T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/293 Esas
KARAR NO : 2025/833
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/03/2023
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı arasında 28.05.2021 tarihli sözleşme akdedilmiştir. Davalı tarafından bu sözleşmeden haksız ve kötü niyetli olarak döndüğünü ve davacının büyük bir zarara uğratıldığını, davacının Silivri İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile verilen nakde ilişkin icra takibi başlattığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini Davalı banka hesabındaki parayı bilgi dışında icra dosyası haricinde ödeyerek, Bakırköy .... Noterliğinden 10 Kasım 2022 tarih ve ... yevmiyeli ihtarname ile almış olduğu parayı iade ettiğini ve teminat olarak verilen çeklerin iadesini istediğini, ödenen bedele teminat olarak alınan çekler fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 16.11.2022 tarihinde davalıya teslim edildiğini, Davalı aleyhine Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, parasını aldığı işi yapmadığını bu nedenlerle zararının tazmini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının sorumluluğundan olan ve sözleşmeye göre 7-10 gün içerisinde davalı şirkete teslim edilmesi gereken onaylı mimari projenin 8 ay sonra müvekkil şirkete iletilmesini müteakip davalı şirketçe hemen uygulama ve ruhsata esas proje çalışmaları başlatılmış ve davalı şirketin kusurundan kaynaklanmayıp tamamen davacı şirketin sözleşmede kararlaştırılan edimlerini taahhüt ettiği süreler içerisinde yerine getirmemesinden kaynaklı aradan geçen zaman süreci içerisinde üretime esas malzeme, işçilik ve montaj fiyatlarında meydana gelen olağanüstü fiyat artışları sebebiyle fiyat farkı ödenmesi gerektiği hususu onaylı mimari projenin davalı şirkete iletilmesi sonrasında davacı şirket yetkililerine güncel fiyatlar ile karşılaştırmalı tablolar halinde davacı şirket yetkililerine iletildiğini ve bu süreçte uygulama ve ruhsat projelerinin yapımına devam edildiğini, davacının Mahkememizi yanıltmaya çalıştığını savunmuş ve davanın reddini karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Asıl dava yönünden uyuşmazlığın: Davalının eser sözleşmesinin haksız feshettiği iddiasına dayalı olarak müspet zararların tazmini istemine ilişkin olduğu,
Karşı dava yönünden uyuşmazlığın: Davacının sözleşmeden haklı olarak döndüğü iddiasından kaynaklı yoksun kalınan kar, proje yapım bedeli ve genel gider bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-Bakırköy .... Noterliğine
b-Silivri İcra Dairesine
c-Bakırköy .... Noterliğine
d- Zeytinburnu .... Noterliğine
e-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne
f-Tekirdağ Çorlu .... Noterliğine
müzekkereler yazılmıştır.
4-Mahkememizce asıl dava yönünden eser sözleşmesinin haksız feshedilip feshedilmediği bu iddiaya dayalı olarak menfi zararların doğup doğmadığı mevcut ise miktarları, karşı dava yönünden sözleşmeden haklı olarak dönüp dönmediği, bu iddiaya dayalı olarak yoksun kalınan kar, proje yapım bedeli ve genel gider bedellerinin doğup doğmadığı, mevcut ise miktarları hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasında 28.05.2021 tarihli sözleşmenin akdedildiğinin müşahede edildiği, bahse konu sözleşmede davacı ...'nın “İşveren”, davalı ... İnşaat'ın ise “Yüklenici” sıfatını haiz olduğu, Sözleşme ile ... İnşaat'ın, ...'nın maliki olduğu taşınmaz üzerinde yapımı planlanan ön üretimli b.a. elemanların, sözleşme ve eklerine uygun olarak üretim * nakliye * montajını; ...'nın ise buna karşılık 5. madde hükmünde kararlaştırılan 5.900.000,00-TL'yi ödemeyi üstlendiği, Taraf ticari defterleri içeriğinde yapılan mali incelemeler neticesinde ... tarafından .... İnşaat firmasına yukarıda zikredilen 5.900.000,00 TL bedelin ödendiği; .... İnşaat firmasının Sözleşmeden dönmesi ile birlikte 5.900.000,00 TL bedeli ... firmasına iade iği; her iki şirket ticari defterlerinde tahsilat-tediye-iade borç/alacak kayıtlarının birbirini teyit eder nitelikte bulunduğu; başka bir ifade ile işbu bedelin ödenmesi ve sonrası iadesi hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı; Ancak dosya münderecatından ... İnşaat'ın Bakırköy .... Noterliğinden keşide ettiği 20.10.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeden döndüğünün müşahede edildiği, ... İnşaat sözleşmeden dönme sebebinin ...'nın sözleşmeye bağlı taahhütlerini zamanında yerine getirmemesi sebebiyle aradan geçen zaman sürecinde önceden öngörülmesi mümkün olmayan olağanüstü fiyat artışlarına dayandığı, her ne kadar ... tarafından fiyat artışı kabul edilmişse de talep edilen fiyat artışının yarısının kabul edildiği, bu gecikmenin ise ... İnşaat'tan kaynaklanmamasına dayandığının ifade edildiği, Taraflar arasında akdedilen 28.05.2021 tarihli sözleşmenin “Süreler” başlıklı 4. madde hükmüne göre, İşveren sıfatını haiz ..., temeler imalatlarını bitirerek sahayı ön üretimli karkas montajına hazır hale getirecek ve 15.08.2021 tarihinde yüklenici olan ... İnşaat'a teslim edecek ve ... İnşaat ise üretim, nakliye ve montajdan kaynaklanan edim yükümlülüğünü 02.12.2021 tarihinde tamamlayarak işi ...'ya teslim edeceğinin kararlaştırıldığı, Taraflar arasındaki sözleşmenin “Projelendirme ve Üretim Esasları” başlıklı 3. madde hükmüne göre inşaat ruhsatının alınmasına dair yükümlülüğün, İşveren sıfatını haiz ...'ya ait olduğu, aynı madde hükmünün devamına göre ise ruhsat onayı alınmadan üretime başlanmayacağının kararlaştırıldığı,Dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasında 28.05.2021 tarihli sözleşmenin akdedildiğinin müşahede edildiği, bahse konu sözleşmede davacı ...'nın “İşveren”, davalı ... İnşaat'ın ise “Yüklenici” sıfatını haiz olduğu, Sözleşme ile ... İnşaat'ın, ...'nın maliki olduğu taşınmaz üzerinde yapımı planlanan ön üretimli b.a. elemanların, sözleşme ve eklerine uygun olarak üretim * nakliye * montajını; ...'nın ise buna karşılık 5. madde hükmünde kararlaştırılan 5.900.000,00-TL'yi ödemeyi üstlendiği, Taraf ticari defterleri içeriğinde yapılan mali incelemeler neticesinde ... tarafından ... İnşaat firmasına yukarıda zikredilen 5.900.000,00 TL bedelin ödendiği; ... İnşaat firmasının Sözleşmeden dönmesi ile birlikte 5.900.000,00 TL bedeli ... firmasına iade iği; her iki şirket ticari defterlerinde tahsilat-tediye-iade borç/alacak kayıtlarının birbirini teyit eder nitelikte bulunduğu; başka bir ifade ile işbu bedelin ödenmesi ve sonrası iadesi hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı; Ancak dosya münderecatından ... İnşaat'ın Bakırköy ... Noterliğinden keşide ettiği 20.10.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeden döndüğünün müşahede edildiği, ... İnşaat sözleşmeden dönme sebebinin ...'nın sözleşmeye bağlı taahhütlerini zamanında yerine getirmemesi sebebiyle aradan geçen zaman sürecinde önceden öngörülmesi mümkün olmayan olağanüstü fiyat artışlarına dayandığı, her ne kadar ... tarafından fiyat artışı kabul edilmişse de talep edilen fiyat artışının yarısının kabul edildiği, bu gecikmenin ise ... İnşaat'tan kaynaklanmamasına dayandığının ifade edildiği, Taraflar arasında akdedilen 28.05.2021 tarihli sözleşmenin “Süreler” başlıklı 4. madde hükmüne göre, İşveren sıfatını haiz ..., temeler imalatlarını bitirerek sahayı ön üretimli karkas montajına hazır hale getirecek ve 15.08.2021 tarihinde yüklenici olan ... İnşaat'a teslim edecek ve ... İnşaat ise üretim, nakliye ve montajdan kaynaklanan edim yükümlülüğünü 02.12.2021 tarihinde tamamlayarak işi ...'ya teslim edeceğinin kararlaştırıldığı, Taraflar arasındaki sözleşmenin “Projelendirme ve Üretim Esasları” başlıklı 3. madde hükmüne göre inşaat ruhsatının alınmasına dair yükümlülüğün, İşveren sıfatını haiz ...'ya ait olduğu, aynı madde hükmünün devamına göre ise ruhsat onayı alınmadan üretime başlanmayacağının kararlaştırıldığı, Sözleşme tarihi itibariyle Proje Bedeli yönünden zararının: 5.000.000,00 x 0,02 — 100.000,00 TL Karşı Dava Tarihi 07.05.2023 İtibariyle zarar toplamının ise: 100.000,00 TL x 2179,02 / 666,79 > 326.792,54 TL 4 KDV, olabileceğinin hesaplandığı, Buna karşın Sayın Mahkemece ... İnşaat'ın proje bedeline ek olarak kar kaybını da talep edebileceği kanaatinde olunması durumunda ise: Sözleşme tarihi itibariyle Kar Kaybı ile Proje Bedeli yönünden zararının 1.100.000,00 TL KDV, Karşı Dava Tarihi 07.05.2023 İtibariyle zarar toplamının ise 3.594.717,98 TL KDV olabileceğinin hesaplandığı,''
şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
6-Taraf vekilleri bilirkişi raporu doğrultusunda davasını ıslah etmiş, davalı karşı davacı vekili ıslah harcını mahkememize yatırdığı gibi ıslah dilekçesi taraf vekillerine tebliğ olmuştur.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada özetle; taraflar arasında eser sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme bedelinin davacı tarafından peşin olarak ödendiğini ancak davalının eser sözleşmesi gereği edimlerini yerine getirmediği gibi sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, sonrasında başka bir yüklenici ile daha yüksek bedel ile sözleşme imzalanmak zorunda kalındığını bu sebeple işin daha pahalıya yapılması nedeniyle tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde ve karşı dava dilekçesinde; taraflar arasındaki eser sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, davacının üzerine düşen yükümlülükleri süresinde yerine getirmediğini, davacı yükümlülüklerini yerine getirdiğinde aradan geçen süreçte piyasa fiyatlarının değiştiğini ve fiyatların yükseldiğini, davacıya fiyat arttırım talebinde bulunulduğunu ancak davacı tarafından kabul edilmediğini bu sebeple davacıdan alınan para iade edilerek sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini, karşı davada ise çeşitli zararlara uğradığını, yoksun kalınan kar, proje bedeli ve genel gider zararlarının davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında dosya içerisinde mübrez eser sözleşmesinin akdedildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmenin feshinden kaynaklandığı bu noktada feshin haklı veya haksız olup olmadığı ile tarafların buna dayalı olarak tazminat talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık bulunmayana eser sözleşmesi incelendiğinde; sözleşme kapsamındaki işe ilişkin olarak inşaat ruhsatı ve teknik uygulama sorumluluğuna ilişkin çalışmaların davacı işveren üzerinde olduğunun açıkça belirtildiği ve hüküm altına alındığı, sonrasında sözleşmede ruhsat onayı alınmadan davalı yüklenicinin üretime başlamayacağı ve ruhsatın alınarak üretime başlanabileceğinin davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye bildirimi üzerine davalı yüklenici tarafından işe başlanacağının açık bir şekilde belirtilerek hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin sürelere ilişkin hükümlerinde ise; davacı işverenin 15.08.2021 tarihinde montaja hazır olarak ön imalatları bitirerek davalı yükleniciye teslim edeceğinin belirtildiği ve buna göre 02.12.2021 tarihinde davalı yüklenicinin işi bitirerek davacı iş sahibine teslim edeceğinin kararlaştırıldığı ve sözleşme tarihinin 28.05.2021 olduğu anlaşılmaktadır.
Buna karşılılık olarak davacı iş sahibinin sözleşme hükümlerine aykırı olarak inşaat ruhsatını 05.04.2022 tarihinde alabildiği, söz konusu tarihin davacı iş sahibinin yükleniciye iş sahasını teslim tarihi olan 15.08.2021 tarihinden yaklaşık 7,5 ay sonrasına isabet ettiği bu doğrultuda davacı iş sahibinin taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında süresi içerisinde iş sahasını davalı yükleniciye teslim şartını yerine getirmediği, sözleşme tarihi olan 2021 ve ilişkinin devam ettiği 2022 yılı içerisinde yaşanan döviz kuru etkileri, enflasyon etkileri bir arada değerlendirildiğinde 7,5 aylık sürenin davacının yükümlülüklerini yerine getirmesi bakımından makul olarak kabul edilemeyeceği 2021 yılının Mayıs ayında belirlenen fiyatlar ile 2021 yılının Ağustos ayında başlaması ve 2021 yılının Aralık ayında davalı tarafından teslim edilecek sözleşme kapsamındaki işin sözleşmenin yapıldığı 2021 yılı Mayıs ayından yaklaşık 1 yıl süre sonra aynı fiyatla yerine getirilmesinin davalı yükleniciden beklenemeyeceği ve beklenmesinin de makul olmadığı, ahde vefa ilkesi yönünden gözetildiğinde de davacı iş sahibinin sözleşmede belirtilen tarihlerde yükümlülüklerini ve teslim şartını yerine getirmeyerek ahde vefa ve sözleşmeye aykırılık hususunun ilk olarak davacı iş sahibinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un götürü bedelli eser sözleşmelerine ilişkin hükmü şu şekildedir:
"MADDE 480- Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez.
Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir.
Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür."
İlgili hükmün 2. Fıkrasında açık bir şekilde düzenlendiği üzere başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenicinin sözleşmeden dönme veya duruma göre fesih hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 2021 yılı Mayıs ayında imzalandığı 2021 yılı Ağustos ayına kadar davacı iş sahibinin ruhsat alarak iş sahasını davalı yükleniciye teslim etmesi ve davalı yüklenicinin bu tarihte işe başlayarak 2021 yılı Aralık ayında işi teslim etmesi gerekirken, davacı iş sahibi tarafından inşaat ruhsatının ancak sözleşme tarihinden yaklaşık 1 yıl, sözleşme ile kararlaştırılan teslim tarihinden ise yaklaşık 7,5 ay sonra davacı iş sahibi tarafından ruhsat alınabildiği, söz konusu sürenin maliyetler ve enflasyon bir arada değerlendirildiğinde makul olarak kabul edilemeyeceği, bu durumun ve gecikmenin başlangıçta öngörülemeyen durum olarak değerlendirilmesi gerektiği bu kapsamda 6098 sayılı Kanun'un 480. Maddesinin 2. Fıkrası gözetilerek değerlendirme yapıldığında, davalı yüklenicinin fiyat artışına yönelik teslim tarihi itibariyle makul taleplerinin davacı iş sahibi tarafından kabul edilmediği dolayısıyla uyarlama görüşmelerinin taraflar arasında başarısızlıkla sonuçlandığı gözetildiğinde davalı yüklenici tarafından davacının ödediği bedel iade edilerek sözleşmeden dönülmesinin haksız olarak kabul edilemeyeceği, davalı yüklenicinin sözleşmeden dönmesinin 6098 sayılı Kanun'un 480. Maddesinin 2. Fıkrası kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da teknik bilirkişi heyeti tarafından davacı iş sahibinin üzerine düşen yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmediği, inşaat ruhsatı alma yükümlülüğünün davacı iş sahibi üzerinde olduğu ancak davacının inşaat ruhsatını geç aldığı davalının sözleşmeden dönmesinin haksız kabul edilemeyeceği, davacının taraflar arasındaki sözleşme yönünden kendi üzerine düşen iş sahasının teslimi yükümlülüğü bakımından temerrüde düşmüş olduğu tespit edilmiştir.
Nitekim davacı iş sahibinin inşaat ruhsatını alabildiği tarih davalı yüklenicinin sözleşme hükümlerine göre işi teslim süresinden çok sonra olup bu yönden de taraflar arasındaki sözleşmenin davalı bakımından imkansızlaştığı, sözleşmede belirtilen tarihte iş sahasının inşaat ruhsatı alınarak davalı yükleniciye davacı iş sahibi tarafından teslim edilmemiş olduğu dolayısıyla sözleşmede belirtilen iş teslim tarihleri yönünden davalının ediminin davacının üzerine düşen yükümlülükleri zamanında yerine getirememesi sebebiyle imkansızlaştığı, davacının yükümlülükleri ve iş sahasının davalı yükleniciye ilgili tarihte teslimi bakımından temerrütte olduğu gözetildiğinde sözleşmenin ilk düzenlendiği koşullar ile yerine getirilmesinin davalı yükleniciden beklenemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu bağlamda davacının sözleşmeden dönülmesine kendi kusuru ile sebebiyet verdiği ve sözleşme kapsamında davacı iş sahibinin sözleşmesel yükümlülüklerini süresinde yerine getirmediği, davalı yükleniciye inşaat ruhsatını alarak iş sahasını sözleşme süresinde teslim etmediği, davalının sözleşmeden dönmesinin haksız ve usulsüz olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı tarafından dava bedeli ıslah edilmiş ise de ıslah edilen bedele ilişkin harç davacı tarafından yatırılmamış olup, adli yardım talebinde bulunulmuş, Mahkememizce yapılan incelemede davacının üzerine kayıtlı mal varlıkları gözetilerek davacının adli yardım dilekçesindeki talebi yerinde görülmemiş, delillendirilmeyen ve 6100 sayılı Kanun hükümleri gereğince yerinde bulunmayan adli yardım talebinin reddine karar verilerek ıslah yapılmamış olarak kabul edilmiş, davacının dava dilekçesinde dava açtığı meblağ yönünden değerlendirme yapılmıştır.
Davacının kendi kusuru ile sözleşmeden dönülmesine sebebiyet verdiği, davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirerek süresinde iş sahasını davalı yükleniciye teslim etmediği, aradan geçen süreç içerisinde davacının temerrütte olduğu gözetildiğinde davalının aynı bedel ile sözleşmeyi yerine getirmesinin beklenemeyeceği, taraflar arasındaki bedelin uyarlanmasına dair görüşmelerin de sonuçsuz kalması neticesinde davalı yüklenicinin bedel iadesi yaparak sözleşmeden dönmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacının sözleşmenin haksız feshi nedenine dayalı tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı yüklenici tarafından açılan karşı davada ise yoksun kalınan kar, proje bedeli ve genel gider zararlarının talep edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse ..., sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.
Bu noktada davalı yüklenici tarafından sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığı gözetildiğinde davalı tarafından sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklanan müspet zararın talep edilemeyeceği, zira sözleşmeden dönme ile sözleşmenin ortadan kalktığı bu sebeple sözleşme hükümlerine göre müspet zarar yani yoksun kalınan kar talebinde bulunulamayacağı anlaşılmaktadır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Davacı taraf, açtığı davada kira mahrumiyeti ile birlikte taşınma yardımı ve sözleşme imzalama bedeli talebinde bulunmuştur. Bu talepler niteliği itibariyle müspet zararlardandır. Müspet zararların istenebilmesi için sözleşmenin ayakta olması ya da sözleşme geçersiz veya feshedilmiş ise müspet zararların istenebileceğine dair sözleşmede bir hüküm bulunması gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşme geçersiz hale geldiği gibi, müspet zararların bu durumda da istenebileceğine dair bir sözleşme hükmü bulunmadığından davacının müspet zararlarını talep etme hakkı bulunmamaktadır."
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Davacının maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin değerlendirilmesinde; sözleşmeden dönen davacı; TBK'nun 125/3 fıkrası uyarınca sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle uğradığı zararların tazminini, zararını ispat koşulu ile isteyebilecektir. Alacaklının ispat edeceği zarardan, temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat etmediği sürece borçlu sorumludur. Bu hüküm kapsamında talep edilebilecek zarar menfi zarardır. Davacı maddi tazminat istemini kar kaybı adı altında ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı kar kaybı talebi müspet zarar olup, sözleşmeden dönme halinde talep edilemez. Ancak davacının, borçlunun temerrüdü nedeniyle başka bir sözleşmeyi yerine getirememesi halinde, bu diğer sözleşmeye dayalı kar kaybı talebi menfi zarar kapsamında değerlendirilebilir(bkz. Yavuz, Nihat, Borçlar Hukuk El Kitabı, Adalet Yayınevi, 1. Bası, Ankara, 2018, s. 426 vd.)."
Bu bağlamda davalının taraflar arasındaki eser sözleşmesinden döndüğü, taraflar arasındaki sözleşmede dönme halinde müspet zararın talep edilebileceğine dair bir hükmün de bulunmadığı gözetildiğinde davalı yüklenici karşı davacının dönülmüş sözleşmeye dayalı olarak müspet zarar kapsamında yoksun kalınan kar talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla davalı karşı davacı yüklenicinin yoksun kalınan kar talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı yüklenici karşı davacı tarafından ancak menfi zararların yani sözleşmenin ifası için yapılan ve sözleşmenin hükümsüz kalması dolayısıyla masrafların menfi zarar kapsamında talep edilebileceği anlaşılmakta olup, karşı davacı yüklenici tarafından genel gider bedeli olarak bir miktar hakkında talepte bulunulmuş ise de söz konusu genel gider bedeline ilişkin olarak uğradığını iddia ettiği zararlar yönünden herhangi bir delil sunulmadığı, nasıl bir gider yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla karşı davacı yüklenicinin genel gider bedeli iddiasına dayalı tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Karşı davacı yüklenici tarafından mimari proje bedeline ilişkin yapılan masraflar yönünden tazminat talebinde bulunulmuş olup, taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereğince yüklenici karşı davacı tarafından mimari proje bedelinin sözleşmenin ifası için yapılan masraf olarak kabul edilebileceği, asıl davacı iş sahibinin kusuru nedeniyle davalı karşı davacı yüklenicinin sözleşmeden döndüğü, sözleşmeden dönme kapsamında karşı davacı yüklenicinin mimari proje için yaptığı masrafların sözleşmenin ifası için masraf olarak kabulü gerektiği ve menfi zarar niteliğinde olduğu dolayısıyla bu yönden tazminat talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda sözleşme tarihi itibariyle mimari proje bedelinin KDV hariç sözleşme bedeli olan 5.000.000,00-TL'nin binde 2'sine tekabül eden miktar olarak piyasa rayicinde 100.000,00-TL olarak tespit edilebileceğinin belirtildiği, karşı davalı yüklenici tarafından da bu miktara itiraz edilmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda dava bedeli ıslah edilmiş ise de bilirkişi raporunda hatalı olarak dava tarihine göre enflasyon verileri doğrultusunda arttırım yapılarak proje bedelinden kaynaklanan zarar 326.792,54-TL olarak tespit edilmiş ise de sözleşmeden dönme sebebiyle sözleşmenin geriye etkili olarak sona erdiği, davalı karşı davacı yüklenicinin mimari proje bedeline yönelik masrafları zaten sözleşme başında ve sözleşmenin yapıldığı tarihte yaptığı ve bu zararın geçmişte uğranılan zarar olduğu, dolayısıyla dava tarihi itibariyle güncellenmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla Mahkememizce bilirkişi raporundaki söz konusu tespite itibar edilmemiştir.
Bu doğrultuda sözleşmeden dönme sebebiyle sözleşmenin geriye etkili olarak sona erdiği, davalı karşı davacı yüklenicinin mimari proje bedeli giderinin zaten sözleşmenin başında yapılmış bir gider olduğu dolayısıyla fesih tarihine ya da dava tarihine göre güncellenmesinin mümkün olmadığı, bu doğrultuda bilirkişi raporunda tespit edilen sözleşme bedelinin binde 2'sine yönelik orana davalı karşı davacı yüklenicinin itirazının olmadığı ve daha yüksek bir bedelde mimari proje masrafına yönelik gider yapıldığının ispatlanamadığı ve bu yönde bir delil sunulmadığı anlaşılmakla 100.000,00-TL mimari proje bedel alacağına yönelik zarar yönünden davalı karşı davacı yüklenicinin davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Buna göre davalı karşı davacı tarafından açılan davanın kısmi dava olduğu gözetilerek, hükmedilen 100.000,00-TL mimari proje bedel alacağının 49.000,00-TL'si yönünden karşı dava tarihi olan 08.05.2023 tarihinden, kalan 51.000,00-TL yönünden ise ıslah tarihi olan 10.07.2025 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince (tarafların tacir olduğu gözetilerek) hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, davalı - karşı davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Mahkememiz nezdinde açılan asıl davanın REDDİNE, karşı davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; 100.000,00-TL mimari proje bedel alacağının 49.000,00-TL'si yönünden karşı dava tarihi olan 08.05.2023 tarihinden, kalan 51.000,00-TL yönünden ise ıslah tarihi olan 10.07.2025 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı - karşı davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
2-ASIL DAVA YÖNÜNDEN:
-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 6.831,40-TL harç ile 1.000,00-TL tamamlama harcın mahsubu ile artan kalan 7.216,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE ,
-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 64.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN:
-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 6.831,00-TL harçtan peşin alınan 853,88-TL karşı dava harcı, 500,00-TL ve 4.745,00-TL ıslah harçları olarak mahsubu ile bakiye 732,12-TL harcın davacı karşı davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
-Davalı karşı davacı tarafça yapılan 10.500,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.203,25-TL'sinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
-Davacı karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 36.446,81-TL vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,
-Davalı karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine,
4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 16/07/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza