T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/702 Esas
KARAR NO : 2024/1219
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/07/2023
KARAR TARİHİ : 11/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket .... San. A.Ş.'nin 1976 yılında motor tahrik ve aktarma organları ve benzeri teçhizatı üretmek amacıyla kurulduğunu, sonrasında faaliyetlerini dizel motor ve traktör üretiminde yoğunlaştırdığını ve özellikle son 10 yıllık dönemde Savunma Sanayi alanında (..... Projesi) yoğun olarak faaliyet göstermeye başladığını ve geniş bir Ar-ge ekibine sahip, 30.11.2012 tarihinde halka arz edildiğini ve halihazırda ....'da işlem görmekte olan bir şirket olduğunu, müvekkili ile davalı arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, müvekkili davacı şirket uhdesinde faaliyet gösteren Transmisyon Teknolojileri Müdürlüğü departmanında Mekanik Sistemler Tasarım Mühendisi olarak görev aldığını, ancak davalının herhangi bir haklı gerekçe ileri sürmeksizin istifa dilekçesi ile iş akdini sona erdirdiğini ve çok kısa bir süre sonra müvekkili ile benzer alanda faaliyet gösteren dava dışı firmada çalışmaya başladığını, bir diğer ifade ile rakip firmaya transfer olduğunu, rekabet yasağının kanunda ve taraflar arasında akdedilen sözleşme ile açıkça düzenlendiğini, davacının istifası neticesinde TBK ve taraflar arasında akdedilmiş iş sözleşmesi hükümlerine aykırı davranışı sebebiyle işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş olan iş sözleşmesinin Rekabet Yasağı ve Haksız Rekabet Başlıklı 10. Maddesinde "işçi işten kendi isteği ile ayrıldığı veya 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25. Maddesinde belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri hallerdeki tavırları ile sözleşmenin feshine sebebiyet verilmesi halinde iş kanununun önemi, işverenin üretimi ve iş ilişkileri açısından gizli bilgilerini ve sırlarını öğrenmesi ve bu bilgilerin kullanılması halinde işverenin önemli bir zarara uğraması ihtimalinin varlığından ötürü 2 yıl süre ile Marmara Bölgesi ve Ankara, İzmir, Sakarya ve Adana illerinde iş tanımına uyan işlerde ve Motor geliştirme alanlarındaki tüm işlerde hiçbir şirket yahut şahıs işletmesinde faaliyet gösteremez, çalışamaz, danışmanlık vb. çalışmalar yapamaz ve bu şirketlere ortak olamaz, işverenin rekabet ilişkisi içerisinde olduğu şirketler ile menfaat ilişkisine giremez. İşbu hususları bildiğini ve rekabet yasağı sözleşmesini kabul ettiğini beyan ve taahhüt eder. Aksi halde işverenin doğan tüm zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Bu maddeye aykırı davranması halinde işçi son brüt maaşının 12 aylık tutarı kadar tazminat ödemeyi taahhüt eder" hükmünün düzenlendiğini, ayrıca taraflar arasında Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi’nin 2. Maddesinin de aynı şekilde işçinin kendi isteği ile ayrılması halinde, 2 yıl süre ile Marmara Bölgesi'nde, iş tanımına uyan işlerde ve Motor geliştirme alanlarındaki tüm işlerde hiçbir şirket yahut şahıs işletmesinde faaliyet gösteremeyeceğinin, çalışamayacağının aksi takdirde son brüt maaşının 12 aylık tutarı kadar tazminat ödemeyi kabul etmiş olduğunu açıkça düzenlediğini, davalının Kanun ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, davalının müvekkili şirket uhdesinde Mekanik Sistemler Tasarım Mühendisi olarak görev aldığını ve görev tanımı ve kapsamı arasında donanım, yazılım ve bilişim alanlarında sorumluluğu ve görevleri bulunduğunu, davalının görevi ve pozisyonu itibariyle şirket uhdesinde önemli bir konumda bulunduğunu ve şirketin önemli bilgilerine erişimi kolayca sağlayabildiğini, ancak davalının işten kendi isteği ile ayrıldığını ve ardından müvekkili ile benzer nitelikte işler yapan merkezi Kurtköy-Pendik İstanbul'da olan .... Otomotiv isimli firmada çalışmaya başladığını, bu firmanın kurumsal yapısı incelendiğinde, savunma ve güvenlik, Havacılık, ...., Yayıncılık vb. alanlarda hizmet verdiğinin görüldüğünü, hatta müvekkili tarafından başlanan ... Projesinin şu anda .... firması tarafından yürütüldüğünü, davalı taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine ve kanuna aykırı olarak müvekkili ile aynı işleri yapan iş yerinde işe başladığını ve sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin TBK hükümlerine uygun olduğunu, davalının en son brüt ücretinin 6.916,95-TL olduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile davalının rekabet yasağına aykırı davranışı sebebiyle sözleşme hükmü uyarınca son brüt ücretinin 12 katı olan cezai koşulu bedelinin şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın konusu iş sözleşmesi olduğundan T.B.K. md. 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda İş Mahkemelerinin görevli olduğunu, talep edilen cezai şartın miktarı belirlenebilir nitelikte olduğundan ve talep konusu niteliği itibariyle de bölünebilir olmadığından davanın kısmi dava olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, davacının talebinin zaman aşımına uğradığını, sözleşmelerde yalnızca işçi aleyhine konulan cezai şartın geçersiz olduğunu, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin "x," maddesinde ve Rekabet Yasağı Ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesinin "2." maddesinde yalnızca müvekkili(işçi) aleyhine cezai şart öngörüldüğünü, işveren için hiçbir edim öngörülmediğini, kanun koyucunun işveren karşısında zayıf durumda bulunan, çalışması ve emeğiyle hayatını idame ettiren işçiyi korumak amacıyla hizmet sözleşmelerine, sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğunu hükme bağladığını, ceza koşulunda işverenin de bir edim üstlenmesinin geçerlilik şartı olduğunu, cezai şart koşulu ve Rekabet Yasağı Ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi'nin müvekkiline zorla işçinin iradesi sakatlanarak imzalatıldığını, hükümsüz olduğunu, bu sözleşmelerin davacı işverenlikte işe alımlarda bütün çalışanlara aynı şekilde imzalatılan matbu sözleşmeler olduğunu, sözleşmelerdeki cezai şart koşulunun Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile teminat altına alınmış olan "Çalışma Hürriyeti" ilkesine ve "Hakkaniyet Ölçüsü"ne aykırı olduğundan geçersiz olduğunu, uygulanabilir olmadığını ve müvekkilinin rekabet yasağına aykırı bir davranışı da olmadığını, cezai şart koşulunun Marmara Bölgesi ve Ankara, İzmir, Sakarya ve Adana illerini kapsadığını, müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı dönemde İstanbul ilinde çalıştığını ve halen çalışma hayatına İstanbul İlinde devam ettiğini, özellikle günümüz ekonomik hayatının gereklilikleri nazara alındığında, birçok şirketin ve büyüme eğiliminde olan birçok şirketin, merkezlerini, ekonominin başkenti kabul edilen İstanbul veya ticari ilişkilerini daha kolaylıkla koruduğu ve yürüttüğü Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerde bulundurduklarının ve buralara taşıdıklarının bilinen bir gerçek olduğunu, işçilerin çalıştıkları şirketin ve merkezinin bulunduğu İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde bulunan başka işverenliklerde çalışmalarının rekabet yasağına aykırı davranış olarak kabul edilmesinin Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile teminat altına alınmış çalışma hürriyeti ilkesine ve hakkaniyet ölçüsüne aykırılık oluşturacağını ve hatta bu durumun Hâkimin rekabet yasağı hükmünü kapsamı bakımından sınırlayabilmek yetkisini dahi ortadan kaldırdığını, nitekim cezai şartın tamamen hükümsüz kabul edilmesi gerektiğini ve bunun aksinin kabulünün işveren karşısında ekonomik anlamda zayıf durumda olan işçinin, yaşadığı şehirde çalışma özgürlüğünü ve imkânını ortadan kaldırdığını, sözleşmelerdeki ceza koşulunun müvekkilinin iktisaden mahvına sebep olacak düzeyde olduğundan geçersiz olduğunu, bu açıdan da Anayasa’daki "Çalışma Hürriyeti" ilkesine aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı firmada mekanik tasarım mühendisi pozisyonunda çalıştığını, ... firmasında ise transmisyon tasarım mühendisi olarak çalıştığını, müvekkilinin ... firmasında yapmakta olduğu işin davacı işverenlikteki traktör mekanik tasarımı işiyle hiçbir ilgisi olmadığını, müvekkilinin davacı şirkette traktör projesinde çalıştırıldığını, dava dışı .... firmasında ise tank projesinde çalıştığını, kaldı ki hizmet sözleşmesinde de açıklıkla belli olduğu üzere müvekkilinin davacı şirkette 01/11/2018 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının ise müvekkili işe başlamadan önce 2017 yılında .... projesinden ayrıldığını, her iki firmanın farklı alanlarda projeler yürüttüğünü ve dolayısıyla bu iki firmanın rakip olmadığını, farklı iş kollarında faaliyet gösterdiklerini, müvekkilinin davacı şirkette çalışırken öğrenerek savunma sanayinde faaliyet gösteren bir firmada kullanabileceği herhangi bir üretim sırrı, ticari sır, bilgi vs. bulunmadığını, müvekkilinin çalıştığı pozisyon ve yaptığı iş itibariyle davacının müşteri çevresi ve üretim sırları ile yaptığı işler hakkında bilgi edinme hakkına sahip olmadığını, dolayısıyla davacıya herhangi bir zarar verme tehlikesi de bulunmadığını, cezai şartın bu yönüyle de talep edilemez olduğunu, olayda rekabet yasağına konu edilebilecek herhangi bir üretim sırrı, gizli bilgi, ticari sır, müşteri çevresi ve/veya davacının yaptığı ve gizli kalması gereken bir iş vs. de olmadığını, sözleşmelerdeki rekabet koşulunun işçinin ekonomik geleceği açısından makul süreyi aştığını, tüm faaliyet alanını kapsar şekilde düzenlenen rekabet koşulunun geçersiz olduğunu, sözleşmelerde öngörülen fahiş tutardaki cezai şartın geçersiz olduğunu, müvekkilinin istifa etmediğini, davacının kabul ve onayıyla anlaşarak, sulh olarak ve karşılıklı olarak ibralaşarak işten ayrıldığını, bu nedenle rekabet yasağının sona erdiğini, müvekkiline istifa etmesi için davacı tarafça psikolojik baskı yapıldığını, ortada davacının uğradığı herhangi bir zarar bulunmadığını savunarak; görev itirazlarını kabulü ile davanın görev yönünden reddine, hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine, rEkabet Yasağı Ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesinin geçersiz olduğuna hükmedilerek huzurdaki davanın esastan reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise Rekabet Yasağı Ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesinin sona erdiğine hükmedilerek huzurdaki davanın esastan reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise Rekabet Yasağı Ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesinin ihlal edilmediğine hükmedilerek huzurdaki davanın esastan reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise cezai şart miktarının tenkisine, toplanacak delillerin değerlendirilmesi ve yapılacak yargılama sonucunda iş bu davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında mevcut iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlal edildiğinden bahisle cezai şart alacağının davalıdan tahsiline ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.
Uyuşmazlığın; davalının, taraflar arasında imzalanan bila tarihli İş Sözleşmesine ve rekabet yasağına aykırı davranışlarda bulunup bulunmadığı, bulunmuş ise davacının bu nedenle zarara uğrayıp uğramadığı, davalının zarardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının cezai şart alacağı olup olmadığı; davalının savunması kapsamında, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunup bulunmadığı, cezai şartın geçerli olup olmadığı, davalının zaman aşımı definin kabul edilip edilemeyeceği, taraflar arasında imzalanan sulh ve ibra sözleşmesinin cezai şart alacağını ortadan kaldırıp kaldıramayacağı, neticeten; davacının iş sözleşmesi ve rekabet yasağına aykırılık iddiasından kaynaklanan şimdilik 1.000,00-TL cezai şart bedelinin tahsili taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; davacı şirket ile dava dışı .... A.Ş'nin ticaret sicilindeki adresi, adres değişiklikleri, uğraşı konuları, işverenleri, ortakları, tam ticaret unvanları, günümüze kadarki tüm yetkili temsilcileri, ticaret unvanlarındaki değişikliklerini gösterir bilgi ve belgeler ile ticaret sicil gazetelerinin tasdikli suretlerinin mahkememize gönderilmesi istenilmiş; davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş'nin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Sicil kayıtlarının incelenmesinde davacı şirketin çalışma konusunun; her türlü motor ve tarım makinesi kapsamındaki traktör, hasat makinesi, ekim ve dikim makineleri, ilaçlama makineleri, ot ve saman biçme ve balya makineleri, malzeme elleçleme makineleri ile üretim konusu olan tüm makinelere ait parça, yedek parça, teçhizat ve ekipmanlarının AR-GE çalışmaları, üretimi, pazarlaması, alım, satımı ve ihracatı ile 16/08/2018 tarihinde tescil edilen tadil tasarında yazılı olan diğer işler olduğu görülmüştür.
Sicil kayıtlarının incelenmesinde dava dışı .... Teknolojileri A.Ş.'nin çalışma konusunun; ilgili makamlardan gerekli her nevi iznin alınması kaydıyla insanlı veya insansız kara, hava... İthalatı ve ana sözleşmede yazılı olan diğer işler olduğu görülmüştür.
Davalının SGK Hizmet Dökümü UYAP ortamından alınarak dosyaya eklenmiştir.
Zeytinburnu ve Pendik Sosyal Güvenlik Merkezlerinden; davalıya ait sigortalı hizmet dökümü, iş yeri ünvan listesi, iş yeri tescil bilgileri, dönem bordroları, işe giriş ve ayrılış bildirgeleri celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Dava dışı ... Teknolojileri A.Ş.'den; davalının özlük dosyası celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Davalı vekili tarafından bildirilen tanıklar mahkememizce bizzat dinlenilmiştir.
Mahkememizce dinlenen davalı tanığı ... beyanında," Ben .... şirketinde yaklaşık 4 yıldır Transmisyon tasarım mühendisi olarak çalışmaktayım, davalı da aynı iş yerinde çalıştığım arkadaşım olur. Davalı ile ....'da çalıştık, bende bir dönem ... şirketinde çalıştım. Bana ..... tarafından açılmış herhangi bir dava bulunmamaktadır. ...'da ben 2 yıl çalıştım. İşe giriş sürecimizde önümüze bazı belgeler getiriliyor onları imzalamazsak işe alınmayacağımız yönünde bizde bir kanaat oluşturuluyor bu yüzden tam hatırlamamak ile birlikte bende bazı belgeler imzalamış olabilirim. İnsan kaynaklarında önümüze bir klasör evrak getiriliyor, insan kaynaklarındaki çalışanlar maaş kısmını gösterir sizin için burası önemli dediğinden biz imzaladığımız evraklarda ne yazdığına bakmıyoruz. Kendileri de imzalayın zaten biz bir nüshasını size vereceğiz eve götürüp evde okursunuz dedikleri için açıkçası tarafımızda güven oluştuğundan çok ta sorgulamıyoruz. Şuan ... firmasında davalı ... ile birlikte çalıştığımız birim Savunma Sanayi Bakanlığı ile çalışmaktadır. Sadece Savunma Sanayi'ne iş yapar ancak ... bir traktör fabrikasıdır. Benim ve davalının müşteriler ile herhangi bir ilişkisi olmaz biz sadece tasarım yaparız onun dışında da biz iş ilişkisi ya da müşteri ilişkisi içerisine girmeyiz bize sadece teknik konular sorulur bunun dışında bir dahlimiz yoktur. Ben ...'dan pandemi döneminden önce ayrıldım, .... bey daha sonra ayrıldı. ...'da çalıştığımız dönemde genellikle iş tanımımız dışında farklı işler de yaptırılırdı ancak ... firmasında bu şekilde bir iş yükleme yoktur. Savunma Sanayi ile iş yaptığımızdan herkesin işi bellidir, ... bey de ...'da benimle aynı işi yapıyordu mekanik mühendisi olarak geçiyordu, ancak ...de .... bey hidrolik fren sisteminde, ben de hidrostatik dümenleme ünitesi tasarımında çalışıyorum normalde bizler makine mühendisleriyiz ancak alt dallarda uzmanlaşmaya çalışıyoruz. Ben ve ....'in ...'da çalıştığımız alan ve birimimiz itibariyle traktör ile ilgiliydi ve Savunma Sanayi ile herhangi anlaşmaları bildiğim kadarı ile yoktu, benim olduğum birim için bunu söylüyorum ama motor yapıyorlardır. Savunma Sanayi'ne satılıyordur ben bunu bilemem, biz çalıştığımız firmalarda teknik elemanı olduğumuz için müşteri ve çevrelerini kesinlikle bilmeyiz benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir" demiştir.
Mahkememizce dinlenen davalı tanığı .... beyanında," Ben davacı şirkette .... bey ile birlikte transmisyon departmanında tasarım mühendisi olarak çalıştım. Ben davacı şirkette 2019 Kasım ayında işe başladım .... bey ile o işten ayrılana kadar birlikte çalıştık. Ben .... beyden sonra ...'dan ayrıldım. ... bana karşı da dava açtı şuan dava devam etmektedir. Bize söylenen işe girdiğimiz gün formalite icabı belgeleri imzaladığımızdır aynı gün işe başladığımızdan biz de bunda herhangi bir sıkıntı görmüyoruz, o gün için herhangi bir itirazda da bulunmuyoruz daha doğrusu iş aradığımız için bize imzalatılan o maddeleri aslında bir anlamda kabul etmek zorunda kalıyoruz. ... beyin ben şuan ...'de fren sistemlerinde çalıştığını biliyorum, ...'da biz traktör yapıp satıyorduk ancak şuan ... beyin çalıştığı ... askeri projeler yapmaktadır. Davalı ... bey transmisyon departmanında güç aktarma organları tasarımında görev almaktaydı. Ben davalı ... beyin ...'da fren sistemleri üzerine çalışmadığını biliyorum. Pandemi döneminde yasaklar varken ... bey Ankara'ya gönderildi hatta ben bizzat bu nedenle yönetimiz ile ... beyin tartışma yaşadığını biliyorum. Ben pandemi döneminde şehir dışına gitmedim. Biz tasarım mühendisi olarak çalışıyorduk ancak ... beye iş tanımı dışında işler yaptırıldığını biliyorum. Bir test odası kurulumu ile ilgili yapılan sözleşmenin detaylarına kadar ... beyden ezber yapması istendi bu talep görev tanımımızın dışında bir istekti, üzerimizde hem benim hem ... beyin bu tarz baskılar vardı ... beyin de bu tarz baskılardan dolayı işten ayrıldığını biliyorum, bizler tasarım mühendisleriyiz hiçbir şekilde çalıştığımız şirketin ticari sırlarını bilmediğimiz gibi çalıştığımız şirketin müşteri çevresini de bilmeyiz bu nedenle sonradan çalıştığımız şirketlere de bu bilgileri verme gibi bir durumumuz da bu yüzden olamaz, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir." demiştir.
Mahkememiz dosyası, tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile; davalının, taraflar arasında imzalanan bila tarihli İş Sözleşmesine ve rekabet yasağına aykırı davranışlarda bulunup bulunmadığı, bulunmuş ise davacının bu nedenle zarara uğrayıp uğramadığı, davalının zarardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının cezai şart alacağı olup olmadığı; davalının savunması kapsamında, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunup bulunmadığı, cezai şartın geçerli olup olmadığı, davalının zaman aşımı definin kabul edilip edilemeyeceği, taraflar arasında imzalanan sulh ve ibra sözleşmesinin cezai şart alacağını ortadan kaldırıp kaldıramayacağı, neticeten; davacının iş sözleşmesi ve rekabet yasağına aykırılık iddiasından kaynaklanan şimdilik 1.000,00-TL cezai şart bedelinin tahsili taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği aynı zamanda dava dışı ... Kontrol Tek. A.Ş'nin yıllara göre iş alanlarının tespiti hususlarında rapor düzenlenmek üzere SMMM, haksız rekabet konusunda uzman bir bilirkişi ile makine bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş,
15/05/2024 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle; "... Dosyaya mübrez belge ve bilgilerle ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davalı işçinin davacı işverende 01.11.2018 tarihinde makine mühendisi olarak işe başlamış olduğu, 02.10.2020 tarihi itibariyle davacı işverenle olan akdinin istifa ile sonlanmış olduğu, davalı işçinin 12.10.2020 tarihi itibariyle davadışı ... Teknolojileri AŞ’de Makine Mühendisi olarak işe başlamış olduğu, davalı yanın dosyaya mübrez maaş bordrolarından davacı şirkette çalışmış olduğu son ay olan Eylül/2020’de brüt maaşının 8.068,07 TL olduğu, Sayın Mahkemenin davacı yanın cezai şart talebinde bulunabileceği yönünde kanaate varması halinde davacı yanın talep edebileceği cezai şart tutarının 8.068,07 X 12 = 96.816,84 TL olarak hesap edildiği, Rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiği, nitekim dosyaya mübrez sözleşmeden de açıkça anlaşıldığı üzere, taraflar arasında akdedilen İş Sözleşmesinin bu geçerlilik şartını taşıdığı, Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için aranan ikinci şartın, işçinin fiil ehliyetine sahip olmasına ilişkin olduğu; dosyaya mübrez belgelerden davalının, sözleşme kurulduğu sırada ayırt etme gücüne sahip olmadığına ve hakkında herhangi bir kısıtlılık kararı bulunduğuna ilişkin bir ibareye rastlanmadığı, akdedilen İş Sözleşmesinin davalı için 01.11.2018 tarihi itibariyle fiil ehliyetine ilişkin aksi husus gündeme gelmedikçe geçerlilik koşulunu taşıyacağı, Rekabet yasağı sözleşmesinin diğer bir geçerlilik şartının rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin olmasına bağlandığı; bunun söz konusu olabilmesi içinse, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olmasının gerektiği, Şayet Mahkemenin davalının, davacı şirketin iş sırrını ve/veya müşteri portföyünü bilmesi, bu bilgilere vakıf olması hususunda arz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile aynı görüşte ise bu yönü ile davalının rekabet yasağına ilişkin hükme aykırı eylemde bulunduğu, ancak Muhterem Mahkeme tarafından davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmadığı ve davacıya önemli zarar verebilme ihtimalini taşımadığı kanaatinde olunması halinde ise davalının rekabet yasağına aykırı davranmadığı, TBK m. 445 uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinde işçinin ne kadar süre ile hangi türden işleri ve nerede veya nerelerde yapamayacağı konularının düzenlenmiş olması gerektiği; dosyaya sunulan İş Akdi Protokolü ve “Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü” sözleşmesindeki rekabet yasağının, süre bakımından “2 yıl” konu olarak, iş tanımına uyan işlerde ve motor geliştirme alanlarındaki tüm işler, coğrafi olarak İş Sözleşmesinde Marmara Bölgesi, Ankara, İzmir, Sakarya, Adana ile sınırlandırıldığı, taraflar arasındaki sözleşme hükmünün süre yönünden TBK m. 445 hükmüne bir aykırı olmadığı, ancak ilgili sözleşme hükmünün yer bakımından uygun olmayan sınırlamalar içerip içermediği hususunun da irdelenmesi gerektiği; zira ilgili hüküm uyarınca davalının İş Sözleşmesinde rekabet yasağı, coğrafi olarak Marmara Bölgesi, Ankara, İzmir, Sakarya, Adana bölgesini kapsayacak şekilde olduğu, Şayet Muhterem Mahkemece taraflar arasında akdedilen protokollerdeki yer sınırlamasının “(…) davalı tarafın imzaladığı hizmet sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddesinde yer alan coğrafi alan sınırlaması, işçinin iktisaden mahvına sebep olacak düzeyde geniş bir alanı kapsadığı (…)” yönündeki Yargıtay ilamı nazara alınmak suretiyle kanun hükmüne aykırı olduğu kanaatinde olunması halinde davalının rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında sorumlu olamayacağı ve bu kapsamda kendisinden herhangi bir cezai şartın talep edilemeyeceği, Şayet Muhterem Mahkemenizce taraflar arasında akdedilen protokoldeki yer sınırlamasının “(…) Sözleşmede; yasağın uygulanacağı yer bakımından bir sınırlama bulunmadığı anlaşılmakta ise de davalının istifadan sonra çalışmaya başladığı işletmenin faaliyet adresi gözetilerek, TBK 445/2 uyarınca hakkaniyete uygun bir müdahale yapılmak suretiyle sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin bölümünün geçerli hale getirilmesinin mümkün olduğu, İlk derece mahkemesince, tarafların sözleşme yapma iradesine uygun olarak, makul bir coğrafi alan yönünden davacının faaliyet alanı olarak İstanbul İli ile sınırlandırılarak geçerli sayılması gerektiği, davalının yasak sürede aynı iş kolunda, işe başlaması nedeniyle, sözleşmedeki rekabet yasağı kuralının ihlal edildiği, davacının davalı işçinin pozisyonu nedeniyle önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı mevcut olduğu (…)” yönündeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 13.10.2020 tarihli ilamında ulaşılan sonuçla aynı kanaatte olunması halinde davalının rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında sorumlu olacağı ve bu kapsamda cezai şartın talep edilebileceği, davalının mesleki alanda edindiği tecrübe ve portföy bilgilerini; davacı şirketin bünyesinden çalıştığı süreçte edindikleri ve bu bilgilerin istifa sonrasında da davalı şirket faaliyetlerinde kullanıldığının dosyaya mübrez belgeler ile tevsik olunmadığı; hâl böyle olunca davalının TTK m. 55/d uyarınca haksız rekabete sebebiyet verdiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı; şayet Muhterem Mahkeme tarafından aksi kanaatte olunması halinde davalının bu yönden sorumluluğuna gitmenin mümkün olmayacağı, davalının her iki firmadaki görev poziyonunun da aktarma organları ile ilgili olduğu, ...’ın daha çok zirai ürünler kapsamında traktör motoru ve tarım makineleri üretimi ile AR-GE faaliyetlerine yoğunlaştığı ancak savunma sanayi ile ilgili ... isimli hibrit sistemle çalışan tank aracına dizel motor ürettiği bilinmekle beraber; ... ’ın ise savunma sanayine yönelik ürünlerini daha ön planda tuttuğu ve AR-GE çalışmalarını kara tipi jeneratörler, deniz platformu jeneratörleri, ... motoru ile hibrit motor ve güç gruplarına yoğunlaştırdığının anlaşıldığı, bu bağlamda her iki firmanın savunma sanayine sunduğu ürün grupları ve ticari anlamda faaliyet gösterdikleri alanlar itibariyle büyük oranda doğrudan sektörel rakip olarak nitelendirilebilecek kapasite benzerliğine sahip olmadıkları" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.
Davacı vekili UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 24/09/2024 havale tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunarak dava değerini arttırmış ve ıslah harcını yatırmış; ıslah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiştir.
Rekabet yasağı 6098 sayılı TBK'nın Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ilâ 447. maddelerinde düzenlenmiştir.
TBK'nın 444. Maddesinde: Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." şeklinde belirtilmiş;
Madde 445'de ise rekabet yasağının sınırlandırılması "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz." şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, tanık beyanları, 15/05/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan Bila tarihli " İş Sözleşmesi" ile davalının davacı nezdinde 01/11/2018 tarihinden itibaren makine mühendisi olarak çalışmaya başladığı, taraflar arasındaki sözleşmenin X. Maddesinde rekabet yasağı düzenlemesi getirildiği, iş bu maddede " ... işçi işten kendi isteği ile ayrıldığı veya 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25. Maddesinde belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri hallerdeki tavırları ile sözleşmenin feshine sebebiyet verilmesi halinde iş konusunun önemi, işverenin üretimi ve iş ilişkileri açısından gizli bilgilerini ve sırlarını öğrenmesi ve bu bilgilerin kullanılması halinde işverenin önemli bir zarara uğraması ihtimalinin varlığından ötürü 2 yıl süre ile Marmara Bölgesi ve Ankara, İzmir, Sakarya ve Adana illerinde iş tanımına uyan işlerde ve Motor geliştirme alanlarındaki tüm işlerde hiçbir şirket yahut şahıs işletmesinde faaliyet gösteremez, çalışamaz, danışmanlık vb. çalışmalar yapamaz ve bu şirketlere ortak olamaz, işverenin rekabet ilişkisi içerisinde olduğu şirketler ile menfaat ilişkisine giremez. İşbu hususları bildiğini ve rekabet yasağı sözleşmesini kabul ettiğini beyan ve taahhüt eder. Aksi halde işverenin doğan tüm zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Bu maddeye aykırı davranması halinde işçi son brüt maaşının 12 aylık tutarı kadar tazminat ödemeyi taahhüt eder" hükmünün yer aldığı, davalının 07/09/2020 tarihli dilekçesi ile 02/10/2020 tarihi itibariyle kendi isteği ile işten ayrıldığı ve kısa bir süre sonra dava dışı ..... A.Ş. bünyesinde makine mühendisi olarak çalışmaya başladığı, taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan ve bu itibarla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, rekabet yasağı kaydının ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu, tanık beyanları ile aynı doğrultuda yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalının mesleki alanda edindiği tecrübe ve portföy bilgilerini, davacı şirketin bünyesinde çalıştığı süreçte edindiklerini ve bu bilgilerin istifa sonrasında da davalı şirket faaliyetlerinde kullanıldığının dosyaya mübrez belgeler ile tevsik olunmadığı; hâl böyle olunca davalının TTK m. 55/d uyarınca haksız rekabete sebebiyet verdiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı, davalının her iki firmadaki görev poziyonunun da aktarma organları ile ilgili olduğu, ancak ...’ın daha çok zirai ürünler kapsamında traktör motoru ve tarım makineleri üretimi ile AR-GE faaliyetlerine yoğunlaştığı; ....’ın ise savunma sanayine yönelik ürünlerini daha ön planda tuttuğu ve AR-GE çalışmalarını kara tipi jeneratörler, deniz platformu jeneratörleri, ... motoru ile hibrit motor ve güç gruplarına yoğunlaştırdığının anlaşıldığı, bu bağlamda her iki firmanın savunma sanayine sunduğu ürün grupları ve ticari anlamda faaliyet gösterdikleri alanlar itibariyle büyük oranda doğrudan sektörel rakip olarak nitelendirilebilecek kapasite benzerliğine sahip olmadıkları, davalının davacı ile imzaladığı sözleşme açısından rekabet yasağına aykırı davrandığı hususunun ve yine davalının, davacı nezdindeki çalışmaları sırasında davacı şirketin müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edindiklerinin ve bu bilgilerin kullanılmasının davacı şirketin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğunun ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davanın REDDİNE,
Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 1.906,85 TL harçtan mahsubu ile artan 1.479,25 TL harcın dosya kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, bakiye kısmın HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Arabuluculuk aşamasında Devlet Hazinesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE,
HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin huzurda yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/12/2024
Katip ...
¸
Hakim ....
¸