T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/856 Esas
KARAR NO : 2025/242
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/09/2023
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A Maddesi gereği müvekkili şirketin Bakırköy Arabuluculuk Bürosu’ndan .... büro dosya numarası ve .... arabuluculuk numarası ile davalı şirket .... SİGORTA A.Ş’ye Bakırköy .... İcra Dairesi’nin .... E. sayılı dosyasına yapılan ödemenin istirdatı amacıyla başvuruda bulunduğunu, taraflar arasında anlaşma sağlanamaması nedeniyle işbu davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı .... Sigorta A.Ş. tarafından müvekkili şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe süresi içerisinde itiraz edilememesi sebebiyle takibin kesinleştiğini, davalı tarafça müvekkili şirket aleyhine Karayolları Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile bünyelerinde sigortalı bulunan .... plakalı araç sürücüsünün, 07/07/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonrası "Olay yerini terk etmesi" sebebiyle, karşı tarafa ödenen 118.572,28 TL sürekli sakatlık tazminatının, Karayolları Motorlu Araçlar ZMM Trafik Sigortası Genel Şartları'nın B.4/f maddesi hükmü uyarınca rücuen tazmini istemi ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından sehven icra takibine itiraz edilmemesi sebebiyle takibin kesinleştiğini ve müvekkili şirketin icra ve haciz baskısından dolayı ödeme yapma mecburiyetinde kaldığını, müvekkili şirketin işleteni olduğu .... plakalı aracın belirtilen tarihte karıştığı yaralamalı trafik kazası neticesinde başlatılan adli soruşturmada Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma Numaralı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; demir bariyerle çevrili olan ve yaya trafiğine tamamen kapalı otoyol üzerinde karşıdan karşıya geçmenin mümkün olmadığı yola atlayarak kazanın gerçekleşmesine sebebiyet veren ...’in 1. Dereceden tam ve asli kusurlu olduğu, araç sürücüsü ...'in ise atfı kabil bir kusuru bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, bu rapor neticesinde araç sürücüsü ... hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ..., ... Karar nolu savcılık kararı ile takipsizlik kararı verdiğini, dolayısıyla mezkur kazada müvekkili şirket çalışanı olan araç sürücüsü ....'in herhangi bir kusurunun bulunmadığı dikkate alındığında işleten sıfatıyla müvekkili şirketin de herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının izahtan vareste olduğunu, ayrıca davalı tarafından gönderilen 07/06/2023 tarihli ihtarnamede araç sürücüsünün olay yerinden firar ettiğinden bahisle rücu hakkı bulunduğu belirtilmiş ise de, bu hususun gerçeği yansıtmadığını ve rücu hakkı bulunmadığının sabit olduğunu, her ne kadar araç sürücüsünün gerçekleşen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı vaki ise de kaza anında olay yerinden ayrılmış olması sebebi tek başına tazminat bedelinin rücu edilebileceği anlamını taşımadığını, zira sigorta şirketinin ödediği bedelin sigortalısına rücu edebilmesi için ilk olarak tazminatı gerektiren olayın sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş olması gerektiğini, somut olayla ilgili ikinci olarak da zorunlu haller hariç olmak üzere araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi gerektiğini, bu iki şartın meydana geldiği bir olayda ancak rücu şartlarının sağlandığından bahsedilebileceğini, ancak somut olayda araç sürücüsünün bir kusurunun bulunmamasının yanı sıra kazanın gerçekleştiği yolun; yaya trafiğine tamamen kapalı olması, duraklamanın ve araçların 40 km/s hız sınırının altında seyir halinde olmasının yasak olması durumları dikkate alındığında kaza akabinde araç sürücüsünün olay yerini terk etmesinde mücbir sebebin varlığının kabulü gerektiğini, müvekkili şirket çalışanı araç sürücüsü ...'in savcılık dosyasında verdiği ifadesinde de: "...Ben şahsı gördüğümde durma şansım yoktu... Aracın iç dikiz aynasından arkamı kontrol ettiğimde trafik seyretmeye devam ediyordu, ben durmak istedim, ancak trafiğin akması nedeniyle ve en sol şeritte olduğumdan duramadım" şeklinde beyanda bulunduğunu, dolayısıyla araç sürücüsünün kaza anında en sol şeritte seyir halinde olduğundan ve durması hatta duraklaması durumunda yeni kazalara sebebiyet verebilecek olmasından dolayı can güvenliği nedeniyle olay yerinden ayrılmasında bir sorumluluğunun doğmayacağının açık olduğunu, bununla birlikte araç sürücüsünün kaza sonrası aracı uygun bir yere park ederek adli makamlara müracaat ettiğini ve aynı gün içerisinde ifadesini detaylı bir şekilde verdiğini, gerçekleşen trafik kazasında müvekkili şirket çalışanı ...'in herhangi bir tali kusurunun dahi bulunmadığı ve kaza sonrası adli makamlara müracaat ederek ifade vermiş olduğu hususları göz önüne alındığında rücu şartlarının oluşmadığını ve müvekkili şirket hakkında haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi başlatıldığının kabulü gerektiğini iddia ederek; davanın kabulü ile müvekkili tarafından borçlu olmadığı halde Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamında 28/07/2023 tarihinde davalı şirkete ödenmek zorunda kalınan 148.284,74-TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdatına, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu takibin bu şekilde iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davacı sigortalı'nın maliki olduğu ... plakalı araç için, 10.11.2017 ile 10.11.2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere .... no.lu Karayolları Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi tanzim edildiğini, İstanbul İli, ... İlçesi, .... yolunda 07.07.2018 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davacı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin maliki ve firari şahsın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın karıştığı kazanın dava dışı ...’in sürekli sakat kalmasına sebebiyet verdiğini, bahsi geçen trafik kazasının oluş şekli ve kusur durumu hakkında polis memurlarınca tanzim edilen trafik kazası tespit tutanağında: "Mahalde bekleyen bir araç sürücüsünün kazanın nasıl olduğunu görmediği ancak yaralının durumunun ağır olduğu ve etrafındakilerin kendisine yaralı şahsa beyaz renkli bir aracın çarptığı ve kaza mahallinde durmayarak kaçtığını söylediklerini beyan etti. ... kod no'lu ekip olarak mahalde yaptığımız incelemelerde yolun en sol şeridinde kan izlerinin olduğu 8 metre ilerisinde de çarpıp kaçtığı belirtilen araca ait kırık parçalar tarafımızca muhafaza altına alınıp mahalden ayrıldıktan sonra haber merkezinin kaçan aracın ... içerisinde kapalı otoparkta park edilip kaçtığı ve plakasınında ... plakalı beyaz renkli ... marka araç olduğunun bildirmesi üzerine ... kod nolu trafik ekibi olarak belirtilen yere intikal ettik otopark içerisinde güvenlik görevlileri ile birlikte yaptığımız araştırmada ... plakalı aracın C2 Blok B11 kapalı otoparkında sol ön köşe ve dikiz aynası kısımlarının hasarlı vaziyette park halinde olduğu görüldü.... Tarafımızca tespit edilen başkaca husus olmadığından çarpan aracın kaçmış olmasından, yaralının kazanın nasıl olduğu hususunda dinlenmemiş olmasından dolayı herhangi bir kusur dağılımı yapılamadığına dair iş bu tutanak tarafımızdan tanzim edilerek altı birlikte imzalanmıştır."şeklinde tespitlerde bulunulduğunu, kaza dosyasında alınan ekli uzman raporunda ise; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2007/11-104 E.N. 2007/180 K.N. Sayılı içtihadında “Doktrinde genel kabul gören görüşe göre, işletenlerden hangisinin kusurlu olduğu kesin olarak tespit edilemiyorsa. tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda, tehlikeler eşit varsayıldığında zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırılır.” Hukuk Genel Kurulu, önüne gelen uyuşmazlık dava dayanağı trafik kazasının meydana gelmesinde sürücülerden hangisinin kusurlu olduğunun kesin olarak tespit edilip edilmediği, eş söyleyişle ihlalde bulunan araç sürücüsünün davacıya kasko sigortalı aracın sürücüsü mü, yoksa dava malike ait diğer davalı sigorta şirketine sigortalı aracın davalı sürücüsü mü olduğunun belirgin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.”“îlkin belirtilmelidir ki, öğreti ve uygulamada kabul edilen görüşe göre işletenlerden hangisinin kusurlu olduğunun kesin olarak tespit edilememesi durumunda tehlike sorumluluğuna katlanır ilkesi uyarınca zarurin işletme tehlikeleri doğrultusunda tehlikeler eşit varsayıldığında zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırılır” Kaza ile ilgili olarak hangi tarafın kural ihlali yaptığına dair somut tespit yapılamadığından Yargıtay Hukuk Genel Kumlunun 2007/11-104 Esas No, 2007/180! Numaralı Karar gereği“Tehlike Sorumluluğuna Katlanma İlkesi Uyarınca” tarafların yan yarıya kusurlu sayılacakları belirtilmiştir. Yukarıdaki arz ve analize göre meydana gelen kazada da; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun2007/11-104 Esas No. 2007/180 Numaralı Karar gereği “Tehlike Sorumluluğuna Katlanma İlkesiUyarınca” taraflar yan yarıya kusurlu sayılacaklarından her ikisi sürücünün de %50 - % 50 ORANINDA KUSURLU olacağı görüş ve kanaatine varılmıştır."şeklinde tespitlerde bulunulduğunu, araç sürücüsünün herhangi bir somut sebebi olmaksızın kaza yerini terk ettiğini, bu sebeple trafik polisi tarafından herhangi bir kusur dağılımı yapılamadığını, olay yerini terk eden sürücünün bu hareketiyle yaralının durumunu ağırlaşmasına sebebiyet vermiş olup yaşanan kazada ve zararın oluşmasında herhangi bir kusuru bulunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, üstelik olay yerini terk etmek sürücünün kusuru olup kişinin kendi kusurundan faydalanmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, buna karşılık savcılık tarafından alınan kusur raporunun huzurdaki davayı bağlamadığını, üstelik konu rapora dayanak teşkil eden alkol testinin kazadan saatler sonra yapıldığının görülmüş olup bu hususa dayanarak kusur oranı belirlenmesinin de hatalı olduğunu, alkol raporunun olay yerinde veya hemen akabinde tutulması gerekmekte olup firari sürücünün yoluna devam ettiğini ve aracını garaja park ederek yaşamına devam ettiğini, ancak kendi beyanından da anlaşıldığı üzere plakası polis memurlarınca alındıktan sonra ifade vermeye gittiğini, bu hususun dahi firari sürücünün iyi niyetli olmadığını ve kusurlu olduğunu gösterdiğini, kaldı ki alkol testi yapılan şahsın kazaya karışan kişi olduğunun bile kesin olmadığını, trafik kazası sebebiyle müvekkili şirket tarafından sigorta tazminatı ödemesi yapıldığını, müvekkili Sigortacı şirketin mezkur kaza nedeni ile ödemek zorunda kaldığı tazminat tutarını davacı borçluya rücu etme hakkı bulunduğunu savunarak; davanın reddi ile mahkeme masraflarının ve avukatlık ücretinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle icra dosyasına ödenen tazminat bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Uyuşmazlığın, dava dışı ...'in yaralanması ile sonuçlanan 07/07/2018 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası nedeniyle kazaya karışan araç sürücüsünün kusur durumunun ne olduğu, dava dışı ...'in kazanın meydana gelmesinde kusurunun olup olmadığı, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk edip etmediği, davacı şirketin Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı ödemenin istirdatı talebinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP Bilişim Sistemi üzerinden celp edilmiş olmakla incelenmesinde; alacaklısının ... Sigorta A.Ş., borçluların ... ve ... San. Ve Tic. A.Ş. Olduğu, takip borçlusu ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'nin maliki olduğu, Karayolları Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile alacaklı şirket nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı araç sürücüsünün, 07/07/2018 tarihinde, meydana gelen trafik kazası sonrası "Olay yerini terk etmesi" sebebiyle, alacaklı şirketçe ...'e ödenen 118.572,28 TL sürekli sakatlık tazminatının, Karayolları Motorlu Araçlar ZMM Trafik Sigortası Genel Şartları nın B.4/f maddesi hükmü uyarınca, rücuen tazmini istemi borç sebebi gösterilerek 118.572,28-TL asıl alacak, 3.493,01-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 122.065,29-TL alacağın tahsili talepli açılan icra takibi olduğu, 28/07/2023 tarihinde 148.284,74-TL davalı şirketten tahsilat yapıldığı görülmüştür.
Türkiye Noterler Birliği'nden; ... plakalı araca ait araç tescil özet raporları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
.... Sigorta A.Ş.'den; hasar dosyasının bir sureti celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası celp edilmiş olmakla incelenmesinde; müştekisinin ..., şüphelinin ... olduğu, Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına neden olmasuçundan yapılan soruşturma sonucunda 25/10/2018 tarihli karar ile; "...Tüm evrak kapsamı ve trafik bilirkişisinin 30/07/2018 tarihli raporu birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçun oluştuğuna dair yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediği" gerekçesiyle şüpheli hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, müşteki vekilinin itirazı üzerine Bakırköy ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... D.İ.ş sayılı 27/12/2018 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür.
Davacı vekili tarafından bildirilen tanık mahkememizce bizzat dinlenilmiştir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında," Ben davacı şirketin eski çalışanıyım, yetkili usta başı olarak çalışmıştım. Yaklaşık 13 - 14 yıl kadar çalıştım, olay tarihinde şirkete ait .... marka araç ile .... yolunda sol şeritte seyir halindeydim, yan tarafımda hatırladığım kadarıyla hafriyat kamyonu vardı neredeyse aynı hızla gidiyorduk benim önümde ve arkamda araçlar vardı, iş yerine de yaklaşmıştım yolda giderken bir ses duydum bir baktığımda benim taraftaki ayna gitmişti yoktu, iş yeri yakın olduğu için iş yerine kadar sürdüm durmak istesem de duramadım hemen akabinde .... karakoluna gittim yaşadığım olayı anlattım onların da bilgisi yokmuş beni orada biraz beklettiler, daha sonra orada bana söylenen bir çocuğa vurduğumdu, hatta hakkımda ceza dosyası da açıldı ancak kusurlu çocuk görüldüğünden hakkımda bir işlem yapılmadı. Ben seyir halindeyken çocuğu kesinlikle görmedim ne olduğunu bile anlayamadım hatta orada hafriyat kamyonuna da çok yaklaştım daha ciddi bir kaza da meydana gelebilirdi. Damadım çocuk ve ailesiyle görüştü hatta elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık şuan olayın üzerinden 5 - 6 yıl geçti en son duyduğum kadarıyla çocuk iyiymiş. Ben kesinlikle olay yerinden kaçmadım sağa yanaşmak istedim ancak trafik dolayısıyla durmam mümkün olmadı .... kavşağına da yakındım iş yerine de yaklaştığım için iş yerinde durdum olayın da şoku vardı üzerimde dediğim gibi sonrasında hemen karakola gittim, hatırladığım kadarıyla araçla 80 - 90 km hız ile gidiyordum trafik çok sıkışık değildi normal akışındaydı benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir" demiştir.
Mahkememiz dosyası, davacının iddiası, davalı taraf savunmaları, trafik kazası tespit tutanağı, soruşturma dosyası, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu kazada tarafların kusur oranlarının tespiti, dava dışı ...'in kazanın meydana gelmesinde kusurunun olup olmadığı hususları bakımından kusur/trafik konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen rapor dosyaya ibraz edilmiş, 05/06/2024 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle; "... Bu trafik kazasının meydana gelmesinde;
1- Yayaların girişinin yasak olduğu yolda taşıt yolu üzerinde karşıdan karşıya geçerken önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK’ nun 68/b,c. Md. ile KT. Yönet. 138. Md. Yayalarla İlgili) trafik kuralları ihlal eden, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen dava dışı yaya ...’ in “%100 Oranında Asli ve Tam Kusurlu” olacağı;
2- Yine önceden teknik olarak belirlenmiş ( KTK’ nun 81. Md. Kazaya karışanlar) kuralları ihlal ederek kaza sonrası kaza yerini terk eden ve buna göre hakkında trafik idari para cezası uygulanması gereken; Ancak, başka kural ihlali bilgisine rastlanmayan; Yayaların girişinin yasak olduğu yolda ve sol şeritte seyretmekte iken, sağ tarafındaki damperli kamyonun önünden gelerek önüne çıkan yayanın yarattığı kaza tehlikesi öngörülemez ve önlenemez olduğu düşünülen ... plakalı otomobil sürücüsü dava dışı ...’ in kazada etkisi olmadığı, alabileceği bir tedbir bulunmadığı ve “Tamamen Kusursuz” olacağı;
3- Kaza tarihinde .... plakalı otomobilin KZMS sigortası olan davalı ... Sigorta A.Ş.’ nin ise ( KTK’ nun 91. Md. sigorta) kurallar gereği araç sürücüsü dava dışı ...’ in kusur oranı ve sigorta kapsamına göre sorumlu olacağı; Ancak yukarıda açıklanan şekilde adı geçen sürücünün kazada sorumluluğunun bulunmadığının tespit edildiği, buna göre de aracın sigortası olan davalı .... Sigorta A.Ş.’ nin de kazada sorumluluğu bulunmayacağı;
4- Aynı kaza tarihinde ... plakalı otomobilin maliki olan davacı “... Sanayi ve Tic. A.Ş.’ nin” ise ( KTK’ nun 85. Md. İşleten) kurallar gereği araç sürücüsü dava dışı ...’ in kusuru oranında, adı geçen sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı; Ancak yukarıda açıklanan şekilde adı geçen sürücünün kazada sorumluluğu bulunmayacağının tespit edildiği, buna göre aynı aracın maliki olan davacı “.... San. ve Tic. A.Ş.’ nin” de kazada sorumluluğu bulunmayacağı" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından rapora karşı beyanlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
17/07/2024 tarihli celse ara kararı ile; dava konusu trafik kazasında kazaya karışan tarafların kusur durumları ile kusur oranlarının tespiti konusunda 05/06/2024 tarihli bilirkişi raporu ile soruşturma dosyası içerisindeki 30/07/2018 tarihli bilirkişi raporu ve hasar dosyası içerindeki 09/03/2023 tarihli uzman raporu da incelenip irdelenmek suretiyle rapor düzenlenmesi bakımından Mahkememiz dosyası İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'na gönderilmiş, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 29/11/.... tarih ... sayılı raporlarında; "...Mevcut verilere göre;
A) Sürücü ...'in, sevk ve idaresindeki otomobil ile (oto korkuluklarla / bariyerlerle "yaya girişine kapatılmış olan") .... üzerindeki seyri sırasında, mevcut şartlar da dikkate alındığında yaya ...'e karşı alabileceği bir önlemi bulunmadığı anlaşılmakla gerçekleşen olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.
B) Yaya ..., oto korkuluklarla / bariyerlerle "yaya girişine kapatılmış olan" yol bölümünde, gayrinizami şekilde, kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek vaziyette, sol şerit üzerinde (yaya olarak) bulunduğu ve sürücü ... yönetimindeki otomobilin sadmesine maruz kalarak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşılmakla gerçekleşen olayda kusurludur.
SONUÇ: Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
A) Sürücü ...'in kusursuz olduğu,
B) Yaya ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu" yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
A.T.K. raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından rapora karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili madde "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.
Çözümlenmesi gereken sorun ZMMS poliçesi bulunan dava konusu araç bakımından meydana gelen iş bu trafik kazası neticesinde olay mahallinin terk edilmesinin tek başına poliçeyi teminat kapsamından çıkarıp çıkarmadığına ilişkindir.
Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu kazanın meydana gelmesine dava dışı ...'in sebep olup tam kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, somut olaya konu yaralanmalı trafik kazasında zararın, dava dışı sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle arttığının ya da ağırlaştığının davalı tarafça ispat edilmediği, dosya kapsamında sunulu raporların yeterli olması sebebiyle yeni bir bilirkişi incelemesine gerek görülmemiş ve kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davalı sigorta şirketinin rücu edebileceği bir tutar bulunmadığı, bu durumda davacı aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olduğu, haksız olarak başlatılan icra takibi sebebiyle ödenen bedelin davalıdan talep edilebileceği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davacının açtığı İSTİRDAT davasının KABULÜ ile,
Davacının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasında ödemiş olduğu 148.284,74-TL'nin ödeme tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 10.129,33 TL harçtan peşin alınan 2.532,34 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 7.596,99 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça yatırılan 2.532,34 TL peşin harç ve 269,85 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.802,19 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oluşan 4.218,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa İADESİNE,
HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurda yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸