T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/632 Esas
KARAR NO : 2025/562
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/06/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 14.10.2022 tarihinde davalının işlettiği .... oteline ilişkin olarak Garanti Oda (Konaklama) Satış Sözleşmesi akdedildiğini, akdedilen bu Sözleşme kapsamında davalının 16-18 Aralık 2022 tarihleri ile 5-16 Şubat 2023 tarihleri arasında belirtilen kontenjanlar uyarınca müvekkili şirkete oda tahsis etmeyi taahhüt ettiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından tahsis edilecek otel odalarının bedellerine ilişkin avans olarak davalıya 30.12.2022 tarihli 176.000,00 TL ve 23.02.2023 tarihli 1.840.000,00 TL tutarlarında 2 adet çek verildiğini, müvekkili şirketin davalı ile imzaladığı sözleşme kapsamında belirlenen tarihlerde odaları davalıdan satın alarak bu odaların konaklayacak müşterilere satılması için .... Limited Şirketi ile anlaştığını, bu kapsamda ... tarafından müşterilere ...’da oda satıldığını ve kar dışında kalan bakiyenin müvekkili şirketi ödendiğini, davalı ile imzalanan sözleşme kapsamında 16-18 Aralık 2022 tarihleri arasında taahhüt edilen odalarda konaklamaların gerçekleştiğini, ancak 6 Şubat 2023 tarihinde ülkemizde 10 şehirde 7.7 ve 7.6 şiddetlerinde meydana gelen büyük deprem felaketi nedeniyle 5-16 Şubat 2023 tarihleri arasındaki konaklamaların durduğunu, deprem nedeniyle ülkede 4. seviye alarm ve milli yas ilan edildiğini, ayrıca Dünya Sağlık Örgütü tarafından 3. seviye acil durum ilan edildiğini, milli yas nedeniyle ilk aşamada 13 Şubat 2023 tarihi gün sonuna kadar tüm kültürel ve sanatsal etkinliklerin durdurulduğunu, büyük deprem felaketinden deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlar ve yakınlarının yanı sıra Tüm Türkiye'nin manevi olarak etkilendiğini, halihazırda bir çok misafirinin milli seferberlik ilan edilen bu günlerde deprem bölgelerinde aktif olarak yardım çalışmalarına katılmak ve depremden etkilenmeyen şehirlerde yardım toplama merkezlerinde destek olmak üzere rezervasyonlarını iptal ettiğini, davalının da otelinin bulunduğu Uludağ/Bursa bölgesinde de her yıl düzenlenen ... ve ... gibi büyük çaplı müzik etkinliklerinin iptal edildiğini, Uludağ'da bulunan tüm kamu sosyal tesislerinin de depremzedelere tahsis edildiğini, nitekim ülkemizde deprem bölgelerinde 3 ay süreyle OHAL ilan edildiğini, depremden etkilenmeyen şehirlerde de felaketin büyüklüğü sebebiyle her gün yeni tedbirlerin alındığını, mevcut durumdan şirketleri de dahil tüm sektörün etkilendiğini, yaşanan felaket sonrasında .... tarafından müvekkili şirkete Beyoğlu .... Noterliği’nin 10.02.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek satışların durması nedeniyle imzalanan sözleşmenin tek taraflı feshedildiğinin bildirildiğini, .... tarafından Sözleşme’nin feshedilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından davalıya Beyoğlu ... Noterliği aracılığıyla gönderilen 13 Şubat 2023 tarihli, .... yevmiye numaralı ihtarname ile Sözleşmenin tek taraflı, haklı ve zorunlu olarak feshedildiğini, gönderilen fesih ihtarının davalıya 15.02.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, görüleceği üzere müvekkili şirket tarafından sözleşmenin hukuka ve ilgili sözleşmeye uygun şekilde feshedildiğini, nitekim Türk hukukunda istisnai haller haricinde feshin tek taraflı irade beyanıyla sonuç doğuran bir yenilik doğurucu hak niteliğinde olduğunu, tüm bu nedenlerle, öncelikle sözleşmenin geçerli bir biçimde feshedildiğinin kabulü gerektiğini, Ülkemizde yaşanan bu durumun hiç tartışmasız mücbir sebep hali olduğunu ve olağan koşullarda yapılan Sözleşme hükümlerinin getirdiği yükümlülüklerin taraflarca yerine getirilebilme ihtimalini ortadan kaldırdığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin "Mücbir Sebepler" başlıklı 3.5 maddesinde mücbir sebep halinde tarafların birbirine karşı sorumlu olmadıklarının belirtildiğini, ancak müvekkili şirket tarafından davalıya gönderilen fesih ihtarı ile birlikte sözleşme feshedilmesine ve 23.02.2023 tarihli 1.840.000 TL tutarındaki çek bedelsiz kalmasına rağmen, davalının bu durumu kötüye kullanarak çeki müvekkili şirkete iade etmediğini ve 23.02.2023 tarihinde çek bedelini tahsil ettiğini, binlerce insanın yaşamını yitirdiği deprem felaketi sebebiyle tüm vatandaşların seferber olduğunu ve aylarca etkisini sürdürecek bu felaket sebebiyle tatile gitme düşüncesinde olan herkesin doğal olarak tatil planlarını iptal ettiğini, davalı ile imzalanan Sözleşmenin 16-18 Aralık 2022 tarihleri ve 5-16 Şubat 2023 tarihleri arasındaki konaklamalar için imzalanmış olup 6 Şubat 2023 itibariyle bu 10 günlük süreçte tüm vatandaşların yardım seferberliği ile meşgul iken davalı tarafından gerçekleşmeyen konaklamaların bedelinin tahsil edilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya gönderilen maillerde sözleşmenin feshi sebebiyle çekin iadesi talep edilerek, o güne dek görülen hizmet bedellerinin hesaplanarak mutabakat imzalanmasının teklif edildiğini, ancak deprem sebebiyle konaklamaların durmasına rağmen davalı tarafından sanki tüm konaklamalar gerçekleşmiş gibi çek bedelinin de üzerinde 1.942.518,52 TL fatura kesildiğini ve çek bedelinin tahsil edildiğini, ... tarafından satılan konaklamalara ilişkin konaklama listesi ve satış fiyatlarını içeren tablo, voucher ve faturalar incelendiğinde, 5-16 Şubat 2023 tarihleri arasında 867.400,00 TL’lik konaklamanın gerçekleştiği ve müvekkili şirket tarafından yapılan 1.840.000 TL çek ödemesi ile birlikte, davalının haksız olarak 972.600,00 TL fazla ödeme tahsil ettiğinin görüleceğini, nitekim davalı tarafından müvekkili şirkete kesilen fazla tutara ilişkin müvekkili şirket tarafından No Show iade faturası kesildiğini, davalı tarafın bu faturaya da itiraz ettiğini, konaklama listesi ve sözleşme uyarınca tarihlere göre belirlenen kişi başı konaklama fiyatları hesaplandığında ....’de 5-16 Şubat 2023 tarihleri arasında yalnızca 867.400,00 TL’lik konaklama gerçekleştiğinin de görüleceğini, fazla tahsil edilen 972.600,00 TL’nin müvekkili şirkete ödenmesi için 24.03.2023 tarihinde davalı aleyhine arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, taraflarca yapılan arabuluculuk görüşmesinin 05.04.2023 tarihinde tamamlandığını, yapılan toplantı neticesinde taraflarca herhangi bir talep üzerinde anlaşılamadığını iddia ederek; Garanti Oda (Konaklama) Satış Sözleşmesi’nin müvekkili şirket tarafından mücbir sebep nedeniyle haklı nedenle feshedildiğinin ve her halükarda davalının müvekkili şirketten herhangi bir alacağının kalmadığının tespitine, sözleşme uyarınca, müvekkili şirket tarafından 24.02.2023 vadeli .... seri numaralı ... Bankası A.Ş.’ye ait çek dolayısıyla yapılan 972.600,00 TL’lik fazla ödemenin 24.02.2023 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine, davanın kabulü ile birlikte avukatlık ücreti ile yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Bursa Uludağ'da bulunan ....'in işletme sahibi olduğunu, bu itibarla da davacı gibi acentelik işlemleri yürüten şirketler tarafından kendisine bir çok teklif geldiğini ve müvekkili şirketin ise bu teklifleri, diğerlerini reddetmek sureti ile değerlendirdiğini, huzurdaki uyuşmazlığa konu olaya ilişkin sözleşmenin de bu şekilde basiretli tacirler arasında akdedildiğini, taraflar arasında 14/10/2022 tarihinde Garantili Oda (Konaklama) Satış Sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmeye göre müvekkilinin anlaşılan tarih aralıklarında yine sözleşmede mevcut odaları anlaşılan fiyatlarda davacı müşterilerine ayırmayı taahhüt ettiğini, davacının ise buna karşılık olarak ilgili ödemeleri yapma yükümlülüğü altına girdiğini, müvekkili ile davacı arasında akdedilen Sözleşmenin kontenjan sözleşmesi (garantili) olup otel ile acentenin belirli bir dönemi kapsayacak şekilde yaptıkları çerçeve bir sözleşme olduğunu, buna göre müvekkilinin belirli sayıda odayı davacı acente adına ayırmayı taahhüt ettiğini ve davacı acentenin ise sözleşme konusu bu odaları kullandırmayı ve hatta kullandırmasa dahi bedellerini ödemeyi taahhüt ettiğini, yani sözleşmede belirlenen dönemlerde konaklama yapılmasa dahi, davacı acentanın taahhüt ettiği bedeli ödeme yükümlülüğü altında olduğu için müvekkili tarafından düzenlenen no show faturalarını ticari kayıtlarına alıp, ödeme yükümlülüğünde olduğunu, Ülkemizde meydana gelen 06 Şubat 2023 tarihli vahim deprem hadisesi sebebiyle bir çok bölge ve yakınındaki bir çok ilin bu durumdan etkilendiğini, yine etkilenen iller özelinde bir çok tedbir ve önlemler alındığını, ancak ne Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilan edilen mücbir sebep hali ne de vergi mükelleflerine ilişkin süre uzatımı gibi hususların işbu iller dışındaki hiç bir bölgede geçerli olmadığını, diğer bölgelerde tüm çalışmaların devam ettiğini, sürelerin işlediğini, basiretli bir tacir olarak tüm işletmelerin çalışmalarına devam etmek durumunda kaldıklarını, müvekkili şirketin işlettiği otelin Bursa Uludağ'da bulunduğunu ve deprem bölgesine hayli uzak olduğunu, bu süreçte müvekkilinin de hizmet sektöründe bulunan bir tacir olarak işlettiği müessesenin gerektirdiği tüm işlemleri yapmaya devam ettiğini, sözleşmenin “Mücbir Sebep” başlıklı 8.maddesi bakımından ise, belirtilen deprem halinin müvekkili tarafından işletilen otelin bulunduğu bölgede gerçekleşen bir doğaüstü hali olmadığını, bu sebeple depremin, gerçekleştiği bölge dışında mücbir sebep teşkil edeceği şeklinde yorumlanmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin işletme sahibi olduğu otelin deprem günü ve sonrası dahil olmak üzere idare tarafından kapatılmadığını ya da tatil edilmediğini, iş bu hususun teyidinin otelin bağlı olduğu idareye yazılacak müzekkere ile sağlanması gerektiğini, bölgede bulunan diğer tüm otellerde olduğu gibi mevcut misafirlere taahhüt edilen tüm hizmetlerin sunulduğunu, misafir alımları yapıldığını ve tüm vergisel ve diğer yükümlülüklerde ise otelin bulunduğu bölge bakımından hiç bir ertelemenin söz konusu olmadığını, yine davacı ile akdedilen sözleşme sözleşme gereği müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, bu sebepledir ki, davacı ile akdedilen sözleşmenin mücbir sebep başlıklı 8. maddesinde belirilen "deprem" halinin huzurdaki uyuşmazlık bakımından şartları itibariyle oluşmadığını, tarafların sözleşme uyarınca davacının garantili kontenjana karşılık 30.12.2022 tarihli 176.000 TL ve 23.02.2023 tarihli 1.840.000 TL tutarlarında 2 adet çek vereceği hususunda anlaşma sağladıklarını, davacının iddiasının 23.02.2023 tarihli 1.840.000 TL tutarındaki çekinin bir kısmının bedelsiz kaldığına ilişkin olduğunu, davacı acentenin otelden kendisine tahsis ettiği odaları kullanmayı ve kullanmasa dahi tahsis ettiği odalarda konaklama gerçekleşmiş gibi bedeli ödemeyi sözleşme ile garanti ettiğini, garantili kontenjan sözleşmelerinin bu türüne uygulamada “boş dolu sözleşmeler” de denildiğini, çünkü tahsis edilen odaların boş veya dolu olmasının önem arz etmeksizin, diğer bir deyişle odalarda kimse konaklamasa bile konaklama bedelinin otele ödenmesi gerektiğini, öte yandan belirlenen tarih aralığında müvekkili tarafından davacıya sözleşme gereğince odalar ayrıldığını, davacının gelen müşterilerine ilgili odaların tahsis edildiğini ve konaklatma sağlandığını, yine odaların 2 kişilik olması itibariyle odada 3 kişi ve üstü konaklamalar için de ayrıca 3.kişi bedellerinin anlaşıldığı üzere hesaplandığını, müvekkili şirketin sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, bu sebeple davacının, 23.02.2023 tarihli 1.840.000 TL tutarındaki çekin bedelsiz kaldığı yönündeki iddialarının yerinde olmadığını, aksine 3. kişi konaklamaları itibariyle davacı acentenin müvekkili şirkete borçlu olduğunu, müvekkiline noter kanalı ile yapılan fesih ihtarının tebliğ tarihinin 15.02.2023 olduğunu, konaklatma tarihi dolmak üzereyken yapılan fesih bildiriminin feshe konu olay bir ihtimal, kabul etmemekle birlikte, mücbir sebep teşkil etse bile, zaman yönünden haklı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, zira sözleşmede yer alan ve tarafların mutabık olduğu uyuşmazlığa konu ikinci konaklatma tarih aralığı nın 05-16 Şubat 2023 tarihleri olup 11 gece olduğunu, anlaşılan kontenjanlar için davacının fesih bildiriminin ise davacının da belirttiği üzere müvekkili şirkete 15.02.2023 tarihinde yani kontenjan tarihinin dolmasına bir gün kala 11. günde tebliğ edildiğini, davacı ve ....'in aralarındaki ihtarnameden çok önce zaten fesih hususunda anlaşma sağladıklarını, görüleceği üzere davacının feshe konu ... fesih bildiriminin konaklatmaların başladığı 3. günü davacıya iletilmişse de, taraflar arasında konaklamanın yapılmış olduğu günlere ilişkin ödeme dahil tüm mutabakatların çok önceden sağlandığını ve akabinde usulen ihtarname de gönderildiğini, öte yandan davacının 7 Şubat 2023 (depremden 1 gün sonra) tarihli mailinde .... olan feshe hiç değinmediğini ve hatta "5-16 subat 2023 doneminde konaklama yapmis-yapacak ... ve .... misafirlerinin mutabakat-isim değişikliği-tarih değişikliği-iade-iptal vb.gibi işlemlerini; partner firmamız olan .... yapabilir." şeklinde bir mail de gönderdiğini, sonrasında ise, huzurdaki davaya konu uyuşmazlıkta kontenjan tarih aralığının dolmasına 1 gün kala davacı tarafından ihtarname ile fesih bildirimi yapıldığını, öncesinde anlaşılan bir mutabakat ya da usulüne uygun yapılmış bir fesih bildirimi bulunmadığını, bu sebepledir ki, davacının basiretli bir tacir olduğu da gözetilerek, taahhüt ettiği ödemeyi yapması/katlanması gerektiğini, davacının huzurdaki davaya konu fesih talebinden ve deprem hadisesinden çok daha önce, davacının davaya konu çekin iadesine ilişkin müvekkili şirkete talepleri olduğunu ve hatta bu talebinin ayrıca yazılı olarak da müvekkiline ilettiğini, ne yazık ki durumun bunla da sınırlı kalmadığını ve davacının işlemlerini yürüttüğü ve davacının da hissedarlarından olan .... üzerinden deprem sonrası sözleşmeye aykırı davranarak rekabete aykırı şekildeki tutarlar üzerinden müvekkili otelin reklamlarının yapıldığını, ilk sözleşme iptali ve çek iadesi talebinden bir gün önce de davacının kontenjan tarihlerine ek olarak sonrasında yapılacak Festivaller için yine bir sözleşme-çek ilişkisi teklif ettiğini ve müvekkili kabul etmeyince de Sor-Sat şeklinde bir mutabakata varıldığını, davacının bir gün ek sözleşme talep edip hemen ertesi gün iptal ve çek iadesi talep etmesinin de kötüniyetli ve istikrarsız yaklaşımının bir örneği olduğunu savunarak; huzurdaki haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Garanti Oda (Konaklama) Satış Sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğinin tespiti ile 972.600,00-TL'nin 24/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.
Uyuşmazlığın; taraflar arasında akdedilen 14.10.2022 tarihli Garanti Oda (Konaklama) satış sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, davacı şirket tarafından 23.02.2023 keşide tarihli .... seri numaralı çek nedeniyle fazla ödeme yapılıp yapılmadığı, Kahramanmaraş merkezli 06.02.2023 tarihli depremlerin mücbir sebep sayılıp sayılamayacağı, davacının 972.600,00-TL'lik alacağın 24.02.2023 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili talebinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden; Taraf şirketlerin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Silivri ve Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüklerinden; taraf şirketlerin 2022 ve 2023 yıllarına ait BA/BS formları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
... Bankası A.Ş.'den; dava konusu ... nolu çeke ilişkin bilgi ve belgeler celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Beyoğlu .... Noterliğinden; 13.02.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin ve tebliğ mazbatasının bir sureti celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Beyoğlu .... Noterliğinden; 10.02.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ve tebliğ mazbatasının bir sureti celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
... Limited Şirketinden; 5 - 16 Şubat tarihleri arası .... ile yapılan rezervasyonlara ilişkin tüketicilerin iptal taleplerini gösterir belgeler celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Taraf vekilleri tarafından bildirilen tanıklar gerek talimat yolu ile gerekse Mahkememizce bizzat olmak üzere dinlenilmişlerdir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında, "Ben .... Limited Şirketinin yetkilisiyim. ... Turizm üzerinden otel rezervasyonu yaparız ve sonrasında da yaptığımız bu rezervasyonları tüketicilere sunarız. Biz birebir tüketicilerle iletişime geçeriz ... Turizm ....'e bağlıdır bu firmalar büyük firmalar olduğu için oteller bu firmalara hem güven hem fiyat konusunda daha hoşgörülü davranırlar. Biz ... Turizm ile ... otel için iletişime geçtik. Kendilerinden 5 - 16 Şubat tarihleri arası otel rezervasyonu için bu tarihleri bizim için almalarını istedik. ... bu tarihler için .... otel ile sözleşme imzaladı biz de ... ile sözleşme imzaladık ve bu tarihleri tüketicilere sunduk, biz günlük olarak belirttiğim tarihler arası 20 oda aldık, bu tarihler arasındaki rezervasyonların satışlarını gerçekleştirdik. Daha sonrasında ilk grup otele giriş yaptı ben de bu grubun içerisindeydim. 5 Şubat gecesi ülkemizde büyük bir deprem meydana geldi. ....'dadır, misafirlerimizden bir kısmının ailesi ve yakınları deprem bölgesinde olduğu için ayrıca yakınlarından vefat edenler, deprem nedeniyle kamu görevlendirmesi yapılanlar, ayrıca özel okullar ile anlaşmalarımız Milli Eğitim'den onay çıkmadığı için yine rezervasyonlarını iptal etmek zorunda kaldılar. Biz ilk grup olarak konaklamamızı yaptık. Ayrıca depremden etkilenmeyen misafirlerimiz yine konaklamalarına devam ettiler ve girişlerini yaptılar sadece depremden bir şekilde etkilenenler rezervasyonlarını iptal etmek durumunda kaldılar biz de kendilerine bu konuda yardımcı olduk. Zaten ülkemizde de milli yas ilan edildi deprem nedeniyle konaklama yapamayacağını söyleyen ben hemşireyim deprem bölgesinde görevlendirmem çıktı diye bizi arayan ve bunun gibi çeşitli nedenlerle bizi arayanların gerekçelerini, mazeretlerini biz kabul ettik. Ancak .... bu durumu kabul etmedi herkesin konaklama yapması gerektiğini söyledi hatta bir müşterimiz gazete yazarı imiş, milli yas ilan edildi deprem oldu siz bizi nasıl otelde konaklamaya zorlarsınız sizi her yere şikayet edeceğim gazeteye yazacağım gibi serzenişlerde bulundu, biz insanlar bu durumda iken kendilerinden dilekçe istemek zorunda kaldık, Uludağ bölgesinde başka otellerde olan müşterilerimiz de vardı sadece bu otel zorluk çıkardı. Hatta deprem sabahında otelin çalışanlarının yakınlarında da depremde vefat eden olmuştu, biz yanlarında durduk ne otel sahibi ne oğlu bu durumu umursamadılar. Ben deprem olması ayrıca milli yas ilan edilmesi sebebiyle herhangi bir sorun çıkmayacağını düşünerek İstanbul'a döndüm ertesi gün de turizmci olduğumuz için 2 otobüsü Hatay için kaldırdık, depremden zarar görenleri taşıma amacıyla bu otobüsleri götürdük ben kendim de Hatay'da 8 gün kaldım. Sonrasında rezervasyon iptallerinin kabul edilmediği paranın tahsil edileceği söylendi, taraflar arasındaki uyuşmazlık bu noktaya geldi, ... iptal edilen rezervasyonların ücretini .....'a ödedi diye biliyorum, zira ben de ...'nin ödediği bu bedeli ...'ye ödemek durumda kaldım, depremden sonraki süreçte biz .... ile anlaşma yoluna gitmek istedik, kendileri ... ile mailleşmişler bana daha sonra haber verildi, hatta bir gün kalaya kadar anlaşma olacak diye baktık, ancak ....'ın bize sunduğu seçenekler turizmde karşılanması mümkün olmayan seçeneklerdi bu nedenle anlaşma olmadı, biz bu süreçte ...'ye ihtarname gönderdik zira onlarda Trendlife'a ihtarname gönderdi bizim amacımız çeklerin ödenmesini durdurmaktı ancak oda olmadı, biz rezervasyonunu iptal eden müşterilerden herhangi bir ücret almadığımız gibi üstüne para ödemek zorunda kaldık benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir" demiştir.
Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen davacı tanığı .... beyanında, "Ben sözleşme ve kontratları yönetiyorum, davalı taraf ile hatırladığım kadarıyla 2022 yılının son üç ayı içinde bir kontrat yaptık, aralık ayı içerisindeki konaklamayı gerçekleştirdik, diğer konaklamamız olan 05 Şubat 2023 tarihindeki konaklamanın satışını gerçekleştirdik, sabahında deprem oldu, bu sebeple mecburen oralara gittik, müşterilerimizin bir kısmı bu konaklamaya deprem nedeniyle katılamadı, müşterilerimizin yarısına yakını katılamadı, bunları bize ilettiler, gelmeyenlerin tamamına iade ettik, gelenleri yerleştirdik, veya ileri tarihlere rezervasyonlarını yaptık, bizim şirketimizin çalıştığı 20 tane otel var, bunun 19 oteli bu şekilde bu konuda destekli yardım ettik, yani buralara gelmeyen müşterilere paralarını iade ettik, talebe göre başka tarihlere de rezervasyonlarını erteledik, davalıya da aynı şekilde bu teklifi sunduk, ancak kabul etmediler, Tatilciniz müşterimiz olur, depremden dolayı aramızdaki sözleşmeyi ... feshetti, biz de bunun üzerine ilgili otellere bunu bildirdik, biz de davalıya bize verdiğiniz çekleri tahsil etmeyin dedik, onlar da beni ilgilendirmez ben bu parayı alırım"demiştir.
Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen davalı tanığı .... beyanında, "Davalı şirkette satış pazarlama danışmanı olarak görev yapmaktayım.... Turizm isimli firma operasyondan sorumlu yönetici arkadaşı arayarak 2023 yılı Aralık ayında 2 gün ve Şubat ayında da 12 gün, 40 odanın önden alımlı, garantili alım sözleşmesi imzalamak istediklerini belirttiler.Biz de odaları normal fiyattan çok daha cazip halde vermeyi kabul ettik.Buradaki amaç da davacının garantili olarak oda alması, kendi şirketimizin de operasyonel risk ve maliyetini azaltmaktı; zaten otelcilik sektöründe bu şekilde faaliyet gösterilir.Aralık ayı için herhangi bir problem yaşamazken Şubat ayı için davacı şirket bizle irtibata geçerek kar yağışının az olması gibi bahanelerle Şubat ayı için verilen çekin iade edilmesini talep ettiler; biz de bunu reddettik.Bu mailleşme Ocak ayında olmuştu.Ancak biz bu talebi odalar için gerekli gıda, içecek, personel temini gibi hizmetleri almak için önceden ayarlamasını yapmıştık.Davacı sözleşmeyi feshettiğine ilişkin bize ihtarname gönderdi.Bu odaların kontenjanının bitiminden 1 gün öncesiydi.Zaten kendileri odaların yaklaşık 20 tanesini satmış ve biz onların rezervasyon yaptığı kişilere hizmet vermiştik.Sözleşmede açık hüküm olmasına rağmen kendileri, bizim onlara verdiğimiz fiyattan dışarıya fiyatları lanse edip o fiyattan rezervasyon yapmışlardır.Bu sebeple bizim diğer odaları satmamız da karlılığımızı etkilemiştir"demiştir.
Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen davalı tanığı .... beyanında, "Ben davalı şirkette gıda alım satım sorumlusu, yiyecek-içecek müdürü olarak görev yapmaktayım.Geçen sene Aralık ayında operasyon müdürü .... Bey bizle toplantı yaparak Şubat ayında garantili toplam 40 oda alımı gerçekleştirildiğini, bu sebeple gıda alım stokları ve personelin ayarlanması gerektiğini söyledi.Ben de buna istinaden gerekli gıda ve içecekleri temin ettim; ayrıca personel sayısını da hizmet verecek şekilde arttırdık; ancak son güne kadar da bu hizmeti temin edecek şekilde hazırda bekledik"demiştir.
Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen davalı tanığı ... beyanında, "Ben davalı firmada operasyon müdürü olarak görev yapmaktayım. Davacı firma bize daha önce çalıştığımız bir acentada alt acenta olduğunu söyleyerek bizle garantili sözleşme yapmak istedi.Biz de daha önce çalıştığımız firma olduğu için ekstra indirim yaparak bunu onayladık.Her seferinde bunu garantili sözleşmesi olduğunu da bildirdik. Onlar da bunu kabul etti.İlk satımın yapıldığı 16-18 Aralık arası rezervasyon ile ilgili herhangi bir sıkıntı yaşanmadı.Biz gerekli hizmeti kendilerine verdik; ancak Şubat ayındaki 5-16 Şubat ayı rezervasyonuna ilişkin Ocak ayından itibaren kar olmadığı iddiasıyla satış yapamadıklarını bize söylediler.Biz kendilerine satın aldığı tarihte kar olacağını kendilerine söyledik; ancak kendileri ısrarla verdikleri çeki geri istediler.Ancak biz de garantili satış olduğunu kendilerine belirttik.Şubat ayında giriş yapılacağı güne kadar rezervasyon yaptıkları kişilerin bilgilerini bize iletmediler.Davacı firmaca satışı yapılan bir kısım müşteriler otele geldiler.Giriş-çıkış yaptılar; ama tamamını satamamışlar.Biz tüm odalar için gerekli personeli ve tüm malzemeleri hazır ettik.Odaların satışlarını da geri çektik"demiştir.
Mahkememiz dosyası; davacının iddiaları, savunma, sunulan ve toplanan deliller, dosya kapsamındaki belgeler, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; TARAF ŞİRKETLERİN TİCARİ DEFTERLERİ İNCELENEREK; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, lehlerine delil niteliğinde olup olmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, tarafların ticari ilişkiyi hangi hesaplarla izlediği, defterler arasında fark bulunması halinde farkın sebebi hususları ile taraflar arasında akdedilen 14.10.2022 tarihli Garanti Oda (Konaklama) satış sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, davacı şirket tarafından 23.02.2023 keşide tarihli .... seri numaralı çek nedeniyle fazla ödeme yapılıp yapılmadığı, Kahramanmaraş merkezli 06.02.2023 tarihli depremlerin mücbir sebep sayılıp sayılamayacağı, davacının 972.600,00-TL'lik alacağının 24.02.2023 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsili talebinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarında rapor düzenlenmek üzere SMMM ..., sözleşmeler konusunda uzman bilirkişi ... ve sektör bilirkişisi ....'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 26/08/2024 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
26/08/2024 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Davacının 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 972.600,00 TL alacağının bulunduğu, davalının 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; dava tarihi itibariyle davalının davacıdan 102.518,51 TL alacağının bulunduğu, taraf ticari defterleri arasındaki cari farkın 972.600,00+102.518,51 = 1.075.118,51 TL olduğu, cari farkın davacı ... düzenlemiş olduğu 28.02.2023 tarihli .... no.lu “NO SHOW BEDELİ ....” açıklamalı 1.075.118,52 TL tutarlı iade faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, dosyaya mübrez belgelerden davacının sözleşmeyi olağanüstü fesih sebebine dayalı olarak feshettiğinin anlaşıldığı, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen büyük deprem felaketi nedeniyle özellikle bölgesel nitelikte geniş çaplı etkilerin meydana geldiği göz önünde bulundurulsa da dava konusunu oluşturan davacının ediminin 5-13 Şubat tarihleri arasında gerçekleşmesi gerektiği, otele girişlerin 5 Şubat olduğu, mücbir sebep ile sözleşmenin ihlali arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı hususları gözetildiğinde sözleşmenin haksız feshedildiğinin düşünüldüğü, dava dışı ... tarafından davacı şirkete Beyoğlu ... Noterliğinin 10.02.2023 tarihli ve ... yev. No.lu ihtarnamesi gönderilerek satışların durması nedeniyle imzalanan sözleşmenin tek taraflı feshedildiği bildirildiği, davacı tarafından davalıya Beyoğlu .... Noterliği aracılığıyla gönderilen 13.02.2023 tarihli .... yev no.lu ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, mücbir sebep ile sözleşmenin ihlali arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, borç ilişkisinin devamının çekilmez hale geldiği kanaatine varılırsa sözleşmenin haklı feshinden söz edilebileceği, 6 Şubat Kahramanmaraş depreminin hem bölgedekiler hem de bölge dışındakiler için mücbir sebep sayılacağı, Mahkemenin ihtilafa konu olan çekin avans olarak verildiği kanaatine varması halinde taraflar arasındaki yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden hareketle davacının 972.600,00-TL’lik ödemesini talep edebileceği" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
06/11/2024 tarihli celse ara kararı ile; Mahkememiz dosyası, davacı vekilinin rapora itirazları tek tek değerlendirilmek ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. Maddesi yönünden değerlendirme yapılmak suretiyle; .... Limited Şirketi tarafından sunulan iptal listeleri ile 05 - 16 Şubat arasında davalı nezdinde konaklaması gerçekleşen müşteriler tek tek tespit edilerek kaç kişinin belirtilen tarihler arasında konaklama gerçekleştirdiği, kaç kişinin ise rezervasyonunu iptal ettirdiği hususunda inceleme yapılarak otelde konaklayan müşteriler yönünden hak edilen ücretin bulunması halinde miktarının tespiti hususlarında gerekçeli denetime el verişli ek rapor hazırlanmak üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; bilirkişi heyeti tarafından 05/03/2025 tarihli ek rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
05/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporunun incelenmesinde özetle;"...Dosyaya davacı tarafından 19.11.2024 tarihinde sunulan, 5-16 Şubat tarihleri arasında konaklaması gerçekleşen ve rezervasyonu iptal edilen müşteri listeleri incelendiğinde söz konusu otele girişlerin tamamının 5.2.2023 tarihinde yapılmayacağı, konaklamanın başlayacağı gün olarak deprem sonrası tarihlerin de mevcut olduğu, dolayısıyla, depremin gerçekleştiği 06.02.2023 tarihinden sonra da otele girişlerin olacağı anlaşılmakta, deprem sonrası otele girişli konaklanmalar bakımından mücbir sebep ile sözleşmenin ihlali arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmede davacının ediminin 05-16 Şubat tarihleri arasında gerçekleşmesi gerektiği, garanti satış üzerinden iptal söz konusu olmayacak ve tarih ve ödemede değişiklik yapılamayacak şekilde anlaştıklarının görüldüğü, fakat, sözleşmenin mücbir sebebe ilişkin maddesine göre mücbir sebebin sonuçlarından birbirlerine karşı sorumlu olmayacakları, bu haliyle, sözleşmenin depremden sonra konaklamanın başlayacağı günler için illiyet bağının bulunduğu, sözleşmenin 6 Şubat sonrası tarihler için haklı feshedildiğinin ifade edilebileceği, 137 kişinin (69) oda depremde yakınlarının kaybı, deprem bölgesinde görevlendirildiği, deprem bölgesine gönüllü olarak gittiği vs sebepler nedeniyle rezervasyonunu iptal ettirdiği, 5-16 Şubat tarihleri arasında 192 kişi tarafından 196 gecelemenin gerçekleştirildiği, gerçekleşen gecelemeler karşılığının 831.819,00-TL olarak fatura edildiği, Mahkemece, mücbir sebep ile sözleşmenin ihlali arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı kanaatine varılırsa sözleşmenin haksız feshinden söz edilebileceği, davacı tarafın, davalı tarafa verdiği çeklerin avans çeki olduğunu ileri sürdüğü, bu hususta, kök rapordaki görüşümüzün aynen muhafaza edildiği, şayet Mahkemece, ihtilafa konu olan çekin avans olarak verildiği kanaatine varılması halinde davacının 972.600,00-TL’lik ödemesini talep edebileceği" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen Garantili Oda (Konaklama) Satış sözleşmesinin incelenmesinde; iş bu sözleşmeye binaen Otel İşletmesinin yine sözleşmede belirtilen tarih aralığında olmak kaydıyla belirtilen fiyatlar, kontenjan ve opsiyon uyarınca Acente müşterilerine oda tahsis etmeyi taahhüt ettiği, 16-18 Aralık 2022 tarihleri arasında (bu tarihler dahil) Standart odalarda kişi başı 1.100,00-TL'den yine 05-16 Şubat 2023 tarihleri arasında (bu tarihler dahil) Standart odalarda kişi başı hafta içi 2.000,00-TL, hafta sonu 2.500,00-TL fiyatlama yapılarak en az 2 kişi kalınması koşulu ile iş bu sözleşme ile anlaşılan garanti satış üzerinden iptalin söz konusu olmayacak ve tarih ve ödemede değişiklik yapılamayacak şekilde tarafların anlaştıkları, tarafların kendi inisiyatifleri dışında oluşabilecek deprem, sel, sari hastalık, savaş, grev, lokavt, tabi afetler ve benzeri mücbir sebeplerin sonuçlarından birbirlerine karşı sorumlu olmadıkları, ancak görülen bir hizmet var ise, ödemesinin bu hükümden ari olup yapılacağı sözleşmede açıklanmıştır.
Beyoğlu .... Noterliği vasıtasıyla ... yevmiye numaralı ve 13/02/2023 tarihli davacı tarafça davalıya gönderilen 14/10/2022 tarihli Garantili Oda (Konaklama) Satış Sözleşmesinin mücbir sebep nedeniyle feshedildiğine ve iş bu sebeple muhataba verilmiş 23/02/2023 vadeli, 1.840.000,00-TL bedelli ve ... numaralı avans çekinin iadesi konulu ihtarnamenin davalı tarafa 17/02/2023 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Davaya konu somut olayda, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri nazara alınarak 14/10/2022 tarihli sözleşmenin 3.5 maddesinde yazılı mücbir sebeplerin somut uyuşmazlıkta gerçekleşip gerçekleşmediğini incelenmesi gerekmektedir.
6098 sayılı Kanun’un “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138. maddesinde; ''Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır...'' şeklindedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)11-58 E 2022/40 K sayılı ilamında ''... Sözleşmenin kuruluşundan sonra tarafların sözleşme ile düzenledikleri menfaatlerini etkileyen durumlarda değişiklik (“önemli değişiklik”) olabilir. Sözleşme içeriği (sözleşme muhtevası) ve önemli değişiklikler arasındaki uyumsuzluk sözleşme riski olarak adlandırılır (Antalya, Osman Gökhan: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. III, İstanbul 2018, s. 359). Maddi imkânsızlık niteliğinde olan ve Türk Hukuk Lûgatı’ndaki tanıma göre öngörülemeyen ve bunun sonucu olarak önlenemeyen, giderilmesi olanağı bulunmayan ve bir dış etkiden ileri gelen mücbir sebep (zorlayıcı neden) bir yönüyle sözleşme riski sorunudur. Zira, mücbir sebep sürekli nitelikteyse borcun ifası imkânsızlaşır ve borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık (TBK m. 136) meydana gelir (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop s. 1003). Bu hâlde taraflar arasında risk dağılımı yapılması gerekir. Bir başka deyişle, mücbir sebebin meydana getirdiği ifa imkânsızlığına kimin katlanacağı belirlenmelidir (Serozan, Rona: İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme (Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A.: Borçlar Hukuku Genel Bolum C.3), İstanbul 2016, §15 N.4).
19. Mücbir sebebin en önemli unsuru kaçınılmazlık unsuruna değinmek gerekirse; mücbir sebep, mutlak ve kaçınılmaz olarak borcun ihlâline sebep olmalıdır. Kaçınılmazlık, objektif ve mutlak bir kavramdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesine göre, sözleşmenin tarafları dürüstlük kuralı (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 2/1) gereği borçlarını ifa etmek için gerekli her tür çabayı göstermelidir. Mücbir sebepte, mevcut her türlü tedbirin alınmasına ve her türlü imkân ve araca rağmen mücbir sebebin doğurduğu sonuçlar önlenememektedir (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 539).
20. Kaçınılmazlık, borçlunun kişisel ve ekonomik durumu dikkate alınmadığı için mutlaktır. Buna karşılık, mücbir sebep olarak nitelendirilen olay mutlak değildir. Örneğin deprem bölgesinde meydana gelen bir deprem mücbir sebep sayılmayabilir. Buna karşılık, deprem bölgesi olmayan bir yerde gerçekleşen deprem mücbir sebeptir.
21. Kaçınılmazlığın mutlaklığı ile kastedilen, bilimsel ve teknolojik gelişmelere göre her türlü tedbirin alınmasına, her türlü özenin gösterilmesine rağmen; borcun ifa edilememesine neden olan olayın sadece borçlu tarafından değil, hiç kimse tarafından önlenememesidir. Bu sebeple kaçınılmazlık unsuru değerlendirilirken borçlunun kişisel veya ekonomik durumu dikkate alınmaz.
22. Mücbir sebebin varlığı için gereken diğer unsur olayın doğuracağı sonuçların öngörülemez olmasıdır. Bir olayın varlığı sözleşmenin kurulduğu sırada öngörülebiliyorsa ve buna rağmen sözleşmede gerçekleşmesi muhtemel o olaya ilişkin bir hüküm yoksa bunun riskini borçlu üstlenmiş demektir. Öngörülemezlik, sözleşmenin kurulduğu sıradaki durum esas alınarak belirlenir. Borçlu, sözleşmenin kurulduğu sırada olayın doğuracağı sonuçları öngörebiliyorsa mücbir sebebe dayanarak borcun ifasından kurtulamaz.'' denilmektedir.
Aynı zamanda, taraflar tacir olup 6102 sayılı TTK'nin 18/2. maddesi uyarınca her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu rezervasyon tarihleri 05-16 Şubat arasında olup, 06/02/2023 tarihinde 10 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremler meydana gelmiştir.
Yapılan yargılama, iddia, savunma, 14/10/2022 tarihli Garantili Oda (Konaklama) Satış Sözleşmesi, tanık beyanları, bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 14/10/2022 tarihli Garantili Oda (Konaklama) Satış Sözleşmesi akdedildiği ve davalı şirketin sözleşme kapsamında 16-18 Aralık 2022 ve 05-16 Şubat 2023 tarihleri arasında belirtilen fiyatlar, kontenjan ve opsiyon uyarınca davacı şirket müşterilerine oda tahsis etmeyi taahhüt ettiği, davacı tarafça da sözleşmenin 3.3. Maddesi gereğince 30.12.2022 tarihli 176.000,00 TL ve 23.02.2023 tarihli 1.840.000,00 TL tutarlarında 2 adet çekin davalıya verildiği ve çeklerin tahsil edildiği, 16-18 Aralık 2022 tarihleri arasında sözleşme uyarınca konaklamaların gerçekleştiği, ancak 06/02/2023 tarihinde meydana gelen ve 10 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle 05-16 Şubat 2023 tarihleri arasında bir kısım rezervasyonların iptal edildiği ve davacı şirketin oda satışları için anlaştığı dava dışı ....Limited Şirketinin rezervasyon iptalleri nedeniyle davacı şirket ile arasındaki sözleşmeyi feshetmesi üzerine davacı tarafça Beyoğlu ..... Noterliği aracılığıyla gönderilen 13 Şubat 2023 tarihli, .... yevmiye numaralı ihtarname ile Sözleşmenin tek taraflı, haklı ve zorunlu olarak feshedildiğinin davalı şirkete ihtar edildiği, davacı tarafça Garanti Oda (Konaklama) Satış Sözleşmesi’nin müvekkili şirket tarafından mücbir sebep nedeniyle haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile sözleşme uyarınca, müvekkili şirket tarafından 24.02.2023 vadeli .. seri numaralı .... Bankası A.Ş.’ye ait çek dolayısıyla yapılan 972.600,00 TL’lik fazla ödemenin 24.02.2023 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesi talepli iş bu davanın açıldığı, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye dayanak sözleşmenin konusu yönünde uzman bir sektör bilirkişisinin de dahil edildiği bilirkişi heyetinin kök ve ek raporlarında davacının 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 972.600,00 TL alacağının bulunduğu, davalının 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; dava tarihi itibariyle davalının davacıdan 102.518,51 TL alacağının bulunduğu, taraf ticari defterleri arasındaki cari farkın 972.600,00+102.518,51 = 1.075.118,51 TL olduğu, cari farkın davacı ... düzenlemiş olduğu 28.02.2023 tarihli ... no.lu “NO SHOW BEDELİ ....” açıklamalı 1.075.118,52 TL tutarlı iade faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, ülkemizin önemli bir bölümünde çok sayıda insanın ölümü ile sonuçlanan, ülke genelinde derin üzüntüye sebep olan depremler ile etkilenen kişi sayısı dikkate alındığında 6 Şubat depremlerinin hem bölge hem de bölge dışında yaşayan tüm vatandaşlar yönünden mücbir sebep sayılacağı, 5-16 Şubat tarihleri arasında konaklaması gerçekleşen ve rezervasyonu iptal edilen müşteri listeleri incelendiğinde söz konusu otele girişlerin tamamının 5.2.2023 tarihinde yapılmayacağı, konaklamanın başlayacağı gün olarak deprem sonrası tarihlerin de mevcut olduğu, dolayısıyla, depremin gerçekleştiği 06.02.2023 tarihinden sonra da otele girişlerin olacağı anlaşılmakta, deprem sonrası otele girişli konaklanmalar bakımından mücbir sebep ile sözleşmenin ihlali arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmede davacının ediminin 05-16 Şubat tarihleri arasında gerçekleşmesi gerektiği, garanti satış üzerinden iptal söz konusu olmayacak ve tarih ve ödemede değişiklik yapılamayacak şekilde anlaştıklarının görüldüğü, fakat, sözleşmenin mücbir sebebe ilişkin maddesine göre mücbir sebebin sonuçlarından birbirlerine karşı sorumlu olmayacakları, bu haliyle, sözleşmenin depremden sonra konaklamanın başlayacağı günler için illiyet bağının bulunduğu, sözleşmenin 6 Şubat sonrası tarihler için haklı feshedildiğinin ifade edilebileceği, 137 kişinin (69) oda depremde yakınlarının kaybı, deprem bölgesinde görevlendirildiği, deprem bölgesine gönüllü olarak gittiği vs sebepler nedeniyle rezervasyonunu iptal ettirdiği, 5-16 Şubat tarihleri arasında 192 kişi tarafından 196 gecelemenin gerçekleştirildiği, gerçekleşen gecelemeler karşılığının 831.819,00-TL olarak fatura edildiği hususlarının tespit edildiği anlaşılmakla; taraflar arasındaki sözleşme, taraflar arasındaki mail kayıtları, tanık beyanları dikkate alınarak düzenlenen bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarının gerekçeli, denetime uygun, ayrıntılı, uygulanabilir ve hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak; bilirkişi raporlarındaki ve yukarıda belirtilen tespitler Mahkememizce de aynen benimsenerek; taraflar arasındaki sözleşme gereğince 05-16 Şubat 2023 tarihleri arasında yapılacak konaklama rezervasyonlarının bir kısmının 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle iptal edilmesi üzerine bu tarihler için davacı tarafça yapılan feshin mücbir sebebe dayalı olup haklı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.5 maddesi gereğince tarafların kendi inisiyatifleri dışında oluşabilecek deprem, sel, sari hastalık, savaş, grev, lokavt, tabi afetler ve benzeri mücbir sebeplerin sonuçlarından birbirlerine karşı sorumlu olmadıkları, ancak görülen bir hizmet var ise, ödemesinin bu hükümden ari olup yapılacağı hususlarının hüküm altına alındığı, bilirkişi raporunda gerçekleşen gecelemeler karşılığının 831.819,00-TL olarak fatura edildiği ancak dava dilekçesinde 867.400,00-TL'lik konaklama gerçekleştiği belirtildiğinden bu rakamın davacının sorumluluğunda olduğu değerlendirilerek davacı tarafça yapılan 1.840.000,00-TL ödemeden gerçekleşen konaklama bedeli 867.400,00-TL çıkartılarak 972.600,00-TL'nin davacıya iade edilmesi gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davanın KABULÜ ile,
Taraflar arasındaki 14/10/2022 tarihli Garantili Oda (Konaklama) Satış Sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğinin TESPİTİNE, davacının söz konusu sözleşme nedeniyle davalıya 972.600,00-TL yönünden borçlu olmadığının TESPİTİNE,
Davacının ödemiş olduğu bedel olan 972.600,00-TL'nin 24/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 66.438,31-TL harçtan peşin alınan 16.609,58-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 49.828,73-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden ve devlet hazinesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça yatırılan 16.609,58-TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 16.789,48 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta kayıtlı bulunan tebligat, posta, talimat ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 12.460,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 148.164,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurda, davalı vekilinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2025
Katip ...
¸¸
Hakim ...
¸¸