk son tutanağı ile anlaşmaya varılamadığı tutanak altına alındığını, davalı şirket icra takibine itiraz etmekte kötü niyetli olduğunu alacak likit ve belirli olduğundan, kötü niyetli davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı borçlu, cari hesap sebebiyle ödemekle yükümlü olduğu borcu bilmekte ve buna rağmen borcunu ödemediğini, davacının ileri sürdüğü itirazlar haksız ve kötü niyetli olduğunu ödeme emrine hiçbir delil veya haklı gerekçe sunmadan, dayanaksız itiraz edilmesi, davalı borçlu şirketin kötü niyetini ve borcun tahsilini geciktirmek niyetinde olduğunu gösterdiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesi için itiraz eden borçlunun kötü niyetli olmasına dahi gerek olmadığını, bu hususun ilgili Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, neticede davanın kabulüne davalı şirketin Büyükçekmece .... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyaya yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile icra takibinin talepname koşullarında yabancı para alacağı ve faiz talepleriyle beraber aynen devamına, davalı şirketin dosya kapsamı ve delil durumuna göre itiraz etmekle haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile cezalandırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; Davacı tarafın satışa konu ürünleri taraflarına teslim etmediğini, faturanın tek başına teslimi gösteren delil olmadığını, satış sözleşmelerinde malın teslim edildiğini, teslim makbuzu sevk irsaliyesi irsaliyeli fatura ile ispat edileceğini, dava konusu olayda taraflarına satışa konu malların teslim edilmediğini, yargıtay kararlarında da makbuzun altında davalı tarafa ait imza olmadığına dikkat çekerek faturanın tek başına alacağın varlığına delil olamayacağını, Yargıtay 'ın yerleşik içtihatlarında olduğu gibi süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın konusu olan malın teslim edildiğini, satışa konu ürünlerin taraflarına teslim edilmediğinden davacı tarafa herhangi bir borcu olmadıklarını, kabul anlamına gelmemekle birlikte yine davacı tarafın talep ettiği faiz fahiş olup yasaya açıkça aykırı olduğunu, ürünlerin teslim edilmediğinden fatura ve cari hesap özetini kabul etmediklerini, faturalardaki malların taraflarına teslim edilmediğini, yetkili icra dairesi Lüleburgaz olmasına rağmen yetkisizi icra dairesinde yapılan takipte hukuka aykırı olduğunu, arz ve izah sebeplere binaen haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 06/06/2023 tarihli celsesinde davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi için talimat mahkemesince inceleme yaptırılmasına karar verilmiş olup, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Talimat sayılı dosyasında Bilirkişi ...., davalı şirket defterlerinin hazır olmaması nedeniyle incelemenin yapılamadığına ilişkin tutanak tutulduğu görülmüştür.
Mahkememizin 29/08/2023 tarihli ara kararı ile davacı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilmiş olup; Mali Müşavir Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 05/12/2023 tarihli raporda; " Taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşmeye rastlanılmadığı, ancak taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunun davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalardan ve söz konusu faturalar karşılığında davalı tarafça davacıya yapılan ödeme belgelerinden anlaşıldığını, Davacı tarafça incelemeye ibraz edilen 2021 ve 2022 yılları Yevmiye ve Kebir defterlerinin E-Deftere tabi olduğu, E-Deftere tabi yevmiye ve kebir defterlerinin EBeratlarının yasal süresinde verildiği, sadece açılış tasdikine tabi Envanter defterlerinin ise açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, Davalı tarafça talimatla atanan bilirkişiye yasal defter ve kayıtlarının ibraz edilmedi, davalı tarafça incelemeye yasal defter ve kayıtlarının ibraz edilmemesi nedeniyle dava konusu olaylar yönünden davalı yasal defterleri üzerinde herhangi bir incelemenin yapılamadığı, Davacı yasal defter kayıtları incelendiğinde davacı nezdindeki davalı cari hesabının TL ve USD para cinsinden ayrı ayrı takip edildiği, söz konusu cari hesaplar incelendiğinde davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 181.744,36 TL karşılığı 9.749,92 USD (icra takip tarihinde Efektif satış kuru 1 TL=18,6406 TL ) alacaklı olduğu, aynı zamanda davalıya 3.023,91 TL borçlu olduğu, Davacı tarafça davacı adına düzenlenen dava konusu faturaların davacı tarafça davalıya tebliğ/teslim edilip edilmediği hususunda dosyada herhangi bir tebliğ teslim belgesine rastlanılmadığı, Davacı tarafça davacı adına düzenlenen dava konusu fatura muhteviyatlarının ise davacı tarafça davalıya teslim edilip edilmediği hususunda davacı tarafça dosyaya sunulan sevk irsaliyeleri incelendiğinde söz konusu irsaliyelerin teslim alan kısmında isim ve imzaların bulunduğu, Sayın mahkemece dava konusu fatura muhteviyatlarının davacı tarafça davalıya verildiği kanaatindeyse davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 181.744,36 TL karşılığı 9.749,92 USD (icra takip tarihinde Efektif satış kuru 1 TL=18,6406 TL ) alacaklı olduğu, aynı zamanda davalıya 3.023,91 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, Davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle olan iki farklı para birimi ile takip ettiği cari hesaplarının birbirlerine mahsubu ile (181.744,36-3.023,91=) bakiye alacağı 178.720,45 TL karşılığı 9.587,70 USD olarak hesaplandığı, Davacı tarafça icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edilmediğinden icra takip tarihine kadar işlemiş faiz hesaplanmadığı," sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraf beyanları. bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir.
Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak cari hesap ve faturalardan kaynaklı başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görülmüştür.
Dava konusu Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 9.749,92-USD alacağının yıllık % 8 faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür.
Dava konusu miktar 9.749,92-USD (181.905,23-TL)'dir.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır.
Davalı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında mal alım - satıma ilişkin yazılı olmayan bir sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi ....' ın hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde;
-
Davacının
yapılan ticari ilişki kapsamında, davalıdan olan alacaklarını hem USD hem de TL cinsi para birimi ile ayrı ayrı cari hesapta takip ettiği, davacı
tarafça davalıya toplamda 124.447,49 TL tutarında fatura düzenlendiği, buna karşılık
davalı tarafça davacıya 127.471,40 TL ödeme yapıldığı, bu kapsamda tarafların TL
cinsinden ticari ilişkisi neticesinde davacının davalıya icra takip tarihi itibariyle 3.023,91
TL borçlu olduğu, bu borcun davacı tarafça dosya içerisine sunulan 02.04.2024 tarihli beyan dilekçesinde kabul edildiği görülmüştür.
-Yine davacı tarafça davalıya 2022 yılında 14.149,92 USD fatura
düzenlendiği buna karşılık davalı tarafça davacıya 4.400 USD ödeme yapıldığı bu kapsamda
tarafların USD cinsinden ticari ilişkisi neticesinde davacının davalıdan icra takip tarihi
itibariyle 9.749,92 USD alacaklı (TL borcu dışında) olduğu anlaşılmıştır.
-
Davacı tarafça icra takibine konu edilen faturalardan ilki 19.01.2022 tarihli ve ... fatura numaralı 3.371,04 USD miktarlı olup, bu faturadan kaynaklı bakiye borç 900,01 USD; ikincisi 07.04.2022 tarihli ve .... fatura numaralı 8.849,91 USD miktarlı olup, bu faturadan kaynaklı bakiye borç 8.849,91 USD' dir. Toplam bakiye borç da, 9.749,92 USD' dir.
Kural olarak, faturaların tebliğ edildiğinin ve malın teslim edildiğinin ispat yükü davacı üzerindedir.
-Davacı tarafça davalı adına düzenlenen takip konusu söz konusu faturaların davacı tarafça
davalıya tebliğ/teslim edilip edilmediği hususunda yapılan incelemelerde; davacı tarafça
davalıya söz konusu faturaları E-ARŞİV fatura olarak düzenlendiği görülmüştür. Davacının takip konusu faturaları ya elden tebliğ etmiş
olması yada davalının izin vermesi halinde elektronik ortamda tebliğ etmesi gerekmektedir. Ancak davacı tarafça söz konusu faturanın davalı tarafa tebliğ edildiğine
dair herhangi bir bilgi ve belgenin (teslim alındığına dair imza veya elektronik ortamda
gönderildiğine dair belge vs..) dosyaya sunulmadığı görülmüştür.
-Davacı tarafça davalı adına düzenlenen takip konusu söz konusu faturalar muhteviyatı
malların davacı tarafça davalıya tebliğ/teslim edilip edilmediği hususunda yapılan
incelemelerde ise; davacı tarafça dava dilekçesi ekinde fatura dayanağı irsaliyelerin
dosyaya ibraz edildiği görülmekte olup söz konusu irsaliyeler incelendiğinde, ilki faturaya yönelik irsaliye üzerinde sadece imza yer aldığı, herhangi bir ad soyad bulunmadığı; ikinci faturaya yönelik imza ile teslim alan kişinin ..... olduğu görülmüştür. Davacı tarafça dosyaya sunulan irsaliyelerin teslim alan kısmında yer alan isim ve
imzaların davalı çalışanı/yetkilisine ait olup olmadığı dosya kapsamında celp edilen ve sunulan kayıtlardan tespit edilememiştir.
Ancak, dosya içerisine celp edilen davacı ve davalıya ait BS/BA formlarında, davacı şirket tarafından düzenlenen yukarıda belirtilen takibe konu 2 adet faturanın davalı şirket tarafından teslim alındığı, BA formunda bildirdiği, bu haliyle davacı şirketin fatura ve içeriği malzemeleri davalı şirkete teslim ettiği anlaşılmıştır.
Yine dosya kapsamında davalı tarafından BA formu ile beyan edilen takibe konu alacağa ilişkin faturaların iade edildiği ya da bu faturalara ilişkin itiraz edildiğine dair herhangi bir belge de bulunmamaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." şeklindedir.
Anılan yasa hükmüne göre, taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde ise seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 05/12/2019 Tarih ve 2018/965 E. - 2019/5447 K. sayılı ilamı)
Takibe konu malların teslim edildiği, teslim sonrasında takip tarihine kadar bakiye alacak miktarının ödenmediği, davalı tarafın takibe itiraz ve cevap dilekçesinde vadeye ilişkin bir itirazının olmadığı, faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlendiği ve kısmi ödemelerinde yabancı para birimi ile yapıldığı görülerek, davacının davalıdan yabancı para birimi ile talepte bulunabileceği mahkememizce kabul edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle olan iki farklı para birimi ile takip ettiği cari hesaplarının birbirlerine mahsubu ile (181.744,36-3.023,91=) bakiye alacağı 178.720,45 TL karşılığının 9.587,70 USD olduğu anlaşlmıştır.
Bu durumda yukarıda açıklanan hususlar kapsamında davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davacı tarafça bu aşamada fatura ve mal teslim olgusunu ispatının artık gerekmeyeceği, (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 25.12.2020 Tarih ve 2020/1170 E. - 2020/1325 K. Sayılı ilamı.), bunun yanı sıra davacının yine yukarıda açıklanan hususlar kapsamında mal teslimini ispat ettiği, davalının ticari defter ve kayıtlarını da sunmayarak da ispat yükünü kendi üzerine aldığı kabul edilmiş ve yine davalının aksini gösterir başka yazılı kesin kayıtta sunmadığı ve kesin delile dayandığını ileri sürmediği, bu sebeple davalının icra takip tarihi itibariyle davacıya 9.587,70 USD borçlu bulunduğu mahkememizce kabul edilmiş ve açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca (icra takibindeki kur üzerinden) TL üzerinden icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,
-Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 9.587,70 USD üzerinden kaldığı yerden aynen DEVAMINA,
-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
-Alacağın %20'si 35.775,74-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden (USD) 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin UYGULANMASINA,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 12.219,20-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 2.196,96-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 10.022,24-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında %98,34'ü olan 3.068,21-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 51,79-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,
-Davacı tarafça sarf edilen toplam 2.402,46-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan (Bilirkişi ücreti ve posta masrafları) olmak üzere toplam 6.589,25-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren %98,34'ü olan 6.479,87-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
4-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 28.620,59-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır