T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/886 Esas
KARAR NO : 2025/34
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/09/2023
KARAR TARİHİ : 14/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket hakkında Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı numarası ile açmış oldukları icra takibine (ek 2) 24.04.2023 tarihinde borçlu tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, borçlunun haksız, kötüniyetli ve mesnetsiz olarak yaptığı itirazın iptali gerektiğini, müvekkili ile davalı, davalının yeni kiraladığı iş yerinin elektrik tesisatının yapılması konusunda anlaştıklarını, bu ticari iş ilişkisi kapsamında anlaşılan işlerin tamamı müvekkili tarafından yapıldığını, karşılığında davalıya 18.000,92 TL (ek 3), 72.978,28 TL (ek 4), 9.027,00 (ek 5), 6.210,69 TL (ek 6) ve 59.000,00 TL (ek 7) tutarında toplamda 5 adet e arşiv fatura düzenlendiğini, ancak düzenlenen 59.000,00 TL tutarlı, 9.027,00 TL tutarlı, 6.210,69 TL tutarlı e arşiv fatura, hizmet gerçekleşmiş olmasına rağmen sebepsiz ve haksız yere iade edildiğini, (59.000,00 TL tutarındaki fatura 03.02.2022 tarihinde iade edilmiştir (ek 8). 9.027,00 TL ve 6.210,69 TL tutarın toplamı olan 15.237,69 TL tutarındaki e arşiv fatura da 08.04.2022 tarihinde iade edilmiştir (ek 9). ) ve ödemesi yapılmadığını, ayrıca 02.02.2022 tarihli 72.978,28 TL tutarlı faturadan kalan 7.978,28 TL de ödenmediğini, sonuç olarak toplamda 165.216,89 TL olan alacağın yalnızca 83.000,92 TL si ödendiğini, ödemenin 53.000,92 TL si banka yolu ile (ek 10), 30.000,00 TL si çek olarak ödendiğini, (ek 11). Geriye kalan 82.215,97 TL tutarındaki borcun ödenmediğini, bunun üzerine davalı hakkında Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ...... E. sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak bakiye 82.215,97 TL asıl alacak ve 8.395,3 TL işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, neticede borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ...... E. sayılı numarası üzerinden devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tarafların müvekkilin kullanımında olan taşınmazın elektrik işlerini yapmak için şifahi olarak anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşmaya istinaden davacı tarafından bir kısım elektrik tesisat işi yapılmış ve yapılan işlere karşılık düzenlenen fatura bedelleri davacıya eksiksiz olarak ödendiğini ancak davacı taraf yapmış olduğu iş haricinde, müvekkil davalının izni ve onayı olmaksızın ilave iş yaptığını iddia ederek, taşkın talepte bulunduğunu, davalı tarafın anlaşma haricinde ilave iş yapılmadığını ve bu yönde bir talimatının da bulunmadığını davacı tarafa iletmesine rağmen davacı taraf, tek taraflı iradesi ile bir kısım fatura düzenlemiş ve fatura bedellerini müvekkil davalıdan talep ettiğini, davacı tarafından tanzim edilen bu faturaların hizmet alınmaması ve bu yönde bir işin yapılması talimatının olmaması nedeniyle müvekkil davalı tarafından iade açıklaması ile davacı tarafa iade edildiğini, tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde de müvekkil davalının davacı tarafa borcu bulunmadığının ortaya çıkacağını, davanın reddine, davacı aleyhine 9620'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 18/09/2024 tarihinde sunulan raporda özetle: 1. Davacı tarafın 2022-2023 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, 2. Davalı tarafın 2022-2023 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacı tarafın davalı taraf hakkında 82.215,95 TL asıl, 8.395,58 TL işlemiş faiz olmak üzere 90.611,23 TL toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek yıllık yasal faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyası üzerinden 19.04.2023 tarihinde takibe geçtiği, davalı tarafın 24.04.2023 tarihinde takibe itiraz ettiği, Takibe konu edilen cari hesaba ait davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2022 yılında 4 adet ve KDV dahil 147.215,97 TL tutarlı faturanın olduğu, davacı tarafın iş bu 147.215,97 TL fatura tutarının 82.215,95 TL bakiye tutarı üzerinden takibe geçtiği, Faturaların açıklama kısmına mal hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-arşiv fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, İş bu faturaların tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, “Türk Ticaret Kanunu'nun MADDE 21- (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İfadesi yer almaktadır. Takibe konu cari hesaba ait 4 adet faturanın taraflarca tutarlar birbirini teyit edecek şekilde karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 82.215,95 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa borcunun veya alacağının olmadığı, Takip tarihi itibariyle tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırıldığında taraflar arasında 82.215,95 TL tutarında cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın davalı tarafın ticari defterlerine yaptığı tek taraflı kayıt işlemlerinden kaynaklandığı, Davalı Tarafın Yaptığı Tek Taraflı Kayıt İşlemleri, Davalı tarafın ticari defterlerinde kendi lehine 92.238,61 TL tutarında tek taraflı kayıt işlemi, davacı taraf lehine 10.022,64 TL tutarında tek taraflı kayıt işlemi yaptığı, arada 82.215,95 TL tutarında cari hesap farkının olduğu ve tarafların ticari defterlerinde uyuşmazlığa neden olduğu, Virman kayıt işlemleri, Davalı tarafın ticari defterlerine kendi lehine 18.000,92 TL tutarında, davacı taraf lehine 10.022,64 TL tutarında VİRMAN kayıt işlemi yaptığı, aradaki 7.978,28 TL tutarın davalı taraf lehine olduğu, 7.978,28 TL tutarlı “159 HESABIN 320 HESABINA DEVRİ” ve “320-159 HESAP VİRMANI" açıklamalı kayıt işlemlerinin virman kayıt işlemlerine ait olduğu, iş bu kayıt işlemlerinin gerekçesi ile birlikte ispat edilmesi gerektiği, tutarlı iade faturasına ait olduğu, faturanın açıklama kısmına REKLAMASYON GELİRLERİ diye yazıldığı, iş bu kayıt işleminin gerekçesi ile birlikte ispat edilmesi gerektiği, Takibe konu edilen cari hesaba ait davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2022 yılında 4 adet ve KDV dahil 147.215,97 TL tutarlı faturanın olduğu, davacı tarafın iş bu 147.215,97 TL fatura tutarının 82.215,95 TL bakiye tutarı üzerinden takibe geçtiği, İş bu faturaların tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği, Davalı tarafın ticari defterlerine kendi lehine yaptığı 7.978,28 TL tutarında VİRMAN kayıt işlemi ile yine kendi lehine yaptığı 74.237,69 TL tutarında olmak üzere toplam 82.215,97 TL tutarındaki kayıt işleminin taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığının kaynağı olduğu ve davalı tarafın ticari defterlerine yaptığı tek taraflı kayıt işlemlerini ispat etmesi gerektiği, Netice itibariyle, ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 82.215,95 TL alacaklı olduğu, Teknik değerlendirme sonuç olarak; Her ne kadar mahallinde inceleme yaptığım esnada davalı tarafça mahal tahliye edilmişse de, gerek demonte edilen imalat izleri (kablo tavası, pano, kablo vb), gerekse mahallinde halen mevcut bulunan ana dağıtım panosu, tava ve pano iç donanım şalt malzemelerinden, yukarıda değerlendirmeleri yapılan her bir fatura konusu tutar kadar davacı tarafça iş yapıldığına kanaat getirilmiştir. Faturalardaki birim fiyatların piyasa rayiçlerine uygun oldukları, Takibe konu asıl alacak bedelini ihtiva eden faturalar ile mahalde davacı tarafça yapıldığı belirtilen iş kalemleri arasında illiyet bağı kurulabileceğine, faturalarda ilave/gereksiz iş kalemi bulunmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; Eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsiline yönelik itirazın iptali talebi hakkındadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davacı taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağını dayanak göstererek davalı hakkında icra takibi başlatmış olup, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerine icra takibi durdurulmuş, davacı tarafından itirazın iptali talep edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde; taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesi gereğince davalının iş yerinde çeşitli işler yapıldığını ve davalının talebi üzerine ilave işler de yapıldığını ve davalıya fatura kesildiğini, takibe dayanak faturalara konu işlerin yapılarak davalıya teslim edildiğini, davalının kısmi ödeme yaptığını ancak takibe dayanak faturaları iade ettiğini ve ödemesini yapmadığını belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; taraflarca davalıya ait iş yerindeki elektrik işleri için sözlü anlaşma yapıldığını ve anlaşmaya konu bedelin eksiksiz ödendiğini, ilave bir iş yapılmadığını, davacıya böyle bir talimat verilmediğini, tek taraflı kesilen faturaların iade edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yapıldığı, usulüne uygun olarak tutulduğu, ilgili taraflar lehine delil kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafından takibe dayanak yapılan faturalar incelendiğinde; 02.02.2022 tarihli faturadan bakiye 7.978,26-TL, 15.02.2022 tarihli faturadan 6.210,69-TL, 15.02.2022 tarihli faturadan 9.027,00-TL, 16.03.2022 tarihli faturadan 59.000,00-TL bedel bulunduğu, faturaların tarafların ticari defterlerine usul ve yasaya uygun olarak kaydedildikleri bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Taraflara ait vergi dairesinden getirtilen BA BS form kayıtları incelendiğinde; Davalı tarafın 2022 yılı şubat ayında BA Formu ile davacı tarafa ait 3 adet ve KDV hariç takibe konu 74.759,30 TL tutarlı faturayı beyan ettiği, mart ayında BA Formu ile davacı tarafa ait 1 adet ve KDV hariç 50.000,00 TL tutarlı takibe konu faturayı beyan ettiği tespit edilmiştir. Nitekim söz konusu faturalar davacı tarafından da BS formu ile beyan edilmiştir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, eser sözleşmelerinde alacaklı satıcının faturaya konu işi yaparak iş sahibine teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı - alıcı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu işin yapılarak iş sahibine teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin ve işin yapıldığının kesinleştiği bu suretle alacaklı yüklenici lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi 2024/134 E., 2024/395 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ise ...... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi de ...... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Bilirkişi tarafından tespit edilen Davalının ticari defter ve cari hesap kayıtlarına ilişkin olarak bilirkişi raporundaki tespitler değerlendirildiğinde; davalı tarafından davacının kestiği 02.02.2022 tarihli 72.978,28-TL bedelli, 15.02.2022 tarihli 6.210,69-TL bedelli, 15.02.2022 tarihli 9.027,00-TL bedelli ve 16.03.2022 tarihli 59.000,00-TL bedelli faturaların cari hesap kayıtlarına alınarak davalının defterlerine kaydedildiği, sonrasında 29.03.2022 tarihli fatura ile davacı tarafından kesilen 16.03.2022 tarihli 59.000,00-TL bedelli faturaya yönelik iade faturası kesildiği, 08.04.2022 tarihinde ise 08.04.2022 tarihli fatura ile davacı tarafından kesilen 15.02.2022 tarihli 6.210,69-TL bedelli, 15.02.2022 tarihli 9.027,00-TL bedelli faturalara yönelik iade faturası kesildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından davacının kestiği 02.02.2022 tarihli 72.978,28-TL bedelli faturaya yönelik olarak ise iade faturası kesilmediği anlaşılmaktadır. Nitekim davalı tarafından kesilen iade faturalarının altındaki açıklamalardan da bu husus anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
İlgili hükümden görülebileceği üzere faturayı alan kişinin sekiz gün içerisinde faturanın içeriğine itiraz ve iade etmemesi halinde faturanın içeriği kesinleşecek, aksini ispat yükü ise faturayı alan kişiye geçecektir. Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; Davacı tarafından davalı aleyhine kesilen 02.02.2022 tarihli 72.978,28-TL bedelli, 15.02.2022 tarihli 6.210,69-TL bedelli, 15.02.2022 tarihli 9.027,00-TL bedelli faturaların davalı tarafından yasal süresi içerisinde iade edilmediği, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarına işlenerek vergi dairesine bildirilmiş olması suretiyle davalıya tebliğ ve teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, faturalara konu işin yapılarak teslim edildiğinin ve fatura içeriklerinin kesinleştiği, aksini ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından kesilen 08.04.2022 tarihli fatura ile davacının kestiği 15.02.2022 tarihli 6.210,69-TL bedelli, 15.02.2022 tarihli 9.027,00-TL bedelli faturalara yönelik iade işleminin yasal süresi içerisinde olmadığı söz konusu iadenin yaklaşık 2 ay sonra olduğu sabittir. Dolayısıyla aksini ispat yükü davalı üzerindedir.
Bu noktada davacı tarafından sunulan yapıldığı iddia edilen işlerin öncesi ve sonrasına ait resimler ve video kaydı ile bilirkişi heyetince yerinde yapılan incelemeler sonucunda davacının faturaya konu işleri yaptığını ispatladığı, bilirkişi tarafından davacının yaptığı belirtilen faturaya konu işlerin piyasa değerine uygun olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından davacının yaptığı bir kısım işlerin sökülerek adresten taşınılması karşısında başkaca bir tespitin mümkün olamayacağı, davacı tanığının tanık beyanlarının da davacı tarafından belirtilen işlere ve fatura içeriğine uygun olduğu, yukarıda detaylıca değerlendirildiği ve tespit edildiği üzere davalı tarafından davacının düzenlediği faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, aksine faturaların deftere işlendiği ve yasal süresinden sonra 08.04.2022 tarihinde iade faturası kesildiği, 02.02.2022 tarihli 72.978,28-TL bedelli faturaya ise iade ve itirazda bulunulmadığı ve kesinleştiği, bu fatura yönünden herhangi bir iade faturasının da tanzim edilmediği sabit görülmüştür.
Bu itibarla davalının yasal süresi içerisinde iade ve itiraz etmediği faturalara konu işi benimseyerek defterlerine kaydettiği, yaklaşık 2 ay sonra iade faturası düzenlenmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, kesinleşen ve davacı lehine karine olarak kabul edilen faturalara konu işlerin yapılmadığının davalı tarafından ispatı gerektiği, davalının bir adet tanık dışında iddiasını ispata yarar herhangi bir delil sunmadığı, ilgili faturaların yasal süresi içerisinde itiraz ve iadeye konu edilmeyerek yaklaşık 2 ay sonra iadesinin basiretli tacir yükümlülüğüne uygun olmadığı, davacı tanığının beyanı ile bilirkişiler tarafından tespit edilen işlerin ve fatura içeriği ile yine davacı tarafından sunulan dosyada mübrez yapılan işlerin öncesi ve sonrasına ait fotoğraf ve video kayıtlarının davacının iddialarını desteklediği anlaşılmakla davalının savunmalarına ve bilirkişi raporuna itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davalı tarafından süresi içerisinde iade ve itiraz edilen tek faturanın davacı tarafından kesilen 16.03.2022 tarihli 59.000,00-TL bedelli fatura olduğu, bu faturanın içeriğinin de yapılan işlere yönelik işçilik montaj bedeline ait olduğu, yukarıda da belirtildiği üzere malzemeler ve diğer işlere ilişkin faturaların kesinleşmiş ve davalı tarafından aksinin ispat edilemediği gözetildiğinde, işçilik ve montaja ait süresi içerisinde iade edilen faturadan kaynaklı alacağın davacı lehine kabulü gerektiği, bilirkişi raporunda da söz konusu fatura ve işçilik bedelinin yapılan işlere ve süresine göre uygun olduğunun tespit edildiği gözetildiğinde davaya konu icra takip dosyasında takibe konu 82.215,97 TL asıl alacak yönünden davacının davasının kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına itiraz edilmiş ise de davacının yasal faiz talep ettiği, yasal faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından işlemiş faiz alacağı talep edilmiş ise de davalının 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesine göre temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından ancak takip tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Alacağın likit olduğu ve faturaya dayalı olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 16.443,19-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de davacının asıl alacak yönünden davasının tam kabulüne karar verildiği, işlemiş faiz yönünden davanın kısmen reddine karar verildiği, feriler yönünden tazminatın söz konusu olamayacağı anlaşılmakla Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE
Buna göre; Davaya konu icra takip dosyasında takibe konu 82.215,97-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı bakımından davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 16.443,19-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE,
4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 5.616,17-TL harcın peşin alınan 1.096,36-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 4.519,81-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 1.096,36-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.366,21-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 2.830,92-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 289,08-TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
7-Davacı tarafça yapılan 9.249,25-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 8.392,29-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davalı tarafça yapılan 38,40-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3,5-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, kalan kısmının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 8.395,26-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (Bilirkişi olarak görevlendirilen ......' un toplam ücreti olan 4.500,00-TL ödendikten sonra) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
12-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2025
Katip ......
¸e-imza
Hakim ......
¸e-imza