T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/999 Esas
KARAR NO : 2025/791
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/10/2023
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar Esenyurt Belediye Başkanlığı'nın ..... ihale kayıt numaralı ihalesi kapsamında birtakım alt yapı işlerini üstlendiğini, akabinde de söz konusu işin %2 karı kendilerinde kalmak üzere 24/01/2019 tarihli alt taşeronluk sözleşmesini düzenleyerek üstlendikleri iş kül halinde müvekkil şirkete devrettiğini, nitekim 25/01/2019 tarihli yazı ile devir ve alt taşeronluk hususu Esenyurt Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü'ne bildirildiğini, davalıların kendisine taşare ettiği işleri tam ve eksiksiz tamamladığını, sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini layığıyla yerine getiren müvekkilin yapılan iş karşılığında davalılara toplamda 10.772.903,40-TL'lik fatura kestiğini, müvekkilin kestiği faturalara karşılık, davalıların müvekkile yapmış olduğu ödemenin yalnızca 8.154.475,44-TL olduğunu, davalıların müvekkilin geriye kalan 1.653.969,94-TL alacağını ödemekten imtina ettiğini beyanla 1.653.969,94-TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 26.11.2018 tarihli ..... ihale kayıt numaralı Esenyurt Belediyesi işi Müvekkil .... ORTAKLIĞI uhdesinde kaldığını, belediye tarafından tanzim edilen iş bitirme belgesinin tutarını daha yüksek alabilmek adına, ...... yetkilisi ..... %2 tenzilat ile hukuken geçerliliği olmayan bir sözleşme daha yapılmasını müvekkillerden talep ettiğini, aynı anda ayrı bir protokol belgesi ile de müvekkil şirketler ile davacı iş akdi için geçerli tenzilat oranın %10 olacağı ..... 'ın imzasıyla imza altına alındığını, geçerli tenzilat oranı %10 olduğundan, ...... tarafından kesilen yüksek faturalara 23.05.2019 tarihinde 743.298,93 TL + KDV iade faturası kesilerek cari hesaplara intikal ettirilmiş ve cari hesaplarda ortaklığımız fatura borcu geçerli sözleşme olan %10 tenzilat oranı tutarlarına düzeltildiğini, davacı ile imzalanan alt yüklenici sözleşmesine istinaden hesaplanan ve fatura edilen hakediş bedelleri tamamı ile ödendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ;24/01/2019 tarihli Alt Taşeronluk Sözleşmesi uyarınca davalılardan 1.653.969,94-TL alacağının tahsili talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının davalıdan sözleşmeden kaynaklanan alacağı bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarının hesaplanması hususlarından kaynaklandığı, mahkememizce tespit edilmiştir.
Mahkememizce delil olarak İTSM 'ye Kadıköy vergi dairesine Esenyurt vergi dairesine Esenyurt belediye başkanlığına Bakırköy ..... Asliye Ticaret mahkemesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, istenen bilgi ve belgelerin gönderildiği görülmüştür.
Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 05/09/2024 tarihinde sunulan raporda özetle: "Dava konusunun, davacının davalıdan sözleşmeden kaynaklanan alacağı bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarının hesaplanması hususlarına ilişkin olduğu, Davacının 6102 sayılı TTK m. 64/3 ve VUK m. 182'ye göre bilanço esasına tabi olduğu, Davacının dava konusu cari hesap ilişkisini kapsayan 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin kağıt ortamında tutulduğu, 2019 ve 2020 yılları zorunlu açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı, 2021, 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu, açılış ve kapanış e-defter beratlarının zamanında gönderildiği, 2021, 2022 ve 2023 yılları envanter defterlerinin tarafımıza sunulmadığı, ticari defterlerinin HMK m.222 gereğince Davacı lehine delil takdirinin sayın Mahkemenizde olduğu, Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda Davacı ticari defterlerine göre Davacının Davalıdan 8.140.692,71 TL alacaklı olduğu, ancak davalı tarafından talep edilen alacak tutarının 1.653.969,94 TL olduğu, Her iki taraf BA — BS formlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, karşılıklı olarak düzenlenen faturaların birbirleriyle uyumlu olarak beyan edildiği, Davalı tarafından dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, Heyetimize tevdi edilen dosya münderecatından taraflar arasında davacının “Alt Yüklenici” davalının “Yüklenici” dava dışı belediyenin ise “İşveren” olarak tanımlandığı 25.01.2019 tanzim tarihli “Alt Yüklenici Sözleşmesi” akdedildiğinin müşahede edildiği, Davacının “sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerin layığıyla yerine getirildiği ve yapılan iş karşılığında davalılara toplamda 10.772.903,40 TL'lik fatura kesildiği, ancak davalıların yapmış olduğu ödemenin yalnızca 8.154.475,44 TL olduğu ileri sürülerek bakiye 1.653.969,94 TL alacağın tahsili iddiasında olduğu, bu noktada öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki sözleşme bedelinin 8.457.934,14 TL olduğu hususu nazara alındığında salt sözleşme kapsamında davacının bakiye 303.458,70-TL'lik alacağının kaldığının anlaşıldığı, Ancak sözleşmenin 3. madde hükmünde “YÜKLENİCİ bu iş kapsamında IŞVEREN'den alınacak fiyat farkları yaptığı iş oranında 9610 (YüzdeOn) tenzilat ile ALT YÜKLENİCİ'ye ödenecektir” hükmünün bulunduğu, dolayısıyla davacının 1.350.511,24-TL'lik farkı, dava dışı belediye tarafından davalılara ödenen fiyat farkına istinaden mi talep ettiğinin dosya münderecatından anlaşılamadığı, zira heyetimize tevdi edilen dosyada davalıların fiyat farkı alıp almadığını tevsik edecek bir belgenin bulunmadığı, Öte yandan sözleşmenin “İŞ'İN KONUSU” başlıklı 3. maddesinin son cümlesine göre “Dolayısıyla iş anahtar teslimi yapılacak ancak ödemeler tenzilatlı birim fiyatlar üzerinden yapılacaktır.” bahse konu sözleşmede tenzilat oranının 9610 olduğunun müşahede edildiği, buna karşın davalılar tarafından sunulan dilekçelerde “davacının iş bitirme belgesini daha yüksek alabilmek adına davalılar ile bir protokol imzaladıkları, geçerli olan protokolün yüzde 2 tenzilat değil, yüzde 10 olarak imzalanış sözleşmeler olduğu, tarafların aynı anda ayrı bir protokol belgesi ile de davalı şirketler ile davacı iş akdi için geçerli tenzilat oranın 9010 olacağını davacı yetkilisi .......'ın imzasıyla imza altına aldıklarını ileri sürüldüğü, Cevap dilekçesi ekinde yer alan “PROTOKOL” başlıklı ve bila tarihli belgeye göre alt yüklenicinin resmi alt yüklenici sıfatıyla işverenden alacağı iş deneyim belgesinin tutarını yüksek alabilmesi için; yüklenici ve alt yüklenici arasında asıl olarak anlaşılan 9610 luk birim fiyat tenzilat oranının dışında 2 (iki) adet 962 birim fiyat tenzilat oranı zikredilen sözleşme nüshasının kaşe ve imzası bulunan taraflarca tanzim edildiği ve imza altına alındığının, söz konusu alt yüklenici sözleşmelerinin taraflar arasındaki ticari ilişkiye mahsus herhangi bir hükmü olmadığının taraflarca kabul edilmiş olduğunun, bu sözleşme nüshalarının işveren nezdinde iş deneyim belgesi almak dışında başka bir kurumda kullanılmaması hususunda taraflar bu protokol dahilinde gayri kabili rücu olarak anlaşılıp protokolün imza altına alındığının müşahede edildiği, Hâl böyle olunca dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine hangi tenzilat oranının uygulanması gerektiği hususu açıkça anlaşılamamakta olduğu, Şayet Sayın Mahkemece 25.01.2019 tanzim tarihli “Alt Yüklenici Sözleşmesi'nin” 5. Maddesinin esas alınması durumunda tenzilat oranının 9610 olacağı ifade edilebilecek iken; Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda ise tenzilat oranının 902 olduğunun ifade edilebileceği, Bununla birlikte her ne kadar heyetimizce davacının hakediş alacağının hesaplanması yapılmak istenmişse de taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamındaki iş bedelinin tespiti için Esenyurt Belediye Başkanlığı'ndan ...... numaralı ihale kapsamında yapılan kesin hesap (varsa) ve tüm hakedişleri (tüm sayfaları ile birlikte) içeren ihale evraklarının tamamının dosyaya istenmesi (CD içerisinde) ve dosyaya eklenmesinin yerinde olacağı, " sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından 19/12/2024 tarihinde sunulan ek raporda özetle : "Davacının 6102 sayılı TTK m. 64/3 ve VUK m. 182'ye göre bilanço esasına tabi olduğu, Davacının dava konusu cari hesap ilişkisini kapsayan 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin kağıt ortamında tutulduğu, 2019 ve 2020 yılları zorunlu açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı, 2021, 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu, açılış ve kapanış e-defter beratlarının zamanında gönderildiği, 2021, 2022 ve 2023 yılları envanter defterlerinin tarafımıza sunulmadığı, ticari defterlerinin HMK m.222 gereğince Davacı lehine delil takdirinin sayın Mahkemenizde olduğu, Davalının 6102 sayılı TTK m. 64/3 ve VUK m. 182'ye göre bilanço esasına tabi olduğu, Davacının dava konusu cari hesap ilişkisini kapsayan 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin kağıt ortamında tutulduğu, 2019 ve 2020 yılları zorunlu açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı, 2021 yılı ticari defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu, ticari defterlere göre ortaklığın Haziran 2021 itibariyle sona erdiği, açılış ve , ticari defterlerinin HMK m.222 gereğince Davalı lehine delil takdirinin sayın Mahkemenizde olduğu, kapanış e-defter beratlarının zamanında gönderildi, Davacı ticari defterlerine göre Davacının Davalıdan 8.140.692,71 TL alacaklı olduğu, ancak davacı tarafından talep edilen alacak tutarının 1.653.969,94 TL olduğu, Davalı ticari defterlerine göre Davalının Davacıya 3.768.174,79 TL borçlu olduğu, ancak Davalı cevap dilekçesinde Davacıya borcunun olmadığının beyan edildiği, Davacı taraf talebinin (1.653.969,94 TL), Davalı taraf ticari defterlerindeki Davalının Davacıya olan borç tutarından (3.768.174,79 TL) daha az olduğu, Her iki ticari defter arasında 4.372.517,92 TL fark olduğu, farkın, Davalı tarafından Davacıya yapılan nakden, mahsuben ve çekle yapılan ödemelerin Davacı taraf ticari defterlerine kaydedilmemesinden kaynaklandığı, buna göre Davacı tarafın iş bu ödemeleri yaptığına dair ispat yüküne ilişkin takdirin Sayın Mahkemede olduğu, Bununla birlikte heyetimizce davacının hakediş alacağının hesaplanması adına Sayın Mahkeme tarafından taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamındaki iş bedelinin 'ndan ...... numaralı ihale kapsamında yapılan kesin hesap (varsa) ve tüm hakedişleri (tüm sayfaları ile birlikte) içeren ihale tespiti için Esenyurt Belediye Başkanlı; evraklarının tamamının dosyaya istendiği, ancak Belediye tarafından dosyaya sunulan bir belgeye rastlanılmadığı," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından 27/05/2025 tarihinde sunulan ek raporda özetle: "Esenyurt Belediye Başkanlığı 15/01/2025 tarihli yazı ekinde 3 nolu kesin hesap hakkedişi gönderilmiştir. Bu hakkediş raporu kapağında toplam yapılan iş bedelinin 9.243.833,27TL olduğu, bir önceki hakkediş ödemesinin 9.270.934,65TL üzerinden ödemesi nedeni ile yüklenici alacağının eksi bakiyeli çıktığı görülmüştür. Toplam yapılan iş bedeli 9.243.833,27TL4KDV (9618) olduğu anlaşılmaktadır. Hakkedişlerde fiyat farkı olmadığı görülmüştür. 9010 olduğu kanaatine varılı durumunda; 9.243.833.27TLx(1-9610)4#KDV (9418)5 8.319.449,94TL4 KDV (9618)- 9.816.950,93TL Dava dilekçesinde taraflarına 3. Kişilere yapılan ödemeler dahil 8.154.475,44TL ödendiğinin belirtildiği, buna göre bakiye; 9.816.950,93TL-8.154.475,44TL= 1.662.475,49TL olarak hesaplanmaktadır. 902 olduğu kanaatine varılması durumunda; 9.243.833,27TLx(1-902)4KDV (9418)5 9.058.956,60TLA4 KDV (9618)5 10.689,568,79TL Dava dilekçesinde taraflarına 3. Kişilere yapılan ödemeler dahil 8.154.475,44TL ödendiğinin belirtildiği, buna göre bakiye; 10.689.568,79TL -8.154.475,44TL—535.093,35TL olarak hesaplanmaktadır. Davacı ticari defterlerinde davacının davalıdan olan alacağının 8.140.692,71-TL odluğu davalı ticari defterlerinde davalının davacıya olan borcunun 3.768.174,79-TL odluğu davacı tarafından talep edilen tutarın 1.653.963,94-TL olduğu görüldüğü" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı ve davalı arasındaki alt taşeronluk sözleşmesinden kaynaklı olarak davalının davacıya yaptırdığı eser sözleşmesi kapsamındaki işler yönünden davalının davacının alacağını ödemediği iddiasına dayandığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce tarafların ticari defter, kayıt ve belgelerinin incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden 31.03.2019 tarihinde ve 10.05.2019 tarihinde toplamı 10.722.903,45-TL olan taraflar arasındaki alt taşeronluk ve eser sözleşmesine istinaden iki ayrı fatura kesildiği, söz konusu faturaların hem davacının hem davalının ticari defterine işlendiği, sonrasında davalı tarafından 31.05.2019 tarihinde davacı aleyhine 877.210,74-TL bedelli iade faturası düzenlendiği bu faturanın da tarafların ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, BA BS formları ile taraflarca her üç faturanın da vergi dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ve davalının ticari defter ve kayıtları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya borcunun 8.140.692,71-TL olduğu anlaşılmaktadır. Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ise davalının davacıya 3.768.174,79-TL borçlu olarak gözüktüğü anlaşılmaktadır. Tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki borç farkının 4.372.517,92-TL olduğu anlaşılmakta olup bu farkın davalı tarafın defter kayıtlarına işlediği bir takım ödemelerin davacının defterine işlenmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 19.12.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda söz konusu ödemeler detaylı olarak tespit edilmiş ve dökümlenmiş olup, bir kısmının çek ödemesi olduğu, bir kısmının banka kanalıyla yapılan ödemeler olduğu, bir kısmının davacı adına taraflar arasındaki sözleşme ve asıl belediye ile davalı arasındaki sözleşme gereğince üçüncü kişiye yapılan SGK işçi ödemeleri olduğu anlaşılmaktadır.
Dava dosyası bu kapsamda değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davacı tarafından davalı aleyhine 31.03.2019 tarihinde ve 10.05.2019 tarihinde toplamı 10.722.903,45-TL bedelli faturaların keşide edildiği ve sonrasında davalı tarafından davacı aleyhine keşide edilen 31.05.2019 tarihli 877.210,74-TL bedelli iade faturasının tarafların ticari defterlerine işlendiği ve taraflarca vergi dairesine BA BS formları ile bildirildiği, bu suretle taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davacının hak ediş alacağının taraflar arasında bu şekilde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu eser sözleşmesi kapsamında işi yapıp teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı yüklenici tarafından kesilen faturaların davalı borçlu işsahibi tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi ve ticari defter kayıtlarına işlenmesi halinde faturaya konu işin yapılarak teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin ve alacağın davacı yüklenici lehine kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçlu iş sahibine geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ise ...... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ......'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ..... Hukuk Dairesi de ...... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/1719 E., 2024/815 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder.
Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir."
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de 2022/4227 E., 2024/1361 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen faturaların davacı ve davalı tarafından BA BS formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde tamamına yönelik olarak itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde işin yapıldığının ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından kendi ticari defter ve kayıtlarına işlendiği bu suretle davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; dava tarihi itibariyle davalının ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı tarafından davalıya kesilen ve davalı tarafından davacıya kesilen fatura sonrasında davacının taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden kestiği faturalara yönelik kesinleşen ve tarafların ticari defter ve kayıtlarına işlenerek vergi dairesine bildirilen toplam davacı alacağının 9.845.692,71-TL olduğu, davalı tarafından davacıya yaptığı ve taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalının davacı adına üçüncü kişilere yapılan ödemeler toplamının ise 6.077.517,92-TL olduğu ve ödemelerin davalının ticari defter ve kayıtları ile ispatlandığı, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının defterine işlenen davacı tarafından kesilen fatura borçları toplamı olan 9.845.692,71-TL alacak miktarından yine davalının defterindeki ispatlanan ödemeler miktarı olan 6.077.517,92-TL düşüldüğünde davalının davacıya 3.768.174,79-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu noktada davacının alacağını ispatladığı anlaşılmakta olup, ispat yükünün davalı üzerine geçtiği borcun sona erdiğinin ve ödendiğinin davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir.
Bu noktada hemen belirtilmeli ki davalı tarafından işin yapılmadığı, eksik yapıldığı, geç teslim edildiği veya ayıplı teslim edildiğine yönelik herhangi bir savunma bulunmamakta olup, davalının ticari defter ve kayıtları ile ispatlanan davalının defterine göre tespit edilen 3.768.174,79-TL davalının davacıya olan borcunun ödendiğinin davalı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir.
Ancak davalı tarafından kendi ticari defterlerine kayıtlı olan davacıya borçlu göründüğü 3.768.174,79-TL'nin ödendiğine yönelik olarak herhangi bir delil sunulmamış olup, davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde ispat yükü üzerine düşen davalının borçlu olmadığını ispat edemediği anlaşılmıştır.
Davacı 29.05.2025 tarihli dilekçe ile davadaki alacak miktarını 3.768.174,79-TL'ye ıslah etmiş olup, arttırılan miktara ilişkin harçların yatırıldığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından dava dilekçesinde yasal faiz talep edilmiş, sonrasında sunulan 29.05.2025 tarihli ıslah dilekçesinde ticari avans faizi talep edilmiş ise de dava başlangıcında istenen faiz türünün ıslah ile sonradan değiştirilemeyeceği anlaşılmakla davacının 3.768.174,79-TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Davacının ıslah talebinin kabulü ile 3.768.174,79-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 257.404,01-TL harcın peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 256.788,61-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
5-Davacı tarafça yapılan 19.578,25 -TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 445.453,98-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/07/2025
Başkan .....
¸e-imza
Üye .....
¸e-imza
Üye .......
¸e-imza
Katip ......
¸e-imza