T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/825 Esas
KARAR NO : 2024/458
DAVA : Şİrket Müdürünün Azli
DAVA TARİHİ : 24/08/2023
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Şirket Müdürünün Azli davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ....'ın diğer davalı .... LTD. ŞTİ. şirketinin %50 ve %50 hissedarı olan 2 ortağı olduklarını, şirket ortakları aldıkları karar ile davalı ....’ı aksi karar alınana kadar geçerli olmak üzere şirketin tek müdürü olarak seçtiklerini, davalı ... şirket müdürlüğü görevini ifa ederken eşi ... adına 2020 yılında .... Medikal Kozm. İth. İhr. Tic. Ltd. Şti. isimli bir şirket kurdurduğunu, bilahare bu şirketin hisselerini devralarak şirketin resmi ortağı ve sahibi olduğunu, bu şirketin müvekkilinin şirketi ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini, .... şirketinin 11 yıldır kar dağıtmadığını, davalı müdür ....'ın yetkilerini kötüye kullanarak ve haksız rekabette bulunarak kurduğu ve sonradan tek ortağı olduğu ..... İth. İhr. Tic. Ltd. Şti. üzerinden şirket aleyhine müdürlük yetkisini kötüye kullanarak ve haksız rekabette bulunarak şirketi zarara uğrattığını ve kendisine haksız çıkar elde ettiği duyumları alındığını, bunun üzerine de müvekkilim tarafından ücreti ödenerek Özel Amaçlı Bir Rapor düzenlettiğini, bu raporda da tespit edildiği üzere ..... Tic. Ltd. Şti.’nin .... firmasına bazı ürünleri sattığı ve yine .... firmasından bazı ürünleri aldığını, davalı ....'ın ..... şirketinden 2020-2022 yılında tahmini olarak 11.000.000,00 TL reklam bütçesi ayırarak .... isimli ürünü piyasaya sürdüğünü, bunları yaparken davacıya bu ürünü .... şirketi adına piyasaya süreceğini söylediğini, 22.08.2023 tarihinde TPE sitesine giren davacının söz konusu markanın davalı şirket müdürünün şahsi şirketi olan ... adına tescil edildiğini gördüğünü, davalının halen şirket müdürü olarak temsil ve yönetim yetkisine sahip olması şirket açısından telafisi güç ve imkansız zararlar meydan getirmeye devam edeceği gibi zararların tazmini için talep hakkını da sürüncemede bırakacağını beyanla davalının halen şirket müdürü olarak temsil ve yönetim yetkisine sahip olması şirket açısından telafisi güç ve imkansız zararlar meydan getirmeye devam etmesi, zararların tazmini için talep hakkını da sürüncemede bırakması sebebi ile yargılama boyunca esas hakkında karar verilinceye kadar ihtiyati tedbir yolu ile müdür ....’ın temsil ve yönetme yetkisinin kaldırılarak ihtiyati tedbir olarak yargılama sonuna kadar şirketi yönetim ve temsil yetkisinin tercihen davacıya, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise uygun görülecek bir kişinin temsil ve yönetim yetkisini kullanmak üzere kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ortağı olduğu firmanın mevcut kapsam ve değerinden öncelikle yeterince haberdar dahi olmadığını, şirketi sadece kendisinin de bilgisi ve oluru ile kurulan bir firma ile ticaret yapması gerekçesiyle kayyuma teslim etmekle tehdit etmesinin altında iyiniyet aramanın mümkün olmadığını, davalı müvekkil şirket yetkilisi davalı firma aleyhine işlem yapmak bir yana söz konusu firmayı ayakta tutabilmek ve daha da büyütmek için var gücüyle senelerdir tek başına savaştığını, davalı firmanın 2012 yılında 20.000 TL sermaye ile davacı ile davalı asil tarafından %50 ortaklı payı ile kurulduğunu, müvekkilin yapmış olduğu bir yurtdışı seyahatinde medikal ürünlere ilişkin fiyatlandırmanın Türkiye’ye nazaran çok daha uygun olduğunu tespiti ile başladığını, davacının kurulacak olan firmada ortaklık yapmayı bizzat kendisinin talep ettiğini, 3-4 yıl boyunca tüm süreçleri davalı şahsın yönettiğini akabinde şirketin büyümeye başlaması ve marka bilinirliğini sağlaması sonrasında personel alarak işleri geliştirmeye devam ettiğini, o dönemde tek üründen oluşan firma ruhsatlı ürün portföyünü 22 ürüne çıkardığını, zayıflama kategorisi ürünleri her ne kadar kar marjı yüksek ürünler olsa da itibari anlamda güven vermeyen ürünler olduğundan, ayrıca bu ürünlerin satış kanalının e-ticaret olduğu düşünüldüğünde, direk ve ulusal depolar vasıtası ile eczanelere satış yapan ... Ltd.Şti. olarak bu ürünlerin başka bir çatı altında ortaklar olarak karar verdiklerini, her iki ortağında isminin geçmeyeceği, ... firmasının da bu sebeple kurulduğunu, söz konusu firma üzerinden üretim ve pazarlama faaliyetlerine başlandığını ancak söz konusu dönemde yapılan tüm TV, Medya, Radyo, Dergi , Billborad , Metro, İnternet mecraları, İnfluencer çalışmaları ve açık alanda yapılan çalışmalar maalesef 2. Pandemi dönemine denk gelmesi ve evden çıkışın kısıtlanmasının 1.5 ay gibi bir süre ile uzatılmasından dolayı yeteri kadar insana ulaştırılamamış ve istenilen sonucun elde edilemediğini, 2022 Temmuz ayına kadar sürdürülen bu faaliyetlerden beklenilen sonuçları elde edemediğini, akabinde şirketin tam kozmetik firması olarak ilerlemeye karar verdiğini, tüm bu kararlar alınırken şirket ortağı olana davacının Almanya’da yerleşik olması sebebiyle her aşamada bilgilendirildiğini ve işlemlere yönelik onayı alındığını, kazanç aktarımı yapıldığı iddia edilen firmanın her şeyden önce davalı şirket ile aynı sektörde dahi olmadığını, ortak iş yaptıkları sektörler bulunduğunu, kuruluş amacı farklı olup birisi ilaç firması diğerinin ise kozmetik firması olduğunu, söz konusu firmanın yetkilerini davalı asilin elinden alınmak istenmesinin tek gayesinin söz konusu firmaya bugüne kadar hiçbir emek ve maddi katkı koymayan davacının hisselerini eder değerinin çok üstünde bir bedelle davalı şahsa vererek ortaklıktan çıkmak ve 12 senede ortaya çıkan markadan maddi olarak kazanç sağlama gayesi olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; TTK 630.madde ve devamı uyarınca limited şirket müdürü davalının şirket müdürlüğünden azli ile yerine kayyım atanması istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı ... ' ın yönetici olarak yükümlülüklerini özenle yerine getirip getirmediği, davalı şirketten haklı sebeple yöneticilikten azli koşulları ve tedbiren kayyım atanması koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir.
Davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nun 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizin 16/11/2023 tarihli celsesinin (2) no'lu ara kararı uyarınca: tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve taraflara ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi suretiyle davalı ... Ticaret Limited Şirketi'nin diğer davalı ... tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığı, yönetici olarak yükümlülüklerini özenle yerine getirip getirmediği, haklı sebeple yöneticilikten azli koşulları ve tedbiren kayyım atanması koşullarının oluşup oluşmadığı ve stok sayımı noktasında bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla 19/03/2024 tarihli hükme esas alınan bilirkişi raporunun incelemesinde; ''Somut olaya dönüldüğünde, dosyada mübrez belgelerden davalı şirketin 13.11.2012 tarihinde tescil ile davacı ve davalının yüzde elli ortak oldukları davalı şirketin konusunun ilaç ve tıbbi cihaz alanında temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları toptan ticareti olduğu, davalı ...’ın müdürlük görevini üstlendiği, davadışı ... Medikal Kozmetik Limited Şirketi’nin kozmetik ve kişisel bakım malzemeleri ticaret alanında faaliyet göstermek üzere 02.10.2020 tarihinde tescil olduğu, 20.04.2021 tarihinde dava dışı şirketin müdür sıfatını haiz tek ortağı olduğu, dava ...’ın 14.09.2023 tarihli ifadesinde eski eşi .... adına kurulan .... Medikal Kozmetik Limited Şirketi ile ortağı bulunduğu firma arasında ticari ilişki bulunduğu açıklamasını yaptığı, ticari ilişkinin ortağı olduğu şirketin satış ve pazarlama ağını geliştirmek için kurulduğunu, 01.08.2023 tarihinde ....bank şubesi müdürünün aradığını, diğer ortak ....’ın hesap dökümü talep ettiğini ve davacının bankadan kayıtları alamadığını söylediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu hâlde, davalı şirketin müdürü olduğu dönemde aynı/benzer konuda faaliyet gösteren .... Ltd. Şti.’nin tek ortağı ve yöneticisi olan davalının TTK m. 396, 613/2, 626/2 ve 630 hükümleri dairesinde davalı ...’ın haksız rekabette bulunduğu, davacı şirketin müdürü olması sebebiyle TTK m. 630/2 gereğince azli gerektiğinin kabulü Sayın Mahkeme’nin takdirindedir. Azil davaları kayyım atanması talebini de kapsar. Kayyım atanması, ihtiyati tedbir niteliğinde olduğundan dava sonuna kadar yönetim boşluğunu doldurmak için kayyım atanması Sayın Mahkeme’nin takdirindedir, Davalılar ... ve ... Ticaret Ltd. Şti. vekilleri Av. .... 15.01.2024 tarihli dilekçesinde Bilirkişi Raporuna Karşı Beyanlarında Sayın Hakimliğiniz nezdinde yargılaması devam eden dava dosyasına ilişkin Eczacı Bilirkişi tarafından yapılan stok sayımı ertesinde hazırlanan rapor dosyaya sunulmuş olup iş bu rapora ilişkin bir kısım beyanlarda bulunmak zarureti hasıl olmuş ve Buna göre stok sayım listesinde bulunan ... c 1000mg 3752 adet ve ... Balık Yağı Şurup 189 adet ürüne ilişkin söz konusu ürünlerin son kullanma tarihleri bitmiş yada bitmeye çok yakın olduğundan piyasaya sürümü gerçekleştirilemeyip imha edileceğini ve Bu nedenlerle söz konusu ürünlerle ilgili stok listesindeki imha edilecek ürün olarak kaydının geçirilmesini talep etme zarureti hasıl olduğuna dair beyan dilekçesi sunmuş olduğu görülmüştür. 27.12.2023 TARİHLİ depo sayım tutanağı eki ürün miktarının adetleri tutanak eki listesinde ... c 1000mg 3752 adet ve .... Balık Yağı Şurup 189 adet ürüne ilişkin söz konusu ürünlerin son kullanma tarihleri bitmiş yada bitmeye çok yakın olduğu taraf vekilleri huzurunda görülmüş olduğu ve sayım teslim tutanağına miyadı yakın olan bahse konu ilaçlarında sayıma dahil edilmiş olduğu ve miadı geçen ... Balık Yağı Şurup 189 adet ürüne ait işlemlerin imhası kapsamından sağlık müdürlüğü imha yönetmeliği kapsamında olması nedenleri ile sayıma bu nedenle dahil edilmiş olduğu ve taraf vekillerinin huzurunda sayıma dahil edilmiş olduğu ve sayın mahkemenin ... Balık Yağı Şurup 189 adet ürüne ait miadı geçmiş ürünün ilaç kapsamında olduğu ve değerlendirildiğinde sayım listesinden çıkartılması konusunda karar vermesi halinde 27.12.2023 TARİHLİ depo sayım tutanağı eki ürün miktarının adetleri başlıklı tutanakta tespiti yapılan ... Balık Yağı Şurup 189 adet ürünün miadı geçen ürünlerin de sayıma dahil edildiği ve dilekçe ekinde sağlık müdürlüğünün imha tanzim tutanağının yaplımamış oldğuu görülmüş olduğundan ,... Balık Yağı miktarından 189 adet ürünün çıkartılma işlemi yaplmadıığna göre depoda sayım tarihi itibarı ile 64978 adet ürünün eczane satışı neticesinde 2705238,1 TL - 2118672,72 TL farkının vergi öncesi kar olacağına göre 586.565,33 TL olduğu ve bu ücretlerin ilaşlara gelebilecek zam oranında değişklik olabileceği,'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK'nun 630.maddesi; "Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır." hükmünü içermektedir. Şirket müdürünün azli davalarında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/12601 E., 2018/4153 K., 30-05-2018 T. ) Ayrıca, pay sahibi davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunmasına da gerek olmayıp, ilgili yargıtay kararlarında da açıkça zikredildiği üzere ortakların müdürün azli için doğrudan dava açmasında da bir sakınca bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/5809 E., 2018/67 K., 08-01-2018 T.)
Şirket müdürünün yetkilerinin geri alınması ve sınırlandırılmasında; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının sürekli azalması, ortaklar arasındaki şiddetli geçimsizlik, şirketin devamlı olarak kar getirmemesi, şirketin amacının gerçekleşmesinde ekonomik ve hukuki imkansızlık, kanun esas sözleşme ve genel kurul kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şeklinde ihlali, uzun yıllar ciddi bir faaliyetin olmaması gibi hususlar sayılmıştır. TTK'nun 614.maddesi; "Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir." hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, TTK'nun 630.maddesi gereğince davalı şirket müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması için haklı nedenlerin bulunup bulunmadığının kanıt yükümlülüğü, iddiayı ileri süren davacı ortaklara aittir. Haklı sebeplerin neler olabileceği TTK'nın 630/3'ncü maddesinde örnekseme yoluyla sayılmıştır. Buna göre,yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlâl etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.
Davacı davalının özen yükümlülüğünün yanı sıra rekabet yasağını ihlâl etmiş olmasını haklı sebep olarak ileri sürmektedirler.6102 sayılı TTK'nın 626'ncı maddesinde, özen ve bağlılık yükümlülüğü rekabet yasağı ile birlikte aynı başlık altında düzenlenmiştir. Özen yükümlülüğü ve şirketin menfaatlerinin gözetimi şirket ortağı olsun olmasın bütün yöneticileri kapsayacak biçimde düzenlenmiştir. Madde incelendiğinde "özen yükümlülüğü" ile "şirket menfaatinin gözetilmesi” kavramlarının birbirinden ayrıldığı görülmektedir. Özen yükümlülüğü ile kastedilen, müdürlerin iş ve işlemlerde göstermeleri gereken dikkat, ciddiyet ve bilimselliktir. TTK'nın 626'ncı maddesinin gerekçesinde bu durum “bir karar alınmadan önce pazar araştırması finansal durum değerlendirmesi, borçlara ve etiğe uygunluk incelemesi yapılması bilimselliğin ve modern yönetim ilkelerinin gereği olup,bu inceleme, araştırma ve değerlendirmeler özen kavramının tanımına dâhildir” şeklinde ifade edilmiştir. İşin gerektirdiği özen görevi yerine getirebilmek için yetkin olma, ilgili bilgileri değerlendirebilme, uygulamayı ve gelişmeleri izleyebilme ve denetleyebilmek için gereken yetenek ve öğrenime sahip olmayı gerektirir. Müdür görevine getirilen bir kimseden aynı nitelik ve büyüklükteki bir şirketin yöneticisi gibi davranması, önüne gelen bilgileri değerlendirebilecek, uygulayabilecek, sektördeki gelişmeleri takip edebilecek, şirketi kontrolü altında tutabilecek, onu yönetebilecek yetenek ve eğitime sahip olması beklenecektir. Gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği, her olayın kendi bünyesinde incelenmeli ve ölçü olarak, normal tedbirli bir insandan, o olayda ve koşullarda beklenen davranış dikkate alınmalıdır. Uyuşmazlığın niteliği itibari ile çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden davalının yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılması koşullarının bulunup bulunmadığı, kayyım atanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda bilirkişi kurul raporu alınmasına karar verilmiş, alınan bilirkişi kurulu raporu gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden, mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Bu değerlendirmeler çerçevesinde, şirket menfaatinin gözetilmesi, müdürlük görevinin yerine getirilmesinde doğal bir gereklilik olduğu, yukarıdaki tespitlerden davalı ....' ın davalı şirketin müdürü olduğu dönemde aynı/benzer konuda faaliyet gösteren .... Ltd. Şti.’nin tek ortağı ve yöneticisi olduğu, bu haliyle davalının TTK m. 396, 613/2, 626/2 ve 630 hükümleri dairesinde davacının da ortağı olduğu davalı şirketle rekabet içerisinde olduğu, rekabet etmeme kuralına aykırı davrandığı, bu nedenle davalının şirket müdürlüğünden azil şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu, getirtilip-sunulan belgeler ve toplanıp değerlendirilen tüm delillere göre; TTK nın 630. maddesinde öngörülen davalı şirket müdürünün azli yönünden haklı nedenlerin oluştuğu kanaatine varıldığından davanın kabulüne ve karar kesinleşinceye kadar adı geçen şirkete kayyım atanmasına ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-YÖNETİCİ AZLİ YÖNÜNDEN TALEBİN KABULÜ İLE:
-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil numarasında kayıtlı ... Ticaret Limited Şirketi'nin müdürü olan davalı ...'ın şirketi temsil yönetim ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak müdürlük görevlerinden haklı sebeple AZLİNE,
2-Yönetim ve temsil kayyımı olarak tedbiren SMM ....'nun atanmasına ve görevinin kararın kesinleşmesine kadar tedbiren devamına, yönetim ve temsil kayyımına karar tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 6.000,00-TL ücret takdirine, ücretin doğrudan şirket hesaplarından ödenmesine,
3-İşbu kararın ticaret sicil müdürlüğünde İLAN VE TESCİLİNE,
4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 157,75-TL harcın davalı ...'dan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 269,85- TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 539,70-TL harcın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 12.450,75-TL yargılama giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/05/2024
Başkan ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Katip ...
¸e-imza