T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/796 Esas
KARAR NO : 2024/972
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/08/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06.11.2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkil şirketin 2021 yılının başından itibaren ortaklık payının devri için müvekkil şirketin eski ortağı ... ( T.C. : ...) ile şirketin şimdiki ortakları arasında görüşmeler başladığını, görüşmeler sonrası 2022 yılının yaz aylarında eski ortak şirketteki tüm paylarını devrettiğini, şirketin devri sırasında şirketin belge ve defterlerinin incelendiğini, şirketin devrinin resmi defter ve belgelerdeki kayıtlar doğrultusunda gerçekleştiğini, müvekkil şirket tarafından 03.08.2023 tarihinde şirkete kayıtlı olan araçların satılması için işlemlere girişildiği vakit mezkur araçlara Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden .... plakalı araca haciz konduğunun fark edildiğini, ilgili takip dosyası incelendiğinde müvekkil şirket aleyhine 1.250.000-TL takip çıkışı ile kambiyo senetlere özgü takibe girişildiğinin görüldüğünü, lehtarı ... olan 4 farklı adet senedin takibe konulduğunu, şirket tarafından defter ve belgelerinde yeniden detaylı araştırma ve inceleme yapılmış fakat mezkur senede ilişkin hiçbir kayda rastlanılmadığını, mezkur senede ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığı gibi senet lehtarı olan davalı adına başka bir kayıt da bulunamadığını, müvekkil .... Limited Şirketi eğitim kurumu olup müvekkil şirketin neye istinaden düzenlendiği belirli olmayan yüksek bedelli senetler düzenlemesi, ilgili senedi ticari defterler ve belgelerine işlememesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ilgili senetler hiçbir hukuki ilişkiye dayanmadan müvekkil şirketin eski ortağı tarafından kötü niyetli olarak keşide edildiğini, müvekkil şirketin eğitim kurumu olup herhangi bir kişiden nakit olarak borç almasının mümkün olmadığını, müvekkil şirketin iş bu takibe konu borçtan ve senetlerden dolayı davalıya karşı sorumlu olmadığının tespitine, ilgili icra takibi ile cebren tahsilat gerçekleştiği takdirde tahsil edilen bedelin iadesine, ilgili icra takibi vesilesiyle girişilen haciz işlemleri neticesinde İİK72/3 hükmü uyarınca alacaklıya herhangi bir ödeme yapılmaması için ihtiyati tedbir konmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tarafların arasındaki borçlanma işleminin kökü şirket yetkilileri ile değil bir önceki yetkili ve şirketin tek ortağı olan .... ile olan ilişkiden kaynaklandığını, davalı ile şirketin eski ortağı olan .... lise yıllarından beri arkadaş olup davalı müvekkilin sigorta acentelik işi ile uğraştığını, müvekkilin pandemi döneminde yakın arkadaş olmaları hasebiyle ve eski şirket yetkilisi olan arkadaşının maddi olarak zor bir süreç yaşaması nedeniyle 2020 yılından itibaren peyder pey toplamda yetkilisi olduğu şirketlere maddi olarak yardım etmek amacıyla 1.750.000 TL verdiğini, başta müvekkilim eski yetkili olan şahıstan senet almamışsa da akabinde şirketin maddi durumunun 2020 yılı sonuna doğru daha da kötüye gitmesi nedeniyle senet almak durumunda kaldığını, zira yüklü miktarda borç verdiği yakın arkadaşı da olsa bu durumda kendisini sağlama almak istediğini, daha sonra 2022 yılında müvekkilinin arkadaşı şirketi başkasına devrettiğini ve huzurdaki davayı davacı aslında bu senetlerin varlığını çok iyi bilmesine rağmen kaldı ki icra takibi 2022 yılı olmasına rağmen Ağustos 2023 tarihinde bu davayı ikame ettiğini, aslında davacının bu davranışı zımni kabul anlamında olduğunu, zira davacı yaklaşık 1.5 yıldır bu icra dosyalarını bilmesine rağmen neden menfi tespit davası açmadığını, yine davacının dilekçesinde belirttiği üzere bir başka icra dosyasında satışa gittikleri zaman müvekkilinin açmış olduğu icra takibini öğrendiklerini beyan etmeleri hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ne tesadüftür ki davacı taraf satış aşamasına geçince müvekkili aleyhine menfi tespit davasını açmaya karar verdiğini, burada amacın açık ve net şekilde borçtan kurtulmaya çalışmak olduğunu, davacı şirket yetkilisi şirketi devralırken sadece aktifi ve alacakları ile devir aldığını hayal ettiğini, halbuki almış olduğu devir de şirketin borçlarını da üstlendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişinin mahkememize 18/07/2024 tarihinde mahkememize sunduğu raporda : "Sayın Mahkemenizce görevlendirildiğim çerçevede, davacı ve davalı tarafından ibraz edilen ticari defter, belgeler ve dosya münderecatının incelenmesi neticesinde; Ek rapora ilişkin incelemeler çerçevesinde ; Davacı ticari defter kayıtlarında; dava konusu 15.05.2021 ödeme tarihli, 500.000 TL bedelli, lehtarı ... olan senede ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, Davalının 2020-2021 yıllarına ilişkin ticari defterleri incelendiğinde; ..., ... Eğitim Kurumları ve/veya dava konusu senede ilişkin bir kayda rastlanmamış olup Davalının, cevap dilekçesi incelendiğinde, Davalının icra takibi başlattığı senetler dolayısı ile yanlar arasındaki borçlanma işleminin, Davalının bir önceki şirket yetkilisi ... ile olan şahsi ilişkisinden kaynaklandığı, dolayısı ile davalının ticari kapsamda alacaklı olmadığının anlaşıldığı, Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde, Bakırköy ... İcra Dairesi ... Esas dosyasında başlatılan icra takibine dayanak 1.250.000,00 TL toplam bedelli senetler hususunda, tarafların ticari kayıtlarında, dava konusu alacağa dayanak işlem ve kayıt tespit edilemediği," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava İcra İflas Kanunu'nun 72. Maddesi gereğince müvekkil şirketin davalıya borçlu olmadığına yönelik menfi tespit isteminden ibarettir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın takibe konu senetlerden dolayı davacının borçlu olup olmadığı, menfi tespit talebinde haklı olup olmadığından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; alacaklı tarafından borçlular aleyhine toplam 1.250.000,00TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı,görülmüştür.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği, istenen bilgi ve belgelerin gönderildiği, incelenmesinde; ... sicil nolu ...'nin .... Mahallesi .... Cd A1-A1A-A1B B:17A1B/54 Bahçelievler adresinde sicilde kain olduğu, anlaşılmıştır.
Toplanan ve sunulan deliller, yapılan yargılama, sicil kaydı, cevabi yazılar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
İİK'nun 72.maddesinde düzenlenmiş olup borçlunun, alacaklıya borçlu olmadığını genel hükümlere göre kanıtlamasına imkan sağlamak amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir. İİK'nın 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü takip alacaklısına aittir. Bu konuda istisnai nitelikte iddiada bulunan davalının bu iddiasını ispatlayacak yazılı belgeleri öncelikle HMK 288 ve devamı maddeleri gereği ortaya koyması gerekir.
İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da , ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir. Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 4, 64)
6102 sayılı TTK md. 687 (6762 sayılı TTK md.599) hükmüne göre, "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun."
Davacı nama yazılı senetleriin bedelsiz kaldığını iddia ederek İİK m.72 maddesine dayalı olarak menfi tespit talebinde bulunmuştur.
Bilindiği üzere kural olarak bononun da aralarında bulunduğu kambiyo senetleri soyut borç ikrarı içeren senetlerdir. Hukukumuzda soyut borç ikrarı kural olarak geçerli olup soyut borç ikrarında bulunan borçlu karşısında alacaklının alacağın sebebini ispat etmesi kural olarak zorunlu değildir. Kambiyo senetlerinde de geçerli olan soyutluk prensibinin etkisi de bu kurala paralel olarak kambiyo taahhüdünün sebepten bağımsız soyut bir hukuki işlem olması şeklinde ortaya çıkar.
Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senedi ile borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmek yükümlülüğü altına girer. Bu nedenle bir kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddia edilmesi sureti ile açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. (Yarg. HGK. 29.09.1976,11/497-2564; Yarg. TD. 23.11.1970, 2787/4659; B. KURU, Hukuku Muhakemeleri Usulü, C.2, s. 367, UYAR, Olumsuz Tespit Davaları, s. 560)
Sebebi gösterilmeyen (soyut) bir borç ikrarı niteliğinde olan bir kambiyo senedinin bedelsizliğini ileri süren tarafın önce borcun sebebini, akabinde ise bu sebebin gerçekleşmediğini yahut geçersizliğini veya sebebe bağlı olarak ödeme gibi borcu sona erdiren bir olguyu ispat etmesi gerekir. Tüm bu durumlara rağmen ispat yükü üzerinde olan taraf ispat yükünü yerine getirememiş ve yemin deliline dayanmış ise kendisine yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmalı ve sonucuna göre de karar verilmelidir.
Bu noktada öncelikle belirtmek gerekir ki davacı taraf dava konusu olan bononun düzenlenme sebebini öncelikle ispat yükü altındadır. Davacının talebine konu olan bono davacı aleyhine delil niteliğindedir. Davacının aleyhine delil teşkil eden bu senedin aksini ancak eşidi belge ile ispatı zorunludur.
Somut olayda Davacı şirket tarafından ... eğitim Kurumları Şirketi'nin tüm hisselerinin devir alınarak şirketin tek ortaklı limited şirket olduğu, Hisse devrinden sonra Şirketin unvanın ... olarak değiştirildiği,14.02.2022 tarihinde Davacı Şirket aleyhine Davalı tarafından 250.000,00 TL Miktarlı 13/12/2020 Tanzim Tarihli,15/01/2021 Vade Tarihli Senet, 250.000,00 TL Miktarlı 13/12/2020 Tanzim Tarihli,15/02/2021 Vade Tarihli Senet, 250.000,00 TL Miktarlı 13/12/2020 Tanzim Tarihli,15/03/2021 Vade Tarihli Senet, 500.000,00 TL Miktarlı 13/12/2020 Tanzim Tarihli,15/04/2021 Vade Tarihli Senet olmak üzere toplam 1.250.000,00 TL bedelli haciz yolu ile Bakırköy ... İcra Dairesi .... Esas dosyasından takip başlatıldığı, söz konusu takibe ilişkin senetlerin Şirket kayıtlarında gözükmediği, hisselerin devralındığı önceki pay sahibi tarafından söz konusu senetlerin bilerek verildiği ve Şirket kayıtlarında yer almadığının tespiti hususunda huzurdaki davanın ikame edildiği anlaşılmaktadır. Davalı ...'nun ticaret sicil kaydının bulunmadığı ve sigorta acentalığı faaliyetinde bulunduğu anlaşılmış olup davalı tarafından 2020-2021 yılı ticari kayıtları incelenmiş olup dava konusu senetlerin davalının 2020-2021 yılı ticari kayıtlarında yer almadığı davalını icra takibi başlattığı senetler dolayısı ile yanlar arasındaki borçlanma işleminin davalının bir önceki şirket yetkilisi ... ile olan şahsi ilişkisinden kaynaklandığı dolayısı ile davalının ticari kapsamda alacaklı olmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından 2020-2021 yıllarına ilişkin ticari kayıtlarının muavinleri incelendiğinde, davalının ticari defterlerinde davalı tarafa ve dava konusu olan senede ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamıştır.
Tüm bu nedenlerle davacı ticari defter kayıtlarında dava konusu 15/05/2021 ödeme tarihli 500.000,00-TL bedelli lehtarı ... olan senede ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı davalının 2020-2021 yıllarına ilişkin ticari defterleri incelendiğinde ..., .... Eğitim Kurumları ve dava konusu senede ilişkin bir kayda rastlanmamış olup davalının icra takibi başlattığı senetler dolayısı ile yanlar arasındaki borçlanma işleminin davalının bir önceki şirket yetkilisi ... ile olan şahsi ilişkisinden kaynaklandığı dolayısı ile davalının ticari kapsamda alacaklı olmadığının anlaşıldığı Bakırköy .. İcra Dairesi ... Esas dosyasında başlatılan icra takibine dayanak 1.250.000,00 TL toplam bedelli senetler hususunda, tarafların ticari kayıtlarında, dava konusu alacağa dayanak işlem ve kayıt tespit edilemediğinden dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Davacının Bakırköy .... İcra Dairesinin .... esas sayılı dosyası ile takibe konulan
250.000,00 TL Miktarlı 13/12/2020 Tanzim Tarihli, 15/01/2021 Vade Tarihli,
250.000,00 TL Miktarlı 13/12/2020 Tanzim Tarihli,15/02/2021 Vade Tarihli,
250.000,00 TL Miktarlı 13/12/2020 Tanzim Tarihli,15/03/2021 Vade Tarihli ve
500.000,00 TL Miktarlı 13/12/2020 Tanzim Tarihli,15/04/2021 Vade Tarihli Senetlere ilişkin olarak davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Şartların oluşmaması sebebiyle kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 85.387,5-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 21.346,88-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 64.040,62-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
-Davacı tarafça sarf edilen toplam 21.616,73-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından sarf edilen toplam 5.238,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4- Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 187.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2024
Başkan ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Katip ...
¸e-imza