T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/922 Esas
KARAR NO : 2024/544
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/09/2023
KARAR TARİHİ : 27/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya mimari tasarım ve danışmanlık hizmeti vermiş olduğunu, bu hizmetten kaynaklanan alacaklarının davalı borçlu tarafından ödenmemesi neticesinde borçlu aleyhinde İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası nezdinde icra takibi başlatılmış olduğunu, ancak borçlu vekili tarafından sunulan 28.12.2022 tarihli dilekçe ile takibe itiraz edilerek durdurulduğunu, sürecin arabuluculuk ile çözülememesi neticesinde işbu davanın ikame edilmesi zorunluluğu doğduğunu, taraflar arasında 06.04.2021 tarihli Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, bu Sözleşme uyarınca müvekkilinin davalıya ait "... Mah. ... Bulvarı ..Sitesi ... Villa Blok No:4 İç Kapı No:9 Büyükçekmece İSTANBUL" adresindeki taşınmazın mimari projelendirme, konsept, uygulama projeleri, ihale dosyaları ve Sözleşme kapsamında anılacak hizmetlerle tanımlanan tasarım ve 3D proje çizim görsellerinin hazırlanması hizmetlerini vermeyi, davalı ise bu hizmete karşılık Sözleşme'nin 6. Maddesinde düzenlenen şekilde ödeme yapmayı kabul ettiğini, bu Sözleşme ile düzenlenen hizmet ilişkisi gereği müvekkilinin davalıya tam ve eksiksiz hizmet vermiş olduğunu ve Sözleşme'deki tüm sorumluluklarını yerine getirmiş olduğunu, ancak verilen hizmetlere karşılık davalıya gönderilen 26.04.2022 tarihli ve .... numaralı faturaya davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi işbu faturaya ilişkin kısmi ödemeler yapılmış olduğunu ancak icra takibine konu edilen tutar kadarlık bir kısmı müvekkiline ödenmediğini, bu bağlamda davalının icra dosyasına yaptığı itirazın açıkça haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapılan 28.12.2022 tarihli haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı tarafça net bir şekilde bilinen likid alacağına yapılan itiraz nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
İstanbul .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası uyaptan celp edilmiş olmakla, icra dosyası incelendiğinde; davacı / alacaklı şirketin, davalı / borçlu şahıs aleyhine 47.775,00-TL asıl alacak, 5.396,28 -TL işlemiş faiz olmak üzere TOPLAM 53.171,28 -TL alacağının tahsilinin talep edildiği, asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte, icra masrafı, vekalet ücreti ile birlikte tahsili için icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde itiraz ettiğini belirterek takibin durmasına sebebiyet verdiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, bilirkişi Mali Müşavir ... 'ın 29/03/2024 tarihli raporunda özetle; Davacı 2021-2022 yılı defterleri üzerinde yapılan incelemede defter ve belgelerin
teyit eder nitelikte olduğu,
davacının 2022 yılı ticari defterlerine göre davacının kaydi olarak 47.775,00 TL
alacaklı göründüğü,
davacının 2023 yılı defterlerinin bastırılmadığı tespit edildiğini,
“muhasebe fişlerine konu muamelelerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 219 uncu
maddesinde yer alan hükümler uyarınca, en geç 45 gün içinde bu fişlerden yararlanılarak
yevmiye defterine kayıtlarının yapılması gerekmekte” hüküm altına alındığını, davacının ibraz olunan defterlerin süresinde oluşturulduğu olduğu, davacının
2021-2022 yılları ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu,
davalının Büyükçekmece Vergi Dairesi’nden alınan mukteza sonucu ...
takibe konu alacağın olduğu tarihte tacir olmadığı,
Büyükçekmece Vergi Dairesinde Gayri Menkul Sermaye İradından gelir vergisi
mükellefiyetinin olduğu bilgisi verildiğini, davacının takip konusu alacağının dayanağı faturaların davalı aleyhine borç
doğurduğu takdiri davacı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetlerinin mahkeme takdirinde olduğunu, takipten önce temerrüt oluşmadığından işlemiş faiz talebinin yersiz olduğu, TTK
1530. Maddesinin uygulanmasının uygun olduğu,
sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği anlaşılmıştır.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 47.775,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği kabul edilerek açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
-Davalının aleyhine yapılan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE,
-Takibin asıl alacak miktarı olan 47.775,00-TL üzerinden aynen DEVAMINA,
-Hüküm altına alınan asıl alacağa davacının takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden itibaren yasal faiz İŞLETİLMESİNE,
-Hüküm altına alınan asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE,
-Fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 3.263,51-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 642,18-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.621,33-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 2.645,00-TL arabuluculuk ücretinin 2.377,00-TL'sinin davalıdan tahsili ile geri kalan 268,00-TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 5.396,28-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından sarf edilen 269,85- TL başvurma harcı ve 642,18-TL peşin harç olmak üzere TOPLAM 912,03-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafça sarf edilen 4.398,75-TL yargılama giderinin davanın kabul oranı dikkate alınarak 3.952,27-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, geri kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Gider avansından artan olur ise karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza