T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/496 Esas
KARAR NO : 2025/1354
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/05/2023
KARAR TARİHİ : 11/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket ile davalı ... arasında 06/08/2020 tarihli mal alım sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre müvekkili şirket ile davalı; talaş silosu, kızgın su kazanı ve sözleşmede yer alan tüm ürünlerin satın alımı, teslimi ve kurulumu konusunda anlaştıklarını, sözleşme gereği, sözleşmeye konu malların 2(iki) hat olarak davalı şirket tarafından, müvekkili şirketin Demirköy/Kırklareli ve Düzce'de bulunan fabrikalarına teslim edildiğini ve kurulumu yapıldığını, Kastamonu/Taşköprü teslimatının ise henüz tamamlanmadığını, hal böyleyken; davalıdan alınan makinelerde sürekli olarak teknik problem çıktığını, davacı müvekkilinin bu problemlerin onarımı için davalı şirkete bildirimlerde bulunduğunu, davalı şirket çıkan arızaları geçici olarak onarmış ise de davalı tarafından sorunlar kalıcı olarak giderilmediğini, söz konusu makinelerde benzer sorunlar yaşanmaya devam ettiğini ve arızalar kronik hale geldiğini, dava konusu ürünler nedeniyle müvekkili şirketin Düzce fabrikasında ayrı ayrı tarihlerde üç defa patlama ve yangın meydana geldiğini, davacı müvekkili şirketin Düzce fabrikasında ilk olarak meydana gelen 18/11/2022 tarihli yangında; davalı ....'e ait katı yakıt kazanında bulunan alevin geri yürümesi sonucu önce bunker haznesinde patlama ve yangın oluştuğu, bunker haznesinde oluşan yangının talaş silosuna ilerlediği ve burada da patlama ve yangına sebep olduğu, cihazda bulunan otomatik yangın söndürme sisteminin devreye girmediği ve yangının itfaiye ekipleri tarafından söndürüldüğünün görüldüğünü, Düzce .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti başvurusunda bulunulmuş olup ... firmasına ait ürünler nezdinde müvekkili tarafından tespit edilen ve edilemeyen ayıpların bilirkişi marifetiyle incelenmesi ve tespiti, yaşanan patlama ve yangın olaylarının sebebinin tespiti, söz konusu ayıpların giderilmesinin ne kadar zaman alacağı, bunun için gerekli işçilik ve malzeme bedelinin tespiti, ...'e ait ürünlerde yaşanan patlama, yangın ve sair arızalardan dolayı müvekkilinin uğradığı maddi zarar ve fabrika imalat süreçlerinde yaşanan aksama nedeniyle oluşan ticari kaybın tespitinin talep edildiğini, bu nedenlerle toplam 40.723.904 TL şirket zararının şimdilik 10.000 TL'sinin mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, talep edilen alacak miktarını güvence altına almak amacıyla davalı adına kayıtlı taşınır/taşınmaz mallar ve araçlara üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla tedbir konulmasına, yapılan yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı dava konusu ticari sözleşme ve ayıplı maldan kaynaklanan tazminat istemi ile işbu davayı ikame etmişse de basiretli tacir olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkil şirkete yapılan ilk ihtar, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, 23.11.2022 tarihi olduğunun, sözleşmeye konu malların ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı taraf basiretli tacir olarak hareket etmemiş, süresi içinde bildirimde bulunmadığının, taraflar arasında akdedilen 06.08.2020 tarihli sözleşmenin "tarafların hak ve yükümlülükleri" başlığı altında düzeninlenen 8. Maddesinin b bendi; satıcı maldaki tüm ayıplar nedeni ile sorumlu olduğunun, alıcı, ayıp nedeni ile malı 2 aylık bir süre içinde muayene etme ve bir yıl içinde ihbar ve dava açma hakkını haiz olduğunun, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca da davacı ayıp nedenine dayanarak dava açma hakkını kaybettiğinin, davacı malı 2 aylık bir süre içinde muayene etme yükümlülüğünü de yerine getirmediğinin, davacı sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmediğinin ve kendi kusuru ile zarara sebebiyet verdiğinin, davacının kusuru nedeni ile meydana gelen 18.11.2022 tarihli yangından önce davacı şirket tarafından taraflarına bir tutanak iletildiğinin, 14.03.2022 tarihinde ise Müvekkil Şirket tarafın tutanağa cevap verilmiş olup sistemin bilinçli bir personel tarafından kullanılmaması ve personelin sürekli olarak değiştirilmesi sebebi ile yaşanan aksaklıklardan ...'in sorumlu tutulmaması gerektiği, sistemin çalışma koşulları gereğince kullanılmadığı göz önüne alınarak, bahse konu pompa garanti kapsamı koşullarında kullanılmadığı, 19.09.2022 tarihinde ise davacı şirketin talebi üzerine "Kızgın Su Kazanı Durum Tespit Raporu" tanzim edildiğinin, meydana gelen yangınlardan önceki süreçte ve sonrasında Müvekkil Şirket tarafından detaylı raporlar tanzim edilerek davacı şirketin uyarıldığının, bu sistem devreye alındığı 2020 tarihinden 2022 yılı sonuna kadar 2 yıl süre boyunca sorunsuz çalıştığının, aynı kazan sisteminin Kırklareli tesislerinde de olduğu, kullanımında herhangi bir sorun ile karşılaşılmadığı ve iddia edildiği gibi ayıplı bir mal olmadığı, davacı talep ettiği meblağaları sigorta şirketinden tahsil etmiş olup haksız kazanç elde etme amacı ile işbu davayı ikame ettiğinin, zamanaşımı itirazlarımız gözetilerek öncelikle davanın usulden reddine, aksi halde delillerimiz doğrultusunda haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
10/04/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davalı ... adlı firma tarafından davacı .... Orman Ürünleri Firmasına projelendirilen, kurulumu yapılan silo ve bu siloya bağlı olarak kurulan yakma fırını için yapılan projelendirme çalışmaları sözleşmeye uygun olmakla beraber davalı taraf söz konusu sistemin tehlikeli hallerini (anormal durumları) yeteri kadar dikkate almadığı ve bu durumlar için etkili uyarı ve önlemleri almadığı, bu nedenle kullanıcı kaynaklı hataları öngörebilecek ek güvenlik önlemlerinin eksikliği ...’in olaylarda sınırlı bir sorumluluğu bulunabileceği, ancak yangın olaylarının temel sebebi, .... Orman Ürünleri A.Ş.’nin sisteme yaptığı yetkisiz müdahaleler, uygunsuz malzeme kullanımı ve bakım ile operasyonel ihmaller olduğu, ..., sistemi sözleşme gerekliliklerine uygun olarak teslim etmiş ve ilk iki yıl boyunca sorunsuz çalışmasını sağladığının, sonraki yıllarda sık yangınlara muhatap olunduğu gözlenmiş ve sistem kontrolsuz kullanıldığından kendini yangın olayı ile gösterdiğinin, bu nedenle, ... firması tarafından .... Orman Ürünleri firmasına kurulan sistem, sözleşme şartları dahilinde gerçekleştirildiği ve ayıplı olarak değerlendirilemediğinin, yangınların temel sebebi, kullanıcı kaynaklı hatalardan ve uygunsuz müdahalelerden ileri geldiğinin, bu doğrultuda, olayların ağırlıklı olarak kullanıcı hatalarından kaynaklandığı, ...’in ise tali bir sorumluluğa sahip olduğu" şeklinde görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
10/04/2025 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Özetle; "Bilirkişi Heyeti, itfaiye raporlarında belirtilen yangın sebeplerini tek tek özetlemiş, bunları hem yangın söndürme sisteminin devreye girmeme durumu hem de kazan–silo bağlantılarındaki geri üfleme riski ile ilişkilendirildiğinin, bu tespitler, davacı tarafça sunulan belgelerdeki verilerle uyumlu olduğunun, yangın söndürme sistemine ilişkin tespitler, mevcut tesisatın fiili durumu, mevzuat gereklilikleri ve önceki resmi raporlardaki bulgular birlikte değerlendirilerek yapıldığının, bu nedenle bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğu iddiası teknik olarak dayanıksız olduğunun, manuel müdahalelerin tespitinde teknik kanıtlar (fotoğraflar, PLC hasarı) esas alınmış; bu tespit yalnızca taraf beyanlarına dayanmamış, fiziksel inceleme ile desteklendiğinin, bu nedenle sorumluluğun davacı işletme bünyesinde gerçekleşen yetkisiz müdahalelerden kaynaklandığı, bilirkişi raporundaki tespit, yalnızca “personel eğitimi var/yok” değerlendirmesi değil; sürekli ve fiilen görev başında ehliyetli personel bulunmamasının işletme güvenliğine etkileri esas alınarak yapıldığının, bilirkişi raporunda keşfin eksik yapıldığı iddiası yerinde olmadığının, heyet, keşif bulgularını önceki resmi raporlar, teknik analizler ve mevzuat gereklilikleri ile birlikte değerlendirerek raporunu oluşturduğunun, PLC’ye hatalı voltaj bağlantısı ve diğer elektriksel müdahalelerin tespitinde esas alınan kanıtlar sahada yapılan gözlemler ve teknik inceleme raporları olduğunun, bu tespit yalnızca davalı beyanlarına dayalı olmayıp, somut teknik verilerle desteklendiğinin, azan besleme sistemindeki nemlendirme ve talaş tipi konusundaki tespitler teknik gerekliliklere ve yerinde yapılan gözlemlere dayalı olduğunun; yalnızca davalı beyanlarının kopyalanması söz konusu olduğunun, yangın güvenlik tedbirleri yaşanan yangın olaylarının sebebinin önlenmesi için alınacak tedbirleri içermediğinin söz konusu dokümanda davalı tarafından iddia edilen nem düzeyi ile ilgili kontrol ve takip edilmesi gerekliliğine dair bir tespit yapılamadığının, yaşanan yangın olaylarının tarihleri dikkate alındığında bütün yangınların kazan sisteminde bulunan alevin silolara doğru ilerlemesinde kaynaklandığının bu yangınların neredeyse tamamında yangın söndürme sisteminin devreye girmediğinin, davacı adına kurulumu yapılan sistemin yangın güvenliği açısında ancak mühendislik uygulamaları ile çözülebilecek eksiklikleri içerdiği" şeklinde görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; Davalı firmanın tesis etmiş olduğu katı yakıt kızgın su kazanı ve talaş silosunda meydana gelen yangınlardan doğan zararların tazmini taleplidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasında 06/08/2020 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca davacının davalıdan satın almış olduğu mallar ile alakalı bu mallarda ayıp olup olmadığı, ayıbın tespiti halinde niteliğinin ne olduğu( gizli ya da açık ayıp olup olmadığı), yine söz konusu mallar ile alakalı olarak kullanıcı hatası olup olmadığı, ayıbın varlığının tespiti halinde söz konusu ayıbın patlama ve yangına neden olacak nitelikte olup olmadığı, buna bağlı olarak davacının dolaylı zararlarının oluşup oluşmadığı, tüm bunların tespiti halinde davacı alacağının olup olmadığı, zararı var ise ne kadar olduğu, davalının mahkememiz yetkisine itirazının yerinde olup olmadığı, hak düşürücü süre itirazının yerinde olup olmadığı, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği noktasında toplandığı anlaşıldı.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Uyuşmazlık yangın hadisesinin garanti süresinin bitiminden sonra meydana geldiğini, taraflar arasında perriyodik bakım sözleşmesi mevcut olmadığını, söz konusu yangın olayında imalattan kaynaklanan ayıbının ve kusurunun bulunmadığını iddia etmektedir.
Eser sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen zararlar nedeniyle borçlunun tazmin borcuyla ilgili olarak TBK 112 ve devamı maddelerde düzenlenen giderim yükümlülüğüne ilişkin hükümler uygulanmalıdır. Bu konuda, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğu (TBK 112/1), borçlunun, genel olarak her türlü kusurdan sorumlu olup, bu soumluluğun kapsamının işin özel niteliğine göre belirleneceği, iş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluğun daha hafif olarak değerlendirileceği (TBK 114/1), haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanacağı (TBK 114/2) hükümleri bulunmaktadır.
Kanunda yer alan borca (sözleşmeye) aykırılık nedeniyle giderim yükümlülüğünün koşulları, haksız fiil nedeniyle sorumluluk koşullarıyla benzerlik taşımakta olup, yüklenicinin eser sözleşmesinin ifasında gerekli tedbirleri almayarak işsahibinin zararına neden olması da eser sözleşmesi kapsamında giderim yükümlüğüne neden olan bir eylemdir. TBK 114/1. maddede borçlunun genel olarak her türlü kusurdan sorumlu olduğu, sorumluluğun kapsamının işin özel niteliğine göre belirleneceği düzenlenmiş olduğundan, meydana gelen zararda yüklenici kusurunun derece ve etkisinin değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Kusursuzluğunu ispat etmek borçluya ait olduğundan zarar verenin kusurunun ispatlanmasını arayan haksız fiil hükümlerine de gidilmesine de gerek olmayıp, yüklenici 114/1. maddenin sonucu olarak ispatlayamadığı kusursuzluğu ölçüsünde, kabulü gereken kusurunun derecesi yani oranına göre meydana gelen zarardan sorumlu olacaktır.
6098 sayılı TBK'da eser sözleşmesiyle ilgili olarak; yüklenicinin üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorunda olduğu (TBK 471/1), yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışının esas alınacağı (TBK 471/2) belirtilmiştir. Bu özen ve sadakat borcunun da sonucu olarak yüklenici, kendisinin ürettiği sözleşmeye konu ürünlerin Tesiste kurulan sistem yaş nemli tomruk biçme hattının çıkardığı talaş ve cutterdan çıkan ağaç cipslerinin toplanarak 300 m³ siloda biriktirilmesi; bu nemli ağaç cips ve talaşının hareketli ızgaralı kazanda yakılarak 140 °C kızgın su elde edilmesi, kızgın su ile çalışan kurutma fırınlarının çalışmasını kapsamaktadır. Bu kazan sistemi PLC (bilgisayar destekli) ile çalışan, üzerinde birçok sensör ve elektrikli ekipmanın olduğu bir kumanda sistemi ile çalışması tesisinin korunması için de gereken tedbirleri almak zorunda olduğu gibi, kendisinden kaynaklanmayan bir nedenle zararı doğuran bir olay gelmiş ise mümkün olduğunca zararın artmaması için gereken tedbirleri de alması gerekir.
Tüm dosya kapsamı, İtfaiye tarafından düzenlenen 04/11/2015 tarihli yangın raporu, mahallinde yapılan keşif ve keşif sonrası alınan, Mahkememizce ayrıntılı ve açıklamalı bulunup hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporları ile gelen yazı cevapları ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu yangın ve patlama olaylarının, davalı ... Makina Kazan İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kurulan sistemin imalat, tasarım veya montaj ayıbından kaynaklanmadığı, aksine kullanıcı kaynaklı müdahaleler, bakım eksiklikleri ve sözleşme dışı değişiklikler sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere, davalı ... tarafından kurulan yakma sistemi, sözleşme şartlarına ve projeye uygun olarak imal edilip çalışır halde teslim edilmiş, teslim sonrası yaklaşık iki yıl boyunca sorunsuz şekilde çalışmıştır. Teslim anında sistemde herhangi bir gizli ya da açık ayıp bulunduğuna dair teknik bir tespit yapılmamıştır. Bu durum, sistemin başlangıçta teknik olarak sağlam ve mevzuata uygun olduğunu ortaya koymaktadır. Yangınların, sözleşme süresinin sona ermesinden sonra meydana geldiği; bu süreçte davacı ... Orman Ürünleri A.Ş. tarafından silo ve yakma sistemine yetkisiz borulama yapılması, yanıcı ve tasarım dışı malzemelerin sisteme dahil edilmesi, PLC otomasyonu ve emniyet sensörlerine müdahale edilmesi, ayrıca bakım ve periyodik kontrollerin ihmal edilmesi gibi uygulamaların gerçekleştirildiği bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Bu müdahalelerin, sistemin güvenli çalışmasını engellediği ve yangın riskini doğrudan artırdığı değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra, yangın algılama ve söndürme sistemlerinin etkin şekilde çalışmamasının da, davacının bakım ve işletme yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklandığı; .... ve Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik gibi ulusal ve uluslararası standartlara uygun işletme ve bakımın sağlanmadığı raporda belirtilmiştir. Eğitimli ve ehliyetli personel çalıştırılmadığı, personel değişiminin sık olduğu ve tesisin iş sağlığı ve güvenliği açısından proaktif şekilde yönetilmediği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda ayrıca, yangınların büyümesi ve tekrarlanmasında operatör hataları, kontamine yakıt kullanımı, temizlik ve bakım eksiklikleri ile emniyet sistemlerinin devre dışı bırakılmasının etkili olduğu vurgulanmıştır. Bu hususlar, yangınların esas nedeninin davalı firmanın kusurundan değil, davacının kullanım ve işletme hatalarından kaynaklandığını göstermektedir. Her ne kadar davalı ... firmasının, kullanıcı hatalarını tamamen ortadan kaldıracak ilave güvenlik önlemleri almamış olması nedeniyle tali ve sınırlı bir sorumluluğundan söz edilebilirse de, bilirkişi raporunda bu durumun yangınların asli nedeni olmadığı, olayların temel sebebinin davacının hatalı kullanımı ve yetkisiz müdahaleleri olduğu açıkçatespit edilmiştir. Bu itibarla; davaya konu sistemin ayıplı olmadığı, yangınların teslimde tarihinden uzun bir süre sonra davalıya atfedilebilecek bir imalat veya tasarım kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalıya tali kusur atfedilecek bir durumda söz konusu olmadığı bilirkişilerin bu yöndeki tespitleri yerinde görülmemiş olup kaldı ki hangi somut olayda davalıya atfedilecek kusura sebep olan teknik hususlar da tespit edilememiş davacı tarafçada bu yönde ispata yarar delil sunulmamış ve sonuç olarak zarar ile davalının fiilleri arasında illiyet bağının kurulamadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uygulanması gereken AAÜT 13/4 maddesi uyarınca ''Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmonulur'' şeklindeki düzenleme gereğince, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 215.474,92-TL harçtan mahsubu artan 214.859,52-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan 1.219-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdırs