T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/74 Esas
KARAR NO : 2024/494
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/01/2023
KARAR TARİHİ : 20/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13.06.2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı/borçlu şirketin cari hesap borcu olan 21.801,19 USD'yi ödememesi nedeniyle Bakırköy .... İcra Müdürlüğü nezdinde .... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı şirket vekili, 21.12.2022 tarihinde "...müvekkilin söz konusu takipte talep edildiği şekilde herhangi bir borcu yoktur...'' iddiasıyla ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine itiraz ettiğini, bunun üzerine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün 21.12.2022 tarihli Karar Tensip Tutanağı ile ''..Takibin yukarıdaki borçlu/borçlular yönüyle durdurulmasına...'' şeklinde karar verildiğini, tarafınca 23.12.2022 tarihinde arabuluculuğa başvurulmuş olduğunu ve yapılan toplantı neticesinde anlaşmaya varılamadığına dair 10.01.2023 tarihli Arabuluculuk Son Tutanağı düzenlendiğini, bu nedenle davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı itirazlarının reddi ve icra takibinin devamı için mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkili davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki neticesinde pek çok Fatura kesilmiş olduğunu ve ticari defter ve kayıtlara tüm bu işlemler eksiksiz olarak işlendiğini, mahkemeniz tarafından, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile de müvekkilinin davaya konu alacağı tespit edileceğini, davalı tarafından yapılan itirazların hiçbir hukuki ya da maddi bir dayanağı bulunmadığı yine bilirkişi incelemesi sonucunda açıklığa kavuşacağını, davanın kabulü ile, davalı/Borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalı/Borçlunun borcunun %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirketin ticari ilişkide olduğu doğru olduğunu, davacıdan, müvekkili şirket malzeme almış ancak almış olduğu malzemelerin tamamı teslim edilmediği gibi, teslim edilen ürünlerin de tamamı ayıplı mal -hatalı olarak teslim edilmiş olduğunu ve tüm mallar defolu hale geldiğini, malum olduğu üzere tek başına fatura kesilmesi alacağın varlığını ispat noktasında yeterli olmadığını, fatura karşılığı anlaşılan malın teslimi veya taahhüt edilen hizmetin de eksiksiz ve ayıpsız olarak yerine getirilmesi gerektiğini, davacı tarafından talep edilen faturalar karşılığı ayıpsız ve eksiksiz olarak herhangi bir ürün veya hizmet verilmemiş olduğunu, aradaki güven ilişkisi kötüye kullanılarak , ayıplı malların iadesi , tazmini ve iade faturası konuları görüşülür iken davacı taraf tüm faturaları icra takibine konu etmiş olduğunu, davasında haksız olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında iplik alışverişi yapılması üzerine anlaşıldığını, davacı taraftan alınan iplikler ile yapılan bütün imalatların hatalı çıkmış olduğunu, müvekkili şirket birçoğunu ekonomik olarak zarara uğramasına rağmen ucuz olarak elinden çıkarmak zorunda kalmış ancak malların bir çoğunun ayıplı olması, davacı tarafın özensiz ve ayıplı malzeme teslimi ve sonrasında söz konusu malzemelerin ayıplarını gidermemesi müvekkili firmanın ticari işlerine zarar verdiğini, davacı taraftan satın alınan muhtelif cins , kod ve modellerde göndermiş olduğu iplikler ile imal edilen tüm ürünler iplikten kaynaklı olarak kullanılamaz hale gelmiş olduğunu ve müvekkili şirketin müşterileri tarafından hatalı üretim nedeniyle iade edilmiş olduğunu ve reklamasyon faturası kesildiğini, davacıya ürünlerin teslimi ve üretimi safhasın da tüm bu ayıplı hususlar bildirilmiş ancak davacı taraf inceleyeceğini hatalarını telafi edeceklerini beyan etmelerine ve bu konuda defalarca toplantı yapmalarına rağmen, davacı taraf hatasını telafi etmek yerine , alacağı olmadığı halde tüm faturaların haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine konu etmiş olduğunu ve akabinde iş bu davayı açtığını, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere , davacının haksız davasının reddi ile , %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin, davalı borçlu aleyhine 21.801,19-USD asıl alacağa işleyecek fiili ödeme tarihine kadar ve fiili ödeme günündeki efektif döviz satış kuru üzerindenn USD alacak için işleyecek Yıllık Mevduata Kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ve değişen oranlarda faizi ile vekalet ücreti ve icra masraflarının birlikte tahsili için icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde itiraz ettiğini belirterek takibin durmasına sebebiyet verdiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, bilirkişi Mali Müşavir .... ve Tekstil Mühendisi ...'in 23/10/2023 tarihli raporunda özetle; Davacı tarafın defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m. 64,
65, 66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı; davalı şirkete defter incelemesi için mail atılmış olup davalı tarafla iletişim kurulmaya
çalışılsa da davalıya ulaşılamamış, davalı defter ibraz etmediği için ticari defterleri
üzerinden davalı yönünden inceleme yapılamadığı, davacı ... dosya münderecatına sunmuş olduğu davacı nezdindeki davalı hesap
ekstresi incelendiğinde; davacı ile aralarındaki ticari ilişkinin 02.09.2022 tarihinde
başladığı görüldüğü, davacı ... davalı tarafa toplamda 861.019,33 TL tutarlı fatura
tanzim ettiği, işbu faturala karşın davalı ... herhangi bir ödeme yapmadığı, davalı
tarafça 04.11.2022 tarihinde ... seri numaralı 25.116,93 TL,
.... seri numaralı 106.613,57 TL, .... seri numaralı
330.801,41 TL ve .... seri numaralı 1.908,62 TL toplamda 464.440,53
TL bedelli 4 adet iade faturası düzenlediği görülmüştür. Buna göre; davacı ... davalı
taraftan 861.019,33 TL – 464.440,53 TL = 396.578,80 TL alacaklı olabileceği, davacı
... satışlarını döviz cinsi (USD) üzerinden yaptığı 47.259,72 USD değerinde fatura
tanzim edildiği, davalı tarafça düzenlenen iade faturalarından sonra kalan tutarın
21.801,19 USD olduğu, Bakırköy .... İcra Dairesince ... Esas Sayılı ilamsız
takibinde, davacı ... takibe konu alacağını USD cinsinde başlattığı, talep ile bağlı
kalınarak davacı ... takip ve dava tarihi itibariyle 21.801,19 USD alacaklı olabileceği
kanaatine varılmış olup takdirin mahkemeye ait olduğu, davacının davalıya satmış olduğu ipliklerden imal edilen 293 adet triko ürününün
iplikten kaynaklanan jüt (yabancı elyaf) nedeniyle ayıplı hale geldiği,
kumaş örülünceye kadar jüt (yabancı elyaf) hatasını tespit edebilmenin çok zor
olduğundan ipliklerin davalıya teslimi anında gizli ayıp olduğu, kumaş örüldükten sonra
jüt (yabancı elyaf) hatasının çıplak gözle incelemeyle anlaşılabilecek açık ayıp haline
geldiği,
Jüt (yabancı elyaf) hatası nedeniyle ayıplı hale gelen 293 adet triko ürünü nedeniyle
davalının 4.541,50 USD zararının oluştuğu, 16.12.2022 takip tarihi itibariyle davalının
zararının TL olarak 84.872,91 TL’na karşılık geldiği,
Davalı zararının davacı alacağından mahsubu sonrasında davacının davalıdan 21.801,19
USD – 4.541,50 USD = 17.259,69 USD alacaklı hale geldiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava taraflar arasında ticari ilişki olduğundan bahisle alacak olduğuna dair yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı ticari defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 21.801,19-USD alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Davalı tarafça malların ayıplı olduğu ve bundan kaynaklı zararı olduğu, bu zararın mahsubu gerektiği savunulmuştur. Yapılan inceleme neticesinde faturaya konu mallarda her ne kadar ayıp tespit edilmişse de ayıp savunmasına değer atfedebilinmesi için alıcının bunu süresinde satıcıya ihbar etmesi ve ihbar ettiğini de ispatlaması gerekmektedir. Davalı tarafça süresinde ayıp ihbarının yapıldığına dair mahkememizi aydınlatıcı somut delil dosyaya sunulamadığından ayıp iddiasına itibar edilmemiş, malların ayıplı bir şekilde davalı tarafça kabul edildiği sonucuna varılmıştır. Gelinen aşamada davalı tarafın ayıp savunmasına itibar edilmediğinden artık fatura bedellerinin davalı tarafça ödendiğinin ispatı gerekli olup, davalı tarafça ticari defterler incelemeye esas olacak şekilde dosyaya sunulmadığından davacı kayıtlarında tespit edilen miktar üzerinden davacının alacaklı olduğu, ayrıca yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani diğer bir deyişle likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜ İLE;
-Davalının aleyhine yapılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE,
-Takibin aynen DEVAMINA,
-Asıl alacağın %20'sine tekabül eden 4.360,23-USD icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 28.066,95-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 4.979,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 23.087,11-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 2.644,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 63.522,66-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından ödenen 179,90-TL başvurma harcı, 4.979,84-TL peşin harç, 4.301,00-TL tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.460,74-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Gider avansından artan olur ise karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/05/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ....
¸e-imza